Kitap Künyesi

Yazar: Jacques Derrida

Çevirmen: Alp Tümertekin

Orijinal Adı: Spectres de Marx

Yayın Evi: Ayrıntı Yayınları

İSBN: 9789755392820

Sayfa Sayısı: 268

--reklam--

Marx'ın Hayaletleri Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

J. Derrida çağımızın en özgün düşünürlerinden biri kuşkusuz. 1950'lerde özellikle Fransız kültüründe etkili olan yapısalcılık ve sonrasındaki Marksist, eleştirel, özeleştirel tartışmalarda doğrudan taraf olmadı Derrida. Platon, Rousseau, Kant, Hegel, Nietzsche, Husserl, Heidegger, Freud okumaları sonrasında kendi adıyla birlikte anılan "yapıçözüm"le çıktı düşünce sahnesine. Bu karmaşık kavramsal düzenek, Batı düşünce tarihinin ve buna bağlı kültürel, siyasi, teknik pratiklerin, tavır alışların mekanizmasını çözümlemeye elverişli bir araçtı. Yapıçözüm geçmişin hayaletleriyle olduğu kadar söz konusu kültürel ortamla da diyalog içinde oluşturulmuştu.

Derrida, 1989'da duvar yıkıldıktan sonra ve Marksizmin duvarın yıkıntıları altında kaldığını sokaktaki adamın bile dile getirdiği bir sırada, Marx'ın Hayaletleri'yle Marksizm hakkında söz aldı. Liberalizmin ve şu anda var olduğu haliyle demokratik yönetimlerin zafer çığlığına ve eski bir Hegelci tema olan "tarihin sonu"nu ilan eden Fukuyama'ya çözümleyici bir değerlendirmeyle yanıt verdi. Marx'ın mirasının dinsel mesihçilikten ayrı bir mesihsel izlek çerçevesinde yeniden okunarak sahiplenilmesi gerektiğini savundu. Aykırı bir zamanda aldığı bu tavırla belirli bir "Marksizm ruhu"na sadık kaldığını ilan etti. Marx'ı çok sevdiği Shakespeare ve Max Stirner üzerinden yeni bir gözle okumaya girişti. Hatta bir "Yeni Enternasyonal" önerdi: Zamansız ve konumsuz, adsız ve unvansız, gizli değilse de pek az kamusal, sözleşmesiz, eşgüdümsüz, partisiz, vatansız.... bir "karşı-fesat" birliği.

Marx'ın Hayaletleri'nde "zaman ayrılık", "zamanın çığırından çıkmışlığı", "mevcudiyetin kendi kendisiyle bir türlü örtüşememesi", "yabancılaşma", "meta", "fetiş", "giderek karmaşıklaşan tele-teknolojiler ve protez sorunu" gibi konuları tartışıyor Derrida. Bu canlı sorunların Marksizmin şiirselliğinden bir türlü kurtulamamasının nedeni olan hayalet ve musallat olma mantığının kökenlerine iniyor.

Derrida'ya göre Marx "sahne mantığı" denebilecek bir mantığın taslağını çizer. Ama bunu aşmak üzere bu mantığın dışında "sahici", zamanın yerine yeniden yerleştiği, adaletin sağlandığı bir dünya varsayımına duyduğu inancın getirdiği ironi ve keyifle çizilir bu taslak. Bu onu mesihsel bir damara bağlar. Marksist eleştiri "sahici" ile "sahte" arasında böylesi ülküsel karşıtlıklar oluşturma iznini kendine verir. Oysa yapıçözüm, eleştirinin kendisini olanaklı kılan ülküselliğin ve "hayaletimsi" olanın indirgenemezliğini vurgularken Marx'ın çoğul ruhlarına yaslanır.

Eğer Marksizmin birden fazla ruhu varsa, bu varlıkbilimsel varyok (to be or not to be) kategorilerini aşar. Bu durumda teşhis edilen "ölüm"ün kesinlikten yoksun olmasıdır asıl korku nedeni. Verili bir hukuka indirgenemez olan adalet ve gelecek için bir hayaletin gizine sahip çıkmak gerekliliği doğar o zaman.

