Kitap Künyesi
Yazar: Hüseyin Rahmi Gürpınar
Yayın Evi: Özgür Yayınları
İSBN: 9789754473278
Sayfa Sayısı: 168
--reklam--
İffet Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Hüseyin Rahmi Gürpınar, İffet adlı romanında aşk ve namus konularını irdeliyor.
Romanın kahramanı İffet, açlıkla namus kavramı arasında bocaladıktan sonra ölümü yeğliyor.
Yazarın hem duygulandıran hem öğreten bir yapıtı daha...
--reklam--
İffet Alıntıları - Sözleri
- Makber mi yoksa gönlün mü ey yar Nuru zulmette eyleyen pinhan
- "Mezarımı görmek istersen onu gönlüne sor.."
- Yoksulluk ateşi yamandır.
- Ömür, bana bayramlarda çocukların hevesle binip üzüntüyle indikleri dönme dolaplara benzeyen zaman çarkının birkaç kısa dönüşüymüş gibi göründü .
- Ben hayallerin değil; gerçek edebiyatın âşıkıyım
- Pol ve Virjini “gibi İffet’le bir arada büyümüşler. Birbirini çocukken sevmişler.
- İnsan, parçası bulunduğu doğanın gösterdiği gülümsemelerle gülümseyen ; gene o dönek annenin sert kızgınlıklarıyla üzülen , umutsuzlaşan, çabuk etkilenen güçsüz bir yaratıktır.
- Fitil yanmadan mumdan ışık istiyorsunuz.
- Yaşlı gözlerini meyusâne yüzüme tevcih ederek: "Ablacığım ekmek isterim," dedi. Beynimizde şu muhavere başladı: "Kısmetinin senden esirgediğj ekmeği ben sana nasıl verebilirim?" "Kısmet nedir abla?" "Acıları teselli için uydurulmuş bir kelime. Onun manasını sen şimdi anlayamazsın. Belki büyüdüğün zaman öğrenirsin."
- Bir kere refaha eren adam artık kendinden aşağısını düşünmez, dünyada açlar bulunduğunu aklına getirmezmiş. Demek ki, her insanın kendi kişisel çıkar fırıldağından başka bir morali yoktur. Ya bu felsefeler, bu ahlak kitapları, bu yasalar, hapishaneler ne oluyor?
- Hayatın en acı demleri içinde bile ümit handeleri gösteren ne garip anları var...
- "Senin canının içinde ne var?" Biraz düşündükten sonra dedi ki: "Benim canım var mı ki onun içinde bir şey olsun! O İffet'le beraber çıkıp gitmedi mi?"
- Hey gidi romancılık! Hey gidi şairlik! Biraz yağmur yağdı, yapraklar falan parıldadı ya, artık nazar-ı meftûnânenizi bu manzaradan bir türlü ayıramazsınız. Semaya, zemine, deryaya bakıp bakıp türlü tahayyülâtta bulunursunuz. İşitilmedik yalanlar uydurmaya uğraşırsınız. Şu ağaca bir kuş konup da iki defa " cik cik" dese, o kuşa hemen mürg-i hazîn bilmem ne diye bir isim takarak o cıvıltıyı nağme-i cennet filan diye tavsife döşenirsiniz. Rüzgar dokunup da bir ağacı sallasa, semadan bir bulut geçse size sahifeler ile yazı yazmak için sermâye-i hayâlât olur. :)
- İhtimal ki bazen gençliğin kendinde tevlit ettiği ruh-nevaz bir hevesle kalbi dareban ediyor. Düşünüyor... Heyhat!
- Sanki bu zavallılar, Feleği kendilerine güldürmemek için gülümsemeye uğraşıyorlar; güya nasibin kahrı bunlar için bir lütuf imiş gibi birbirini aldatmaya çalışıyorlardı.
