Kitap Künyesi
Yazar: İpek Çalışlar
Yayın Evi: Everest Yayınları
İSBN: 9789752897250
Sayfa Sayısı: 544
Halide Edib: Biyografisine Sığmayan Kadın Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
"Latife Hanım" kitabıyla yakın tarihimize farklı bir gözle bakmamızı sağlayan İpek Çalışlar'dan çarpıcı bir Halide Edip gerçeği!..
İşgale karşı isyanın hatibi...
1915 Ermeni tehcirinde sesini yükseltmiş; idam cezasına yüz yıl önce karşı durmuş birkaç aykırı isimden biri... Mahatma Gandhi'nin, Bertrand Russell'ın ve Yahya Kemal'in yakın dostu...
Ali Ayet ile Hasan Zeki'nin annesi... Yüzlerce makalenin, onlarca kitabın yazarı... Aşkın ve hürriyetin her gün yeniden kazanılması gerektiğine inanan, dünya çapında entelektüel bir kadın, Halide Edib...
"Onunla Bayan Isabel Fry'ın evinde tanıştım ve anlattıklarını saatlerce tek başıma dinledim. 'Haremin Işığı' ile birlikte bir odaya kapatılmış Byron gibi hissetmeme neden olan o büyüleyici güzelliği olmasaydı, belki de siyasi fikirleri daha çok aklımda kalırdı. Hatıra defterime, 'Bir ceylanı andıran yumuşacık süzgün bakışları, hafifçe yukarıya kıvrılmış minik üst dudağı, ince uzun burnu ve dalga dalga bakıra çalan esmer saç örgüleri, incecik ve alabildiğine zarif endamıyla, görüp görebileceğim en enfes yaratık' diye not düşmüşüm. İnsanı altüst eden bir kadındı; bizi baş başa bıraktıklarında hafif yüzüm kızarmıştı, belki her ikimiz de biraz utanmıştık. Ancak, hemen ciddi bir sohbete girişti ve ateşli ateşli bana Jön Türkleri anlatmaya koyuldu..."
Henry W. Nevinson
İpek Çalışlar'ın, roman akıcılığında kaleme aldığı bu kitap; sabırlı, ayrıntılı bir araştırmaya, tanıklıklara, bugüne kadar gün ışığına çıkmamış mektuplara, arşiv belgelerine dayanıyor. Çalışlar, edebiyat ve siyasetle geçmiş bir ömrün karanlıkta kalmış yanlarını da içeren çalışmasıyla, "Halide Edib gerçeği"ni anlatıyor.
Halide Edib: Biyografisine Sığmayan Kadın Alıntıları - Sözleri
- “Yirmi dört mebusla Halide Edib Hanım yoldalar.”
- “Sen Halide Edip hanım değil misin? En çok seni arıyorlar.” “Sana verecekleri ceza en nihayet altı yıllık hapistir. Ölüm cezasının şerefi bana aittir.”
- Adnan Menderes kürsüden, “ Demokrat milletlerin kendi topluluklarında diktatörlük idaresine katlanan üyeler bulunmamasına dikkat etmeleri BM’nin barış ve güvenlik ihtiyacından doğan bir zarurettir”dedi.Çokpartili hayatın soluk alışları duyulmaya başlanmıştı.
- “Hitler Almanya’sı Avrupa’yı felakete sürüklerken Türkiye’de ırkçı politikalara kapı acıyordu. 1942 Şubatı’nda bir felaket yaşandı. Filistin’e gitmek üzere adam başı 1000 dolar alarak Romanya’dan yola çıkan kırık dökük Struma gemisi, Nazilerden “kutsal topraklar”a kaçan yolcularıyla Sarayburnu’na gelmişti.”
- Ey binamaz diye beni haktan uzak goren Sigmaz senin hayaline mihrab-i minberim, Sen sade bes vakitte ararsin ilahini, Ben her zaman onunla emin ol beraberim.
- Halide Edib muhalif ruhlu bir kadındı; aşkın ve hürriyetin her gün yeniden kazanılması gerektiğine inanmış ve bu yüzden devletin kara listesine girmişti.
- “İnsanlık gerçek sevgi ve hoşgörüye ne zaman kavuşacak?-ve bu yalnızca sözde kalmayacak.”
