Kitap Künyesi

Yazar: Philip K. Dick

Çevirmen: Zeynep Şebnem Çorakçı

Editör: Berna Kılınçer

Tasarımcı: Adnan Elmasoğlu

Yayın Evi: Alfa Yayınları

İSBN: 9786051719788

Sayfa Sayısı: 190

--reklam--

Kozmik Kuklalar Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Karısıyla birlikte tatil yapan Ted Barton, doğup büyüdüğü küçük, huzurlu kasaba Millgate’i görmek için ani bir istek duyar ama oraya vardığında kasabanın yıllar önce terk ettiği yere hiç benzemediğini fark eder. Sürpriz! Bu küçük kasaba iyi ve kötü arasındaki kozmik boyuttaki bir savaşın mekanıdır, dahası Ted Barton dokuz yaşında ölmüştür.

Alternatif gerçeklikler, belirsiz kimlikler gibi PKD saplantılarını içeren, 1950’lerin ucuz romanlarının tadında Alacakaranlık Kuşağı’nın bir bölümü gibi başlayan ve H.P. Lovecraft öyküsü gibi devam eden genç bir Philip K. Dick romanı.

Millgate’e hoş geldiniz!

--reklam--

Kozmik Kuklalar Alıntıları - Sözleri

  • "Bu çok eskiye dayanan bir sorun," dedi Doktor Meada gölgelerin arasından. "Eğer dünyayı Tanrı yarattıysa, Kötülük nereden geldi..."
  • Eğer dünyayı Tanrı yarattıysa, kötülük nereden geldi...
  • Geri dönmek zorundaydı. Burada bir süre kalması şarttı. Gerekirse yıllar boyunca kalacaktı. Kim olduğunu öğrenmek zorundaydı ve tek öğrenebileceği yer de burasıydı.
  • Bir kez gördükten sonra artık görmemesi mümkün değildi. Şu bulmacalardan biri gibiydi - gizlenmiş şekli bulduğun anda ne yaparsan yap görmeye devam ediyordun.
  • Birdenbire cümlenin ortasında sustu. "Sana şunu sorayım. Eski kasabayı geri getirmeyi neden bu kadar çok istiyorsun?" Barton bu soru karşısında dehşete düşmüştü. "Çünkü gerçek olan o! Bütün bu insanlar, evler, dükkânlar, hepsi birer yanılsama. Gerçek kasaba bu görüntünün altına gömülü." "Bu insanların bazılarının yanılsamayı tercih edebilecekleri aklına geldi mi hiç?"
  • Barton dışarı baktı. Şekiller Meade'nin söylediği gibi hâlâ oradaydı. Peter'in kaya çıkıntısından gördüğü şekilde duruyorlardı. "O güneşten geliyor," dedi Meade. "Evet. Onu gün ortasında gördüm. Başı pırıl pırıl parlayan kocaman bir ışık küresiydi." “Diğeri soğuk ve karanlıktan geliyor. Onlar ezelden beri var. Bazı parçaları birleştirmeyi başardım, ama bilmediğim o kadar çok şey var ki hâlâ. Buradaki mücadele gerçek mücadelenin yalnızca çok küçük bir parçası. Hatta mikroskobik bir boyutu. Birbiriyle her yerde savaşıyorlar. Bütün evrende. Evrenin varlık sebebi de bu. Onlara bir savaş alanı sunmak.” “Bir savaş alanı,” diye mırıldandı Barton. Pencere karanlık tarafa doğru bakıyordu. Yani diğerinin tarafına. Karanlık ve soğuğa. Barton orada dikildiğini görebiliyordu. Muazzamdı. Ucu bucağı yoktu. Varlığın başı boşlukta kaybolup gözden yitiyordu. Derin uzayın insanı sersemleten boşluğunda. Hiçbir varlığın, hiçbir yaşamın, hiçbir varoluşun bulunmadığı yerler. Sadece sessizlik ve uçsuz bucaksız bir ıssızlık. Ve kaynayan güneşlerden gelmiş o Varlık. Fokurdayan ve patlamalarıyla karanlığı aydınlatan sıcak alev alev gaz kütleleri. Boşluğu delen, uzanan, yoklayan, soğuğu gerilemeye zorlayan ateş okları. Boşluğu dolduran ateşin sesi ve hareketi. Ebedi bir mücadele. Bir tarafta yaşamdan yoksun karanlık, sessizlik, soğuk, hareketsizlik, ölüm. Diğer taraftaysa hayatın alev alev sıcaklığı. Kör edici parlaklıkta güneşler, doğum ve gelecek nesiller, bilinç ve varlık. Kozmik kutuplar. "Onun adı Ormazd," dedi doktor Meade. "Ya diğeri?" "Karanlıktan, pislik vs ölümden geliyor. Kaos ve kötülük. Onun yasasını yok etmeyi istiyor. Ormazd'ın düzenini ve gerçekliğini yıkmak. Onun kadım adı da Ahriman.
  • Ahriman hayatı içine çekiyor, karşılığında da derin uzayın hissizleştiren, cansız soğukluğunu geri veriyordu. Buz gibi ısırıcı bir rüzgarı. Ölümün ve boşluğun umutsuzluğunu.
  • “Eğer dünyayı tanrı yarattıysa, kötülük nereden geldi...”
  • "Kendini bulmak, ha ? Elinde hiç ipucu var mı bari kendinle ilgili ? Kendini bulduğun zaman tanıyabilecek misin ? Neye benzediğini biliyor musun? "
  • "Eğer dünyayı Tanrı yarattıysa, Kötülük nereden geldi..."

