Kitap Künyesi
Yazar: Terry Pratchett
Çevirmen: Niran Elçi
Yayın Evi: İthaki Yayınları
İSBN: 9789758725915
Sayfa Sayısı: 392
--reklam--
Hareketli Resimler (Diskdünya Serisi #9) Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Diskdünya'nın simyacıları gümüş perdenin büyüsünü keşfetti. Ama Holy Wood tepesinde karanlık bir sır saklı. Bu sırrın ne olduğunu öğrenmek ve sonuçlarıyla başetmekse iki yeni Holy Wood yıldızına düşüyor; Victor Tugelbend'e ("Şarkı söyleyemiyor. Dans edemiyor. Sadece biraz kılıç kullanabiliyor") ve Thelda Withel'a (Muhtemelen adını hiç duymadığın küçük bir kasabadan geldim").
Hareketli Resimler, Diskdünya romanı, çılgına dönmüş bir dünyanın oluşturduğu fon üzerinde geçen muhteşem ölçüde gülünç bir destan!
KİTAPTAN...
Simyacıların bir Loncası olması dikkate değer bir olaydı. Sihirbazlar yalnızca işbirliğini sevmeyen kişiler olmakla kalmayıp, aynı zamanda doğaları gereği hiyerarşik ve rekabetçiydiler. Organizasyona ihtiyaçları vardı. Tepeden bakacak altı düzey ve arzulanacak bir Sekizinci Düzey yokken Yedinci Düzeyden bir sihirbaz olmanın ne faydası olurdu ki? Nefret edecek ve küçümseyecek başka sihirbazlara ihtiyacınız vardı.
Buna karşın her simyacı yalnızca bir simyacıydı, karartılmış odalarda ya da gizli bodrumlarda çalışırlar, durmaksızın büyük piyangoyu ararlardı -Felsefe Taşı'nı, Yaşam İksiri'ni. Hepsi ince, pembe gözlü, sakalları aslında sakal olmayıp ortak savunma amacıyla bir araya toplanmış bireysel kıllar olan, çoğunda kaynayan cıvanın yanında fazla kalmaktan kaynaklanan o belirsiz, dünyadışı ifade bulunan adamlardı.
Simyacılar başka simyacılardan nefret etmez değildi. Sadece, genellikle onları fark etmez ya da mors olduklarını sanırlardı.
Bu yüzden onların minik, horgörülen Loncaları, örneğin Hırsızlar, Dilenciler ya da Katiller Loncası'nın güçlü statüsüne hiçbir zaman ulaşamamıştı, bunun yerine kendini, örneğin, potasyum siyanidle çalışırken aşırı rahat davranmış ya da ilginç mantarları imbikten geçirmiş ve elde ettikleri karışımı içmiş ve sonra perilerle şarkı söylemek için çatıya çıkmış simyacıların dullarına ve ailelerine yardım etmeye adamıştı.
Elbette çok fazla dul ya da yetim yoktu, çünkü simyacılar başka insanlarla uzun süreli ilişki kurmayı güç bulurlardı ve evlenmeyi başarsalar bile bunun sebebi genellikle maden eritme kaplarını tutacak birine ihtiyaç duymaları olurdu.
Sonuç olarak, Ankh-Morpork simyacılarının şimdiye dek keşfettikleri tek beceri, altını daha az altına dönüştürme becerisiydi.
Şu âna dek
Artık banka hesabında beklenmedik bir servet bulan ve insanların dikkatini buna çekmesi mi, yoksa parayı alıp kaçması mı gerektiğini bilemeyen insanların sinirli heyecanıyla doluydular.
"Sihirbazlar bundan hiç hoşlanmayacak," dedi içlerinden biri, Lully adında zayıf, kararsız bir tip. "Buna büyü diyecekler. Sihirbaz olmadığın halde büyü yaptığını düşünürlerse gerçekten sinirleniyorlar, biliyorsunuz."
"Bunda büyü filan yok," dedi Lonca başkanı Thomas Gümüşbalık.
"İblisler var."
"Bu büyü değil. Bu yalnızca sıradan bir gizem."
"Eh, bir de semenderler var."
"Son derece normal, doğal tarih. Bunda yanlış bir şey yok."
"Eh, tamam. Ama yine de büyü diyecekler. Nasıl olduklarını bilirsiniz."