- Milletler, ırklar daima öldürmek,yakmakla meşgul. ...İçimden bir ses bu cinsten ayrılmak, kurtulmak istiyor
- Artık tamamen öğrendim ve inkiyad ettim ki hayatta insan yalnızdır . Sevdiği ve sevildiği insanlar bir geçici hayaldir.
- Bir gun gelecektir ki,daha buyuk bir mahkeme,milletleri tabii haklarindan mahrum birakanlari mahkum edecektir. O mahkeme bu gun bizim aleyhimizde olan devletlerin fertlerinden tesekkul edecektir. Cunku,her ferdin icinde ezelu bir hak duygusu vardir ve milletleri meydana getirenler de fertlerdir.
- “…..bir ülkenin uygarlığının ölçüsünde en doğru kıstasın, kadınların eğitimi” olduğuna inanan bir kadındı.
- "Ah! Bizim kabahatimiz işte bu. Biz hemen her sahada, eseri verenle meşgul oluyor da, eserin kendisine layık olduğu alakayı gösteremiyoruz. Halbuki bence eseri veren gölgede kalmalı."
- Kadinlar Halide (edib adivar) ile bir sure konustuktan sonra,ustunu orttuler,tek tek gelip optuler ve uyumasi icin yalniz biraktilar.
- Bazan bir erkek dâhi, kadın ruhunu, kadınların ifade edemeyeceği bir derinlikle ifade ettiği gibi, kadın dâhi de bir erkek ruhunu bazen erkekten fazla anlıyor...
- Hep aklımdan büyük Bâbl kadını Kurret'l - Ayn'ın (feminist kadın düşünür ve şair) idam edilmeden önce Farsça olarak söylediği cümle geçiyordu: "Ayaklarımı yerden kaldırın ki, yüksekten dünyayı daha iyi göreyim."
Halide Edib: Biyografisine Sığmayan Kadın İncelemesi - Şahsi Yorumlar
İpek Çalışlar'ın ince ekip sık dokuduğu, ilk noktadan son noktaya kadar ele aldığı müthiş bir biyografik eseri. Türk edebiyat ve tarihin çeşitli eklerle andığı ve doğrusu çoğu zaman "haksızlık" edilerek bahsedilen, kıymetli yazarımız Halide Edip Adıvar'ın hayat hikayesini, edebî, siyasi ve askerî kişiliğini anlattığı, yer yer kendi eserlerinden yer yer de dönemin diğer kaynaklarından alıntılarla desteklediği oldukça geniş bir biyografik eserdir. Yazarla ve dönemin edebi, siyasi ve askeri koşullarının ve kimi zaman ortaya atılan çoğu soruların cevabı kesinlikle bu eser içerisinde (bence) oldukça başarılı bir şekilde cevap buluyor. Merak eden tüm kitap kurtlarının kesinlikle kaçırmaması gereken bir kitaptır. İyi okumalar. yazar/Ipek-Calislar yazar/halide-edib-adivar kitap/halide-edib-biyografisine-sigmayan-kadin--3531 (M. Burak DİKİLİTAŞ)
Öncelikle sözlerime, değinmeye gerek görmediğim ama gene de söyleme isteğini içimden atamadığım o bilindik bilgiden bahsetmeden geçmeyeceğim. Halide Edib tanımamız gereken insanlardan. Kitabın Halide Edib Adıvar'ın hayatını konu aldığını söylemeye lüzum olmadığını varsayıyorum. Derin, köklü bir araştırma, yaşama ve birikintiyle kaleme alınan bu şaheser Halide Edib'in çocukluğundan başlayarak ölümüne kadar olan değerli kısmını çok hayran bıraktırıcı şekilde anlatıyor. Bahsettiğimiz çocukluk çağıdan ölümüne kadar yaşanan zorluklar, ileri sürülen düşünceler, gerçekleştirilen eylemler roman şeklinde anlatılmış fakat kurgulaştırıldığına hiçbir şekilde inanmıyorum. Yazar, öylesine ulaşılması gayretli kaynaklardan yararlanmış ki ona inanmaktan başka bir çare göremiyorsunuz. Fakat maamafih, aklımda kalan, belki kitapta işlenilen ama benim cımbızlayamadığım bir çok olay, soru, konu da var. Tarih bilgimin, eski kelimelere olan hakimsizliğimin bana kaybettirdiği birkaç cümle de var elbet. Fakat tarih sevmek isteyen okurların da tercih edebileceği bir eser. İsterdim hep, tarih okumayı fakat ağırlardı. Tarihe adını önemli kişilik, siyasetçi, edebiyatçı, düşünür, cesur, akıllı