Kitap Künyesi

Yazar: Hüseyin Rahmi Gürpınar

Yayın Evi: Everest Yayınları

İSBN: 9789752897588

Sayfa Sayısı: 333

--reklam--

Kokotlar Mektebi Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Osmanlı'nın son dönemlerinde hız kazanan Batılılaşma süreci Türk edebiyatının da en önemli dönüm noktalarından biri olmuştur. Dağılmakta olan dinamikleriyle toplumun değişim ihtiyacından beslenen Batılılaşma çabası üst üste gelince tüm ahlak ve aile değerlerinin de zaman zaman trajikomik boyutlara varacak biçimde farklılaşması kaçınılmaz olacaktır. Bireyin de artık farklı bir biçimde ele alınıp sorgulanmaya başlandığı bu dönemin en önde gelen edebi yatçılarından, biri hiç kuşkusuz ki Hüseyin Rahmi Gürpınar'dır. Türk toplumunun o dönemini bugün bize hâlâ renkli bir tablo gibi sunan yapıtlarıyla Gürpınar sadece bir edebiyat okurunu değil, bu toplumun sosyal gelişimine kafa yoran herkesi aydınlatmaya devam eden bir yazar.

Kokotlar Mektebi, bu usta yazarın en önemli yapıtlarından biri olarak dönemin değişen yargıları üzerine yapılan en güçlü hicivlerinden biri.

--reklam--

Kokotlar Mektebi Alıntıları - Sözleri

  • Hoşa giden şeylere çabuk inanılır. Insanlığın büyük bir zaafı da buradadır. Hoşa gitmeyen hakikatlerin şahadetlerinden de o nispette ürküntü ile kaçılır.
  • Metruk, meyus anlarımıza mademki hayalatla da gıdalanabiliyoruz, maddiyatın başkasının olsun. Ben maneviyatınla iktifa edeceğim. Çünkü aşkın bu nevi sönmez, aşınmaz, saf, nezih ve müebbettir.
  • Cemiyetin her gün kanun düzenlediğini görüyoruz. Kanunun cemiyeti düzene koyduğu asla görülmedi.
  • "Asıl mesele derinden derine bilmek değil, bilir görünmektedir."
  • Meşru olmayan ilişkide bulunan kadınlara fahişe diyorlar. Aynı işi işlemiş erkeklere niçin böyle alçaltıcı bir ad verilmiyor? Bunlara dense dense eski tabiriyle "zampara" deniyor. "Zampara" ayıplanan, utanç verici bir sıfat olmaktan çok bir tür komik yiğitliktir. Karagöz'de, Zuhuri'de yaptıklarına gülünür. Bu, tanınmış bir personajdır. Onun hiçbir hali ayıplanmaz. "Zampara", "kadına tapan" hemen Fransızcadaki galant karşılığı bir şeydir. Hiçbir erkek bu hitapların önünde ciddi bir utanmayla kızarmaz. Bu tabirde yine hemen hemen erkekçe bir başarı hatta iftihar neşesi vardır. Fakat bir kadının yüzüne fahişe hakareti fırlatıldığı vakit o zavallı, alçaklığın en aşağılarına tekmelenmiş olur. İşte aynı işin erkek veya kadına nispetinde gördüğü büsbütün zıt anlayış...
  • Üçünün de yüzlerinde zerre kadar makyaj olmamasını dikkate değer gördüm. Yaradılışın verdiği güzelliği suni boyalarla bozmak zevksizliğine kalkışmamışlar. Bu, estetik bir eğitime işaret eder.
  • Bugün mümkün olabildiği kadar medenileşmiş ve medenileşmeye uğraşan bütün milletlerde bir hürriyet davasıdır gidiyor. Lakin insanlar arasında sözde yaşayan bu mübarek şey hiçbir memlekette gerçekte mevcut değildir. Kargalar, kurtlar, ayılar bu iddiada bulunurlarsa hak veririm. Fakat insanlara kahkahalarla gülerim.
  • Fuhuştan bahsedeceğim, fuhuştan... Erkekle kadının ortaklaşa işleyip de rezilliği yalnız dişiye yükletilen fuhuştan... Fakat ben bundan, kürsülerden lanetlerle bağıran vaizler, riya tiksintileri içinde sayfalar karalayan moralistler gibi bahsetmeyeceğim. Fuhuş en çok onun gizli işleyicileri tarafından kötülenir ve çekiştirilir.
  • "İnsanın âdeti böyledir. İsyan, çoşup taşma, sonra durgunluk... Ve alışkanlık... Her yeniliğin ilk zarı böyle yırtılır."
  • "Hayatı öğrenmek için insanlara felaketten büyük mektep olmaz."
  • Hakiki ilim ve marifet adamları azalalı pedantisme itibar buldu. Şimdi herkes moda, dans, spor ve birbirini aldatmakla meşgul...
  • Herkes nefsi için bir hak arkasından koşarak diğerlerine haksızlık yapmakla meşgul. Meselenin kesin çözümüne ve hükmüne ermek için kıyameti beklemek ne aptallıktır.
  • Sizi çok ağlatan Leyla ile Mecnun beni bol bol güldürdü. Benimsediğiniz bu hikayelerdeki kahramanlar ve isimler de Türk değildi. Türklüğünüz Arap, İran edebiyatına asırlarca mağlup olmuş. Şimdi de ananevi ruhunuzu Avrupa'nın medeniyet ejderi yutuyor.
  • Ahlakın lağımına düşen bir mahlukun eteğini kirden sakınmasına lüzum kalmaz. Artık onun için her hile yolu açıktır.
  • "Sizi çok ağlatan Leyla ile Mecnun beni bol bol güldürdü. Benimsediğiniz bu hikâyelerdeki kahramanlar ve isimler de Türk değildi. Türklüğünüz Arap, Acem edebiyatına asırlarca mağlup olmuş... Şimdi de ananevî ruhunuzu Avrupa' nın medeniyet ejderi yutuyor."

