Kitap Künyesi
Yazar: Jean Baudrillard
Çevirmen: Necmettin Sevil
Orijinal Adı: Le Crime Parfait
Yayın Evi: Ayrıntı Yayınları
İSBN: 9789755392141
Sayfa Sayısı: 192
--reklam--
Kusursuz Cinayet Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Bu, bir cinayetin -gerçekliğin katilinin- öyküsüdür. Ve bir yanılsamanın -yaşamsal yanılsamanın, dünyaya ilişkin temel yanılsamanın- yok edilmesinin öyküsüdür. Gerçek, yanılsama içinde kaybolmaz; bütünsel gerçeklik içinde kaybolan, yanılsamadır.
Eğer cinayet kusursuz olsaydı, cinayetin öğelerini sergilemeyi amaçlayan bu kitabın da kusursuz olması gerekirdi.
Ne yazık ki cinayet hiçbir zaman kusursuz değildir. Kaldı ki gerçeğin yok edilmesini anlatan bu polisiye kitapta, ne nedenler ne de katiller saptanabildi, ve gerçeğin cesedi de hiçbir zaman bulunamadı.
Bu kitabı yönlendiren düşünceye gelince, o da hiçbir zaman saptanamadı. Cinayetin silahı bu düşünceydi.
Her ne kadar cinayet hiçbir biçimde kusursuz olmasa da, kusursuzluk, adının da gösterdiği gibi her zaman bir suçla ilgilidir. Aynen kötülüğün şeffaflığı içinde, kötülüğü oluşturanın şeffaflığın kendisi olması gibi kusursuz cinayette de kusursuzluğun kendisi cinayettir. Ama kusursuzluk hiçbir zaman cezasız kalmaz: Kusursuzluğun cezası, onun aynen yeniden üretilmesidir.
Bu cinayette hafifletici nedenler bulunabilir mi? Kuşkusuz hayır, çünkü bunları her zaman cinayetin nedenleri ya da cinayeti işleyenler arasında aramak gerekir. Oysa bir cinayette bir neden ya da katiller bulunmamakta ve dolayısıyla açıklanamaz niteliğini mükemmel bir şekilde korumaktadır. Gerçek kusursuzluğu da buradan kaynaklanmaktadır. Cinayet bir kavram olarak ele alındığında, bunun, daha çok, ağırlaştırıcı bir neden olduğu tartışma götürmez.
Cinayetin sonuçları sürekli bir nitelik sunuyorsa, bunun nedeni, ne katil ne de kurbanın olmamasıdır. Eğer bunlardan biri ya da öteki var olsaydı, cinayetin gizi günün birinde ortaya çıkar ve cinayet süreci de çözülmüş olurdu. Sonuç olarak giz, katil ve kurbanın birbirine karışmasına dayanmaktadır. "Son çözümlemede, katil ve kurban aynı kişidir. İnsan soyunun birliğini anlamamız, ancak bu nihai eşdeğerliğin gerçekliğini tüm korkunçluğu içinde anlamamızla olanaklıdır. (Eric Gans) Son çözümlemede, nesne ve özne birdir. Dünyanın özünü kavramamız, ancak bu kökten eşdeğerliğin gerçekliğini tüm alaycılığı içinde kavramamızla olanaklıdır.
(Arka Kapak)
--reklam--
Kusursuz Cinayet Alıntıları - Sözleri
- "Herkes düşünce sahibidir; hem de gereğinden fazla."
- ''Varoluş, boyun eğilmemesi gereken bir şeydir. Bize, bir teselli armağanı gibi verilmiştir ve ona inanmamak gerekir.''
- "Gerçek, yanılsama içinde kaybolmaz; bütünsel gerçeklik içinde kaybolan, yanılsamadır."
- "İnsanlığın en güçlü içgüdüsü, doğrulukla, dolayısıyla gerçekle çatışmaya girmesidir."
- "Belki de dünyanın bu ürkütücü nesnelliğinden kurtulmak için onu gerçekliğin dışına atmak, gerçek dünyanın ültimatomundan kaçmak amacıyla onu sanallaştırmak üzereyiz. Çünkü gerçeklik kavramı varoluş ve mutluluğa güç katsa da, kötülüğün ve mutsuzluğun gerçekliğine daha kesin bir güç kazandırmakta."
