Kitap Künyesi
Yazar: José Ortega y Gasset
Çevirmen: Neyyire Gül Işık
Orijinal Adı: La Rebelión de las Masas, 1929
Yayın Evi: İş Bankası Kültür Yayınları
İSBN: 9789944889612
Sayfa Sayısı: 296
--reklam--
Kitlelerin Ayaklanması Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
I. Dünya Savaşı'ndan sonra İspanya'da kültür ve edebiyatı yeniden canlandırma hareketini yönlendiren önemli aydınlar arasında yer alır. Madrid Üniversitesi'nde felsefe öğrenimi görmüş, Berlin, Leipzig ve Marburg'da çalışmalarını sürdürmüştür. Ülkesine döndükten sonra Madrid Merkez Üniversitesi'ne atanmış, iç savaş sırasında İspanya'dan ayrılana dek metafizik kürsüsünde dersler vermiştir. En ünlü yapıtlarından biri olan Kitlelerin Ayaklanması yazarın 1920'lerde başlayan ve yaklaşık olarak on yıl süren çalışmalarının ürünüdür. Kitabı oluşturan kimi parçalar daha önce gazete yazısı olarak yayımlanmıştır. Eserinin başka dillere yapılan çevirilerini göz önünde tutan yazar 1937'de "Fransızlar için Önsöz"ü, 1938'de "İngilizler için Sondeyiş"i kitabına eklemiştir. Yazarın en önemli eserlerinden Sistem Olarak Tarih de yayıma hazırlanmaktadır.
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Kitlelerin Ayaklanması Alıntıları - Sözleri
- "Bu halk bütün tarihi boyunca geziniyor, geçmiş yüzyıllarının gerçekten sahibi, etkin bir hazine misali. Gerçek anlamıyla insanlardan oluşan bir halk olmak budur işte: Bugün kendi geçmişini sürdürürken, aynı zamanda gelecek için yaşamaktan geri kalmamak, sahici bir bugünde var olmak; çünkü içinde yaşanan gün geçmişin ve geleceğin varlığından ibarettir, geçmişle geleceğin fiilen var olduğu mekândır."
- "Eğer ortam koşulları onu şiddetle zorlamasaydı, kitle insanı asla kendinden başka bir şeye yönelmezdi. Şimdi de ortam koşulları onu zorlamadığından, ebedi kitle insanı, karakterine uygun olarak kendi dışında bir şeye yönelmekten vazgeçiyor ve kendini yaşamının hakimi olarak hissediyor. Buna karşılık seçkin ya da üstün nitelikli insanın yapısında kendini daha yüce, üstün bir kurala uydurmak vardır, varlığını özgürce onun hizmetine sunar. Hatırlarsınız, sözümüze başlarken üstün nitelikli insanı halk adamından şöyle ayırmıştık: O kendinden çok şey bekleyen kişidir, beriki ise kendinden hiçbir şey beklemeyen, olduğu gibi olmakla yetinen, kendinden pek memnun olan kişidir."
- "Devrimler birtakım hakları ilan etmenin cömert, ama ikiyüzlü telaşından ötürü, kendilerini dizginleyemezler ve sonuçta her zaman insanın temel hakkını ayaklar altında çiğnemişler, yok etmişlerdir. Hem de öylesine temel bir haktır ki o, doğrudan doğruya insanın maddesinin tanımıdır: Süreklilik hakkı."
- "Öyle bir çağda yaşamaktayız ki, bir şeyler gerçekleştirmek için kendinde mucizevi bir yetenek buluyor, ama neyi gerçekleştireceğini bilemiyor. Her şeye egemen, bir tek kendi kendine egemen değil. Kendini kendi bolluğunun ortasında yitmiş hissediyor. Her zamankinden fazla donanımı, bilgisi, yöntemi olan güncel dünya, sonuçta gelmiş geçmiş zamanların en bahtsızı: İpini koparmış, açıklara sürüklenmede."
- "Şaşırmak, hayrete düşmek, anlamaya başlamaktır."