Simyacılar kasvetle başlarını salladılar.
"Onlar gerici," dedi Lonca sekreteri Sendivoge. "Şişkin büyüokratlar. Diğer Loncalar da öyle. Gelişimin nasıl ilerlediği hakkında ne biliyorlar ki? Umurlarında mı. Yıllar önce böyle bir şey yapabilirlerdi, ama yaptılar mı? Yok canım! Bizim, insanların yaşamlarını nasıl da daha şey, iyi hale getirebileceğimizi bir düşünün. Olasılıklar muazzam."
"Eğitimsel," dedi Gümüşbalık.
"Tarihsel," dedi Lully.
"Ve elbette, eğlence de var," dedi Lonca haznedarı Peavie. Ufak tefek, sinirli bir adamdı. Zaten çoğu simyacı sinirli olurdu; deney yaptıkları, potada kaynayan şeyin şimdi ne yapacağını bilmemekten kaynaklanırdı bu.
"Şey, evet. Biraz da eğlence olduğu ortada," dedi Gümüşbalık.
"Büyük tarihi dramlardan bazıları," dedi Peavie. "Manzarayı bir düşünsenize! Birkaç aktör topluyorsunuz, onlar bir kez rol yapıyor ve Disk'in her tarafındaki insanlar bunu istedikleri kadar izleyebiliyor! Maaşlardan büyük tasarruf sağlar, bu arada," diye ekledi.
"Ama zevkli," dedi Gümüşbalık. "Büyük sorumluluk taşıyoruz. Hiçbir şekilde" sesi sönüp gitti, "...bilirsiniz bayağı olmayan şeyler yapılmalı."
"Bizi durduracaklar," dedi Lully karanlık bir ifadeyle. "O sihirbazları bilirsiniz."
"Bir süredir bunu düşünüyorum," dedi Gümüşbalık. "Zaten burada ışık çok kötü. Aynı fikirdeyiz. Berrak göklere ihtiyacımız var. Ve çok uzakta olmalıyız. Sanırım doğru yeri biliyorum."
"Biliyor musunuz, bunu yaptığımıza inanamıyorum," dedi Peavie. "Bir ay önce yalnızca delice bir fikirdi. Ve şimdi işe yarıyor! Tıpkı büyü gibi! Ama büyü değil, ne demek istediğimi anlıyorsanız," diye ekledi çabucak.
"Yalnızca yanılsama değil, gerçek bir yanılsama," dedi Lully.
"Bunu düşünen oldu mu bilmiyorum," dedi Peavie, "ama bu bize biraz para kazandırabilir. Hım?"
"Ama bu önemli değil," dedi Gümüşbalık.
"Hayır. Hayır, elbette değil," diye mırıldandı Peavie. Diğerlerine baktı.
"Yine izleyelim mi?" dedi utangaç bir ifadeyle. "Kolunu ben çevirebilirim. Ve, ve şey, bu projeye fazla katkım olmadı, ama bu, eee, şeyi buldum."
Cüppesinin cebinden çok iri bir torba çıkardı ve masanın üzerine bıraktı. Torba devrilince köpüksü, beyaz, şekilsiz birkaç top dışarı yuvarlandı.
Simyacılar bakakaldılar.
"Bu ne?" dedi Lully.
"Şey," dedi Peavie rahatsızca, "yaptığın şu, biraz mısır alıyorsun, sonra, diyelim ki, Üç Numara potaya koyuyorsun, biraz yemeklik yağ ekliyorsun, anlıyor musunuz, sonra üzerine tabak gibi bir şey koyuyorsun ve ısıttığın zaman patlıyor, demek istediğim, cidden patlamıyor ve patlamayı kestiği zaman tabağı çekiyorsun ve mısır bu, eee, şeylere dönüşmüş oluyor" Meslektaşlarının anlamamış suratlarına baktı. "Yiyebilirsiniz," diye mırıldandı özür dilercesine. "Üzerine tereyağı ve tuz koyarsanız, tuzlu tereyağı gibi tadı oluyor."
Gümüşbalık kimyasallarla lekelenmiş elini uzattı ve ihtiyatla köpüğümsü parçalardan birini seçti. Düşünceli bir şekilde çiğnedi.
"Bunu neden yaptım bilmiyorum aslında," dedi Peavie kızararak. "Ama doğru olduğu gibi bir fikre kapıldım."
