Kitap Künyesi
Yazar: Georges Perec
Çevirmen: Esra Özdoğan
Orijinal Adı: Un Cabinet D'amateur
Yayın Evi: Sel Yayıncılık
İSBN: 9789755702800
Sayfa Sayısı: 87
--reklam--
Harikalar Odası Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
"Harikalar Odası" diye anılan tablolar öteden beri büyülemiştir beni. Kendi içinde bir müze olan, imge olan, bir dizi tablonun temsilini veren bir tablo düşünün; dahası, zaman zaman bu tabloların içinde bir dizi tablonun vb. temsil edildiği bir tablo daha oluyordu, birbirini izleyen tüm bu "tablo içinde tablo"lardan çok hoşlanıyordum.
Georges Perec'in 'sanatsal vasiyeti' diye anılan Harikalar Odası'nda, sahte tablolar üstüne sahte bir anlatının labirentinde ilerlerken, okur, yazarın harikalar evrenini belirleyen her öğenin tadına varacak: Oulipo, oyun, bilgi, ansiklopedi, ironi, gotik, gerçek, eğlence, hayalet, ayna, yansıma, keşif, yolculuk, masal, bengi dönüş ve diğerleri...
Anlatı akrobatından küçük bir dev yapıt.
(Arka Kapak)
--reklam--
Harikalar Odası Alıntıları - Sözleri
- Binet, kralın perukacısı Rigaud'ya bir tablo ısmarladı. Ressam bu işten hiç memnun kalmadı Çünkü küçümserdi fırçası tarakları Ama Rigaud, peki ya olmasaydı Modellerin perukları Ne renkleri kalırdı ne ruhsarları O vakit çok arardın perukacıları!
- Her yapıt başka bir yapıtın aynasıdır.
- Her yapıt başka bir yapıtın aynasıdır.
- Her yapıt bir başka yapıtın aynasıdır.
- Bu yapıt sanatın ölümünün bir imgesi, kendi modellerinin sonsuz yinelenişine mahkum bir dünya üstüne soyut bir düşünceydi.
- Her yapıt bir başka yapıtın aynasıdır.
- "On ne badine pas avec l'amour" "Aşkla oyun olmaz"
- Harikalar Odası betime dayalı özel bir müze temsili değil yalnızca; birbirini izleyen bu suretlerin oyunuyla, gitgide küçülen bu yinelemelerin neredeyse büyülü çekiciliğiyle cazibesini sonsuzca büyüterek tam anlamıyla düşsü bir evrene uzanan bir yapıt.
- Her yapıt bir başka yapıtın aynasıdır.
--reklam--
Harikalar Odası İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Perec’in Harikalar Odası: Önde iki yanı kavaklarla çevrili bir kanal kıyısı görülüyordu, bir alavere havuzunun, çakıl yüklü mavnaların, balık ağlarının yanından geçiliyor, daha sonra, ortalarında ahşap bir kulübe bulunan koyu renk ağaçların yükseldiği bir koruya varılıyor, derken yavaş yavaş büyük bir kent sokağına dönüşen bir yola giriliyor, çok katlı binalar, çinili ve mozaikli dükkânlar göze çarpıyordu, ardından evler seyreliyor, gökyüzü aydınlanıyor ve sokak sıcak bir ülkedeki küçük bir yola dönüşüyordu, hasır şapkalı bir Arap'ın eşeğine binmiş tırıs gittiği vahadan ve bir sipahi müfrezesinin silahlarını gösterdiği tabyadan uzak değildi burası; daha sonra deniz geliyordu, kısa bir gemi yolculuğunun ardından büyük bir limana yanaşılıyor, hüzünlü ve soğuk, küçük bir kafeye girilmeden önce sislere boğulmuş rıhtımlardan geçiyordu. ( Sayfa: 28, 29 ) George Perec: 1936 ve 1982 yılları arasında yaşamış olan Polonya asıllı yazar 1965 yılında Şeyler kitabı ile edebiyat dünyasına giriş yapmıştır. Kayboluş adlı eserinde lipogram tekniği ile e harfini kullanmadığından dolayı kitap yayımlandığı günden bu yana tartışılmaktadır. Perec, İtalo Calvino’nun deyimi ile “başka kimseye benzemeyecek derecede özgün bir edebi kişilik” olmuş öldüğü yıl adı bir asteroide verilmiştir. Harikalar Odası George Perec’in bu kitabı