Kitap Künyesi
Yazar: Nusret Özcan
Yayın Evi: Eşik Yayınları
İSBN: 9786054565085
Sayfa Sayısı: 253
--reklam--
Leyla ile Mecnun Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Gecenin çöl rüzgarlarını dinledi Mecnûn. Onların uğultularına kulak vererek düşündü durdu karanlıklarda. Leylâ'nın siyah saçlarını ve yanağındaki siyah beni düşündü. İçine düştüğü ve çıkamadığı siyah gözlerini. Göklerine yıldızların üşüştüğü çöl gecesi gözlerini. Ah, Leylâ ne kadar masum, ne kadar asil. Leylâ ne kadar mahcub, ne kadar temiz. Gözlerinin içi gülüyor Leylâ'nın. Leylâ güldümü dünya gülüyor. Leylâ'yı hayal etmek bile ne kadar dayanılmaz bir hal. Sonsuzluğu fısıldayan çöl ve gökyüzü altında insan ne kadar yalnız. İşte her şeyi örten gece insana kalbini açıyor. Gecenin asude genişliğinde Mecnûn ve derdi var. Mecnûn inledi... "Geceyi aşığa sığınak ve azab kuyusu yapan Allah'a şükürler olsun"
--reklam--
Leyla ile Mecnun Alıntıları - Sözleri
- Birine iyilik bir başkasına kötülük olmamalı.
- Ay da puslandı... Tıpkı içim gibi...
- Yeryüzünde cennet duygusudur aşk.
- "... Kalbi kafesinden kurtulmak isteyen bir kuş gibi.."
- Çöl gibiyim işte, çöl; gündüz ayrı, gece ayrı yanan bir çöl.
- "Çocuk anne ve babanın devamıdır, ama aynı zamanda onların gayrıdır da."
- " İsyana kalkarsa kalp, imtihanı ağır olur kişinin"
- "Çöl gibiyim işte, çöl; gündüz ayrı, gece ayrı yanan bir çöl"
- Biz anneler evlatlarının hem geçmişleridir,hem geleceği.. Sizler bizi geride bırakırsınız, fakat bir müddet sonra biz gibi olursunuz..
- Görmeden katlanılabilir olan şey, gördükten sonra katlanmaya güç bırakmıyor insanda...
--reklam--
Leyla ile Mecnun İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Leylâ ki, muradıydı muradı muhâl oldu Bimurad gitti Mecnûn âşığa misâl oldu... Aşk, diyordu, kokuya benzer. Duyarsın ama anlatamazsın...Ki ne zaman anlatmak için çıksa ses ağızdan, kırık çarpık birkaç kelimeden ibaret kalıyordu da tarif demeye yakışmıyordu bir türlü . Bir ah olup kalıyordu. Uzadıkça ah, aşk oluyordu... Aşk deyince akla en çok gelen Leylâydı. Belki de Mecnûndu. Belki de hem Leylâ, hem Mecnûndu. Kays Mecnûn olup da hakkında söylenen her rivayette içerledi hâline. Belki kıyamete kadar adı yaşayacaktı ama gerçekten anlayan çıkmayacaktı Ona göre. Hep biraz eksik, hep biraz yarım... İçindeki yarımın adına vermişken Leylânın adını, Leylâsız Mecnûn u anlamak aşk olur muydu hiç? Leylâ 'nın şavkı düştü suya. Leylâ'nın kapkara gözlerini gördü Mecnûn suda. İşte o zaman eksiğini bulduğunu anladı.Ya da anladığı yarısının kaldığı yeri bulduğu oldu. Çokça kendinden vermekti aşk. Her alaya, her öğüde, her hakarete rağmen hep bir umuttu, kutsal topraklarda bile Mecnunun dua dua Leylâ 'yı istemesiydi aşk : -Ey Allahım! Bizi yarattın ve kalbimize süveydayı yerleştirdin ki siyahtır. -Rabbim işte bu senin beytindir ve örtüsü siyahtır... -Beytullahına cennetten gönderdiğin Hacer-ül esvedin de siyahtır... - Allahım! Bana sevdirdiğin kızın da gözleri siyahtır, tıpkı kalp çekirdiğimiz gibi... -Rabbim o kulunun saçları da siyahtır Beytullah'ının örtüsü gibi... -Sevgisi de siyahtır Hacerülesved'in gibi... -İsmi de siyahtır Allahım!... Çölün gecesiydi Leylâ, çölün güneşiydi...Ama asıl değildi, akisti sadece. Ne zaman Mecnûn Leylâyı kaybetti, kaybettiği yerde buldu Leylâyı yine... Nusret Özcan'ın okuduğum ilk kitabı oldu Leylâ ile Mecnûn. Bu kadar yalın cümlelerle oldukça güçlü ve duygu yüklü bir kitap okumanın hazzına vardım. Hikayesinin hem herkesçe bilinen Leylâ ile Mecnûn olduğunu, hem kendi Leylâ ile Mecnunu olduğunu söylüyor kitapta. Nitekim herkes okuduğunda kendi içindeki hikayeyi bulacaktı...Allah rahmet eylesin... ...Veda Kuyusu 'ndan boğuk bir çığlık işittiğini söyler gençten biri...Bazıları inanır, bazıları inanmaz...Delikanlı, -Leylâ diye uzun bir çığlıktı diye ısrar eder...