Kitap Künyesi

Yazar: Ian McEwan

Çevirmen: Murat Karlıdağ

Orijinal Adı: The Child in Time

Yayın Evi: Yapı Kredi Yayınları

İSBN: 9789750845574

Sayfa Sayısı: 224

--reklam--

Kayıp Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Çocuk kitapları yazarı Stephen üç yaşındaki kızı Kate ile gittiği süpermarketten eve yalnız başına döner ve karısına dünyanın en kötü haberini verir. Kızları kaybolmuştur. Suçluluk duygusu doymak bilmez bir açlıkla bütün ümitleri yutarken, iki insanın hayatı akıllarının almayacağı biçimde sarsılır. Zamanın geçiremeyeceği bir acı mıdır bu, yoksa her şey yitirilirken hâlâ yapılacak bir şeyler var mıdır?

Çağdaş İngiliz edebiyatının önemli isimlerinden, Man Booker Ödülü sahibi Ian McEwan “Kayıp”ta, İngiltere’nin bunaltıcı siyasi atmosferinde çok temel bir acının kuşattığı bir aileyi ve en büyük üzüntülerin en sıradan sorunlardan doğduğunu anlatıyor. Bütün bunları yaparken de okura zaman, insanın kendini lanetlemesi, çocukluk ve büyümek üzerine yeni fikirler ve keşifler sunuyor.

“Kayıp kusursuzca yazılmış, etkileyici, ciddi, okumaya değer bir kitap. Masumiyeti kullanıyor; hani şu büyük İngiliz yazarların her zaman başarıyla ele geçirdikleri, elde etmesi deneyimlemekten daha zor olan masumiyeti. Dehşete düşmek, yenilenmek, neşelenmek, canlanmak istiyorsanız bu kitabı okuyun.” - John Carey, Sunday Times

“Katlanılmaz bir dolaysızlığa sahip yazımıyla; tuhaf, entelektüel oyunbazlığıyla ve ustalıkla inşa edilmiş güzel yapısıyla, dünyayı yakın planlarla inceleyen olağanüstü bir roman.” - Jonathan Raban, Observer

“İşte beklediğimiz McEwan... Kayıp olağanüstü bir başarı. Biçim ve içerik, teori ve pratik öyle ustalıklı ve birbirinden ayrılmaz bir şekilde iç içe geçmiş ki roman adeta kendi tezinin kanıtı. Ayrıca etkileyici ve muhteşem bir sona sahip.” - Sheila MacLeod, Guardian

--reklam--

Kayıp Alıntıları - Sözleri

  • Ne istediğini, ne olmak istediğini bilseydi, gerçekleştirmeyi başarabilirdi.
  • Gerçek yetişkinliğin, oyun oynayan bir çocuğun ciddiyetini kazanmak olduğunu söyleyen Nietzsche miydi?
  • Stephen,"Okumayı bilen bir çocuk,güç sahibi olur ve o güç sayesinde de özgüven kazanır "dedi.
  • Defalarca söylediği bu yalan o kadar inandırıcı bir hale gelmişti ki kendisi de doğruyu söylediğine inanmak istemeye başladı.
  • Var olan dünya ve tercih ettikleri dünya arasındaki dengeyi tutturamayanlar zayıflardı.
  • Hayatının ucu açık bir macera olduğunu düşünür,eşyasını bağışlar, beklenmedik olaylar hoşuna gider, iyi tesadüfler hayatından eksik olmazdı.
  • "Çocuklar için çocukluk ebedidir.Çocukluk hep şimdiki zamandır.Etraflarındaki her şry şimdiki zamanda gerçekleşir.Elbette onların da anıları vardır.Zaman onlar için de biraz olsun değişir ve sonunda Noel gelir."
  • ..eskinin muhteşem günlerinin anısına yüreğinde küçük bir pişmanlığa,samimi bir özleme de yer açılmıştı .Şimdiki zaman daha fazla çaba ve dikkat istiyordu.
  • “…şüphe bütün kelimeleri boğuyordu.”
  • Fakat zaman, sadece onun ne olduğunu bilenlerin değil, onu meydana getiren düşüncenin oluşturduğu haliyle, manyaklık derecesindeki bir sabit fikirle ikinci bir fırsata izin vermiyordu.
  • Gerçek yetişkinliğin, oyun oynayan bir çocuğun ciddiyetini kazanmak olduğunu söyleyen Nietszche miydi?
  • “…günde bin kelime hızla büyüyen bir sırrı ve alışılagelmiş bir sürü hayali vardı.”
  • “Kendini eylemle uyuşturuyordu.”