--reklam--

Kozmik Kuklalar İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Sanırım Pkd, kitapları filme en çok çevrilen bilimkurgu yazarlardan bir tanesi olabilir Çevrilen filmler zaten malum. Azınlık Raporu, Bıçak Sırtı, Total Recall bunlardan bazıları. Ancak Pkd öyle bir yazar ki, tüm kitapları filme çevrilebilir. Kitabın her sayfasında yazılan fantastik sahneleri okurken gözünüzde yeşil zemin üzerine bilgisayarla oluşturulan müthiş Hollywood sahneleri canlanıyor. (Spoiler) Dükkanların içeriden başlayarak değişmesi, kilden yapılmış golemlerin küçük iğneleri mızrak gibi kullanması, duvarın içinden geçebilen gezginler... Yalnız Pkd bu kitabında yer yer zihnimi çok yordu. Sayfalara geçirdiği hayal gücünü yansıtan tasfirlerinin bazılarını maalesef ben zihnimde oluşturamadım. Ortalama bir pkd kitabı. Okunmalı mı? Evet... (Birlik)

Adınız: Soyadınız: Doğum yeriniz: Bu sorulara verecek cevabınız vardır değil mi? Doğru olan, herkesin cevaplayabileceği sorular... Bir gün, doğduğunuz yer aslında sizin ölmüş olduğunuz bir yer olsa ve siz hala yaşıyor olsanız nasıl bir duyguya kapılırdınız? Ya da o yer tamamen değişse ve tanıdık gelmese hatıralar... Kozmik kuklalar; iyi ve kötünün arasına sıkışmış bir hikayeden ibaret. Eskinin yeninin altında durduğu, zamanın insanları duyguları unutturduğu bir kurgu. Görünen ama göründüğü gibi olmayan. Belki de gerçek hayatta ışığın ve karanlığın çarpışması tadında bir vurgu.. İnsan, her zaman kendini bilmek ister. Doğum ve ölüm arasına sıkışmış kimliğine tutunmak ister. Bu yüzden belirsizlik ve kimlik sorunu, alternatif gerçekliğin ta kendisi haline gelir. Eğer size yaşamış olduğunuz hayatın gerçek olmadığını ve bir yanılsama olduğunu söyleselerdi nasıl bir hayat hayal ederdiniz? Ya da siz gerçekte KİMSİNİZ? (Sabriye yılmaz)

