Kitap Künyesi

Yazar: Ahmet Altan

Yayın Evi: Everest Yayınları

İSBN: 9786051416182

Sayfa Sayısı: 352

Kılıç Yarası Gibi Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Ne gariptir ki, imparatorluğun çöküşünün ilk izlerini görmesi, ihtiyarlığı andırır endişeli bir sıkıntıyı ilk hissedişi de Sultan`ın dönüşüne rast geliyordu, belki de eski karısı geri gelmese imparatorluğun çöküntüsünü bu kadar çabuk görmeyecekti. Sabaha kadar, uzun gecelik entarisiyle konağın içinde dolaşmış, biraz serinleyebilmek için bahçeye çıkmış ve acının da çeşit çeşit olduğunu keşfetmişti; terk edilmekle özlemek başka başka acılar yaratıyordu. Kaybetmenin acısıyla kavuşamamanın acısı birbirine benzemiyordu; karısı kendisini terk ettiğinde onu bir daha göremeyecek olmanın kederine, kırılan gururunun ve kendisini alaycı bakışlarla süzen gözlerin yarattığı aşağılanmışlık duygusu da karışmıştı. Şimdi özlerken ise ıstırap çırılçıplak ve katışıksızdı, bu nedenle de daha sarsıcı; tek tesellisi bunun ilk acı kadar uzun sürmeyeceğini bilmekti. "Eğer seversen, hissediyorsun," demişti Osman`a, bunu öyle bir söylemişti ki, Osman anlamıştı ne demek istediğini; gerçek bir sevginin hiç bitmediğini, hiç ölmediğini, azalsa da hiç yok olmadığını Osman bu tuhaf, bu manasız cümleden öğrenmişti. Aynı acıyı babasından bir miras gibi tevarüs eden Hikmet Bey ise, ölmeden önce, hatıratına, biraz da edip arkadaşlarının etkisiyle daha edebi yazmıştı bu konudaki duygusunu: "Hakiki aşk kılıç yarası gibidir, yara kapansa da izi mutlaka kalır."

Ödüller : 1999 Yunus Nadi Roman Ödülü

Kılıç Yarası Gibi Alıntıları - Sözleri

  • ..Hayatın bir yerinde takılıp kalmış gibiydi, kimsenin gücü onu geri çekmeye ya da ileri itmeye yetmiyordu.
  • “..onunla konuşurken sanki asırların, zamanın ötesinde biriyle konuşuyormuşsun, tarihe dokunuyormuşsun hissine kapılıyorsun.”
  • “Kimse hayatın efendisi değildir."
  • "Hakiki aşk kılıç yarası gibidir, yara kapansa da izi mutlaka kalır."
  • Bin yıldan beri bu şehir herkesi şaşırtır; insanlar değişir, bu şehirde olup biten tuhaflıklar değişmez.
  • ...sen durursan ve zaman yürürse ölüyordun, sen yürürsen ve zaman durursa deliriyordun; her değişim bir duruşla mümkündü...
  • 'gelecek, insanların içinden bir ışık fışkıracağını bekledikleri bir karanlıktı faniler için.'
  • “Kendinde olanı vermek yetmez, kendinde olmayanı da vermek gerekir bazen.”
  • “Hakiki aşk kılıç yarası gibidir, yara kapansa da izi mutlaka kalır.”
  • “..İnsana aç mısın diye yalnızca yuvasında sorarlar, eğer bir kadın sana aç mısın diye sorarsa bil ki orası senin yuvandır..”
  • Bu şehrin her tarafından ihanet, cinayet, kan sızıyor.
  • 'gelecek, insanların içinden bir ışık fışkıracağını bekledikleri bir karanlıktı faniler için.'
  • "Gözbebeklerinde yakıcı bir karanlık vardı.”
  • "Kul kısmında hakikaten de akıl yoktur. Her şeyi ya Allah'tan ya padişahtan beklediklerinden kul kısmında pek akıl bulunmaz."
  • Gençleri evlendirmek lazım.

