Kitap Künyesi
Yazar: Michel del Castillo
Çevirmen: Özdemir İnce
Orijinal Adı: La Nuit du Decret
Yayın Evi: Can Yayınları
İSBN: 9789750702372
Sayfa Sayısı: 400
--reklam--
Karar Gecesi Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Franko İspanyası'nın Murcia kentinin genç polis müfettişi, evli ve iki çocuk babası Santiago Laredo, Huesca kentinin cinayet masasına atanır. Başlangıçta yeni bir göreve atanmasına sevinirse de, kısa süre sonra, giderek artan bir kaygıya kapılır. Çevresindeki herkes, iş arkadaşları, karısı, üstleri, onu, şefi olacak olan Huesca Emniyet Müdürü Avelino Pared'e karşı uyarırlar. Emniyet Müdürü üzerine bir araştırma yapacak kadar kafası karışan, büyülenen ve sonunda bu anlaşılmaz, katı yürekli adama bütünüyle kendini kaptıran genç müfettiş, korkunun sınırına varan garip bir yolculuğa çıkar. Polis romanı değil, ama polislere ilişkin bir roman olan Karar Gecesi, iki önemli soruyu ortaya koymaktadır : Nasıl ve niçin polis olunur? Daha da önemlisi, her romancı, tutkuları, araştırmaları ve soruşturmalarıyla, polis olduğunun farkında olmayan bir polis değil midir? İspanyol asıllı ünlü Fransız romancısı Michel del Castillo'nun 1981 Renaudot ödülünü kazanan bu ünlü romanını kıvançla sunuyoruz.
Karar Gecesi Alıntıları - Sözleri
- " Ben," dedi tatlı bir gülümsemeyle, " doğdukları odada ölen kadınlardanım."
- İnsan ömrü boyunca çocukluğunu içinde taşır.
- Nasıl desem, oyuncaklar düş evreninin bir parçasıdır. Sever misin sirkleri? Hiçbir sirk gösterisini kaçırmam. Hayvan kokularını, müziği, özellikle çocukların gülüşlerini severim. On dört yaşına gelince bütün ilginçliğini yitirir insan, ilgilenmeye değmez artık. Kıllarıyla, amansız, dümenci bir hayvana dönüşür. On üç yaş mucizedir, düşüşten önceki o eşsiz incelik anı.
- Her insanın bir katil olduğu bir dönemde, kimin öldürdüğünü düşünmek boş bir şey. Zaten insanlardan çok zamanın koşulları cinayet işledi.
- İnsanın gerçeğini, böyle bir gerçeklik varsa eğer, bulmanın yolu onu düşlerinde aramaktan geçiyordu belki de.
- Kentimizi gören er geç gene gelir buraya. Çok güzel olduğu için değil, insan kendi kendinden hoşnut kalır burada.
- Bir insan, ne ileri sürdüğü düşüncelerle ne de öyle söyleseler bile yaptığı işlerle özetlenebilir. Her gün milyonlarca insan kendi düşüncelerini hiçe sayıyor ve yüreklilikleri kendilerini daha az korkak yapmasa da en ödlek insanların bir kahraman gibi davrandıkları görülüyor. Her insan bir üsluptur.
- Aşk lafını beş paralık etmeyin. Siz beni istiyorsunuz, aynı şey değil ikisi. Siz bana düşlerinizin alacakaranlığında bakabiliyorsunuz ancak. Gün ışığının dağıttığı şeye aşk mı diyorsunuz siz?
- Artık biliyordum: Herkes suçludur; herkes utanç verici bir sır saklamaktadır.