olarak yazdıran ve yapılmak durumunda kalınan savaşlarda Mustafa Kemal Paşa ile birlikte savaşan bir kadının hayatıyla başlayabilirsiniz. Halide Edib ki benim kitaplarını okurken satırlarını sevdiğim bir değerdir. Onun savunduğu düşünceleri öğrenmek ona daha fazla hayran kalmama sebebiyet verdi. Ayrıca okuduğum kitapları hakkında yorumlarımlarım da bütünüyle değişmiş oldu. Her zaman söylediğim şu söz gene gelip anlamını bana hatırlattı: Bir yazarın hayatını ve o kitabı neden yazdığını bilmek o kitap hakkında edinilen izlenimlerin ve yorumların değişmesi mânâsına gelir. Resmen İpek Çalışlar bana bunu tekrar tekrar yaşattı. Halide Edib'in kitapları hakkında aklımda kalan birçok sorunun cevabını da çıkarabildim. Ortak savunduğumuz, ama onun 80 yıllık hayatı boyunca gerçekleştirdiği, benim daha buna muvaffak olamadığım bir husus daha var: Liberalizm. Kelimeyi de kitaptan öğrendim açıkcası. Düşünmeyi sanatlaştıran ve düşüncelerinle hakim olabilen, millet ve toprak hissinle dolu olan, aidiyet duygusunu doruklarda taşıyabilen bu yazarın hayatı kitapları okunmadan okunmalı, kitapları bittikten sonra tekrar okunmalı. Her ne kadar 17 gün gibi uzun bir sürede de okumuş olsam, her ne kadar 5 günden fazla süresini uzattığım kitapları sevmesem de elime her alışımda, her satırda, kendimden geçmeden edemedim. Üzüldüm, gurur duydum, şaşırdım, eğitildim, öğrendim... Biyografi okumayı seven insanlara okuması için şiddetle önerebileceğim, sevmeyenler için daha da şiddetli önerebileceğim, okumaz isek ileriki hayatımızda biraz eksik kalacağımız kitapladan biri. Kişisel gelişim seven okurlar da kişilik gelişimi için bu kitabı başucu olarak vasıflayabilirler. Kitabı elime almadan kalemi elime aldığım nadir eserlerden. Daha farklı nasıl övebilirim.. İpek Çalışlar'a buradan bol minnettarlı teşekürlerle... Beni en sevdiğim ve değer açısından zirvelerde mesken edindirdiğim bir yazarın hayatıyla buluşturan, düşünceleri ve savunduklarıyla münakaşa ettiren, tarih'e biraz olsun ilgili olmamı sağlayan o insana nasıl teşekür etsem azdır. Ayrıca okurken beyninizde oluşan tasavvurları biraz daha kolaylaştırmak ve dönemine ait hissettirmek için şu videolara başvurmalıyım. Kitabı okurken mektuplaşmadan bahsediliyordu ama ben haberleşmek için hatırı sayılır derecedeki dokunmatik telefonumdan Chopin dinliyordum. Altımda gelişmiş bir yatak, üzerimde şuursuzca aldığım Los Angeles yazılı tişörtüm vardı. Hayal etmek böyle zamanlarda oldukça zorlaşıyor. O dönemin yapısını ve şartlarını anlamak biraz da görüntüyle alakalı galiba. https://m.youtube.com/watch?v=6CrdIkFtH9A https://m.youtube.com/watch?v=ja4ggJOqvqM (Başucumda Kitap)
Halide Edip'in hayatına sızabilmek için profesyonelce hazırlanmış bir biyografi okudum. Aşklarından, kavgalarına, cephe günlerinden meclis günlerine kadar saymayacağım maceralarla yoğrulan hayatını mükemmel bir örgü ile aktarmış yazar. Bir çok konu hakkında soru işaretleri giderilecektir ama ben, beim açımdan cereyan eden başka bir hadiseden bahsetmek istiyorum. İlk kez Atatürk'ü bir kadının anılarından, yani kadın gözünden okudum. Çok farklı ve beklemeyi ummadığım yazılar ve betimlemelerle karşılaştım. Bu kısmı benim için şaşırtıcıydı. Ve araştırmaya değer epey konu elde ettim. Kitabın kalınlığından korkmadan elinize almalısınız. Okumalısınız. Halide Edip ülkemiz için çok önemli bir aydındır. Onu tanımak ve tanıtmak gerekir. (Funda Temel)
Kitabın Yazarı İpek Çalışlar Kimdir?