Kılıç Yarası Gibi İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Arka perdesinde Osmanlı'nın yıkılış Dönemi Ittihat ve Terakkinin kuruluşu, azınlık isyanları gibi tarihi olaylar sürükleyici bir dille ele alınmış. Tarih romanlarından farklı olarak sevgili Altan'ın kıvrak zekasıyla işlenmiş aşk, evlilik, din gibi kavramlar irdeleniyor romanda. Türk edebiyatının özgün kalemlerinden olan sevgili yazarımız insanın zayıflıkları, din olgusu ve müstehcen kavramlarda kalemini daha da sivrileştirip hiç sakınmadan dile getiriyor düşüncelerini, korkusuz, hudutsuz bir isim! Mutlaka tanışın bu romanla ben bir hayli beğendim.. (Özge)

Gogol'un paltosundan Ahmet çıktı...: Gazeteci-Yazar Ahmet Altan'ın yıllar yıllar önce okuduğum En Uzun Gece kitabından yıllar yıllar sonra okuduğum ikinci kitabı Kılıç Yarası Gibi.En Uzun Gece kitabında hastalıklı bir ilişkiyi anlattığı hikayeyi ben sevmiştim,ancak bu kitabına kelimenin tam anlamıyla hayran kaldım.Rus Edebiyatının o otorite ve rejimini eleştirip bütün çıplaklığıyla gözler önüne seren Rus yazarlar gibi Ahmet Altan'da bu tarihi aşk romanında Osmanlı İmparatorluğunun 2.Abdülhamid dönemini yani 19.yy ve 20.yy'ların başını bütün çıplaklığıyla,muazzam bir kurguyla ve ölülerle konuşan Osman'ın ağzıyla sunarak içine bir de hastalıklı aşklar ve ilişkiler ekleyerek kusursuz bir örümcek ağı gibi örmüş ve bağlamış. 1998 yılında ilk basımı yapılan kitap yine aynı sene Yunus NADİ Roman Armağanı'nı almış.Tarihi bir roman yazıyorsanız eğer tarihin tekerrür edeceği gerçeğini asla ve asla unutmamalısınız.Bunu okuyucu için söylüyorum,yoksa Ahmet Altan kitabın sonunda ''İstibdat ( tek bir yöneticinin toplumu baskı altında yönetmesine dayanan düzen, baskıcılık, hiçbir hakkın ve özgürlüğün bulunmadığı tek adam yönetimi.) bitti diye sevinen, şimdi çoktan ölüler diyarına göçmüş bu halkın, bu topraklarda istibdadın hiç bitmeyeceğini, biri bittiğinde yenisinin başlayacağını, bu topraklarda yalnızca istibdadın yetişebildiğini bilmediklerini düşünüyordu.'' diyerek bu bilinçte olduğunu vurguluyor.Farkında mısınız?Ahmet Altan artık cezaevlerine gire çıka kendisini tanımayan diğer mahkumlar tarafından ''abi sen gardiyan mısın?'' sorularına maruz kalıyormuş.Yok öyle bir şey ben uydurdum tabi ki ama sürekli tutuklayıp sonra beraat ettirmek,bir yanlışlık olmuş bahaneleriyle evinden aldırmak...işte o eleştirip yazdığı İSTİBDAT düzeninin ve kaderinin acı bir cilvesi.GOGOL'un paltosundan çıkmanın bir bedeli olduğunu okuyup ezberlediği Rus yazarların hayatına bakarak çoktan göze almış adam gibi bir adamdır bana göre Ahmet Altan ve kitap içerisindeki gerek tarihi gerekse aşk ile ilgili çıkarımları bir Derviş modunda ve çok çok sağlamdır.Ben bütün benliğimle itibar ediyorum kendisine ve şu dönemde nefes alıp yaşayabildiğine seviniyorum.Yoksa zamanında maazallah yakalandığı yerde Beyazıd meydanında asılır,ölüsü ibret-i alem olsun diye bir hafta asıldığı yerde bekletilirdi.Allah kurtarsın kendisini. (şuan cezaevinden çıkmış da olabilir tam bilgim yok ama nasıl olsa yine alırlar!) Dünya'da işlenen cinayet,taciz ve hırsızlık gibi suçların İSTİBDAT altında yönetilen ülkelerde görüldüğü artık sabit bir istatistik.İran sınırından dışarı çıkan İranlı turistlerin nasıl çıldırdığını Payitahta,pardon İstanbul'a sorun.Dünya'da en çok pornografik içerik üretilen ve tüketilen ülke İran,şehir ise Konya :) dünyada mal ahirette iman diye kafiyeli olmasını isterdim ama uyduramadım havasına.Evet araştırın görün.Bu düzen altında bırakın insanların sağlıklı aşk yaşamasını,nefes almaları bile çok zor.Keşke böyle düzenler olmasa ve keşke bu düzenin panzehiri İttihat ve Terakki cemiyetleri de olmasa ama her Firavun'un var işte bir Musası...Kitabı bitirdikten sonra ellerimi havaya açtım ve dedim ki;Ey Allah'ım:sen beni kraldan çok kralcıdan,kendisini Padişah sanan evhamlı başkandan ve mümkünse de Mehpare hanımlardan lütfen koru! Kitap içerisinde bolca Osmanlıca kelime var ama merak etmeyin.O Osmanlıca anlamını bilmediğiniz kelimeleri yazar cümle içinde öyle bir kullanmış ki,bir sihir gibi cümle okununca o kelimenin anlamı kafanızda çakıyor.Ahmet Altan'da Gogol'un paltosunun iç cebinden çıkmıştır.Güzel kitap tavsiye edip okutturanlarınız çok olsun. Kitabın serisi olmamakla birlikte bağımsız ama aynı şekilde olan İsyan Günlerinde Aşk ve Ölmek Kolaydır Sevmekten romanlarını da listeme aldım. Okumak isteyenlere link; https://www.kitapindir.net/kilic-yarasi-gibi-ahmet-altan (Çağlayan ASLAN)

