Kitap Künyesi

Yazar: Uwe Timm

Çevirmen: Ayça Sabuncuoğlu

Yayın Evi: Can Yayınları

İSBN: 9789750713477

Sayfa Sayısı: 144

--reklam--

Kardeşimin Gölgesinde Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Alman edebiyatının önemli isimlerinden Uwe Timm, Nazi saflarına katılamayacak kadar genç, ama hatırlayabilecek kadar yaşı olan bir neslin yazarı. Kardeşimin Gölgesinde, hem Alman toplumsal belleğine ilişkin bireysel bir anlatı, hem de nasyonal sosyalizmin ve savaşın yol açtığı dehşeti bir uygarlığın yıkıntıları arasından hatırlamanın mümkün olabileceğine parmak basan bir belgesel.

Uwe Timm, Waffen-SS'e katılan ve 1943'te Rusya cephesinde ölen ağabeyi Karl-Heinz'ın geride bıraktığı mektuplarla güncenin satırları arasından, Nazi yanlısı ve savaş gönüllüsü olmayı sorguluyor. Suç nerde başlıyor? Vicdan nerde susuyor? Suçla vicdan arasında insan hangi kapanlara kısılıyor? Kardeşimin Gölgesinde, her an incinebilir kişisel duygular, kırılgan yaşamlar ve parçalanabilir toplumsal aidiyetler içinde bu soruların nasıl dile getirilebileceğini soruşturan içten bir deneme.

Kardeşimin Gölgesinde daha ziyade bir hesaplaşmanın kitabı: suçla ve vicdanla, kişisel ve ulusal tarihle, bütün bir ulusun toplumsal belleğiyle...

--reklam--

Kardeşimin Gölgesinde Alıntıları - Sözleri

  • Evdeki ve sokaktaki şiddet, devletin uyguladığı şiddet ve politikadaki şiddet eğilimiyle resmîleşti. “Savaş eğilimi.”
  • Browning, o zaman henüz hayatta olan askerlerin mahkemedeki ifadelerinden hareketle yola çıkarak kadın, erkek, çocuk Yahudi sivilleri vurma emri geldiğinde, disiplin cezasından korkmadan emre karşı gelmiş olabileceklerini kanıtlıyor. Bunun örnekleri vardı, bu taburda da. Ne var ki, 500 kadar askerden sadece 12’si öne çıktı, karabinasını teslim etti ve başka görevler aldı.
  • (…); mesleki dezavantajlardan, yükselme olasılıklarının azalmasından korkuluyordu, bunların arkasında da rejimin yarattığı teröre karşı duyulan korku vardı. Alışkanlık haline gelmiş korkaklık –tek kelime etmemek.
  • Bu arada başka günlükler ve mektuplar okudum, sivil halkın çektiği acıları kesinlikle algılayan, öfkesini dile getiren; bir de son derece doğalmış gibi sivillerin öldürülmesinden –gerek Yahudiler gerekse Ruslar- söz eden başkaları. Öldürmeyi kolaylaştıran, öğrenilmiş dil: hayatları kirli, düşkün, hayvanlaşmış olan alt insanlar, parazitler zararlılar.
  • Primo Levi, Almanların en derin suçunun bu suskunlukta yattığını düşünüyor. “Sözünü bile etmemek,” “biz hiçbir şey bilmiyorduk”la özür dilemeye çalışanların bir sürü gereksiz ayrıntıyla dolu konuşmasından daha korkunçtu.
  • Acı karşısında ilgi ve anlayışın silinmesini, evde insani olan ile burada, Rusya’da insani olan arasında ayırım yapılmasını anlamak zor ve tasavvur etmek mümkün değil. Sivillerin öldürülmesi burada gündelik olay, sözünü etmeye bile değmez, orada ise cinayet.
  • Halkı dönüştürme. Gülünç, acayip bir sözcük, halkı dönüştürme ama –gerçekte- caniceydi. Seçilenler ırka göre tanımlanacaktı; halk, sosyal tabaka değil, kan, aristokraside olduğu gibi, mavi kan değil, Ari kanı, Alman kanı, efendi, hükmetmeye atanmış kişi.
  • Şiddet “normaldi.” Her yerde dayak atılıyordu, öfkeden, kanaatten, pedagojik nedenle, okulda, evde, sokakta.
  • Hiçbiriyle çıkmam… Ukraynalı kadınlar ve kızlarla ilişki kurmak SS askerlerine kesinlikle yasaktı, efendilerin ırkı aşağılık Slavlarla karışmamalıydı.
  • Bir fotoğrafta, yerde duran elbise yığını karıştıran iki Alman askeri görülüyor, değerli eşyalar değil, annelerin kurşuna dizilmeden önce giysilerin altına saklamaya çalıştıkları küçük çocukları arıyorlar.
  • Bu oğlana bakıldı, her ateşlendiğinde başında beklendi, büyümesinde ne çok sevgi, özen, emek vardı, sonra öylece yollanıyor; sakatlanıp ölüyor.
  • Sivilleri vurmayı reddeden az sayıda asker vardı. Bunun üzerine vurulmadılar, rütbeleri indirilmedi, savaş mahkemesi önüne de çıkarılmadılar. Browning’in kitabında ortaya koyduğu gibi, birkaçı hayır dedi, ama bunlar “sıradan adamlar” değildi zaten.
  • Büyük büyükanne ve büyükbabasına kadar Yahudi ataları bulunmadığını soy kimliğiyle kanıtlayanlar WaffenSS’e girebiliyordu. Saf Ari köken. Soyağacı. Bütün halk için asalet.
  • Bilmediler, çünkü görmek istemediler, çünkü görmemek için başlarını çevirdiler. Bu yüzden, sürekli iddia edilen şey doğru çıkıyor: Bunu bilmiyorduk –görmek istememişlerdi, görmemek için başlarını çevirmişlerdi.
  • Burada günlüğüme son veriyorum, çünkü bazen meydana gelen böyle acımasızca olaylar hakkında defter tutmayı saçma buluyorum. Kitabı yazarken bu bölümü tekrar tekrar açıp okudum –karanlığa bir ışık vurmuş gibiydi.

