Kitap Künyesi

Yazar: Ahmet Şimşirgil

Yayın Evi: Ketebe Yayınları

İSBN: 9788057003415

Sayfa Sayısı: 312

--reklam--

Mızraklı Hakikat Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Batılıların önce ecnebi sonra yerli müsteşrikler eliyle, Müslümanların doğru inancını yıkmak, birliğini bütünlüğünü kırmak ve nihayet İslamiyet'le bağlılıklarını yok etmek için vermiş olduğu sistemli ve sinsi mücadele amansız bir tarzda devam ediyor...

Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil tarihin tecrübesi ışığında Türk milleti üzerinde oynanan büyük oyunu okuyucularının takdirine arz ediyor!

--reklam--

Mızraklı Hakikat Alıntıları - Sözleri

  • "Biliniz ki kalpler, ancak Allah'ı zikretmekle imtihana kavuşur "(rad suresi 28 ayet)
  • "Ayet ile hadise inanmazsa bir kişi Ona hiç cevap verme konuşma bitir işi"
  • Söz ola kese savaşı Söz ola kestire başı Söz ola ağulu aşı Yağ ile bal ede bir söz Kullanılma şekilleri değişik olur. Kimisi dini yozlaştır makta, kimisi gençleri ifsat etmekte, kimisi devlet kademe lerine sızarak batı uşaklığı yapmakta kullanılırlar. Nitekim 15 Temmuz darbe girişiminin miman Fe tö'nün yetişmesi, etkilendiği insanlar ve fikirleri incelen diğinde bu olayın varacağı son stratejik ihanetin boyutu gözler önüne serilebilecektir.
  • Hidayet senden olmazsa,dirayet neylesin ya Rab! Arapça bile olsa bû cehle âyet neylesin ya Rab!
  • Tarihini ve alimlerini tanımazsan seni de bozuk fikirlerine alet ederler.
  • " Bilene bir söz yeter sende güher var ise" Anlamak ve görmek istemeyene ise ne desen ,ne söylesen,bir değil binlerce delil getirsen boştur.
  • "Haşa zulmetmez kuluna Hüda'sı Herkesin çektiği kendi işinin cezası"
  • 1949'dan itibaren açılmaya başlanan İlâhiyat Fakülteleri'nde tamamen pozitivist bir din yerine koyan bir zihniyet ortaya çıkmaya başlamıştır ve bilim dinin yerini almıştır. Neticede ilahiyatlarımızda önce müctehid alimler, mezhep imamları ve tasavvuf erbabı hafife alındı hatta aşağılandı. Sonra hadisler tartışılmaya ve ayıklanmaya başlandı. İşlerine gelmeyen yaşantılarına uymayan her hadis "mevzu" uydurma denerek atıldı.
  • Teberri olmadan tevelli olmaz. İslâm düşmanlarından uzaklaşmadıkça Hakk’a hakikate kavuşulamaz.
  • "Ancak düşman meseleyi çözmüştü. Dışarıdan yıkamadıkları güçleri içeriden devşirdiği kadrolarla daha rahat bitiriyorlardı."

