Kitap Künyesi
Yazar: Panait Istrati
Çevirmen: Nurten Tunç
Orijinal Adı: Codine
Yayın Evi: Oda Yayınları
İSBN: 9753852878-30863
Sayfa Sayısı: 112
--reklam--
Kodin Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Panait Istrati (1884-1935), Fransızca yazan Romanyalı bir öykücü ve romancıdır. Balkanlar'dan Ortadoğu'ya, Mısır'da, İtalya'da, İsviçre'de, yirmi yıl dolaştıktan sonra dört ciltlik özyaşamsal yapıtını yazdı. Akdeniz, Kira Kiralina, Minka Abla, Sünger Avcısı, Mihail gibi yapıtları Türkçe'de yayımlanan Istrati'nin, yalın bir dille yazdığı, şiddet ve romantizm yüklü yapıtları arasında, Angel Dayı ve Baraga'nın Dikenleri de vardır.
"Kodin", Istrati'nin özyaşamsal anlatılarının en ilginç ve anlamlı gözlemlerinden oluşturduğu yapıtıdır.
(Arka Kapak)
--reklam--
Kodin Alıntıları - Sözleri
- Gözlerinden iyilik okunuyor, ve ben gözlerin diline güvenirim, insan sözlerini dilediği kalıba sokabilir, ama bakışını değiştiremez.
- Hastalık her yana bulaşınca asker çemberi kaldırıldı, herkesten önce tabanları yağlayan zenginlerin ardından bir göçtür başladı. Yoksullar öyle pek uzağa gidemiyordu tabiî.
- “Her ulus Tanrı’ya başka türlü yakarıyor, ama onunla alay edişleri birbirinin aynı”
- Yerde ve gökte yaşam yeniden başlıyor, hayat en içten türkülerini söylüyor, evreni mutluluğa çağırıyor –insanoğlu ise dört bir yana ölüm tohumları ekiyor, hayvandan da aşağılara iniyordu.
- -İçsene kardeşlik! diye bağırdı Kodin. Korkma, iç. Hayvansan, daha çok hayvanlaşırsın, eh bunun da hiç zararı yoktur; ama ateşli bir kalbin varsa, bu hayat damlası onu daha da tutuşturur… İç, kardeşlik, iç!
- —Birine kötülük etmek ne demektir, bilir misin? —Canını yakmak demektir. —Yok, cancağızım...Bilemedin. Kötülük, tek kötülük, haksızlık etmektir...
- İhanete uğramayan biri doğru karar veremez! Yine sevmeyi bilmeyen biri ihanete uğ ramanın da ne olduğunu bilemez."
- “Yoksul yuvada sevda barınmaz. Kulağına küpe olsun...”
- Kitaplar, onları yazanları iyi insan yapmaya yetmiyor.
- Dimi Dayı pazarları kafayı çeker, karısını döverdi, o da korkusundan gidip komşularında saklanırdı. Dayı pek öyle neden de aramazdı. Ateş yakmakta yavaş davrandı diye, kıçına tekmeyi vurduğu gibi karısına ocağın küllerini öptürürdü. Bunu görünce anası kızar, kobilitza'yı kavrayarak oğluna bir iki tane yapıştırırdı. - Ayyaş kerata! Sevdalandınız mı kızın peşinde diliniz bir karıştır, bir kere de ele geçirdiniz mi köpekten aşağı olur!
- Mahalle halkı " Bir tay bir fille arkadaş olmuş" diyerek alay ediyorlardı..
- - İyi ama sen fakirsin, hayatını kazanmak zorundasın. + Zararı yok ; ölmeyecek kadarını mideme vereceğim; kazancımın geri kalan kısmını kitaplara harcayacağım.
- Bak yavrum, suçlunun tek bir günahı vardır: işlediği suç, suçlayanınsa günahı sayısızdır.
- Bir erkek yolumu kesti, "Dur, küçük!" dedi, "Eve giremezsin Korkudan hasta olabilirsin." Ben adamın elinden kurtulup avluya girmiştim bile. Odadan çıkarılan Kodin'in üzerine bir çuval örtmüşlerdi ve benim ba şımda da bir çuval vardı. Şu farkla ki, onun çuvalı hareketsizdi. Kan kardeşim ölmüştü.
