Kitap Künyesi
Yazar: Ali Şeriati
Yayın Evi: Birleşik Yayıncılık
İSBN:
Sayfa Sayısı: 144
Marksizm ve Diğer Batı Düşünceleri Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Marksizm ve Diğer Batı Düşünceleri, Ali Şeriati'nin konuşmalarından oluşmuş bir kitaptır. Şeriati, Marksizm'i ve diğer batı düşüncelerini alışılmışın dışında bir yaklaşımla ele almakta, çelişkilerini gözler önüne sermekte, batılı düşüncelerin İslâm'la karşılaştırmasını da yaparak bu düşüncelerin zaaflarını gözler önüne sermektedir.
Marksizm ve Diğer Batı Düşünceleri Alıntıları - Sözleri
- “İnsanları korkunç biçimde sömüren, işçinin, kırılıp dökülerek bir tarafa atılıncaya kadar çalışmak zorunda olan bir makinaya, yine makina tarafından dönüştürüldüğü, insan ruhunun gelişmesine hiç bir fırsat vermeyen, kapitalistin ise, servet yığma arzusundan başka hiç bir şey duymayan bir altına tapınıcı hâline geldiği kapitalist sisteme karşı koymak amacıyla çeşitli ekoller doğdu. Bu kavga, dünyanın her yanında çeşitli isimler altında başladı, ama ne yazık ki, sınıf adaleti ve dünyada eşit sosyal ilişkiler amacı taşıyan bu eğilim ve hareket dine karşı çıkarak gelişti. Bunun nedeni ise, dinin, yönetici sınıfın ve yönetim düzeni içinde doğup gelişen din adamları sınıfının kontrolünde olması idi.”
- Batı liberalizmi olsun, Doğu komünizmi olsun, bu sistemlerin egemen olduğu dünyalarda hayat felsefesine yer yoktur, çünkü her ikisinde de kurban edilen, temel insan fıtratının serbestçe gelişmesidir.
- Şöyle demek ister yani Marx: “Bu kavga uğruna bütün maddi itemlerinizi, ekonomik ihtiyaçlarınızı, doğal isteklerinizi, kişisel avantajlarınızı ve hatta hayatınızı bile ortaya koymalısınız.”
- Bu sosyal sistemlerin ikisi de, Kapitalizm olsun, Komünizm olsun, her ne kadar dışardan bakan için birbirinden farklıymış izlenimini veriyorsalar da, insanı ekonomik bir hayvan olarak ele alırlar; İkisi arasındaki tek farklı görünen nokta, bu hayvanın ihtiyaçlarını hangisinin daha başarıyla giderebileceği sorunudur.
- İnsanlık her geçen gün daha bir çok (alination)a uğruyor ve delicesine bir hızla bu tüketim bataklığına batıyor da batıyor. İnsani değerler, ahlaki yücelik ve manevi yönelişler bakımından gelişmek için bırakın boş vakit bulabilmeyi, tüketim için çalışmaya ve çalışmak için tüketime doğru bu başaşağı yuvarlanış, lüks ve eğlenceler için bu delicesine yarış, geleneksel ahlaki değerlerin unutulup, büsbütün ortadan kalkmasına neden oldu.
- Ne tuhaf! Sermaye, çağımızın büyük putu haline gelmiştir. Onun yanında insan bir hiç; kendinden uzaklaşmış, basit bir köle, bir uşak...
- Sartre’ın yön gösterici kutup yıldızı Heidegger, “İnsan, bu çöl- dünyasına bırakılmış başıboş bir varlıktır.” diyor. Sartre, bu anlayış türünü, “délaissement” olarak açıklar, yani her şey kendine bırakılmıştır. Bu, bizim felsefemizdeki “tefviz”* kavramına benziyor.
- “Felsefe, Prometheus’un inancıyla ittifak halindedir, kısaca, tanrılara karşı bir tiksinti duyuyorum. Allah’ın varlığı ile ilgili bütün deliller, gerçekte O’nun yokluğunu gösteriyor. Gerçek delillerin karşıt bir özelliği olmalı: Allah vardır, çünkü tabiat haklı ve doğru bir düzenden yoksundur. Allah vardır çünkü karmakarışık bir dünya var. Bir başka deyimle, akılsızlık ve mantıksızlık Allah’ın varlığının temelidir.”