İçlerinden biri, -İçinden gelmiş olmasın sakın o Leylâ çığlığı diye bir söz atar ortaya... Bir diğeri gülerek, -Leylâ diye mi bağırdı, Mecnûn diye mi?diye takılır. Yaşlı adam gözleri dalarak sözü noktalar. -Ha Leylâ ha Mecnûn!...Ha Mecnûn ha Leylâ!... Söz bitmiştir artık... Bazıları inanır, bazıları inanmaz... Keyifli okumalar... (Leyl_im)
Aşk ‘ ten ve bedenle ilgili değil, ruhî bir şey... ’ diyen yazar ve ekler öykünün sonuna ‘ ha Leylâ ha Mecnûn!.. ha Mecnûn ha Leylâ!.. söz bitmiştir artık... ‘ Aşkın serzenişinde bulunan yazar beşerilikten, benlikten ve dünyalık meselerinden kurtulup ilahî aşka doğru yol alınmış bir aşkın hikayesi. Eserde; Kimi zaman hapsoldum aşka.. Kimi zaman içimin yanışı.. Kimi zaman aşkın sevinci.. Ve hep Mecnûnluk hissi... Sade anlatımı yalın diliyle etkisinde kalmak ve bir sonraya sürüklenişi.. Yoksa ; Çölde özlenen yağmur muydu Leylâ ? Gözyaşlarına bürünmüş Mecnûn mu ? Ve birbirinin gözlerin de derinleşen ezgiselliği... Yufka yüreğinin.. ‘ Kopan çiçeği gösteriyor, iç çeke çeke ağlıyordu. ‘ ‘ yeryüzünde cennet duygusudur aşk.. ‘ Gerçek olan... ‘ aşk kötülük doğurmaz, aşk hayırlara iletir.. ‘ ‘ onlar bizim, biz de onların kayıp parçasıyız... ya bulur onu ya bulamaz... ‘ Söylenecek nice şeyler hakim.. Aşkın edebini ve gerçek tadını almak isteyenlere tavsiye ederim... Değerli dostumun tavsiyesiyle severek tad aldığım eser, Rabbim razı olsun.. (Eypdndr)
Her harfte Leyla'yı görmek...: İlk aldığımda bir abimiz, bana şöyle demişti "ben bu kitabı ağlamadan okuyana rastlamadım"... Ve kitaba başladığımdan bitirene kadar içim dışıma çıkmıştı ağlamaktan... Seni alt üst edecek bir kitap istiyorsan, işte aradığın... (Bestami Köseismailoğlu)
--reklam--
Leyla ile Mecnun PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Nusret Özcan - Leyla ile Mecnun kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Leyla ile Mecnun PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Nusret Özcan Kimdir?
Nusret Özcan, 25 Kasım 1958 tarihinde İstanbul’da, Eyüp semtinde doğdu. İlk ve ortaöğreniminden sonra Yüksek İslâm Enstitüsü ve Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sahne ve Görüntü Sanatları Bölümü'nde öğrenim gördü. Buradaki eğitimini yarıda bırakarak Marmara Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde öğrenime başladı. Öğrenciliği sırasında Milli Türk Talebe Birliği’nde çeşitli kültürel faaliyetlere katıldı, tiyatro ile ilgilendi. Mezun olduktan sonra bir süre edebiyat öğretmenliği yaptı. 1980 yılından itibaren çeşitli basın kuruluşlarında muhabir, idareci ve editör olarak çalıştı. İzlenim, Kayıtlar, Dergibi ve Kafdağı gibi dergilerde edebî çalışmaları yayınlandı. Otuz yıl süresince çeşitli basın kuruluşlarında gazeteci olarak çalışan Özcan, son olarak Yeni Şafak gazetesinde editör olarak görev aldı. Gazeteciliğinin yanı sıra üslûp sahibi bir yazar olarak da tanınan Nusret Özcan, eserlerinde Türk toplumunun hayat tarzını oluşturan ölçüleri sanatlı bir dille yansıttı. Bizim Mahalle (çocuk romanı), Sokak Sesleri (belge anı), Leyla ve Mecnun (roman), Mustafa Kutlu Kitabı (Kemal Aykut'la birlikte), Beşir Ayvazoğlu Kitabı, Kar Kelebekleri (hikâye) isimli eserlerin sahibiydi. Evli ve üç babası olan Nusret Özcan, 22 Haziran 2007 tarihinde İstanbul’da vefat etti.
