Kitap Künyesi

Yazar: Mustafa Armağan

Yayın Evi: Timaş Yayınları

İSBN: 978-605-114-268-5

Sayfa Sayısı: 272

Geri Gel Ey Osmanlı ! Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Necip Fazıl Kısakürek, 1969 yılında yazdığı bir yazıda "Arsadaki odun yığınının gizli bir köşesinde tek bir kıvılcım noktasıyız biz!" demiş ve şöyle sürdürmüştü sözlerini: "Odunların üstüne, yıllar ve asırlardır yağmadık yağmur, düşmedik kar kalmadı. Onları püf basmış, pas yutmuş, rutubet bürümüş; üstelik Garp dünyasının bütün kanalizasyonları bu odunların üzerine akmıştır. İşte arsadaki böyle bir odun yığınının gizli bir köşesinde tek bir kıvılcım noktasıyız biz! Biz ki, onun gizli bir köşesinde tek ve son kıvılcım noktasıyız, onu nasıl yakar, tutşturur, alevlerle sarabiliriz?"

Bugün ne mutlu bizlere ki, kıtalara gölge salan "Osmanlı ormanı'nın kesilip metruk bir arsaya atılmış son odun yığını içinde hangi bereketli duanın eseri olarak kaldığını bilemediğimiz o son kıvılcımın nasıl bir yangına dönüştüğüne şahit oluyor ve gelecek adına umutlanıyoruz. Lakin o yitirdiğimiz "orman" nasıl bir şeydi, neye benziyordu? Ormanın ruhu üç kıtaya hangi sırlı yollardan dallarını uzatmış, gölgesinde 72 milleti bir insanlık bahçesi içinde hangi iksirle yaşatabilmişti? Osmanlı sevinci bir daha yaşanabilir, bir başka deyişle Osmanlı geri gelebilir miydi?

İşte Mustafa Armağan Geri Gel Ey Osmanlı!da bize yalnız tarih anlatmakla kalmıyor; bir yandan tarihi bugüne doğru çekerken, bugünü de tarihe aşina kılmaya çabalıyor. "Osmanlı'ya Dönüş", ona göre Osmanlı'nın tekrar var edilmesi gibi zamanın dışına çıkmayı teklif eden bir çağrı değil; Osmanlı'nın miras bıraktığı ruhla onun yarıda bıraktığı ve ondan sonra üzerimize borç kalan misyonu bugünkü şartlarda devam ettirmeyi kastediyor.

Geri Gel Ey Osmanlı ! Alıntıları - Sözleri

  • Oysa mazinin red veya hayranlığa değil anlaşılmaya ve kavranmaya ihtiyacı yok mudur..?
  • Velhasıl, bazılarının zannettiği gibi umudumuz tarihte değil. Aksine, tarihin umudu bizdedir.
  • Fatih'in fermanları birer "sürpriz", "her nasılsa Osmanlılardan sâdır olmuş birer şefkat numunesi" gibi görme ve gösterme yanılgısına düşmekten ısrarla sakınmalıyız. Hatta zannedildiği gibi bu fermanlarda dile gelen hususların merhamet duygusuyla da alakası yoktur, doğrudan doğruya Kur'an ve hadislerden kaynaklanmış ve İslam hukuku etrafında teşekkül etmiş prensiplerin sosyal ve siyasi hayata aksetmiş tecellileridir.
  • Yoksa şu yaprakta Yavuz, Yoksa şu sayfada Oğuz, Bizde yoğuz, bizde yoğuz.
  • "Odunların üstüne, yıllardır ve asırlardır yağmadık yağmur, düşmedik kar kalmadı. Onları küf basmış, pas yutmuş, rutubet bürümüş; üstelik Garp dünyasının bütün kanalizasyonları bu odunların üzerine akmıştır. İşte arsadaki böyle bir odun yığınının gizli bir köşesinde tek bir kıvılcım noktasıyız biz! Biz ki, onun gizli bir köşesinde tek ve son kıvılcım noktasıyız, onu nasıl yakar, tutuşturur, alevlere sarabiliriz?" Necip Fazıl Kısakürek
  • Velhasıl, bazılarının zannettiği gibi umudumuz tarihte değil. Aksine, tarihin umudu bizdedir.
  • Velhasıl, bazılarının zannettiği gibi umudumuz tarihte değil. Aksine, tarihin umudu bizdedir.
  • Osmanlı kendisini bir iddia ile kabul ettirdi. Neydi bu iddia? Osmanlı kendisini bir projeyle kabul ettirdi. Neydi bu proje? Osmanlı, çağında tam da yapılması bekleneni yaptığı için başarılı oldu deniliyor. Neydi o yapılması beklenen görev? Osmanlı'nıın iddiasındaki sır, Fernand Braudel'in Balkan fütühatı hakkında yaptığı çarpıcı yorumda gördüğümüz gibi, mevcut düzenden daha insani, daha akılcı, daha gerçekci ve daha üstün olan bir çözümü getirebilmesinde yatıyordu. Mevcut çelişkilere önerdiği daha elverişli çözümdür Osmanlıyı asırlardır başarılı kılan.
  • Bugüne kolay gelinmedi, yarına kolay yürünmeyecek.
  • Cevab: Kalıcılık ve geçiciliğin sırlarını öğrenmek için. Bir laboratuvardır tarih; insanlığın, neler için çırpındığını ama aynı zamanda bu çırpınışın asıl gayesini nasıl da unuttuğunu öğrenmenin laboratuvarı.
  • Tarih('in gizli-unutulmuş-unutturulmuş hakikatleri) , işte bazen bu kadar acımasız bir tokat gibi çarpar yüzümüze.
  • Ben bu topraklarda yaşanan büyük maceranın, bütün unsurlarına bağlı hissediyorum kendimi.
  • Tarih, bugünkü kimlik bunalımımızın kasırgası içinde sağlam bir kulp, bir tutamak noktası olarak görülmektedir.
  • Velhasıl, bazılarının zannettiği gibi umudumuz tarihte değil. Aksine, tarihin umudu bizdedir. 
  • Büyük tarih yazmak, büyük tarih yapmak kadar zor bir iştir.

