Kitap Künyesi
Yazar: Ataol Behramoğlu
Yazar: İsmet Özel
Yayın Evi: Oğlak Yayıncılık
İSBN: 9789753290395
Sayfa Sayısı: 240
--reklam--
Genç Bir Şairden Genç Bir Şaire Mektuplar Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
"İsmet Özel'le, şair ve insan olarak, ortak yanlarımız kadar, farklı ve hatta karşıt yönlerimiz de bulunduğuna (...) değinmiştim. (...) Tek bir şeyden ise hiç kuşku duymadım: Bizi buluşturan şeyler, dün olduğu gibi bugün de, "bayağı" olmayan şeylerdir."
-Ataol Behramoğlu'nun Önsöz'ünden-
"Ataol'la tanışıklığımız kısa sürede riyasız, içten bir dostluğa dönüştü. Bunda siyasi tavrımızın olduğu kadar edebiyata ve şiire bakışımızın yönündeki koşutluğun rolü büyükütü kuşkusuz."
-İsmet Özel'in Önsöz'ünden-
Türk şiirinin bu iki şairinin her ikisi de birbirlerinin önsözlerini daha önceden okumamışlar ve okurlarıyla birlikte kitap basıldıktan sonra görmüşlerdir.
Oğlak Yayınları, bu iki ustanın, Türkiye'nin en çalkantılı yılları olan 1965-75 arasındaki mektuplaşmalarını gururla yayınlıyor.
--reklam--
Genç Bir Şairden Genç Bir Şaire Mektuplar Alıntıları - Sözleri
- Hayatımız acılarla, düş kırıklıklarıyla, zorlu didişmelerle geçecek. Ama umutsuz değiliz.
- Bu pis dünyada aklı başında bir kaç adamın birbirine girmesini saçma buluyorum .
- “Keşke” diye yazmıştım arkadaşlarımdan birine, “aramızdaki mesafe sadece kilometrelerle ölçülebilen cinsten ibaret olsaydı.” İsmet Özel
- "Günler geçer derlerdi" aslında, "günler gelip de geçmez, delip de geçer."
- Duygularım, iç güdülerim, tasarılarım. Her şey büyük bir karmaşayla üstüme çullanıyor.Hayat karşısında acıdan çok bulantı duyuyorum, bu bir gerçek. Bazı önyargılar adına yalana saplanmak benden uzak olsun. Yalnızım ve en kuvvetli tarafım da bu. İsmet Özel
- Her şeye rağmen umutlu ve yaşamaya çok yakın duyuyorum kendimi. Aşamalar içinde miyim, hayır. Ama o aşamalar için gerekli tohumları besliyorum içimde.
- Aslında biraz kırgınım, üzgünüm, epeyce de sinirliyim. İşimiz çok zor.
- “Tek bir şeyden ise hiç kuşku duymadım:Bizi buluşturan şeyler dün oldugu gibi bugün de, ‘bayağı’ olmayan şeylerdir.” Ataol Behramoğlu 14.12.1994
- ben içimde bir acıyla boyna bir resim yapardım
- Bunalımların canı cehenneme
- Ben hiç iyi değilim.Kötü,karanlık bir durumdayım. Yönsemelerim kesinliklerini açıklıklarını kaybettiler. Neyi niçin yapmam gerektigini bilmiyorum. Ne oldugumu.Ne halt edecegimi de Bazan beynim uyuşuncaya kadar okuyorum,bazan saatlerce uyur gibi dolaşıp duruyorum. Ara sıra o çok iyi bileceğin yogun, esrarengiz şiirsel duygu, o bir çeşit serüven duygusu,o güzelim çoşku yüreğime değiyor ya oturup şiir yazamıyorum …
- Anladım neden yorgunluk İyimserlik getiriyor insana.
- İşte böyle dostum. İnsan zamanla belki daha az hayalci oluyor.
- Bana gelince: her zamankinden daha kötüyüm. Birbirini tutmaz, sersemce şeyler düşünmekten beynim çatlayacak gibi oluyor ve resmen tansiyonum düşüyor.