- gonderi/40546207 Marx,tanrılara karşı bir tiksinti duyduğunu ilan ederken, bizim de seçtiği kelimeye bakmamız gerekiyor. Felsefi bir esere yazılan önsözde bir kişinin tanrıları tartışırken, “tiksinti” kelimesini seçmesi hiç tabii düşmüyor. Bu kelime, bir duyguyu ifade eder, felsefi ve bilimsel bir anlamı değil.
- gonderi/40546207 “Allah vardır, çünkü akılsızlık ve mantıksızlık Allah’ın varlığının temelidir.” Karmakarışık bir mantık türü sergiliyor, popüler bir din görüşünü dini yargılamada ölçü alıyor. Halbuki popüler dinler Allah’ı hep tabii, akli kanunların ve karışık olaylar dizisinin dışında ararlar.
- Marx’ın öte dünyanın adını anmadan, insan kaderinin bu dünyada komünizmden öte varacağı yeri gösterecek gücü yoktur. Marx, böyle bir insanın gerçek kaderden yoksun olduğunu ileri sürer. Öte yandan, İslam, insana tabiatta şerefli bir yer vermenin de ötesine geçer. “ Andolsun, Adem oğullarını şerefli kıldık.” (17/70) “Muhakkak ki Ben, yeryüzünde bir halife yaratacağım.” (2/30)
- “Senin hastalığın kendi içindedir, sen bilmezsin; ilacın da kendi içindedir, ama sen görmezsin!”
- Ey dünya! Bana kendini mi sunuyorsun? İstemem, geç git. Arzunla bana doğru mu eğiliyorsun? Aman, hilen yanıma yaklaşmasın; sana benim ihtiyacım yok. Git, başkasını aldat; benden öylesine uzaksın ki, seni üç kez boşadım ve geri dönüş de yok. Hayatın kısa, değerin az ve arzun bayağı. Dikkat! Azık kıt, yol uzun, yolculuk uzağa ve kararlaştırılan toplantının istekleri fazla!
- “Bugünlerde dinden söz etmek çok zordur; modern kafalar, onu ilerici ve kurtarıcı bir güç olarak kabul etmiyorlar. “Bu modern kafa nedir, diye kendi kendimize sormalıyız. Nerede şekillenmiş ve böyle bir tavrı nereden almıştır?”
- “Şurası çok ilginçtir: Sartre, artık, (bir ondokuzuncu yüzyıl düşünürünün söyleyebileceği gibi) Allah yoktur ve din insanlara belâ olan bir hurâfedir demiyor. Bunun yerine, (Allah’ın yokluğu bütün varlığı anlamsız ve amaçsız yapmıştır, fakat ne yapalım ki, durum böyle; elden ne gelir?) diyor. Allah’ı olmayan bir tabiat, Sarte için sıkıcı, aptalca, duygusuz ve insan ihtiyaçları için yetersizdir. İnsanın tabiatta bir sürgün hayatı yaşadığını ve kendine yabancılaştığını kabûl ediyor o, ama Allah’a da inanmıyor. Sonra diyor ki, “Allah olmayınca her şey serbesttir, çünkü, iyi ve kötüyü inandırıcı yapan yalnızca Allah’ın varlığı dır. Allahsız olmakla, hiç bir kimsenin, gören hiç bir gözün bulunmadığı bir evde olmak arasında fark yoktur. İnsan, böyle bir evde; “Nasıl oturayım?”, «Nasıl giyineyim?”, “Nasıl hareket edeyim?” diye sormaz; bu tür sorular anlamsızdır. Sizi gözetleyen hiç bir gözün olmadığı bir evde terbiyeli veya, terbiyesizce oturmak gerçekten hiç bir şeyi değiştirmez. Doğru oturuşu yanlış oturuştan ayırmak, güzeli çirkinden, iyi davranışı kötü davranıştan, haklı sözü haksızından ayırdetmek bir gözetleyicinin varlığını gerektirir. Tabiatta gözetlemek için gören hiç bir göz bulunmazsa, haine sadık, kendini inanç ve değerler uğrunda feda edenle, başkalarını kendi yükselişi uğruna feda eden arasında hiç bir fark olmaz.”