--reklam--

Kardeşimin Gölgesinde İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Abisinin anılarını aktarıyor Alman ordusunu ve döneme ait sosyolojik bir kaynak. Yazarın kıvrak dili ve aile yaklaşımı kendine baglıyor. Eşsiz bir memba (Kadircan)

Bir bölüme kadar sıkıcılığını kabul edip Devam ettim okumaya, okumamalıymışım ilerleyen sayfalar da sona yaklaştıkça bırakmak yerine bari bitireyim olan kitap (Melike)

--reklam--

Kardeşimin Gölgesinde PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Uwe Timm - Kardeşimin Gölgesinde kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Kardeşimin Gölgesinde PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Uwe Timm Kimdir?

Uwe Timm 1940’da Hamburg’da doğdu. Kürkçülük eğitimi aldı; babasının ölümünden sonra 3 yıl kürkçülük işini yürüttü, daha sonra liseyi bitirdi ve Münih’de ve Paris’te felsefe ve germanistik okudu. Daha sonra da sosyoloji ve iktisat.

Altmışlı yılların sonundaki dönüşümü yaşadı ve öğrenci olarak aktif biçimde olaylara karıştı ve öğrenci isyanına ilk romanı “Heisser Sommer” ile (1974) edebi bir anıt dikti. Kendi kültürü yanında yazar yabancı kültürlerle de ilgilendi: Araştırma ve keşif yolculukları onu diğerleri yanında Namibia, Peru ve Doğu Adalarına götürdü.

Uwe Timm çocuk ve gençlik kitapları da yazdı. “Yarış Domuzu Uzunburun Rudi” (1989) en tanınmış kitabıdır ve Alman Gençlik Edebiyatı Ödülünü almıştır ve filme çekilmiştir. Uwe Timm sayısız roman ve öyküleri için çeşitli ödüllere layık görülmüştür.

