Kitap Künyesi
Yazar: Ray Bradbury
Yayın Evi: İthaki Yayınları
İSBN: 9786053755487
Sayfa Sayısı: 520
Güneşin Altın Elmaları Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
"Her yerde yaşamın tersliğinin, garipliğinin ve hüznünün şarkılarını haykıran ağızlar. Her yerde gölgeler ve insanlar, her yerde insanlar ve gölgeler…"
Ray Bradbury, Güneşin Altın Elmaları'nda sıradan yaşamın tuhaf, gizemli ve büyülü yanlarını, bilimkurgu ve fantastik kurgunun sınırlarıyla oynayarak anlatıyor. Aile, iktidar, hayal gücü, yalnızlık ve uygarlık gibi temaları kendine has dili ve üslubuyla işleyen Bradbury'nin öyküleri, insanlık tarihinin dramatik bir özetine dönüşüyor adeta. Dün, bugün ve yarın… Dünya, Ay ve Güneş… Yakındakiler, uzaktakiler ve var olmayanlar… Bradbury'nin kaleminde mesafeler giderek kısalıyor. Gölgeler ise uzuyor. Mehmet Moralı'nın Türkçeye çevirdiği bu geniş kapsamlı öykü derlemesinde, Güneşin Altın Elmaları'nın yanında, yazarın ünlü Roketin R'si başlıklı kitabındaki öyküleri de bulacaksınız.
Güneşin Altın Elmaları Alıntıları - Sözleri
- “Sonra gittim ve televizyonu vurdum, şu sinsi canavarı, her gece sabit bir şekilde seyreden milyonlarca insanı taşa çeviren Medusa’yı, çağırıp, şarkı söyleyip, çok şeyler vaat eden, ama sonunda çok az şey veren o deniz perisini.”
- "Eski işkenceyi anımsar mısınız? Sizi bir duvara bağlarlar. Yarım saatte bir başınıza bir damla su damlatırlar. Bir sonrakini beklerken çıldırırsınız."
- "İște sana hayat," dedi McDunn. "Birileri eve hiç dönmeyecek birilerini bekliyor daima. Her zaman birileri bir şeyi, onun bir şeyi sevdiğinden daha fazla seviyor. Ve bir süre sonra bu şey her neyse onu yok etmek istiyorsun ki, sana artık acı vermesin."
- Işığımızı görmeseler bile, sesimiz vardı.
- Bir daha hiç gelmedi o balıklar, ama bir an için olsa da, huzura kavuştuklarını sanmış olabilirler mi?
- “İşte sana hayat,” dedi McDunn. “Birileri eve hiç dönmeyecek birilerini bekliyor daima. Her zaman birileri bir şeyi, onu bir şeyin sevdiğinden daha fazla seviyor. Ve bir süre sonra bu şey her neyse onu yok etmek istiyorsun ki, sana artık acı vermesin.”
- Milyonların yanında, bir insanın yaşamı nedir ki?
- MS 400 yılında İmparator Yuan, Büyük Çin Sedd'nin ardındaki tahtında oturuyordu, toprak yağmurdan yemyeşil olmuştu ve hasada hazırlanıyordu, barış hüküm sürüyordu ve İmparator Yuan'ın egemenliği altındaki halk da ne çok mutlu ne de fazla hüzünlüydü. Yeni yılın ikinci ayının ilk haftasının ilk günü, sabah erkenden, İmparator Yuan çayını yudumlayıp ılık melteme karşı yelpazeleniyordu ki, kırmızı ve mavi bahçe taşlarının üzerinden koşarak bir hizmetçi yaklaştı. " Ah İmparator, İmparator bu bir mucize!" diye haykırıyordu. "Evet", dedi İmparator," hava bu sabah çok tatlı."/"Hayır, hayır, bir mucize," dedi, hızla yerlere kadar eğilen hizmetçi. " Ve bu çay da ağzıma çok iyi geldi, kuşkusuz bir mucize." "Hayır, hayır Ekselansları." "Bırak o zaman tahmin edeyim; güneş doğdu ve yeni bir gün başladı. Ya da deniz mavi. Bu işte en güzel mucize." "Ekselansları, bir adam uçuyor!" "Ne?" İmparator yelpazelenmeyi bıraktı.
