Kitap Künyesi

Yazar: Erhan Altunay

Yayın Evi: Destek Yayınları

İSBN: 9786053116141

Sayfa Sayısı: 152

--reklam--

İstanbul’un Pagan Çağı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Marmaray kazılarıyla zenginleşen tarihi buluntular, çok farklı bir İstanbul tarihini çıkarıyor gün ışığına...

Bu kez ilk çağlara kadar geri dönebiliyoruz...

Kazılarda hangi eserlere ulaşıldı, hangileri toprağın derinliklerine üstelik sonsuza dek terk edildi?

İstanbul’un pagan çağında neler yaşandı?

Bu kadim şehrin kuruluş efsanesini dinlemeye hazır olun...

Bir şehrin kuruluşundaki tanrısallık ya da olağanüstülük, şehrin varoluşu boyunca ona eşlik edecek bir kutsallığı oluşturur ve bu da o şehrin varoluşunu haklı kılar, hatta o şehrin diğer şehirlere olan üstünlüğünü de belirler.

İşte İstanbul böyle bir şehir...

Elinizdeki kitabın konusu İstanbul’un pagan çağı... Yani ilk zamanlarından itibaren, Hıristiyanlığın hâkimiyetine kadar geçen süreç...

İstanbul’un ilk dönemlerinin tarihi, birkaç akademik yayın dışında popüler bir yayın olarak hiç yayımlanmadı. İstanbul’un antik tarihinin büyük kitleler tarafından bilinmesi gerektiğini düşünerek bu kitabı yayıma hazırladık.

İstanbul’un Pagan Çağı Alıntıları - Sözleri

  • İbni Haldun’un dediği gibi “ Coğrafya kaderdir”
  • Fikirtepe Höyüğü ile yine aynı kültüre ait olan İçerenköy Höyüğü, bilinçsiz kentleşme, gecekondulaşma ve nihayetinde kentsel dönüşümle yok olmuştur. 1950’lerde Fikirtepe’de kazı yapan Kurt Bittel, kazıdan iki sene sonra döndüğünde bir şey bulamamıştı; arkeolojik alanın üzeri evlerle doluydu. Tahribat gayet erken başlamıştı ama güncel kentsel dönüşüm son kalıntıları da yok etti. “Fikirtepe Kültürü” dediğimizde günümüzde gözlerimizin önünde duran mahalleyi değil, çok daha büyük bir alanı düşünmek gerekir. Pendik, Tuzla yerleşimleri de yine bu kültüre aittir. Bu bölgelerin toplulukları basit, balıkçı-avcı topluluklar olup dışı toprak sıvalı, genelde silindir formlu ahşap kulübelerde yaşarlardı. Ölülerini ise kulübenin tabanına gömerlerdi. Tarımla uğraşan bir topluluk olmadıkları için tarım oldukça sınırlıydı. Pendik kazılarında da tarife benzer kulübeler bulunmuştur.
  • Yenikapı buluntularının Fikirtepe ile benzerliği çok mühim… Gerek buluntuların gerekse Yenikapı’da ortaya çıkan mezarların Fikirtepe ile benzerliği boğazın iki yakasında benzer uygarlıkların bulunduğunu ya da başka bir deyişle boğazların en eski dönemlerden itibaren bir geçiş yeri olduğunu göstermektedir.
  • Bir şehrin kuruluş efsaneleri, her şeyden önce, o şehrin varoluşundaki kutsallığı ortaya koyar. Daha da açık ifade etmek gerekirse, bir şehrin kuruluşundaki tanrısallık ya da olağanüstülük, şehrin varoluşu boyunca ona eşlik edecek bir kutsallığı oluşturur ve bu da o şehrin varoluşunu haklı kılar, hatta o şehrin diğer şehirlere olan üstünlüğünü de belirler.
  • İmparator olmak yerine filozof olmayı arzulayan , saraylarda oturmak yerine tapınakları tercih eden , kılıç yerine kitap tutmayı isteyen Julianus’un sonu ne yazık ki bir mızrakla olur.
  • İstanbul hem kökenleri Neolitiğe kadar giden bir şehir, hem de Neolitiğin yayılma alanlarının üzerinde… Bu yönüyle bile eşsiz bir şehir… Ne var ki İstanbul’un geçmişini süratle yok ediyoruz ve hiç önemsemiyoruz.
  • İstanbul’da ilk Yunan yerleşmesinin MÖ yedinci yüzyılda bir Megara kolonisi tarafından bugünkü Kadıköy civarında kurulduğu kabul edilir. Kalkhedon adındaki yerleşim yerine verilen bu isim, beraberinde bir söylenceyle de anılır. Kalkhedon, “Körler Ülkesi” anlamına geliyormuş. Strabon ve Tacitus da karşılarında Byzantion gibi güzel ve elverişli bir bölge varken yerleşmek için burayı seçen Kalkhedon’luların kör olmaları gerektiği rivayetinden söz ederler. Söylenceye göre Megara’lılar yeni kuracakları şehrin yerini danışmak için Delphoi’deki Apollon Tapınağı’na giderler. Tapınaktaki bilici, gelenlere şehirlerini Körler Ülkesi’nin karşısına kurmalarını söyler. Megara’lılar Tarihi Yarımada’yı gördükten sonra, karşıda oturan Kalkhedon’luların, yarımada dururken karşıya şehir kurdukları için kör olduklarını düşünürler. Böylece kehanet gerçekleşmiş olur ve şehirlerini buraya kurarlar.
  • Byzantion yeni adıyla artık bir Roma şehri olarak yaşamına devam eder. 268 yılındaki Gotların saldırısı yaşadığı en büyük tehlikedir. Bugün Gülhane Parkı’nda bulunan Gotlar Sütunu o zaman Gotlara karşı kazanılan zaferin anısını yaşatmaktadır. Byzantion’un kaderini değiştirecek kişi ise Constantinus’tur. Licinius’a karşı zafer kazanan Constantinus kafasındaki planı gerçekleştirmeye başlayacak ve Byzantion’u “Nova Roma” yani “Yeni Roma” olarak yeniden imar ederek başkent yapacaktır.
  • Berger’e göre (2016): “Hipodrom genellikle Severus’a atfedilir; ama Byzantium’un yeniden kurucusu olarak onun rolü büyük ölçüde efsanevi görünmektedir. Savunma surlarının muhtemelen 260 veya 270’ten önce kurulduklarını biliyoruz, dolayısıyla Hipodrom’un inşası kesinlikle bundan sonra ve belki de Konstantin’den pek uzun olmayan bir zaman önce, Licinus’un şehrin efendisi olduğu zamana rastlar.”
  • Her gün üzerinden geçtiğimiz, vapura yetişmeye çalıştığımız ya da alışveriş yaptığımız yerlerin altında bambaşka bir tarih yatıyor.

