Kitap Künyesi

Yazar: Ebu'l A'lâ el-Mevdudi

Çevirmen: Ahmet Seçkin

Yayın Evi: Özgün Yayıncılık

İSBN:

Sayfa Sayısı: 64

--reklam--

İslamda Siyasi Sistem Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

"Onlar, İslam ve demokrasi derken; İslam'ın sunduğu sosyal adaletler, insana verdiği değere ait ne sistematik bir araştırma yapmış ne de yapmak için çaba sarfetmişlerdir. Bilinçli bir gayret yerine onlar; meşhur bir misalde anlatıldığı gibi; birisi filin kuyruğuna diğeri bacağına, üçüncüsü karnına, dördüncüsü kulaklarına dokunurken herbiri file ait değişik tarifler yapan adamlar gibi davranmaktadırlar. Hakikaten bu tavırlar "bozgun" kompleksinden ileri gelmektedir."

--reklam--

İslamda Siyasi Sistem Alıntıları - Sözleri

  • Dünyadaki bütün kötülük ve kabahatlerin esas sebebi doğrudan doğruya veya dolaylı olarak insanın insan üzerine kurduğu tahakküm ve hakimiyettir.
  • İslam'ın temel prensibi şudur: Hiç kimse kendi hakimiyeti adına kanun yapmaya hak kazanmamıştır. Bu hak sadece Allah'a aittir.
  • Şu hakikat şüphesiz beşeriyetin tarihî tecrübesiyle ispat edilmiştir ki: eğer siz Allah'a inanmazsanız düşünce ve davranışınızda onun yerini birçok suni ilah alacaktır.
  • Modern insan tabiata tapmayı reddetmiş fakat hala insana tapmayı terk edememiştir.
  • "Eğer onlara: "Kendilerini kimin yarattığını" sorsan, elbette "Allah" derler. O halde nasıl (Allah'a kulluktan) çevriliyorlar?" ( Zuhruf, 87)
  • Bir peygamberin vazifesi islamı temin etmek, Allahın talimatlarını yaymak ve etiyle kemiğiyle dünyada ilahi rehberliği tesis etmektir.
  • "De ki: Eğer biliyorsanız (söyleyin bakalım), bu dünyada bulunanlar kime aittir?" "Allah'a aittir" diyecekler. "Öyleyse siz, hiç düşünüp taşınmazmısınız?" de. "Yedi kat göklerin Rabbi, azametli arş'ın Rabbi kimdir?' diye sor "(Bunlar da) Allahındır' diyecekler. Şu halde siz Allah'tan korkmaz mısınız?"de. "Eğer biliyorsanız (söyleyin),her şeyin melekûtu(mülkiyeti ve yönetimi) kendisinin elinde olan, herşeyi koruyup kollayan, fakat, kendisi korunmayan (buna muhtaç olmayan) kimdir?" diye sor. "Bunların hepsi Allah'ındır" diyecekler. 'Öyleyse nasıl olup da büyüklenirsiniz' de."(Mü'minun, 84-89)
  • Kendisini diğer bütün insanlara,bir ilah gibi göstermek ve onların itaatlarını istemek, onları hürmetkâr bir tavırla önünde eğilmeye icbar etmek ve onları şahsî kaprislerine alet etmek için kendisini tahrik edecek sonsuz bir nüfuz ve cesaret ihtirası sadece insanda vardır.
  • O, kendisinin Allah olduğunu ileri sürmedi; onun bütün isteği, halk üzerindeki otoritesinin mutlak olması ve bu otoriteye ortak koşulmamasıydı. Bir hükümdar olarak yönetimine meydan okunmamalıydı. Bu savı, hükmetme kudretini elinde tuttuğu gerçeği üzerinde kurulmuştu. O halkının yaşamı üzerinde ve mülkî meselelerde her istediğini yapabilirdi, herhangi bir kimseyi ölüme mahkum etmek veya affetmek gibi konularda mutlak bir otoriteye sahipti. Bütün bunların üzerine Hz. İbrahim (a.s.)'dan da kendine itaat etmesini, yönetici olarak kendini tanımasını, kendisine hizmet etmesini ve her emrine uymasını istedi. Fakat, İbrahim (a.s.) Allah'tan başka hiç kimseye itaat ve hizmet etmiyeceğini söylediği zaman Nemrut neye uğradığını şaşırdı. Hırsla sarsıldı, kendine ve yönetimine isyan eden bu şahsı nasıl kontrol altına alabileceğini bilemedi.
  • "Andolsun, biz Nuh'u Peygamber (olarak kavmine) gönderdik de O, şöyle dedi: "Ey kavmim! Allah'a ibadet ve itaat edin. Sizin için O'ndan başka bir ilah yoktur. Ben, üzerinize gelecek çok büyük bir günün azabından hakikaten korkuyorum." (A'raf, 59) Nuh aleyhisselâm'ın çağrısı buydu. Hud aleyhisselâm'ın söylediği de buydu. (A'raf, 65) Salih aleyhisselâm da aynı şeyleri söyledi. (A'raf, 73) Şuayb aleyhisselâm da bu tebliği yaptı. (A'raf, 85) Aynı itikat ve düsturları Musa, İsa, Muhammed (selam hepsinin üzerine olsun) tekrarladı ve tasdik edildi. Peygamberler halkasının sonuncusu Hz. Muhammed (s.a.s.) şöyle buyurdu: "De ki: Ben sadece bir uyarıcıyım. Ortağı olmayan, herşeye kadir Allah'tan başka İlah yoktur. O, gökle yerin ve aralarındakilerin Rabbidir. Aziz'dir, Gaffar'dır." (Sad, 65-66).
  • Allah olma arzusu sadece insanın zihnine yerleşebilir. Kendisini diğer bütün insanlara bir ilah gibi göstermek ve onların itaatlerini cezbetmek, onları hürmetkar bir tavırla önünde eğilmeye icbar etmek ve onları şahsi kaprislerine alet etmek için kendisini tahrik edecek sonsuz bir nüfuz ve şecaat ihtirası sadece insanda vardır.
  • Eğer insanlar Allah'a inanmazsa, düşünce ve davranışlarında Allah'ın yerini birçok sun'i tanrılar alacaktır.
  • Müslüman kalmak arzu ve isteğinde olan herkes, İslâmi devletin esas kanunlarını Kur'an ve sünnet üzere bina etmek mecburiyetindedir.