- " Bakın," dedi. "Bunlar yalnızca uçurtma," dedi iki yaşlı adam. " Ama yerde duran bir uçurtma nedir ki?" dedi kız. " Hiçbir şey. Onu taşıması, güzel ve ruhani gözükmesi için ne gerekir?" " Rüzgar tabii ki," dedi diğerleri. " Ya gökyüzü ile rüzgarın onları güzelleştirmek için neye ihtiyacı vardır?" "Bir uçurtmaya tabii ki; birçok uçurtmaya, tekdüzeliği, gökyüzünün bir ornekliğini kırmak için. Renkli uçan uçurtmalara!" " Demek ki, dedi Mandarinin kızı. " Siz, Kwansi, kentinizi son bir kez baştan başa inşa edip ne az ne çok, bir rüzgara benzeteceksiniz. Biz de altın bir uçurtma gibi inşa edeceğiz. Rüzgar uçurtmayı güzelleştirip çok güzel yüksekliklere çıkartacak. Uçurtma da rüzgarın varlığının tekdüzeliğini kırıp ona amaç ve anlam kazandıracak. Öteki olmadan biri hiçtir. Birlikte, herşey güzel, eşgüdümlü, uzun ve kalıcı bir yaşam olacaktır.
- " Bay Douglas," dedi gece bekçisi, " zamanda ileri gidip oradaki herkesin delirmiş olduğunu gören adamın öyküsünü okudunuz mu? Herkesin. Ama hepsi delirmiş olduğu için deli olduklarını bilmezler. Hepsi aynı şekilde hareket ettikleri için, kendilerinin normal olduğunu düşünürler. Ve kahramanımız aralarındaki tek sağlıklı insan olduğundan, anormaldir; dolayısıyla, deli olan odur. Hiç olmazsa onlar açısından. Evet, Bay Douglas, delilik görecelidir. Kimin kimi kafese kapattığına bağlıdır.
- Sıcak hava kurutucusunda beklerken, çok düşündüm. Edebiyat, dedim kendi kendime, sert ve keskin rakiplere karşı savaşmış insanlar ile dolu. Kazanana ya da kaybedene kadar, engellere karşı kasları ile beyinlerini birleştirmişler. Ama işte burada ben, pek de bir dış çatışma belirtisi olmadan duruyorum. Bu hep beynimin içinde çivili ayakkabıları ile koşup kesiklere ve berelere neden oluyor, ama ben ya da bir psikologdan başka kimsenin göremeyeceği yerde.
- "Sonra gittim ve televizyonu vurdum, şu sinsi canavarı, her gece sabit bir şekilde seyreden milyonlarca insanı taşa çeviren Medusa'yı, çağırıp, şarkı söyleyip, çok şeyler vaat eden, ama sonunda çok az şey veren o deniz perisini."
- Ağaçların yarısının on metre üzerine yükseliyor, kocaman kötü bir tanrı, ince saatçi kollarını yağlı sürüngen gövdesine yakın tutuyordu.
- Savaşlar kazanılacak şeyler değildir Charlie. Her zaman kaybedersin, son kaybeden de koşulları be- lirler.
- İşte sana hayat dedi McDunn. Birileri eve hiç dönmeyecek birilerini bekliyor daima. Her zaman birileri bir şeyi, onu bir şeyin sevdiğinden daha fazla seviyor. Ve bir süre sonra bu şey her neyse onu yok etmek istiyorsun ki, artık sana acı vermesin.
