Kitap Künyesi
Yazar: Sibel Oral
Yayın Evi: Doğan Kitap
İSBN: 9786050987041
Sayfa Sayısı: 368
--reklam--
İşitiyor musun Memet? Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Mehmet!
Babasının şiirinde Memet.
Çocukluk mektuplarında Mehmet Andaç.
Bir ara Mehmet Andaç Borzecki.
Sonra Mehmet Ran, arada bir yerde Mehmet Hikmet.
Ölüm haberinde Nâzım Hikmet’in oğlu.
Sıradan bir Mehmet olamayan, buna izin verilmeyen bir Mehmet.
Kalbinin marazı da gözlerinin mavisi de babasından bir Mehmet.
Kiminin haini, kiminin kahramanı, dünyaca ünlü şair babasının cesedi başında üzerine kapanıp ağlamasın diye büyükleri tarafından omuzlarından tutulan Mehmet.
Ama en sonunda dünyaca ünlü şair babasının ölü yanağına kondurduğu öpücükten sonra hıçkırıklarla ağlayan bir Mehmet…
Bu acıyı kimsenin yazmadığı, düşünmediği Mehmet!
Resimlerine imza atmayan Mehmet.
Şiirlerini yakan Mehmet.
Mehmet, çok Mehmet.
“İşitiyor musun Memet!”
Sibel Oral’dan, roman tadında eşsiz bir biyografi. Ülkesine ve babası Nâzım Hikmet’e hasretle büyüyen bir çocuğun, ilk kez yayınlanan mektuplarla, kartpostallarla ve tanıklıklarla birlikte, 1950’lerden günümüze, Türkiye’nin entelektüel panoramasını incelikle çizen, kırık hikâyesi.
(Tanıtm Bülteninden)
--reklam--
İşitiyor musun Memet? Alıntıları - Sözleri
- "Haykırıyorum, sesleniyorum oğlum Mehmet'im nerdesin? Karadeniz çıplaklaşıyor ayaklarımın altında Sabretmesi güç delice bir kederdeyim... Haykırıyorum, sesleniyorum oğlum Mehmet'im nerdesin?" Nazım Hikmet
- "Bir projen, yapmak istediğin bir şey yoksa ölü gibisin" derdi.
- Ne olsan aslında hiçbiri olamıyorsun. Sıradan bir kaçak, sıradan bir göçmen, sıradan bir vatansız, sıradan bir Mehmet olamıyorsun.
- Sen bilmiyor musun “Bütün evlerin en mükemmel hatasıdır baba.”
- merhamet acı çektiren bir erdemdir
- "Mehmet nasıl delirmedi şaşırıyorum. Çok güçlü bir adamdı."
- "unutamıyor insan çocukluğunu ama en çok da çocukluktaki yokluğu..."
- "İnsanın hayatı, yenileceğinden hiç şüphe etmeksizin, varolmaya çalışmak için harcanmış bir çabadır." Arthur Schopenhauer İnsanın hayatı çok sıradan başlar. Bir kadın ve erkekten olur; kadından doğar. Adı ve soyadı olur. Doğduğu ülke ve ülkenin içinde bulunduğu dönem insanın o çok sıradan, herkes gibi eşit şekilde başlayan hayatında birçok şeye yön verir.
