Kitap Künyesi

Yazar: Ted Dekker

Çevirmen: Aysun Babacan

Orijinal Adı: Adam

Yayın Evi: Martı Yayınevi

İSBN: 9786055872380

Sayfa Sayısı: 468

Kutsal Meclis Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

New York Times`ın en iyi satan yazarlar listesindeki Ted Dekker bu sürükleyici romanında, kurbanlarını bilinmeyen nedenlerle öldüren bir seri katili ve onu yakalamayı takıntı haline getirmiş bir psikoloğu anlatıyor.

FBI davranış uzmanı Daniel Clark dinin toplumun en büyük düşmanı olduğu konusunda yaptığı açıklamalarla ünlü olmuştur. Daniel`ın bilmediği şey, Havva olarak tanınan seri katilin peşinden gitme konusundaki takıntısının onun elinden ölüme gideceği gerçeğidir. Daniel öldükten yirmi dakika sonra tekrar hayata döndüğünde, yaşamındaki bu eksik yirmi dakika yakasını bırakmayacaktır artık.

Kısa süre sonra Havva`yı durdurmanın tek yolunun bu yirmi dakikayı geri almak olduğunu öğrenecektir. Bunun için tekrar ölmesi gerekmektedir ama hem kendi hem de Havva hakkındaki gerçekleri öğrenmek için kaç kez ölecektir?

Daniel, Havva`yı durdurmak için din konusundaki önyargıları ve modern dünyadaki şeytan takıntılarıyla yüzleşmek zorundadır.

Ted`in kelimeleri sayfaları yepyeni bir çarpıcı şiddet ve gerçeklikle atlıyor... Kutsal Meclis gerçekten de yazarın kariyerindeki en iyi roman.

Amazon.com

Eğer bu sene bir gerilim okuyacaksanız bu Kutsal Meclis olsun. Okuyucuları yerine zımbalayacak türden, iyi ile kötü arasındaki savaşın yüksek oktanlı gerilimi.

The New York Times

Çok sıkı ve sert çarpan bir hikaye... Dekker`in en iyi çalışması.

Barnes and Noble

Kutsal Meclis Alıntıları - Sözleri

  • Annem hep bana kendini tanıdığını sanan insanlar kendini tanımayanların burnu havada versiyonlarıdır derdi.
  • İnsan bilim ve mantığın dizginlerine bağlı olmayan bir yerde sorularının cevaplarını aramaya başlarsa akla aykırı düşen dinsel fermanları kabul etmek zorunda kalacak demektir.
  • Kendini tanıdığını sanan insanlar, kendini tanımayanların burnu havada versiyonlarıdır.
  • ''Bir katil önce zihninde katil olur. Yıllarca istismar edilir ve travmatik bir çöküntü yaşar. Her şey zihin içinde olup biter.''
  • İnsan bilim ve mantığın dizginlerine bağlı olmayan bir yerde sorularının cevaplarını aramaya başlarsa, akla aykırı düşen dinsel fermanları kabul etmek zorunda kalacak demektir.
  • Bu gezegende yaşayanlar bir zamanlar dünyanın düz olduğuna inanıyorlardı. Fakat gerçeği anlayamamalarının sebebi zekâ eksikliği değil, tecrübe eksikliğiydi. -Peder Robert Seymour
  • Işık saçacak herşeyi söndürmek kötülüğün en birinci hedefidir. İkinci amacı ise bunu hiç belli etmeden yapmaktır. Her insan her gün günde en az bir kere kötülüğün en alçak biçimlerinin kıyısından geçmektedir diyebilirim. Ama bunu ancak on yılda bir kez fark edebilirler. -Peder Robert Seymour
  • Kötülükle ilk yüz yüze geldiğimizde, onunla bir daha karşılaşma riskindense, kendi boğazımı kesmemek için bütün gücümü seferber ettim. - Peder Robert Seymour
  • Şeytan ve Tanrının var olup olmadığını tartışanlar ile dünyanın arka bahçelerindeki ağacın orada bitip bitmediğini tartışan ahmak çocuklar arasında bir fark yoktur. Bunu tartışanlarla bir ikindi vakti ormana dalmak meseleyi çözecektir. Benimle bir gezintiye çıkın, bayım. Size ormanı göstereyim . Çığlık atmaya başladığınızda elinizi tutacağıma söz veriyorum. -Peder Robert Seymour
  • Bu dünyaya girip de inançlarını koruyabilen pek olmamıştır.
  • "Eğer kotülüğü öyle şıp diye tanıyıp anlayabilseydik, dünya bir ütopya olurdu, evet. Ama bizim cehaletimize rağmen Yaradanımız kolayca kazanıyor. Onun köşesinde alkışlar var, sinip kaçmak yok."
  • Aslında Alex, bütün çocukların özgürleştiği zaman yaptıklarını yapıyordu. Çoğu insan, çocukluğunda belli görüşler (Tanrı'nın var olduğu gibi) sürekli aşılandığı için, gerçek dünyaya girdiğinde bu inançlarının sarsıldığını görür ve onlara sırt çevirdikleri bir döneme girerdi.
  • Ümit etmekten vazgeçmemeli. Her zaman bir şans vardır.
  • Annem hep bana kendini tanıdığını sanan insanlar, kendini tanımayanların burnu havada versiyonlarıdır derdi.