--reklam--

Kayıp İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Her insan bazı kayıplar yaşar bu hayatta ve tüm kayıplar hazırlıksız yakalar bizi. Kaybedilenin değeri, bizim için önemi, hayatımızdaki yeri ne kadar büyükse ardından gelen yıkım da o kadar sarsıcı olur. kitap/sonsuz-ask--98806 ‘tan sonra yazarın, okuduğum bu ikinci kitabında, duygusal yoğunluk nedeniyle biraz sarsıldım ama gerçekleri, yani hayatın akışının hız kesmeyen soluğunu hissederek kitaptan hiç kopmadım. Zaman zaman kendi kayıplarımı ve sonrasında hayata nasıl tutunduğumu düşündüm. Kahramanın yerine koydum kendimi ve deliliğin normalliğini kabullendim onunla birlikte. Yazarın anlatım gücüne ve beni yarattığı dünyanın bir parçası yapmasına hayran kaldım yine. Şimdi bu kitap incelemesinde ne işi var diyeceksiniz belki fakat, bir adamın eşini kaybettikten sonra hayata tutunmaya çalışmasını anlatan “After Life” dizisini hatırladım bir de okurken. Tüm bunların yanında çocuk eğitimi, devlet örgütü, insanî ilişkiler ve psikolojik çözümlemelerle yoğrulmuş sağlam bir alt yapı var bu kurgu eserin arka planında. Daha doğrusu tek bir “kayıp” onlarca defineyi bulmamızı sağlamak için… (Elif Osmanoğlu)

Çok ve benzer incelemeler yapılmış. Kitabın tanıtımında da yazdığı gibi kitabın kahramanı bir sabah çocuğuyla marketteyken çocuğu kaybolur. Bu tanıtım üzerine beklentim çocuğun bulunma arayışı üzerine sancılı ve heyecanlı bir sürecin anlatıldığıydı. Oysaki yazar bu kaybın insanlara yaptıklarıyla ilgilenmiş. Kayıpların her insana nasıl da farklı etki ettiğini, her kişinin kayıplarla baş etme yönteminin farklılığı üzerine yazmış da yazmış. Zaman bir yandan akıp giderken hayatın içine karışma çabalarıyla, bir yandan da o markette durup kalan zamanın, kaybolan çocuklarının dönüşünü beklemekle geçen zamanın nasıl da yavaş aktığının karşıtlığı incelenmiş sürekli. Bir yanda geçmiş yaşam tecrübeleri ya da zamanın fiziksel, quantumsal boyutu da ele alınmış ki tam da oralarda şaşırmaktan kendimi alamadım. Son sayfayı da kapattığımda içim buruktu. Enteresan bir romandı. İyi ki okundu. (Duygu Danacı)

--reklam--

Kayıp PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Ian McEwan - Kayıp kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Kayıp PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Ian McEwan Kimdir?

İngiltere’nin Aldershot kasabasında doğan McEwan çocukluğunun büyük bir kısmını subay olan İskoç babası David McEwan’ın atandığı Doğu Asya, Almanya ve Kuzey Afrika’da geçirdi. Woolverstone Hall School, University of Sussex ve University of East Anglia’da öğrenip gören yazar, Malcolm Bradbury’nin öncülük ettiği “Yaratıcı Yazarlık Kursu”nun ilk mezunlarından biri oldu.

İki kere evlenen McEwan’ın ikinci eşi olan Annalena McAfee The Guardian’ın eleştiri bölümünün eski editörlerindendir. 1999 yılında ilk eşi olan Penny Allen vesayeti tıpkı 15 yaşındaki abisi gibi babaları McEwan’a verilen 13 yaşındaki küçük oğulları ile birlikte kaçtı.[1]

2004’ün Mart ve Nisan aylarında - Britanya Devleti, yazarı Amerika’nın First Lady’si Laura Bush’la yemek yemeye davet ettikten hemen sonra - McEwan’ın Amerika Birleşik Devletleri’ne girişi uygun vizeye sahip olmadığı için reddedildi.[2] Britanya basınında yapılan yayınların arkasından McEwan Birleşik Devletler’e “Sizi hala kabul etmek istemiyoruz ama dışarıda olmanız pek çok uygunsuz yayına sebep oluyor” açıklaması ile kabul edildi.[3] Daha sonra Birleşik Devletler kendisine bir özür mektubu yolladı.[4]

Royal Society of Literature, Royal Society of Arts, American Academy of Arts and Science McEwan’ın üye olduğu bazı gruplardır. 1999 yılında Hamburg’da Alfred Toepher Vakfı tarafından Shakespeare Ödülü’ne layık görüldü. Ayrıca British Humanist Association’ın seçkin destekçilerinden olan McEwan 2000 senesinde İngiliz Şövalyelik Ödülü ile ödüllendirildi.