- Biz dünyaya değil, dünya bize egemendir. Artık nesneyi düşünen biz değilizdir, nesne bizi düşünür. Yitik nesnenin etkisinde yaşıyorduk, bundan böyle nesne bizi yitiriyor.
- "Her türlü düşe, her türlü arzuya açık olan evrenimizde, düşüncenin, kavramın ya da düşün böylece yadsınmasından başka bir yazgı yoktur."
- "Dehşete düşme pahasına dünyanın gizini çözmek ve dolayısıyla ona ilişkin ilk yanılsamayı yıkmak zorundayız. Ne boşluğa, ne gize ne de arı görünüşe katlanabiliriz."
- Neden hiç yerine bir şeyin var olduğu izlenimi var? Oysa gerçekte var olan hiçtir.
- "...dünyanın giderek daha fazla gerçek olmasını isteye isteye, sonunda onun canlılığını yok etmek üzereyiz; gerçek büyüyor, gerçek büyüyor, bir gün her şey gerçek olacak ve gerçek evrensel olduğunda, bu ölüm olacak."
- yazar/Ludwig-Wittgenstein'ın dediği gibi, "dünya, olup bitendir".
- "Gerçekten de yanılsama, olabilecek en eşitlikçi, en demokratik ilkedir: Herkes, bir yanılsama olarak dünya karşısında eşitken, içinde her türlü eşitsizliğin ortaya çıktığı Doğruluk ve Gerçeklik olarak dünyada kesinlikle eşit değilizdir."
- Dünyanın kayıtsız şartsız gerçekleştirilmesini ve nihai yanılsamasını yöneten, Tanrıdır. Tanrı hiçbir zaman başlangıçta yer almaz; her zaman sondadır. Bu da ister istemez bu sonun mutsuz bir son olduğu ve sonda yer almanın daha iyi olacağı anlamını taşır.
- "Görüntü yoksa, gerçek anlamda savaş da yok mu demektir?"
- ''Ekranların ve görüntülerin çoğalmasıyla coşkusunu yitirmiş bir yanılsamaya kendimizi kaptırmış bulunmaktayız."
--reklam--
Kusursuz Cinayet İncelemesi - Şahsi Yorumlar
post modern dünyayı yine post modern bir tarzla anlatan ve kendine has stiliyle dikkat çeken bir eser. baudrillard'ı anlamak benim için yer yer zor oldu. yazarın nevi şahsına münhasır terimleri ve bazı şeyleri havada bırakıyor olması kitabı zor okunan bir esere dönüştürmüş maalesef. yazar bazı argümanları ortaya atıp kaçıyor ve söylediği şeylerin altını doldurmaya tenezzül etmiyor. durum böyle olunca kitap bazı hususlarda beni ikna edemedi açıkçası. kusursuz cinayet, yazarla tanışma kitabım olduğu için baudrillard'ın düşüncelerini özümsemekte zorlandım. kavramların iç içe girdiği bir dünyayı anlatan bu kitabı herhangi bir kategoriye yerleştirmek çok zor. post modern felsefe üzerine bir şeyler okumak isteyen kişiler kusursuz cinayet'e şans verebilirler. bahsi geçen felsefe hakkında bilgi sahibi olanlar bu kitabı daha rahat anlayabilirler. (Ersan Yılmaz)
--reklam--
Kusursuz Cinayet PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Jean Baudrillard - Kusursuz Cinayet kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Kusursuz Cinayet PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Jean Baudrillard Kimdir?
Jean Baudrillard (Jan Bodriyar) (d. 27 Temmuz 1929, Reims - ö. 6 Mart 2007), Paris), ünlü Fransız düşünür/sosyolog. Medya teorisi, Postyapısalcı felsefe ve postmodernizm üzerine olan çalışmalarıyla ünlenmiştir.
Hayatı
Fransa'da bir devlet memurunun çocuğu olarak doğdu. Sorbonne Üniversitesi'nde Almanca okudu, ailesinde üniversiteye gitmiş olan ilk kişiydi.