Kozmik Kuklalar bir yanıyla bilimin doğrularının biraz dinsel mitler ile harmanlandığı çok iyi bir hikayeydi. Kozmik Kuklalar evreni yaratan ve kuralları koyan ışık (yaratıcı Ormazd) ile evreni öldürmek isteyen karanlığın (Ahriman) ezeli ve ebedi kavgalarının hikayesi. Okurken fark edebildiğim bir cümlenin sıkıntılı olduğu ve dizgi hatasının az olduğu (ben 3 tane görebildim) bir Alfa baskısı olmuş. :) 190 sayfalık akıcı, anlaşılır kısa sürede okunacak bir PKD hikayesi. Ormazd ve Ahriman galiba zerdüşt tanrılar. (Alper Kanık)

--reklam--

Kozmik Kuklalar PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Philip K. Dick - Kozmik Kuklalar kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Kozmik Kuklalar PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Philip K. Dick Kimdir?

Bazı kitaplarını Richard Phillips ya da Jack Dowland mahlaslarıyla yazmıştır. Hayranları tarafından kısaca PKD olarak adlandırılır.

Hayatının büyük bölümünü Kaliforniya'da geçirdi. Bir plakçı dükkânı işletmesi ve radyoda klasik müzik programları yapması dışında, başlıca uğraşı yazarlık oldu. Kırka yakın bilim-kurgu romanı dışında ana akım romanları da yazdı, ancak pek başarılı olamadı. Ölümünden sonra beş cilt halinde toplanan yüz civarında öyküsü vardır.

Ölümünden önce fazla tanınmayan bir yazar olan Dick'in roman ve kısa hikâyelerini bir kısmı ölümünden sonra senaryolaştırılıp film olarak büyük beğeni kazanmıştır. Bunların arasında en ünlüleri, yönetmen Ridley Scott tarafından "Blade Runner" adıyla 1982 yılında çekilen "Do Androids Dream of Electric Sheep?" (kitap olarak Türkiye'de basımı: 1996, Bıçak Sırtı, Kavram Yayınları; 2006, Android'ler Elektrikli Koyun Düşler mi?, Altıkırkbeş Yayın) ve 1965 yılında yazdığı "We Can Remember It For You Wholesale" öyküsünden yola çıkılarak yönetmen Paul Verhoeven tarafından çekilen1990 yapımı "Total Recall" filmleridir. Her iki film yapılmış en iyi bilim-kurgu filmleri arasında yer almaktadır. PKD'nin 1956 yılında yazdığı "The Minority Report" adlı öyküsü yönetmen Steven Spielberg tarafından 2002'de filme alınmıştır.

Dick'in yazdığı bilim-kurgu romanlarını türünün diğer örneklerinden ayıran en önemli özellik, gelecekte gerçekten olması muhtemel olaylarla birlikte toplumsal değişimleri genellikle "çalışan sınıf" çerçevesinde ele almasıdır. Dick toplumsal konuların yanı sıra siyasi ve metafizik konuları da ele almış, romanlarında tekelci şirketler ve otoriter hükümetler bolca yer bulmuştur. Özellikle erken dönem romanları, "gerçeklik" kavramının sorgulanması üzerine kuruludur.

Önemli yapıtları

Önemli romanları arasında: Martian Time-Slip (1964, Mars'ta Zaman Kayması), The Penultimate Truth (1964, Sondan Bir Önceki Hakikat), The Three Stigmata of Palmer Eldritch (1965, Palmer Eldritch'in Üç Bilmecesi) ve Ubik (1969) sayılabilir. The Man in the High Castle (1963, Hugo Ödülü sahibi) (Yüksek Şatodaki Adam) romanı birçok eleştirmen tarafından Dick'in başyapıtı olarak gösterilmiştir.

