Kitap Künyesi
Yazar: Abdullah Ziya Kozanoğlu
Yayın Evi: Bilge Kültür Sanat
İSBN: 9789758509881
Sayfa Sayısı: 256
--reklam--
Kızıl Tuğ Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
- Uğur ola bahadırlar! Bir daha birbirimizi görmeyeceğiz. Tanrı size alkış versin!
Kılıçlar kalktı, başlar eğildi. Önde, tarihin eşini yetiştiremediği yüce Hakan, hepsi; aşk uğrunda her şey, para, rütbe, ün, kahramanlık gibi bütün değerleri bir tekmede yıkan bu bahadırı selamladılar.
- Selam yiğit otsukarcı!
Tıpkı bundan yıllarca önce Türkistan'dan gün batısına gidiş gibi; ardında Kızıl Tuğ'u dalgalandıran Çakır, göğsünde sevgilisi, Payaza'yı sürdü; kan renginde başı dumanlı dağlara doğru vurdu gitti.
(Arka Kapak)
--reklam--
Kızıl Tuğ Alıntıları - Sözleri
- Gönderi kılıfından sıyırdı. Bu uzun bir mızrağa takılı kızıl renkli at kıllarından yapılmış bir tuğdu. En üstünde koyu kırmızı renkli bir "Kurt" başı vardı.
- Hiç yenilmeyen Çingiz'in adına leke sürüldü. Bütün avullar bizden yüz çevirdi. Bunun üzerine Ulun Eke, yüce hatun ata bindi, Türkleri kazanmak için Gök Bayrağı çekti, kaldırdı. Gökçe Tanrı da ona yardım eyledi.
- Çutkana karlar üstü, Yolum illere düştü, Kara bahtım ne yavuz Yağlılarla öpüştü.
- Gönül çeken sevgilinin boyu yerine sancağı severiz...
- "Yürü, bizim yolumuz uğraş yolu, sevdiğimiz at, yavuklumuz sadaktır."
- Otsukarcı, odada bıraktığı aç âşıkları unutmuştu. Aslında insanlar böyle değil midir? Kendi karınları doyunca, aç kalan arkadaşlarını unuturlar. Fakat biz karınları hâlâ aç olan, gözlerine uyku girmeyen âşıkların sonunu görmek isteriz.
- Çin bizden kalabalıktır. Çinlinin dini cengi değil, miskinliği; yaylalarda avlanmayı değil, şehirlerde pineklemeyi aşılar. Çinli sizden her döl alışta yavruya kendi dilini, kendi dinini, kendi töresini aşılar. Bu yüzden süt bakracına düşen yağ damlası gibi gün geçtikçe yayılır, yel geçtikçe sararırlar... Bizim yolumuz gün batışıdır. Timuçin, Türkleri ardına al, gün batısına doğru git. Giderken de artık bir daha hiç ardına bakma!
- -Sen bilirsin! Benden söylemek! İstediğini yaparsın... Peki ne diyeceksin? Seni her çağırışında koşacak mısın? +Ona ne diyeceğim? Hiç..! Beni istiyorsan gel derim... Gelse de gelmese de biz gene döner, ülkemize gideriz. Ama onu bu gece, yarın gece, bu ay, yıllarca her gece bekleyeceğim... Ona, seni bekliyorum! dedim. Sözümde duracağım...
- Kendi göreneği üzere topuklarını sert bir vuruşla birleştirdi. Dokuz kere dizini yere vurarak başındaki börkü çıkarıp selâmladı.
- - İstemiyorsun, dedi. Elden ne gelir? Zorla kale alınır ama, zorla kalp kazanılmaz. Öyle ise bırak gideyim!..
- Senin adını eski Türk göreneği üzere koymak istesek tavuk kesen demeye bile dilimiz varmayacak.
- "Buğatırlar!.. Cenk kokuları gene kendini gösterdi. Gün şu tepelerden doğup, ay gökte parladıkça Türkler, Moğollar ve bütün danışıklarımız, yoldaşlarımız kılıçlarını indirmeyecek, at üzerinden inmeyecekler, İşittik ki, atalarımızı köpek Çinliler yendiler; onları buyruklarına tutsak kıldılar. Dedelerimiz bu köpeklere bac vermekte idi. Bugün Timuçin "Tung-Hay" gibi bir serseme bac vermeyi değil, onun ülkesini başına geçirmeyi daha doğru buluyor."