--reklam--

Mızraklı Hakikat İncelemesi - Şahsi Yorumlar

İlahiyatta Hz Meryem validemize ve Hz İsa (as)'a iftira atan #Cihatkısa adlı kişiyi gördükten sonra hiç şaşırmadım. Elbette ki çok üzüldüm. Ama bu sistem devam ettiği sürece buna benzer hadiseler daha önce olduğu gibi bundan sonra da devam edecek. İşte bu oryantalistleri tanımak Ve bu zihniyete sahip Olanları bilmek istiyorsanız Size "Mızraklı Hakikat" adlı kitabı tavsiye ediyorum. İncelemeden önce Kitabın yazara Ahmet Şimşirgil Hocaya rahatsızlığından dolayı Rabbimden acil şifalar diliyorum... Kitabı şahsen ilahiyat'a yeni başlayacak olan arkadaşlarımızın okumasını dilerim. Elbette ki katılmayacağınız bir takım yerler olabilir. Ama kitap Batılıların önce ecnebi sonra yerli müsteşrikler eliyle, müslümanların doğru inancını yıkmak, birliğini bütünlüğünü kırmak ve nihayet İslamiyet'e olan bağlılıklarını yok etmek için vermiş olduğu sistemli ve sinsi mücadelelerini akıcı bir üslupla bize aktarıyor. Bir kısım mezhebe karşı olanlar "ben mezhebe karşı değilim, mezhep taassubuna karşıyım" söylemiyle Kendilerini kamufle etmelerini... Bir iki mevzu hadis yüzünden Tüm hadisleri inkara kadar etmeleri... Ve en sonunda Ayetleri doğrudan da dolaylı yoldan da İnkara gitmeleri Ve bu kişilerin İlahiyat camiasında değer görmeleri ne kadar hazin olduğunu bize kitapta anlatıyor. (Amine Demir Gülsever)

Aslında bizzat kendim kitabın içeriğini anlatmayı hatta bilhassa övmeyi çok istedim. Fakat hocamız eserini öyle güzel izah etmişki;delal ehli çihan içinde çokdur,Hidayet olmayana çare yokdur. -"Hidayeti bilmek, anlamak için ehli sünnet büyüklerinide anliycaz, bütün bu çözümleri, ingilizlerin büyük oyunlarini bu kitapda bulucaksiniz"bu sebebden çok bişi yazmak istemedim.Lakin tarihimizi iyi bilmemiz gerekiyor.kitabı okurken anladım ki isimler,zamanlar değissede hileler,oyunlar değişmiyor. İşte bu kitapda günümüzde de uygulanan bu sistemli ve sinsi mücadele çok açık ve net bir şekilde anlatılmış... Okumanızı ısrarla tavsiye ederim.Son olarak Yunus Emrenin dediği gibi "BİLENE BİR SÖZ YETER SENDE GÜHER VAR İSE"... Anlamak ve görmek istemeyene ise ne desen ne söylesen, bir değil binlerce delil getirsen boştur... Vesselam (Rukiye)

Şiddetle tavsiyemdir bu kitap: Şiddetle tavsiye ettiğim bir kitaptır. Öncelikle sayın Ahmet hocamıza çıkardığı bu güzel eser ve verdiği onca emeklerinden dolayı tebrik ederim. Günümüz İslam nedir, nerelerden bu hale gelmiştir, kimler tarafından ne gibi sinsi planlardan geçmiştir ve dahası ayrıntılarıyla bu kitapta fazlasıyla mükemmel bir şekilde anlatılmıştır. İslamı aslında islam düşmanları tarafından başta Ehli sünneti yok sayarak içten içe yıkmaya çalıştıkları zamanla Allah'ı bile inkar edecek halleri gelmeleri ve bunları da başardıklarını, bu oyunu başlatanların ve izinden giden herkes tek tek işlenmiştir bu kitapta. En önemlisi Diyanet işleri ve İlahiyat fakülteleri nedir kimler tarafından ne gibi bir şekilde yürütülmüştür, asıl hedefleri nelerdir, başlarındakiler aslında kimlerdir gibi çok önemli meseleleri çok güzel bir dille kaleme almış sayın Ahmet hocamız. Ben okurken mutlaka herkesin okuması gerektiğini ve herkesin kütüphanesinde mutlaka bulunması gerektiği bir kitap olduğunun kanaatine vardım. Asla pişman olmazsınız, tam tersi keşke daha önce bunları bilseydim okusaydım dersiniz. Okuyacaklara şimdiden iyi okumalar dilerim. (Hicran Sultan Yurtseven)

--reklam--

Mızraklı Hakikat PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Ahmet Şimşirgil - Mızraklı Hakikat kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Mızraklı Hakikat PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Ahmet Şimşirgil Kimdir?