Dick, adı geçen romanlarıyla Amerikan Ulusal Kütüphanesi'nde yer almaya hak kazanan ilk ve tek bilim kurgu yazarı olmuştur

--reklam--

Philip K. Dick Kitapları - Eserleri

  • Androidler Elektrikli Koyun Düşler mi?
  • Yüksek Şatodaki Adam
  • Şizofreni ve Değişimler Kitabı
  • Ubik
  • Gökteki Göz
  • Vulcan'ın Çekici
  • Çığrından Çıkmış Zaman
  • Alfa Ayının Kabileleri
  • Toplu Öyküler - 1. Cilt
  • Elektrikli Düşler
  • Karanlığı Taramak
  • Albemuth Özgür Radyosu
  • Mars'ta Zaman Kayması
  • Kozmik Kuklalar
  • Galaktik Çömlek Tamircisi
  • Android ve İnsan
  • Uzay Piyangosu
  • Sondan Bir Önceki Gerçek
  • "Aksın Gözyaşlarım" Dedi Polis
  • Yaratılan Dünya
  • Ölüm Labirenti
  • Sizi İnşa Edebiliriz
  • Kader Ajanları
  • Simulakra
  • Uzaydaki Çatlak
  • Gelecek Seneyi Bekle
  • Titanlı Oyuncular
  • Bir Palavracının İtirafları
  • Dr. Gelecek
  • Timothy Archer
  • Palmer Eldrictch'in 3 Stigmatası
  • Dr. Kan Bedeli
  • Kozmoloji ve Kozmogoni
  • Valis
  • Yetenekliler Dünyası
  • Uzayda Suikast Uzay serisi 1
  • Tefsir
  • Alay Eden Adam
  • Sokaktan Gelen Sesler
  • Hesaplaşma
  • Azınlık Raporu
  • Suikastçı
  • Mary ve Koca Dünya
  • Kutsal İstila
  • Adjustment Team
  • Öteki Tutkular
  • I Hope I Shall Arrive Soon
  • Do Androids Dream of Electric Sheep ?
  • Bir Bilimkurgu Yazarının Kısa ve Mutlu Yaşamı
  • Ubik
  • Second Variety
  • Beyond Lies The Wub