İstanbul’un Pagan Çağı İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Bizans’tan önce, pagan dönemlerdeki ve Hıristiyanlıkla yeni tanışılan dönemlerdeki İstanbul’dan söz eden kitapta eski Roma imparatorlarından, neden-sonuç çerçevesinde kısaca savaşlarından, inançlarından, yapıtlarından, İstanbul’daki tarihi eserlerden -ki çoğunun günümüze kadar gelemediğini duymak oldukça üzüyor- İstanbul’un eski fiziki yapısından, yaşadığı yıkımlardan bahsediliyor. Özellikle İstanbul’da yaşıyorsanız her gün farkında olmadan geçip gittiğiniz yerlerin hikayesini duymak, bilmek sizi zenginleştirecek, güzellikleri fark edebilmeyi, görebilmeyi öğretecektir. Belki de defalarca önünden geçtiğiniz yerlerin tarihini hiç merak etmediğinizi keşfedecek, bu durumu tuhaf karşılayıp merak duygunuzu yeniden filizlendireceksiniz. Eğer tüm bu bahsettiklerim ilgi alanınıza giriyorsa, bir şans verip eski İstanbul’da gezinmek hoş bir deneyim olabilir. (Tuğçe)

Erhan Altunay’ın kitaplarını zevkle ve merakla okuyorum. Takip ettiğim bir yazar, bir solukta okunabilecek bir kitap. Özellikle Kelt ve Paganizm içerikli eserleri çok faydalı ve başarılı. Zaten bu alanlarda Türkiye’deki sayılı araştırmacı yazarlardan bir tanesi. (Oğuzhan Gümüşer)

Bosphorus(inek geçidi): İstanbulda yaşayıp yaya veya araçlarla hergün üzerinden geçtiğiniz ve gezdiğiniz yerlere bu kitabı okuyunca daha farklı bakacaksınız,sıkılmadan okuyacağınız akıcı bir kitap,,,,kadıköy üsküdar, tarihi yarımada ,haliç ,galata,boğaz,pendik... (M.Atilla Toksoy)

İstanbul’un Pagan Çağı PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Erhan Altunay - İstanbul’un Pagan Çağı kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de İstanbul’un Pagan Çağı PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Erhan Altunay Kimdir?