--reklam--
Genç Bir Şairden Genç Bir Şaire Mektuplar İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Bir Zamanlar Mektuplar Vardı: Bir zamanlar yazılmış şahsi mektuplar ne kadar da kıymetli oluyormuş. Eski zamanlarda insanlar mektup yazarken bile Türkçeye ne denli önem veriyorlarmış. Bunun yanında içten ve duyguların, düşüncelerin en saf hâlini yansıtmayı pek normal bir şey olarak görüyorlarmış. İsmet Özel ve Ataol Behramoğlu’nun mektupları da bende bu tarz bir etki uyandırdı. Gençlik yıllarında hırslı, azimli ve inanç dolu iki şairin birbirleriyle olan mektuplaşmalarına şahit oluyoruz. Bir tarafta yurtdışında dil öğrenmek ve hayatta kalmak için bulaşıkçılık yapan Ataol Behramoğlu, diğer tarafta ise yurdunda yalnız kalan, konuşacak kimse bulamayan ve parasızlık içerisinde bir yaşam sürdüren İsmet Özel. Bu sıkıntılar içerisinde bir de ‘Halkın Dostları’ isimli dergi kurmaya karar veriyorlar, mücadelelerinden hiç vazgeçmiyorlar. Yeri geliyor umutsuzluğa sürükleniyorlar, ama içlerinde taşıdıkları inanç her zaman baskın geliyor. Birbirlerine şiirlerini gönderip değerlendiriyorlar, birbirlerine kitaplar gönderiyorlar. Mektuplaşma Ataol Behramoğlu’nun Türkiye’ye gelişine kadar sürüp gidiyor. İsmet Özel parasızlığın, yalnızlığın ve siyasi davasında tek kalmış olarak hissetmesinin neticesi olarak daha mahzun, yer yer daha umutsuz bir kişi olarak karşımıza çıkıyor. Bir ara bu durum öyle bir noktaya ulaşıyor ki satırlar arasında intihar etme düşüncelerinin belirtilerine rastlıyoruz. Buna bir örnek olarak bir alıntı paylaşabiliriz: “Duygularım, iç güdülerim, tasarılarım. Her şey büyük bir karmaşayla üstüme çullanıyor. Hayat karşısında acıdan çok bulantı duyuyorum bu bir gerçek.” (sf.199) Ataol Behramoğlu da bunun farkına vararak dostuna tavsiyelerde bulunuyor. İsmet Özel oldukça gururludur. Tavsiyeleri her ne kadar dinlese de kendisini teselli edecek daha başka şeyler aramaya başlıyor. Bu bıkkınlığı biraz da olsa azaltmak adına Fransız filolojisi bölümüne kaydoluyor. Aynı zamanda kendisini teselli etmek için şöyle bir cümle kuruyor: “Yalnızım ve en kuvvetli tarafım da bu.” (sf.200) Emek verdikleri ve 18. sayılara kadar çıkan Halkın Dostları adlı dergi 1971 muhtırasında kapatılır. Mektuplaşmaların ardından epey uzun bir süre geçer, İsmet Özel fikri değişikliklerine başlamıştır, Ataol Behramoğlu ise kendi çıkarttığı dergide İsmet Özel’in mektuplarını yayımlamaya başlamıştır. İsmet Özel bu duruma karşılık, bütün mektupların birleştirilip bir kitap hâlinde yayımlanmasını önermiş ve bu önerisi kabul görmüştür. Bu mektupların yayınlanma amacının ise genç kuşakların, kendi yaşamları hakkında bilgi sahibi olmaları ve şair olmak için hangi yollardan geçtiklerini görmeleri olduğunu belirtmişlerdir. Bu zorlu yolcuklukta, yer yer umutsuzluklarla, yer yer inançla kavrulmuş iki şairin satırları arasında gezinmek benim için oldukça doyurucu ve öğreticiydi. Keyifli okumalar diliyorum :) (Doğukan)
Kitaplarda Cep Yakmayan Fiyatlar!: (Kitapyurdu.com)
İsmet Özel ile Ataol Behramoğlu'nun üniversite ve sonrasındaki dönemlerde, şiire, ülkenin siyasi gündemine ve hayatlarına yön verme çabalarına dair mektuplarını içeriyor bu kitap. Sancılı geçen yıllar, politik kavgalar, öfke, isyan, ihanete uğramışlık, şiirlerin arka planı bu mektupların konuları. Bir şair, nasıl bu unvanı hak eder, hangi yollar kişiyi şair kılar soruları bu mektuplara referansla cevaplanabilir ve şairliğe hevesli gençler böyle sancılara talip olarak bir yere varabilir. Bu yönüyle sadece biyografik değil edebi açıdan da önemli bir kitap. (Fatih Ç.)
--reklam--
Genç Bir Şairden Genç Bir Şaire Mektuplar PDF indirme linki var mı?
--reklam--
İsmet Özel - Genç Bir Şairden Genç Bir Şaire Mektuplar kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Genç Bir Şairden Genç Bir Şaire Mektuplar PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı İsmet Özel Kimdir?