Geri Gel Ey Osmanlı ! İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Çok taraflı bir kitap açıkça cumhuriyet tarihini karalamaya çaba harcıyo zihniyet tamamen AKP zihniyeti normalde okumazdım fakat osmanlı da benim tarihim cumhuriyet te o yüzden böyle insanlar yüzünden tarihime küsmem. (Umut gülşen)

Benim bildiğim tarihçi objektif olur. Daha kitabın başlığından yazarın nasıl bir zihniyete sahip olduğunu görüyoruz. Özellikle AKP iktidarında böyle yazarların türemesi gerçekten düşündürücü. Sözlerim yanlış anlaşılmasın. Kesinlikle Osmanlı'ya , geçmişime saygısızlık edecek değilim. Osmanlı İmparatorluğu iyisiyle kötüsüyle bizim tarihimize, bizim geçmişimize, bizim atalarımıza ait bir devletti. Ancak her hükümdar evliya, her Osmanlı tebası cennetlik değildi. Turgut Özakman'ın da dediği gibi Allah bu memleketi satılık tarihçilerden korusun. (Eren BİÇER)

Objektiflikten uzak bir tarih yorumlaması olmuş. Okuduğum dönemde farkında olmasam da sonrasında okuduklarım ve izlediklerim sayesinde tarihin popüler kültüre göre şekillenmemesi gerektiğini öğrendim. (ukulele)

Kitabın Yazarı Mustafa Armağan Kimdir?

Urfalı anne ve babanın çocuğu olarak Cizre'de doğdu (1961). İlk ve orta öğrenimini Bursa'da tamamladı. İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nden 1985 yılında mezun oldu. Fritjof Capra'dan yaptığı Batı Düşüncesinde Dönüm Noktası adlı çevirisi ile Türkiye Yazarlar Birliği Tercüme Ödülü'nü (1989) ve Şehir ey Şehir adlı kitabıyla Türkiye Yazarlar Birliği Deneme Ödülü'nü (1997) aldı. Bir dönem (1995-1996) İzlenim ve Diyalog Avrasya (DA) dergilerini yönetti. 1995'ten beri Zaman gazetesinde yazıyor.

Yayınlanan eserleri: Gelenek (1992); Gelenek ve Modernlik Arasında (1995); Şehir Asla Unutmaz (1996); Şehir ey Şehir(1997); Bursa Şehrengizi (1998; 2. Baskı Osmanlı'yı Kuran Şehir: Bursa'ya Şehrengiz adıyla 2006); Alev ve Beton (2000),İstanbul Mavi Kırpar Gözlerini (2003), İnsan Yüzlü Şehirler (2003), Kuğunun Son Şarkısı: St. Petersburg'da Zamanlar ve Mekanlar (2003); Osmanlı İnsanlığın Son Adası (2003); Osmanlı'nın Kayıp Atlası (2004); Kır Zincirlerinin Osmanlı (2004);Osmanlı Tarihinde Maskeler ve Yüzler (2005); Ufukların Sultanı: Fatih Sultan Mehmed (2006).