--reklam--

İslamda Siyasi Sistem İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Kitap kısa ve dili anlamak isteyen için gayet anlaşılır bir dil ile okura sunulmuş olmakla beraber Yazar Mevdudi Allah'ın (c.c.), insan için sürekli ve değişmez bir davranış biçimi meydana getirdiğini dile getirmiştir. +Bu yasaların insanı esas hürriyetinden mahrum etmediği gibi, zihni kabiliyetlerinin verimliliğini de köreltmediğini,insanın önüne öyle açık ve doğru bir yol çizdip veraseten intikal eden zaafiyet ve cehaletten dolayı tahrip edilmişliğin içinde kendisini kaybetmediğini açıkça dile getirmiştir. En önemlisi : +İnsan olmanın avantajlı yeteneklerini yanlış amaçlar uğrunda harcamanın yerine, bu dünyada ve öteki dünyada kendisini başarı ve kurtuluşa götürecek olan kurtuluş yolunu takip etmesi gerektiğini söylemiştir,ki bencede en doğrusu budur.. Bunuda, Yazar çok güzel bir örnek ile detaylandırmıştır : +Dağcılık için veya benzer bir istekle yolu olmayan dağlara tırmandıysanız, bir tarafta dibi görünmez derin vadiler, diğer tarafta tırmanılmaz muazzam kayalarla sıralanmış dolambaçlı dağ patikalarını bilirsiniz.Bu yolculukta yürüyüşçülerin kayarak uçuruma yuvarlanmamak için kayalara yaslanarak, elleşerek nasıl kendilerini koruduğunu, pür dikkat kesildiğini görmüşsünüzdür. Bir de bu korkunç yollarda yapılmış koruyucu barikatları düşünün; vadiye düşmek korkusunu önleyen, düşenleri kurtaran barikatları. Bu barikatlar yolcuların hürriyetlerini kısıtlamak için değil,onların uçuruma yuvarlanıp, parçalanmaktan korumak ve hedefe götüren yolu kolaylaştırmak amacıyla yapılmıştır. Bu örnekte olduğu gibi,Allah'ın (c.c.) koymuş olduğu hudutlardan kastedilen, -O'nun bildirmiş olduğu kanunların olduğu -Bu ilahi hudutların, hayat yolculuğundaki insanın hangi yöne gideceğini ve insana her virajda ve geçitte rehberlik edip doğru bir şekilde takip edeceği emin yolu gösterdiğini anlatımıştır. Ve yine benden bu kadar. Okuyun... Zararı yok. (Shello'S'" 鲻)