(Arka Kapak)

--reklam--

Marx'ın Hayaletleri Alıntıları - Sözleri

  • Eli kulağındalık ve dirilme isteği. Yeniden doğuş mu yoksa hort laklık mı? Gece karanlığı çökerken, eli kulağında olmanın bek lenen kişinin geri geldiği anlamı taşıyıp taşımadığı bilinmez ki. Kendini bildirmemiş miydi ki zaten?
  • "Çığrından çıkmış bir zaman bu" Hamlet
  • Tüm belleğime bir karabasan gibi çökmesi gereken şeyi buldum, doğrusu anımsadım: Manifesto'nun ilk ismi, bu kez de tekil olarak, "hayalet"tir: "Avrupa'nın üstünde bir hayalet dolaşıyor komünizm hayaleti."
  • Marksizm hem vazgeçilmez hem de yapısal açıdan yetersizdir.
  • Hegel de, Marx da insan toplumlarının evriminin sonsuz olmayıp, insanlığın en derin ve en temel gereksinimlerini karşılayabilecek bir toplum biçimi kurabildiğinde son bulacağına inanmaktaydı. Her iki düşünür de bir "Tarih'in sonu" fikri ortaya atmışlardı; Hegel'e göre, liberal devletti bu, Marx'a göreyse komünist toplum.
  • Stirner şöyle diyordu; "İsa'ya gelinceye dek başka hiçbir hayalet ruhlara bu kadar işkence çektirmemişti..."
  • Şimdi de Marx'ın hayaletlerine geldi sıra.(Şimdi, ama hiçbir bağlam olmaksızın şimdi. Ayrık ya da ayarı şaşmış, "out of joint" bir şimdi; sınırları hala belirlenebilir olmayı sürdüren herhangi bir bağlamın güvenli bağı içinde hiçbir şeyi hiçbir zaman bir arada tutamama tehlikesi taşıyan bağsız bir şimdi.)
  • İster kuramcı, ister tanık, izleyici, gözlemci, bilim adamı ya da aydın kişiler olsunlar, scholar'lar bakmanın yeterli olduğuna inanırlar. Bu nedenle de, gerekeni yapmak için, hayaletle konuşmak için en yetkili konumda olmazlar hep: Marksizmin verdiği silinmesi zor derslerden biri de budur belki. Sözlerini herhangi birine, hele hele hayaletlere yöneltmeksizin konuşabilecek scholar yok artık, hiçbir zaman da olmadı.
  • . Sonunda yaşamayı öğrenmek istiyorum. ...

--reklam--

Marx'ın Hayaletleri İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Karl Marx ve Friedrich Engels’in 1848’de yayınladığı Komünist Manifesto ve vurucu kelimesi “hayalet” üzerinden değerlendirme yapıyor yazar Derrida. Ama çok derin, felsefi ve terimsel açıklamalar içeriyor. Biraz meraklısına… (Hüsamettin Çalışkan)

--reklam--

Marx'ın Hayaletleri PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Jacques Derrida - Marx'ın Hayaletleri kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Marx'ın Hayaletleri PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Jacques Derrida Kimdir?

1960 başlarından beri çok sayıda yapıt üretmiş Fransız filozofu Jacques Derrida, şaşırtıcı bir tempo ile yazmaya devam etmekte, İngiliz yazarı Geoffrey Bennington'un dediği gibi, yazılarında bulunan "felsefe geleneğinin büyük isimlerine denk zenginlik", batı dünyasında çeşitli tartışmalara yol açmaktadır.

Derrida, 15 Temmuz 1930'da Cezayir'in banliyösü El-Biar'da, yazlık bir evde, Yahudi bir anne-babanın ikinci oğlu olarak dünyaya geldi (asıl adı Jackie Derrida idi; Paris'te ilk kitabını yayımladığı sıralarda "Jacques" adını almıştır). Çocukluğu ve orta eğitimi sırasında El-Biar'ı hiç terk etmedi. İkinci Dünya Savaşı'nın ve Yahudi düşmanlığının kötü izler bırakan etkilerini burada yaşamış (bu yüzden okuldan atılmış, başka bir okula gitmek zorunda kalmıştır) ve buradaki eğitimi sırasında Gide, Camus, Valery, Nietzsche, Rousseaui Bergson, Sartre gibi büyük edebiyat ve felsefe yazarları ile ilk olarak tanışmıştır. Derrida, o sıralarda, çok erken yaşta bütün Gide'yi okuduğunu, Dünya Nimetleri'ni, sanki İncil gibi ezbere bildiğini söylemektedir.

Derrida, 1957'de mezun olduktan sonra bir burs kazanır ve özel olarak Harvard Üniversitesi'ne, Husserl'in yayımlanmamış mikrofilmlerini incelemek üzere gider. Orada Joyce okur. 1960-1964 yılları arasında, Sorbonne'da S. Bachelard ve P. Ricoeur'un asistanlığını yaparak genel felsefe ve mantık dersleri verir.