Çevirileri: Seyyid Hüseyin Nasr'dan Molla Sadra ve İlahi Hikmet (1991); Fritjof Capra'dan Batı Düşüncesinde Dönüm Noktası(1991); ve Yeni Bir Düşünce (1992); Muhammed Esed'den Sahih-i Buhari: İslam'ın İlk Yılları (2001)

Derlemeleri: İslam Bilimi Tartışmaları (1990); İstanbul Armağanı I: Fetih ve Fatih (1995); İstanbul Armağanı II: Boğaziçi Medeniyeti (1996); İstanbul Armağanı III: Gündelik Hayatın Renkleri (1997); İstanbul Armağanı IV: Lale Devri (2000);İslam'da Bilgi ve Felsefe (1997); İstanbul'da Semtler ve Hayatlar: Bir Semtini Sevmek (2001); Değişen Milliyetçilik: Tartışılan Sınırlar (2001); Cemil Meriç: Düşüncenin Gökkuşağı (2001); Osmanlı Geriledi mi? (2006).

Osmanlı: İnsanlığın Son Adası, Türkiye Yazarlar Birliği'nin 2003 yılı Fikir Ödülü'nü almıştır.

 

Mustafa Armağan Kitapları - Eserleri

  • Abdülhamid'in Kurtlarla Dansı
  • Abdülhamid'in Kurtlarla Dansı 2
  • Küller Altında Yakın Tarih
  • Kızıl Pençe
  • Avrupa'nın 50 Büyük Yalanı
  • Kazım Karabekirin Gözüyle Yakın Tarihimiz

  • Satılık İmparatorluk
  • Yavuz Sultan Selim Han
  • Ufukların Sultanı
  • Yakın Tarihin Kara Delikleri
  • Geri Gel Ey Osmanlı !
  • Türkçe Ezan ve Menderes
  • Cumhuriyet Efsaneleri

  • Asım'ın Nesli
  • Efsaneler ve Gerçekler
  • Paşaların Hesaplaşması
  • Osmanlı'nın Mahrem Tarihi
  • Osmanlı - İnsanlığın Son Adası
  • Kır Zincirlerini Osmanlı
  • Büyük Osmanlı Projesi

  • Abdülhamid'in Kurtlarla Dansı 3
  • Tek Parti Devri
  • Korku Duvarını Yıkmak
  • Cemil Meriç'in Dünyası
  • Fatih'in Rüyası
  • Osmanlı Tarihinde Maskeler ve Yüzler
  • Ayasofya Entrikaları

  • Gerçek Tarihin Peşinde
  • Osmanlı Sultanları Albümü
  • İnsan Yüzlü Şehirler
  • Abdülhamid’in Kurtlarla Dansı
  • Kızıl Elma Peşinde Bir Ömür
  • Osmanlı'yı Kuran Şehir - Bursa'ya Şehrengiz
  • Cemil Meriç Konuşuyor

  • Osmanlı'nın Kayıp Atlası
  • Osmanlı Tarihini Yeniden Yazmak
  • Gülün Fethi - Fatih Sultan Mehmed
  • Bilinmeyen Yönleriyle İsmet İnönü Gerçeği
  • Osmanlı'yı İmparatorluk Yapan Şehir İstanbul
  • Petersburg'da Osmanlı İzleri
  • Düşüncenin Gökkuşağı: Cemil Meriç

  • Yakın Tarihte Efsaneler ve Gerçekler
  • Gençler için Fatih Sultan Mehmed
  • Tarihimizle Hesaplaşmak
  • Gelenek ve Modernlik Arasında
  • Osmanlı Geriledi mi?
  • Şehir Asla Unutmaz
  • Cemil Meriç

  • İstanbul Mavi Kırpar Gözlerini
  • Haritalar Nasıl Yalan Söyler?
  • Alev ve Beton
  • Kuğunun Son Şarkısı
  • Küller Altında Yakın Tarih Seti (6 kitap)
  • Bursa'ya Ütopik Mektuplar
  • İslâm'da Bilgi ve Felsefe

  • Şehir Ey Şehir
  • Ezan Şehidi Menderes
  • İslam ve Bilim Tartışmaları
  • Paşaların Hesaplaşması

