Kitap Künyesi

Yazar: Hüsnü Arkan

Tasarımcı: Ayşe Nur Ataysoy

Yayın Evi: Kırmızı Kedi Yayınevi

İSBN: 9789944756945

Sayfa Sayısı: 252

--reklam--

Mino'nun Siyah Gülü Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Tayin emrim üç ay sonra çıktı. Emri aldığım günün sabahında Hasan’ı astılar.

İnfaz gecesi uyumamıştık. Babam, Nuri Amca, annem ve ben, salondaki masanın çevresinde oturuyorduk. Pencerenin önündeki çıplak akasyaya konmuş suskun, korunmasız kış serçeleri gibi... Radyoyu açmıştık; bir haber bekliyorduk... Annem sık sık mutfağa gidip ağlıyordu. Nuri Amca, kımıldamaksızın önüne bakıyordu. Elleri dizlerinin üstündeydi. Omuzları çökmüştü... Konuşmuyorduk. Birbirimizin yüzüne bakamıyorduk.

İnsan, sonuna kadar umutlu olabiliyor. Umut bir çare değil ama galiba çareden daha büyük bir şey.

1960’lı yıllarda bir Ege kasabasında başlayan yasak bir aşkla 12 Eylül’ün hemen öncesinde gelişip darbenin ardından pek çok kişiyle paylaşılan bir kaderle son bulan kırık bir aşk: iki katmanlı bu romanın iç içe geçen iki farklı hikâyesi. Mücadeleleriyle, inançlarıyla, haklılıkları ve yenilgileriyle bütün bir kuşak ve darbelerden, idamlardan geçen, yarım kalan hikâyelerle 2000’li yıllara uzanan yakın tarihimiz. Siyasi bir ortamın içinde filiz veren aşklar, yeşeren duygular,

yarım kalan umutlar.

Hüsnü Arkan, 60’lı yıllardan başlayarak, özellikle 12 Eylül döneminin acıtan sayfalarına bir ailenin kadınlarının gözünden bakıyor.

--reklam--

Mino'nun Siyah Gülü Alıntıları - Sözleri

  • "Her şey tuhaf ve hiçbir şey tuhaf değil..."
  • İnsan ne yaşadıysa gençliğinde yaşıyor.
  • "Biz kadınız...; her şeyi yapabiliriz."
  • Anlamak çok tehlikeli bir şey...
  • Umut bir çare değil ama galiba çareden daha büyük bir şey.
  • Bir insan yargılanmayı göze almadan kendisi olmayı nasıl başarabilir ki?
  • Ankara bahar kokuyordu. Ona âşık oluyordum.
  • Ahali sonunda bir alkış tutturdu; alkışlamayı seviyorlar..
  • Bazıları için, sevda kavuşmakla da bitmiyor demek ki...
  • "Benim bir hayatım var...." "Bunu nasıl yaşayacağıma ben karar veririm."
  • İncecik bir sızıyla bıraktı beni.
  • .... senin bahçende bir ağaç olmak istiyorum.
  • Her şeyi erteliyorum. Düşünmeyi de erteledim. Erteledikçe hafifliyorum. Hafiflediğimi fark ettikçe mutlu oluyorum.
  • "Sen benim misafirimsin." "kalbimin misafiri.."
  • Ama kadınlar böyle büyür. Daha doğrusu hiç büyüyemezler, kendi hayatlarına yön veremezler... Her zaman bir sorumlusu olmalıdır.

--reklam--

Mino'nun Siyah Gülü İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Galiba olgunlaşmak diye buna diyorlar; her şeyi kabul etmeye başlıyorsun… İnsan beyni mükemmel bir çiftçi; durmadan ekip biçiyor… Sonunda, olan biten her şeyi anlıyorsun. Anlamak çok tehlikeli bir şey… yazar/Husnu-Arkan kitap/minonun-siyah-gulu--14307 (yeter taşkıran)

Üniversite yıllarım Ezginin Günlüğü dinleyerek geçti desem.. hiç sıkılmadan, bıkmadan...Kitabı olduğunu duyduğumda şaşırdım, okusam mı diye tereddüt ettim. Müzikte böyle güzel şeyler yapan birinin tamamen farklı bir alanda o kadar yetenekli olacağına inanmadım. Ama tüm bu önyargılarıma rağmen kitaba, üsluba, hüzün ve yaşama sevincinin birarada oluşuna ve bunun ifade ediliş tarzına bayıldım. En sevdiğim Türk müzisyenlerden sonra, en sevdiğim Türk yazarların arasına da ismini yazdım Hüsnü Arkan'ın. yazar/Husnu-Arkan (zelzelii)