Her şey bir alıntıyla başladı aslında. Alıntılar benim için pek kıymetlidir. Kitabın kalitesine dair okuyucuda iyi veya kötü bir intiba bırakır. İşte bu eseri okuma isteğim de esere dair bir alıntıyla karşılaşmam sonucu hâsıl oldu. Daha öncesinde ne kitabın adını duymuştum ne de Ahmet Altan"ın herhangi bir eserini okuma fırsatım olmuştu. O derin ve anlamlı alıntıyı görünce neler kaçırdığımı anladım. Şimdi diyeceksiniz ki 'Nedir seni bu kadar etkileyen alıntı?'. Bahsettiğim alıntıyı incelemenin sonunda sizlerle paylaşacağım. :) Şimdi gelelim bu güzel eserin konusuna. Kitapta zaman II. Abdülhamid döneminde cereyan ediyor. Bu dönemde padişahın etrafında bulunan paşalar ve ailelerinin yanı sıra farklı karakterler de yer alıyor. Olaylar bilinç akışı yöntemiyle anlatılıyor okuyucuya. Günümüzde yaşayan ana karakterimiz Osman tarafından bize ulaştırılan olaylar Abdülhamid döneminde yaşamış bu karakterlerin konuşturulmasıyla ortaya çıkıyor. Bir yandan Abdülhamid döneminde var olan istibdat unsurunu tüm çıplaklığıyla hissederken, diğer yandan Ittihat ve Terakki'nin doğuşuna şahit oluyoruz. Saraya yağan jurnaller, padişahın bu jurnaller karşısındaki tutumu ve paranoyak halleri çok etkileyici bir biçimde yansıtılmış okuyucuya. Bu satırları okurken kendimi o dönemde yaşayan biri gibi hissettim. Anlatılan bu olayların yanı sıra padişahın doktorunun gelini olan Mehpare Hanım, romanın asıl unsuru olarak çıkıyor karşımıza. Tutkulu, güzel, kendine fazlasıyla âşık, elindekilerle hiçbir zaman yetinmeyen, sürekli yeni heyecanlar arayan bir Osmanlı hanımefendisi olduğu kadar aynı zamanda da paylaşılamayan bir kadın. İşte her şey Mehpare Hanım'ın hikâyesi etrafında şekilleniyor. Eserin cinsellik içeren bir kısmı da var ve bu noktada birtakım eleştirilere de rastladım fakat bu durumun abartıldığını düşünüyorum. Zira eserde hayran kalınacak birbirinden güzel ifadeler ve etkileyici bir konu varken bu tarz basit şeylere takılmak bana mantıklı gelmiyor. Eserde birbiriyle uzaktan yakından ilişkili pek çok karakter yer alıyor. Bu karakterlerin yolları öylesine güzel ve anlamlı bir şekilde kesişiyor ki, bir okuyucu olarak kurguya hayran kaldığımı söyleyebilirim. Kitabı elime aldığım andan itibaren bırakamadım. Bu yıl okuduğum en kaliteli kitaplardandı. Eserin güzelliğine dair ne söylesem eksik kalacak gibi hissediyorum. O yüzden bir an önce alın ve okuyun derim. :) Okumaya başladıktan sonra kitabın 3 ayrı kitaptan oluştuğunu öğrendim ve hemen diğer ikisini de sipariş ettim. Şu an sabırsızlıkla bekliyorum. Bu kitabı okumama vesile olan alıntıyı paylaşan arkadaşa minnettarım, var olsun! :) İşte o meşhur alıntı; "Çok düşündüm, biliyor musun, insana aç mısın diye yalnızca yuvasında sorarlar, eğer bir kadın sana aç mısın diye sorarsa bil ki orası senin yuvandır." (Şeyma Öztürk)