1944 yılında Söke 'li bir polis memurunun altıncı çocuğu olarak Kayseri'de doğdu. İlk ve orta öğrenimini Kastamonu, Çankırı ve Ankara'da yaptı. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde bir süre okuduktan sonra Hacettepe Üniversitesi'ne geçerek Fransız Dili ve Edebiyatı Bölümü'nü bitirdi (1977). Ataol Behramoğlu ile birlikte Halkın Dostları dergisini çıkardı. Devlet Konservatuarı'nda Fransızca okutmanı olarak çalıştı. İstiklal Marşı Derneği kurucusudur. Evlidir. Dört çocuğu vardır.
--reklam--
İsmet Özel Kitapları - Eserleri
- Tavşanın Randevusu
- Waldo Sen Neden Burada Değilsin?
- Bir Yusuf Masalı
- Henry Sen Neden Buradasın 1
- İrtica Elden Gidiyor
- Henry Sen Neden Buradasın 2
- Surat Asmak Hakkımız
- Tahrir Vazifeleri
- Toparlanın Gitmiyoruz 1
- Erbain
- Taşları Yemek Yasak
- Bakanlar Ve Görenler
- Üç Mesele
- Kırk Hadis
- Şiir Okuma Kılavuzu
- Zor Zamanda Konuşmak
- İlaveler ve Vaat Edilmiş Bir Şiir
- Neyi Kaybettiğini Hatırla
- Kalın Türk
- Of Not Being A Jew
- Faydasız Randevu
- Çatlıycak Kadar Aşki
- Ve'l-Asr
- Sorulunca Söylenen
- Desem Öldürürler Demesem Öldüm
- Küfrün İhsanı Olmaz
- Cuma Mektupları 1
- Faydasız Yazılar
- Tehdit Değil Teklif
- Cuma Mektupları 2
- Cuma Mektupları 3
- Cuma Mektupları 4
- Cuma Mektupları 5
- Cuma Mektupları 6
- Cuma Mektupları 7
- Cuma Mektupları 8
- Cuma Mektupları 9
- Evet İsyan
- Cinayetler Kitabı
- Geceleyin Bir Koşu
- Şiir Resitali
- Celladıma Gülümserken Çektirdiğim Son Resmin Arkasındaki Satırlar
- Bir Akşam Gezintisi Değil Bir İstiklal Yürüyüşü 2
- Bir Akşam Gezintisi Değil Bir İstiklal Yürüyüşü 1
- Bilinç Bile İlginç
- Allah'ın Emri Zaid / Plus Peygamberin Kavli
- Bileşenleriyle Basit
- Siper Beden
- Karz-ı Hasen
- Neredeyizim
- Başbaş Başbaşa Başabaş
- Evet Mi, Hayır Mı?
- Muvazzaf
- Toparlanın Gitmiyoruz 2
- Toparlanın Gitmiyoruz 3
- Ebruli Külah
- Evlenseydik Boşanacaktık
- Türk Olamadıysan Oldun Amerikalı
- Hayatın Manası Versus Manalı Bir Hayat
- Çenebazlık
- Dil ile İkrar
- Tok Kurda Puslu Hava
- Genç Bir Şairden Genç Bir Şaire Mektuplar
- Şiir Kitabı
- Başını Örten Kızlar Felsefe Bilmelidir
- Tahrir Vazifeleri 2
- Tahrir Vazifeleri 4
- Tahrir Vazifeleri 3
- Tahrir Vazifeleri 5
- Tahrir Vazifeleri 6
- Tahrir Vazifeleri 7
- Tahrir Vazifeleri 8
- Tahrir Vazifeleri 9
- Tahrir Vazifeleri 10
- Cuma mektupları 10
- Tahrir Vazifeleri 11
- Tahrir Vazifeleri 12
- Türküm Doğruyum İntikamım Ülkemdir
- Bir Vefa Daha
- Pergelin Yazmaz Sivri Ucu
- İslamla Damgalanmış Varoluş
- Tekne Kazıntısı
--reklam--
İsmet Özel Alıntıları - Sözleri
- Biz Türkiye'de yaşayan insanlar olarak öyle yalan yanlış seylere inandırılmış, öyle kabul edilemez şeyleri kabul etmişiz ki, insanlara kendileri hakkında ya da birlikte yaşadıkları insanlar hakkında ne söylersen söyle söylediğin şeyler asla mantıklı gelmez. (Çenebazlık)
- Türkiye, bir imparatorluk ihdas etme üstünlüğü gösterdiğimiz için değil, dar-ül İslam olması, dar-ül İslam vasfı kazanması sebebiyle vatanımızdı. (Cuma Mektupları 6)
- ölümle ölüme yaraşan bağı nasıl kurabiliriz? (Tahrir Vazifeleri 3)