--reklam--
İffet İncelemesi - Şahsi Yorumlar
İffet, Hüseyin Rahmi: Pederin vefatını takiben yangında kaybedilen mal ve mülkle vücut bulan yoksulluğun zapturaptı altında namusunu, iffet ve itibarını muhafaza etmeye çalışan bir ailenin, İffet’in dramını anlatır. Kitap aynı zamanda Zola-vari natüralist bir roman denemesi konumunda olup, bütününde toplumsal gerçekçiliğin şahikasında o günkü Osmanlı/İstanbul halkının ahlaki yozlaşmışlığı, şehrin panoraması ele alınır. Bu eser, Hüseyin Rahmi’nin İstanbul romancılığının bir numunesi özelliğindedir. (selman kul)
Servet-i Fünûn döneminde eserler veren Hüseyin Rahmi Gürpınar,dönemin edebiyat anlayışının dışında eserler verir.Natüralist yazarlarımızdandır.Akımın kurucusu kabul edilen Emile Zola’nın romanlarına baktığımızda her daim bir ispat görürüz.Fakat Gürpınar ispata pek gerek duymaz,bir tenkit ve eleştiride bulunur.Yazdıkları sosyal bir hicve sahiptir. İffet yazarın ikinci romanıdır.Diğer eserlerinden farklı olarak romantizm izleri taşır,bu sebepten bu roman tam olarak Natüralizm'e örnek gösterilemez. Yazarın hikâye ve romanları art arda değişimler yaşayan toplumu anlamak adına önemli bir kaynaktır.İffet’te aslında bir sosyal meseleyi ele alır.Birçok sebepten ortaya çıkan değişimlerle toplumda oluşan dengesizlikleri ,zengin yoksul kesimin oluşumunu,bu iki kesim arasındaki uçurumu işler. İstanbul'un köşklerinin, konaklarının içini, mahallelerini ,alt sınıfı anlatan yazar,İffet romanında da varlıktan yoksulluğa düşen bir aileyi,ailenin başına gelenleri anlatır.Yazarın kendine has mizah dili olsa da, bazı öykülerinde (Nasıl Öldürdüler?) olduğu gibi bu romanında da hüzünlü bir konu seçmistir.Üst üste gelen felaketler ,hasta annesine ve erkek kardeşine bakmak için fuhuş yoluna girmek üzere olan eğitimli ve kültürlü İffet'in hikâyesi, bu hikâyenin işleniş şekli,tesadüflerin zincirleme olmasa bile varlığı,romantizm etkilerini doğurur. Okuduğum baskıda metne müdahale olmamış ve kitap dipnot, sözlük ile basılmış. Her ne kadar romanda Natüralist öğeler olsa da, özellikle mucize ve tesadüflerin varlığı dolayısıyla roman Romantizme daha yakındır. (hernevikitap)
Zaman kaybı olduğunu dünüşüyorum. "Keşke okuyup vakit harcamasaydım" dediğim kitaplardan. Üslup, dil, kelime kullanımı, karakterlerin rolü neticede roman teknikleri konusunda oldukça zayıf olması okuduğuma pişman etti. Hüseyin Rahmi'ye saygısızlık olmaması adına 2 puan verdim. Hak ettiği puan 1. (SENA)
--reklam--
İffet PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Hüseyin Rahmi Gürpınar - İffet kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de İffet PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Hüseyin Rahmi Gürpınar Kimdir?
17 Ağustos 1864 tarihinde İstanbul'da doğdu. Hünkâr yaveri Mehmet Sait Paşa'nın oğlu olan Hüseyin Rahmi, üç yaşında iken annesinin ölümü üzerine, Girit'te bulunan babasının yanına gönderildi. İlkokula başladı ancak babasının evlenmesi üzerine altı yaşında tekrar İstanbul'a anneannesinin yanına gönderildi ve eğitimine burada devam etti. Yakubağa Mektebi, Mahmudiye Rüşdiyesi ve idadide okuyan Hüseyin Rahmi, tarihçi Abdurrahman Şeref Bey'in himayesiyle Mekteb-i Mülkiye'ye girdi (1878). Okulun ikinci sınıfında iken ciddi bir hastalık geçiren Hüseyin Rahmi buradaki öğrenimini yarıda bıraktı (1880). Kısa bir süre, Adliye Nezareti Ceza Kalemi'nde memur, Ticaret Mahkemesi'nde Azâ Mülazımı olarak çalışan Hüseyin Rahmi hayatını kalemiyle kazanmaya çalıştı.
1887'de Tercüman-ı Hakikat gazetesinde yazmaya başlayan Hüseyin Rahmi, ardından İkdam ve Sabah gazetelerinde mütercim ve muharrir olarak çalıştı. II. Meşrutiyet döneminde 37 sayı süren Boşboğaz ve Güllâbi adlı bir gazete çıkardı. İbrahim Hilmi Bey ile birlikte çıkardığı Millet gazetesi de uzun ömürlü olmadı. 1925-1927 yılları arasında yayımlanan Türk Kadın Yolu adlı derginin yazarları arasındaydı. Sonraki çalışmalarını İkdam, Söz, Zaman, Vakit, Son Posta, Milliyet ve Cumhuriyet gazetelerine neşretti. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde 5. ve 6. dönemlerde Kütahya milletvekili olan Hüseyin Rahmi, ömrünün son otuz bir yılını geçirdiği Heybeliada'daki köşkünde 8 Mart 1944 tarihinde öldü ve oradaki Abbas Paşa Mezarlığı'na defnedildi.