- "İlerici kişi cömert bir gelecekçilik maskesi altında gelecekten kaygılanmaz, geleceğin ne sürprizi, ne sırrı, ne iniş-çıkışları, ne kökten yenilikleri olmayacağından emindir; dünyanın bundan böyle sağa sola sapmadan, rayından çıkmadan, dümdüz gideceğini sanır, gelecek kaygısını bir yana atar, kesin bir bugüne yerleşir kalır. Günümüzde dünyamızın tasarılardan, öngörülerden, ideallerden yoksun olmasının şaşılacak yanı olmamalı. Hiç kimse bu tür şeyleri zamanında kendine dert etmemiş ki. Yönetici azınlıkların bozgunculuğudur bu olay ve her zaman kitlelerin ayaklanmasının öbür yüzüdür."
- "Kitlelerin Ayaklanması'nın yayımlanmasından kırk beş yıl sonra Julian Marias “Bu kitap,” demişti, “bütünüyle ele alındığında, gerçeğe şimdilerde yazıldığı yıllarda olduğundan çok daha yakın, gerçeğe giderek yaklaşmış, yani gerçeğe dönüşmüş bulunuyor.” Bu saptayımının üzerinden on sekiz yıl geçtikten sonra, artık SSCB komünizmi dağılmış, dünyada Soğuk Savaş sona ermiş, Avrupa Birliği kurulmuş, hatta 1986'da İspanya ona ilk kez başkanlık etmişken, yapıtın 1993 baskısına yazdığı Önsöz'de ise, aynı noktayı bir kez daha vurgulaması ilginçtir: “Kitap basıldığından beri altmış üç yıl geçti Ne gariptir, zaman geçtiği oranda yaklaşıyor gerçeğe.” "
- "Uzun sözün kısası, nedir çağımızın düzeyi? Tüm zamanların olgunluğa erişmesi değil, yine de kendini gelmiş geçmiş tüm zamanların üstünde, şimdiye değin yaşanmış tüm olgunluklardan üstün hissetmekte. Çağımızın kendi kendisini nasıl hissettiğini açıklamak kolay değil: Diğer dönemlerden ileri olduğunu sanmakta, aynı zamanda kendi kendini bir başlangıç olarak algılıyor, aslında bir can çekişme olmadığından da emin değil. Hangi anlatımı seçmeliyiz? Galiba şunu: Tüm öteki çağlardan üstün ama kendi kendisinin altında. Son derece güçlü, aynı zamanda yazgısına güvensiz. Elindeki güçlerden ötürü gururlu, aynı zamanda ürküyor onlardan."
- "İnsanın gerçeği tarihtir. Başka gerçeği yoktur insanın. Şimdiki haline tarihin içinde oluşarak gelmiştir. Geçmişi inkâr etmek saçma ve aldatıcıdır, çünkü geçmiş "insanın doğal halidir, dörtnala geri döner". Geçmiş onu inkâr edelim diye var olmamış, geçip gitme zahmetine boşuna katlanmamıştır, onu yaşamımızla bütünleştirelim diyedir."
- "İnsanın gerçek hazinesi yanılgılarının hazinesidir, binlerce yıl süresince damla damla damıtılmış hayat deneyimidir. O nedenle Nietzsche üst insanı "belleği en uzun olan" varlık diye tanımlar."
- "Hiçbir insan diğerine soluduğu havadan ötürü teşekkür etmez, öyle ya, havayı kimse bir başkası için üretmiş değildir: "oracıkta bulunan", eksikliğini tatmadığımız için "doğaldır" dediğimiz bütünün parçasıdır. Bu şımartılmış kitleler de hava gibi onun kullanımına sunulmuş bulunan o maddi ve toplumsal düzenin aynı kökenden geldiğine inanacak kadar akıldan yayalar, öyle ya, mademki hiç ortalıktan kaybolmuyor, doğal düzen kadar kusursuz olmalı."
- Öyle yüzyıllar vardır ki, dileklerini yenilemeyi bilmediklerinden doygunluktan ölürler...