--reklam--

Kokotlar Mektebi İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Hüseyin Rahmi’nin doğallığını seviyorum sanki içimizden biri gibi olayları anlatıyor olması onu daha çok okumamı sağlıyor her kütüphaneye gidişimde mutlaka bir eserini okumadıysam mutlaka alırım bu eserinde ismi dikkatimi çektiği içim almıştım bahsedilen konu ise evlilik ilişkisini ele almış ve o zamanki toplumda ki kadın-erkek eşitsizliğini öne çıkarmak istemiştir zinanın yaygınlığını ve evlilik düzenin bozulmasından epeyce bahsetmiş bazı yerlerde ayrıntılı Bilgi vermiş aslında okurken insanları da düşündürmek istediğini düşünüyorum. Burada aldatılmanın zorunluğu olduğu üzerine durulmuş bu sırf kadın erkek ilişkisi olarak değil hayatın her alanında olduğunu da romanın sonlarına doğru görmüş oluyoruz. (Cemile Dayıoğlu Serpen)

Kitapta; eğitimli metres yetiştirilen bir “okul” arka fon olarak kullananılıp, kadın erkek ilişkileri ve kadının toplum içindeki yeri, kimi zaman okurun kafasını karıştıracak kadar keskin sorularla irdelenmiş. ((Öğğğğk yoruma gel). Evet kötü bir yorum , sitemizdeki tartışmalarda bolca kullanılan anlamıyla “doyurucu “ değil. Ama bir sor, yaptım ama niye yaptım? Çünkü şuanda derdim yorum yapmak değil reklam yapmak. (Kitabı kötü niyetlerime alet edeceğim en Nuri Alço’sundan.) Hem de subliminal falan değil gözünüze soka soka, vapur satıcıları gibi reklam yapmak.( Bunun yeri burası değil diyen; gelininin koyduğu eşyaların yerini bir türlü beğenmeyen kaynana zihniyetine sahip olanlara, üç numaralı Deli Kadir bakışımı attıktan sonra bal dökmeye devam edeyim efenim.) Abilerimmmm… Ablalarımmmm… Ve her sivilcesinden mutluluk fışkıran ergenlerimmmm…. 2. Geleneksel Tanıtım Kermesimize Hoşgeldiniz !!! ( Şaka, şaka böyle tanıtmayacağım…) Bir kitap okudum hayatım değişti diyenlerden misiniz? Çok mu uçtum ? Peki, hanginiz okuduğumuz kitapların hayatımıza etki etmediğini savunabilir? O zaman gelin daha çok kişinin kitap okumasına biz de yardım edelim. Ve bu yardımda bırakın paradan söz etmeyi, hiçbir entel mabadın abad olmasına gerek kalmayacağına izci sözü de veriyorum. ( Homurdanmayalım kendi aramızda, sadede geliyorummmm.) Bahsedeceğim şey Kaf Dağının ardındaki bir şey değil, bu sitede de birkaç kez üzerinde durulmuş. Sizi GETEM’e ( Görme Engelliler Teknoloji Merkezi) gönüllü okuyucu olmaya davet ediyorum. http://www.getem.boun.edu.tr bu linki tıklayın, inceleyin ve kitaplara susamış insanlara yardım edin. Çekinceleriniz olmasın kitap seslendirmek için öyle Kopenhag kriterleri falan yok. Bizim milli , Nefes Alsın Yeter Kriteri kadar olmasa da çok kolay birkaç noktaya dikkat ederek rahatlıkla bir çoğumuz okuyabilir. Slagon ve kapanış…. Hadi Getem Çok Güzel Sen de Gel !!! (Meşrebi Kalender)