Karar Gecesi İncelemesi - Şahsi Yorumlar
İyi bir siyasi roman okuyacağımı biliyordum ancak bu kadar derinlikli bir metinle karşılaşmak çok güzel bir sürpriz oldu. Çok boyutlu, üzerine uzun uzun düşünülecek, muhteşem bir roman Karar Gecesi. Çevirmen Özdemir İnce önsözde şöyle diyor: “Nasıl bir roman bu Karar Gecesi? Politik mi, psikolojik mi, felsefi mi, polisiye mi? Hem hepsi hem de hiçbiri” ve ekliyor “Castillo’nun yüreği Dostoyevski’nin yüreği, beyni Kafka’nın beyni, eli Hemingway’in eli” (s. 348). Hakikaten Castello da Karar Gecesi de sanırım daha iyi tarif edilemezdi. Roman, 1975 yılında bir polis memurunun görev yerinin değiştirilmesiyle başlıyor. Karakterimiz yeni amiriyle ilgili bilgi edinirken birden kendini onun hayat hikayesinin ortasında buluyor ve hatta araştırdıkça Kafkaesk bir tarzda ikisinin kişilikleri adeta aynılaşmaya, iç içe geçmeye başlıyor. Bu iki polis memurunun hikayesiyle beraber Castello, Franco İspanya’sını hem felsefi hem psikolojik hem siyasi boyutlarıyla resmediyor. Üç yıl süren bir iç savaş ve sonrasındaki uzun diktatörlük döneminde yaşananları, bu esnada insanların düşünme biçimleri ve hayat tarzlarıyla birlikte aktarırken toplumu da adeta hafızasıyla yüzleştiriyor. Tıpkı insanlar gibi toplumların da geçmişte yaşananları daha ‘baş edilebilir’ şekilde anımsama eğilimi, inkar ve unutma yolları ve buna rağmen farkında olunan veya olunmayan pek çok şekilde geçmişin gölgesinin uzun süre bugünün üzerine düştüğü gerçeği çok güzel yedirilmiş hikayeye. Romandaki psikolojik tahliller çok kuvvetli. Karakterlerin çocukluk travmalarından başlayarak, kişilik analizleri, dünya görüşleri, sorgulamaları muazzam inşa edilmiş. İspanya’nın 20. yüzyılın ilk üç çeyreğindeki ruh hali de karakterlerin ruh halleri ve kişilikleri üzerinden yansıtılmış ve bu, size o atmosferi hissettirecek kadar iyi yapılmış. Bunun yanında Habil ile Kabil’in hikayesi ve Oidupus başta olmak üzere dinler tarihi ve mitolojiden örneklerle zenginleştirdiği kuvvetli felsefi sorgulamaları var Castello’nun. Kişilik, inançlar ve psikolojiyle siyasi ideolojilerin ilişkisi ve aslında karşı kutuplardaki ideolojilerin uç noktalarda nasıl aynılaşabileceğini irdelerken okuru adalet, kurallar, düzen, suçun sosyolojisi gibi pek çok konuda düşünmeye sevk ediyor. Özdemir İnce’nin dediği gibi, sanki Çanlar Kimin İçin Çalıyor’un devamı, Dostoyevski’nin karakterleri, Kafka’nın atmosferi ve bonus olarak da Castello’nun felsefi yaklaşımıyla yazılmış sanki. Çok iyiydi. (İpek Dadakçı)
Kitap sizi hemen içine çeken bir durum tasviri ile başlıyor. 1970’li yıllarda, İspanya’dayız. Daha ilk sayfadan itibaren İspanya emniyet teşkilatının durumu ve toplumsal arka plana dair hakim havayı hissediyoruz. Bir kurum ve birkaç karakter üzerinden size ülkenin o döneme ait tasvirini sunuyor. İkinci dünya savaşı sonrasında, özellikle 60’lı yıllarda güçlenen toplumsal hareketlerin kurumlar üzerindeki etkisini emniyet teşkilatı üzerinden okuyoruz. Oyunun alışılmış kuralları değişmeye başlamıştır. Dünya değişmeye başlamıştır ve köklü kurumlar bile artık bu değişimin dışında kalamayacaktır. İtibar gören nitelikler ve özelliklerin yerini başkaları almaktadır. İşte bu geçiş döneminde genç bir polis dedektifi tayin haberini alır. Genç polis dedektifi Santiago Laredo, Huesca Emniyet Müdürlüğü Cinayet Şubeye atanmıştır. Burası ülkenin kuzeyinde küçük bir kenttir. Atama haberi duyulur duyulmaz Laredo da yeni amiri olacak zat hakkında çeşitli dedikodular duymaya başlar. Bu kişi, iç savaş döneminde devrimcilere kök söktürmüş Don Avelino