Kitap Künyesi
Yazar: Hüseyin Rahmi Gürpınar
Çevirmen: Kemal Bek
Yayın Evi: Özgür Yatınları
İSBN: 9789754471786
Sayfa Sayısı: 348
--reklam--
Kaynanam Nasıl Kudurdu? - Muhabbet Tılsımı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Hüseyin Rahmi Gürpınar, Kaynanam Nasıl Kudurdu? ve Muhabbet Tılsımı, romanlarında, çok işlediği konulardan olan "cinsellik"i, doğalcı bir yöntemle ele alıyor ve yine, yalnızca kendi çağında değil, bütün zamanlarda geçerli olacak dersler çıkarıyor. İki romanın kahramanlarının cinsellik tutkularının peşinde koşarken düştükleri gülünç durumları, acı acı gülümseyerek okuyacaksınız.
--reklam--
Kaynanam Nasıl Kudurdu? - Muhabbet Tılsımı Alıntıları - Sözleri
- İnsanlar olaylara değil, olaylar insanlara hakimdir.
- Filozofuz diye ortaya atılan heriflerin ciltler dolusu dırıltıları insanlar arasında zerre kadar geçim düzeni sağlayabilmiş midir? Dinsiz, imansız, felsefesiz, kitapsız hırlaşan, dalaşan hayvanlar ne ise biz hala oyuz. Hiç bir dahi insanlara rahatlık, iyi geçim sağlayacak bir felsefe icat etmez.
- Hak, adalet, merhamet, ar, haya gibi insanlığı hayvanlıktan ayıran ne kadar mukaddes kelime varsa birdenbire manalarını kaybediyorlar. O derece süratle ki, bir gün gelecek bunların lügat kitaplarımıza nereden girmiş olduğuna şaşacak ve bunların manalarını anlamak için tefsirlere müracaat edeceğiz.
- Zaten birleşme zevkiyle söndürülemeyen aşklar, ya ateşle, ya suyla, ya bıçakla, ya zehirle son bulur
- Zenginlikle, soylulukla, konakla, gönüller üzerinde saltanat kurmak izni alınabilir mi !
- Kanın temizleyemeyeceği hiçbir leke yoktur
- Birini aldatacağımız, bir hıyanetle ezeceğimiz, bir hakkını yutacağımız zaman, onun güvenini kazanmak için yüzüne fazlaca güleriz.
- Gönül gönüle denk geldi mi en büyük engeller gürül gürül iniyor.
- "Bütün dünya meselelerinde olduğu gibi şeytanlarla melekler boğuşuyordu. Bu garip işler âleminde sadece ne tam iyilik kabildir, ne de tam fesat... Hayat daima bu ikisinin çarpışmasından çeşni alır. Şeytanlar olmasaydı melekler iblisleşir, melekler olmasaydı şeytanlar melekleşirdi."
- "Hak nedir? deyince bugün kuvvettir, diye korkunç bir cevap karşısında bulunuyoruz. Kuvvet hak olduktan sonra kuvvetli de maddi ve manevi hiçbir mahkemenin aracılığına lüzum görmez, meseleyi silâhıyle fasleder. Her milletin mahkemeleri bugün yüksek sesle vicdan, kanun ve hakkı insaniyete karşı bağırmaya cesaret edebilselerdi çoktan batıl susar adalet yerini bulurdu. Milletlerin vicdanlarında kanla, ateşle tasfive yapılmak isteniyor. En çok yakan millet mi, yahut yanan mı en saf sayılacak? Milletlerin siyasi kuvvet ve rolleri bulutların teşekkülüne benzer. Hiçbir anları için istikrar kabil değildir. Bugün mağlûp bir millete uygulanan haksızlık, yarın yok olması gerçekleşecek başka bir kavme de aynen yapılacaktır. Çünkü bu âlemde zevalden kurtulmuş bir yaratık yoktur. İş insanlığı, aralarında yaralananı yaralayan hayvan sürülerinden ayıracak, medeni kanunlar yapmakla yükseltmektedir. Hep bunları yalnız felsefe kitaplarında okuyoruz. Kuvvetlinin insanlığı anlamasında adalet olmazsa bu mübarek kelimenin şerefine ne zaman ve ne vasıta ile ereceğiz. Anladık ki hak kuvvettir. Peki, amenna fakat kuvvet sabit bir şey değildir. Hükümdarlara taç ve taht dağıtan büyük Napolyon, Vaterlo muharebesine kadar haklıydı. Almanya imparatoru düşüşüne kadar ilahlara yakın bir devdi. Düştü, karınca oldu. Bu âlemde her şey izafidir. Ne kemkümler talihin lütfuyle mühim adamlar sırasına giriyorlar. Siyaset ufkunda ebedi bir parlaklıkta kalacak bir yıldızın vücudunu hiçbir akıl, ilim ve fen kabul edemez. En büyük milletleri düşüren şey toptan tüfekten ziyade işledikleri hatalar, yaptıkları haksızlıklardır."