Marksizm ve Diğer Batı Düşünceleri İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Müslüman bir yazarın batı düşünce tarihine dair kendine has bir bakış açısını sade bir üslupla anlattığı bir kitap. Bununla birlikte siyasi düşünce tarihi ve kavramlarına dair bilginiz olması kitabı daha anlaşılır kılacaktır. (gamze samutoğlu)
Kitabın Yazarı Ali Şeriati Kimdir?
Ali Şeriati (Farsça: علی شريعتی) (d. 1933, Sabzevar - ö. 1977), İranlı Müslüman sosyolog, aktivist, düşünür ve yazar; özellikle din sosyolojisi ve çağdaş İslam düşüncesi üzerine eserler vermiştir. Marksist düşünceden yaptığı alıntılar ve türetmeler ve bunların kendi zamanındaki İran'a ve çevresine adapte edilmesi ve Marksizm kritiği ile birlikte çağdaş İslam düşüncesi ve devrimcilik açısından ortaya koyduğu çeşitli sonuçlar ve yarattığı ilgi sebebiyle, gerek önemli çağdaş İslam düşünürleri arasında gerekse İran'daki devrimci İslam'ın babası ve İran İslam Devrimi'nin baş düşünürü olarak anıldığı olmuştur. Düşünceleri genel olarak "İslam'a dönüş" -"öz"e dönüş- başlığı altında toplanabilir ve bilimsel kaynaklara dayanması, sosyoloji vurgusu yapması ve Batı metodolojisini, çeşitli açılardan eleştirmekle birlikte çeşitli açılardan yapıcı bir şekilde kullanması (ki sosyoloji gibi çeşitli bilimler ve Batı düşüncesinde ortaya çıkan çeşitli fikirlerin, örneğin bazı Marksist fikirlerin, İslam'ın özünde de daha farklı bir şekilde ortaya konduğunu da savunur) sebebiyle moderndir ve gelenekçilikten uzak olduğu gibi gelenekçi görüş ve kesimlere eleştirel yaklaşır nitekim bu sebeple eleştirildiği veya çelişki ile suçlandığı olmuştur. Bu tarzından yola çıkarak kendisi hakkında "sosyolojiyi İslamlaştırmaktan" ziyade "İslam'ın sosyolojik" bir okumasını yaptığı da söylenmiştir.
Hayatı
Çocukluğu
Şeriati 1933 yılında Mazinan, Sabzevar, İran'da doğdu. Babası ilerici milliyetçi bir öğretmen olan Muhammed Taki'dir. Eğitim yıllarında ilk kez İran'ın daha aşağı sınıflarından insanlarla tanıştı, var olan fakat bilmediği yoksulluk ve zorluklarla tanışması bu dönemde oldu. Ayrıca aynı dönemde Batı felsefi ve siyasi düşüncesiyle de tanışmıştır. Modern sosyoloji ve felsefenin bakış açısı ve bunun geleneksel İslami prensipler ile harmanlanması aracılığıyla Müslüman toplum ve toplulukların karşılaştığı sorunları açıklamaya ve çözümler bulmaya çalışmıştır. Şeriati Mevlana ve Muhammed İkbal'den büyük ölçüde etkilenmiştir.
Eğitimi
Lisansını İran'da bitirdikten sonra, Paris Üniversitesi'nde doktorasına başladı. Burada, 1964 yılında Sayfuddin'den "Belh'in Faziletleri Tarihi" isimli bir el yazmasının notlandırılmış bir Farsça çevirisini yaparak Edebiyat dalında doktor olmuştur. Daha sonra İran'a dönmüş, fakat hemen şah yönetimi tarafından tutuklanıp hapsedilmiştir. Yönetim onuFransa'dayken devleti yıkıcı siyasi aktivitelerde bulunmakla suçlamıştır. Daha sonra 1965'te serbest bırakılmış ve Meşhed Üniversitesi'nde eğitim vermeye başlamıştır.