İstanbul doğumludur. Saint Joseph Fransız Lisesi’ni bitirdikten sonra Hacettepe Üniversitesi’nde Nükleer Enerji Mühendisliği okumuş, konuyu öğrendikten sonra para kazanmak gerekliliğinden Marmara Üniversitesi’nde İşletme master’ı yapmıştır. Bu yüzden de hayatını dış ticaretten kazanmaya çalışmaktadır. Yıllarca TRT Radyo-3'te Aykut Sporel, Sezen Cumhur Önal, Engin Arman, Faruk Yener gibi ustaları hayranlıkla dinledikten sonra, radyoculuk ile Yapı Radyo’da tanışmış olup orada dört yıla yakın bir süre “Vanilya ve Çikolata” , “...Ve Jazz” gibi jazz programları ile “Troubadour” ve “Barocco” gibi klasik müzik programları ve “Kleopatra’nın Burnu” gibi mitoloji programları hazırlamıştır. Yapı Radyo’nın yayın hayatına veda etmesi ile Troubadour programını Açık Radyo’ya, Vanilya ve Çikolata’yı da Radyo 92nokta3’e taşımıştır. Daha sonra Radyo Kozmos’ta Troubadour’u ve Vanilya ve Çikolata’yı devam ettirmiş, Alem FM’de de “Deniz ve Mehtap” isimli bir program yapmıştır.

--reklam--

Erhan Altunay Kitapları - Eserleri

  • Ayasofya'nın Gizli Tarihi
  • Masalcı
  • Roma Bilgeliği
  • İstanbul'un Gizli Tarihi
  • Paganizm 1
  • Kadim Cadılık Öğretisi
  • Gizemlerle Dolu Salgınlar Tarihi
  • Mezopotamya ve Mısır Paganizmi
  • İstanbul’un Pagan Çağı
  • Paganizm 2
  • Kelt ve Germen Paganizmi
  • İstanbul'un Latin Çağı
  • Gizem Yolcusu - Mersin