Kendi içinde tutarlı olan sistemler değere sahiptirler. Mevdudî bu eserinde istemini iyi bilen ve ilkesel davranan dışarıda kalanları bile ilkesel anlamsa belirleyen bir sistemin mutlaklığını savunuyor. Ölçüt olarak belirttiği her insanın Allah'ın halifesi olduğu ve kati kanunları olan onun deyimiyle dinî demokrasi bu klasik demokrasinin kötülükte insanların uzlaşabileceği sakıncasını düzenliyor. Teistlerin Tanrı'nın evren üzerinde tahakkümü, siyasetin merkezindeki rolü üzerine çok şeye inanıp söyleyebilirler. Eğer deist, ateist veya agnostik değilseniz dinin siyasi söylemine bizar kalamazsınız. (Hikmet Zayi)

--reklam--

İslamda Siyasi Sistem PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Ebu'l A'lâ el-Mevdudi - İslamda Siyasi Sistem kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de İslamda Siyasi Sistem PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Ebu'l A'lâ el-Mevdudi Kimdir?

Mevdudi, 25 Eylül 1903 yılında Pakistan'ın Haydarabad Dekran bölgesinde doğdu. Hint Yarımadası'nın büyük alim yetiştiren ailelerinden birine mensup olan Mevdudi'nin babası, çocuğunu İngiliz eğitiminden uzak özel bir eğitimle yetiştirdi. Özel öğretmenlerden aldığı derslerle yetişen Mevdudi; İngilizce, Arapça ve Farsça öğrendi.

1920'de babasının vefatı üzerine çalışma hayatına atıldı ve 17 yaşında iken Hint Kıtası Müslümanlarının büyük ilgi ile izlediği el Camiat Gazetesi'nin yazı işleri müdürlüğüne getirildi. Daha sonra Tercüman'ul Kur'an adıyla bir gazete çıkarmaya başladı. 1941 yılında Cemaat-i İslâmiyye'yi kurdu ve 1976 yılına kadar bu teşkilatın liderliğini sürdürdü.

Ebû'l-A'la Mevdûdî, fıkıh, ekonomi, siyaset, tarih, siyer, sosyoloji, kültür tarihi ve Kur'an bilimleriyle ilgili önemli eserler yazdı ve bu eserleri dünyanın neredeyse bütün dillerine çevrildi. Yüzyılımızın en büyük bilginleri arasından yer alan Mevdûdi, 22 Eylül 1979'da Amerika'da tedavi gördüğü Buffalo Hastahanesi'nde vefat etti.