Kutsal Meclis İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Sürükleyici Bir Kitap..: Ted Dekker’ın Kutsal Meclis adlı kitabını dün bitirdim. Aslında daha erken bitirilebilecek bir akıcılıkla yazılmıştı fakat bu sıralar zaman bulup pek elime alamadım. Bazı zamanlar da elime aldığımda odaklanıp okuyamadım. Ama bu durumlara rağmen elime her aldığımda kısa zamanım olsa bile en az 40-50 sayfa okuyabiliyordum. Kitaba gelirsek konusu itibariyle ilk sayfalarda hemen olaylara kendimi kaptırdım. Diğer polisiye kitaplarından farklı olarak cinayetleri işleyen kişiyi ilk başlarda bilmem ve bazı bölümlerde onun hayat hikayesini okumam oldukça hoşuma gitti. Bu bölümleri okurken bir yandan da gerçekten üzüldüm her şey Alex ve Jessica için daha farklı olabilirdi. Kutsal Meclis kitabını okurken Alex’in başından geçen olaylara çok üzüldüm. Aslında kötü dediğimiz kişileri bu noktaya getiren sebeplerinin olduğunu farkettim. ----SPOİLER-- Kitap dediğim gibi çok akıcıydı. Okurken hiç sıkılmadım. Ama kitapta bazı mantık hatalarının olduğunu düşünüyorum. Mesela ölüm eşiği deneyimleri gibi. Daniel ölüp dirildikten sonra normal hayatına bu kadar rahat devam etmesi saçma geldi açıkçası. Bu kısımlar daha inandırıcı olabilirdi. Martı yayınlarının çevirisi okurken birkaç sayfa da ‘’ambulans’’ kelimesini ‘’ambülans’’ diye çevrilmesi hoş olmamıştı. Hatta kitabın sonlarına doğru Healther’ın konuştuğu kısmını da Lori konuşuyormuş gibi yazmışlardı. Ufak ufak hatalar var. Daha dikkat edilmeliydi. Kitabın sonunu daha farklı olacağını düşünmüştüm. Büyük bir merakla beklediğim kitabın sonunun doğaüstü sebeplere bağlanması beni hayal kırıklığına uğrattı. ----- Bazı kısımlar beklediğim gibi olmamasına rağmen genel olarak baktığımda okunabilecek güzel bir kitaptı. Puanım 6/10 (Diliş'in Kütüphanesi)

Çok Şaşırdım!: İtiraf etmeliyim ki iyi anlamda çok şaşırdım 0 beklentiyle başlamıştım fakat heyecandan elimden bırakmadığım bir Romandı.Özellikle katilin geçmişinin anlatıldığı kısımlar fazlasıyla iyi ve kışkırıcı gazete kesimleriyle geçmişe dönmemiz romanın monoton olmasının önüne geçmiş. Ayrıca katile ve kızkardeşine çok acıdım üzüldüm çünkü aynı zamanda kurban da (Serhat Demirtürk)