Kitabın Yazarı Ahmet Altan Kimdir?

Ahmet Hüsrev Altan (d. 1950; Ankara), yazar ve gazeteci.

Gazetecilik kariyeri

Hürriyet, Güneş, Milliyet ve Yeni Yüzyıl gazetelerinde uzun yıllar köşe yazarlığı yaptı. Milliyet'te çalıştığı dönemde, gazetede Kürtlerin çoğunluğu oluşturduğu kurgusal bir "Kürdiye" ülkesinden bahseden yazısı nedeniyle işinden çıkarıldı.

Taraf gazetesinin kurucusudur. 2007 yılında yayın hayatına başlayan Taraf gazetesinin Alev Er ile birlikte genel yayın yönetmenliğini üstlenmiş, daha sonra Alev Er'in ayrılmasıyla genel yayın yönetmenliği görevini tek başına yürütmeye devam etmiştir. Ayrıca aynı gazetenin Kum Saati adlı köşesinde, köşe yazarı olarak yazılar yazmıştır. Eylül 2008'de Ermeni Kırımı’nın kurbanlarına adadığı bir köşe yazısı nedeniyle Türklüğe hakaretle suçlandı. Genel Yayın Yönetmenliğini üstlendiği Taraf gazetesi 2009 yılında Leipzig Bankası Medya Vakfı tarafından verilen dünyanın prestijli basın ödüllerinden biri olan “Özgürlük ve Medyanın Geleceği" Ödülü'ne layık görülmüştür Ahmet Altan ayrıca 2011 yılında üçüncüsü düzenlenen ve Ulusulararası Hrant Dink vakfı tarafından özgür ve adil bir dünya için çalışan, ilham ve umut ışığı kişilere layık görülen "Hrant Dink Barış Ödülü"nün de sahibidir. Aralık 2012'de, Yasemin Çongar ile birlikte Taraf gazetesindeki görevinden istifa etmiştir.

TV programcılığı

Bunun yanında, doksanlı yılların ortalarında Neşe Düzel ile birlikte Star TV'de Kırmızı Koltuk isimli tartışma programını hazırlamış ve sunmuştur.

Özel hayatı

Yazar ve eski milletvekili Çetin Altan'ın oğlu, İstanbul Üniversitesi İktisat profesörü ve yazar Mehmet Altan'ın ağabeyidir. İki çocuk babasıdır.