Güneşin Altın Elmaları İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Cümleten mutlu akşamlar güzel dostlar. Tabii bu sefer 520 sayfa olunca bütün günün aydınlığı kitaba ayırmak (9 saat) durumunda kaldık. O kadar çok öykü var ki neyi nasıl anlatacağımızı şaşırıyoruz. Bir sürü öykü var tabi. Hadi bunları yazalım: Sis Düdüğü, Nisan Cadısı, Boşluk, Çanağın Dibindeki Meyve, Uçan Makine, Cani, Altın Uçurtma - Gümüş Rüzgar, Görmeyeceğim Sizi Hiç, Nakış, Büyük Siyah – Beyaz Oyun, Dışarıdaki Koca Dünya, Elektrik Santralı, En La Noche, Güneş ve Gölge, Çayır, Çöp Toplayıcı, Büyük Yangın, Güneşin Altın Elmaları, Roket’in R’si, Başlangıcın Sonu, Roket, Roket Adam, Bir Gök Gürültüsü, Bitmeyen Yağmur, Sürgünler, Burada Kaplanlar Var, Çilek Pencere, Ejderha, Buz ve Ateş, Einar Amca, Zaman Makinesi, Yazın Koşma Sesi. Bazı hikayeler haliyle zayıf ama güzel hikayeler de oldukça fazla. İyi bir kitap olduğunu düşünüyorum. Keyifli okumalar, mutlu akşamlar dilerim.. (Sadık Kocak)
Öykü derlemeleri arasında başucu kitabı olarak nitelendirdiğim, hayatın her anını öykü olarak kullanabileceğimi bana her zaman hatırlatan bir kitaptır. İçinde ''Cani'' gibi gerçek hayatın içinden fantastik bir şekilde bakmayı ve bu şekilde tek kişilik devrimler yaratabilmeyi, ''En La Noche'' öyküsüyle huzursuzluk anlarında nasıl seferber olup çözüme ulaştığımızı, ''Buz ve Ateş'' öyküsü ile zamanımızın ne kadar hızlı geçtiğine fantastik bir evren içinde görmemizi sağlayan, dünyanın her yerinden elma toplamış bir kitap. Bazı öyküleri okurken ne okudum ben derseniz tekrar okuyun ama farklı bir duygu halinde okuyun. İşte o zaman bir ustanın nerelere dokunabileceğini anlayabileceğiniz ve taktir edebileceğiniz zaman olacaktır. (şafak kökkılıç)
Şimdiye kadar okuduğum en keyifli kitaplardan birisiydi. Yazarın 32 öyküsünden oluşuyor. Sis Düdüğü, Ateş ve Buz öyküleri favorim. Ray Bradbury'nin Türkçe'ye çevrilen bütün kitapları mutlaka okunmalı. (Keziban Dinç)
Kitabın Yazarı Ray Bradbury Kimdir?
Raymond Douglas Bradbury, 22 Ağustos 1920 tarihinde, Waukegan, Illinois, ABD.’de dünyaya geldi. İsveç göçmeni bir anne ve telefon hatları çekerek geçimini sağlayan bir babanın oğlu olan Bradbury, gençlik yıllarının çoğunu Waukegan’da bulunan Carnegie Kütüphanesi’nde geçirdi.
Kütüphaneleri çok seven yazar, her gün saatlerini orada geçirirken, bir yandan da ileriki yıllarda yazacağı romanların temellerini atıyordu. 1934 yılında, henüz 13 yaşındayken, ailesinin Los Angeles’a taşınması nedeniyle Waukegan’dan kopan Bradbury, Los Angeles Lisesi’ne kayıt oldu ve 1938 yılında bu okulu başarıyla bitirdi. Çok iyi bir öğrenci olmasına rağmen üniversiteye kayıt olmayan Bradbury, bunun yerine gazete satmayı tercih etti.
..."Beni kütüphane yetiştirdi. Kolej ya da üniversite gibi kavramlara inanmıyorum. Kütüphaneleri seviyorum çünkü çoğu öğrenci üniversiteleri karşılayacak maddi olanaklara sahip değil. Liseden mezun olduğumda depresyonun kenarındaydım ve hiç param yoktu; ben de 10 yıl boyunca haftanın 3 günü kütüphaneye giderek kendimi geliştirdim."...
Flash Gordon ve Buck Rogers gibi erken dönem bilimkurgu kahramanlarından büyük oranda etkilenen Bradbury, 1938 yılından itibaren yazdığı öyküleri fanzinlere satarak para kazanmaya başlamıştı. Los Angeles Bilimkurgu Cemiyeti’ne katılan yazar, Robert A. Heinlein, Fredric Brown ve Jack Williamson gibi ustalarda orada tanıştı.
1938 yılında Imagination! Adlı fan dergisinde Hollerbochen’s Dilemma adını taşıyan ilk öyküsünü yayınlamayı başaran Bradbury, 1939 yılında ise Futuria Fantasia adını taşına bir dergiyi yayınlamaya başladı. Sadece 4 sayı çıkan ve her biri 100’er kopya olarak hazırlanan Futuria Fantasia kısa ömürlü olduysa da, yazarın önünü açması açısından faydası tartışılmazdı.
Bradbury 1941 yılında Pendulum adlı kısa hikayesini Super Science Stories dergisine 15 dolar karşılığında satmayı başardı; bu yazarın edebi yeteneği sayesinde kazandığı ilk paraydı. İki yıl içerisinde tam zamanlı bir yazarak olarak çalışmaya başlayıp bütün diğer işlerini bırakan Bradbury, 1947 yılında ise kısa hikayelerin toplamından oluşan ilk romanı olan Dark Carnival’ı piyacasa çıkarttı.