Ian McEwan, 2002 yılında II. Dünya Savaşı sırasında başka bir aileye evlat olarak verilen bir erkek kardeşe sahip olduğunu öğrendi ve bu hikâye 2007 yılında kamuoyu tarafından duyuldu.[5] McEwan’dan 6 yaş büyük olan ve aynı anne babaya sahip olan duvar ustası David Sharpe, McEwan’ın ebeveynlerinin evlenmeden önce yaşadıkları yasak aşkın meyvesi olarak dünyaya geldi. McEwan’ın annesi aşığıyla ilk kocası savaşta öldükten sonra evlenebildi. Ian ise bu nikahtan birkaç sene sonra dünyaya geldi.

McEwan’ın yayınlanan ilk eseri 1976 yılında Somerset Maugham Ödülü’nü kazandığı kısa hikâyelerinden oluşan İlk Aşk, Son Törenler (First Love, Last Rites, 1975) isimli kitabıdır. Bu kitabı iki ilk roman sayılabilecek The Cement Garden (1978) ve Yabancı Kucak (The Comfort of Strangers, 1981) isimli eserler takip etti. Bu iki roman McEwan’ın edebiyat dünyasında “Ian Macabre” olarak anılmasına sebep oldu.

1997’den yayınlanan ve erotomani hastalığına yakalanmış bir insanı konu alan Sonsuz Aşk (Enduring Love) isimli romanı Man Booker Ödülü aday listesinde yer alamamasına rağmen pekçokları tarafından bir başyapıt olarak nitelendirildi. McEwan Booker Ödülü’nü 1998 yılında Amsterdam’da Düello (Amsterdam) isimli romanı ile aldı. Bir sonraki romanı Kefaret (Atonoment, 2002) de çok büyük beğeni kazandı. Time Dergisi eseri 2002 yılının en iyi romanı ilan etti ve roman Booker Ödülü aday listesine girdi.

2005 yılında yayınlanan romanı Cumartesi’de (Saturday, 2005) başarılı bir beyin cerrahının bir cumartesi günü yaşadıklarını işledi. Romanın ana karakteri olan Cerrah Henry Perowne’un evi Londra’nın merkezinde ünlü bir meydandadır. McEwan da Oxford’dan Londra’ya geri taşındıktan sonra aynı meydanda bulunan evinde yaşamaktadır. “Cumartesi” James Tait Black Memorial Prize ile ödüllendirildi. An itibarı ile son kitabı olan On Chesil Beach, 2007 senesinde çıktı ve aynı sene Booker Ödülü adaylarından biri oldu.

McEwan ayrıca pek çok film senaryosuna, bir adet sahnelenmiş oyuna ve bir oratoryaya imzasını atmıştır. 2007 Ağustos’unda “For You” isimli operanın metinlerini yazmaya başlayan McEwan’ın bu eseri Michael Berkeley tarafından bestelenecek ve 2008 yılı içinde icra edilecektir.2006 yılı sonunda, McEwan’ın büyük beğeni kazanan romanı Kefaret’i Lucilla Andrews’ın otobiyografisi “No Time for Romance”’den yaptığı intihalle yazdığı iddia edildi. Yazar masumiyetini The Guardian’da savundu, Andrews’un çalışmasından Kefaret’i yazdıktan sonra haberi olduğunu söyledi. McEwan, Amerikalı büyük yazar Thomas Pynchon’ın da içinde bulunduğu pek çok önemli yazar tarafından da savunuldu.

İlk romanı The Cement Garden’ın orijinalliği hakkında da yorumlar yapılan McEwan’ı son olarak Claire Henderson-Davis “On Chesil Beach”’de annesinin ismini kullanıp ebeveynlerinin hayat öykülerini anlatmakla suçladı. McEwan bütün bu suçlamaları da reddetmektedir.