- "Biliyor musun, annem senin kötü bir insan olmadığını düşünüyor. "Fratello, sen çok şanslı bir çocuksun. Azize gibi bir annen var. Ermiş kimseler, hiçbir insan için kötü düşünmezler."
--reklam--
Kodin İncelemesi - Şahsi Yorumlar
İnsanları kötü diye yargılarken; kendi ahlaki değerlerimize, inançlarımıza, büyüme şeklimize ve yaşantımıza göre yargılıyoruz. Oysa içinde bulunduğumuz koşullar ve yaşadıklarımız, 'kötü' diye yargıladığımız ya da 'kötü' diye yargılandığımız insanlarla hiçbir zaman aynı değildir. Aynı göğe bakıp farklı iç geçiren, aynı havayı soluyup başka düşünen insanlarız. Aynı ailelerde doğmadık, aynı ebeveynler tarafından büyütülmedik. Aynı insanları sevmedik, aynı hayalleri kurmadığımız gibi, aynı hayal kırıklıkları da yaşamadık. Yani hayat; iyi olarak dünyaya gelen insanların iyi kalmasına müsaade etmediği gibi, yargılarımız da kötülerin sonradan iyi olmasına izin vermiyor. Istrati'nin öyküsü yaşama dair birçok soruyu bize sordururken, cevapları yine kendi içimizde bulmamızı sağlıyor. Bazı kitapların canı var. Panait Istrati'nin "Kodin" adlı novellası da bu canı olan kitaplardan. Özellikle okuma zevkimin solmaya başladığı şu günlerde yeni bir yazar ile tanışmak, bana can verdi ve yeni bir soluk getirdi diyebilirim. Panait Istrati'nin Kodin'i, çocukluğunda anne babası tarafından dövülen, çirkin olduğu için herkes tarafından alay edilen, dışlanan, sevilmeyen ve büyüdükten sonra kendisine yapılanların intikamını alan kötü bir adam ile bir çocuğun dostluk hikayesini anlatıyor. Her ne kadar konu itibariyle basit gibi görünse de kitap daha ilk cümleden itibaren okurda merak uyandırıp içine çekiyor. "Dimi Dayı'yla ailesinin yaşamı, dış görünüşüyle özgürlüğe benzeyen gizli bir kölelikten başka bir şey değildi." ( Sayfa 7) Kitap böyle vurucu bir cümle ile başlıyor, ki bana göre kitapların ilk cümleleri okuyucu ile kitap arasındaki temelin sağlam atılmasını sağlayan ilk etkenlerden birisi. Aynı şekilde Yabancı'nın ve Açlık kitabının giriş cümleleri de bende böyle bir etki yapmıştı. "Annem bugün ölmüş, belki de dün. Tam hatırlamıyorum." (Camus'nün Yabancı kitabının giriş cümlesi.) "Yumruğunu yemedikçe kimsenin bırakıp gitmediği o garip şehir Kristina’da aç acına sürttüğüm günlerdi.” ( Hamsun'un Açlık kitabının giriş cümlesi.) İnsanlar kötü olarak mı doğar, yoksa sonradan mı kötü olur? Kitapta cevaplanması istenen en temel soru buydu bence. "Ayrıca, yavrucak, hem anası hem babası, hem de mahalle halkı tarafından Allah'ın günü çirkinliğini yüzüne vurdukları için acı çekiyordu. Evet, çirkin mi çirkin bir oğlandı. Gayda gibi şişkin, maymun suratına benzeyen bir kafası vardı, ama hey ulu Tanrım, onun kusuru muydu bu!... Sabahtan akşama dalga geçiyorlardı zavallıyla. Kötü sonuçlar verir böylesi: sonunda o da kötü olup çıktı." ( Sayfa 51) Kitabımızın kahramanı alışagelmis kahramanlardan farklı olan kötü bir karakter, yani bir antikahraman. Tabii kitabın bir diğer kahramanı yazarın diğer kitaplarının da kahramanı olan küçük Adrien. Hikayedeki küçük çocuk Adrien ile yazarımız Istrati'nin pekçok benzer yönü var. Yani kitap, Istrati'nin kendi öz yaşamından izler taşıyor. Kitabı daha iyi anlayabilmek için yazarın ilginç ve trajik yaşamının bilinmesi gerekiyor. Öyle ki yazarın başına gelen iki olay onun yazar olmasında ve eserlerinde işlediği konularda önemli bir yere sahip. Panait Istrati, Rumen bir anne ve Yunanlı bir tüccarın evlilik dışı oğlu olarak dünyaya gelir. Babasını hiç görmemiş. Annesi çamaşırcılık yaparak geçimini sağlıyor.Yoksulluk içinde geçen bir yaşam. Bu bilgiler kitaptaki Adrian ile birebir