--reklam--
Nusret Özcan Kitapları - Eserleri
- Leyla ile Mecnun
- Kar Kelebekleri / Sarıkamış Destanı
- Bir Hüzün Yolcusu
- Mustafa Kutlu Kitabı
- Bizim Mahalle
- Beşir Ayvazoğlu Kitabı
- Birkaç Güzel Gün
- Sokak Sesleri
--reklam--
Nusret Özcan Alıntıları - Sözleri
- "Martılar ne kadar isteksiz uçuyorlar bugün." (Bir Hüzün Yolcusu)
- "Bu hayat arzusu belki de hiçbir zaman olmadı... Artık bir uzvum haline gelen kitaplara kaçışım da bundan, biliyorum." (Bir Hüzün Yolcusu)
- "Tam o gece, gökte yeniden yıldızlar görünecek." (Bir Hüzün Yolcusu)
- "Ağlama! Ağlarsan rahatlayacaksın, rahatladığında uçacak içindeki bu kahır... Oysa bu kahır beslemeli seni, o oldurmak, demlenmeli ve sen onunla ermelisin kemâle..." diyen ve göz yaşına hiç müsaade etmeyen kaskatı bir hüzündü bu. (Kar Kelebekleri / Sarıkamış Destanı)
- Çöl gibiyim işte, çöl; gündüz ayrı, gece ayrı yanan bir çöl. (Leyla ile Mecnun)
- "Yüreğim patlayacak kadar dolu ve ne yapacağımı bilemiyorum." (Bir Hüzün Yolcusu)
- "Çocukların günleri uzun... Neler sığdırırlar öyle o günlere... Sonra sonra gittikçe kısalır ve şaşılası bir biçimde hiçbir şey sığmaz olur o koskoca günlere. Ne garip!" (Bir Hüzün Yolcusu)
- Ay da puslandı... Tıpkı içim gibi... (Leyla ile Mecnun)
- "İnsanı merhamete çağıran bir hâli vardı." (Bir Hüzün Yolcusu)
- "... Kalbi kafesinden kurtulmak isteyen bir kuş gibi.." (Leyla ile Mecnun)
- Biz anneler evlatlarının hem geçmişleridir,hem geleceği.. Sizler bizi geride bırakırsınız, fakat bir müddet sonra biz gibi olursunuz.. (Leyla ile Mecnun)
- "İnsan ne yaparsa yapsın kendinden kurtulamazdı." (Bir Hüzün Yolcusu)
- Çocuğunuzu seviyorsanız ona bir kitap alın Eğer çok seviyorsaniz iki kitap alın (Mustafa Kutlu Kitabı)
- her şey geçip gidiveriyor, geriye hatıralar kalıyor (Birkaç Güzel Gün)
- ...göz yaşına hiç müsaade etmeyen kaskatı bir hüzündü bu! (Kar Kelebekleri / Sarıkamış Destanı)
- Yeryüzünde cennet duygusudur aşk. (Leyla ile Mecnun)
- "Hangi sevgili şey sıkışıp kaldığım bu köşeden çekip çıkaracaktı beni ve yeniden hayata bağışlayacaktı. Tekrar, bir âşık iştiyakıyla ne zaman sarılacaktım hayata." (Bir Hüzün Yolcusu)
- Kalmak da imkansızdı, gitmek de... (Kar Kelebekleri / Sarıkamış Destanı)
- Kar deve çulu gibi yağıyordu, ağır ve acelesiz... (Kar Kelebekleri / Sarıkamış Destanı)
- Kırılan umutlar, bitmeyen bir yolculuk ve karlara kelebekler gibi düşen delikanlılar. Birinci Dünya Savaşı'nın en hazin harekatlerinden biridir Sarıkamış.. (Kar Kelebekleri / Sarıkamış Destanı)
Yorumlar
0 yorum