--reklam--

Ebu'l A'lâ el-Mevdudi Kitapları - Eserleri

  • Kur'an'a Göre Dört Terim
  • Gelin Müslüman Olalım
  • İslam'a Giriş
  • Gelin Bu Dünyayı Değiştirelim
  • Kur'an'ı Nasıl Anlayalım
  • Hicab
  • İslamda Cihad
  • Tefhimu'l-Kur'an - 1.Cilt (Büyük Boy)
  • Tefhimu'l-Kur'an - 2.Cilt (Büyük Boy)
  • İslami Kavramlar
  • İslâm'da İhyâ Hareketleri
  • Tefhimu'l-Kur'an - 3.Cilt (Büyük Boy)
  • Tefhimu'l-Kur'an - 7.Cilt (Büyük Boy)
  • Tefhimu'l-Kur'an - 4.Cilt (Büyük Boy)
  • Tefhimu'l-Kur'an - 6.Cilt (Büyük Boy)
  • Tefhimu'l-Kur'an - 5.Cilt (Büyük Boy)
  • Tarih Boyunca Tevhid Mücadelesi ve Hz. Peygamberin Hayatı
  • Sünnetin Anayasal Niteliği
  • İslam Davetçilerine
  • İslamda Siyasi Sistem
  • Hilafet ve Saltanat
  • İslam İnkılabının Süreci
  • Cihad
  • Açıklamalı Kur'an-ı Kerim Meali
  • İslamın Geleceği ve Öğrenciler
  • İslam'ı Anlamaya Doğru
  • Tevhid Bilinci
  • Siret-i Nebi (Arapça-Türkçe)
  • İslami Hareketin Ahlaki Temelleri
  • İslam'da Aile Hukuku
  • Fetvalar
  • Faiz
  • Müslümanların Temel Problemi ve Çözümü
  • İslam'ın Çağrısı
  • Cebir ve Kader Problemi
  • Fıtrat Bilinci
  • İslam Savaşçısının Ahlaki Stratejisi
  • İslam Medeniyeti
  • İslam'ın Anlaşılmasına Doğru
  • İslam'da İnsan Hakları
  • İslâmda Savaş Hukuku
  • İslam Nizamı
  • Tefhimu’l-Kur’an: Kısa Surelerin Tefsiri
  • Cuma Konuşmaları
  • Namaz Bilinci
  • İslam Ekonomisinin Temel İlkeleri
  • Barışın Yolu
  • Yeniden Diriliş Yolunda Engeller Öneriler
  • Tevekkül Bilinci
  • İman Bilinci
  • İslam ve Eğitim
  • Tefhimu'l-Kur'an Kur'an'ın Anlamı ve Tefsiri (7 Cilt Takım - Küçük Boy)
  • İslam ve Çağdaş Medeniyet
  • Modern Çağda İslami Meseleler
  • İslam ve Cahiliye
  • İslam'da Hükümet
  • Mücadele Bilinci
  • Tefhimu’l-Kur’an
  • Kur'an ve İnsanlık
  • Hitabeler
  • İslam Bilinci
  • Sünnet Bilinci
  • İslam Nazarında Doğum Kontrolü
  • İslamı Doğru Anlamak
  • Takva Bilinci
  • Günümüzde İslam
  • Kıyamet Bilinci
  • Ümmet Bilinci
  • Cahiliye Bilinci
  • Kur'an Bilinci
  • İnfak Bilinci
  • Sabır Bilinci
  • Devlet Bilinci
  • İslami Yaşama Biçimi
  • İslami Hareketin Dinamikleri
  • Müslüman Gençliğin Görevi
  • Müslümanca Yaşamak Üzerine
  • Salah ve Fesat
  • İslami Hareketin Stratejisi
  • İslam'da Ahlak Nizamı
  • Kur'an'da Firavun
  • İslam Hukukunda Sünnetin Yasal Konumu
  • İslam’da Yönetim Tartışmaları ve İnsan Hakları
  • Sünnetin Anayasal Niteliği
  • Dua Bilinci
  • Cihad Bilinci
  • Tarih Boyunca Tevhid Mücadelesi ve Hz. Peygamberin Hayatı 2. Cilt
  • İslam'ın İstikbalinde Talebeler
  • İslam Vahdeti ve Irkçılık
  • İslam Dinine İlk Adım
  • Kur'an'ın Dört Temel Terimi
  • Tefhimu'l Kur'an Meali
  • Tarih Boyunca Tevhid Mücadelesi ve Hz. Peygamberin Hayatı 1. Cilt
  • Tarih Boyunca Tevhid Mücadelesi ve Hz. Peygamberin Hayatı 3. Cilt

