Kitap Künyesi

Yazar: Franz Kafka

Yayın Evi: Altıkırkbeş Yayınları

İSBN: 9786055532765

Sayfa Sayısı: 216

Kovalı Süvari Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

"İnsan keşke Kızılderili olabilse..."

Kafka, ünlü oktav defterleri ve diğer kâğıtlara yazmıştır. Kafka'nın sağlığında açığa çıkarmadığı bu öyküler, yazarın ölümünden sonra Max Brod tarafından derlenmiştir. Öykülerin derlendiği özgün elyazmalarının bir bölümü İngiltere'de Oxford Üniversitesi Bodleian Kütüphanesi'nde, diğer bölümü İsrail'de bulunmaktadır.

Brod tarafından yayıma hazırlanan öyküler, 1931'de Çin Seddi'nin İnşası'nda ve 1954'de "Bir Savaşın Tasviri" adlı kitaplarda yayımlanmıştır. Daha sonra diğer Kafka uzmanları tarafından da gözden geçirilen öykülerden, bu kitapta küçük oylumlular derlenmiştir.

Kovalı Süvari Alıntıları - Sözleri

  • Birimiz bir şarkıya başlıyordu. Tren geçtikten sonra daha yüksek sesle söylüyor, sesimiz yetmiyormuş gibi ellerimizi kollarımızı sallamaya başlıyorduk. Bir şamatadır başlıyor, kendimizi bu şamatada rahat hissediyorduk. Kendi sesi başka seslerle karıştığında, insan kendini oltaya gelen bir balığa benzetiyordu. Böylece ardımızda ormanla, uzak diyarlara giden gezginlere yolluyorduk şarkılarımızı. Kovalı Süvari (Franz Kafka)
  • İçinde yaşayadurduğumuz sadece ek bir an var ve o an içinde dolaşıp duran sonsuz farklılık. O tek bir an, işte gördüğün gibi sürüp gidiyor.
  • “İçinde yaşayadurduğumuz sadece ek bir an var ve o an içinde dolaşıp duran sonsuz farklılık. O tek bir an, işte gördüğün gibi sürüp gidiyor.”
  • Ona karşı birşey gelmiyordu elimden, oturmuş ve gözlerini soğukkanlılıkla masanın üzerine dikmişti. Çevresinde daireler çizerek dolanıyor, beni nerdeyse boğduğunu hissediyordum. Benim çevremde de bir üçüncü dolanıyor, o da benim kendisini boğduğumu hissediyordu. Üçüncünün çevresinde de bir dördüncü dolanıyor, üçüncünün kendisini boğduğunu hissediyordu. Böylece yıldızların hareketlerine dek sürüp giden ve ötesine taşan bir hareketlilik yaşanıyordu. Herkes, kendisini boğmak üzere bir elin boğazına sarıldığını hissediyordu.
  • Başarabilmek için gerekli büyük gücün içteki varlığına her zaman olduğundan daha çok inanılır ve bu haldeyken uzun sokaklar boyunca gezmenin evdeki aile ortamından insanı gitgide daha uzaklaştırdığını hisseder insan, ailenin üyeleri giderek silikleşirken kendini büyük bir kaya kütlesi gibi kunt,sonsuzluk içinde sınırları belirlenmiş bir cisim gibi görür.
  • Güçsüz bir sesle, " Bilmiyorum "diye bağırdım." Zorlayarak mı olduğunu bilmiyorum. Kimse gelmiyorsa, kimse de gelmediğindendir. Kimseye kötülük etmedim, kimse de bana etmedi,ne var,kimse bana yardım etmek de istemiyor. Kimselerin başı sonu yok!
  • Tamamen özgürsün, bu yüzden her şeyini kaybetmis durumdasın.
  • Kimse bilmiyor ama savaşmaktayım.Elbette sezenler var,bunuda önleyemem ya.Nedir,bilen yok...çok olmasada biraz dalgınım.Herkesin savaştığına kuşku yok,ben biraz fazla savaşıyorum sadece;çoğu insan uykuda başına üşüşen hayalleri kovalamak için elini sallarcasına savaşır ama ben hemen ortaya atıldım;önceden titizlikle tasarlayarak,elimden geleni ardıma koymadan savaşıyorum....başka türlü yaşamak bana değersiz göründü....ama hayır, ben onlara benzemem; sonunda zafere ulaşacağım umudu yok içimde...savaş,savaş olduğu için gururlandırmıyor beni;savaşta tek bir şey hoşuma gidiyor,savaşmaktan başka yapacak şeyimin olmayışı.Bu özelliğimden dolayı kapıldığım gurur,zevkini tüketemeyeceğim, çevremdekilere dağıtsam bile bitiremeyeceğim denli büyük.belki de savaş değil bu gurur beni tüketecek.
  • En küçük nesneyi gerçekten anladığınızda, her şeyi anlamış olacaktınız.
  • Kimseye kötülük etmedim,kimse de bana etmedi,ne var, kimse bana yardım etmek de istemiyor.Kimselerin başı sonu yok!Aslında tam böyle değil.Kimsenin bana yardım etmemesi kötü ama bu kimsesizlik de güzel...
  • Sorulara yanıt veremeyen sınavı geçmiş sayılır.
  • En kötü şey, öldürmeyen acılardır.
  • En kötü şey, öldürmeyen acılardır.
  • En kötü şey, öldürmeyen acılardır
  • Bu adamlara akıl sır ermiyordu. Düşünceden yana nasiplerini almamışlardı herhalde!