Gümüşbalık çiğnemeye devam etti.
"Karton gibi tadı var," dedi bir süre sonra.
"Pardon," dedi Peavie, yığının kalanını torbaya süpürmeye çalışarak. Gümüşbalık nazikçe elini koluna koydu.
"Ama," dedi, bir başka köpüksü parça seçerek, "gerçekten de belli bir şeyi var, değil mi? Gerçekten doğruymuş gibi geliyor. Adı ne demiştin?"
"Aslında bir ismi yok," dedi Peavie. "Ben ona pörtlemiş tahıl diyorum."
Gümüşbalık bir tane daha aldı. "Gülünç, yemeyi bırakmak istemiyorsun," dedi. "Daha fazlamsı. Pörtlemiş tahıl ha? Tamam. Her neyse baylar, kolu teker teker çevirelim."
Lully filmi büyüsüz lambaya sarmaya başladı.
"Projeyi gerçekten büyütebileceğimiz ve sihirbazların bizi rahatsız etmeyeceği bir yer bildiğini söylüyordun," dedi.
Gümüşbalık bir avuç pörtlemiş tahıl aldı.
"Biraz uzakta, kıyıda," dedi. "Güzel, güneşli ve bugünlerde kimse oraya gitmiyor. Rüzgarın süpürdüğü eski bir orman, bir tapınak ve kum tepeciklerinden başka hiçbir şey yok orada."
"Tapınak mı? Tanrılar gerçekten sinirlenebilir, eğer siz..." diye başladı Peavie.
"Bak," dedi Gümüşbalık, "bölgenin tamamı yüzyıllardır terk edilmiş. Orada hiçbir şey yok. Ne insan, ne tanrı, ne de bir şey. Yalnızca bizi bekleyen bol güneş ışığı ve arazi. Bizim şansımız bu, çocuklar. Büyü yapmamıza izin yok, altın yapmamıza izin yok, servet yapmamıza izin yok o zaman biz de gidip hareketli resimler yapalım. Tarih yapalım!"
Simyacılar daha neşeli görünerek arkalarına yaslandılar.
"Evet," dedi Lully.
"Ah. Tamam," dedi Peavie.
"Hareketli resimlerin şerefine," dedi Sendivoge, bir avuç pörtlemiş tahıl kaldırarak. "Bu yeri nereden duydun?"
"Ah, ben..." Gümüşbalık sustu. Şaşkın görünüyordu. "Bilmiyorum," dedi son
--reklam--
Hareketli Resimler (Diskdünya Serisi #9) Alıntıları - Sözleri
- . Bütün hayat bir film izlemek gibidir. Ama sanki büyük resim başladıktan sonra her zaman on dakika içinde oluyorsunuz ve kimse size olayı anlatmayacak, bu yüzden her şeyi ipuçlarından kendiniz çözmeniz gerekiyor. ...
- Hep böyledir hayatınızı değiştiren anlar aniden gerçekleşenlerdir. Ölüm gibi.
- "Dünyadaki en büyük trajedi nedir, biliyor musun?.. .. Gerçekten ne istediklerini ya da hangi konuda iyi olduklarını hiç öğrenmeden yaşayıp giden onca insan.
--reklam--
Hareketli Resimler (Diskdünya Serisi #9) İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Terry Pratchett ile Holy Wood yorumuna dalıyoruz. Yüzüklerin Efendisi, Tom ve Jerry, Rüzgâr Gibi Geçti vs. filme göndermeler bulunan, eğlenceli bir disk dünya romanı ile karşı karşıyayız. Okurken yine çok eğlendim. Tırpanlı Adama geçmek için sabırsızlanıyorum. :) Ölümü sahnede daha çok görmek hoşuma gidiyor. (Ged)
Bu keskin zekanın ürünü mizahın müptelası oldum. Hollywood Diskdünyada hayat bulunca neler olur? Tabii ki çok komik şeyler olur. Pratchett huzur içinde uyu. (Gökhan Karagül)
--reklam--
Hareketli Resimler (Diskdünya Serisi #9) PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Terry Pratchett - Hareketli Resimler (Diskdünya Serisi #9) kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Hareketli Resimler (Diskdünya Serisi #9) PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Terry Pratchett Kimdir?