- "Öyle bir olgu var ki günümüzde, iyiliği kötülüğü bir yana, Avrupa'nın kamusal yaşamında en büyük önemi almış durumda. Bu olgu topluma tümüyle kitlelerin hâkim olmasıdır. Oysa kitleler, tanımları gereği, kendi yaşantılarını yönetmemelidirler ve yönetemezler, hele topluma hükmetmeleri olacak iş değildir, dolayısıyla Avrupa, halklarının, ulusların, kültürlerin başına gelebilecek en ağır bunalımın içine düşmüş bulunuyor. Tarihte birkaç kez ortaya çıkmış bir bunalımdır bu. Çehresi de sonuçları da tanıdıktır. Adı da tanıdıktır. Kitlelerin ayaklanması denir adına."
- "Geçmişle sürekliliği sağlayan bağları koparmak sıfırdan başlamak, aşağılara inmek, orangutana öykünmek olur.
- Eğer kendi çağınızı iyice görmek istiyorsanız, uzaklardan bakın ona...
--reklam--
Kitlelerin Ayaklanması İncelemesi - Şahsi Yorumlar
"Kitleden maksat işçi değildir. Günümüzde bütün toplumsal sınıflarda var olan, çağımızı temsil eden, bu çağda baskın ve egemen olan bu sınıfı ya da insan biçimini anlatıyor..." diye belirtmiş Gasset. Yazar eserini 1926 - 28 yıllarına göre tasarlamış; ancak 1931 ve sonrasını da kapsıyor. Zamanında anlaşılmamış eserlerden maalesef. Sebebi, kitabın sadece siyasi düzlemde eksik anlaşılması: "Ne bu kitap, ne de ben siyasal nitelikliyiz. Burada söz ettiğimiz mesele politikadan önce gelir ve onun yeraltına aittir..." Eserin İngilizcesi çıktığında dönemin yorumu şudur : "18.y.y'da Toplum Sözleşmesi, 19.y.y'da Kapital ne ise, Kitlelerin Ayaklanması 20.y.y için o olmalıdır..." Kitapta yazarın üslubu, okuyucuyla diyalog halinde olduğu için rahatlıkla sıkılmadan okuyabiliyorsunuz. Eser 15 bölümden oluşuyor ve en sevdiğim kısım Devlet' i anlattığı bölümdü. Hem de en büyük tehlike olarak gördüğü Devlet! (Saadet ÇETİN)
Ortega Y Gasset'in okuduğum ilk eseri. Öncelikle kitaptan evvel yazardan bahsetmek gerekiyor.Bir İspanyol düşünür ama ne düşünür.Kitabı okurken felsefi,tarihi altyapı ve birikimi hemen farkediyorsunuz. **Spoiler** Kitap Avrupa düşüncesinin açmaza girdiği, artık Batı Düşüncesinin yozlaşmaya başladığı iddia edilen bir dönemde yazıldığı için merkezinde Bir Avrupa fikri var.Medeniyet,Tarih,Liberalizm,Demokrasi ve bu kavramların meydana getirdiği Modern Avrupa insanı veya Avrupa dışında yaşayan ancak Avrupalılaşmış İnsanın Teknik ilerlemenin meydana getirdiği bolluk ve imkanların, bu insanı nasıl şımarttığını yani "Kitle" İnsanına dönüştürdüğünü, Bu kitlenin nasıl her konuda ahkam kestiğini, Ve bu kitlenin bu müreffeh toplum içinde nasılda vasatlaştığını çarpıcı tespitleriyle ortaya koyuyor. Kitlelerin durumuna , Modern Avrupa Düşüncesinin gelecekteki konumunu ve bu konudaki düşüncelerini son iki bölümde özetliyor. Yer yer konunun dağılmış gibi görünse de üzerine düşünerek, sindire sindire okunursa faydalı olacaktır.Tavsiye edilir. (Deux Ex Machina)
DÜNYAYA HÂKİM OLAN KİM XIV Dünyaya Hâkim Olan Kim? Avrupa uygarlığı –diye yineledim birkaç kez– otomatik olarak kitlelerin ayaklanmasını üretmiş bulunuyor. Tersinden bakıldığında da, bu ayaklanmanın gerçekleşmesinin çok iyi bir yanı var; ne olduğunu söyledik: Kitlelerin ayaklanması insan yaşamının çağımızda akıl almaz oranda büyümesiyle aynı şey. Gel gelelim aynı olgunun öbür yüzü dehşet verici; bu yüzünden bakıldığında, kitlelerin ayaklanması insanlığın ahlakının kökünden bozulmasıyla aynı şey. Gelin şimdi olguyu yeni bakış açılarından görelim. 1 Yeni bir tarih çağının özü ya da karakteri iç değişikliklerin –insanın ve ruhunun değişikliklerinin– ya da dış değişikliklerin – biçimsel ya da mekanik değişiklikler– sonucudur. Bu sonunculardan hiç kuşkusuz en önemlisi iktidarın yer değiştirmesidir. Ama bu olgu ruhun da yer değiştirmesini birlikte getirir. O nedenle, bir çağa onu anlamak niyetiyle yaklaştığımızda, sormamız gereken ilk sorulardan biri şu olmalıdır: “O dönemde dünyaya kim hâkimdi?” Söz konusu dönemde insanlık aralarında iletişim bulunmayan birkaç parçaya ayrılmış, onlar da birbirinden bağımsız iç dünyalar oluşturuyor olabilirler. sayfa 159 (A.Semavi ASLAN)
--reklam--
Kitlelerin Ayaklanması PDF indirme linki var mı?