İpek Çalışlar (d.1947 İstanbul), Türk gazeteci yazar.rnrnÜsküdar Amerikan Kız Lisesi ve Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunudur. Gazeteciliğe TRT'de başlamıştır. Nokta dergisinin haber müdürlüğünü yaptı. Söz gazetesiyle patronsuz Sokak dergisinin kurucularından biriydi. 1990-92 yılları arasında Hamburg'da eşcinsellik, kadın ve İslam konularını araştırdı. Türkiye'ye dönünce, Cumhuriyet gazetesinin haber müdürlüğünü üstlendi; ardından on yıl süreyle Cumhuriyet Dergi 'yi çıkarttı. Mustafa Kemal Atatürk'le 2,5 yıl evli kalan Latife Hanım'ın hayatını araştırıp yazdığı Latife Hanım 2006'da yayımlandı. 2010'da "Biyografisine Sığmayan Kadın" altbaşlığını taşıyan "Halide Edip" adlı kitabı yayımlandı. Gazeteci Oral Çalışlar ile evlidir.
İpek Çalışlar Kitapları - Eserleri
- Latife Hanım
- Mustafa Kemal Atatürk Mücadelesi ve Özel Hayatı
- Halide Edib: Biyografisine Sığmayan Kadın
- Atatürk - Çocukluk ve Okul Yılları
- İran: Bir Erkek Diktatörlüğü
İpek Çalışlar Alıntıları - Sözleri
- +"Emniyet'e bana bir ölüm tuzağı kurulduğu ihbar edilmiş. Fakat nasıl ve nerede yapılacağı bilinmiyor. İstedim ki hiç yoktan başına bir iş gelmesin." -"Törenlerde senin yanında olacağım da ölüm tehlikesi karşısında ayrı olmaya razı mı olacağım sanıyorsun! Mutluluksa beraber. Ölümse yine beraber. Hatta atılacak kurşuna ben göğsümü gererek sana canımı siper ederim." (Latife Hanım)
- ‘’ Ya hiç doğmamış olmak veya hiç unutulmamak isterdim.’’ (Mustafa Kemal Atatürk Mücadelesi ve Özel Hayatı)
- Bir gun gelecektir ki,daha buyuk bir mahkeme,milletleri tabii haklarindan mahrum birakanlari mahkum edecektir. O mahkeme bu gun bizim aleyhimizde olan devletlerin fertlerinden tesekkul edecektir. Cunku,her ferdin icinde ezelu bir hak duygusu vardir ve milletleri meydana getirenler de fertlerdir. (Halide Edib: Biyografisine Sığmayan Kadın)
- Artık tamamen öğrendim ve inkiyad ettim ki hayatta insan yalnızdır . Sevdiği ve sevildiği insanlar bir geçici hayaldir. (Halide Edib: Biyografisine Sığmayan Kadın)
- -bırakın da benim gibi yaşayan ölülere türbedarlık edenler ağlasın.- (Latife Hanım)
- Zübeyde temizliğe önem verir çocuklarını çok temiz giydirirdi. Ancak salgın hastalıklardan korunmak imkânsızdı. İki oğulları Ahmed ile Ömer aynı anda kuşpalazına yakalandı. Henüz 2 yaşındaki Mustafa, bütün gün kardeşleri ile bir aradaydı. Aynı bardaktan su içerler, aynı oyuncaklarla oynarlardı. Ahmed ile Ömer arka arkaya öldüler. Mustafa'nın salgından sapasağlam çıkışı annesi ile babasını yeniden hayata bağlayan mucize oldu. Karı koca sürekli Mustafa'yı gözlüyor, biraz kırıklık duydu mu, yorgun göründü mü hemen hekime koşuyorlardı. Son çocuklarını kaybetme korkusu hep hayatlarını etkilemişti. (Atatürk - Çocukluk ve Okul Yılları)
- “Sen Halide Edip hanım değil misin? En çok seni arıyorlar.” “Sana verecekleri ceza en nihayet altı yıllık hapistir. Ölüm cezasının şerefi bana aittir.” (Halide Edib: Biyografisine Sığmayan Kadın)
- Milletler, ırklar daima öldürmek,yakmakla meşgul. ...İçimden bir ses bu cinsten ayrılmak, kurtulmak istiyor (Halide Edib: Biyografisine Sığmayan Kadın)