Diskdünya, aynı dünyamıza benzer. Temel farkı küre şeklinde değil de, kutupları iyice preslediğiniz zaman ortaya çıkan bir diske benzer olması. Diskin tam ortasında sivri bir dağ var. Ve disk dünya, yıldızlar arası boşlukta süzülen bir kaplumbağa'nın sırtında dizili dört filin üzerinde dengede durmaktadır.
Diskdünya serisi 2007 senesi itibari ile 36 kitaba ulaşmıştır.
Bu dünya kafası karışık kişilikler, enteresan kahramanlar, meyhaneler, büyücülüğün öğretildiği görünmez üniversite, muhtelif şehirler, büyücüler ve cadılar ve mebzul miktarda sıradan halkla doludur.
Serinin Türkiye'de yayımlanmış birçok kitabı var. Mr.Pratchett, başarılı ve velut bir yazar. Yazarın, Diskdünya serisi dışında yazdığı kitaplar;
Bromeliad Üçlemesi
1988 Truckers
1990 Diggers
1990 Wings
Johnny Maxwell Üçlemesi
1992 Only You Can Save Mankind
1993 Johnny and the Dead
1996 Johnny and the Bomb
Diğer çalışmaları
1971 The Carpet People
1976 The Dark Side of the Sun
1981 Strata
1989 The Unadulterated Cat (Gray Jolliffe ile birlikte)
1990 Good Omens (Neil Gaiman ile birlikte)
2008 Nation
--reklam--
Terry Pratchett Kitapları - Eserleri
- Büyünün Rengi
- Fantastik Işık
- Mort
- Eşit Haklar - Eşit Ayinler
- Şifacı
- Ucube Kocakarılar
- Küçük Tanrılar
- Piramitler (Diskdünya Serisi #7)
- Muhafızlar! Muhafızlar! (Diskdünya Serisi #8)
- Eric (Diskdünya Serisi #12)
- Küçük Özgür Adamlar
- Tırpanlı Adam (Diskdünya Serisi #10)
- Hareketli Resimler (Diskdünya Serisi #9)
- Cadılar Dışarıda!
- Gökyüzü Dolu Şapka
- Ulus
- İnsanlığı Ancak Sen Kurtarabilirsin
- Johnny ve Ölüler
- Geceye Bürüneceğim
- Hanımlar ve Beyler
- Kış Ustası
- Asayiş Berkemal
- Ruh Müziği
- Johnny ve Bombalar
- Klavye Sürçmesi
- Muhteşem Maurice ve Değişmiş Fareleri
- Çobanın Tacı
- Yozlaşmamış Kedi
- Maskeli Balo
- Cadının Elektrikli Süpürgesi
- Domuz Baba
- İlginç Zamanlar
- Viran Şatodaki Ejderhalar
- Savaş Naraları
- Kilden Ayaklar
- Carpe Jugulum
- Beşinci Fil
- Son Kıta
- Noel Baba'nın Takma Sakalı
- Gerçek
--reklam--
Terry Pratchett Alıntıları - Sözleri
- hayatın inişleri de var çıkışları da diye bir deyim var. eninde sonunda kendini tepede bulacağın anlamına geliyor, en azından bir süreliğine. sonra tekerlek döner, artık tepede değilsindir ve buna tahammül etmen gerekir. (Çobanın Tacı)
- Bu zor olacaktı, çünkü evrenin ardında bir mantık yoktu. Dünyayı bir araya getirirken Yaratıcı'nın bir sürü olağanüstü fikri vardı ama onu anlaşılır kılmak, o fikirlerden biri değildi. Trajedilerdeki kahramanlar hep tanrıların onlarla uğraşması hakkında sızlanır ama işi asıl zor olan, tanrıların görmezden geldiği kişilerdir. (Mort)
- Rincewind,turistin "ahmak" anlamına geldiğine karar vermişti. (Büyünün Rengi)
- Yaşamak, vazgeçmesi zor bir alışkanlık... (Tırpanlı Adam (Diskdünya Serisi #10))
- İyi bir hikâye işleri yoluna koyar. (Gökyüzü Dolu Şapka)
- Koçbaşı Dağları'nın yükseklerinde kimse kayak yapamazdı; en azından birkaç metre sonra çığlıklar atarak gözden kaybolmadan yapamazdı. (Cadılar Dışarıda!)