--reklam--

Ebu'l A'lâ el-Mevdudi Alıntıları - Sözleri

  • "Asra yemin olsun ki, insan Ziyan içindedir. Ancak inanıp Salih amellerde bulunanlar birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve sabır tavsiye edenler istisna." (Asr,1-2-3) (Tevhid Bilinci)
  • Kur'an-ı Kerim'de anlam ve sözcüklerin her ikisi de Allah'ındır. Bunlar olduğu gibi insanlara iletilmek üzere Resulullah'a indirilmiştir. Bu nedenle bunlara vahy-i metluv denilir. Vahyin diğer türü, yani "gayr-i metluv" niteliği, yapısı ve amacı bakımından bundan tamamen farklıdır. Bunlar Resulallah'a yol göstermek amacıyla inerdi. İnsanlara, Allah'ın sözleriyle değil, Hz. Peygamber'in buyruk, karar ve işleri olarak ulaşırdı. Bir kişi, Hz. Peygamber'e ilk tür vahiylerin geldiğini kabul ediyorsa, başka türlü bir vahyin de geldiğini niçin kabul etmiyor? Kur'an'ın mucizevi kelamı, bunun ilahi kelam olduğunu bize kanıtlıyorsa, peki Resul-u Muhterem'in mucizevi hayatı ve mucizevi işleri, Allah'ın rehberliğinin sonuçları olduğu konusunda bizi niçin ikna edemesin? (Sünnetin Anayasal Niteliği)
  • Ey Allah'ı zikreden ve O'na ibadet eden kimseler(!) boynunuza kölelik, zulüm halkasını geçirten sebep nedir? (İslami Kavramlar)
  • Hz.Ömer Sahâbîlere: “–Allah’ın yardımı ve fetih geldiğinde... diye başlayan Nasr Sûresi hakkında ne düşünüyorsunuz?” diye sordu. Bir kısmı: “–Yardım görüp fetih gerçekleşince Allah’a hamd ve istiğfar etmekle emrolunmaktayız.” dedi. Kimi de hiç yorum yapmadı. Ömer (r.a) bu sefer bana hitâben: “–Ey İbn-i Abbâs! Sen de böyle mi düşünüyorsun?” dedi. Ben: “–Hayır!” dedim. “–Peki, ne diyorsun?” diye sordu. Ben de: “–Bu sûre, Efendimiz’in(sav) ecelinin geldiğini kendisine haber verdi. Allah’ın yardımı ve fetih sana gelince -ki, bu Sen’in ecelinin geldiğinin alâmetidir- Rabbini hamd ile tesbih et, bağışlanma dile! Çünkü o tevbeleri kabul edendir.” buyruluyor dedim. (Tefhimu'l-Kur'an - 7.Cilt (Büyük Boy))
  • Hidaye'de mesele şu şekildedir. "Kitabi kadınlarla evlenmek caizdir fakat evlâ olan zaruret bulunmadıkça onlardan evlenmemek ve kestiklerini yememektir. Harp ehli kitabî kadınlarla evlenmek icma ile mekruhtur çünkü bu şekil evlenme ile erkeğin kadınla beraber diyar-ı harpte yaşaması ihtimali ve dolayısıyla doğacak olan çocukların kafirlerin ahlakından etkilenmeleri söz konusu olacağı için fitne kapısı açılmış olur." (Modern Çağda İslami Meseleler)
  • İman, istek ve histen ibaret değildir. Ancak kalpte yerleşip amelde kendini gösterendir.. (İslamda Cihad)
  • "Gidilecek yeri aynı olmayanların hayat yolu nasıl bir olabilir ki? (Takva Bilinci)
  • Dünya'da hiç bir yer yoktur ki orada Müslümanların yerleşim yeri olmasın ve orada ezan okuyarak Resulullah'ın risaleti ilan edilmesin.Namazda da Resulullah'a salavat getirilir.Cuma hutbesinde de Resulullah zikredilir.Senenin on iki ayının hiçbir günü ve günün 24 saatinin hiç bir ânı yoktur ki yeryüzünde bir yerde Resulullah zikredilmesin.Bu, Kur'an'ın doğruluğunun açık ispatıdır. (Tefhimu'l-Kur'an - 7.Cilt (Büyük Boy))