--reklam--

Erhan Altunay Alıntıları - Sözleri

  • "Nereye gitsem, ölülerin gölgesine basıyorum. Burada, sokakta, evimde sefalet ve ıstıraptan başka bir şeye rastlamıyorum." (Gizemlerle Dolu Salgınlar Tarihi)
  • Aslında Kelt paganizminde ağaç sembolizmi çok önemlidir . Ağacın dalları ve kökleri gökyüzü ile yeraltı arasında bir bağ teşkil ederler. Gövdesi ise süreklilği gösterir. Ayrıca ağacın her sonbahar yapraklarını döküp , ilkbahar yenilemesi hayatın döngüsel yönünü göstermektedir. (Kelt ve Germen Paganizmi)
  • Özellikle yaşlılardan çok gençleri vuran bu hastalık askerler arasında da büyük bir kırıma yol açmış, savaşın sona erdirilmesi düşüncesinde bile etkili olmuştur. (Gizemlerle Dolu Salgınlar Tarihi)
  • Belki de "Ana gibi kutsal" deyimi ilk o zamanlarda telaffuz edildi, çünkü besleyen, bereket veren toprak, Doğa ve her şey aslında bir anne gibi dünyaya getirmekte, beslemekte, büyütmekte ve zamanı geldiğinde geri almaktadır. (Kadim Cadılık Öğretisi)
  • Enki ve Ninhursag miti Sümer mitolojisinin en ilginç eserlerden biridir. Mit, cennet benzeri Dilmun ülkesinin tanıtılmasıyla başlar: “Dilmun ülkesi kutsaldır, Dilmun ülkesi saftır, Dilmun ülkesi aydınlıktır, [...] Aslan öldürmez, Kurt kuzuyu kapmaz, Oğlakları kıskıvrak eden yabani köpek bilinmez. Tahıl yutan domu bilinmez [...] Gözü ağrıyan “gözüm ağrıyor” demez, Başı ağrıyan “başım ağrıyor” demez. Yaşlı kadın “Ben yaşlı bir kadınım” demez Yaşlı erkek “Ben yaşlı bir erkeğim” demez” (Paganizm 2)
  • Anlaşılacağı üzere, Ayasofya hüznün de sevincin de kutsal mekânıdır. (Ayasofya'nın Gizli Tarihi)
  • “Ateş, bir şeyleri yakmadan büyük ışık vermez.” (Roma Bilgeliği)
  • Ayasofya kutsal bir emanet, tarihi bir vasiyettir.” (Ayasofya'nın Gizli Tarihi)
  • Ayna, pagan sembolizminin vazgeçilmezidir. Aynanın arkasında başka bir dünya olduğu inancı da çok eski zamanlara dayanır. Hakikatin, aynanın önünde mi arkasında mı olduğu insanların kafasını hep kurcalamıştır... (Paganizm 1)
  • "Mustafa Kemal 1918'de gribe yakalananlar arasındadır. " (Gizemlerle Dolu Salgınlar Tarihi)
  • "Kitaplarda yazanı tekrarladıktan sonra kitap yazmanın bir anlamı yok" dedim. "Katılıyorum size" dedi. "İnsan bu dünyaya yeni bir şey söylemeli." (Gizem Yolcusu - Mersin)
  • İstanbul'un Haçlıların eline düşmesine neden olan 3. Alexios ise Selçuklulara sığınmıştı. Theodoros Laskaris, Alexios'u Selçuklulardan isteyince, Sultan Gıyaseddin Keyhüsrev, Alexios'u Bizans imparatoru olarak tanıdığını ve teslim etmeyeceğini söyledi. Bunun sonucunda çıkan Alaşehir Savaşın'da, Gıyaseddin Keyhüsrev hayatını kaybederken, Alexios, esir edilerek İznik'e getirildi ve burada kör edilerek manastıra kapatıldı. (İstanbul'un Latin Çağı)
  • Kolera Sağmalcılar'ı esir aldığı için, halk arasında, Sağmalcılar adının kolerayı anımsattığı söylenince 1978 yılında bu semtin ismi "Bayrampaşa" olarak değiştirildi. (Gizemlerle Dolu Salgınlar Tarihi)
  • "Belki ben de onun için bir hayal kırıklığıydım." (Masalcı)
  • "Burada fazladan söz israfı yapılmazdı." (Masalcı)
  • "Bir ağaca hiçbir baltanın yapamayacağını içindeki kurtlar yapar." (Masalcı)
  • Fikirtepe Höyüğü ile yine aynı kültüre ait olan İçerenköy Höyüğü, bilinçsiz kentleşme, gecekondulaşma ve nihayetinde kentsel dönüşümle yok olmuştur. 1950’lerde Fikirtepe’de kazı yapan Kurt Bittel, kazıdan iki sene sonra döndüğünde bir şey bulamamıştı; arkeolojik alanın üzeri evlerle doluydu. Tahribat gayet erken başlamıştı ama güncel kentsel dönüşüm son kalıntıları da yok etti. “Fikirtepe Kültürü” dediğimizde günümüzde gözlerimizin önünde duran mahalleyi değil, çok daha büyük bir alanı düşünmek gerekir. Pendik, Tuzla yerleşimleri de yine bu kültüre aittir. Bu bölgelerin toplulukları basit, balıkçı-avcı topluluklar olup dışı toprak sıvalı, genelde silindir formlu ahşap kulübelerde yaşarlardı. Ölülerini ise kulübenin tabanına gömerlerdi. Tarımla uğraşan bir topluluk olmadıkları için tarım oldukça sınırlıydı. Pendik kazılarında da tarife benzer kulübeler bulunmuştur. (İstanbul’un Pagan Çağı)
  • “varlık, varlık olmayandan çıkar, gün de karanlıklardan, yeni sene de en karanlık günlerden. aynı şekilde sonraki gün, o günün batımından...” (Kadim Cadılık Öğretisi)
  • “Ezoterik topluluklar, toplumsal gelişim açısından asimile olmayan yapılardır, yani yeraltında, gelişime karşı koyan, statükoyu koruyan ve kendi çıkarları doğrultusunda hareket eden gruplardır.” (İstanbul'un Gizli Tarihi)
  • "...her insanda Evren'i değiştirecek güç bulunur. Her insan Evren'in bir parçasıysa eğer, o halde Evren'le iletişime geçecek güce sahiptir." (Kadim Cadılık Öğretisi)