“İnsan insanın boşluğudur..”: İnsan bazen gözünün önündekini göremezmiş ya, bendeki de öyle oldu.. Hüsnü Arkan şarkılarıyla keyifle dinlediğim bir sesken (ses diyorum, sözleriyle imzasını bir kitaba da attığını bilmiyordum), kitabına tesadüf ettim.. İyi ki de ettim.. İnsan takdir ettiği kişi veya olaylarda, beklediğini destekler nitelikte bir karşılama görünce bi daha seviyor.. Bu kitap da öyleydi.. Kitapta herkes biraz kahraman/ herkes biraz aşık ve herkes biraz kayıp.. Kendimden de bulduklarımla, Arkan’ın yazmış olmasıyla, eski zamanları bugünlere ivedilikle taşımasıyla ve nice akıcı cümleleriyle su gibi aktı gitti.. İnsanı öyle güzel tahlil etmiş ki, bunu mektuplarla/ resimler ve ezber bozan bilinmezliklerle de desteklemiş.. Son dönemde çok dinlediğim ve dinlenilen ‘Boşluk’ şarkısında dediği gibi: “Doldurmaz hiçbir şey yerini, İnsan insanın boşluğudur..” O boşluğa bir ömürde ne kadar acı/ aşk/ özlem/ kayıp sığdırılırsa o kadar.. Bir ailenin eski ve yeni dönemlerindeki pencerelerinden yaşanmışlıklarını seyretmek gibiydi.. İnsan’ gibiydi.. Sözcükler şarkı olmuş gibiydi.. Ve Arkan demiş ki, başkalarının boşluğundan/insanlığından gelin bakalım hayatlarına/hayatlarımıza.. Okumakla beraber izlemek gibi, dinler gibi.. İzledim/ dinledim ve şeffaf bir mavilikle okudum.. İyi okumalarla olsun.. En boşluğundan en dolu satırlarla.. (Bahar T.)

--reklam--

Mino'nun Siyah Gülü PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Hüsnü Arkan - Mino'nun Siyah Gülü kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Mino'nun Siyah Gülü PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Hüsnü Arkan Kimdir?

Hüsnü Arkan 1958 yılında İzmir’in Kınık ilçesinde doğdu. 1975 yılında, Bergama Lisesi’ni bitirdi. Ankara Devlet Mühendislik ve Mimarlık Yüksek Okulu’nda üç yıl mimarlık okuduktan sonra, 9 Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu.

1985’te, kesinleşen cezası nedeniyle yurt dışına çıktı. Bir yıl Atina’da, beş yıl Hollanda’da, iki yıl Köln’de yaşadı. 1987 yılında, Amsterdam’da, arkadaşlarıyla Hezarfen adlı müzik grubunu kurup, Avrupa’nın birçok kentinde kendi şarkılarını seslendirdi. 1990’da, Şanar Yurdatapan’ın düzenlemeleriyle ilk solo albümü Bir Yalnızlık Ezgisi’ni çıkardı. Kendi şarkılarından oluşan bu albümde, şarkı sözlerinin yanı sıra, Nazım Hikmet, Can Yücel, Ülkü Tamer, Muzaffer Erdost ve Louis Aragon’un dizelerine de yer verdi.

1993’te Türkiye’ye döndü ve Ezginin Günlüğü’ne katıldı. Grubun on bir albümüne şarkılarıyla ve sesiyle katkıda bulundu. 2005 yılında Destur adlı projeyle Deli Bu Dünya albümünü çıkardı. 2010 yılına kadar yüze yakın şarkısı yayımlandı. Aynı yıl Ezginin Günlüğü’nden ayrıldı.

*

Hüsnü Arkan, Türkiye’ye döndükten sonra, bir yandan da edebiyat çalışmalarını sürdürdü. İlk romanı Ölü Kelebeklerin Dansı, 1998 yılında Metis Yayınları’ndan çıktı. Romanda, küresel adaletsizlik ve mültecilik konularını işledi.

İkinci romanı Menekşeler Atlar Oburlar’da, 12 Eylül faşizmi koşullarını, iktidar sahipliğini, bireyin iktidarla ve kaderiyle ilişkisini işledi. Bu kitap, 2001 yılında, Om Yayınları’ndan çıktı.

Üçüncü romanı Uzun Bir Yolculuğun Bittiği Yer, 2005’te Yapı Kredi Yayınlarından çıktı. 1914 Şark Savaşı’nı konu alan romanda, İstanbul’dan Orta Asya’ya uzanan geniş bir coğrafyada, yüz yıla yakın bir tarihî alanda, savaşın insan kaderiyle ilişkisini inceledi.

Aynı yıl, edebiyatçı Yiğit Bener ve Levent Mete’yle birlikte, ayda bir yenilenen iktidarsiz.com adlı internet sitesini yayınlamaya başladı. Bu sitede yetmişe yakın makalesi yayınlandı.

