Kitap Künyesi
Yazar: Franz Kafka
Çevirmen: M. Kamil Utku
Yayın Evi: Altıkırkbeş Yayınları
İSBN: 9786055532840
Sayfa Sayısı: 176
Hayvan Öyküleri Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Yarı kedi yarı kuzu, garip bir hayvanım var.
Hayvan Öyküleri Alıntıları - Sözleri
- “Dünya yeterince kötü, insanlar da bu kötülüğü ellerinden geldiğince arttırıyorlar.”
- önlemler almak zorunluluğu denen şey, çoğu zaman yaşamın tehlikeye atılmasını da gerektiriyor.
- Eğer yaşaman gerektiği gibi yaşamak istemiyorsan, kendi istediğin gibi yaşamayı bir kez olsun denemeye değmez mi? öyleyse neden başkalarını sessiz kaldıkları için kınarken, kendin de sessiz kalmayı sürdürüyorsun?”
- Akıl denen şeye saygınlığını vermek gerekirse, tasarım eksiksiz olmalı, doludizgin işe atılmayacağım.
- ..önlemler almak zorunluluğu denen şey, çoğu zaman yaşamın tehlikeye atılmasını da gerektiriyor.
- Şimdi birinin kalbine dokunmak isterseniz, kalbi yerinde bulamazsınız.
- "Dünya yeterince kötü, insanlar da bu kötülüğü ellerinden geldiğince arttırıyorlar."
- Ne yazık ki, gerçek her istenen anda görülemiyor, hele tehlikeli anlarda gerçeği görebilmek daha da güçleşiyor, böyle gerçek anlarında yuvam bana oldukça güvenlik sağlıyor ama asla tam bir güvenlik değil bu, çünkü kaygılarım yuvada son buluyor mu?
- Umut olmadan da yaşanmaz ki...
- Size ne olduğunu da söyleyebilirim. Kimi anlarda insanlara karşı büyük bir iğrenme duygusu kaplıyor içimi, kusmamak için büyük çaba harcıyorum böyle anlarda.
- “Bilemiyorum ama her şeye karşın benim yoldaşımsın, değil mi? Tüm çabana karşın bir başarı kazanamadığın için kendi kendini suçluyor musun? Senin başına gelenin aynısı benim başıma da geldi. Yalnız kaldığımda ağlamaya başlıyorum. Haydi, iki kişi aynı kaderi paylaştığında yaşam daha az acı verici oluyor,” diye düşünüyorum, gözlerinin içine bakıyorum böyle anlarda. Gözlerini kaçırmıyor benden ama bu gözlerden bir anlam bulup çıkarmak olanaksız, sadece donuk ifadesiyle bakıyor bana. Belki onun sorma tarzı bu donuk bakışlarıdır, onun beni uğrattığı gibi ben de onu hayal kırıklığına uğratıyorumdur.
- Bedenim kendisini birkaç saatte toparlamıştı, ne yazık ki, ruhum hâlâ olanların acısını hissetmekte.
- Bana yaklaşımı hep alçakgönüllü ve saygılıydı ama böyle davranması içindeki dostluktan uzak duyguları daha da belirginleştiriyordu.
- Bu hayvan için gerçek kurtuluş bir kasap bıçağı belki ama bu kurtuluşu ona bağışlayamam. Kaçınılmaz yazgısı onu nefes alamaz hale getirene denk beklemeli.
- Fakat bu yönde hiç çalışmadım, çocuksu bir züppelikle yaşamayı sürdürdüm, oyunlar oynayıp durdum, tehlike düşüncelerini bile oyun konusu yaptım, gerçek tehlikelere karşı önlem alabilme olanaklarını hep kaçırdım. Oysa uyarılar hep var olmuştu.