gördüğüm kadarıyla pek bilinmiyor. Ben de zaten “Uyuyan Adam” kitabını almak isteyip kitabın fiyatını yüksek bulunca açılan internet sitesinin yönlendirmesi ile kitabı fark ettim. Yazarın daha önce okumuş olduğum “Şeyler” kitabını çok sevmiştim. Harikalar Odası’nın da açıklamasını okuyunca 2021 yılını bu kitapla bitirmenin güzel olacağını düşündüm. Kitaba gelecek olursak kahramanımız bir koleksiyoner ve özel koleksiyonu fazla ses getiriyor. Koleksiyonu görmek izdihama yol açınca saatlerce içeri giremeyen ve çileden çıkan bir ziyaretçi serginin son haftasında içeri dalınca olanlar oluyor. "Tuvalde kapısız, görünürde penceresi de olmayan, üç duvarı tamamen tablolarla kaplı, dikdörtgen biçimli, geniş bir oda resmedilmiş.” (Sayfa: 16) Bazen okuduğunuz hap kadar kitaplar yüzlerce sayfaya bedel olabiliyor. Eğer resim sanatına benim gibi hayransanız arada bir sergiye gidip tablolara çizimlere gözlerinizden kalpler çıkarak bakıyorsanız Perec size muhteşem bir seyir hazırlamış benden söylemesi. Kitabın sonunda da sizi bir sürpriz bekliyor olacak. Sevenlerine tavsiye ederim. Keyifli okumalar. (Yeşim)
#harikalarodası Perec’in oyuncu yönünün en güzel örneklerinden biri. Zaten ‘sanatsal vasiyeti’ olarak geçiyormuş. Zengin bir koleksiyonerin eserlerinin sergilenmesi ve müzayede satılmasını anlatırken hayali-gerçek birçok tablo betimliyor. Tablolarda isim-konu olarak edebiyata göndermeler var. Sanki edebiyatın resmini yapıyor. Ressam-yazar benzerliği, Duras’ın bir denemesini okurken de bu konuyu çok düşünmüştüm. Perec sanat simsarlığına, koleksiyonerliğe ince bir mizahla eleştiriler yöneltirken -mış gibi yapma, yanılsama kuramı, Bengi dönüş, sanatsal eserin bir fotoğraf sadakatine bağlı olmadığı gibi konulara da değinmiş. 67 sayfa kısacık bir kitaba ne çok şey sığdırmış bir de bunu tabii ki açıkça yapmak yerine okuyucuyu tablo betimlemelerinin içinde dolaştırarak yapmış. Bu kitabı yazarken çok eğlendiğini düşünüyorum. Gülüyor musun Perec:)) (Vox Nihili)
--reklam--
Harikalar Odası PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Georges Perec - Harikalar Odası kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Harikalar Odası PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Georges Perec Kimdir?
Şaşırtıcı özgünlükteki yapıtlarıyla, anlatı üslubuna ve şiire getirdiği yeniliklerle edebiyat dünyasında ayrı bir yer edinen Georges Perec, 7 Mart 1936'da Paris'te doğdu, 3 Mart 1982'de Ivry'de öldü. Neredeyse tüm yaşamı boyunca Paris'te yaşadı. İkinci Dünya Savaşı'na katılan babası 1939'da öldürüldü. Almanlar Fransa'yı yavaş yavaş ele geçirirken, Perec akrabaları tarafından kırsal bölgeye götürüldü. 1942 yılı sonlarında Paris'te kaybolan annesinin de daha sonra Auschwitz'de ölmesiyle, altı yaşında öksüz kaldı ve halasıyla eniştesi tarafından büyütüldü. Yahudi kökenli oluşunu ve anne babasını savaşta kaybetmesini hiçbir zaman açıkça irdelemese de, bunlar yapıtlarında alttan alta her zaman var olan unsurlar oldu.
Perec eğitimini tamamladıktan sonra, bazı dergilere yazılar yazmaya başladı. 1965'te ilk romanı Les Choses. Une histoire des années soixante (1965; Şeyler - Altmışlı Yılların Bir Hikayesi, çev.: Sevgi Tamgüç, Metis Yay., 1998) ile Renaudot Ödülü'ne layık görüldü. O tarihten itibaren birbiriyle hiçbir benzerlik taşımayan yirmiden fazla kitap yayımladı.