1959'da Boyabat'ta doğdu. İlk, orta ve lise tahsilini aynı yerde tamamladı. 1978'de girdiği Atatürk Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü'nden 1982'de mezun oldu. 1983'te aynı bölümdeki Yeniçağ Anabilim Dalı'nda Araştırma Görevlisi olarak vazifeye başladı. 1985'te Yüksek Lisansı'nı tamamladı. 1989'da Marmara Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü'ne naklen geçiş yaptı.

 

1990'da "Osmanlı Taşra Teşkilatı'nda Tokat (1455-1574)" isimli çalışmasıyla Tarih Doktoru ünvanını aldı. 1997'de "Uyvar'ın Osmanlılar Tarafından Fethi ve İdaresi" isimli takdim teziyle Doçent oldu. Seyyid Muradi'nin kaleme aldığı Barbaros Hayreddin Paşa'nın gazalarını "Kaptan Paşa'nın Seyir Defteri" ismiyle sadeleştirerek, ayrıca Osmanlı tarihi ile ilgili "Kayı I", "Kayı II", "Kayı III", Kayı IV,  “Taşa Yazılan Tarih Topkapı Sarayı” ve “Ahmed Cevdet Paşa ve Mecelle” ile “Slovakya’da Osmanlılar” adlı eserlerini yayınladı. 2003'te Profesör kadrosuna atanan Şimşirgil'in Osmanlı şehir tarihi, siyasi hayatı ve teşkilatı ile ilgili çeşitli dergilerde yayınlanmış çok sayıda ilmi makalesi bulunmaktadır.

 

Halen Marmara Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nde Öğretim Üyesi görevine devam etmektedir.

Evli ve üç çocuk babasıdır.

--reklam--

Ahmet Şimşirgil Kitapları - Eserleri

  • Kayı 1: Ertuğrul'un Ocağı
  • Kayı 2: Cihan Devleti
  • Kayı 3: Haremeyn Hizmetinde
  • Kayı 4: Ufukların Padişahı Kanuni
  • Kayı 5: Kudret ve Azamet Yılları
  • Kayı 6: İmparatorluğun Zirvesi ve Dönüş
  • Otağ 1 / Büyük Doğuş
  • Kayı 10: II. Abdülhamid Han
  • Osmanlı Gerçekleri
  • Kayı 7: Kutsal İttifaka Karşı
  • Otağ 2 / Emir Timur
  • Kayı 8: Islahat, Darbe ve Devlet
  • Valide Sultanlar ve Harem
  • Kayı 9: Sonun Başlangıcı
  • Kayı 11
  • En Sevgili Efendimiz ve Sevdalıları
  • Otağ - 3 Sultan Alparslan
  • Devr-i Gül Sohbetleri
  • Mızraklı Hakikat
  • Osmanlı Gerçekleri 2
  • Eşrefoğlu Rumi
  • Barbaros Hayreddin Paşa
  • Sultan 2. Kılıçarslan ve Aksaray
  • İstanbul: Fetih ve Fatih
  • Edep Yâ Hû
  • Denizler Fatihi Piyale Paşa
  • Yavuz Sultan Selim
  • Slovakya'da Osmanlılar 1663 - 1685
  • Topkapı Sarayı
  • Fatih Sultan Mehmet
  • Fethin Kahramanları
  • Bir Müstakil Dünya: Topkapı Sarayı
  • Birincil Kaynaklardan Osmanlı Tarihi Kayı 1
  • İstanbul Fetih ve Fatih
  • Hakimiyet Sembolü Ayasofya Camii
  • Asırlara Hitabeden Alim Es-Seyyid Osman Hulusi Efendi
  • Osmanlı Gerçekleri 3