- Taarruz bombalarının tahrip gücü kadar gürültüsü de önemlidir. Çünkü düşman yalnızca öldürülerek veya mevzileri yıkılarak püskürtülmez, aynı zamanda düşmanı, başına büyük bir felâket geleceğine inandırmak da gereklidir. Bu yüzden toplumda hâkimiyet tesis etmeye yönelmiş her hareketin, yürürlüğe koyduğu işler kadar kopardığı gürültü de önemlidir. Nitekim son birkaç yılda Müslümanlara karşı haçlı ve Siyonist seferberlik düzenlemiş odakların kopardıkları gürültü bir hesap sonucudur. Diyelim ki, tesettüre uyan öğrencileri üniversiteye almayacaklar. Bunu idarî tedbirlerle sessiz sedasız uygulamaya koyabilecekleri halde, bu konuda bir kamuoyu husule getirmek üzere, basın organlarının büyük bir şamata çıkarması istenmiştir. Bir gürültü koparan siyasî hareket, taarruza geçmeye hazırlanmış ve belki de taarruzu fiilen başlatmış demektir. Taarruza geçen kuvvet, büyük ve geniş taleplerle insanların önüne çıkar. Onun düsturu şudur: Çok çok istemeliyim ki, az az versinler. Bu tutumun beynelmilel arenada en iyi uygulayıcısı İsrail olmuştur. İsrail, henüz üzerinde devlet olmaya çalıştığı toprakların kendi hakkı olup olmadığı tartışma konusu iken, daha geniş topraklara ihtiyacı olduğunu dile getirmiştir. Yani her zaman çok çok istemiş ve alabildiği az miktarı yanına kâr bilmiştir. Böylece ilk yerleştiği toprakları tartışma konusu olmaktan çıkarılmış ve işgal ettiği topraklar görüşmelere esas alınır olmuştur. Türkiye'deki İslâm düşmanları çok çok neyi istiyorlar ve az az neye razı olacaklar? Onların çok çok istedikleri, Müslümanların Türkiye'de hiçbir sosyal varlık gösterememeleridir. Yani tek parti, tek şef döneminde olduğu gibi, Müslümanlar kendi memleketlerinde sürgün muamelesi görmelidirler. Ticarî hayatta geri plana itilmeli, iyi eğitim veren mekteplere sokulmamalı ve bürokraside yükselme sınırları pek düşük tutulmalıdır. Bu en geniş taleplerin tam tamına gerçekleşmeyeceğini bildiklerinden, kopardıkları gürültüyle bir tek siyasî sonuca razıdırlar. O da, Müslümanların bağımsız bir siyasî alternatif olarak ortaya çıkmamaları ve gözleri yılarak kimliği Müslüman olmayan siyasî organizasyonların şemsiyesi altında olmayı nimet bilmeleridir. (İrtica Elden Gidiyor)
- İnsanın gereğinden çok şeyi fark ediyor olması, esas olan şeyi fark etmekten mahrum kalması anlamına da gelebilir. (Kırk Hadis)
- İnsanlar artık aya , güneşe Lât ve Menât putuna tapmıyorlar ama devlet adamlarına , piyasaya , makinalara, teşkilatlara, teorilere tapıyorlar. Yeni putları mukaddes kılabilmek için kitaplı dinleri terkediyorlar. Bu tarz putperestliğin Doğu'da ve Batı'da birbirinden farkı yok. (Üç Mesele)
- Bugün yaşama biçimi olarak dünya çapında yaygın bir batılılaşma var. Mutfaklar yemek hazırlama laboratuvarı, televizyonlu yaşama alanları bir kamu toplantısının dinlenme anı gibi, yatak odalarımıza değil koğuşlara gidiyoruz. Çalışma ve eğitim hayatımız mekanik ölçüleri hiçbir zaman aşamıyor. (Bakanlar Ve Görenler)
- Daha doğrusu bir ordu ilgili olduğu toplumun bir ürünü olduğu oranda gerçektir. Ordunun gerçekliğinin gösterilebilir iki dayanağı var: Bir toplum kendi savaş gücünü ne oranda yeniden üretebiliyor? Bir toplum kendi değerlerine ne oranda sahip çıkıyor? Savaş gücünü yeniden üretebilmenin toplumun sermaye gücüyle olduğu kadar nitelikli insan potansiyeliyle doğrudan ilgisi var. ABD Pearl Harbour baskınında bombalanan gemilerini bir yıl içinde yeniden inşa etti. Bunun için malî güce elbet sahipti, ama yeniden üretim için gerekli uzmanlığı da ithal etmek zorunda değildi. Bir toplumun kendi değerlerine sahip çıkmasının iki parlak örneği Almanya ve Japonya'dır. Her iki dünya savaşından yenik çıkmış Almanya'nın ve son savaştan sonra ordusuzluğa mahkûm edilmiş Japonya'nın bugün beymelmilel sahada hâlâ belli bir belirleyici güç sahibi olmalarının her iki toplumun da kendi değerlerinden vazgeçmeyişlerinden başka bir açıklaması yoktur. (Cuma Mektupları 3)