--reklam--
Kaynanam Nasıl Kudurdu? - Muhabbet Tılsımı İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Iki hikayeden oluşan bir kitap. Kalemi gayet sade,anlaşılabilir bir dil ile yazılmış. Komedi-dram tarzında cinselliği doğal bir yöntemle rahatsiz etmeden ele almış. Okurken kahkaha atıyorsunuz ve sonrasında düşünüyorsunuz. Özellikle kadınlara yapılan haksızlığı güzel bir şekilde dile getirmiş. Erken evlilikleri,zenginliğe olan düşkünlükleri, sozde namuslu tayfasının neler yaptığını... Geçmiş zamanda yazılan bir roman olabikir ama konusu ,fikirleri,yaşantılar günümüzde de devam etmekte :) iyi okumalar. Pisman olmazsınız. (Bilinmeyen)
On yedisinden yetmiş yedisine, beyinlerinin lokasyonu kıç bölgelerine yakın olan, “kıymetlimsssssss” mottosuyla, kadınları kendilerine kul köle edeceğine inandıkları bir muskanın peşinde sürünen erkeklerin ibret dolu maceları… (Öğğğğk yoruma gel). Evet kötü bir yorum , sitemizdeki tartışmalarda bolca kullanılan anlamıyla “doyurucu “ değil. Ama bir sor, yaptım ama niye yaptım? Çünkü şuanda derdim yorum yapmak değil reklam yapmak. (Kitabı kötü niyetlerime alet edeceğim en Nuri Alço’sundan.) Hem de subliminal falan değil gözünüze soka soka, vapur satıcıları gibi reklam yapacağım.( Erol Taş Kahkahamı da şu araya sıkıştırayım.) Bunun yeri burası değil diyenlere, gelininin koyduğu eşyaların yerini bir türlü beğenmeyen kaynana zihniyetine sahip olanlara, üç numaralı deli Kadir bakışımı attıktan sonra bal dökmeye devam edeyim efenim… Abilerimmmm… Ablalarımmmm… Ve her sivilcesinden mutluluk fışkıran ergenlerimmmm….( Şaka, şaka böyle tanıtmayacağım…) Bir kitap okudum hayatım değişti diyenlerden misiniz? Çok mu uçtum ? Peki, hanginiz okuduğumuz kitapların hayatımıza etki etmediğini savunabilir? O zaman gelin daha çok kişinin kitap okumasına biz de yardım edelim. Ve bu yardımda bırakın paradan söz etmeyi, hiçbir entel “mabadı” yerinden “abad” etmeyeceğime izci sözü de veriyorum. ( Homurdanmayalım kendi aramızda, sadede geliyorummmm.) Bahsedeceğim şey Kaf dağının ardındaki bir şey değil bu sitede de birkaç kez üzerinde durulmuş. Sizi GETEM’e ( Boğaziçi Üniversitesi Görme Engelliler Teknoloji Merkezi) gönüllü okuyucu olmaya davet ediyorum. http://www.getem.boun.edu.tr bu linki tıklayın, inceleyin ve kitaplara susamış insanlara yardım edin. Çekinceleriniz olmasın kitap seslendirmek için öyle Kopenhag kriterleri falan yok. Bizim milli , “Nefes Alsın Yeter Kriteri” kadar olmasa da çok kolay birkaç noktaya dikkat ederek rahatlıkla bir çoğumuz okuyabilir. Unutma!!! Sen gelmezsen, hep bir kitap eksik olacak… (Meşrebi Kalender)
--reklam--
Kaynanam Nasıl Kudurdu? - Muhabbet Tılsımı PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Hüseyin Rahmi Gürpınar - Kaynanam Nasıl Kudurdu? - Muhabbet Tılsımı kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Kaynanam Nasıl Kudurdu? - Muhabbet Tılsımı PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Hüseyin Rahmi Gürpınar Kimdir?