Ölümü ve etkileri
Dersleri kısa sürede farklı toplumun farklı kesimlerinden öğrenciler tarafından beğenilmiş ve popülerleşmiştir. Bunun sonucu yönetim Üniversite'yi zorlayarak onun eğitim vermesini engellemiştir. Bunun üzerine Şeriati Tahran'a giderek Hüseyniye-i İrşad Enstitüsü'nde ders vermeye başlamıştır. Yine büyük bir popüleriteye ulaşan dersleri, yine toplumun her kesiminden öğrencileri etkilemiştir. Şeriati'nin görüşlerine ilginin arttığı orta ve yüksek sınıflardan öğrencilerin olması dikkat çekiciydi. Bu ilgi de şah yönetiminin Şeriati ile bazı öğrencilerinin tutkulanması emrini vermesine neden oldu. Gerek yurt içinden gerekse yurt dışından gelen tepkiler üzerine yönetim onu serbest bıraksa da çeşitli şartlarla tahliye edilmişti: kesinlikle herhangi bir eğitim aktivitesinde yer almayacak, hiçbir şey yayımlamayacak ve özel veya genel hiçbir toplantı yapmayacaktı. Ayrıca devletin güvenlik örgütlerinden SAVAK onun yakın çevresini yakın gözetim ve denetim altında tutacaktı. Şeriati bu şartlara karşı çıkarak ülkesini İngiltere'ye gitmek üzere terk etmeye karar verdi. Üç hafta sonra, 19 Haziran 1977'de SAVAK tarafından öldürüldü.
Tahran'ın büyük hastanelerinden birine Şeriati'nin ismi verilmiştir.
Devrim öncesi İran'ın en önemli ve etkili felsefi liderlerinden sayılan Şeriati'nin görüşleri bugün hâlâ İran toplumunda popüler ve etkindir. Özellikle bugünki İslami Cumhuriyet rejiminin biçimi, ruhban sınıfının konumu ve eşitlik anlayışına karşı çıkan kesimler tarafından beğenilmektedir.
Şeriati'nin düşünsel çalışmaları sadece devrim öncesi ve sonrası İran'ı değil, dünya çapında İslamcı topluluk ve düşünceler başta olmak üzere birçok kişi ve grubu etkilemiştir. Çeşitli dini kavramlara yaklaşımı, ruhban sınıfının eleştirisi ve İslamcılık hareketinin içinde kabul edilen çeşitli çıkarımlarıyla ilgi çekmiştir.
Şeriati, ayrıca Martinikli Marksist düşünür ve şair Frantz Fanon'un "Yeryüzünün Lanetlileri" isimli eserini, Jacques Derrida'dan "Şiir Nedir" ve Fransız oryantalist ve aynı zamanda katolik papaz olan Louis Massignon'dan "Selman-ı Pak" adlı eserleri Farsçaya çevirmiştir.
Birçok eseri bulunan Ali Şeriati'nin eserlerinin neredeyse tümü Türkçeye çevrilmiştir.
wikipedia
Ali Şeriati Kitapları - Eserleri
- Hac
- İnsanın Dört Zindanı
- Ali
- Dine Karşı Din
- Kendini Devrimci Yetiştirmek
- Ebuzer
- Anne Baba Biz Suçluyuz
- Kadın (Fatıma Fatımadır)
- Her Hicret Bir İnkılaptır
- Muhammed Kimdir
- Kendisi Olmayan İnsan
- İnsan
- Bilinç ve Eşekleştirme
- Dua
- Çocuklar ve Gençler
- Dinler Tarihi 1
- Dinler Tarihi 2
- Şehadet
- Aydın
- İslam ve Sınıfsal Yapı
- Marksizm
- Kur'an'a Bakış
- Hangi Şia?