- Neyi öğrenmek istiyorsak zihnimizi onu öğrenmeye müsait duruma getirmek zorundayız. Bazı şeyleri bütün çabalarımıza rağmen bir türlü öğrenemiyorsak, bunun sebebini zihnimizin düştüğü elverişsiz durumdan başka bir şeye bağlamayalım. Âmiyâne bir ifadeye başvurarak şöyle diyebiliriz: Ancak işimize gelen şeyler aklımıza yatar veya aklımız ancak işimize gelen şeylere yatar. Dünyaya isteklerimiz doğrultusunda bakarız. Zihnimizin dış dünyayla ilişkisinde bütün mesele "irade" (istem) meselesinden ibaret değildir. Bir de zihin kilitleri meselesi var. Nelerin işimize geldiğini tanımamız açısından bazı bölgelerde zihnimiz kilitlenmiştir. Bazen menfaatimizi zihnimizin kilitleri sayesinde koruyabiliriz. Bazen de zihnimizdeki kilitleri kırmak menfaatimizi korumanın kaçınılmaz gerek-sartı olur. Zihnimizdeki kilitlerin hangilerinden güç almanın vakti ne zamandır? Hangi zihin kilitlerimizi ve ne vakit kırmalıyız? (Henry Sen Neden Buradasın 1)
- İslâm’a yerküre üzerinde hangi varoluş tarzı yakışıyorsa Türkler o tarzı tecessüm ettirmekle bir kavim karakteri edinmişlerdir. Türk’ü İslâm’dan, İslâm’ı Türk’ten ayırın geriye ne Türk kalır, ne İslâm. Amerikalıyı paradan, parayı Amerikalıdan ayırın geriye ne Amerikalı kalır, ne para. (Pergelin Yazmaz Sivri Ucu)
- gitti deriz ölenler için yalnız yaşayanların işidir yola çıkmak, yolu kat etmek. (Bir Yusuf Masalı)
- İnsanlar içlerinde yaşattıkları bir mükemmelliğin özlemini duyarak hep varolan şartları beğenmediler. (Bileşenleriyle Basit)
- tam düşecekken tutunduğum tuğlayı kendime rabb bellemeyeceğim razı değilim beni tanımayan tarihe beni sinesine sarmayan tabiattan rıza dilenmeyeceğim. (İlaveler ve Vaat Edilmiş Bir Şiir)
- Çin, Mısır, Aztek, Yunan, Roma ve İslam medeniyetlerinin kendilerine özgü teknolojileri elbette vardı; ama insan hayatının devamını böylesine yaygın ve karmaşık mekanik süreçlerin işleyiş şartına bağlayan bir başka medeniyet bilmiyoruz. (Tahrir Vazifeleri 7)
- "Bana göre insanın tarifi: "Geç kalmış yaratıktır." Neye geç kalmıştır? Her şeye." (Tahrir Vazifeleri 12)
- kalbe gizlice batan kıymık geçecek. (Şiir Resitali)
- İnanıştaki doğruluk inanılan "şey"in doğruluğuna delil olur. Görürüz ki inancı arayan onu yalnızca inananda bulabilir, inandıranda değil. (Tahrir Vazifeleri 7)
- Canının kıymetini bilmek insanın kendi nefsini en rahat edeceği, azami derecede zevk alma ortamında bulunmak anlamına gelseydi batı medeniyetinin hakimiyet kurmasıyla biçimlenen dünya şartları haklılık kazanmış olurdu. (Tahrir Vazifeleri 9)
- Oysa salaklar hayati kalin cizgilerle cevrelemekten hoslanir (Henry Sen Neden Buradasın 2)
- "İslâmi hareket sözkonusu olduğunda Türkiye'ye dünyanın herhangi bir yerine verdiğimden daha çok önem veriyorum." (Cuma Mektupları 1)
Yorumlar
0 yorum