- Ve kendisi ellerini açarak kendince uzun bir dua okudu. Bu duayı kendi uydurduğu halde büyük dedesini araya sokarak eskilerden öğrendiğine yemin eder, her işin bu dua ile olacağına dinleyenleri inandırırdı.
- - Sen de Moğol musun? - Hayır. - Sen Türk müsün? - Ben Müslümanım. - Müslüman ne demek koca baba? Okumuş adama benzersin. Bir adamın önce bağlı olduğu bir bayrağı, bir avulu, bir obası olur. Din gönülleri birleştiren ayrı bir bağdır. İmandır. Ben sana uruğunu, boyunu, dokuz atanı soruyorum; sen bana dinden imandan söz açıyorsun. Uruğunu, soyunu, sopunu bilmiyor musun yoksa? - Ben de sizdenim. - Ne pis konuşuyorsun. Türk'üm de be adam. Ne korkuyorsun? Türk'üm diye bağır! Utanacak, korkacak ne var?
- Ancak bir Türk, bu kadar az zamanda böyle bir orduyu yoktan var edebilir.
--reklam--
Kızıl Tuğ İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Tarihi hikayeler istiyorsanız doğru bir kitap Efsane kahraman Cengiz Han, onun adamı, Otsukarcı gerek yaşantıları gerek verdikleri dersler hep tanıdık hep bizden hep içimizden kanımızdan genlerimizden okudukça okunası geliyor akıcı ve heyecan verici göğüs kabartıcı eşlik eden şarkım ise tabiki Kaya Kuzucu/Türklüğüm Ebedidir (Aslı)
Abdullah Ziya Kozanaoğlu’ndan 6 adet kitap okudum en çok hoşuma giden bu oldu. Cumhuriyet sonrası dönemde Türkiye’de Türk milliyetçiliğini ve ulusalcılığı güçlendirmek için Türk kahramanlarını ve kahramanlıklarını anlatan bir çok kitap yazmış yazar. Oldukça etkili bir dili var ve akıcı. Kitap okumaktan ziyade bir sanki bir film izliyorsunuz. Kitabın masalsı yanı en çok hoşuma giden tarafı oldu. (ZEKAİ BOZDEMİR)
Güzel bir tarihi roman. Otsukarcı adındaki bir Türk cengaverin hayat hikayesini anlatıyor. Zamanında Cengiz Han'ın hayatını kurtaran Otsukarcı, Hasan Sabbah'a elçi olarak gönderilir. Burada oğlu Halit'e ikizi kadar benzediğinden onun yerine bir yarışa girer. Bu arada da Hasan Sabbah'ın kızı Sabiha'ya aşık olur. Oradan bir şekilde kurtulduktan sonra türlü badireler atlatır. Celaleddin Harzemşah ile tanışır. Sonra tekrar Cengiz Han'ın yanına gider ve Çin savaşına katılır. Bir şekilde oradan da kurtulur ama Cengiz Han ile arası bozulmuştur. Celaleddin Harzemşah ile bir okur ve Cengiz Han kuvvetleri ile savaşa girmeye başlar. Acaba kim kazanacaktır. Sabiha ile beraber olabilecek midir? Keyifle okunan bir roman. (Serdar Poirot)
--reklam--
Kızıl Tuğ PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Abdullah Ziya Kozanoğlu - Kızıl Tuğ kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Kızıl Tuğ PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Abdullah Ziya Kozanoğlu Kimdir?
Abdullah Ziya Kozanoğlu, Abdullah Ziya Bey (d. 16 Ocak 1906, İstanbul - ö. 1966 İstanbul), Türk mimar, müteahhit, romancı, çizgi-roman yazarı.
Tarihi serüven romanı ve piyes türündeki popüler eserleri ile tanınmış milliyetçi bir yazardır. Romandan sonra çizgi roman ve sinema kahramanı olarak ilgi gören Malkoçoğlu, Gültekin, Seyit Ali Reis kurgu-karakterlerin yaratıcısıdır. 1942-1950 arasında Beşiktaş Jimnastik Kulübü başkanlığını yapmış bir spor adamıdır. İstanbul Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi ve Ankara Hukuk Fakültesi gibi yapıların inşaatını üstlenmiş bir mimar ve müteahhittir.
Manken ve oyuncu Yasemin Kozanoğlu’nun dedesidir.