  • 'İlimden kendilerine çok az pay verilmiş insanların, nizam koyma, kanun yapma yetkilerini kendilerinde görmeye kalkmaları, sonu cehennem olan bir tağutluk iddiası olduğu gibi fazlasıyla gülünçtür de.' (İslâm'da İhyâ Hareketleri)
  • "Hevasını kendisine ilâh edinen kimseyi gördün ya. Allah, onu bir ilim üzerine şaşırtmış kulağını ve kalbini mühürleyip gözüne de bir perde çekmiştir. Artık ona Allah'tan başka kim hidâyet edebilir? Hâlâ düşünmez misiniz? (Ayet;23) (Takva Bilinci)
  • Ikinci Bölüm: İkinci bölüm ise, İslam'a hizmet et meye gönül vermiş askerleri yetiştiren bir atölye olacak ur. Bunların köşe taşları iffet ve dolandırıcılıktan uzaklık olan erdemli bir ahlakla bezenmeleri gerekir. Ayrıca bakış lanı kesinlikle soylu gayelerinden başkasına yönelmeme lidir. Şiarları, bu gaye uğrunda fedakârlık ve çaba göster mek olmalıdır. İşinde sade, sıkı ve istikrarlı olmakla tanınan fertlerden oluşan bu genç gruptan, hedeflenen devrim par tisinin çekirdeği oluşacaktır. İşlerinde ve davranışlarında nizamın, kardeşliğin ve dayanışmanın ruhu onlara hâkim olur, öyle ki insanlar onlarda, iki ayağı üzerinde yürüyen İslam'ı görür. (Müslümanların Temel Problemi ve Çözümü)
  • İslâm nizâmı, gayri meşru parayla kurulamaz. (Gelin Bu Dünyayı Değiştirelim)
  • İnsana bedeni varlığı için değil de ahlaki sıfatları için insan denilmektedir. (Mücadele Bilinci)
  • Nitekim hakikati bilmek için bizzat Allah'ın ilmi kâfidir. (Tefhimu'l Kur'an Meali)
  • İmanın İslam ile olan ilgisi, ağacın tohumla olan ilgisi gibidir. Tohumun içerdiği güzellikler, ancak o tohumdan gelişen ağaçta gözlenebilir. Öyleki ağacı iyice incelediğiniz zaman tohumda olan tüm özellik ve güzellikleri rahatlıkla görebilirsiniz. (Mücadele Bilinci)
  • Siz bir Müslümanın ahlâk ve karakterini iyice kavrarsınız, bir Müslümanın hiçbir zaman dünyada rezil , mahkum ve mağlup olarak yaşamayacağına yürekten inanırsınız. Bir Müslüman her zaman galip ve hakim olarak yaşar , çünkü İslâm'ın onda yaratmış olduğu özellikler hiçbir güç bastıramaz. (İslam'a Giriş)
  • Bir kulun Rabbine en yakın anı, secde ettiği andır. (Tefhimu’l-Kur’an: Kısa Surelerin Tefsiri)
  • Gözler O'na ulaşamaz. Ancak O, gözlere ulaşır. O, her şeye derinlemesine nüfuz eder ve her şeyden haberdardır. (Tefhimu'l Kur'an Meali)
  • Ben sizden birini, Allah'ın bana havale ettiği bir devlet işi için vergi memuru olarak gönderiyorum da geri döndüğünde bana; 'Şu mal devlet malı, şu da bana verilen hediyedir' diyor. Bu doğru olsaydı, acaba babasının anasının evinde otururken de kendisine böyle hediyeler verilir miydi? (Fetvalar)
  • İslam, imanın fiiliyata aktarılmış halidir. (Mücadele Bilinci)