örtüşüyor. Gelelim Istrati'nin hayatını etkileyen o iki olaya: Birincisi yakın arkadaşının ölümü, ikincisi ise yazarın intihar girişimi. Kitaplarında işlediği arkadaşlık ve dostluk sevgisi temaların sebebi bu hüzünlü hatıralardan kalma. Hayatını değiştiren, daha doğrusu yazar olmasını sağlayan ikinci gelişme ise yazarın intihar girişimi. Annesinin ölümünden sonra yalnızlık bunalımına giren Panait Istrati ustura ile intihar etmeye çalışır. Tabii intihar girişimi başarısızlıkla sonuçlanır. İntihar girişiminin ardından yaralı bir şekilde hastaneye kaldırılır. Cebinde, Nobel ödüllü Fransız yazar Romain Rolland'a yazılmış olan bir mektup çıkar. Mektup bir şekilde Rolland'a ulaştırılır. Bundan sonra Istrati'nin yazarlık yolunda önü açılır ve Rolland sayesinde kitapları basılır. Ayrıca yazar Rumen olmasına rağmen bütün kitaplarını Fransızca yazmış. Fransızca'yı ise küçükken bulduğu bir sözlük sayesinde ögrenmiş. Yazarın doğup yaşadığı yer, Osmanlı'nın eski toprakları olduğu için kitapta Türk adı da bolca geçmekte. Özetle kitap, yaşamın kendisini kötü yaptığı bir adamla, onun içindeki iyilikleri gören bir çocuğun hüzünlü dostluğunu anlatır. (Mustafa A.)
Ah Kodin: İstrati iyidir ya. Küçük bir yazı da bile kendini çok net ifade edebilen biri. Genelde ders verme ve empati temalı yazılar yazıyor. İyi olmak için ne kadar uğraşsan da bazen insanlar buna izin vermez. Aynı olayların içinde bulursun kendini. Iyi olmak ya da iyi biri olarak tanınmak nedir ? Cevabi olmayan sorular bunlar. (Ayşe Erol)
İnsana olan güvensizlik üzerine bir roman: Toplumcu gerçeklik üzerine yazılmış en değerli eserlerinden biri olmaya aday olan Kodin, herkesin kötü biri olarak tanıyıp etrafına anlattığı cüsseli bir herif ile iyi kalpli bir çocuk arasındaki ilişkiye odaklanmakta. Eser son derece kısa ve öz, yazar bu anlatımıyla bazı şeylerin mesajının net bir şekilde, açıkça verilebileceğini vurguluyor aslında. Bunlardan biri; insanın sağladığı adaletin güvenirliği ile ilgilidir. Eserin ana karakteri Kodin, her fırsatta insana güvenilmeyeceğini, bu sebeple insanın getireceği adalete hiç güvenilemeyeceğini belirtir. Nitekim, kendisi henüz genç yaşındayken, bir kıza tecavüz etmeye çalışan kişiyi bıçaklayıp öldürüyor ve on yıla yakın hapis yatıyor. Yine ekleyebiliriz ki; kendisini dünyaya getiren anne ve babanın gazabına mütemadiyen uğruyor, bu dışlanmışlıkla insan adaleti karşısında her daim eziliyor. Yine de insanın (son çare) tutunacağı şeyler, totemler ve tabulardır. Eserin bir kısmında görüyoruz ki, Kodin için kan kardeşi olmanın yolu, karşılıklı kollardan kan akıtılıp içmektir. Eserin bu kısmı, kimisi için ilginç veya mide bulandırıcı karşılanabilir. Ben katiyyen böyle düşünmüyorum, zira kan eski toplumlardan bugüne "yaşam kaynağı" tabusu olarak kabul görmüştür. Toplumdan kaçan Kodin; kendisine dost olarak yakıştırdığı çocuğun yaşamıyla birleşmek için yaşamın kaynaklarını karşılıklı aktarabilmeleri gerekecektir. Bu da, kan tabusunun romana dahil edilmesiyle karşımıza çıkıyor. Diyebiliriz ki, "şiddet", "ihanet" başlıklarıyla insana olan güvensizlik anlatılmaya çalışılıyor bu eserde. Bu güvensizliği, eserin sonunda, farklı bir açıdan daha görüyorsunuz. Istrati, toplumu değiştirmek için siyasetten önce insanlığın değiştirilmesi gerektiğine inanan bir yazar olarak, bu görüşlerini Kodin'e ustalıkla emdirebilmiş. (Yusuf Bozdağ)
--reklam--
Kodin PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Panait Istrati - Kodin kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Kodin PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Panait Istrati Kimdir?