--reklam--

Ahmet Şimşirgil Alıntıları - Sözleri

  • "Ey Muhibbî bağlamak dünyaya dil layık degül Çünki senden olısardur akıbet âlem cüda" Bu dünyanın gönül bağlanacak yanı yoktur; zira nasılsa insan bir gün onu bırakacaktır.. [Kanunî Sultan Süleyman Han] (Kayı 4: Ufukların Padişahı Kanuni)
  • Hayali mihmandır daima bu çeşm-i pür-nemde Onunçündür kesilmez eşk-i hasret hiç bir demde Firakıyla nola hep böyle ebyat olsa hamemde “Görenler seyl-i eşki diyeler sahra-yı sinemde Bahar eyyamıdır güya ki ırmaklar bulanmıştır” (Bu sürekli ağlayan gözde sevgilinin hayali misafirdir. Bu yüzden de hiç bir zaman hasret gözyaşları durmaz. Onun ayrılığı yüzünden kalemim hep böyle beyitler yazsa buna şaşılmamalı. “Göğüs düzlüğünde gözyaşı selini görenler sanırlar ki güya bahar zamanıdır ve nehirler bol yağış yüzünden bulanmıştır.”) (III.SELİM HAN) (Kayı 8: Islahat, Darbe ve Devlet)
  • "Osmanlı padişahları içinde Halvetiliğe ilk intisap eden II.Bayezid Han'dır. Onun intisabı Çelebi Halife namıyla meşhur Cemal-i Halveti vasıtasıyla olmuştur." (Osmanlı Gerçekleri 3)
  • Okuma bilmeyip yazan Odur dünyayı bozan (Osmanlı Gerçekleri)
  • "İttihatçılar, Sultan II. Abdülhamid Han'dan o kadar nefret ediyorlardı ki, Sultanın cenaze namazını kendilerinin Şeyhülislam yaptıkları Mason Musa Kâzım Efendiye kıldırttılar.." Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil (Kayı 10: II. Abdülhamid Han)
  • "Edirne'yi vermemek üzere iktidara gelenler bırakın Edirne'yi kurtarmayı devletin bütün bekasını Avrupalı büyük devletlerin inisiyatifine bırakmaktan rahatsız olmamışlardı. " (Kayı 11)
  • "Evet, ben bir askerim ama her şeyden önce Türk'üm ve Müslümanım! Burası benim mukaddes mâbedimdir. en büyük âmir olan vicdânımdan aldığım emirle buraya sizi sokmayacağım! Eğer cebren girmeye çalışırsanız buradaki askerlerim ve ben hepimiz ölünceye kadar çarpışacağız ve bu ihtimâli de düşünerek camiin sütunlarına yerleştirdiğim tahrip kalıplarıyla koca mâbed, taburumuzun üzerine çökecek ve yine buraya giremeyeceksiniz!” (Hakimiyet Sembolü Ayasofya Camii)
  • Emir Timur’un bir diğer önemli lakabı da dünyaya Hükmeden manasına gelen sahipkırandır. Gökyüzündeki gezegen satürün ve Jüpiter’in birbirlerine en yaklaştığı zamanda dünyaya gelen erkek çocuklar bu ünvanı almaya aday olurlardı. Bu iki gezegenin birbirlerine yaklaşması sekiz yüzyılda bir tekrarlanmaktadır. Bu gün doğan çocuklar bahtlı olurlar. Bu şekilde dünyaya üç kişi gelmiştir. İskender-i Zülkarneyn -ki ona Oğuz Han da denilmektedir-, Peygamber efendimiz ve Emir Timur. (Otağ 2 / Emir Timur)
  • Ana başa tâc imiş Her derde ilaç imiş Bir evlat pîr olsa da Anaya muhtaç imiş (Valide Sultanlar ve Harem)
  • İnsan ilimle yaşar. Cahil ise ölü gibidir. (Osmanlı Gerçekleri)