Yine aynı yıl, Seyhan Kitap’tan, Hiçe Doğru adlı şiir kitabı yayınlandı.

2008 yılında, Uyku adlı romanı İthaki Yayınları’ndan çıktı. İlk kitabındaki gibi fantastik öğelere yer verdiği bu romanda, karşı-ütopya kavramını ve siyasi alanla birey arasındaki ilişkileri eleştirdi.

Romanlarında ve şiirlerinde, genel olarak, adalet, ahlak ve bireyin kaderiyle ilişkisi temalarını ele aldı.

Hüsnü Arkan, müzik ve edebiyat çalışmalarını halen İstanbul’da sürdürmektedir.

--reklam--

Hüsnü Arkan Kitapları - Eserleri

  • Mino'nun Siyah Gülü
  • Hiçe Doğru
  • Ölü Kelebeklerin Dansı
  • Gülhisarlı Terziler
  • Hırsız ve Burjuva
  • Menekşeler Atlar Oburlar
  • Naş
  • Uyku
  • Uzun Bir Yolculuğun Bittiği Yer
  • Nasreddin
  • Ölü Kelebeklerin Dansı

--reklam--

Hüsnü Arkan Alıntıları - Sözleri

  • Umut bir çare değil ama galiba çareden daha büyük bir şey. (Mino'nun Siyah Gülü)
  • Okumak zordur zahir Aşksız bir hikâyeyi Yine de denemek lâzım Görgümüz artsın diye (Naş)
  • Sanki aynı ömrü başka başka biçimlerde, binlerce kez yaşamış gibiyim. (Ölü Kelebeklerin Dansı)
  • Ankara bahar kokuyordu. Ona âşık oluyordum. (Mino'nun Siyah Gülü)
  • Gülücük yiyor, gülücük içiyorlardı; hayal dünyasında para geçmiyordu. (Gülhisarlı Terziler)
  • ...bu duygu yaratıcı yapar insanı... (Ölü Kelebeklerin Dansı)
  • Korku bilirim. Allah’tan da, avrattan da korkarım. Eh, Subaşı’ndan da korkarım ama en ki en eçhelden korkarım. (Nasreddin)
  • Hiçbir otorite düzen sağlamaz. Proudhon (Hırsız ve Burjuva)
  • En kötüsü yalnızlık En iyisi yalnızlık. (Naş)
  • "Dünya yedi yüz küsür yıl önce de bugünkünden pek farklı değildi. Maşallah, sultanlar zalim, mazlumlar gecede yıldızlar kadar çok ve çaresizdiler. Büyük kapıların köpekleri baldırı çıplaklara ürür karanlıklarda kuyruk kuyruk heybetlenirlerdi. Erki olanın boyu günden güne beş karış uzar, felek çulsuzun defterine hendeklerde, kuytularda, yollarda lokma lokma harflerle ölüm ve zulüm yazardı..." (Nasreddin)
  • Öldüm ve Tanrı burada da yok, ne yapabilirim? (Ölü Kelebeklerin Dansı)
  • Bir ölüyü elinden tutup kimse ayağa kaldıramaz... (Uyku)
  • Sıradan insanlar için açılmış,sonsuza kadar dümdüz giden bir yolda yürüdüm ben.Yürüdükçe bütün iyi ve umut verici şeyler; ne bileyim, yağmur mevsiminde yağmur, baharda yeşillik ve sis, zamanında gerçekleşmesi gereken her şey benden uzaklaşıyordu. (Ölü Kelebeklerin Dansı)
  • Yeni gelen kitapları hep koklarım. (Gülhisarlı Terziler)
  • Soğumuş bir tas çorbadır hayat, doydum.. (Hiçe Doğru)
  • Saraylarda, kalelerin içindeki büyük otağlarda yaşıyor idim fakat dünyayı hâlâ yediğimle ölçüyor idim. Fukaralık nedir, benden iyi bilirsin Koca Hâce. Fukaralık karnına giren azık kadar küçük düşünmektir. (Nasreddin)
  • Galiba savşlar gerekliydi. Sıradanlığı ortadan kaldırmak için... Bir bahçıvanın, mevsimi geldiğinde bir ağacı budaması gibi... (Hırsız ve Burjuva)
  • Dedim de kimse inanmadı, Bu dünya naylon. (Hiçe Doğru)
  • Zati Bey’i külliyenin kapısında asılı buldum. (Nasreddin)
  • Aşk acısı çeken birinin “kederden geberiyorum,” demesi, durumu değiştirmez; o yalnızca ve aptalca aşk acısı çekiyordur.; ölmez. (Hırsız ve Burjuva)