Mezun olduktan sonra bir süre eğitim kurumlarında Almanca öğretmiştir. 1950-1960lardaki bu dönemde, Cezayir sorunu yaşamını ve düşüncesini fazlasıyla etkilemiştir. Almanca öğrettiği bu dönemde doktora tezine de (sosyoloji üzerine) devam etti. 1966'da doktora tezini bitirdi, tezinin başlığı "Thèse de troisième cycle: Le Système des objets" idi.
1966 yılının Eylül ayında Université de Paris-X Nanterre'de (Nanterre Üniversitesi - Paris-X) asistan oldu. 1968'deki öğrenci eylemlerinin etkisinde kaldı,Yapısal Marksizm ve medya teorileri ile ilgilendi. 1972'de aynı üniversitede, profesör olarak, sosyoloji öğretmeye başladı. 1987'dan 1990'a kadar Université de Paris-IX Dauphine'de (Dauphine Üniversitesi - Paris-X) görev aldı.
"Eski Yugoslavya'daki Müslümanların maruz kaldığı soykırım, Yeni Avrupa Düzeni'nin evrim sürecinde bir aşamadır. 'Etnik temizliğin' infazcısı olan Sırplar, yeni biçimlenen bir Avrupa'nın öncülüğünü yapıyorlar." (Lettre dergisi, Kış 2005)
Çalışmaları
Bugünün siyasi ve ideolojik akımlarını reddetmesi ününün artmasına neden olmuştur. Bugüne kadar birçok önemli çalışmaya imza atmıştır.Simülasyon kuramını oluşturmuş, kitle zihni üzerine çarpıcı satırlar yazmıştır. Tüketim üzerine düşünceleri ve yapıtları ise onun ününe ün katmıştır. Medya ve kitle iletişim araçlarına dair eleştirileri de diğer düşünceleri kadar çarpıcıdır. Birinci Körfez Savaşı üzerine yaptığı açıklamalarla, Körfez Savaşı'nın oluşumunu ve etkilerini entelektüel bir açıdan farklı bir şekilde yorumlamıştır.
Simülasyon evreninin ortaya çıkışı II. Dünya Savaşının sonuçlarıyla bağlantılıdır. Baudrillard'a gore II. Dünya Savaşı sonrası sağ, solun işlevlerini yerine getirmeye başlamış; yâni, sosyal devlet ilkesi ortaya çıkmıştır. Ayrıca sanayi ve tarım sektörlerinin belirleyiciliği iletişim ve hizmetler sektörlerinin belirleyiciliğinin ardına düşmüştür. Bu veriler batıda bir çeşit durağanlığa sebep olmuş ve batı kendi ekseni etrafinda dönmeye başlamıştır. Bu kendi etrafında dönüş süreci kavramların içlerinin boşaltılması sonucunu doğurmuştur. Artık her kavram televizyonlardan akmakta, insanlar teknolojinin onlara sağladığı bu rahatlık sayesinde herhangi bir şeyi derinlemesine düşünememektedir ve iletişimi sağlamak adına yaratılan cansız kitle iletişim araçları kendilerine yüklenen işlevden, yani aracı olma konumundan çıkıp bağımsız bir kendilik haline gelmiştir. Birey ise bu durumu çaresizlik içinde izlemektedir; herseyin farkındadır, fakat rahatlığından da taviz vermek istememektedir. Baudrillard'ın örneğine bakacak olursak: Birey televizyonda Sudan iç savaşını, herhangi bir tuvalet kağıdı reklamıyla aynı duyarsızlıkla izlemektedir. Televizyonu kapattıktan sonra Sudan'daki iç savaş devam etse bile onun için bitmiştir. İşte bireyin yaşadığı bu evren simülasyon evrenidir. Her şey görüntülerden ibarettir ve cansızdır.
--reklam--
Jean Baudrillard Kitapları - Eserleri
- Simülakrlar ve Simülasyon
- Tüketim Toplumu
- Sessiz Yığınların Gölgesinde: Toplumsalın Sonu
- Kötülüğün Şeffaflığı
- Neden Her Şey Hala Yok Olup Gitmedi?
