Kitap Künyesi
Yazar: V. S. Naipaul
Çevirmen: Filiz Ofluoğlu
Orijinal Adı: Miguel Street
Yayın Evi: Turkuvaz Kitap
İSBN: 9789759174620
Sayfa Sayısı: 181
--reklam--
Miguel Sokağı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
2001 yılında Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazanan Trinidadlı yazar V. S. Naipaul, Miguel Sokağı'nda çocukluğunun geçtiği yoksul ama umutlu, hüzünlü ama neşeli, hayat dolu bir kenar mahalleyi anlatıyor. Kendi çarmıha gerilişini düzenleyen mahallenin delisi erkek adam, elinde ustura varken kendine güvenemediği için yalnızca sevdiği insanları tıraş eden berber Bolo, ağzında diş fırçasıyla dolaşan titiz çöpçü Eddoes, çocuklarının her biri başka babadan olma sekiz çocuk annesi Laura gibi "sakin"leriyle tuhaf bir yer Miguel Sokağı, ama bir o kadar da tanıdık.
V.S. Naipaul'un ince bir mizah anlayışı ve olağanüstü bir bilgelikle kaleme aldığı Miguel Sokağı, çocukluğun naifliğine ve her şeye rağmen yaşamın güzelliğini keşfetmeye doğru çıkılan renkli bir yolculuk...
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Miguel Sokağı Alıntıları - Sözleri
--reklam--
Miguel Sokağı İncelemesi - Şahsi Yorumlar
İçlerinde Nobel Ödülü de olmak üzere uluslararası pek çok ödüle layık görülen V.S. Naipaul'un ülkemizde (çevrilen kitap sayısına bakaraktan) çok fazla ilgi görmediğini söylemek zor olmasa gerek. Üstelik çevrilen kitaplarının yarıya yakınını artık sadece ikinci el kitapçılarda bulmak mümkün. "Miguel Sokağı" yazarın az bilinen kitaplarından biri. Genel olarak kitaplarını biraz sıkıcı bulsam da bence en yaşam dolu kitabı bu. Yazar kitaplarında genel olarak unutulmuş insan ve yerlerin kaderi hakkında yazmayı tercih ediyor. Romanları daha çok gelişmekte olan ülkelerde geçer. Bu romanda ise mekân yazarın doğduğu yer Trinidad ve Tobago'dur. Olaylar İkinci Dünya Savaşı yıllarında geçer. Bir yönüyle kitap yarı otobiyografik özellikler taşıyor. Diğer kitaplarına nazaran bu kitapta pek çok karakter karşımıza çıkıyor. Kitap, yazarın yaşamına dair 17 bölümden oluşuyor ve her bölümde ana bir karakterimiz var. Ana karakterler bir sonraki bölümde yan karakter olarak da karşımıza çıkabiliyor. Son bölümde hepsi bir araya gelerek, kitap boyunca adı gizlenen, olayları birinci tekil şahısla anlatan yazarımızı Londra'ya uğurlamak ve kendisine hediyelerini sunmak için toplanırlar. Böylece pek çok anlatı birleşmiş ve ortaya ilk başlarda pek de roman havası estirmeyen kitap roman kimliğine kavuşmuş oluyor. Karakterlerimiz pek çok yönden ortak özelliklere sahip. Hepsi öncelikle Miguel Sokağı'nda yaşar. Karakterlerin neredeyse tamamı erkektir ve çoğu fakir, sıradan ve bilhassa maçodur. Maçoluk kavramı da kitap için ayrı bir incele konusu olabilir. Erkeklerin kadınlarla olan ilişkileri pek de iyi değildir, genelde kadınlarına kötü davranan ve fiziksel şiddete başvuran karakterler tasvir edilir. İlginçtir ki kitapta genelde kadınlar çalışır, her işi onlar yapar; erkekler de hayatın sefasını sürerler. Her bir karakterin ayrı ayrı hayalleri ve umutları vardır ama bunları gerçekleştirmek için verdikleri mücadeleler hep hüsranla sonuçlanır, gerçekleştirebilenler de bunu kısmen başarmış olurlar. Bu sokaktan yazar haricinde kimse kurtulmayı başaramaz. Yazar kitap boyunca genç bir delikanlı kimliğiyle karşımıza çıkar ve burs kazanarak İngiltere'ye okumaya gider. Bir anlamda hayallerini gerçekleştirebilen tek kişi kendisi oluyor. Tasvir edilen karakterlere baktığımızda çoğunun söylemleri ile eylemleri arasında ciddi farklılıkların olduğu kolayca göze çarpar. Bay Popo adındaki marangoz çok çabalamasına rağmen ortaya bir eser çıkarmaktan çok uzaktır, Man-man adındaki karakterimiz kendini Mesih İsa ilan edip, taşlanması ve çarmıha gerilmesini istediğinde son anda sözlerinden vazgeçer, amacı çok büyük bir şair olmak olan ve adını ünlü şair William Wordsworth'tan alan B. Wordsworth isimli karakter ise hayatı boyunca tek bir satır şiir yazamaz. Kendisini ve zekâsını çok öven Elias isimli diğer bir kahraman ise Cambridge sınavlarından defalarca kalır. Bu şekilde örnekleri çoğaltmak mümkün. Ortaya konan karakterlerin hepsi gerçekten çok canlı ve yazar bunu okuyucuya fazlasıyla hissettiriyor. Kitabı okuyalı belki bir yıl geçti ama çoğu olayı hatırlamam bence bunun en açık ispatıdır. Neticede sizi sıkmayacak, başlarda biraz karışık gibi görünse de ilerledikçe sizi içine çekebilecek türden bir kitap. Keyifli okumalar. (N)
--reklam--
Miguel Sokağı PDF indirme linki var mı?