16 Ocak 1906’da İstanbul’un Beşiktaş semtinde dünyaya geldi. Babası Abdulah Osman Bey, annesi Seyyide Hanım’dır. İlk öğrenimini Nişantaşı İttihat ve Terakki Mektebi’nde gördü. Ortaöğrenimine Gaziosmanpaşa Mektebi’nde başladı; 1922’de Kabataş Erkek Lisesi’nden mezun oldu. Yükseköğrenimine İstanbul Teknik Üniversitesi Yüksek Mühendislik Bölümü’nde başladıktan sonra beşinci sınıfta okuldan ayrılmak zorunda kalınca Güzel Sanatlar Akademisi Mimarlık Bölümü’ne girdi; 1929’da Akademiden mezun oldu.
1929’da Adana Belediye Fen İşleri müdürü olarak atanan Kozanoğlu, 1932’de Milli Eğitim Bakanlığı’nda mimar olarak görevlendirildi. O yıl memuriyetten ayrılarak İstanbul’a döndü ve meslek yaşamına serbest mimarlık, müteahhitlik yaparak devam etti. İnşaat işlerini üstlendiği yapılar arasında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fen Fakültesi, İstanbul Operası birinci kısım inşaatı, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Etibank, Tayyare Fabrikası, Ankara yeraltı suları, Malatya Tütün Fabrikası, Sağmalcılar Cezaevi bulunur.
Öğrencilik yıllarında gazetelerde çizerlik yapan ve roman tefrika etmeye başlayan Kozanoğlu’nun 1925 yılında Resimli Mecmua’da tefrika edilen “Kızıl Tuğ” adlı romanı, 1927’de kitap olarak yayımlandı. Türk edebiyatının ilk tarihsel serüven romanı kabul edilen bu eserin devamı 1959’da çizgi roman olarak Suat Yalaz’ın çizimleri ile yayımlanmıştır. Yazı yaşamına tarihi serüven romanları ile devam etti. Romanlarında Abdulllah yerine “Aptullah” ismini kullandı. Eserlerinin çizgiromana ve sinemaya uyarlanması için uygun altyapıyı hazırlamakla uğraştı. Pek çok uyarlamayı kendisi yaptı; bu yüzden Türkiye’deki ilk ciddi çizgi roman yazarlarından birisi kabul edilir
1942-1950 yılları arasında Beşiktaş Jimnastik Kulübü başkanlığında bulundu.
Tiyatroya her zaman ilgi duyan yazar; İstanbul Taksim’de bir apartmaın üst katını tiyatro salonuna dönüştürerek Arena Tiyatrosu’nun kurulmasını sağladı
Muhittin Hanım ile evliliğinden 3 çocuk sahibi olan Kozanoğlu, 23 Mart 1966’da İstanbul’da hayatını kaybetti. Cenazesi, Zincirlikuyu Mezarlığı'na defnedilmiştir.
--reklam--
Abdullah Ziya Kozanoğlu Kitapları - Eserleri
- Kızıl Tuğ
- Gültekin
- Malkoçoğlu
- Atlı Han
- Türk Korsanları
- Savcı Bey
- Sarı Benizli Adam
- Kolsuz Kahraman
- Sencivanoğlu
- Hilal ve Haç
- Fatih Feneri
- Battal Gazi Destanı
- Seyit Ali Reis
- Patronalılar
- Dağlar Delisi
- Kızıl Kadırga
- Arena Kraliçesi
- Kubilay Han’ın Gelini
- Atlı Han
--reklam--
Abdullah Ziya Kozanoğlu Alıntıları - Sözleri
- "Yürü, bizim yolumuz uğraş yolu, sevdiğimiz at, yavuklumuz sadaktır." (Kızıl Tuğ)
- -Dinini, Allah'ını seversen önümden çekil,ne parası? Balamir tekrar gürledi: -Bizim dinimiz para, Tanrı'mız kılıçtır. (Atlı Han)
- -Dişisini kaybeden sırtlan, onu ararken geberir. (Seyit Ali Reis)
- Sana bir şey diyeceğim, bir şey diyeceğim... Ama kafa kafa değil ki... Sanki uğru ambarı. İçerisi karmakarışık, sana diyeceğimi bir türlü bulamıyorum. (Atlı Han)