- Karnaval ve Yamyam
- Baştan Çıkarma Üzerine
- Şeytana Satılan Ruh ya da Kötülüğün Egemenliği
- İmkansız Takas
- Kusursuz Cinayet
- Sanat Komplosu
- Foucault'yu Unutmak
- Can Çekişen Küresel Güç
- Cool Anılar 1-2 (1980-1990)
- Nesneler Sistemi
- Amerika
- Cool Anılar
- Tam Ekran
- Simgesel Değiş Tokuş ve Ölüm
- Anahtar Sözcükler
- Tekil Nesneler (Mimarlık ve Felsefe)
- Cool Anılar 3-4 / 1990-2000
- Bir Parçadan Diğerine
- Cool Anılar V
- İlahi Sol
- Siyah Anlar
- Çaresiz Stratejiler
- Üretimin Aynası Ya da Tarihi Materyalist Eleştiri Yanılsaması
- Gösterge Ekonomi Politiği Hakkında Bir Eleştiri
- Baudrillard'ın Simülasyon Kuramı Üzerine Notlar ve Söyleşiler
- Çaresiz Stratejiler
- L'autre par lui-même
--reklam--
Jean Baudrillard Alıntıları - Sözleri
- "Gerçek bir daha asla geri dönmeyecektir." (Simülakrlar ve Simülasyon)
- Katıksızdan da daha katıksız olan şey, herhangi bir yolla sonun ötesinde yaşamaktır. (Cool Anılar 1-2 (1980-1990))
- Bizler bu tekelleşmiş küresel ağların içinde yüzen rehineleriz. Aynı zamanda hem kurban hem de suç ortağı konumundayız. (Karnaval ve Yamyam)
- "Anlamla saldıranı, anlamla öldürürler." (Simülakrlar ve Simülasyon)
- Her şey uydulaşıyor, beynimizin bile artık bizde olmadığı sayısız Hertz'lik dalga birimleri ve devreler halinde dalga halinde etrafımızda dalgalandığı söylenebilir. (Kötülüğün Şeffaflığı)
- Varım, buradayım değil; görülüyorum, bir imajım; bak bana, bak! Narsisizm bile değil bu; sığ bir dışadönüklük, herkesin kendi görünüşünün menajeri haline geldiği bir tür reklamcı saflığı. (Kötülüğün Şeffaflığı)
- Tüm abartılmış özellikler, kendi kendilerini aşmaya -hakiki olandan daha hakiki, güzelden daha güzel, gerçekten daha gerçek- mahkûm edilmiş olup, her türlü içerik ve nitelikten bağımsız bir şekilde kendilerinden geçmeye zorlanmakta ve günümüzde kendisine tutkuyla bağlandığımız tek alana benzemektedirler. (Çaresiz Stratejiler)
- Burada sokaklarda tek başına düşünen,tek başına şarkı söyleyen,tek başına yiyip kendi kendine konuşan insanların sayısı ürkütücü.Ama yine de bir araya gelmiyor;tersine birbirlerinden kaçıyorlar. Ancak belli bir yalnızlık var ki başka hiçbir yalnızlığa benzemiyor.Herkesin önünde, bir duvarın,bir arabanın motor kapağı üstünde,bir parmaklık boyunca yemeğini tek başına hazırlayan adamın yalnızlığı... (Amerika)
- Tarihe yabancılaşan bir evrende tarihin ne söyleyecek bir sözü olabilir ne de kendi varlığını kanıtlayabilir. İşte bu yüzden bizden önceki tüm dönemleri, tüm yaşam biçimlerini, tüm zihniyetleri kendi tarihlerini yazmaya ve varlıklarını belgelere dayanarak kanıtlamaya zorluyoruz. (Çaresiz Stratejiler)
- Oysa halk aptal değil. Kendisini yalnızca kendisinden daha zeki olanların kandırmasına izin veriyor. (İlahi Sol)
- Tüketim ideolojisini tüketimin kendisi gibi algılayan bir toplumbilim çoğu kez bir süreci diğeriyle karıştırıp onun suç ortağı olmaktadır. (Gösterge Ekonomi Politiği Hakkında Bir Eleştiri)