Pared’dir. Uzun yıllar hükümetlerin himayesi altında olan Pared, 60’lı yılların sonuna doğru dünyada değişen siyasal atmosferle birlikte gözden düşmeye başlamıştır. işte Laredo, yüksek mevkilerin nazarında itibarını kaybetmeye başlamış olan eski bir kurdun altında çalışmaya başlayacaktır. Don Avelino, herkesin hakkında fikir sahibi olduğu ama kimsenin düşüncelerini açık açık dile getirmediği bir karakterdir. Bu nedenle Laredo, yeni amiri hakkında kendi araştırmasını yapmaya karar verir. Kitapla ilgili en güzel tanımı bence çevirmen Özdemir İnce yapmış: “Karar Gecesi’nin ön planında iki polis var, arka planında da Franco’nun İspanyası”. Kitaptaki tasvirlerin beni özellikle etkilediğini belirtmek isterim. Hatta yer yer bana Yaşar Kemal’i hatırlattı. “Tül perdeli geniş pencereden, kararan, yeşil bir renk alan gökyüzünü görüyordum. Bu kente özgü apansız günbatımının yaklaştığını anlıyordum. Ağır ağır açılan şu kurşuni mor kılıfın bütün gün engellediği uğultunun dizginlerini bırakarak, azalmaya başlamış olmalıydı sıcaklık. Mutfakların zeytinyağı ve sarımsak kokusu güllerin ve yaseminlerin şekerli, sümbülteberlerin baş döndürücü kokusuna karışıyordu. Görkemli bir mola egemenlik kurmaya başlıyor, yolları şamatacı ve coşkun bir kalabalık dolduruyordu.” NOT: aldığınız baskıda çevirmenin yazısı, ön yazı olarak sunulmuşsa kitap bitmeden kesinlikle okumayın. Son birkaç sayfadaki şaşırtıcı sonu baştan öğrenmek okuma keyfini azaltacaktır. (Başak Mutlu)
1970'ler İspanyası diktatör Franco'nun elinden çıkmış kanlı bir sanat eserini andırır. Santiago Loredo polis müfettişi olarak Huesca isimli İspanya'nın tenha kentine atanır. Orada bulunan Emniyet müdürü Don Avelino Pared ise Franco döneminin kök söktüren eski toprak bir polis amiridir. Bir cinayet soruşturması sonrası eski günahlar ortaya dökülürken, hiçbir sırrın geçmişte kalmayacağı ve kalan zamanların bedelinin Santiago Loredo'nun kanlı elleri ile ödeneceği anlaşılacaktır. Ödüllü olan kitap 10 üzerinden 8'i hak eder. Bir yandan çok güzel betimlemeler, diğer yandan Özdemir İnce'nin efsane çevirisi ile sonsözü bizlere Franco İspanyasının perspektifini derinden sunar. Kitap içindeki alıntılar da kitaba renk katan bir olgu. Yalnızca uzun betimlemeler tarzın dışında oluşmuş. Okurken sizi biraz sıkabilir. (Erman)
Karar Gecesi PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Michel del Castillo - Karar Gecesi kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Karar Gecesi PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Michel del Castillo Kimdir?
İspanyol asıllı Fransız yazarı Michel del Castillo, 2 Ağustos 1933'te, Madrid'de Fransız bir baba ile İspanyol bir anneden doğdu. Annesiyle birlikte iç savaş sırasında İspanya'dan ayrıldı. Kısa süre sonra kendini, birçok İspanyol sığınmacısı gibi, Lozère'deki Rieucros Kampında buldu, daha sonra tek başına Almanya'daki bir kampa gönderildi. 1945'te İspanya'ya geri döndüğünde, beş yılını Barselona'da bir ıslahevinde geçirdi, daha sonra Andaluzya'ya Cizvit papazlarının yanına gitti, bir süre Huesca'da kaldı. 20 yaşında, özlemini çektiği Fransa'ya sonunda gidebildi, orada edebiyat ve psikoloji öğrenimi gördü. 1957'de, verimli yazarlık döneminin ilk kitabı olan Çağımızın Çocuğu'nu (Tanguy) yayımladı. Yayınlarımız arasında çıkan Gitar, Karar Gecesi, Başına Buyruk Bir Kadın romanlarının yazarı Michel del Castillo, son romanlarından biri olan ve 1993 yılı RTL Ödülüne değer görülen İspanyol Kanı'nda (Le crime des pères) bizi, savaş sonrasının şaşkın ve yapay suskunluğuna bürünmüş İspanya'sına götürüyor.