--reklam--
V. S. Naipaul - Miguel Sokağı kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Miguel Sokağı PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı V. S. Naipaul Kimdir?
Sir Vidiadhar Surajprasad Naipaul (d. 17 Ağustos 1932 Chaguanas, Trinidad ve Tobago) yazar.
Hayatı
1932’de Trinidad’da doğdu. 1950’de bursla geldiği İngiltere’de Oxford Üniversitesi'ni bitirdi. 1954’te ilk kitabını yazdı ve başka hiçbir işte çalışmadı. 1960’ta İngiltere dışına yolculuklar yapmaya başlayarak gezi türünde başarılı yapıtlar verdi.
Çalışmaları Hakkında
The Middle Passage’da (1962) Batı Hint Adaları ve Güney Amerika’daki sömürgecileri ve işbirlikçileri anlattı. Yarı-otobiyografik romanı An Area of Darkness’da (1964) Hindistan’da geçirdiği bir yılda edindiği izlenimleri aktardı. The Overcrowded Barracoon (1972) seçilmiş makalelerinden oluşur; A Wounded Civilization (1977) Hindistan hakkında analitik bir çalışmadır. The Return of Eva Peron ve Killings in Trinidad (1980) gerilla faaliyetleri sırasında Arjantin’deki olayları, Mobutu’nun Kongo’sunu ve Michael X Black Power hareketini konu eder. Among the Believers: An Islamic Journey (1981), yazarın 1979 ve 1980’de İran, Pakistan, Malezya ve Endonezya’ya yaptığı yedi aylık bir yolculuktaki izlenimlerini anlatan geniş kapsamlı bir araştırmadır. Finding the Centre (1984); iki farklı anlatım biçimiyle yazma sürecini ve okuyucuyu bu sürece ortak etme çabasını anlatır. A Turn in the South (1989) Güney Afrika’nın derinliklerine yaptığı yolculuk hakkındadır. India: A Million Mutinies Now ise modern Hindistan’daki toplumsal huzursuzlukları konu alır.
V.S. Naipul 1993’te “yaşayan İngiliz yazarlarının yaşam boyu çalışmalarına” verilen David Cohen ödülünü kazandı.
Eleştiriler
Batının gözüyle doğuyu ve meselelerini ele alan yaklaşımı, bir başka ifadeyle oryantalizmi birçok kesim tarafından eleştirildi. 2001'de Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı.