- "Dehşete düşme pahasına dünyanın gizini çözmek ve dolayısıyla ona ilişkin ilk yanılsamayı yıkmak zorundayız. Ne boşluğa, ne gize ne de arı görünüşe katlanabiliriz." (Kusursuz Cinayet)
- Sahte ve hakikatin sınırları da dahil olmak üzere, çiğnemediğimiz yasak kalmadı. Gerçekten de her şeyin ötesine geçmiş durumdayız. Bundan böyle iktidar düş gücü, ışık ve zekanın eline geçmiştir. Kusursuz bir toplumsal yapıya sahibiz ya da kısa bir süre sonra sahip olacağız. Bütün ütopyalar gerçekleşti. Bir zamanlar parlak bir geleceğe benzeyen şey bugün yavaş çekim bir felaketi andırıyor. Paranın tadını aldık, yabancılaşma döneminin temel düsturu sayılan şeffaflık, günümüzde türdeş ve terörist bir görünüme sahip. Artık bir hiperhaber, hipergörünürlük evrenin de yaşıyoruz. Yasal duygusallık dönemi sona ermiştir. Kıyamet gününü beklemenin bir anlamı yoktur; çünkü biz farkına bile varmadan, kıyamet sonrası bir yaşam sürdürmekle meşgulüz. Olanlar oldu, hepimiz cenneti boyladık. İllüzyonlar dönemi sona erdi. Dünyanın başlangıcından bu yana gerçeğin yakasına yapışıp onu frenlemeye çalışan illüzyon bile sonunda dayanamayıp ortadan kayboldu. İllüzyondan yoksun bir dünyada her şeye bir gerçeklik kazandırılmaya çalışılıyor. (Çaresiz Stratejiler)
- Derinlik, o eski derinlik değil artık. (Cool Anılar)
- Sokakta hakiki bir deliye rastladım nihayet - kendi kendine konuşmak için cep telefonuna ihtiyaç duymayan birine. (Cool Anılar V)
- Eskiden yolculuk yapmak başka bir yerde olmanın ya da hiçbir yerde olmamanın yoluydu. Bugün, bir yerde olma duygusunu hissetmenin tek yoludur. Kendi evimde, her türlü enformasyonla ve bir yığın ekranla çevrelenmiş olarak, hiçbir yerde değilim artık; ama yine de dünyanın her yerindeyim, evrensel sıradanlığın içindeyim. (Kötülüğün Şeffaflığı)
- Zamandan söz ettiğim sırada onun varlığını hissedemiyorum... Zamandan söz ettigim sırada akıp geçmiş oluyor. (Neden Her Şey Hala Yok Olup Gitmedi?)
- "Zenginliği bir başka şekilde dağıtma yolu bulunmadığı sürece toplumsala düşen görev: Düzeni çökerterek, tahammül edilmesi olanaksız bir ütopik duruma neden olabilecek bu zenginliğin fazlasını emip, temizlemektir." (Sessiz Yığınların Gölgesinde: Toplumsalın Sonu)
- Gerçek bir genellemedir oysa dünya özgün bir yerdir. (Şeytana Satılan Ruh ya da Kötülüğün Egemenliği)
- 1544 yılı, Paris'te ilk düşkünler evinin açıldığı tarihtir. Serseriler, deliler, hastalar, toplumun dışladığı ve bir kalıntıya dönüşmüş olan herkes, o sırada henüz yeni doğmuş bulunan toplumsal tarafından bakıma alınmışlardır. Bu bakım 19. yüzyılda Sosyal Yardım, 20. yüzyılda da Sosyal Sigorta'ya dönüşecektir. Toplumsalın gelişmesiyle birlikte doğru orantılı olarak neredeyse toplumsalın bütünü de kalıntılaşmış ve kendisine bir halka daha katılarak boyutları genişletilmiştir. Artıklar tüm bir toplumu kapsadığındaysa kusursuz bir toplumsallaşmayla karşı karşıya kalınmaktadır. Herkes bunun hem dışında hem de içindedir. Herkes hem tümüyle dışlanmış hem de toplumsallaştırılmıştır. (Sessiz Yığınların Gölgesinde: Toplumsalın Sonu)
Yorumlar
0 yorum