400’ün üzerinde kısa hikaye ve novella yazan, 50’nin üzerinde antoloji kitabında öyküleri yayınlanan, 20’den fazla tiyatro oyunu, onlarca çocuk edebiyatı, kurgu-dışı hikaye ve t.v. senaryosu kaleme almış olan Bradbury, çağımızın en üretken yazarlarından birisidir. Hayranları tarafından bir bilimkurgu yazarı olarak tanımlansa da bu tanımlamaya katılmayan Bradbury, bu konuda şu açıklamayı yapmıştır;
..."Öncelikle, ben bilimkurgu yazmıyorum. Yazdığım tek bilimkurgu kitabı var; o da Fahrenheit 451. Çünkü o kitap gerçeğe dayanılarak yazıldı. Bilimkurgu gerçeğin tasviridir, fantazi ise değildir. Fahrenheit 451 dışında bilimkurgu alanında verdiğim eser yoktur."...
1947 yılında Marguerite McClure ile evlenen Bradbury, bu evlilikten 4 kız çocuğu sahibi oldu. Los Angelas’da yaşayan yazar, hikayelerini kaleme almaya devam etti. Onlarca eseri çizgiroman, tv dizisi ve sinema filmi olarak uyarlanmış olan yazarın üzerine bir de belgesel çalışması yapılmıştır; Ray Bradbury; Story of a Writer.
Ray Bradbury, 5 Haziran 2012 tarihinde 92 yaşında Los Angeles, Kaliforniya, ABD'de ölmüştür.
Ray Bradbury Kitapları - Eserleri
- Fahrenheit 451
- Eve Dönüş
- Şimdi ve Daima
- Uğursuz Bir Şey Geliyor Bu Yana
- Deliler Mezarlığı
- Sonbahar Ülkesi
- Yakma Zevki
- Yazın Sanatı ve Yaratıcı Yazarlık
- Karahindiba Şarabı
- Ateş ve Buz
- Fahrenheit 451
- Güneşin Altın Elmaları
- Son Yaya
- Cadılar Bayramı Ağacı
- Ertelenen Aşk
- Resimli Adam
- Mars Yıllıkları
- Dünyalıların Gelişi
- The Velt
- A Medicine for Melancholy and Other Stories
- Gök Gürültüsünün Sesi
- Papa ile Papağan
- Death Is a Lonely Business
- Topraktan Dönenler
Ray Bradbury Alıntıları - Sözleri
- "Sıkıntı şu ki, insanların bize sadece bir noktaya kadar inanmasını sağlamalıyız! Eğer bize haddinden fazla inanırlarsa; çekiçlerini dövmeye, kazıklarını bilemeye, çarmıhlarını kurmaya ve aynalarını asmaya başlarlar. İki ucu boklu değnek. Savaştığımızı belli etmeden nasıl savaşacağız? Fazla net olmadan nasıl aşikâr olacağız? Gereğince gömüldüğümüzü fakat ölü olmadığımızı mı söyleyeceğiz?" (Topraktan Dönenler)
- ”Neşelen, yeğenim. Aslında senin için her şey çok daha renkli. Bizim dünyamız ölü bir dünya. Her yer mezar taşı grisi. Hayat yaşayanlara güzeldir, her bir anı altın kadar değerli!” (Eve Dönüş)
- İnce buzda paten yapmak en iyisidir, hafifçe. Durursaniz, dikkatinizin ağırlığı kabuğu kirabilir. Kabuğun içine batarsiniz, öylesine derin, öylesine uzak derinliklerde bogulursunuz ki, bütün geçmiş orada mezar taşı mermerlerine kazılı durmaktadır. Buzlu su damarlarınıza şırınga edilecektir. Aynanın kenarında mıhlanmışsanız, orada, bakışlarınızı Zaman'ın duzeltmelerinden ayıramadan, sonsuza dek orada kalırsınız. (Uğursuz Bir Şey Geliyor Bu Yana)
- Bu gece neredesin? Tuzlu bir denizin kenarında, çamur çukurlarının,buharın ve sessizliğin yanında. Güneş batıyor burada. (Eve Dönüş)