Yeni kitap tercihim Hüseyin Rahmi Gürpınar olsun yine yeniden dedim️ Ulviye Melek adındaki kadın ünlü bir kokottur. Zamanında birçok zengine metreslik yapmıştır ve şimdi de İstanbul’da bir kokot mektebi açmıştır. Kadının amacı metresliği meşru hale getirmektir. Sohbet de bu konu üzerinedir. (Ülker)

--reklam--

Kokotlar Mektebi PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Hüseyin Rahmi Gürpınar - Kokotlar Mektebi kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Kokotlar Mektebi PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Hüseyin Rahmi Gürpınar Kimdir?

17 Ağustos 1864 tarihinde İstanbul'da doğdu. Hünkâr yaveri Mehmet Sait Paşa'nın oğlu olan Hüseyin Rahmi, üç yaşında iken annesinin ölümü üzerine, Girit'te bulunan babasının yanına gönderildi. İlkokula başladı ancak babasının evlenmesi üzerine altı yaşında tekrar İstanbul'a anneannesinin yanına gönderildi ve eğitimine burada devam etti. Yakubağa Mektebi, Mahmudiye Rüşdiyesi ve idadide okuyan Hüseyin Rahmi, tarihçi Abdurrahman Şeref Bey'in himayesiyle Mekteb-i Mülkiye'ye girdi (1878). Okulun ikinci sınıfında iken ciddi bir hastalık geçiren Hüseyin Rahmi buradaki öğrenimini yarıda bıraktı (1880). Kısa bir süre, Adliye Nezareti Ceza Kalemi'nde memur, Ticaret Mahkemesi'nde Azâ Mülazımı olarak çalışan Hüseyin Rahmi hayatını kalemiyle kazanmaya çalıştı.

1887'de Tercüman-ı Hakikat gazetesinde yazmaya başlayan Hüseyin Rahmi, ardından İkdam ve Sabah gazetelerinde mütercim ve muharrir olarak çalıştı. II. Meşrutiyet döneminde 37 sayı süren Boşboğaz ve Güllâbi adlı bir gazete çıkardı. İbrahim Hilmi Bey ile birlikte çıkardığı Millet gazetesi de uzun ömürlü olmadı. 1925-1927 yılları arasında yayımlanan Türk Kadın Yolu adlı derginin yazarları arasındaydı. Sonraki çalışmalarını İkdam, Söz, Zaman, Vakit, Son Posta, Milliyet ve Cumhuriyet gazetelerine neşretti. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde 5. ve 6. dönemlerde Kütahya milletvekili olan Hüseyin Rahmi, ömrünün son otuz bir yılını geçirdiği Heybeliada'daki köşkünde 8 Mart 1944 tarihinde öldü ve oradaki Abbas Paşa Mezarlığı'na defnedildi.

Edebiyat hayatı

Hüseyin Rahmi Gürpınar; İstanbul halkının toplumsal, töresel yaşantılarını, aile geçimsizliklerini, batıl inançlarını, yaşadığı çağdaki Türk toplumunun geçirmekte olduğu krizleri hümuristik bir mizah dehasıyla anlatır. Servet-i Fünûncuların yaşıtı olduğu halde, ayrı bir sanat görüşünü sürdürür. Romanlarındaki kahramanların çoğu 19. yy sonu İstanbul'un canlı, renkli insan, hayat manzaralarıdır. Eserlerinde Anadolu yoktur. Mizahı, güldürücü olduğu kadar, gülünç yönlerimizin yansıtılması, hicvedilmesi için gerekli bir araçtır. Hüseyin Rahmi, seçtiği tipleri seviyelerine uygun, ustaca konuşturur ve olayları gülünçlü, acıklı yönleriyle belirtir. Kuvvetli bir gözlem gücü vardır. Realist, natüralist bir görüşle "toplum için sanat" yapar. Ertem Eğilmez tarafından 1976 yılında çekilen Süt Kardeşler sinema filminin konusu Hüseyin Rahmi'nin Gulyabani (1913) isimli romanından uyarlanmıştır. Bağımsız sanatçılardan biri olarak da anılır.

Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın romanları ve öyküleri yeni nesiller tarafından da kolayca anlaşılabilmesi için 1960 sonrasında içinde Mustafa Nihat Özön'ün de yer aldığı bir edebî kurulca sadeleştirilmişti. Bu sadeleştirme kimilerince yerinde bulunurken kimileri de özgün dilin dokunulmadan bırakılması gerektiğini savunmuşlardı.

Kaynak: https://tr.wikipedia.org/wiki/Hüseyin_Rahmi_Gürpınar

--reklam--

Hüseyin Rahmi Gürpınar Kitapları - Eserleri

  • Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç
  • Gulyabani
  • Efsuncu Baba
  • Mürebbiye
  • Gönül Bir Yel Değirmenidir Sevda Öğütür
  • Şık
  • Şıpsevdi
  • Hazan Bülbülü
  • Melek Sanmıştım Şeytanı
  • Hakka Sığındık
  • Gulyabani - Gönül Ticareti
  • İki Hödüğün Seyahati
  • Evlere Şenlik Kaynanam Nasıl Kudurdu?
  • Ben Deli miyim?
  • Cadı
  • Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç - Melek Sanmıştım Şeytanı
  • Kadınlar Vaizi
  • Gönül Ticareti
  • İffet
  • Sevda Peşinde
  • Kesik Baş
  • Mürebbiye - Şeytan İşi
  • Şeytan İşi
  • Deli Filozof
  • Meyhanede Kadınlar
  • Dirilen İskelet
  • Kaderin Cilvesi
  • Utanmaz Adam
  • Nimetşinas
  • Tesadüf
  • Boşanmış Kadın
  • Hayattan Sayfalar
  • Öldüren Öpücük
  • Kokotlar Mektebi
  • Kaynanam Nasıl Kudurdu? - Muhabbet Tılsımı
  • Mezarından Kalkan Şehit
  • Cehennemlik
  • Ölüm Bir Kurtuluş Mudur?
  • İnsan Önce Maymun muydu?
  • Acı Gülüş
  • Ölüler Yaşıyorlar mı?
  • Can Pazarı
  • Toraman
  • Metres
  • Mezarından Kalkan Şehit - Mutallaka
  • Billur Kalp
  • Eşkıya İninde
  • Bir Sevda Denklemi
  • Gulyabani / Gönül Ticareti / Melek Sanmıştım Şeytanı
  • Son Arzu - Evlere Şenlik Kaynanam Nasıl Kudurdu?
  • Dünyanın Mihveri Kadın mı, Para mı?
  • Tünelden İlk Çıkış
  • Nimetşinas - Toraman
  • İmrenilecek Bir Ölüm
  • Namuslu Kokotlar
  • Kesik Baş - Utanmaz Adam
  • Kesik Baş - Ölüm Bir Kurtuluş mudur?
  • Efsuncu Baba - Gönül Bir Yeldeğirmenidir Sevda Öğütür
  • Tesadüf - Muhabbet Tılsımı
  • Eşkiya İninde / İki Damla Yaş
  • Kadın Erkekleşince
  • Aşk Batağı
  • Namusla Açlık Meselesi
  • Cadı Çarpıyor - Şakavet-i Edebiyye
  • Gulyabani
  • Eti Senin Kemiği Benim
  • Son Arzu - Tokuşan Kafalar
  • Gazetecilikte İlk Yazılarım
  • Tesadüf / Şeytan İşi
  • Gazetecilikte Son Yazılarım 3
  • Gazetecilikte Son Yazılarım 2
  • Şehirde Bir Şekavet
  • Tutuşmuş Gönüller
  • Son Arzu
  • Gazetecilikte Son Yazılarım 1
  • Muhabbet Tılsımı
  • Gazetecilikte Son Yazılarım 4
  • Mezarından Kalkan Şehit
  • Nimetşinas - Hakk'a Sığındık - Meyhanede Kadınlar
  • Salgından Allah'a Sığındık
  • Çocuk Yüreklerde Seçme Öyküler
  • Çocuk Yüreklerde Gulyabani
  • Sanat ve Edebiyat