--reklam--
José Ortega y Gasset - Kitlelerin Ayaklanması kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Kitlelerin Ayaklanması PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı José Ortega y Gasset Kimdir?
José Ortega y Gasset (9 Mayıs 1883 - 18 Ekim 1955), Madrid doğumlu İspanyol filozof.
Hakkında
Madrid ve Alman üniversitelerinde okudu. 1910'da doğduğu kente (Madrid) dönerek metafizik profesörü oldu. Çeşitli dergiler çıkararakİspanya'da kültür ve edebiyatı yeniden canlandırma hareketinde önemli bir isim oldu. La Revista de Occidente bu dergilerin en tanınmışıdır.
İç savaşın çıkmasıyla İspanya'dan ayrılan Gasset, önce Fransa'da, sonra Arjantin'de yaşadı.
Yaşamının son yıllarında tekrar İspanya'ya döndü ve 1955'te Madrit'te öldü.
Ne söylediği kadar nasıl söylediğine de önem veren bu İspanyol filozof, Camus'ye göre "Nietzsche'den sonra belki de en büyük Avrupalı yazar"dır. Varoluşçu düşünce içerisinde anılması gereken önemli düşünürdür.
Kültürel ve siyasi açıdan muhafazakâr biri olan Gasset, tıpkı diğer varoluşçu düşünürler gibi, insan söz konusu olduğunda, varoluşun özden önce geldiğini söyler. Ona göre, taşa bir varoluş verilmiştir, onun olduğu şey olması için çarpışması, mücadele etmesi gerekmez. Oysa, insan, içinde bulunduğu her anda, varoluşunu yeniden yaratmak, özünü belirlemek durumundadır.
--reklam--
José Ortega y Gasset Kitapları - Eserleri
- İnsan ve ''Herkes''
- Sevgi Üstüne
- Kitlelerin Ayaklanması
- Sistem Olarak Tarih
- Sanatın İnsansızlaştırılması ve Roman Üstüne Düşünceler
- Tarihsel Bunalım Ve İnsan
- Kütlelerin İsyanı
- Quijote Üzerine Düşünceler
- Avcılık Üstüne
- Üniversitenin Misyonu
- Kütüphanecinin Görevi
- Çağımızın Meselesi
--reklam--
José Ortega y Gasset Alıntıları - Sözleri
- Yaşam kökten yalnızlıktır. (Tarihsel Bunalım Ve İnsan)
- "..öteki insanlarla birlikte yaşadığımız, normalde dünya deyince anladığımız, gerçek dünya olan ortak nesnel dünya ... ne benimdir ne senin; açık seçik karşımızda bulunmaz, başkalarıyla birlikte yaşarken oluşturduğumuz muazzam bir yorumdur, ama o 'yorum' niteliğiyle, hiçbir zaman bize gerçek yüzünü göstermediğinden, o yüze hep el yordamıyla ulaştığımızdan ve hep bilmecelerle, bilinmedik kesitlerle, tedirginlik verici şaşırtmacalarla, hilelerle, tuzaklarla dolu olduğunu sezdiğimizden, hep sorunludur. Ötekinin benim için bilinmedik bir yabancı olarak varlığı, ikimize ortak olan o dünyanın üstüne yansır; o dünya da -daha önce söylediğimiz gibi- o nedenle, yani ötekilerden kaynaklandığı için gerçek 'bendışı'dır; bu yüzden de, benim gözümde büyük bilinmeyeni, resmen yabancılık durumunu oluşturur. Bir toplum oluşturduklarından ötürü tüm insanlara ait olan, nesnel dediğimiz dünya, toplumun, son elde insanlığın işlevindedir." (İnsan ve ''Herkes'')