--reklam--
İşitiyor musun Memet? İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Kimsin? İşte kaçtığın o soru. Çok basitti belki de babanın oğlu olmak. Senden hep babanın oğlu olman istendi. Kolaydı, istemedin ya da belki çok zordu Bu yüzden istemedin. Unutamıyor insan çocukluğunu ama en çok da çocukluktaki yolculuğu. Hazır biyografi demişken ismine gelelim. Bu dünya üzerindeki isimlerini sıraladım, bak: Mehmet Mehmet andaç Mehmet andaç borzecki Mehmet andaç volkoff Mehmet Nazım Mehmet ran Mehmet Hikmet Nazım hikmet'in oğlu Mehmet Mehmet Nüfusta yazan Mehmet. Nazım'ın şiirinde yazan: Memet. Bazı çevrelerce adını Mehmet diye kullanması, babasını reddediyor, ismini reddediyor, dolayısı ile komünizmi reddediyor diye algılandı. Demek ki babasını sevmiyor, Demek ki solcu değil diye düşündüler. İllâ babasının şiirindeki oğlu olacak. Kendisi olamayacak. İlerici, eşitlikçi bir ideoloji bile kendi olma hakkını vermedi ona. Nazım Hikmet'i dünya âlem biliyor da oğlu Mehmet'i bilen kaç kişiyiz acaba? Kişiyiz derken kitabı okuduğum için bilenlerin arasına kattım kendimi. Yoksa Sibel Oral bu kitabı yazmasaydı sanırım bu kadar teferruatlı haberim olmazdı. Kitap biyografi ama roman tadında. Çünkü bildiğimiz klasik biyografilerden değil. Sibel Oral, Mehmet ile konuşarak kendini de katmış kitaba. "İlk önce yaşadım, yaşadıklarının duygusal deneyimiyle yazdım."diyor. "İşitiyor musun Mehmet" doğduğu günü takip eden on yıl boyunca evinin önünde polis gözetiminde yaşayan, annesi ile ülkeden kaçmak zorunda kalan ve kaçtığı ülkede de ajanlar tarafından her adımı takip edilen hiç sıradan olmayan bir insanın hayat hikayesi. Çok merakla ve severek okudum. (Göknur)
İşitiyor musun Memet?: Nazım Hikmet'in oğlu Memet'i hem çok merak eder, hem de onu düşünmek içimi yakardı. Hem büyük bir şairin gölgesinde kalmaya mahkum bir oğul olarak, hem de ihmal edilmiş bir evlat olarak. İşitiyor musun Memet kitabı çok büyük emek ürünü.Ama keşke bir 'Memet'in hakkını teslim ederken, diğerine -Memet Fuat'a- o kadar haksızlık edilmeseydi! "Biyolojik"ilişkiye onca vurgu yapılırken, "seçilmiş" ilişkiye bu kadar yüklenilmeseydi! Gündüz Vassaf'ın Memet Fuat'la ilgili iddialarına yanıt verecek olanlara da söz verilseydi. (Turey Kose)
Ne yaptı, ne yaşadı, nerede, nasıl… merak ettiğim kişilerden biriydi babasının şiinde memet, gerçekte mehmet. Nazımın oğlu olmak şans mıydı şanssızlık mı merak edenlerdenseniz tavsiye ederim. Doğumundan itibaren kaçış, takip, savruluş ile geçen bir ömür.. Biyografi okumayı seviyorsanız, roman tadındaki bu kitabı da seveceksiniz. Ben sevdim. Yer yer duygulandım. Ama mehmet fuata haksızlık olduğunu söyleyenlere de hak vermedim değil. Karşı kitap da o yazsın ;) o kısmı da merak ediyoruz çünkü. (Halime Çakın)
--reklam--
İşitiyor musun Memet? PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Sibel Oral - İşitiyor musun Memet? kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de İşitiyor musun Memet? PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Sibel Oral Kimdir?
Sibel Oral 1979 yılında İstanbul’da dünyaya geldi. 2000 yılında müzik dergileriyle başladığı gazetecilik mesleğine farklı yayın kuruluşlarında muhabir olarak devam etti. İlk romanı Beni Beklerken 2006 yılında ikinci romanı Zayi "Harp ve Darp Ülkesinde Bir Selvi" ise 2011 yılında yayınlandı. 2009 yılından beri çalıştığı Taraf Gazetesi'nin Kültür Sanat Editörlüğü'nün yanı sıra ilk sayısı 11 Şubat 2011'de yayımlanan Taraf Kitap'ın da editörlüğünü sürdürmektedir.
--reklam--
Sibel Oral Kitapları - Eserleri
- Toprağın Öptüğü Çocuklar
- İşitiyor musun Memet?