Ahmet Altan Kitapları - Eserleri

  • Aldatmak
  • En Uzun Gece
  • İçimizde Bir Yer
  • İsyan Günlerinde Aşk
  • Kılıç Yarası Gibi
  • Kristal Denizaltı

  • Tehlikeli Masallar
  • Son Oyun
  • Ölmek Kolaydır Sevmekten
  • Sudaki İz
  • Karanlıkta Sabah Kuşları
  • Gece Yarısı Şarkıları
  • Ve Kırar Göğsüne Bastırırken

  • Bir Hayat Bir Hayata Değer
  • Hayat Hanım
  • Dört Mevsim Sonbahar
  • Yalnızlığın Özel Tarihi
  • Yabani Manolyalar
  • Berfin
  • I Will Never See the World Again

  • Dört Mevsim Sonbahar-Tehlikeli Masallar

Ahmet Altan Alıntıları - Sözleri

  • "O gitmez" dediğin kaç kişi gitti? Asla kopamayacağını sandığın kaç kişiden koptun? Hafızanda birer soluk hayalet şimdi onlar ve sen onların hafızasında soluk bir hayaletsin! Gelecek, hayatından kimleri soluk hayaletlere çevirecek?" (İçimizde Bir Yer)
  • Ama bazıları çok şaşırtıcıydı. Onların hastalıklarını yüzlerinden okuyamıyordunuz. (İçimizde Bir Yer)
  • "- Düşmanlarımızı öldürdük, dedi. Niye düşman olduğumuzu Tanrı bilir. - Düşmanlarımız değildi, dedi Ömer, ama bize ateş ediyorlardı. Biz de onları öldürdük. - Biz de onlara ateş ediyorduk. - Eh, gelecek sefer de onlar bizi öldürürler, ödeşiriz." (Sudaki İz)
  • "Yazarken bildiklerini yaşarken bilmediğine" karar vermişti. (İçimizde Bir Yer)
  • Ulusal onuru’ bu kadar değerli, ‘ulusal parası’ bu kadar değersiz başka bir ülke bulmak çok zordur. (Ve Kırar Göğsüne Bastırırken)
  • Erkeklerin dünyasında başarılı olmak için erkeklerden daha vahşi olmak zorundaydılar.. (Aldatmak)

  • Yıllarca ıssız adada kalmış birinin, kendi yüzünün ne hale geldiğini görmek için ayna araması gibi bir telaşı vardı, (Tehlikeli Masallar)
  • Bu şehrin her tarafından ihanet, cinayet, kan sızıyor. (Kılıç Yarası Gibi)
  • Aslında biz hiç yaşamamalıydık… (Yalnızlığın Özel Tarihi)
  • “Bazen bir insanın yokluğu bütün dünyayı bomboş yapıyordu..” (En Uzun Gece)
  • 'gelecek, insanların içinden bir ışık fışkıracağını bekledikleri bir karanlıktı faniler için.' (Kılıç Yarası Gibi)
  • Heyecanı macerada değil başarıda buluyordu.. (Aldatmak)
  • Yalanımız, gerçeğimizden daha yakındır bize. (Gece Yarısı Şarkıları)

  • Yeryüzünde iki tür insan vardır Anibal, dedi. Biri bildiğimiz normal insanlar birisi de kadınlar. Kendinle kıyaslayarak anlayamazsın onları. (Sudaki İz)
  • Like Borges, you can answer the mugger who demands, 'Your money or your life,' with, 'My life.' The power you will gain is limitless. (I Will Never See the World Again)
  • Hayatı yaşamak üzüntü verici bir şey. Ben de hayatımı, hayat üzerine düşünerek geçirmeye karar verdim. (Bir Hayat Bir Hayata Değer)
  • "İyi" sözcüğü neredeyse anlam değiştirmişti hayatımda. (Son Oyun)
  • __Eğer birgün hayatıma ihtiyacın olursa gel ve al onu... (İçimizde Bir Yer)
  • — Sen iyi bir çocuksun Nizam güldü : — Benim iyi bir çocuk olduğumu sizden başka kimse bilmiyor, siz nereden biliyorsunuz? — Acı çekiyorsun oğlum... Acı çektiğini görüyorum... Oradan biliyorum (Ölmek Kolaydır Sevmekten)
  • "Ve acaba kaçımız gelecek korkusu yüzünden geleceğimizi kaybettik?" (Kristal Denizaltı)