Hayvan Öyküleri İncelemesi - Şahsi Yorumlar
kafkanın romanlarında kitaplarında gördüğümüz gibi yalnızlık, tedirginlik ve karamsarlık bunalım göze çarpıyor. Karakterler hayvanlardan seçilmekle birlikte onları insanlar gibi hissedebilen bir tarzda yansıtmayı başarıyor ve algılıyor Kafka. Uzun öyküler olduğu gibi yarım sayfadan oluşan kısa öyküler de mevcut kitapta. Tavsiyem Hayvan Öyküleri'ni normalden biraz daha uzun bir süre ayırmanız gerekebilir hem okuyabilmek hem de gereğince anlayabilmek düşünmek gerekir kısaca tifik kafka kitabı (s.yavuz)
Neden bu kadar zor olması gerekiyordu? Yani kitap acaba çeviri kaynaklı mı yoksa yazarın anlatım tarzı mı buydu, bayağı aklıma takıldı benim. Nasıl takılmasın ki? 800 kg arabayla 3 tonluk arabayı çekmeye çalışıyor gibi hissettim resmen. Aşırı zor bir dile sahipti kitap. Yuva, Küçük Hayvan Masalı, Akbaba, Melezleme, Bir Köy Öğretmeni, Bir Köpeğin Araştırmaları içinde geçen ve bitemeyen öyküler. İyi ve sabırlı okumalar dilerim.. (Sadık Kocak)
Franz Kafka - Hayvan Öyküleri Kubbeli, yuvarlak alanın açılabilmesi için, toprağın sertleşinceye dek dövülmesi gerekiyordu.Ama bu iş için elimdeki tek alet alnımdı, gece gündüz demeden, geri çekilip hız aldım, koşarak gelip toprağa kafa attım, toprağa vurmaktan alnım kanadığında, ancak o zaman mutlu hissediyordum kendimi, çünkü bu kan duvarın sertleştiğinin kanıtıydı.Herkes bunu kabul edecektir, kale alanını sonuna kadar hak ettim.. --- Şimdi birinin kalbine dokunmak isterseniz, kalbi yerinde bulamazsınız.Bizim kuşağımız yok olmaya yazgılı bir kuşaktır ama o eski kuşaklardan masumdur.Kuşağımın çekingenliklerini anlayabiliyorum, aslında bir çekingenlik bile değil bu, binlerce gece öncesinin görülmüş ve binlerce kez unutulmuş bir düşünün yeniden unutuluşu sadece, bu binlerce kez unutmadan ötürü kim suçlayabilir bizi? #hayvanöyküleri Hayvan Öyküleri ; Kafka'nın Milenaya Mektuplar ve Dönüşüm kitaplarından sonra okuduğum üçüncü kitabı. Tam manasıyla keyif alarak okuduğum söylenemez. Daha çok, anlamaya çabalayarak, acaba burada neyi ima etmiş diye irdeleyerek bitirdim tüm kitabı. Kafka kitabında her zaman yaptığı gibi, yalnızlık , tedirginlik ve karamsarlık temalarını ön plana çıkarmış. İnsanı sıkan yanı, hep sonuca odaklı bir şeyler bekliyor olmamız. Çünkü kitap bu beklentimizi , ne yazık ki karşılamıyor. Her hikaye kendi sonunu yazmamız için havada bırakılmış hissi uyandırıyor. Kitabın sonunda yer alan, M.Kamil Utku'nun yazmış olduğu Kafka'nın Hayvan Metinleri üzerine yazdığı ayrıntılar , hikayeleri daha iyi anlayabilmek adına epey aydınlatıcı nitelikte. Her ne kadar keyif vermese bile Kafkanın "Eğer okuduğumuz bir kitap bizi kafamıza vurulan bir darbe gibi sarsmıyorsa, niye okumaya zahmet edelim ki?" aforizmasına dayanarak okumanızı tavsiye ediyorum. Sevgiler. (Rojin Turay)
Kitabın Yazarı Franz Kafka Kimdir?
Yahudi bir tüccar aileden gelen, Almancaya da hâkim olan bir yazardı. Kafka'nın en önemli eserlerini, üç romanının (Dava, Şato ve Kayıp) yanı sıra; ortaya koyduğu birçok hikâyeleri oluşturuyor.