1968'de Derrida, Mayıs 68 hareketlerinin bazı yönlerine karşı çekimser kalır. Halbuki ENS'de ilk toplantıyı o düzenlemiştir. 1983'de "College İnternational de philosophie" kurulur. Derrida, kurulun ilk başkanı seçilir. Nelson Mandela için adlı yazarlar komitesinde yer alır. "Sosyal Bilimler Yüksek Araştırmalar Okulu"nda araştırmalar yöneticiliğine seçilir.

--reklam--

Jacques Derrida Kitapları - Eserleri

  • Bağışlamak
  • Platon'un Eczanesi
  • Marx'ın Hayaletleri
  • Çile
  • Khora
  • İsim Hariç
  • İslam ve Batı Üzerine Bir Konuşma
  • Gramatoloji
  • Göstergebilim ve Gramatoloji
  • Marx ve Mahdumları
  • Yazı ve Fark
  • Öteki Hedef
  • Din
  • Şiir Nedir?
  • Yapıbozum ve Pragmatizm
  • Önemsizin Arkeolojisi
  • Edebiyat Edimleri
  • Nietzschelerin Şöleni
  • Davet - Konukseverlik Üstüne
  • Bağışlama ve Kozmopolitizm
  • Teoriden Sonra Hayat
  • Otobiyografiler
  • Gün Doğmadan
  • Mahmuzlar