- Kapitalizm
- İran ve İslam
- İslam Bilimi (Ciltli) I-II
- İbrahim'le Buluşma
- İslam'ı Tanıma Metodu
- Dünya Görüşü ve İdeoloji
- Yeni Çağ'ın Özellikleri
- Ne Yapmalı
- Yalnızlık Sözleri 1
- İslambilim 1
- İslambilim 2
- Biz ve İkbal
- Aydınlara Umut Çağrısı
- Ali Şiası Safevi Şiası
- Hür Düşünce Mektebi
- İslam Nedir Muhammed Kimdir
- Mektuplar
- Çöle İniş
- İslam'ı Anlamak
- İnsan Olmak
- Kevir/ Bir Tarih Olarak Beliren Coğrafya
- Muhammed'i Tanıyalım
- Kültür ve İdeoloji
- Kendini Bilmek
- Yalnızlık Sözleri 2
- Medeniyet ve Modernizm
- Medeniyet Tarihi 1
- Medeniyet Tarihi 2
- İdeallerin Yenilgisi
- Kapitalizm Uyanıyor mu?
- Şia
- Mükemmel Bir Cemaat Ali Şiası
- Sanat
- Dine Karşı Din / Anne Baba Biz Suçluyuz
- Ümmet ve İmamet
- Adem'in Varisi Hüseyin
- Aşina Yüzlerle Ailesine ve Dostlarına Mektuplar
- Kavramlar Sözlüğü
- Muhtelif Eserler- I
- Muhtelif Eserler- II
- İslambilim 3
- Bir Önünde Sonsuz Sayıda Sıfırlar
- Tevhidi Altyapı
- Bekleyiş - Karşı Tepki Dini
- İslam Ekonomisi
- İslam'ın Tarih Felsefesi
- İslam Sosyolojisi Üzerine
- Sizi Rahatsız Etmeye Geldim
- Marksizm ve Diğer Batı Düşünceleri
- Yarının Tarihine Bakış
- Sevmek Aşktan Üstündür
- Terimler Sözlüğü
- Gençler İçin İnanç ve Ahlak Prensipleri
- Dine Dayanmak
- Siret
- Ali Şeriati'den Aforizmalar
- Dinleri Tanımak
- İki Sûre İki Yorum
- Çağımızın Müslüman Kadından Beklentisi - Emperyalizme Karşı Müslüman Kadın
- Toplumbilim Üzerine
- Çar Zindanen İnsan-Eli Şerieti
- Aşk ve Devrim
- Ve Cevap Veriyorum
- Öze Dönüş
- Ayet Yorumları
Ali Şeriati Alıntıları - Sözleri
- Diğer canlılar niçin yaşadıklarını anlamaları gerekmeksizin yaşarlar. Ama insana: "Yaşa!" dedikleri zaman "Nasıl?" diye sormadan önce "Niçin?" diye soruyor. Bundan dolayı insana,sadece nasıl yaşayacağını öğretmek yetmiyor. İnsan, aç olduğu sürece alışılmış hayat nimetlerinin peşinden gider ve gündelik dertlerini gidermek için çabalar; bu durumda bu sorulardan az ya da çok uzaklaşır. Fakat bu ihtiyaçlar giderildiğinde onun için insan olmanın temel ihtiyaçları ve nerede olması gerektiği gündeme gelir.Gercekten de gerçek din ve mutlak din duygusu bugün daha çok, daha ciddi ve daha hayatı bir ihtiyaç konusudur. (Dinler Tarihi 1)
- Bu dünyada şu üç şeyi şunlarla ara: Gerçekliği, düşünce ve ilimle; iyiliği, ahlak ve dinle; güzelliği, sanatla. Ve aşk sana bu üç dünyanın da kapılarını açabilir. (Aşina Yüzlerle Ailesine ve Dostlarına Mektuplar)
- Başkalarıyla oldukça kendimi yalnız görüyordum. Yalnız kendimle, yalnız değildim. (Çöle İniş)
- Diyorlar ki kafir, ölümden sonraki dünyaya inancı olmayan kimse demektir. Mümin ise bunlara inancı olan kimsedir. (Dine Dayanmak)