Polisiye bir kitapta katili en başından bileceksin, hatta cinayetler devam ederken aynı anda katilin geçmişine dair bilgileri de okuyacaksın, buna rağmen bu kitaptan çok etkileneceksin deseler yok artık derdim büyük ihtimalle ama tam olarak böyle oldu. Evet katili baştan itibaren biliyoruz ama bu durum merak duygusunu azaltmıyor. Çünkü her şey katilin kim olduğunu bilmekten ibaret değil ve aslında bilinmeyen çok şey var. Bu nedenle sayfaların nasıl akıp gittiğini anlamıyorsunuz. Kitap iki bölümden oluşuyor. Bir yandan 16 kadını öldüren bir katilin peşine düşmüş FBI ajanlarının yürüttüğü soruşturmaya dahil oluyoruz, diğer yandan ise gelecek bir zamanda Anne Rudolph'un kaleminden katilin hayatını bir dergide yazı dizisi şeklinde okuyoruz. Anne Rudolph, katilin doğumundan itibaren yaşanan olayları tanıkların ifadelerine dayanarak anlatıyor. Bazı yerlerde olaylar fotoğraflarla desteklenmiş, mesela ilk sayfalarda katilin doğduğu evin fotoğrafı vardı. Bu türde ilk defa rastladım fotoğraf kullanımına ancak çok sevdim. Hatta aslında yazılanlar gerçek mi, yazar yaşanmış bir olayı mı anlatıyor acaba diye düşündüm bir ara. Güzel düşünülmüş bir ayrıntı bence. Yazarı kutlamak gerek, dahice. Yazarın okuduğum ilk kitabıydı fakat, diğer polisiye-gerilim kitaplarından farklı bir tarza sahip olması nedeniyle, son olmayacağı kesin. Yazarın adını sık sık duymam boşa değilmiş. Bu türe ilginiz varsa yazarın en azından bir kitabını okumanız gerekir. Belki de bu kitabını.. Keyifli okumalar dilerim... (Leyla)

Kitabın Yazarı Ted Dekker Kimdir?

Ted Dekker, 40'tan fazla ödüllü romanın yazarı, New York Times ve uluslararası çok satan yazarlardan biridir.

Çalışmaları dünya çapında on milyonlara ulaştı ve birçok dile tercüme edildi. Ayrıca önemli filmlere uyarlandı. (Thr3e, House)

2013 yılında NPR okuyucuları, onu bütün zamanların en üst düzey gerilim yazarlarından biri olarak ilan ettiler.

Ted'ın tutkusu basittir: Zihin yoluyla gerçekleri keşfetmek için - okuyucuları dünyayı farklı bir mercekle görmeye davet eden hikayeleri bükmek.

Hikaye onun için, insan kalbi ve gerçek arasındaki en kısa mesafedir ve hayatına adamıştır.

Dekker, Endonezya'nın av kökenli kavimler arasında yaşayan misyonerler içinde doğdu.

Ebeveynlerinin çalışmaları genellikle çocuklarının uzağında uzun süre kaldığı için Dekker, erken yaşantısını hem yabancı hem de yalnız olduğu yabancı bir kültürde anlatıyor.

Kendisinin ait olduğu bir dünya yaratmak için, kendi hayal gücüne güvenmesini sağlayan bu eşsiz yetiştirme tarzının bir parçası oldu.

Endonezya'dan ayrıldıktan sonra Dekker, çok kültürlü bir liseden mezun oldu, Felsefe ve Din dersleri için Amerika Birleşik Devletleri'nde daimi ikametgah aldı.

İki yıl boyunca sıfırdan başlamadan ve her ikisini yeniden yazmadan önce iki tam uzunlukta roman yazdı.

Süreç ve öyküler onu tamamen şaşkına çevirmişti, hikaye anlatmanın kanında olduğunu fark etti ve hikayeyle gerçeği keşfetmek için yeni bir takıntı onu ele geçirdi.