- Havamumu Nine kaybolmamıştı. O kaybolan cinsten bir insan değildi. Şu anda KENDİ yerini tam olarak biliyordu fakat başka hiçbir yerin yerini bilmiyordu. (Ucube Kocakarılar)
- Meşalelere hiç gerek yoktu. Oktavo odayı donuk, kasvetli bir ışıkla dolduruyordu, aslında tam olarak ışık değil, ışığın tam tersiydi. Karanlık, ışığın tersi değildir, yalnızca ışığın yokluğudur. Kitaptan yayılan şey karanlığın diğer ucunda olan ışıktı: fantastik ışık. (Fantastik Işık)
- "Tamam," dedi kararsızca. Kafası sorunu evirip çeviriyordu. Kadın bir cadıydı. Son zamanlarda cadıların sağlığa pek iyi gelmediğine dair dedikodular duymuştu. Cadıların geçmesine izin vermemesi emredilmişti ama kimse elma satıcıları için bir şey dememişti. Elma satıcıları sorun değildi. Sorun olan cadılardı. Kadın, elma satıcısı olduğunu söylemişti ve bir cadının sözünden kuşku duyacak değildi. Kurduğu mantıktan memnun olan muhafız kenara çekildi ve geniş bir kol hareketiyle yol verdi. (Ucube Kocakarılar)
- "...onlar gibi insanlar söz konusu olduğunda, bu kolay iş değildir. Kafaloji kullanmak gerekir. Yani kendi kendilerini göndermelerini sağlamak lazım. Kalkıp da Esme Havamumu'na bir yere gitmesi gerektiğini söylersen, sırf inadından gitmez. Bu yüzden ona gitmemesi gerektiğini söylersin ve kadın, kırık camlara basa basa bile olsa gider. Havamumu ailesinin de derdi bu zaten..." (Cadılar Dışarıda!)
- "Adam kaçık." "Eh, evet. Dâhilik ile delilik arasında ince bir çizgi olduğunu söylerler.." "Adam o çizgiden düşmüş o zaman." (Savaş Naraları)
- "İlk görüşte nefret" diye bir şey vardır. (Carpe Jugulum)
- Kazanan tarafta olmayacaksan savaşa girmenin anlamı yok. (Savaş Naraları)
- "Bana kendinden bahsetsene!" "Şey.. .. dağlarda, muhtemelen adını hiç duymadığın bir yerden geldim ve.. " Durdu.. Christine'in, yanıtı öğrenmek için değil, laf olsun diye sorduğunu anladı. O yüzden şöyle devam etti: " Ve babam Klacth İmparatoru ve annem de küçük bir tepsi dolusu frambuazlı puding." "Ne ilginç!... .. Sence saçım düzgün görünüyor mu?!" (Maskeli Balo)
- "Kurban yok mu?" dedi. "Kesinlikle hayır." Rincewind pes etti. "Eh," dedi, "o kadar da kutsal değiller o zaman..." (Fantastik Işık)
- Hayat, siz başka planlar yaparken başınıza gelenlerdir. (Klavye Sürçmesi)
- Çoğu suç romanı da polisler, suçlar, suçlularla doludur ve çoğu pasta da hemen hemen aynı malzemelerden yapılır. Önemli olan, nasıl pişirildiğidir. Eğer doğru pişirirseniz ve hayal gücünüz, yeteneğiniz ve bir tutam da şansınız varsa, o nadir ve değerli şeyi elde edersiniz: türün üzerine çıkan bir tür kitabı. Ve Harry Potter, çok güzel pişirilmiş bir kitaptır. (Klavye Sürçmesi)
- "Şey... marangozluk iyi meslektir," diye tahmin yürüttü Lezek. "Ya da hırsızlık. Birinin yapması lazım." (Mort)
- Bütün gün bir masada oturuyorsun, dizi dizi sayıyı topluyorsun sonunda seni bekleyen sey de basit bir emekli maaşı..... İyi de, macera nerede ? (Büyünün Rengi)
- . Bütün hayat bir film izlemek gibidir. Ama sanki büyük resim başladıktan sonra her zaman on dakika içinde oluyorsunuz ve kimse size olayı anlatmayacak, bu yüzden her şeyi ipuçlarından kendiniz çözmeniz gerekiyor. ... (Hareketli Resimler (Diskdünya Serisi #9))
Yorumlar
0 yorum