--reklam--

Uwe Timm Kitapları - Eserleri

  • Kardeşimin Gölgesinde
  • Sıcak Yaz
  • Morenga
  • Kırmızı
  • Kuş Çayırı
  • Yarıgölge
  • Olağanüstü Seyahat
  • Die Entdeckung der Currywurst
  • Korsan Karatavuk
  • Yarış Domuzu Uzunburun Rudi

--reklam--

Uwe Timm Alıntıları - Sözleri

  • Daha iyi bir dünya isteyenler, mevcut dünyadan memnun olmayanlardır. (Sıcak Yaz)
  • Sıkıcılık, aşkın bütün kayıklarının karaya oturduğu düz sahildir. Ve bir daha asla yüzdürülemezler, orası kesin. (Kuş Çayırı)
  • Ülkenin iktidar sahiplerinin iktidarlarını garanti altına almak için bilincimize bir mayın tarlası gibi döşedikleri tabuları yıkalım (Sıcak Yaz)
  • Sivilleri vurmayı reddeden az sayıda asker vardı. Bunun üzerine vurulmadılar, rütbeleri indirilmedi, savaş mahkemesi önüne de çıkarılmadılar. Browning’in kitabında ortaya koyduğu gibi, birkaçı hayır dedi, ama bunlar “sıradan adamlar” değildi zaten. (Kardeşimin Gölgesinde)
  • Şiddet “normaldi.” Her yerde dayak atılıyordu, öfkeden, kanaatten, pedagojik nedenle, okulda, evde, sokakta. (Kardeşimin Gölgesinde)
  • Senin ise yüzün ak,alnın açık şimdi Ferahlatmak için gönlünü, Yatıştırmak için ruhunu Dinlersin bir şiiri,samimi ve neşeli. (Kuş Çayırı)
  • Merhameti öldürüp tüketen şey ne? (Morenga)
  • Dudaklar, tırnaklar, cinsel organlar kırmızı veya kırmızımsı tonlarıyla içeriye işaret eder, bedenin özellikle de görünür bölgeleri kırmızıya boyanarak öne çıkarılır, tırnaklar ojeyle, dudaklar rujla - içe doğru bir davet. Yeni doğduğumuzda ayırt edebildiğimiz ilk renktir kırmızı ve ölürken göreceğimiz son renk. Güzel kırmızı. (Kırmızı)
  • Ölüm çelişik bir durumdur. Tam da yokluğun varlığını somutlar. Kavranamaz olan, bizi çarpan budur; hâlâ oradadır, bildiğimiz, sevdiğimiz insan, ölen kişi, aynı zamanda da artık yoktur. (Kırmızı)
  • Filozoflar dünyayı farklı biçimlerde yorumladılar sadece ;önemli olan, dünyayı değiştirmektir. (Sıcak Yaz)
  • Gül, gül olduğu için güldür, bunun nedenini sormaz. (Kırmızı)
  • Bu boktan kentleri yıkmak. Sokakları delmek. Makineleri değiştirmek. Birlikte yaşamak. İnsanı izole eden beton kafeslerden çıkmak.İhtiyacı olanı alıvermek. İmkansızı düşünmek. (Sıcak Yaz)
  • Sonuçta onun güzelliği aşka yol açmıştır ve erkek, eğer çare bulunmazsa, suçsuz yere acı çeker. (Kuş Çayırı)
  • Bu oğlana bakıldı, her ateşlendiğinde başında beklendi, büyümesinde ne çok sevgi, özen, emek vardı, sonra öylece yollanıyor; sakatlanıp ölüyor. (Kardeşimin Gölgesinde)
  • Sadakat gibi onurlu bir kavramı tanımazlar... (Morenga)
  • Kısaca, ne merkezileştirilmiş devletin ezip parçalayan gücü ne de karşılıklı nefreti ve acımasız savaşmayı öğreten, bilimin onayını almış, işgüzar filozoflar ve sosyologlar tarafından taşınan doktrinler, insanlar arasındaki dayanışma duygusunu yok edebildi, çünkü insanların bilincinde ve kalbinde derin kökler salan bu dayanışma ruhu, şimdiye kadarki evrimimizin bütünü tarafından yetiştirilip büyütüldü. (Morenga)
  • Herkes acılar içindedir, iç içe geçmiş derin acılar. Ancak bir adım geri çekilince, ciddileşmenin komikliği ortaya akar; elbette hiçbirimiz gülemiyorduk. (Kuş Çayırı)
  • İnanmak iyidir. Aşkın zehri bu. (Kuş Çayırı)
  • Bütün yönetici karıları sarışındır, değilseler de saçlarını sarıya boyatırlar. Buzul çağı sona ererken, başarılı mamut avcıları da ganimet olarak sarışın kadınları alırlardı, anladın mı? (Kırmızı)
  • Evin anahtarına sahip olan bir kadına cinsel yakınlık duymak mümkün değildir. (Kırmızı)