Diğer işlerini bıraktı, ailesini Batı Colorado dağlarına götürdü ve üçüncü romanı üzerine tam zamanlı olarak yazmaya başladı.

İki yıl süren üç romanın yazımından sonra ilk romanı yayınlandı.

Dekker, eşi Lee Ann ile birlikte Nashville bölgesinde yaşıyor.

Ted Dekker Kitapları - Eserleri

  • Oyun (Cep Boy)
  • Siyah
  • Gelin Koleksiyoncusu
  • Yeşil
  • Kırmızı
  • Kutsal Meclis

  • Beyaz
  • Kemik Adamın Kızları
  • Adaletin Gizli Mezarlığı
  • Ten
  • Havva
  • Çalınmış Hafızalar
  • House

Ted Dekker Alıntıları - Sözleri

  • “Yapmayacak mısın? Çünkü bana yalan söyledin Yağmur adam. Çığlık atmayacaksın çünkü o duyabilir ve sen onun çığlıklarını duyması durumunda buraya geleceğinden korkuyorsun. Çünkü güzel insanlar bunu yaparlar Yağmur adam, ikimiz de bunu biliyoruz. Başı beladaki zavallı aptalları kurtarmak için koşturarak gelirler.” (Gelin Koleksiyoncusu)
  • Ve unutma, şüpheye düşersen uyumlu davran. (Siyah)
  • ''Yağmur bardaktan boşanırcasına yağmasa bile, arabanızın üstüne taş büyüklüğünde dolu taneleri gibi düşmeye başladığında, kenara çekmenizin vakti gelmiş demektir.'' (Ten)
  • Bir ülkenin bir orduya sahip olması ona dünyanın kontrolünü vermez. (Kırmızı)
  • Bunun yerine ruhları kara başka grupların peşine düşebilirdi. Politikacılar belki. Ya da şu rol yapan vaizler. (Ten)
  • Ne zaman birini öldürmeyi düşünse karnı acıkırdı. (Ten)

  • Yeşil gözleri kıvılcım saçıyordu. (Yeşil)
  • Üstüne ölü toprağı serpilmiş gibi. Çocukluğunu hiç yaşamadı. (Ten)
  • "İnsanların canını sırf seni incittikleri için yakamazsın. Herkes öyle yapsaydı dünya nasıl bir yer olurdu?" (Oyun (Cep Boy))
  • insanların canını sırf seni incittikleri için yakamazsın. Herkes öyle yapsaydı dünya nasıl bir yer olurdu? (Oyun (Cep Boy))
  • Bu gezegende yaşayanlar bir zamanlar dünyanın düz olduğuna inanıyorlardı. Fakat gerçeği anlayamamalarının sebebi zekâ eksikliği değil, tecrübe eksikliğiydi. -Peder Robert Seymour (Kutsal Meclis)
  • "Ve eğer bu amansız darbeler bir bebek yengeci öldürdüyse, Allah' ı böylesine şiddetli dalgaları yarattı diye suçlayan olmuş muydu?" (Adaletin Gizli Mezarlığı)
  • Ama sen bir an bile bizim şu anda bir rüyada olduğumuza inanmıyorsun. (Siyah)

  • Thomas, "Seninle kütüphanede ilk karşılaşmamızdan bu yana seni seviyorum,"dedi. Chelise,nin dudaklarına parmaklarıyla dokundu. "Seni sevmeme bir izin versen." (Beyaz)
  • Kötülükle ilk yüz yüze geldiğimizde, onunla bir daha karşılaşma riskindense, kendi boğazımı kesmemek için bütün gücümü seferber ettim. - Peder Robert Seymour (Kutsal Meclis)
  • Hiçbir şey filmlerde ya da kitaplarda olduğu kadar kolay değildi. (Adaletin Gizli Mezarlığı)
  • “Evet, bir ucube olduğumu biliyorum." (Yeşil)
  • "Hayat içinde barındırdığı risklerden dolayı yaşamaya değer. " (Gelin Koleksiyoncusu)
  • Kendini tanıdığını sanan insanlar, kendini tanımayanların burnu havada versiyonlarıdır. (Kutsal Meclis)
  • . (Ten)