17 Ağustos 1864 tarihinde İstanbul'da doğdu. Hünkâr yaveri Mehmet Sait Paşa'nın oğlu olan Hüseyin Rahmi, üç yaşında iken annesinin ölümü üzerine, Girit'te bulunan babasının yanına gönderildi. İlkokula başladı ancak babasının evlenmesi üzerine altı yaşında tekrar İstanbul'a anneannesinin yanına gönderildi ve eğitimine burada devam etti. Yakubağa Mektebi, Mahmudiye Rüşdiyesi ve idadide okuyan Hüseyin Rahmi, tarihçi Abdurrahman Şeref Bey'in himayesiyle Mekteb-i Mülkiye'ye girdi (1878). Okulun ikinci sınıfında iken ciddi bir hastalık geçiren Hüseyin Rahmi buradaki öğrenimini yarıda bıraktı (1880). Kısa bir süre, Adliye Nezareti Ceza Kalemi'nde memur, Ticaret Mahkemesi'nde Azâ Mülazımı olarak çalışan Hüseyin Rahmi hayatını kalemiyle kazanmaya çalıştı.
1887'de Tercüman-ı Hakikat gazetesinde yazmaya başlayan Hüseyin Rahmi, ardından İkdam ve Sabah gazetelerinde mütercim ve muharrir olarak çalıştı. II. Meşrutiyet döneminde 37 sayı süren Boşboğaz ve Güllâbi adlı bir gazete çıkardı. İbrahim Hilmi Bey ile birlikte çıkardığı Millet gazetesi de uzun ömürlü olmadı. 1925-1927 yılları arasında yayımlanan Türk Kadın Yolu adlı derginin yazarları arasındaydı. Sonraki çalışmalarını İkdam, Söz, Zaman, Vakit, Son Posta, Milliyet ve Cumhuriyet gazetelerine neşretti. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde 5. ve 6. dönemlerde Kütahya milletvekili olan Hüseyin Rahmi, ömrünün son otuz bir yılını geçirdiği Heybeliada'daki köşkünde 8 Mart 1944 tarihinde öldü ve oradaki Abbas Paşa Mezarlığı'na defnedildi.
Edebiyat hayatı
Hüseyin Rahmi Gürpınar; İstanbul halkının toplumsal, töresel yaşantılarını, aile geçimsizliklerini, batıl inançlarını, yaşadığı çağdaki Türk toplumunun geçirmekte olduğu krizleri hümuristik bir mizah dehasıyla anlatır. Servet-i Fünûncuların yaşıtı olduğu halde, ayrı bir sanat görüşünü sürdürür. Romanlarındaki kahramanların çoğu 19. yy sonu İstanbul'un canlı, renkli insan, hayat manzaralarıdır. Eserlerinde Anadolu yoktur. Mizahı, güldürücü olduğu kadar, gülünç yönlerimizin yansıtılması, hicvedilmesi için gerekli bir araçtır. Hüseyin Rahmi, seçtiği tipleri seviyelerine uygun, ustaca konuşturur ve olayları gülünçlü, acıklı yönleriyle belirtir. Kuvvetli bir gözlem gücü vardır. Realist, natüralist bir görüşle "toplum için sanat" yapar. Ertem Eğilmez tarafından 1976 yılında çekilen Süt Kardeşler sinema filminin konusu Hüseyin Rahmi'nin Gulyabani (1913) isimli romanından uyarlanmıştır. Bağımsız sanatçılardan biri olarak da anılır.
Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın romanları ve öyküleri yeni nesiller tarafından da kolayca anlaşılabilmesi için 1960 sonrasında içinde Mustafa Nihat Özön'ün de yer aldığı bir edebî kurulca sadeleştirilmişti. Bu sadeleştirme kimilerince yerinde bulunurken kimileri de özgün dilin dokunulmadan bırakılması gerektiğini savunmuşlardı.
Kaynak: https://tr.wikipedia.org/wiki/Hüseyin_Rahmi_Gürpınar
--reklam--
Hüseyin Rahmi Gürpınar Kitapları - Eserleri
- Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç
- Gulyabani
- Efsuncu Baba
- Mürebbiye
- Gönül Bir Yel Değirmenidir Sevda Öğütür
- Şık
- Şıpsevdi
- Hazan Bülbülü
- Melek Sanmıştım Şeytanı
- Hakka Sığındık
- Gulyabani - Gönül Ticareti
- İki Hödüğün Seyahati
- Evlere Şenlik Kaynanam Nasıl Kudurdu?
- Ben Deli miyim?
- Cadı
- Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç - Melek Sanmıştım Şeytanı
- Kadınlar Vaizi
- Gönül Ticareti
- İffet
- Sevda Peşinde
- Kesik Baş
- Mürebbiye - Şeytan İşi
- Şeytan İşi
- Deli Filozof
- Meyhanede Kadınlar
- Dirilen İskelet
- Kaderin Cilvesi
- Utanmaz Adam
- Nimetşinas
- Tesadüf
- Boşanmış Kadın
- Hayattan Sayfalar
- Öldüren Öpücük
- Kokotlar Mektebi
- Kaynanam Nasıl Kudurdu? - Muhabbet Tılsımı
- Mezarından Kalkan Şehit
- Cehennemlik
- Ölüm Bir Kurtuluş Mudur?
- İnsan Önce Maymun muydu?
- Acı Gülüş
- Ölüler Yaşıyorlar mı?
- Can Pazarı
- Toraman
- Metres
- Mezarından Kalkan Şehit - Mutallaka
- Billur Kalp
- Eşkıya İninde
- Bir Sevda Denklemi
- Gulyabani / Gönül Ticareti / Melek Sanmıştım Şeytanı
- Son Arzu - Evlere Şenlik Kaynanam Nasıl Kudurdu?
- Dünyanın Mihveri Kadın mı, Para mı?
- Tünelden İlk Çıkış
- Nimetşinas - Toraman
- İmrenilecek Bir Ölüm
- Namuslu Kokotlar
- Kesik Baş - Utanmaz Adam
- Kesik Baş - Ölüm Bir Kurtuluş mudur?
- Efsuncu Baba - Gönül Bir Yeldeğirmenidir Sevda Öğütür
- Tesadüf - Muhabbet Tılsımı
- Eşkiya İninde / İki Damla Yaş
- Kadın Erkekleşince
- Aşk Batağı
- Namusla Açlık Meselesi
- Cadı Çarpıyor - Şakavet-i Edebiyye
- Gulyabani
- Eti Senin Kemiği Benim
- Son Arzu - Tokuşan Kafalar
- Gazetecilikte İlk Yazılarım
- Tesadüf / Şeytan İşi
- Gazetecilikte Son Yazılarım 3
- Gazetecilikte Son Yazılarım 2
- Şehirde Bir Şekavet
- Tutuşmuş Gönüller
- Son Arzu
- Gazetecilikte Son Yazılarım 1
- Muhabbet Tılsımı
- Gazetecilikte Son Yazılarım 4
- Mezarından Kalkan Şehit
- Nimetşinas - Hakk'a Sığındık - Meyhanede Kadınlar
- Salgından Allah'a Sığındık
- Çocuk Yüreklerde Seçme Öyküler
- Çocuk Yüreklerde Gulyabani
- Sanat ve Edebiyat
--reklam--
Hüseyin Rahmi Gürpınar Alıntıları - Sözleri
- - Kocasını şiddetle seven bir kadın için mutlu olmasın? - Bir taraflı muhabbetlerden çoğunlukla felaketler doğar. Oğlan onu sevmedikten sonra geçim olur mu? (Kadın Erkekleşince)
- Saçı uzun aklı kısa hükmüyle alnımıza birer ahmaklık damgası vurmuşlar, bu uğursuz etiketin altında insanlığımız unutulup gidiyor. (Kadınlar Vaizi)
- "Zaten aileler içinde ne kadar fasit ve münasebetsiz olursa olsun hep kadının dediği olur. Erkeğin amirliği laftan ibarettir." (Son Arzu - Evlere Şenlik Kaynanam Nasıl Kudurdu?)