Edebiyat hayatı
Hüseyin Rahmi Gürpınar; İstanbul halkının toplumsal, töresel yaşantılarını, aile geçimsizliklerini, batıl inançlarını, yaşadığı çağdaki Türk toplumunun geçirmekte olduğu krizleri hümuristik bir mizah dehasıyla anlatır. Servet-i Fünûncuların yaşıtı olduğu halde, ayrı bir sanat görüşünü sürdürür. Romanlarındaki kahramanların çoğu 19. yy sonu İstanbul'un canlı, renkli insan, hayat manzaralarıdır. Eserlerinde Anadolu yoktur. Mizahı, güldürücü olduğu kadar, gülünç yönlerimizin yansıtılması, hicvedilmesi için gerekli bir araçtır. Hüseyin Rahmi, seçtiği tipleri seviyelerine uygun, ustaca konuşturur ve olayları gülünçlü, acıklı yönleriyle belirtir. Kuvvetli bir gözlem gücü vardır. Realist, natüralist bir görüşle "toplum için sanat" yapar. Ertem Eğilmez tarafından 1976 yılında çekilen Süt Kardeşler sinema filminin konusu Hüseyin Rahmi'nin Gulyabani (1913) isimli romanından uyarlanmıştır. Bağımsız sanatçılardan biri olarak da anılır.
Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın romanları ve öyküleri yeni nesiller tarafından da kolayca anlaşılabilmesi için 1960 sonrasında içinde Mustafa Nihat Özön'ün de yer aldığı bir edebî kurulca sadeleştirilmişti. Bu sadeleştirme kimilerince yerinde bulunurken kimileri de özgün dilin dokunulmadan bırakılması gerektiğini savunmuşlardı.
Kaynak: https://tr.wikipedia.org/wiki/Hüseyin_Rahmi_Gürpınar
--reklam--
Hüseyin Rahmi Gürpınar Kitapları - Eserleri
- Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç
- Gulyabani
- Efsuncu Baba
- Mürebbiye
- Gönül Bir Yel Değirmenidir Sevda Öğütür
- Şık
- Şıpsevdi
- Hazan Bülbülü
- Melek Sanmıştım Şeytanı
- Hakka Sığındık
- Gulyabani - Gönül Ticareti
- İki Hödüğün Seyahati
- Evlere Şenlik Kaynanam Nasıl Kudurdu?
- Ben Deli miyim?
- Cadı
- Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç - Melek Sanmıştım Şeytanı
- Kadınlar Vaizi
- Gönül Ticareti
- İffet
- Sevda Peşinde
- Kesik Baş
- Mürebbiye - Şeytan İşi
- Şeytan İşi
- Deli Filozof
- Meyhanede Kadınlar
- Dirilen İskelet
- Kaderin Cilvesi
- Utanmaz Adam
- Nimetşinas
- Tesadüf
- Boşanmış Kadın
- Hayattan Sayfalar
- Öldüren Öpücük
- Kokotlar Mektebi
- Kaynanam Nasıl Kudurdu? - Muhabbet Tılsımı
- Mezarından Kalkan Şehit
- Cehennemlik
- Ölüm Bir Kurtuluş Mudur?
- İnsan Önce Maymun muydu?
- Acı Gülüş
- Ölüler Yaşıyorlar mı?
- Can Pazarı
- Toraman
- Metres
- Mezarından Kalkan Şehit - Mutallaka
- Billur Kalp
- Eşkıya İninde
- Bir Sevda Denklemi
- Gulyabani / Gönül Ticareti / Melek Sanmıştım Şeytanı
- Son Arzu - Evlere Şenlik Kaynanam Nasıl Kudurdu?
- Dünyanın Mihveri Kadın mı, Para mı?
- Tünelden İlk Çıkış
- Nimetşinas - Toraman
- İmrenilecek Bir Ölüm
- Namuslu Kokotlar
- Kesik Baş - Utanmaz Adam
- Kesik Baş - Ölüm Bir Kurtuluş mudur?