  • Osmanlı devleti Fazıl Ahmet Paşa ile Avrupa’da en haşmetli son 15 yılını geçirmiş ve bir kez daha dünyanın tek kutuplu devlet olduğunu göstermişti. O 15 seneye Yaklaşan sadrazamlığının neredeyse dokuz yılını cephelerde geçirmişti. Fatih, yavuz ve kanuni sultan Süleyman zamanlarında olduğu gibi seferlerinde kısa sürede netice alıyordu. Devletin demir yumruğu Avusturya. Venedik ve Lehistan‘a bir kez daha iniyor dünya bu muazzam gücü gücün karşısında eriyordu. Osmanlı tuğlarını 15 sene Avrupa’da Haşmet ve kudretle gezdirmişti. (Kayı 6: İmparatorluğun Zirvesi ve Dönüş)
  • Ya Rabbi! Dinine yardım edenlere yardım eyle. Müslümanlar arasında fitne çıkaranları kahreyle. (Kayı 3: Haremeyn Hizmetinde)
  • "gayret bizden, tevfik Allah'tan" (Otağ 1 / Büyük Doğuş)
  • 1949'dan itibaren açılmaya başlanan İlâhiyat Fakülteleri'nde tamamen pozitivist bir din yerine koyan bir zihniyet ortaya çıkmaya başlamıştır ve bilim dinin yerini almıştır. Neticede ilahiyatlarımızda önce müctehid alimler, mezhep imamları ve tasavvuf erbabı hafife alındı hatta aşağılandı. Sonra hadisler tartışılmaya ve ayıklanmaya başlandı. İşlerine gelmeyen yaşantılarına uymayan her hadis "mevzu" uydurma denerek atıldı. (Mızraklı Hakikat)
  • Osmanlı-Rus savaşında Hristiyan ordularıyla işbirliği yapılmasını mahzurlu görenler de az değildi.Bu dedikodular üzerine fetva alınmak zarureti doğdu. “Avrupalı askerleri kendi ordumuzda kullanmak caiz midir? “ sorusuna “El Cevab; Madem ki avcılar av tutmak için köpekleri kullanıyorlar biz de onları kullanabiliriz, “ diye teşbihli bir cevaz verilmişti. (Kayı 9: Sonun Başlangıcı)
  • "Allah, peygamber korkusu bilmez alçaklar! Unutmayın ki, intikam gecikir ama asla yaşlanmaz!" (4.MURAD HAN) (Kayı 6: İmparatorluğun Zirvesi ve Dönüş)
  • Çünkü denildi ona “Ve’ş-Şems” dahi “Ve’d-Duhâ” Rûyuna alnına mihr ü mâhı benzetsem nola Kur’ân-ı Kerîmdeki sûrelerden biri Şems suresidir. Onun ilk ayetinde geçen “Veşşemsi veduhâ” ifadesi Türkçe anlam olarak “Güneş’e ve onun parıltısı” anlamına gelir. Kanuni sonraki beytinde Resulullah Efendimizi “Güneş’e” benzeterek anlatır. Güneş, nasıl dünyayı aydınlatmışsa Hazreti Peygamber de insanlığı aydınlatan bir güneş hükmündedir. Ay da aynı şekilde aydınlatıcı bir gezegendir. (En Sevgili Efendimiz ve Sevdalıları)
  • Sakarya Meydan Savaşı, Türkler için bir ölüm - kalım mücadelesi oldu. Nitekim Sakarya 'da Türk milleti kadınlı erkekli, vatanlarına saldıran düşman kuvvetlerine kahramanca karşı koyma kudretini gösterdi. Türk ve Yunan kuvvetleri, Sakarya kıyılarında 100 kilometrelik bir sahada 22 gün ve gece süren bir meydan savaşı yaptılar. Meydana gelen kanlı muharebelerde bazen Yunan kuvvetleri, bazen Türk kuvvetleri başarılı oldu. Nihayet Türk hatlarını yaramayan yunan birliklerinde moral çöküntüsü oluştu. Türk ordusu 10 Eylül'de genel taarruza geçti. Beylikköprü, Duatepe ve Kartaltepe muhrebelerinde ağır kayıplar veren yunan ordusu Sakarya'nın batısına çekildi. (Kayı 11)
  • Tarih nostalji demek değildir.Dünü anlatırken bugüne neler miras kaldı,neleri yitirdik görmek gerekir. (Devr-i Gül Sohbetleri)
  • " Öyle bir nesil, öyle bir zaman ki, her şeyin fiyatını biliyor, fakat değerini bilmiyor." (Barbaros Hayreddin Paşa)