Perec, 1960'ta Raymond Queneau ve François Le Lionnais tarafından kurulan, Paris merkezli OuLiPo'nun (Ouvroir de Littérature Potentielle-Potansiyel Edebiyat Atölyesi) üyelerindendi. Italo Calvino, Harry Matthews, şair ve matematikçi Jacques Roubaud'nun da üyesi olduğu, matematik, mantık ya da satranç gibi başka alanlardan biçimsel olarak yararlanan, edebiyatı bu alanlardan ödünç aldığı yeni yapılar ve örneklerle genişletmeye çalışan OuLiPo'nun başını çeken edebiyatçılardan biri oldu.
Perec, romanlardan toplu çapraz bulmacalara, denemelerden taşlamalara, şiirlerden sözcük oyunlarına çeşitlilik gösteren yapıtlara imza attı. Tersinir sözler, evirmeceler, sözcük oyunları Perec'in yapıtlarından hiç eksik olmadı.
1969'da hiç "e" harfi kullanmadığı La Disparition (Kayboluş) adlı romanı yazdı. Kayboluş bir adamın ortadan kayboluşunun hikâyesidir ve adamın kaybolduğu dünyada "e" harfi de kaybolmuştur, ancak romanın hiçbir karakteri dildeki yer değiştirmelerin, benzetmelerin, tahrif etmelerin ve böyle bir evrenin boşluğu doldurmak için giriştiği sonu gelmeyen hilelerin farkına varmaz. Böyle bir dünyada arkadaşları Anton Ssliharf'i boşuna arar ve birer birer yok olurlar.
İnsanın yaşadığı ortamı keşfe çıkan Perec, kimi zaman sivri dilli bir alaycılıkla, kimi zaman da takıntılı bir yöntemcilikle romanlar yazdı. Özel hayatı konusunda her zaman ketum olsa da, yapıtları otobiyografik unsurlarla doludur. 1973 yılında yazdığı La Boutique Obscure, 1975'te kaleme aldığı W ou le souvenir d'enfance (W Ya da Bir Çocukluk Hatırası, çev.: Sosi Dolanoğlu, Metis Yay., 2001), 1978'de yayımlanan Je me souviens, otobiyografik özellikleri daha öne çıkan yapıtlarıdır.
Perec'in en önemli yapıtlarından biri de, 1978'de yayımlanan ve Medici Ödülü'ne layık görülen La vie mode d'emploi'dır (Yaşam Kullanma Kılavuzu, çev.: İsmail Yerguz, Yapı Kredi Yayınları, 2001).
Harflerle ve sözcüklerle oynamayı çok seven Perec, dili neşeli bir oyun ve keşif alanına, kapıları şiire olduğu kadar derin felsefi düşüncelere de açılan bir laboratuvara çevirmiştir.
--reklam--
Georges Perec Kitapları - Eserleri
- Uyuyan Adam
- Şeyler
- Kayboluş
- Doğdum
- Bahçedeki Gidonları Kromajlı Pırpır da Neyin Nesi?
- Bir Paris Semtinin Tüketilme Denemesi
- W ya da Bir Çocukluk Hatırası
- Saraybosna Suikastı
- Yaşam Kullanma Kılavuzu
- Paralı Asker
- Harikalar Odası
- Mekan Feşmekan
- Ellis Adası
- Karanlık Dükkan
- Ücret Artışı Talebinde Bulunmak İçin Servis Şefine Yanaşma Sanatı ve Biçimi
- Olağan-içi
- Her Durumda Yapmam Gereken Şeylerden Bazıları
- Cantatrix Sopranica L. ve Diğer Bilimsel Yazılar
- Kış Yolculuğu
- Doğdum
- Kış Yolculuğu ve Peşindeki Öyküler
- İncelikli Go Sanatını Keşfetmeye Çağıran Küçük Kitap
- A Void
--reklam--
Georges Perec Alıntıları - Sözleri
- her şey, herkes tehditkar hale geliyor. geçtiğim yerlerin hepsi bana yabancı. (Karanlık Dükkan)
- servis şefinizin karşısına geçmiş alçak sesle yaşam koşullarınızın yavaş yavaş bozulmakta olduğunu anlattığınızda sizi sempatik ve neredeyse heyecanlı bir dikkatle dinlemeyeceğini ve size gelecekte bir ücret artışı umudu vermeyeceğini düşünmeniz için hiçbir neden yoktur (Ücret Artışı Talebinde Bulunmak İçin Servis Şefine Yanaşma Sanatı ve Biçimi)