- Gün batımı kaybolduğu için sevilir. Çiçekler solduğu için sevilir. Bahçedeki köpekler ve mutfaktaki kediler, yakında gitmeleri gerektiği için sevilir. Başka sebepler de vardır tabii, ama sabah sefalarının ve öğleden sonra gülücüklerinin kalbinde bir veda vaadi yatar. Yaşlı bir köpeğin gri burnunda hoşça kal yazar. Eski dostların yorgun yüzlerinden, dönüşü olmayan uzun yolculuklar okunur. (Topraktan Dönenler)
- Kurtları kovabilirlerdi ama anıları hayır, hayaletleri hayır. (Cadılar Bayramı Ağacı)
- "Hayvan koleksiyonu ile hayvanat bahçesi arasındaki fark ne?" (Deliler Mezarlığı)
- "Güneşin doğmasına çok uzun bir yol vardır, şafak da epey uzaktır, o yüzden hayatının bütün aptalca şeylerini toplarsın, o denli iyi tanıdığın ve şimdi o denli ölü olan kişilerle yapılmış olan aptal hoş şeyleri." (Uğursuz Bir Şey Geliyor Bu Yana)
- Onlar sadece kendilerine göre alışıldık olan bir akıl hastalığına tahammül gösteriyorlardı... (Mars Yıllıkları)
- "Bir ses bir defa çıkarıldı mı bir daha asla kaybolmaz," diye açıkladı Small. "Hepsi elektrik bulutları halinde saklanmıştır, yerlerini tespit edebilirsek, unutulup gitmiş savaşların gürültüsüne, uzun yaz mevsimlerinin insana miskinlik veren tınısına, tabiatın sonbaharın geldiğini haber veren o hüzünlü sesine bir dokunuşla yeniden erişebiliriz." (Şimdi ve Daima)
- “Çünkü sen onları gerçekten bir kez bile okumadan, Bay Poe'nun bütün kitaplarını yaktın. Onları yakmak ihtiyacında olan insanların sözü üzerine tümünü yaktın. Eğer onları okumuş olsaydın, biraz önce bu kata indiğimizde ne yapmayı planladığımı hemen anlardın. Cahillik öldürücüdür Bay Garrett.” (Mars Yıllıkları)
- Ve bu şekilde koştular. Yıldız ışığında üç hayvan gibi. Siyah bir su samuru. Bir kedi. Bir tavşan. Ben, diye düşündü Will, ben tavşanım. Ve rengi beyazdı ve çok korkuyordu. (Uğursuz Bir Şey Geliyor Bu Yana)
- "Büyüyünce ne olacaksın Bob?" "Yazar..." "Kararlısın demek... Ama, unutma ki yazar olmak kolay iş değil... Çok uğraşmak gerek..." "Biliyorum. Ama şansımı deneyeceğim. Çok okuyorum." (Ertelenen Aşk)
- "Ne yapabilirim? Berbat ve boş bir hayatı telafi etmek için yapabileceğim bir şey var mı şimdi?" (Resimli Adam)
- Temmuz sıcağına yürek ferahlatan bir serinlik, kış soğuna insanların iliklerini ısıtan bir sıcaklı veriyordu sanki... (Ertelenen Aşk)
- "Şunu açıkca söyleyeyim. İnsanlar her gün psikolojik açıdan ölüyor. Bazı parçaları yoruluyor. Ve bu yorgun parça tüm kişiyi öldürmeye çalışıyor". (Sonbahar Ülkesi)
- Bütün bunlar kocaman bir yanlışlık (Ertelenen Aşk)
- "İnsanlar hep yarın yaşamaktan söz ediyordu, yarın ölmekten değil." (Ateş ve Buz)
- En azından maskeyi görmen gerekir ki darben ardındaki yüze ulaşsın. (Topraktan Dönenler)
- Eğer şevk, zevk, sevgi, eğlence olmadan yazıyorsan yarım bir yazarsındır. Yani bir gözün piyasada, bir kulağın avangart zümrelerdeyken kendin olamıyorsun demektir. Hatta kendini bile tanımıyorsun. Çünkü bir yazarın hissetmesi gereken en önemli şey heyecandır. Duygu ve heves dolu olmalıdır. Böyle bir enerjisi yoksa gitsin şeftali toplasın ya da çukur kazsın daha iyi. Allah bilir sağlığı için daha iyi olacaktır. (Yazın Sanatı ve Yaratıcı Yazarlık)
Yorumlar
0 yorum