--reklam--

Ian McEwan Kitapları - Eserleri

  • Çocuk Yasası
  • Fındık Kabuğu
  • Kefaret
  • Sahilde
  • Yabancı Kucak
  • Sonsuz Aşk
  • Amsterdam'da Düello
  • Benim Gibi Makineler
  • Hamamböceği
  • Beton Bahçe
  • Cumartesi
  • Kayıp
  • Masumiyet ya da Özel İlişki
  • Beton Bahçe - İlk Aşk, Son Ayin
  • Siyah Köpekler
  • Bir Parmak Bal
  • Düş Yolcusu
  • Solar
  • İlk Aşk, Son Törenler
  • İlişkiler

--reklam--

Ian McEwan Alıntıları - Sözleri

  • “Babamı ben öldürmedim, ama işini kolaylaştırdığımı hissettim zaman zaman.” (Beton Bahçe)
  • Can sıkıntısıyla, mutluluk arasında fazla bir mesafe yoktur; insan, sevincin sahillerinden bakar can sıkıntısına.. (Fındık Kabuğu)
  • Oğlan olsun kız olsun, bir insan için en alçaltıcı şey, iyi bir eğitimden ve düzgün bir işte çalışma onurundan mahkum edilmekti... (Çocuk Yasası)
  • "Hayal görmek hakkında hayal kuruyordun." (Düş Yolcusu)
  • Bazen bir haksızlık üzerine fazla kafa yoran insanlarda öç hırsı bir tür yükümlülük duygusuyla karışır. (Amsterdam'da Düello)
  • Dünyanın böyle ayrıntılarla, böylesine minik insani zaaflarla dolu olması onu boğuyordu.. (Çocuk Yasası)
  • Önemsenmeyen şimdiki zaman döne döne uzaklaşıyor bizden .. (Fındık Kabuğu)
  • Beden yalan söyleyemez , ama zihin başka bir ülkedir . (Fındık Kabuğu)
  • "Herşeyi derinden hissediyorum. Söyleyebileceklerimden daha fazla." (Benim Gibi Makineler)
  • Sürekli olması gereken,hiçbir zaman üzerinden atamadığın bir sevgi nasıl her zaman merhametli olabilir ki?Bu bir ısı,bir sıcaklık,Joe ve seni yakabilir.Seni yakıp kül edebilir. (Sonsuz Aşk)
  • ... Kendimizi şimdiki zamanı yaşamak için özgür kılamazken, başkalarını özgürleştirmek üzerine düşünmek istiyorduk. Onların mutsuzlukları hakkında düşünmek istiyorduk. Kendi sefilliğimizi örtbas etmek için, onlarınkini kullanıyorduk. Bizim sefilliğimiz de, hayatın bize sunduğu basit güzellikleri kabul edemeyişimiz ve onlardan mutlu olamayışımızdı... (Siyah Köpekler)
  • “Kendini eylemle uyuşturuyordu.” (Kayıp)
  • Biz ışıktan kaçan varlıklarız. Biz karanlığı anlar ve severiz. Hamamböceği (Hamamböceği)
  • Latince ‘hamamböceği’. (Hamamböceği)
  • “Kabul edilemeyen şey ırkçı olmaktır.” (Amsterdam'da Düello)
  • Hayat, hayat kurtarmaktan öte bir şey olmalı. (Cumartesi)
  • Ağlamaları arasında Julie’yle Sue anlaşılmaz şeyler söylüyordu, belki kendi kendilerine, belki birbirlerine. Ben de onlar gibi kendimi bırakabilmeyi istedim, ama biri beni seyrediyor gibi hissettim. Gidip aynada kendime bakmak istedim. (Beton Bahçe)
  • Kendimizi içinde bulunduğumuz ana bırakamıyorduk. Onun yerine başka insanları özgür bırakmayı düşünmek istiyorduk. Onların mutsuzluğunu düşünmek istiyorduk. Kendimizinkini gizlemek için onların sefilliğini kullandık. Ve bizim sefilliğimiz,yaşamın bize sunuğu basit, güzel şeyleri kabul edip onlara sahip olmaktan mutluluk duymayı beceremediğimizdendi. (Siyah Köpekler)
  • Karşılıklı anlayışlarının derinliğini ve birbirlerini bu kadar iyi tanımalarına karşın hâlâ böylesine olağanüstü bir tutku yaşayabilmelerini kutladılar. (Yabancı Kucak)
  • Can sıkıntısıyla mutluluk arasında fazla bir mesafe yoktur; insan, sevincin sahillerinden bakar can sıkıntısına. (Fındık Kabuğu)