- “Hitler Almanya’sı Avrupa’yı felakete sürüklerken Türkiye’de ırkçı politikalara kapı acıyordu. 1942 Şubatı’nda bir felaket yaşandı. Filistin’e gitmek üzere adam başı 1000 dolar alarak Romanya’dan yola çıkan kırık dökük Struma gemisi, Nazilerden “kutsal topraklar”a kaçan yolcularıyla Sarayburnu’na gelmişti.” (Halide Edib: Biyografisine Sığmayan Kadın)
- bugün hor gördüğümüz nice kıymetler var ki yarın mezarları başında göz yaşı dökeceğiz. Ve onların birer "kıymet" olduklarını itiraf edebilmek, için ölmelerini beklemekteyiz: çünkü yaşadıkları sıralarda onlara bu kıymeti vermemize, kıskançlığımız manidir. (Latife Hanım)
- Bazan bir erkek dâhi, kadın ruhunu, kadınların ifade edemeyeceği bir derinlikle ifade ettiği gibi, kadın dâhi de bir erkek ruhunu bazen erkekten fazla anlıyor... (Halide Edib: Biyografisine Sığmayan Kadın)
- yağmur yerine dürrü güher yağsa semadan bibaht olanın bağına katresi düşmez- (Latife Hanım)
- "Her şey toz pembe değildi, ama hep saygı ve sevgi vardı. Ve o sevgi ölene kadar hep onunla beraberdi." (Latife Hanım)
- “Yirmi dört mebusla Halide Edib Hanım yoldalar.” (Halide Edib: Biyografisine Sığmayan Kadın)
- O mütevazı odada bütün gençliğin bir millet yaşasın diye ölmeyi göze alan kararını temsil ediyordu. Ne saray, ne şöhret, ne herhangi bir kudret onun o odadaki büyüklüğüne yaklaşamazdı. (Mustafa Kemal Atatürk Mücadelesi ve Özel Hayatı)
- Hep aklımdan büyük Bâbl kadını Kurret'l - Ayn'ın (feminist kadın düşünür ve şair) idam edilmeden önce Farsça olarak söylediği cümle geçiyordu: "Ayaklarımı yerden kaldırın ki, yüksekten dünyayı daha iyi göreyim." (Halide Edib: Biyografisine Sığmayan Kadın)
- tek kalmışlığın ıstırabı gözlerinde okunurdu- (Latife Hanım)
- "Sekiz sene evvel mustarip ağlayan İstanbul'dan kalbim sızlayarak çıktım.Uğurlayanım yoktu. Sekiz sene sonra kalbim müsterih olarak, gülen ve daha güzelleşen İstanbul'a geldim. Vatanın imarı milletin refahı daha çok gayret ve mesai talep etmektedir. Artık bu saray, Allahın gölgelerinin değil, gölge olmayan, gerçek olan ulusun sarayıdir ve ben burada ulusun bir bireyi, bir konuğu olarak bulunmakla mutluyum." (Mustafa Kemal Atatürk Mücadelesi ve Özel Hayatı)
- Gerçek, her zaman olduğu gibi, ne biri ne de diğeri, ikisinin ortası. Efendim bendeniz hünkarımız ile aynı dişçiye gitme şerefine erenlerdenim. Tooth Paşa ( Sultan’ın dişçisine taktığı ad ) bana ne dedi biliyor musunuz? Ona göre padişahımız hem nalına hem mıhına oynuyor. Bir yandan işgalciye karşı büyük esneklik gösterip çok iyi bir barış antlaşması sağlamak istiyor, öte yandan da Anadolu ayaklanmasına karşı çıkmıyor. Bu yüzden de onca yetenekli paşa arasından Mustafa Kemal Paşa’yı seçti. Hünkar, işgalcilere, Türk ulusuna her istediklerini kabul ettiremeyeceklerini kanıtlamak istiyor. Anadolu’da karışıklıkların artmasıyla barış görüşmelerinde değerli bir koz elde etmiş olur. (Mustafa Kemal Atatürk Mücadelesi ve Özel Hayatı)
- Güneş batıyordu. Mustafa Kemal gazeteciye: "Bugün Türkiye'de her şey inşa halinde. Yollar, demiryolları, evler ve kafalar..." demişti. (Mustafa Kemal Atatürk Mücadelesi ve Özel Hayatı)
Yorumlar
0 yorum