Mustafa Armağan Alıntıları - Sözleri

  • Erzurum kongresi'nden bir ay kadar önce toplanan bu ön kongreye sunulan raporda işlenenler sanki bugünden geçmişin dağlarına çarparak yargılanmış gibidir beraberce şunları okuyoruz: Türk Kürtsüz, Kürt Türksüz yaşayamaz. Geçmişte olduğu gibi gelecekte de Türk ile Kürdün aynı tarih, aynı çıkar, aynı hayat sahibi olacaklarını kabul etmemek mümkün değildir. Bu kadar derin ve esaslı bağlarla birbirine bağlı bulunan Doğu vilayetleri Türk'ü ile Kürt'ünü ayırmak her ikisinede ölüm mahkum etmek demektir.Bugün gözümüzü açarak yaralarımızı öz elimizde sarmaya çalışır, dışarıdan gelen Kürtlük-Türklük gibi ayrıştırıcı telkinlere kulak asmazsak hem memleketimizi kurtarır, hem de herkesin mutluluğunu sağlayacak esasları hazırlarız. "Tarihi bir anda bulunuyoruz" diyen bu önemli rapor şu cümlelerle sürüyor: Duygusallığa kapılarak düşmanlarımıza hizmet etmekten sakınma görevi ile mükellefiz. Son fırsat elimizde.Bunu da kaybedersek tarihimizi aşağılanma ile kapamış ve Hazreti Kur'an'ı elimizle toprağa defnetmiş oluruz. Hakkımızda çevrilen entrikaları, düşünülen felaketleri sonuçsuz bırakmak yalnız bir şeye, Doğu vilayetleri Müslümanlarının İttihat (birlik) ve ittifakına bağlıdır. 95 yıl önce Erzurum'da söylenmesi gerekenler söylenmiş aslında.Aklın yolu birdir ne de olsa! Ve ah Erzurum kongresi, seni bir doğru okuyabilseydik! (Cumhuriyet Efsaneleri)
  • Eşrefoğlu, al haberi, bahçe biziz, gül bizdendir. Biz Şah-ı Merdan kuluyuz, yetmiş iki dil bizdedir. (Gülün Fethi - Fatih Sultan Mehmed)
  • İslam Bilimi diğer bilgi sistemlerinden farklı olarak siyasî ve iktisadî egemenlik için yüce kelamın (logos) rakipleri tarafından şımartılan bir ideolojinin adı değildir. İslam Bilimi, İslam toplumunun değer yapısı üzerinde bilgi geliştirilmesini mümkün kılan bir matris sunar. Bilgi, bilgi içindir diye bir şey yoktur. Kavramsallaştırma, teorik formülasyon, deneysel doğrulama ve bilginin nihaî şeklini alması sosyo-kültürel bir çevre içinde meydana gelir ve onu hasır altı etmek namussuzluk ve ikiyüzlülükten başka birşey değildir. İslam Biliminin Temelini Atmak Münevver Ahmet Enis (İslam ve Bilim Tartışmaları)
  • " Bir şehri sevmek , aşka sebep aramaktır ." (Bursa'ya Ütopik Mektuplar)
  • Osmanlı medeniyeti kelimeler üzerine inşâ edilmemiştir. Osmanlı medeniyeti bir hamle medeniyetidir. İman, cezbe, Aşk medeniyetidir... (Cemil Meriç Konuşuyor)
  • Soru işaretinin halkaları açılıp kapanıyor birbiri ardınca ve kitaplar imdadıma yetişiyor;sonunda berraklaşıyor manzara. (Petersburg'da Osmanlı İzleri)