Romanya'nın bir liman kenti olan İbrail'de doğan yazar, gençliğini, aralarında İstanbul'un da olduğu pek çok Osmanlı kentinde geçirdi. Babası Yunandır. Mısır'ı, Lübnan'ı, Suriye'yi gezdi. Bu dönemde, bulduğu bir sözlük sayesinde Fransızca öğrendi. 1921 yılında, Fransa'nın Nice kentine giderken, yalnızlığı dolayısıyla intihar girişiminde bulundu. O sırada üzerinde Romain Rolland'a yazılmış fakat henüz göndermemiş olduğu bir mektup bulunuyordu.
İlk romanı Kira Kiralina (Yaşar Nabi Nayır tarafından Türkçeye çevrilmiştir) 1923 yılında Romain Rolland'ın yazdığı önsözüyle birlikte basılmıştır. Panait Istrati tüm eserlerini anadili olan Rumence değil, Fransızca olarak yazmıştır. Türkçeye de çevrilmiş önemli eserleri arasında, Arkadaş (Mihail), Akdeniz, Sokak Kızı (Nerantsula), Angel Dayı, Kodin, Baragan'ın Devedikenleri, Uşak (Méditerranée) ve Sünger Avcıları gelir.
Gençlik yıllarında devrimci hareketlerin etkisine kapılmış olan Istrati, 1929'da Komünist Partinin daveti üzerine Sovyetler Birliği'ni gezdikten sonra umutsuzluğa kapılmış ve politik mücadelenin dünyada bir şeyleri değiştirmek için yetersiz olduğu fikrini edinmiştir. Pek çok romanında da politikadan, politik mücadeleden çok insanı insan yapan değerler üzerinde durması bu yüzdendir. Panait Istrati romanlarının çoğunda yaptığı yolculukları anlatır. Fakat gezdiği ülkeler değil, tanıdığı insanlar ön plandadır. Istrati'nin eserlerinde gerçek bir insan sevgisi hissedilir. Bu karşılıksız ve koşulsuz sevginin hikâyesindeki kahramanların başına getirdiği belalar kadar, onlara yaptığı katkı da nesnel bir biçimde anlatılır.
Panait Istrati'nin şaheseri olarak Arkadaş (Mihail) adlı kitabı gösterilebilir. Bu kitapta, Panait Istrati'nin pek çok başka romanındaki başkahramanı da olan Adrian Zografi ile Mihail'in arkadaşlığı anlatılır. Bu arkadaşlık, ideal bir sevgi görüşünü simgelemek için kullanılmıştır. Istrati birçok başka eserinde de arkadaşlık temasını kullanmıştır. Hatta bu eserlerin çoğunda büyük, efsanevi aşklar bile arkadaşlıklar uğruna feda edilmişlerdir.