--reklam--

Jacques Derrida Alıntıları - Sözleri

  • " Hiçbir yanıtın asla sıyrılamayacağı kendini beğenmiş küstahlık, yalnızca ötekinin söylemine göre kendini ayarlama, onu konumlandırma, anlama ve böylece ötekine ve öteki önünde yanıt vererek onun çerçevesini belirleme iddiasından ileri gelmez. Yanıt veren kişi, bunca hafiflik veya küstahlıkla ötekine ve öteki önünde yanıt verebildiğini varsayı­yorsa, bunu önce kendisi ve tüm yapmış, söylemiş ya da yazmış oldukları konusunda yanıt vermeye [répondre de; sorumlu olmaya] muktedir olduğunu düşündüğü için yapar. Sorumlu olma burada, bütün yapılmış, söylenmiş veya yazılmış olanı bilmeyi, bunları anlamlı ve tutarlı bir sentezde toplamayı (türü, yeri ya da tarihi, gidimli formu, bağlamsal stratejisi ne olursa olsun), bunları tek ve aynı mühürle imzalamayı varsayar. " (Çile)
  • Kazasız- belasız hiçbir şiir yoktur, yara gibi açılmayan bir şiir olmaz, aynı zamanda yaralamayan şiir de yoktur. (Şiir Nedir?)
  • "Dünyamızın, yüce Varlığın bizden çok üstün zekâlara okusunlar diye verdiği ve onların da orada onun tapılası bilgeliğinin sonsuz sayı ve çeşitlilikteki özelliklerini doruktan dibe inceledikleri bir kitap olduğunu varsaymak, bana daha filozofça görünüyor." (Gramatoloji)
  • "Okuduktan hemen sonra kendimiz üzerinde düşünümde bulunursak bize, bu okumanın üretmiş olduğu fikirlerin dışında başka hiçbir şeyin bilincinde değilmişiz gibi gelecektir. Her harfi algılayışımızın, istençsiz biçimde göz kapaklarımızı kapattığımız her seferinde karanlığı algılayışımızdan daha çok algılanmış olduğu düşünülmeyecektir.Ancak harflerin algılanışının bilincinde olmadan sözcüklerin, sonuç olarak da fikirlerin bilincinde olmayacağımız düşüncesine vardığımızda, bu görünüş bize empoze edilemez." (Önemsizin Arkeolojisi)
  • Dostluğa ya da nezakete ilişkin bir davranış, yalnızca bir ritüel kuralının yerine getirilmesinden ibaretse, bu ne dostane ne de nazik bir davranış olacaktır. (Çile)
  • Rüya ne biridir ne de diğeridir, ikisinin arasındadır. Felsefe yalnızca anne'sine, sütanne'sine, toplama yeri'ne veya iz taşıyıcı'sına benzeyen hakkında felsefi bir şekilde konuşamaz. Bu haliyle yalnızca babadan ve oğuldan söz eder, sanki baba onu tek başına doğuruyormuş gibi. (Khora)
  • " Khöra anakroniktir, o, varlıktaki anakroni«dir,» daha doğrusu, varlığın anakronisidir. Varlığı anakronikleştirir. " (Khora)
  • "Birlikte yaşama" bir slogan değildir. Yaşamdaki imtihanların üstesinden gelmek için Kur'an'ın temel dersidir. (İslam ve Batı Üzerine Bir Konuşma)
  • Yaratılmış bütün insanlar, akıl bahşedilmiş bütün sınırlı varlıklar, eşit oranda 'yeryüzü yüzeyinin ortak mülkiyeti'ni taşımaktadırlar. Böylelikle, ilkece hiç kimse, sözü edilen yüzeyi (bu sıfatla bir yüzey alan olarak), meşru bir biçimde kendisine tahsis edemez ve bir başkasının kullanım hakkını gasp edemez. (Bağışlama ve Kozmopolitizm)
  • "Duanın duasını etmek gerekir." (İsim Hariç)
  • Suç çok ağır olduğunda, radikal kötülük ya da insani olan çizgisini aştığında, canavarca olduğunda, artık bağışlama söz konu­su olamaz, zira bağışlama, deyim yerindeyse, insani olanın ölçüleri dâhilinde, insanlar arasında kalmak zorundadır. (Bağışlamak)
  • Metonimi, türden dışarı doğru, bir türden diğerine doğru bir geçişe, varlık türleri sorusundan söylem türleri sorusuna geçişe dayanır. (Khora)
  • "Öyleyse aşırılık, fark, kalan, kesinlikle aynı şeyi gösteren sözcüklerdir; ancak kullanımlarındaki zihinsel bakışlar aynı değildir." (Önemsizin Arkeolojisi)
  • Ayrıca dini, yozlaşan bir güç istenci'nin ifadesi ve belirtisi, her tür olumlayıcı istenci, onu içten içe zehirleyen bir duyguya hapsetmek isteyen hastalıklı bir istencin tezahürü olarak da anlayabiliriz: aslında hınç olan bir duygu, yani her tür canlılığa ve aşma'ya karşı öç alma tutkusu ve ölümüne bir kavga. (Din)
  • “Hala Cezayirli olan yanımı, içimde olan ve hala Cezayirli olamam sebep olan diğer yanımı şevkle bağrıma basıyorum.” (İslam ve Batı Üzerine Bir Konuşma)
  • "Üslup (style) sorusunda, her zaman sivri uçlu bir nesnenin sınaması ya da rahatsız ediciliği vardır. Kimi zaman bu nesne, yalnızca bir telek ya da bir stylus(kemik) olabilir. Bu tür nesneler, konu ya da matris adına felsefenin yöneldiği şeye karşı hain bir saldırıda kullanılabilir, ister istemez darbesi oraya izini bırakan, darbesi oraya bir damga ya da biçim kazıyan bir saldırıda. Ancak bunlar, bu tür bir saldırı tehdidine karşı koruma olarak da kullanılabilir, onu uzakta tutmak, onu geri püskürtmek için - örtülerin ve yelkenlerin (des voiles) arkasında, uçuşurken, onun gücü önünde eğildiğinde ya da geri çekildiğinde. Yine de bırakalım bu kılıf, eril ve dişil arasında dalgalansın. Her hâlükârda dilimiz, bize bu tür bir haz vaat eder, en azından dillendirmememiz koşuluyla." (Nietzschelerin Şöleni)
  • Hegel de, Marx da insan toplumlarının evriminin sonsuz olmayıp, insanlığın en derin ve en temel gereksinimlerini karşılayabilecek bir toplum biçimi kurabildiğinde son bulacağına inanmaktaydı. Her iki düşünür de bir "Tarih'in sonu" fikri ortaya atmışlardı; Hegel'e göre, liberal devletti bu, Marx'a göreyse komünist toplum. (Marx'ın Hayaletleri)
  • Demek ki, anlam var olunca imler de var olur, sadece imler. (Ancak imlerle düşünürüz.) (Gramatoloji)
  • "Dâhi" insan, "yeni bir yol dener... Böylece orijinal olmak için yüzyıl önce gelişimine yardım etmiş olacağı bir dilin tahrip edilmesine katkıda bulunmak zorunda kalır. Bu tür yazarlar eleştirilebilseler de, yine de üstün yeteneklerinin başarıya layık olması gerekir. Hatalarını tekrarlamadaki kolaylık, vasat yetenekleri olan insanları, kendilerinin aynı saygınlık mertebesini elde etmeleri gerektiğine kısa zamanda ikna eder. İnce ve kinayeli fikirlerin zorlama antitezlerin, aldatıcı paradoksların, önemsiz kıvırmaların, abes ifedelerin, yeni moda sözcüklerin ve kısacası anlama yetileri kötü metafizikle baştan çıkarılan kişilerin jargonunun saltanatı o zaman başlar. Halk, alkış tutar; önemsiz ve gülünç yazılar, günübirlik şeyler şaşırtıcı biçimde çoğalır... " (Önemsizin Arkeolojisi)
  • "Sözü teslim etmek, bırakmak, diğerine vermek şu demektir: sizin yeriniz var, yer alınız, geliniz." (Khora)