--reklam--
Michel del Castillo Kitapları - Eserleri
- Gitar
- Karar Gecesi
- Şairin Ölümü
- Çağımızın Çocuğu
- Başına Buyruk Bir Kadın
- İspanyol Kanı
- Utanç Gömleği
- Kardeşim Budala
--reklam--
Michel del Castillo Alıntıları - Sözleri
- Bilir misin, insanların yaşını gerçekten büyüten şey, arkadaşlarından ya da bir yerlerden ayrılmaktır. Yaşamın boyunca ne kadar çok sayıda ayrılık geçerse başından, o kadar çabuk yaşlanırsın. Yaşlanmak demek, bir yerden ya da bir kimseden ayrılmaktır. (Çağımızın Çocuğu)
- Bir insan, ne ileri sürdüğü düşüncelerle ne de öyle söyleseler bile yaptığı işlerle özetlenebilir. Her gün milyonlarca insan kendi düşüncelerini hiçe sayıyor ve yüreklilikleri kendilerini daha az korkak yapmasa da en ödlek insanların bir kahraman gibi davrandıkları görülüyor. Her insan bir üsluptur. (Karar Gecesi)
- Kendi yolumu, hoşuma gittiği şekilde, biraz da "oluruna bırakarak" çiziyorum. (Gitar)
- ...Marina'dan geriye kalan yalnızca yokluğunun acısı... Aşkımızın dekoru da yıkımların gümbürtüsüyle 1likte çöktü gitti. Hiç1konuda hayale yer yok artık benim dünyamda, özellikle de kendi hakkımda... (Şairin Ölümü)
- İkisinde de, abartılmış süslü sözlerin arkasında gizlenen değersizlik ve akılsızlığı görebilme yeteneği ve şişirilmiş konuşmaların boşluğunu hemen sezebilme ustalığı vardı. (Çağımızın Çocuğu)
- En büyük suçum, öteki insanlar gibi bir kalbimin ve aklımın olması mıydı acaba? Bir cüce kesinlikle bir kalp sahibi olmamalıydı. (Gitar)
- ...Çektiğim acıdan kaçmak için okuyordum ben... (Utanç Gömleği)
- “Yeryüzünde her şey yanıyor. Biz de.” (Gitar)
- Yalnızlık mı? Gerçeği söylemek gerekirse yalnızlık tek başına olmak değildir. Düşünceler yalnız insanlara her zaman eşlik eder. Çare bulunamayan yalnızlık başka bir şeydir. (Gitar)
- Her şeyin iyi yanını aramak zorundaydı insan; yakınmanın hiç yararı yoktu. (Çağımızın Çocuğu)
- ..."Surat", ait olduğu kişinin yaşadığını, sevdiğini, sürttüğünü, kafa çektiğini, aldattığını ortaya koyar; sonunda o kişinin kendi eylemlerinin adamı olduğu, sanki 1sinemadaymış gibi kendi eylem ve konuşmalarını izlediği duygusunu uyandırır. Maske çıkarılıp konulur, yeter ki karanlık olsun; muhtemelen değiştirilebilir de. 1aksesuardır, 1kılık değiştirme. Buna karşılık "kafa" sözcüğü 1az aşağılayıcı gibi görünse de, suç ortaklığından doğan 1teklifsizlik nüansı girer işin içine. Kendine 1surat edinme imkânın yoksa, 1kafa bulursun, olur biter... (Şairin Ölümü)
- Bizi ne yalan ve cinayet, ne sadakatsizlik ve yalan yere yemin şaşırtıyor, Fedya.. İkimiz de o konuda hayal kurmuyoruz.. Bizi şaşırtan daha iyiye duyulan istek ve güzelliğe özlem... Bizi insanlarla barıştıran şey bu. Huzursuzluğu seçiyoruz biz, bunalımlara razı oluyoruz.. Bizim istediğimiz huzur değil, huzursuzluk.. İnanca sahip olamayız. Bize sahip olan odur.. (Kardeşim Budala)
- - Bir ölü için, çok sivri dillisin. - Dil, dil!.. İhbar eden ve öldüren dillere lanet olsun... (Utanç Gömleği)
- Kendimi hiçbir zaman sevmemiştim ki; ne diye kendimden biraz daha nefret etmekten tasalanayım? (Şairin Ölümü)
- Aşk lafını beş paralık etmeyin. Siz beni istiyorsunuz, aynı şey değil ikisi. Siz bana düşlerinizin alacakaranlığında bakabiliyorsunuz ancak. Gün ışığının dağıttığı şeye aşk mı diyorsunuz siz? (Karar Gecesi)
- ...Fazla ateşlilik kuşku uyandırır, aceleciliğin güvensizlik uyandırması gibi... (Utanç Gömleği)
- Kalbimin düştüğü karanlık uçurumun dibinden Acimani diliyorum bana, tek sevdiğim, senden . Charles Baudelaire, De Profundis (Utanç Gömleği)
- Aç insanlar her zaman azla yetinir. (Gitar)
- Her insanın bir katil olduğu bir dönemde, kimin öldürdüğünü düşünmek boş bir şey. Zaten insanlardan çok zamanın koşulları cinayet işledi. (Karar Gecesi)
- Üstelik, beni kesinlikle benim istediğim gibi okumayacaksın. Kötü bir okuyucu olmandan korkuyorum. (Gitar)
Yorumlar
0 yorum