- - Demek Verböçi de Japolya'yı istiyor... - Evet!.. Fakat Peter Perene falan Ferdinand'ı istiyorlar. "Avusturyalılar kuvvetlidir, bizi Türklere karşı korurlar" diyorlar. - Sersemler... Sonra Avusturyalılara karşı onları kim koruyacak?.. Böyle iki büyük devletin arasında otururlarsa elbet birisine sığınacaklar. Sonra, sonra... Ben dağlarda gezeli epey şeyler olmuş.'' (Malkoçoğlu)
- Ahlâksızlık bu keratalarda; dedikodu, kötülük bu heriflerde; birbirlerinin canına, malına, ırzına göz dikmek bunlarda... (Türk Korsanları)
- içinizde bulunan memleket sevgisinden uzak, din kardeşliğinden habersiz, tek amaçları hâlâ yoksul halkı ezmek olan bir topluluk... (Türk Korsanları)
- - Sen de Moğol musun? - Hayır. - Sen Türk müsün? - Ben Müslümanım. - Müslüman ne demek koca baba? Okumuş adama benzersin. Bir adamın önce bağlı olduğu bir bayrağı, bir avulu, bir obası olur. Din gönülleri birleştiren ayrı bir bağdır. İmandır. Ben sana uruğunu, boyunu, dokuz atanı soruyorum; sen bana dinden imandan söz açıyorsun. Uruğunu, soyunu, sopunu bilmiyor musun yoksa? - Ben de sizdenim. - Ne pis konuşuyorsun. Türk'üm de be adam. Ne korkuyorsun? Türk'üm diye bağır! Utanacak, korkacak ne var? (Kızıl Tuğ)
- Selam Tanrı'ya ki suçlarımızı hoş görsün!.. (Atlı Han)
- O dağ gibi Türk arslanını da sevgilisinin yanına çökertti. (Atlı Han)
- - Biz bir şey sorunca öyle devedikeni yalamış sıpalar gibi sırıtıp kalmayın bre. Ne biçimde benim bayrağım? Attilâ'nın bayrağında ne vardı? (Hilal ve Haç)
- Burada tutulacak en doğru yol kendi gücümüze güvenmektir. -Yani?! -İsyan ediyorum! -Neye karşı?! -Her şeye karşı! Haksızlığa, kardeşlerime, yalanlara, tuzaklara, babama ve bütün cihana karşı isyan ediyorum! (Savcı Bey)
- Şair Nedimi hasut ve kinli bakışlarile gözlüyorlardı. Arkadan padişahın yaldızlı sandalı gözükmüştü. Nedim'in sesi çayırı inletitordu: Geh varub havz kenarında hırâmân olalım Geh gelüb Kasr-ı Cinân seyrine hayran olalım Gâh şarki okuyub gah gazel-hân olalım Gidelim serv-i revânım yürü Sa'd-âbâd'a (Patronalılar)
- Halk bu sefer Belizer'den yana döndü. Beyinsiz bir domuz sürüsü gibi nereden yem kokusu gelirse o yana dönüyorlardı... (Arena Kraliçesi)
- Kelle Bekir'e göre insan dünyaya üç şey için gelirdi. 1-Yoğurtlu kebap yemek, şarap içmek, 2-Galata'da karı oynatmak, 3-Kavga etmek. (Seyit Ali Reis)
- ... çok iğrenç gördüğün vücudum yerine sana temiz ve hiç kimsenin olmayan kalbimi verdim. Onu istersen sakla, istersen fırlat at! (Atlı Han)
- Korsana denizden ayrılmak yaramaz. (Seyit Ali Reis)
- Silâh gücü ve din korkusu; memleketin milyonlarca halkını padişaha esir etmiş, süründürmüş, bilgisiz bırakmış, cihanlara sığmayan cihangir bir milleti ezmişti. (Patronalılar)
- "Buğatırlar!.. Cenk kokuları gene kendini gösterdi. Gün şu tepelerden doğup, ay gökte parladıkça Türkler, Moğollar ve bütün danışıklarımız, yoldaşlarımız kılıçlarını indirmeyecek, at üzerinden inmeyecekler, İşittik ki, atalarımızı köpek Çinliler yendiler; onları buyruklarına tutsak kıldılar. Dedelerimiz bu köpeklere bac vermekte idi. Bugün Timuçin "Tung-Hay" gibi bir serseme bac vermeyi değil, onun ülkesini başına geçirmeyi daha doğru buluyor." (Kızıl Tuğ)
- Bir nim neş’e say bu cihanın baharını, Bir sagar-ı keşideye tut lâlezarını. (Patronalılar)
Yorumlar
0 yorum