Kovalı Süvari İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Yüzlerce öykücük parçasından, girişinden oluşan bir kitap. Kafka'yı tartışacak değilim ama kitabın (eserin diyemiyorum yazık ki) yayımlanma amacını anlayamadım. Yine de Kafka'nın edebî gücünden minik minik parçalar görmek isteyenler okuyabilir. (İlhan Engin)

Bence hiç kimse kafka okumadan ölmemeli. içinde ki tamamlanmamış öyküleri ayrı en son kısımda ki evrak-ı metrukesi ayrı bir eser. şahsen ben şimdiye kadar ki Okuduğum kafka'nın hiç bir kitabında sıkılmadım, tam tersi her kitap sonunda olaylara bambaşka bakabilme açım değişti. Okuyun, okutun efendim (Yazar Hazretleri)

Kitabın Yazarı Franz Kafka Kimdir?

Yahudi bir tüccar aileden gelen, Almancaya da hâkim olan bir yazardı. Kafka'nın en önemli eserlerini, üç romanının (Dava, Şato ve Kayıp) yanı sıra; ortaya koyduğu birçok hikâyeleri oluşturuyor.

Kafka'nın eserlerinin büyük bölümü ancak Kafka'nın ölümünden sonra meslektaşı ve yakın arkadaşı Max Brod tarafından yayımlandı ve bu eserler 20. yüzyılda dünya edebiyatında kalıcı bir etki bıraktı.

1883 yılında Prag'da doğdu. Taşralı Çek proletaryasından gelip zengin bir tüccar konumuna yükselmiş bir baba ile zengin ve aydın bir Alman Yahudi'si annenin çocuğu olan Franz Kafka'nın, içedönük ve huzursuz kişiliğini büyük ölçüde annesine borçlu olduğu söylenir. Ailenin en büyük çocuğu olan Kafka'nın iki erkek kardeşi küçük yaşta hayatlarını kaybettiler. Kız kardeşleri Elli, Valli ve Ottla ise Nazi Almanyası'nın organize ettiği Yahudi katliamı Holocaust'da hayatlarını kaybettiler. Kafka, çeşitli ailevi ve toplumsal sebepler yüzünden çevresine yabancılaşarak büyüdü. Ailesinin Prag'daki Alman toplumuyla kaynaşma çabaları sonucunda Alman okullarında okudu.

1893 yılında öğrenim görmeye başladığı Avusturya Lisesi, yalnızlığını ve kendi içine kapanmasında büyük etken oldu. Çek kökenli bir aileden geldiği halde Almancayı anadili olarak kullandığı için tam bir Çek sayılmayan Kafka'yı, Almanlar da tam anlamıyla kendilerinden görmediler. Ufak yaşlarda da Çekçe konuşan Kafka gittiği Alman okullarının da etkisiyle Almancada ustalaştı.

1901 yılında Altstädter Gymnasium lisesini bitirdikten sonra Prag'daki Karl Ferdinand Üniversitesi'nin Hukuk Fakültesi'ne girdi. Buradaki eğitimi sırasında Alman edebiyatı derslerini takip etmeye başladı. Öğrenciliği sırasında Yiddiş tiyatro çalışmalarında yer aldı ve bu çalışmalara destek verdi. Kafka ilk eseri olan 'Bir Savaşın Tasviri' adlı öyküsünü bu dönemde yazdı.

1902 yılında Max Brod'la tanıştı. Max Brod, Kafka'nın yaşamında önemli rol oynayan isimlerden biri olacaktı.

1906 yılında hukuk öğrenimini doktora ile tamamladı ve bir yıl süren avukatlık stajını yaptı.

1907'de Sigorta Şirketi'nde memur olarak çalışmaya başladı. Gündüzleri sigorta şirketinde sürdürdüğü çalışma hayatının yanı sıra geceleri ölümden bile daha derin bir uykuya benzettiği yazma işine yoğunlaşıyordu. Aynı yıl 'Taşrada Düğün Hazırlıkları' adlı öyküsünü kaleme aldı.