- bir servis şefi astlarından birini hiçbir zaman tebrik etmez. (Ücret Artışı Talebinde Bulunmak İçin Servis Şefine Yanaşma Sanatı ve Biçimi)
- Yaşamak hoşuna gidecek mi? Evet desene. Evet ve yine evet. Güneşte yürümenin hazzı, yağmurda yürümenin hazzı, yolculuğa çıkmanın, yemenin hazzı. Yüzmenin. Tren sesi duymanın? (Paralı Asker)
- Saat dördü beş geçiyor. Göz yorgunluğu. Sözcük yorgunluğu. (Bir Paris Semtinin Tüketilme Denemesi)
- Binet, kralın perukacısı Rigaud'ya bir tablo ısmarladı. Ressam bu işten hiç memnun kalmadı Çünkü küçümserdi fırçası tarakları Ama Rigaud, peki ya olmasaydı Modellerin perukları Ne renkleri kalırdı ne ruhsarları O vakit çok arardın perukacıları! (Harikalar Odası)
- "Zaman geçiyor, ama sen saati bilmiyorsun..." (Uyuyan Adam)
- Herkes ayağa kalkar ve hiçbir şey olmaz. (Doğdum)
- Geçtiğim yerlerin hepsi bana yabancı. (Karanlık Dükkan)
- Küçük bir şişe Vittel su içiyorum oysa dün kahve içiyordum (bu durumun meydan üzerinde dönüştürücü bir etkisi var mı?) (Bir Paris Semtinin Tüketilme Denemesi)
- "Dönüşsüz bu gidiş uzak kadere teslim hep başka kıyılara doğru sürükleniriz bari bir gün sonsuz sularında senelerin demirleyemez miyiz ey göl daha bir sene anca geçti aradan doyamadığı maruf dalgaların başında bak oturduğu taşta yapayalnız bir adam benim o bir başıma." (Saraybosna Suikastı)
- Ey edebiyat! Senin o kutsalların kutsalı süreklilik aşkın yüzünden ne ezalar, ne cefalar çekiyoruz!... (Bahçedeki Gidonları Kromajlı Pırpır da Neyin Nesi?)
- Anlam ortada aslında. Ortada ama az ya da çok uzağımızda. Az ya da çok bulanık, az ya da çok muğlak ama orada. (Kayboluş)
- "Yatak: Tanımlanmamış tehdidin meskeni, tezatların meskeni, fani haremleriyle dolu yalnız bedenin mekânı, arzuya yasak mekân, bağlılığın umulmadık mekânı, düşün ve ödipal özlemin mekânı: Ne mutlu uyuyabilene korkmadan kahırlanmadan O heybetli, o kutsal yatağında babanın Soyundan gelenlere hem beşik hem mezar olan. José Maria de Heredia Trophées" (Mekan Feşmekan)
- Nasıl ulaşmalı sıradan olana, basit olana, gündelik olana, olağan olana, her gün olup bitene? (Ellis Adası)
- Birçok şey değişmemiş, yerinden bile hareket etmemiş (harfler, semboller, çeşme, toprak alan, banklar, kilise vb.), ben de aynı masada oturuyorum (Bir Paris Semtinin Tüketilme Denemesi)
- “Arkanda maskeler var. İçinde hiçbir şey yok . Yaşama arzusu. Ölme arzusu.Bir boşluk hissi , hoyrat bir anlayışsızlık .Ya sonra ? ” (Kayboluş)
- “Mışıl mışıl uyumak burnumda tütüyor. Dalmak, uyumak, top patlasa duymamak istiyorum. Ama imkânsız.” (Kayboluş)
- İnsan bir ad, bir sözcük istiyor. Haykırmak istiyor: Çözümü bulduğunu, bunalımının kaynağına indiğini haykırmak istiyor. Bu abuk sabuk karmaşık laf yığınından sıçrayıp çıkmak, bu sözcük bataklığından kaçıp kurtulmak istiyor insan. Ama artık bir sıçrama taşı da yok, tutunacak bir dal da. Hayal gücünün dibini boylamaktan başka yol yok. Bir başlangıç noktası yakalamak istiyor insan: Ama bütün noktalar çok uzaklarda, çok bulanık... "KAYBOLUŞ" GEORGES PEREC️ (Kayboluş)
- Her yapıt başka bir yapıtın aynasıdır. (Harikalar Odası)
Yorumlar
0 yorum