- Beni Beklerken
- Zayi
--reklam--
Sibel Oral Alıntıları - Sözleri
- ben, kendimi bekliyorum! (Beni Beklerken)
- "Onu kaldırdım, bunu kaldırdım, ona baktım, buna baktım... Oğlumu gördüm. Harap içinde. Üç saat yaralı kaldı, üç saat... Ambulans gelmedi. Hiçbir şey gelmedi. Kimse..." (Toprağın Öptüğü Çocuklar)
- O yıllarda da "tam bağımsızlık", "devrim", "sosyalizm" gibi ağızlara sığmayan şeyler duyuyordum. Babamın bazı kitapları pastane kâğıtları ile kaplanmıştı. Kitapları annemin bana aldığı pastaların ambalaj kâğıtlarıyla kaplıyorlar, okumaları bittikten sonra çatı katındaki küçük odada saklıyorlardı. Artık çocukluğum değil, annemle babamın kitapları yasaklı zamanlar yaşıyordu. Onlar için üzülüyordum. Ama anneme göre bir gün onların bu tutsaklıkları, yasaklıkları da bitecekti. O zamana kadar bizim gibilere ihtiyaç vardı, dimdik durmalıydık faşistlerin karşısında. "Faşist ne demek anne?" "Eli kanlı demek." "Eli kanlı ne demek?" (Zayi)
- K ağlıyor, Ş ağlıyor, F ağlıyor Alfabenin tüm harfleri ağlıyor. Geçti, geçecek diyemem, Geçmeyecek. (Toprağın Öptüğü Çocuklar)
- Öldürülmüştü insanlar. Öldürülüyorlardı ve daha da öldürüleceklerdi. Birbirlerini öldürüp tarih yazıyorlardı. (Zayi)
- " İnsan kendi topraklarında yaşama hakkına sahip değil mi?" "Sahip..." Ama bizi kendi topraklarımızdan aldılar. (Toprağın Öptüğü Çocuklar)
- Ne olsan aslında hiçbiri olamıyorsun. Sıradan bir kaçak, sıradan bir göçmen, sıradan bir vatansız, sıradan bir Mehmet olamıyorsun. (İşitiyor musun Memet?)
- “ Kendini öldürmek, bir anlamda itiraf etmektir. Hayatın bizi aştığını ya da anlayamadığımızı itiraf etmek.” (Beni Beklerken)
- - Neden ağlıyorsun? + Mutsuzum. - Bu yeni bir şey değil ki... (Beni Beklerken)
- Ve bu sokaktaki insanlar; karaya oturmuş, oracıkta unutulmuş birer gemi sanki... Hele bu şehir, hele bu İstanbul yok mu? Milyonlarca balığı koşturuyor asfaltlarında. (Zayi)
- Biliyorsunuz ya bir ağrısı vardır gitmenin Nereye, ama nereye olursa gitmenin. Hüzünle karışık bir ağrısı. (Zayi)
- “ Freud, rüyamızda gördüğümüz herkesin kendimiz olduğunu söyler.” “ O zaman insan kendinden korkar, değil mi?” (Beni Beklerken)
- Adalet annem sırlarımızı bir yere bırakmamamız gerektiğini söylerdi hep. "Sırlarımız sadece bizimdir ve bizim gibi, bizi anlayacak, bizi anladığında biz gibi düşünecek, yeri geldiğinde kendini bırakıp biz olacak diğer bizlere anlatabiliriz," derdi. (Zayi)
- ben, kendimi bekliyorum! (Beni Beklerken)
- Birileri onları kör etti, dilsiz, kulaksız bıraktı. Ben durdum ve baktım sadece... (Zayi)
- "Saçlarım tutuşur canım yanar kavrulur / Beni bombalar öldürmez bu sessizlik öldürür / Canımın kardeşi, kız kardeşi/ Duy ağıdımı." (Toprağın Öptüğü Çocuklar)
- Bizi bu harp ve darp ülkesinde yaşatanlar bir gün kahraman ilan edilecekler. O kahramanlara karşı duran bizlereyse hain diyecekler. Biz öldürmezken ve onlar sürekli öldürürken kim haktan ve adaletten bahsedebilir ki? (Zayi)
- Susup yaşıyorlar aşk dediklerine "aşk" demeye demeye... Deseler beklentiler başlayacak. Çünkü biliyorlar aşk demek beklenti demek. Ama onlar bekleyemez hiçbir şey, ne aşktan ne de birbirlerinden... (Zayi)
- Aslında kimse kimseye yardım edemez; insan kendine yardım etme gücünü kendi içinde bulmalıdır." (Beni Beklerken)
- "Gittiler; dağdan, taştan, o topraktan çekerek aldılar çocuklarını. Benim babam gitti, yeğenini aldı. Halama, yani kardeşine diyordu, 'Ağlama, bir şeyi yok.' Ama ölmüştü." (Toprağın Öptüğü Çocuklar)
Yorumlar
0 yorum