1912 yılında nişanlısı Felice Bauer'le tanıştı. Onunla ilişkisini, üç kez ayrılıp yeniden nişanlanarak,

1919'a kadar sürdürdü. Evlenmemesine neden olarak hastalığını gösteriyordu. Oysa güncesinde evliliği bir burjuva bağı olanak nitelendirmiş ve edebiyat hayatını sürdürebilmesi için yalnızlığa ihtiyacı olduğunu vurgulamıştır. Nişanlısıyla bu ilişkisinden geriye beş yüzün üzerinde mektup kalmıştır. Bunlar, Kafka'nın ölümünden çok sonra 1967'de 'Felice'ye Mektuplar' adıyla yayınlandı.

1917'de Kafka, verem olduğunu öğrendi.

1919 yılında geçirdiği ağır gripten dolayı hastaneye kaldırıldı.

1920 yılında Milena Jesenska ile tanıştı. Mektuplaştığı dört kadın arasında en ciddi ve önemli olan Milena Jesenska'ydi. Milena'yla mektuplaşmaları önce bir arkadaşlık gibi başladı, daha sonra tutkulu bir aşka dönüştü. Fakat Milena evli olduğundan bu mutsuz ve imkânsız ask Kafka'yı derin acılara sürükledi. Mektuplaştıkları üç yıl boyunca sadece iki üç kez görüşebildiler ve bu görüşmeler Kafka'yı üzmekten başka bir işe yaramadı, yine de onun yaratıcılığını olumlu yönde etkilediği rahatlıkla söylenebilir. Daha sonraları edebiyat tarihinin güzide eserlerinden biri sayılacak olan "Milena'ya Mektupları”nda Kafka şöyle dile getirir durumunu;

"En çok seni seviyorum diyorum ama gerçek sevgi bu değil sanırım, sen bir bıçaksın, ben de durmadan içimi deşiyorum o bıçakla dersem, gerçek sevgiyi anlatmış olurum belki..."

Milena bu mektupları 1939 yılında yayınlaması için yakın arkadaşı Willy Haas'a verdi ve kendisi 17 Mayıs 1944'te Almanya'da toplama kampında öldü.

1922'de emekli oldu, maddi durumu kötüydü ve sağlığı gittikçe bozuluyordu.

1923`de ailesinin etkisinden kaçmak ve yazmaya yoğunlaşmak için Berlin'e taşındı, orada da Dora Dymant adında bir sevgilisi oldu. Dora, Milena`dan daha şanslıydı Nazi Almanya'sına direndi ve 1952`de Londra'da öldü.

1924 yılı 3 Haziran gecesi, 1917 senesinde kaldırıldığı Viyana yakınlarındaki Keirling sanatoryumunda hayata gözlerini yumdu.

Kafka'nın eserlerinin hepsinde görülen yabancılaşma olgusu, onun kendi yaşamında da belirgin bir biçimde izlenir. Ona göre ne kadar küçük ve basit bir yaşamı olursa o kadar mutlu ve sorunsuz olacaktır. Nazilerin Çekoslovakya'yı işgali sırasında Kafka ile ilgili birçok belge yok edildi. 20 yıl süren dostluklarının sonunda Kafka bütün yazdıklarını ölümünden sonra yakması için Max Brod'a vermişti. Yazdıklarının gereğinden fazla kişisel ve değersiz olduğunu düşünüyordu. Tabii Max onunla ayni fikirde değildi ve Kafka'nın ölümünden sonra, karışık halde bulunan binlerce sayfa metni toplayıp düzenleyerek yayınladı.

Yaşamının ve yapıtlarının ortak yani, Camus'nün dediği gibi, "Her şeyi göstermek ve hiçbir şeyi teyit etmemektir".

Çünkü yaşamayı bir savaş, ama önceden yitirilmiş bir savaş olarak görür. Çünkü bir insan olarak yaşamak ve doğru yolda ilerlemek hemen hemen olanaksızdır.