- "Öyle bir olgu var ki günümüzde, iyiliği kötülüğü bir yana, Avrupa'nın kamusal yaşamında en büyük önemi almış durumda. Bu olgu topluma tümüyle kitlelerin hâkim olmasıdır. Oysa kitleler, tanımları gereği, kendi yaşantılarını yönetmemelidirler ve yönetemezler, hele topluma hükmetmeleri olacak iş değildir, dolayısıyla Avrupa, halklarının, ulusların, kültürlerin başına gelebilecek en ağır bunalımın içine düşmüş bulunuyor. Tarihte birkaç kez ortaya çıkmış bir bunalımdır bu. Çehresi de sonuçları da tanıdıktır. Adı da tanıdıktır. Kitlelerin ayaklanması denir adına." (Kitlelerin Ayaklanması)
- "Yol üstü bir gerçek olan, özü gereği gezgin olan insanoğlunu anlamayı dileyen bir kimse, tüm durağan kavramları kaldırıp atmalı ve dur durak bilmeyen bir yolculuğun kavramlarıyla düşünmeyi öğrenmelidir." (Sistem Olarak Tarih)
- Bu denemelerde arananlar şunlar: Bir olgu ele alındığında -bir insan, kitap, tablo, manzara, hata, sızı- onu en kısa yoldan anlamının bütünlüğüne eriştirmek. Hayatın daima kıyıya vuran dalgalarını geri çekmesiyle birlikte bir enkazın kifayetsiz kalıntıları gibi ayaklarımıza attığı her türlü malzemeyi öyle bir düzene sokup yerleştirmek ki güneş üzerlerinde sayısız yansımalar yaratsın. (Quijote Üzerine Düşünceler)
- "... İnsan yalnız kaldığında zekâsının salt kendisi için, kendi münzevi hayatının hizmetinde işlemeye başladığını keşfeder, dışa dönük ilgilerden yoksun, ama güvertesine kadar yüklü bir gemi misali, deniz kazasına uğrama tehlikesinde bir yaşamdır o ve en derin ilgilerle dopdoludur." (Sistem Olarak Tarih)
- "Politika denen şey, kişilerin kendilerine bir makam edinmek için ülke çıkarlarını öne sürdükleri çeşitli entrikalardan ibaretti." (Tarihsel Bunalım Ve İnsan)
- "Neresi olursa, neresi olursa ... yeter ki dünyanın dışında olsun!" (Sevgi Üstüne)
- "İnsan nasılsa, sevgisi de öyledir. Bu nedenle, bir insanın nasıl birisi olduğu konusunda en kesin belirtiyi sevgide bulabiliriz." (Sevgi Üstüne)
- Öyle yüzyıllar vardır ki, dileklerini yenilemeyi bilmediklerinden doygunluktan ölürler... (Kitlelerin Ayaklanması)
- "Sevgide varolan şey, büyülenme nedeniyle teslim olmaktır." (Sevgi Üstüne)
- "İnsanoğlunun daima bizimle aynı şeyi sevdiğini ve seveceğini varsaymak kendini beğenmişlik olur. Hayır, bizlere yabancı olan bütün insanî şeyler içine sığsın diye kalbimizi genişçe yayalım. Dünya üzerinde tekdüze bir benzerlikten ziyade başa çıkılmaz bir çeşitliliği tercih edelim." (Quijote Üzerine Düşünceler)