  • "Cahil bir millet, gösterilen boyunduruğa boynunu kendisi uzatır." (Kızıl Pençe)
  • Istiklal marşının güftekarından biri olan şair Faruk Nafiz Çamlıbel'in 27 Mayıs 1960 darbesinin ardından diğer Dp liler gibi süngüyle alaşağı edilerek yassıada da hapse atıldığını biliyormuydunuz ? Onuncu Yıl Marşı'nı gözyaşları içinde, hızlanan kalp atışlarıyla Söyleyip dinleyenler bu marşı onlara armağan edenlerden birini niçin tevkif ettiler? Bugüne kadar bir (söz| yazarını bile kurtaramamış olan Onuncu Yıl Marşı, bugünden sonra da onu tebcil edenleri neden ve nasıl kurtaracak? (Küller Altında Yakın Tarih)
  • Doğrusunu yalnız Allah bilir. Ancak ben, tarihe bir de yenilgilerin zaviyesinden bakılmasını öneriyorum. Tarihe bu açıdan bakabilmeyi metodolojik bir ilke olarak kabul ettiğimiz takdırde, ağır basan, kaçınılmaz biçimde bizi belirleyen tarafgirliğimiz nedeniyle ele alamadığımız tarihin karanlık yüzünü gönül rahatlığıyla tahlil edebiliriz. Tarihe daha bir sakınmadan, daha geniş yüreklilikle yaklaşabiliriz. En azından, yenilgilerde olumlu bir taraf, bir ders-i ibret bulmaya çalışarak tarihin üzerimizdeki “baskısı”ndan kurtulabiliriz. Bize öğretilen ya da öğretilmek istenen tarih, hep bir zaferle dizisinden oluşmaktadır. İçinden yenilgiler, başarısızlıklar,beceriksizlikler ayıklanmış bir tarihtir aynı zamanda. Yenilgiler genellikle “ihanet" gibi kulpların takıldığını biliyoruz. Halbuki tarihi yapan şey, yalnız zaferler değildir, ayni zamanda yenilgilerdir. Hatta diyebiliriz ki, en çok yenilgilerdir.En azından bugünkü durumumuzun zaviyesinden baktığımızda böyle görünmektedir. (Gelenek ve Modernlik Arasında)
  • Eskilerin dilinde "Kuran-ı Kerim Mekke'de nazil oldu, Kahire'de okundu, İstanbul'da yazıldı." diyebir kelam-ı kibar gezerdi. (Abdülhamid'in Kurtlarla Dansı 2)
  • İlim sayesinde kişi Hakikat'a ulaşabilir ancak; Hakk ise Allahu Teâlâ'nın diğer bir ismidir. (İslâm'da Bilgi ve Felsefe)
  • "Osmanlı'da sarık bilgiyi, kılıç işe kuvveti, başka bir deyişle sarık din ve ahireti, kılıç da dünyayı temsil ediyordu. #Fatih, hayatında olduğu gibi ölümünde de iki fetih yolunu göstermiş oluyordu böylece. Din ve dünyanın beraberce fethini.." -MustafaArmağan (Ufukların Sultanı)
  • İslam âlemi, İslamiyet'te ümitsizlik yasaklandığı halde ümidi bırakıp yese iman etmiştir. Nasıl olmuş da uyuşmuştur bu insanlar? Bu din atalarımın önüne saçtığı cevherleri neden benden esirgiyor? diye düşünür. Neredeyse iradesi elinden alınmış aciz birer mahlûktur içinede yaşadığı toplumun ferdleri. Ağır bir felç geçirmiş gibidir. (Asım'ın Nesli)

  • Geçmişi unutturma operasyonu, zamanın acımasız akışı Yüzünden bu operasyonu yapanları muaf tutacak değildi elbette Ve resmi tarih yazmaya kalkanların 'temel kitap' olarak aldıkları Nutuk konusundaki vurdumduymazlıkları, Türkiye'de resmi tarihin neden resmileşemediğinin en belirgin örneği değil midir? (Küller Altında Yakın Tarih)
  • Bir de Mevlana' ya karşı aşırı bir sevgisi bulunuyordu I. Murat' ın. "Hünkar" ve "Hüdavendigar" unvanlarını almasında bu derin sevginin etkisini görenler vardır. (Osmanlı'nın Mahrem Tarihi)
  • Kulağına cepheden silah sesleri çalınıyordu. (Kazım Karabekirin Gözüyle Yakın Tarihimiz)
  • Bir giydiğini bir daha giymediğini, üstü başı perişan birini görür görmez sırtındakini çıkarıp hediye ettiğini biliyor muydunuz? (Osmanlı Sultanları Albümü)
  • Keşke sizin yüzyılınızda evlere hiç balkon yapılmasa idi , ileriki yıllarda insanlar ölülerini balkonlara gömmek zorunda kalmayacaklardı ." (Bursa'ya Ütopik Mektuplar)
  • Suçlamak kolaydır ama yeni bir şey söylemek ve söyletmek zordur tarihte. (Osmanlı - İnsanlığın Son Adası)
  • Fatih beldeleri açan olduğu gibi, zamanı da açan, zamana bir açılım verendir. Zamanı zorlayandır. Zamanın kıvrım ve katlarını açandır. (Sezai Karakoç) (Kızıl Elma Peşinde Bir Ömür)