- İnsan insanın aynasıdır derler. (Hazan Bülbülü)
- Acı bir tecrübenin verdiği uğursuz bir netice ile söylüyorum ki güzellikle zekânın birleşmiş olduğu bir kadınla evlenmeye kimse özenmesin. (Öldüren Öpücük)
- Zaman her şeyin foyasını meydana çıkarmak kuvvetini haizdir. Haiz: sahip, malik (Şıpsevdi)
- Bir kadının gönlüne cidden sahip ve hakim olamadıktan sonra onu zorla,baskıyla kendinize boyun eğdirmiş görünmekte ne lezzet bulunur? (Sevda Peşinde)
- - "Bana bir kelime yalan söylemenin ne büyük bir cinayet olduğunu anlayabilsen." (Tesadüf)
- insan yasak edildiği şeye şiddetle düşkün oluyor .. (Melek Sanmıştım Şeytanı)
- Hayriye hanım:"Zaman pek tuhaf oldu.Doğru söyledin mi adama sinirli diyorlar.Biraz daha ileri vardın mı deli diyorlar.Bu vakitte sinir herkeste var.Akıllısında da delisinde de.Ne işitirsen,ne görürsen ha evet efendim pekâlâ diyeceksin.Âlâ âlâ,hep aliyülâlâ.Fakat insaf ediniz.Âlâ denecek ortada ne var? Bu kıtlık mı âlâ.Evlatlar analarını babalarını öldürüyorlar o mu âlâ ?" (Mürebbiye - Şeytan İşi)
- Kadın ölümle susturuluyor. Ne olduğu anlaşılmaya kalkışılmayan yara toprakla örtülüyor. Bu irinin binlerce benzeri toplum hayatında cerahatlerini saçıp duruyor. Kadın niçin gönlünü kocasından alıp da başkasına veriyor? Bu «fantazya» hercailiği midir? Yoksa bünyenin, ruhun yenilmez bir sempati, antipati zorlaması mıdır? (Gulyabani / Gönül Ticareti / Melek Sanmıştım Şeytanı)
- "Köpek yestehlemekle deniz mundar olmaz." (Son Arzu - Evlere Şenlik Kaynanam Nasıl Kudurdu?)
- — Tayfur, yolumdan çekil... — Hangi yolundan ulan? Yollar belediyenindir. (İnsan Önce Maymun muydu?)
- Kanın temizleyemeyeceği hiçbir leke yoktur (Kaynanam Nasıl Kudurdu? - Muhabbet Tılsımı)
- Vücudu yıprandıran şeylerin başlıcası gam, keder, üzüntü... (Cehennemlik)
- Her zaman bela bize gelmez, bazı bazı gidip onu buluruz. (Can Pazarı)
- Ziyade kabzedemem rızkımı mukadderden "Rızkımı kaderimin bana verdiğinden fazla alamam." (Gazetecilikte Son Yazılarım 2)
- her ferdin ölümü kendi için bir kıyamet demektir (Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç)
- "Ömür denilen şey sürekli değişimden ibaret. İhtiyarlık bir kere insanın yakasına çökerse artık geçmiş ola..." (Hazan Bülbülü)
- Hiçbir hususta gerçekleri gizlemekle mutluluğu temin etmek mümkün olamaz. (Sevda Peşinde)
Yorumlar
0 yorum