--reklam--
Panait Istrati Kitapları - Eserleri
- Akdeniz
- Arkadaş
- Baragan’ın Dikenleri
- Kodin
- Sokak Kızı
- Kira Kiralina
- Angel Dayı
- Hayat Yollarında
- Sünger Avcısı
- Minka Abla
- Uşak
- Perlmutter Ailesi
- İş Bulma Kurumu
- Keşiş Sofronie
- Tel Ören İzak
- Hayduklar
- Sovyetler 1929
- Bütün Eserleri 1
--reklam--
Panait Istrati Alıntıları - Sözleri
- “(...) Hayatta bir çok başlangıç sonuçlardan daha üstündür...” (Hayduklar)
- “(...) Kadının içten direnci, kaba adamın arzuları üzerinde etkisizdir. O saf bir adamın utangaçlık sıkıntılarının nerede bittiğini, kadınlık onurunun derin tiksintisinin nerede başladığını bilmez. Toprağa hükmeden bu kaba adama her şey mübah gelir...” (Hayduklar)
- İnsanın kontrole ihtiyacı oldukça toplum adaleti asla ümit edilmemelidir. (Keşiş Sofronie)
- - İyi ama sen fakirsin, hayatını kazanmak zorundasın. + Zararı yok ; ölmeyecek kadarını mideme vereceğim; kazancımın geri kalan kısmını kitaplara harcayacağım. (Kodin)
- Çok acı bir şiirim var Onu ölürken de almak istemem ya da Şu kadar söylemek isterdim Ölümümden daha beteri var dünyada (Keşiş Sofronie)
- -Sen dün sevmiş olduğun şeylerden bugün nefret ediyorsun. -Doğru.. Beni şu gördüğün hâle getiren dün sevmiş olduğum şeylerdir.. (Angel Dayı)
- O zamandan sonra özgür insanların kaderini esirlerinkine bağlayan hayalden kurtuldum. Hepimiz aynı hamurdan yapılmamışız. Boyunduruk altındayken özgürlüğünü kaybettiğindekinden daha az acı çeken bırak zincire vurulur kalsın: onu zincirden ben kurtaramam. Özgürlük savunulmak ister; kime diş bileyip, kimi daha çok hor göreceğimi bilemiyorum, özgürlüğü kaldıranı mı, yoksa onu savunmaktan korkanı mı? Ben sadece haydutlar için haydutum!.. (Hayduklar)
- - Sen aptalın tekisin Floritchica, insanlar flütü, köpeği sever gibi sever, ona tasma takmak için, bülbülü sever, kafese koymak için, çiçeği tanrının onu büyüttüğü yerden koparmak için ve de özgürlüğü, onu esarete çevirmek için. Eğer herkes flütü benim gibi sevseydi, o zaman ne haydut, ne poteralar, ne gospodar olurdu, sadece kardeşlik olurdu. Ama şimdi hiçbir yerde kardeş yok. (Hayduklar)
- İnsanoğlunu allak bullak eden ve büyük mutluluk olan aşkın, hassas yürekli yüce gönüllüler için bir cehennem ateşi olması gerektiği, her kötü kaderin görünmez kitabında yazılıdır. (Tel Ören İzak)
- Ey erkekler! Dost olabilen kadın, eşlerin en iyisinden üstündür, oynaşın en kösnülüsünden daha yetkindir, onun dostluğu bir erkeğin diğerine göstereceği tüm dostluğu bin fersah geride bırakır; çünkü kadın, bizi besleyen, mutlandıran toprak gibi karmaşık ve her bakımdan zengindir! (Sokak Kızı)
- "Hiç kimse insanların hepsini sevmez, İsa bile onları öyle safça sevmedi. Biz, çeşitli görünümlerle bize benzeyenleri severiz. Arzularımızı severiz... " (Sokak Kızı)
- “(...) Sadece nefret etmesini bilen ve sevebilen kimse hayatın tam kıymetini bilir...” (Hayduklar)
- İnsan, hayatının en kötü zamanlarını bile sanki çiçek tarlası geçermiş gibi atlatır. (Minka Abla)
- “Hiçbir eksiğiniz yokken erdemli olmak kolaydır..” (Akdeniz)
- "Burada amaç, bir şeyler elde edip bir doyuma ulaşmak değildir, yaşamın çağrısına uygun olarak mücadele etmenin bizzat kendisi bir tatmin, bir arzulanana ulaşma hayalidir." (Minka Abla)
- Çocukluktan çıktı mı insan canavar kesilir: ikiyüzlülükle başka bir kalıba girerek hayatı inkar eder. (Hayat Yollarında)
- İnsanın söyleyecek bir şeyleri ve bunu söylemeye yeteneği varsa vazgeçmek bir cinayet, tembellik bir ayıp olur. (Uşak)
- Bak yavrum, suçlunun tek bir günahı vardır: işlediği suç, suçlayanınsa günahı sayısızdır. (Kodin)
- Yalnız o, yeryüzünde yaşayan hayvanların en yırtıcısı olan insan, geçtiği her yere ölüm, sefalet, kölelik tohumlarını eker. (Angel Dayı)
- İnsan ödlektir. O, hayata sarılmadığı zaman hayat ona sarılır. (Sünger Avcısı)
Yorumlar
0 yorum