- Çevrenizdeki iyi veya kötü talihleri ortasında, kendilerinin ne olduğu hakkında zerrece şüpheye düşmeksizin, hayatta kaybolmuşcasına, uyur-gezer dolaştıklarını müşahade edeceksiniz. Onların, kafalarında fikirler taşıdıklarını gösterircesine, kendileri ve çevreleri hakkında kesin ifadelerle konuştuklarını göreceksiniz. Fakat bu fikirleri tahlil etmeğe başlarsanız, işaret ettikleri görülen realiteyi hiç de yansıtmadıklarını anlayacak ve daha da derinlere inerseniz, fikirleri bu realiteye uyarlamak için hiç bir teşebbüste dahi bulunmadıklarını keşledeceksiniz. Tam tersine; bu kimse, düşünceleriyle, realitenin her hangi bir şahsî görüntüsünü, hayatını kesmek istiyor. Hayat, başlangıçta, insanın içinde kaybolduğu bir kaostur. Fert bundan şüphelenir, fakat bu müthiş realite ile yüz yüze gelmekten ürker ve onu bir hayal perdesi ile örtmeğe çalışır. "Fikirler"in doğru olmaması onu düşündürmez, o bu “fikirler"ini kendi varlığını savunmak için siper, realiteyi korkutmak için bir bostan korkuluğu olarak kullanır. (Kütlelerin İsyanı)
- "Seven kadın, ilgi görmemektense, sevgilisinin kendisine çektireceği acıları yeğler." (Sevgi Üstüne)
- Fikirler olmadan insani seviyede bir hayat sürdüremeyiz. Yaptıklarımız onlara bağlıdır... Biz fikirlerimiz neyse oyuz. (Üniversitenin Misyonu)
- Nitekim matematikte olduğu gibi psikolojide de bir önsel gerçeklik vardır, her iki düzlemde de hayali yapılandırmaya olanak veren odur. Yalnızca olayların yasalarının olduğu, ama bir imgelem yasası bulunmayan yerde yapılandırma olanaksızdır. Salt ve sınırsız bir kapris olur ki o bağlamda hiçbir şeyin varlık nedeni bulunmaz. (Sanatın İnsansızlaştırılması ve Roman Üstüne Düşünceler)
- 1916'da Almanlar'ın savaşı kaybedeceklerini yazdığımı hatırlıyorum, çünkü onlar savaşa zaferden son derece emin olarak girmişlerdi; akılları tamamen işgal etmekteydi, sadece savaşmayı hiç düşünmüyorlardı. İnsan herhangi bir mücadeleye felaket ve mağlubiyet de dahil tüm ihtimallere hazır olarak girmelidir. Çünkü bunlar da zafer gibi hayatın her an için yüzüne geçirebileceği maskelerdendir. Her geçen gün, çok fazla güvenin insanı başka her şeyden fazla demoralize ettiğine olan kanaatım daha bir açıklıkla pekişiyor. Tarihin tüm aristokrasileri kendilerini çok fazla güvende hissettikleri için tedavisi imkansız yozlaşmalara maruz kalmışlardır. Ve bu çağın, özellikle yetişen neslin, hastalıklarından biri teknolojik ilerleme ve sosyal yapılanma sayesinde hayattaki birçok şey hakkında kendisini fazla güvende hissetmeye olan eğilimidir. (Üniversitenin Misyonu)
- Kütleler, azınlıklara itaat etmiyor, peşlerinden gitmiyor ve onlara hürmet etmiyor; bilakis, onları bir kenara itip yerlerine kendileri geçiyorlar. (Kütlelerin İsyanı)
- Çünkü tarihte -hayatta- imkanlar kendi başlarına gerçeklere dönüşmezler; birisi bileğiyle, beyniyle, emeğiyle, fedakârlığıyla bunları gerçeklere dönüştürmelidir. Tarih ve hayat, bu sebepten ötürü sürekli bir yapmadır. Hayatımız bize hazır olarak verilmedi; asıl anlamında hayat, tamamen, bizim sürekli ve biteviye yaptıklarımızdır. Süreç her an işlemektedir. (Üniversitenin Misyonu)
- Hayat bir kaostur, insanın içinde kaybolduğu bir arapsaçı ve karmaşık bir çengel. (Üniversitenin Misyonu)
Yorumlar
0 yorum