--reklam--

Hüseyin Rahmi Gürpınar Alıntıları - Sözleri

  • - Kocasını şiddetle seven bir kadın için mutlu olmasın? - Bir taraflı muhabbetlerden çoğunlukla felaketler doğar. Oğlan onu sevmedikten sonra geçim olur mu? (Kadın Erkekleşince)
  • Saçı uzun aklı kısa hükmüyle alnımıza birer ahmaklık damgası vurmuşlar, bu uğursuz etiketin altında insanlığımız unutulup gidiyor. (Kadınlar Vaizi)
  • "Zaten aileler içinde ne kadar fasit ve münasebetsiz olursa olsun hep kadının dediği olur. Erkeğin amirliği laftan ibarettir." (Son Arzu - Evlere Şenlik Kaynanam Nasıl Kudurdu?)
  • İnsan insanın aynasıdır derler. (Hazan Bülbülü)
  • Acı bir tecrübenin verdiği uğursuz bir netice ile söylüyorum ki güzellikle zekânın birleşmiş olduğu bir kadınla evlenmeye kimse özenmesin. (Öldüren Öpücük)
  • Zaman her şeyin foyasını meydana çıkarmak kuvvetini haizdir. Haiz: sahip, malik (Şıpsevdi)
  • Bir kadının gönlüne cidden sahip ve hakim olamadıktan sonra onu zorla,baskıyla kendinize boyun eğdirmiş görünmekte ne lezzet bulunur? (Sevda Peşinde)
  • - "Bana bir kelime yalan söylemenin ne büyük bir cinayet olduğunu anlayabilsen." (Tesadüf)
  • insan yasak edildiği şeye şiddetle düşkün oluyor .. (Melek Sanmıştım Şeytanı)
  • Hayriye hanım:"Zaman pek tuhaf oldu.Doğru söyledin mi adama sinirli diyorlar.Biraz daha ileri vardın mı deli diyorlar.Bu vakitte sinir herkeste var.Akıllısında da delisinde de.Ne işitirsen,ne görürsen ha evet efendim pekâlâ diyeceksin.Âlâ âlâ,hep aliyülâlâ.Fakat insaf ediniz.Âlâ denecek ortada ne var? Bu kıtlık mı âlâ.Evlatlar analarını babalarını öldürüyorlar o mu âlâ ?" (Mürebbiye - Şeytan İşi)
  • Kadın ölümle susturuluyor. Ne olduğu anlaşılmaya kalkışılmayan yara toprakla örtülüyor. Bu irinin binlerce benzeri toplum hayatında cerahatlerini saçıp duruyor. Kadın niçin gönlünü kocasından alıp da başkasına veriyor? Bu «fantazya» hercailiği midir? Yoksa bünyenin, ruhun yenilmez bir sempati, antipati zorlaması mıdır? (Gulyabani / Gönül Ticareti / Melek Sanmıştım Şeytanı)
  • "Köpek yestehlemekle deniz mundar olmaz." (Son Arzu - Evlere Şenlik Kaynanam Nasıl Kudurdu?)
  • — Tayfur, yolumdan çekil... — Hangi yolundan ulan? Yollar belediyenindir. (İnsan Önce Maymun muydu?)
  • Kanın temizleyemeyeceği hiçbir leke yoktur (Kaynanam Nasıl Kudurdu? - Muhabbet Tılsımı)
  • Vücudu yıprandıran şeylerin başlıcası gam, keder, üzüntü... (Cehennemlik)
  • Her zaman bela bize gelmez, bazı bazı gidip onu buluruz. (Can Pazarı)
  • Ziyade kabzedemem rızkımı mukadderden "Rızkımı kaderimin bana verdiğinden fazla alamam." (Gazetecilikte Son Yazılarım 2)
  • her ferdin ölümü kendi için bir kıyamet demektir (Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç)
  • "Ömür denilen şey sürekli değişimden ibaret. İhtiyarlık bir kere insanın yakasına çökerse artık geçmiş ola..." (Hazan Bülbülü)
  • Hiçbir hususta gerçekleri gizlemekle mutluluğu temin etmek mümkün olamaz. (Sevda Peşinde)