Franz Kafka Kitapları - Eserleri

  • Dava
  • Şato
  • Dönüşüm
  • Milena'ya Mektuplar
  • Babaya Mektup
  • Mavi Oktav Defterleri

  • Ceza Sömürgesi
  • Açlık Sanatçısı
  • Aforizmalar
  • Çin Seddi'nin İnşası
  • Amerika
  • Akbaba
  • Bir Savaşın Tasviri

  • Bütün Öyküler
  • Günlükler
  • Hayvan Öyküleri
  • Kovalı Süvari
  • Ottla’ya ve Aileye Mektuplar
  • Özdeyişler
  • Bir Köy Hekimi

  • Dava (Çizgi Roman)
  • Felice'ye Mektuplar
  • Yeni Bulunmuş Mektuplar
  • Bir Köpeğin Araştırmaları
  • Bir Kardeş Cinayeti
  • Küçük Bir Kadın
  • Öyküler

  • Kafka Öyküler 1
  • Kafka Öyküler 2
  • Ofis Yazıları
  • Üç Uzun Hikaye
  • Şarkıcı Josefine ya da Fare Ulusu
  • Hayata Yön Veren Sözler
  • Ceza Sömürgesi (Çizgi Roman)

  • Mutsuzluk
  • Kafka
  • Yakılmamış Öyküler
  • Seçme Eserleri
  • Taşrada Düğün Hazırlıkları
  • Günlük'ten Seçmeler
  • Dönüşüm

  • Anlatılar
  • Köy Öğretmeni - Ateşçi
  • Seçme Yazılar
  • Kanun Önünde
  • The Sons
  • Ateşçi
  • İn

  • Grete Bloch'a Mektuplar
  • Dönüşüm ve Diğer Hikayeler
  • Dönüşüm (The Metamorphosis)
  • Bir Dostluk
  • Kafka'nın Kedisi
  • Contemplation
  • Günlükler 2

  • Gammaz Yürek - Dönüşüm (2 Kitap Birden)
  • Yargı
  • Vəsiyyət
  • Blumfeld: Geçkin Bir Bekar
  • Kafkadan Rilkeyə qədər 12 Hekayə
  • İmparatordan Bir Haber
  • On Bir Oğul

  • Kararlar
  • Milena'ya Mektuplar, Cilt 2
  • Erzählungen
  • Dönüşüm
  • The Metamorphosis

Franz Kafka Alıntıları - Sözleri

  • Hiç eksiğim yok. Kendime muhtacım yalnızca. (Hayata Yön Veren Sözler)
  • "Evet, dünyada hâlâ sadakat diye bir şey var." (Amerika)
  • Değer vaktinde bilinmeli. (Dönüşüm (The Metamorphosis))
  • "İyi kitap en iyi arkadaştır." (Taşrada Düğün Hazırlıkları)
  • Oysa biliyorum, uyuyamayacağım. Sana yazmaktan vazgeçtiğim için uyuyamayacağım. (Milena'ya Mektuplar)
  • "Yargılama adaletsizlik kokuyordu, infaz da insanlık dışıydı." (Ceza Sömürgesi)

  • hiç senin dengin değildim; (Babaya Mektup)
  • Adalet rahat olmalı, yoksa terazi sallanır ve adil bir hüküm verilemez. (Dava)
  • Keşke varlığımı unutsaydı.. (Açlık Sanatçısı)
  • Gittiğim her yerde benden önce bir şairin orada bulunduğunu görüyorum. (Hayata Yön Veren Sözler)
  • Kanepeye yatsın, ona kimse dokunmasın, yaşam boyu tavana bakıp dursun, daha ne ister? (Bir Köy Hekimi)
  • "Hiç kalıcı ve samimi olmayan insan ilişkileri. Şeytan görsün hepsinin yüzünü!” (Dönüşüm)
  • Bizde in­sanlar şimdiki zamanı yok etmeye bu kadar ha­zırdır işte. (Akbaba)

  • Pek çok şeyin bambaşka olmasını isterdim. (Kafka)
  • Evlilik korkusunun bazen, kişinin kendi ebeveynine karşı işlediği günahlarının acısını ileride kendi çocuklarının ondan çıkaracağı yolunda duyduğu endişeden kaynaklandığına dair bir görüş vardır. (Babaya Mektup)
  • Dünyanın fakir insanlardan beklediği her şeyi yerine getiriyordu. (Dönüşüm ve Diğer Hikayeler)
  • Bırakın, boş sokaklar mutsuz kılacaktır onları, biliyorum. (Anlatılar)
  • "Ah" dedi fare, "Dünya daralıyor günden güne. Başlangıçta o kadar genişti ki, korkuyordum, koştukça koşuyor ve nihayet uzakta, sağlı sollu duvarlar görünce mutlu oluyordum; ama bu uzun duvarlar o kadar hızla birbirine yaklaşıyor ki, son odaya gelmişim bile, şu köşede de koşup gireceğim tuzak duruyor." (Kararlar)
  • Sizi çok iyi tanımak benim koruma altında olmam anlamına gelmez, sadece sizi önümde numara yapma zahmetinden kurtarır. (Ateşçi)
  • Pencereyi açıp kendimi dışarıya atmak çok yararlı bir şey gibi görünürdü bana. (Felice'ye Mektuplar)