Kafka'nın eserlerinin büyük bölümü ancak Kafka'nın ölümünden sonra meslektaşı ve yakın arkadaşı Max Brod tarafından yayımlandı ve bu eserler 20. yüzyılda dünya edebiyatında kalıcı bir etki bıraktı.
1883 yılında Prag'da doğdu. Taşralı Çek proletaryasından gelip zengin bir tüccar konumuna yükselmiş bir baba ile zengin ve aydın bir Alman Yahudi'si annenin çocuğu olan Franz Kafka'nın, içedönük ve huzursuz kişiliğini büyük ölçüde annesine borçlu olduğu söylenir. Ailenin en büyük çocuğu olan Kafka'nın iki erkek kardeşi küçük yaşta hayatlarını kaybettiler. Kız kardeşleri Elli, Valli ve Ottla ise Nazi Almanyası'nın organize ettiği Yahudi katliamı Holocaust'da hayatlarını kaybettiler. Kafka, çeşitli ailevi ve toplumsal sebepler yüzünden çevresine yabancılaşarak büyüdü. Ailesinin Prag'daki Alman toplumuyla kaynaşma çabaları sonucunda Alman okullarında okudu.
1893 yılında öğrenim görmeye başladığı Avusturya Lisesi, yalnızlığını ve kendi içine kapanmasında büyük etken oldu. Çek kökenli bir aileden geldiği halde Almancayı anadili olarak kullandığı için tam bir Çek sayılmayan Kafka'yı, Almanlar da tam anlamıyla kendilerinden görmediler. Ufak yaşlarda da Çekçe konuşan Kafka gittiği Alman okullarının da etkisiyle Almancada ustalaştı.
1901 yılında Altstädter Gymnasium lisesini bitirdikten sonra Prag'daki Karl Ferdinand Üniversitesi'nin Hukuk Fakültesi'ne girdi. Buradaki eğitimi sırasında Alman edebiyatı derslerini takip etmeye başladı. Öğrenciliği sırasında Yiddiş tiyatro çalışmalarında yer aldı ve bu çalışmalara destek verdi. Kafka ilk eseri olan 'Bir Savaşın Tasviri' adlı öyküsünü bu dönemde yazdı.
1902 yılında Max Brod'la tanıştı. Max Brod, Kafka'nın yaşamında önemli rol oynayan isimlerden biri olacaktı.
1906 yılında hukuk öğrenimini doktora ile tamamladı ve bir yıl süren avukatlık stajını yaptı.
1907'de Sigorta Şirketi'nde memur olarak çalışmaya başladı. Gündüzleri sigorta şirketinde sürdürdüğü çalışma hayatının yanı sıra geceleri ölümden bile daha derin bir uykuya benzettiği yazma işine yoğunlaşıyordu. Aynı yıl 'Taşrada Düğün Hazırlıkları' adlı öyküsünü kaleme aldı.
1912 yılında nişanlısı Felice Bauer'le tanıştı. Onunla ilişkisini, üç kez ayrılıp yeniden nişanlanarak,
1919'a kadar sürdürdü. Evlenmemesine neden olarak hastalığını gösteriyordu. Oysa güncesinde evliliği bir burjuva bağı olanak nitelendirmiş ve edebiyat hayatını sürdürebilmesi için yalnızlığa ihtiyacı olduğunu vurgulamıştır. Nişanlısıyla bu ilişkisinden geriye beş yüzün üzerinde mektup kalmıştır. Bunlar, Kafka'nın ölümünden çok sonra 1967'de 'Felice'ye Mektuplar' adıyla yayınlandı.
1917'de Kafka, verem olduğunu öğrendi.
1919 yılında geçirdiği ağır gripten dolayı hastaneye kaldırıldı.