--reklam--

Philip K. Dick Alıntıları - Sözleri

  • Diğerlerini terk etmesinin gerekçesini ölçüp biçti. Hepsinden önemlisi de Mali’yi terk etmesinin. Sevdiği kadını. Çömlek berbattı. (Galaktik Çömlek Tamircisi)
  • Bazı olaylar bildiriliyordu. 2203 yılının Mayıs ayı başlarında, haber makineleri İsveç üzerinde beyaz kargaların uçtuğu olayını heyecanla yayınlıyordu. (Uzayda Suikast Uzay serisi 1)
  • Eskiden hastalar kalıplaşmış iki sınıfa ayrılırdı: toplumda iş göremeyecek, arabasını yıkayıp cilalayamayacak, elektrik faturalarını ödeyemeyecek ve bir martini içtikten sonra güzel bir sohbeti sürdüremeyecek kadar hasta yani deli oldukları için hastanede tutulması zorunlu olanlar... ve herkesin ayakkabılarının bağını çözmek, evlerinin ya da iş yerlerinin önünden üçtekerli bisikletle geçen çocukları saymak zorunluluğu hissetmek gibi basit “isterik” şikayetler ya da “gerçeklik durumu” ile uyumlu olarak anksiyete haline indirgenen “nevrotik” rahatsızlıklar, özellikle de insansız bir uzay aracının Pazar sabahı tam da söz konusu rahatsız kişi mangalında kızarttığı hamburger köfteleriyle uğraşırken Atlantik okyanusu yerine bahçenin tam ortasına düşeceğine dair ruhsal açıdan sağlıksız, mantıksız korkular yüzünden psikiyatrik yardıma başvuracak kadar akıllı olanları kapsayan nevrotikler. (Şizofreni ve Değişimler Kitabı)
  • Libera me, Domine! (Ubik)
  • Sinir buhranı yaşayan insanlar çoğunlukla bu yaşadıklarını açıklamak amacıyla bir yığın araştırma yaparlar. Tabii bu araştırmalar bir yere varmaz. (Valis)
  • Olan şey her ne olursa olsun, ölçüsüz bir kötülükten ibaret. Madem öyle, mücadele etmek niye? Seçmek niye? Tüm alternatifler aynıysa… (Yüksek Şatodaki Adam)
  • İnsan zihni olağandışı inatçıydı ve çok yavaş değişiyordu. (Uzaydaki Çatlak)
  • Sabit fikirleri sorun değil çözüm olduğu için onu düşünerek defetmek mümkün değildi, sonunda başlı başına daha büyük bir sorun halini alsa da. (Timothy Archer)
  • Ruh hastalarıyla uğraşırsan sen de onlardan biri olur, ruh hastası olur çıkarsın. (Simulakra)
  • Savaş olmadan eğitim ya da zekâya sahip olmayan işe yaramaz, yetersiz insan kitlesi kontrolsüzce yayılıp büyür. Savaş onların sayısını azaltmaya yarıyordu. (Toplu Öyküler - 1. Cilt)
  • Tanrım, bir kitap okudular diye durmadan konuşuyorlar. (Yüksek Şatodaki Adam)
  • "Bizi huzursuz ve tatminsiz yapan vahşi bir içgüdü değil. Size ne olduğunu söyleyeyim; bizi böyle yapan insanoğlunun en yüce amacı. Büyüme ve ilerleme ihtiyacı... yeni şeyler bulma... yayılma. Yayılma, başka deneyimlere, başka yerlere ulaşma ihtiyacı. Anlama ve sürekli değişeceği biçimde yaşama ihtiyacı. Rutini ve tekrarı bir kenara itmek, anlamsız tekdüzelikten kendini kurtarmak ve ileriye atılmak. Sürekli hareket halinde olma ihtiyacı..." (Uzay Piyangosu)
  • Jones boğuk bir sesle, “Benim için,” dedi, “bu an geçmişin ta kendisi. Şimdi, burada, bu binada, üçünüzle oturuyorum, oysa bu benim için bir sene önce olup bitti. Benim durumum geleceği görmekten ziyade bir ayağımın geçmişte sıkışıp kalmasına daha çok benziyor. Ayağımı çekip kurtaramıyorum. Rötarlı yaşıyorum; sonsuza kadar hayatımın bir senesini tekrar tekrar yaşayacağım.” Omuz silkti. “Tekrar ve tekrar. Yaptığım, söylediğim, duyduğum, tecrübe ettiğim her şeyi ikinci bir kez yaşamak zorundayım.” Sesini yükseltmişti; sesi tiz, acı dolu ve umutsuzdu. “Aynı hayatı iki kez yaşıyorum.” Cussick yavaşça, “Bir başka deyişle,” dedi, “senin için gelecek değişmez. Geleceği bilmen onu değiştirmemi mümkün kılmıyor.” Jones buz gibi bir kahkaha attı. “Değiştirmek mi? Gelecek tamamen sabit. Bu duvardan daha sabit, daha kalıcı.” Elini öfkeyle