- Peygamber, ağır düşüncelerin baskısı altında bunaldığında ve ruhunun çetin dalgaları ve düşüncelerinin yüksek miraçları karşısında takatsiz kaldığında, Ayşe' yi çağırıp " Benimle konuş ey Hümeyra( pembelim) ! diyordu. (İslam Nedir Muhammed Kimdir)
- “Sezgisel ve tahmini değil, aksine gözle görme şeklinde olan kesim bilimsel ölçülere dayanarak ikinci neslimiz bizimle yabancılaştığını biliniz.” (İbrahim'le Buluşma)
- Dua; öğreten, bilinçlendiren, iyilik ve güzelliği telkin eden bir metin, ruhu ruhani miraca götüren, ölüm gününden kurtaran, Allaha yaklaştıran, eğitip öğreten bir ilimdir. (Kavramlar Sözlüğü)
- Kıyamette görmeye başlayıp başkalarını görme azabına uğrayacağımdan korkuyorum. [Ebulala Maarri] (İslambilim 2)
- İbrahim'e bak! Sevgili evladını aşka kurban ediyor. (Ali Şeriati'den Aforizmalar)
- "O sıfır aleminin içinde bir gibiydi." (Çocuklar ve Gençler)
- Netice, yine umutsuzluk, nefret, sorumluluktan kaçma, kendi köşesine çekilme, mistik hayat, varoluşçu oyunlar vb .. (Medeniyet ve Modernizm)
- Dua, yüzüne açılmayan hiçbir kapıyı çalmaz.. Dua, en yüksek ifade zirvesini, aklın karanlık gecesinde, Akıl bineğinin ayağı topalladığında, Aşk uçuşu sırasında bulur.. (Dua)
- lnsan ne kadar daha fazla anlar ve ne kadar daha derin hissederse daha çok acı çeker ve sorumluluğu ağırlaşır. (Yalnızlık Sözleri 2)
- Yarının tarihini yazarsak ancak, tarih değer kazanacaktır. Tarih, eğer yarını bilmemize, bugünün insanını ya da ortaya çıkacak insanı bilmemize yardımcı olmuyorsa, faydasız olacaktır. Çünkü tüm bilimler; insanları, geleceğin insanının hayatını ve bugün ile yarının insanının idealini anlamada, en azından yararlı olmak zorundadır. Geçmişteki insanı anlamak, kendimizi ve geleceğimizi anlamada bir başlangıç olmalıdır... (Yarının Tarihine Bakış)
- Şüphe yok ki, bu memlekette aç olanlar en çok çalışanlardır. Bununla şerefiyle çalışan, hırsızlık, yan kesicilik, aldatma, dalkavukluk, rüşvet, nüfuz sömürücülüğü, kadın ticareti, insanı kısa yoldan seçkin kılacak herhangi ber şeyi yapmayan namusluları kastediyorum. (Kapitalizm Uyanıyor mu?)
- Komünizm ve kapitalizmin her ikisi de şekil farklılıklarına rağmen insana "ekonomik bir hayvan" olarak bakmaktadırlar. Aralarındaki bu şekil farkı bu hayvanın ihtiyaçlarını karşılamada hangisinin daha başarılı olabileceği meselesi üzerinedir. (İnsan)
- Aydın ; son peygamberden sonra, peygambere benzeme eylemidir. Ümmi olmak ; halkın adamı olmaktır. Ümmetin hem içinde hem de dışında ayaklanmaktır. (Ne Yapmalı)
- "Bir toplum kendi durumunu değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez." (Bilinç ve Eşekleştirme)
- Halkın eleştirilerini özgürce yapamadığı bir toplumda eleştiriler, mizahla yapılır ve bu mizahlar bir araçtır. (Medeniyet Tarihi 1)
- Kuran'ın Allah'ı insana yakındır, herkesle birliktedir. (İslam Nedir Muhammed Kimdir)
Yorumlar
0 yorum