1920 yılında Milena Jesenska ile tanıştı. Mektuplaştığı dört kadın arasında en ciddi ve önemli olan Milena Jesenska'ydi. Milena'yla mektuplaşmaları önce bir arkadaşlık gibi başladı, daha sonra tutkulu bir aşka dönüştü. Fakat Milena evli olduğundan bu mutsuz ve imkânsız ask Kafka'yı derin acılara sürükledi. Mektuplaştıkları üç yıl boyunca sadece iki üç kez görüşebildiler ve bu görüşmeler Kafka'yı üzmekten başka bir işe yaramadı, yine de onun yaratıcılığını olumlu yönde etkilediği rahatlıkla söylenebilir. Daha sonraları edebiyat tarihinin güzide eserlerinden biri sayılacak olan "Milena'ya Mektuplarında Kafka şöyle dile getirir durumunu;
"En çok seni seviyorum diyorum ama gerçek sevgi bu değil sanırım, sen bir bıçaksın, ben de durmadan içimi deşiyorum o bıçakla dersem, gerçek sevgiyi anlatmış olurum belki..."
Milena bu mektupları 1939 yılında yayınlaması için yakın arkadaşı Willy Haas'a verdi ve kendisi 17 Mayıs 1944'te Almanya'da toplama kampında öldü.
1922'de emekli oldu, maddi durumu kötüydü ve sağlığı gittikçe bozuluyordu.
1923`de ailesinin etkisinden kaçmak ve yazmaya yoğunlaşmak için Berlin'e taşındı, orada da Dora Dymant adında bir sevgilisi oldu. Dora, Milena`dan daha şanslıydı Nazi Almanya'sına direndi ve 1952`de Londra'da öldü.
1924 yılı 3 Haziran gecesi, 1917 senesinde kaldırıldığı Viyana yakınlarındaki Keirling sanatoryumunda hayata gözlerini yumdu.
Kafka'nın eserlerinin hepsinde görülen yabancılaşma olgusu, onun kendi yaşamında da belirgin bir biçimde izlenir. Ona göre ne kadar küçük ve basit bir yaşamı olursa o kadar mutlu ve sorunsuz olacaktır. Nazilerin Çekoslovakya'yı işgali sırasında Kafka ile ilgili birçok belge yok edildi. 20 yıl süren dostluklarının sonunda Kafka bütün yazdıklarını ölümünden sonra yakması için Max Brod'a vermişti. Yazdıklarının gereğinden fazla kişisel ve değersiz olduğunu düşünüyordu. Tabii Max onunla ayni fikirde değildi ve Kafka'nın ölümünden sonra, karışık halde bulunan binlerce sayfa metni toplayıp düzenleyerek yayınladı.
Yaşamının ve yapıtlarının ortak yani, Camus'nün dediği gibi, "Her şeyi göstermek ve hiçbir şeyi teyit etmemektir".
Çünkü yaşamayı bir savaş, ama önceden yitirilmiş bir savaş olarak görür. Çünkü bir insan olarak yaşamak ve doğru yolda ilerlemek hemen hemen olanaksızdır.