--reklam--
V. S. Naipaul Kitapları - Eserleri
- Nehrin Dönemeci
- Miguel Sokağı
- Gelişin Bilmecesi
- Yarım Hayat
- Taklitçiler
- Mistik Masör
- Büyülü Tohumlar
- Gerillalar
- Taklitçiler
--reklam--
V. S. Naipaul Alıntıları - Sözleri
- "Başkalarını anlama çabası içinde kendimi çözümleme yeteneğimi kaybediyorum." (Büyülü Tohumlar)
- "Is why black people can't get on. You see how these waiters behaving? And they black like hell too,you know." (Mistik Masör)
- Hayatın değişmediği fikri yanlıştı. Sürekli bir değişim vardı. İnsanlar ölüyordu; insanlar yaşlanıyordu; insanlar ev değiştiriyordu; evler satışa çıkarılıyordu. Herkes yaşlanıyordu; her şey yenileniyor veya atılıyordu. (Gelişin Bilmecesi)
- "-Ben, beş şiline aldığı bir şeye, beş yüz şilin ödedim diyenlere benzemem. Size karşı dürüst olacağım. Bunu çaldım." (Taklitçiler)
- "Bir sömürge politikacısının meslek hayatı kısadır ve vahşetle sona erer. Bizde düzen yoktur. Her şeyden öte, güç yoktur ve biz bu iktidar eksikliğini anlamayız. Kelimeleri çarpıtır ve güç kazanmak için kullanırız ama blöfümüz görülür görülmez de kaybederiz. Bizim için politika, yap ya da öl demektir. İlk ve son kez taarruz demektir. Kendimizi bu işe adadık mı, siyasi çatışmalarla yetinmez, çoğu zaman gerçek anlamıyla, hayatımızı ortaya koyarak savaşırız. Değişken ve kaypak toplumlarımız da bize destek olmaz. Savaşın sıcağından sonra bizi içine alacak, tazeleyecek, yeniden canlandıracak üniversiteler ve Şehir Meclisleri yoktur. Kaybedenler için -ki, sonunda hemen herkes kaybeder- sadece bir tek vardır; kaçmak. Daha büyük bir düzensizliğe, son boşluğa; Londra'ya kaçmak." (Taklitçiler)
- Cehaleti okuduğu her şey ile birlikte genişliyordu. (Yarım Hayat)
- "Ben, artık beni ilgilendirmeyen savaşlara karışmak istemiyorum. Artık kederi paylaşmak istemiyorum; buna yetecek gücüm yok." (Taklitçiler)
- Kadın konusu artık kanıksanmıştı. Gelişimden kısa bir süre sonra arkadaşım Maheş kadınların kendileriyle yatmak isteyen her erkekle yattıklarını söylemişti; isteyen gidip bir kadının kapısını çalar ve onunla yatabilirdi. (Nehrin Dönemeci)
- Bu fenalık içime o kadar işledi ki, hafızam onu cok geçmeden bulandırdı; sonra da uzun yıllar yok saydı. (Gelişin Bilmecesi)
- Benim ailemin malikanesinde iki köle ailesi vardı ve en azından üç kuşaktır bizimleydiler. (Nehrin Dönemeci)
- "Bir yanlışlık oldu. Yanlış adamların arasındayım. Yanlış devrimin içindeyim." (Büyülü Tohumlar)
- İnsan başkalarını anlamaya çalışırken kendisiyle onlar arasındaki ortak yanlari arar. (Gelişin Bilmecesi)
- Düş kurmak artık mümkün değildi. Bir gündüz düşçüsü veya hayalperest olarak değil, bir eleştirmen olarak sinemaya gidiyordum. (Gelişin Bilmecesi)
- Doğu sahilindeki köle tacirliği batı sahilindekine benzemiyordu. Kimse gemilerle çiftliklere gönderilmemişti. Bizim sahilden ayrılanların çoğu Arapların evlerine uşak olarak gitmişlerdi. (Nehrin Dönemeci)
- "Kendi gölgesini aradı, bulunca bir süre gölgesiyle oyalandı, başını, ellerini hareket ettirdi ve gölgenin yanıtını izledi. 'Bu benim," diye düşündü. Kişinin kendisini bu mesafeden, diğer insanlar gibi yaşarken görmesi tuhaf bir biçimde rahatlatıcıydı." (Büyülü Tohumlar)
- "Bu esrar ona o kadar fazla gelmişti ki, kaçınmayı tercih etmişti. İlişkimizde, tuhaflıktan daha öte bir şey, bir yanlışlık sezmişti, belki de erdemin eksikliğini fark etmişti." (Taklitçiler)
- "I feel I was teaching the wrong things to the wrong people." (Mistik Masör)
- "Her şey önyargılara bağımlıdır. Dünya durmalı, ama dönmeye devam ediyor." (Yarım Hayat)
- "Düşünmek senin için bir konuyu zihninin arka tarafına atmaktan başka bir şey değil." (Büyülü Tohumlar)
- "Hayatın uyumlu bir başlangıcı ve derli toplu bir sonu yoktur. Hayat sürekli devinim halindedir." (Yarım Hayat)
Yorumlar
0 yorum