- Efsuncu Baba - Gönül Bir Yeldeğirmenidir Sevda Öğütür
- Tesadüf - Muhabbet Tılsımı
- Eşkiya İninde / İki Damla Yaş
- Kadın Erkekleşince
- Aşk Batağı
- Namusla Açlık Meselesi
- Cadı Çarpıyor - Şakavet-i Edebiyye
- Gulyabani
- Eti Senin Kemiği Benim
- Son Arzu - Tokuşan Kafalar
- Gazetecilikte İlk Yazılarım
- Tesadüf / Şeytan İşi
- Gazetecilikte Son Yazılarım 3
- Gazetecilikte Son Yazılarım 2
- Şehirde Bir Şekavet
- Tutuşmuş Gönüller
- Son Arzu
- Gazetecilikte Son Yazılarım 1
- Muhabbet Tılsımı
- Gazetecilikte Son Yazılarım 4
- Mezarından Kalkan Şehit
- Nimetşinas - Hakk'a Sığındık - Meyhanede Kadınlar
- Salgından Allah'a Sığındık
- Çocuk Yüreklerde Seçme Öyküler
- Çocuk Yüreklerde Gulyabani
- Sanat ve Edebiyat
--reklam--
Hüseyin Rahmi Gürpınar Alıntıları - Sözleri
- - Kocasını şiddetle seven bir kadın için mutlu olmasın? - Bir taraflı muhabbetlerden çoğunlukla felaketler doğar. Oğlan onu sevmedikten sonra geçim olur mu? (Kadın Erkekleşince)
- Saçı uzun aklı kısa hükmüyle alnımıza birer ahmaklık damgası vurmuşlar, bu uğursuz etiketin altında insanlığımız unutulup gidiyor. (Kadınlar Vaizi)
- "Zaten aileler içinde ne kadar fasit ve münasebetsiz olursa olsun hep kadının dediği olur. Erkeğin amirliği laftan ibarettir." (Son Arzu - Evlere Şenlik Kaynanam Nasıl Kudurdu?)
- İnsan insanın aynasıdır derler. (Hazan Bülbülü)
- Acı bir tecrübenin verdiği uğursuz bir netice ile söylüyorum ki güzellikle zekânın birleşmiş olduğu bir kadınla evlenmeye kimse özenmesin. (Öldüren Öpücük)
- Zaman her şeyin foyasını meydana çıkarmak kuvvetini haizdir. Haiz: sahip, malik (Şıpsevdi)
- Bir kadının gönlüne cidden sahip ve hakim olamadıktan sonra onu zorla,baskıyla kendinize boyun eğdirmiş görünmekte ne lezzet bulunur? (Sevda Peşinde)
- - "Bana bir kelime yalan söylemenin ne büyük bir cinayet olduğunu anlayabilsen." (Tesadüf)
- insan yasak edildiği şeye şiddetle düşkün oluyor .. (Melek Sanmıştım Şeytanı)
- Hayriye hanım:"Zaman pek tuhaf oldu.Doğru söyledin mi adama sinirli diyorlar.Biraz daha ileri vardın mı deli diyorlar.Bu vakitte sinir herkeste var.Akıllısında da delisinde de.Ne işitirsen,ne görürsen ha evet efendim pekâlâ diyeceksin.Âlâ âlâ,hep aliyülâlâ.Fakat insaf ediniz.Âlâ denecek ortada ne var? Bu kıtlık mı âlâ.Evlatlar analarını babalarını öldürüyorlar o mu âlâ ?" (Mürebbiye - Şeytan İşi)
- Kadın ölümle susturuluyor. Ne olduğu anlaşılmaya kalkışılmayan yara toprakla örtülüyor. Bu irinin binlerce benzeri toplum hayatında cerahatlerini saçıp duruyor. Kadın niçin gönlünü kocasından alıp da başkasına veriyor? Bu «fantazya» hercailiği midir? Yoksa bünyenin, ruhun yenilmez bir sempati, antipati zorlaması mıdır? (Gulyabani / Gönül Ticareti / Melek Sanmıştım Şeytanı)
- "Köpek yestehlemekle deniz mundar olmaz." (Son Arzu - Evlere Şenlik Kaynanam Nasıl Kudurdu?)
- — Tayfur, yolumdan çekil... — Hangi yolundan ulan? Yollar belediyenindir. (İnsan Önce Maymun muydu?)
- Kanın temizleyemeyeceği hiçbir leke yoktur (Kaynanam Nasıl Kudurdu? - Muhabbet Tılsımı)
- Vücudu yıprandıran şeylerin başlıcası gam, keder, üzüntü... (Cehennemlik)
- Her zaman bela bize gelmez, bazı bazı gidip onu buluruz. (Can Pazarı)
- Ziyade kabzedemem rızkımı mukadderden "Rızkımı kaderimin bana verdiğinden fazla alamam." (Gazetecilikte Son Yazılarım 2)
- her ferdin ölümü kendi için bir kıyamet demektir (Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç)
- "Ömür denilen şey sürekli değişimden ibaret. İhtiyarlık bir kere insanın yakasına çökerse artık geçmiş ola..." (Hazan Bülbülü)
- Hiçbir hususta gerçekleri gizlemekle mutluluğu temin etmek mümkün olamaz. (Sevda Peşinde)
Yorumlar
0 yorum