Franz Kafka Kitapları - Eserleri
- Dava
- Şato
- Dönüşüm
- Milena'ya Mektuplar
- Babaya Mektup
- Mavi Oktav Defterleri
- Ceza Sömürgesi
- Açlık Sanatçısı
- Aforizmalar
- Çin Seddi'nin İnşası
- Amerika
- Akbaba
- Bir Savaşın Tasviri
- Bütün Öyküler
- Günlükler
- Hayvan Öyküleri
- Kovalı Süvari
- Ottla’ya ve Aileye Mektuplar
- Özdeyişler
- Bir Köy Hekimi
- Dava (Çizgi Roman)
- Felice'ye Mektuplar
- Yeni Bulunmuş Mektuplar
- Bir Köpeğin Araştırmaları
- Bir Kardeş Cinayeti
- Küçük Bir Kadın
- Öyküler
- Kafka Öyküler 1
- Kafka Öyküler 2
- Ofis Yazıları
- Üç Uzun Hikaye
- Şarkıcı Josefine ya da Fare Ulusu
- Hayata Yön Veren Sözler
- Ceza Sömürgesi (Çizgi Roman)
- Mutsuzluk
- Kafka
- Yakılmamış Öyküler
- Seçme Eserleri
- Taşrada Düğün Hazırlıkları
- Günlük'ten Seçmeler
- Dönüşüm
- Anlatılar
- Köy Öğretmeni - Ateşçi
- Seçme Yazılar
- Kanun Önünde
- The Sons
- Ateşçi
- İn
- Grete Bloch'a Mektuplar
- Dönüşüm ve Diğer Hikayeler
- Dönüşüm (The Metamorphosis)
- Bir Dostluk
- Kafka'nın Kedisi
- Contemplation
- Günlükler 2
- Gammaz Yürek - Dönüşüm (2 Kitap Birden)
- Yargı
- Vəsiyyət
- Blumfeld: Geçkin Bir Bekar
- Kafkadan Rilkeyə qədər 12 Hekayə
- İmparatordan Bir Haber
- On Bir Oğul
- Kararlar
- Milena'ya Mektuplar, Cilt 2
- Erzählungen
- Dönüşüm
- The Metamorphosis
Franz Kafka Alıntıları - Sözleri
- Hiç eksiğim yok. Kendime muhtacım yalnızca. (Hayata Yön Veren Sözler)
- "Evet, dünyada hâlâ sadakat diye bir şey var." (Amerika)
- Değer vaktinde bilinmeli. (Dönüşüm (The Metamorphosis))
- "İyi kitap en iyi arkadaştır." (Taşrada Düğün Hazırlıkları)
- Oysa biliyorum, uyuyamayacağım. Sana yazmaktan vazgeçtiğim için uyuyamayacağım. (Milena'ya Mektuplar)
- "Yargılama adaletsizlik kokuyordu, infaz da insanlık dışıydı." (Ceza Sömürgesi)
- hiç senin dengin değildim; (Babaya Mektup)
- Adalet rahat olmalı, yoksa terazi sallanır ve adil bir hüküm verilemez. (Dava)
- Keşke varlığımı unutsaydı.. (Açlık Sanatçısı)
- Gittiğim her yerde benden önce bir şairin orada bulunduğunu görüyorum. (Hayata Yön Veren Sözler)
- Kanepeye yatsın, ona kimse dokunmasın, yaşam boyu tavana bakıp dursun, daha ne ister? (Bir Köy Hekimi)
- "Hiç kalıcı ve samimi olmayan insan ilişkileri. Şeytan görsün hepsinin yüzünü!” (Dönüşüm)
- Bizde insanlar şimdiki zamanı yok etmeye bu kadar hazırdır işte. (Akbaba)
- Pek çok şeyin bambaşka olmasını isterdim. (Kafka)
- Evlilik korkusunun bazen, kişinin kendi ebeveynine karşı işlediği günahlarının acısını ileride kendi çocuklarının ondan çıkaracağı yolunda duyduğu endişeden kaynaklandığına dair bir görüş vardır. (Babaya Mektup)
- Dünyanın fakir insanlardan beklediği her şeyi yerine getiriyordu. (Dönüşüm ve Diğer Hikayeler)
- Bırakın, boş sokaklar mutsuz kılacaktır onları, biliyorum. (Anlatılar)
- "Ah" dedi fare, "Dünya daralıyor günden güne. Başlangıçta o kadar genişti ki, korkuyordum, koştukça koşuyor ve nihayet uzakta, sağlı sollu duvarlar görünce mutlu oluyordum; ama bu uzun duvarlar o kadar hızla birbirine yaklaşıyor ki, son odaya gelmişim bile, şu köşede de koşup gireceğim tuzak duruyor." (Kararlar)
- Sizi çok iyi tanımak benim koruma altında olmam anlamına gelmez, sadece sizi önümde numara yapma zahmetinden kurtarır. (Ateşçi)
- Pencereyi açıp kendimi dışarıya atmak çok yararlı bir şey gibi görünürdü bana. (Felice'ye Mektuplar)
Yorumlar
0 yorum