arkasındaki duvara vurdu. “Sizce bu yetenek beni özgür mü kılıyor? Hadi, kandırmayın kendinizi... Gelecek hakkında ne kadar az şey bilirseniz, kendinizi o kadar iyi hissedersiniz. Güzel bir yanılsama içinde yaşıyorsunuz; özgür bir iradeniz var sanıyorsunuz.” “Ama bu senin için geçerli değil.” Jones acıyla “Hayır,” dedi. “Bir sene önce yorgun argın attığım adımları yeniden atıyorum. Bir tanesini bile değiştiremiyorum. Bu konuşmayı ezbere biliyorum. İçine tek bir yeni kelime dahi ekleyemeyeceğim gibi, mevcut tek bir kelimeyi de atamam.” (Yaratılan Dünya)
  • Ruh insan için neyse, makine için de insan odur: Fonksiyonel hiyerarşi açısından bu bir ek boyuttur. İçimizden biri Tanrı gibi davrandığında (pelerinini bir yabancıya verdiğinde) makine de insan gibi davranır yani programlanmış döngüsünü bir karara bağlı olarak ertelemek için duraklar. (Android ve İnsan)
  • Geçmiş görünmeyendir, dibe batırılandır, hala oradadır, bir sonrakinin üzerinde izini bırakmak için her an yüzeye çıkabilme kapasitesine sahiptir maalesef- ve sıradan bir deneyimin aksine- gözden kaybolmuştur. (Ubik)
  • Sana, ödeyemeyeceğin kadar pahalıya mal olacağım. (Alfa Ayının Kabileleri)
  • Belmont Bevatronu’nun proton ışın saptırıcısı 1959 yılı Ekim ayının ikinci günü öğleden sonra saat dörtte yaratıcılarına ihanet etti. Bunu izleyen olaylar göz açıp kapayıncaya dek olup bitti. Artık yeterince saptırılmayan –ve dolayısıyla denetim dışı kalan– altı milyon volt gücündeki ışın demeti salonun tavanına doğru yükselirken, halka biçimindeki dev mıknatısa tepeden bakan bir gözlem platformunu da kül ediverdi. O sırada taraçada sekiz kişi bulunmaktaydı: bir grup meraklı gezgin ve mihmandarları. Taraça ayaklarının altından yitince bu sekiz kişi Bevatron salonunun zeminine düştü ve manyetik alan boşaltılıp katı radyasyon kısmen nötralize edilinceye dek şoka girmiş durumda ve yaralı, öylece yattılar. Sekiz kişiden dördünün hastaneye kaldırılması gerekti. Yanıkları daha hafif olan iki kişi süresiz gözleme alındı. Kalan iki kişi ise muayene ve ilk tedavileri yapıldıktan sonra salıverildi. Olay San Fransisco ve Oakland’daki yerel gazetelerde yer aldı. Kurbanların avukatları dava açma hazırlıklarına girişti. Bevatron’la ilgisi bulunan kimi görevliler Wilcox-Jones Saptırıcısı ve girişken yaratıcıları ile birlikte ıskartaya alındı. Bir grup işçi fiziksel hasarı onarmaya başladı. Olay topu topu birkaç saniye sürmüştü. Hatalı sapma saat 4.00’te başlamış ve olağanüstü yüklü proton ışın demeti mıknatısın yuvarlak iç salonundan yayılırken sekiz kişi saat 4.02’de altmış ayak yükseklikten içine düşmüştü, ilk düşerek zemine çarpan, mihmandarlık yapan genç bir zenciydi. Son düşen ise yakınlardaki güdümlü füze fabrikasından gelen genç bir teknisyen olmuştu. Genç teknisyen platforma giderlerken arkadaşlarından ayrılmış, hole geri dönmüş ve sigara için ceplerini karıştırmaya başlamıştı. Eğer eşini yakalayabilmek için ileri atılmış olmasaydı belki de diğerleriyle birlikte aşağı sürüklenmeyecekti. Beyninde kalan açık seçik son anısı da bu olmuştu: Sigaralarının elinden düşüşü ve Marsha’nın çırpınarak kayıp giden ceket yenini yakalayabilmek için boşa atılışı… (Gökteki Göz)
  • “Fakat bir kimseye müjde veren haber diğer bir kimsenin kaderi oluyordu... (Uzayda Suikast Uzay serisi 1)
  • .... ve can sıkıntısı kötüdür, çünkü tam olarak gayret sarf etmiyorsun demektir; tembellik ediyorsun... (Dr. Kan Bedeli)
  • Güdünün kendisi en büyük ahlak sorunudur, eyleme geçirilmiş günah sadece şeytansı arzuların açığa çıkmış halidir. Doğru ve yanlış, bir adamın yaptıklarıyla değil hissettikleriyle bağlantılıdır. (Gökteki Göz)