Kitap Künyesi
Yazar: Ahmet Turgut
Yayın Evi: Kapı Yayınları
İSBN: 9786055147259
Sayfa Sayısı: 400
--reklam--
Muhammedi Şuur ve Ahlak Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Sevginin fıtratıdır. Sevilen kıymetinin bilinmesini ister. Seven ise sevdiğini layığınca tanıyabilme derdindedir.
Peki, bahse konu sevgili “Âlemlerin En Sevgilisi” (sav) olunca?..
Onu (sav) layığınca tanıma arzumuz bir top ateş olup gönlümüzü yakmaya başlarsa Sevgiliye (sav) dair her şey, ilgi-meşgale listemizin tepesine yerleşir. Gayrı ışıl ışıl parlayan güneş, gecede beliren dolunay veya güzelliğe konu herhangi bir obje evvelce hiç olmadığınca Ondan (sav) işaretler sunmaya başlar. Dertli şakıyan bülbül de Onun (sav) habercisi olur. Avazınca ağlayıp annesini çağıran bebeler de bu hasretin muhbirleri haline gelirler. “Güle güle!..” denilerek uğurlanmak bile Güllerin Efendisini (sav) hatırlatıverir bir anda. ‘Gül’ ile tartar, ‘Gül’ ile nefesleniriz ve “Güle güle!..” denilen her yerde biliriz ki; ‘Gül’den gelir, ‘Gül’e gideriz.
Böylesi bir âşık yıllardır sahip olageldiği “Ben” kimliğinden sıyrılıp “Biz” aidiyetine geçmenin derdine düşerse…
Bu kez Kerîm Kitap sayesinde yenilenmiş bir şuurla “Biz” olanı arar. Bulunca tanır, tanıdıkça âşık olur ve aynıyla kendi de sevilir. Rahmet demlerinden bir demde nimete er(diril)erse “Biz” ile “Bir” olur.
Evet, aşk tenhalaştırır insanı,
Çoklar az olur zamanla ve geriye iki kalır,
Tâ ki, seven Sevgilide (sav) eriyene değin…
Yüz binlerce okurla buluşan KerbelaÜçlemesi’nin yazarı Ahmet Turgut’tan
Muhammedî Şuur ve Ahlâk üzerine 40 özel deneme…
--reklam--
Muhammedi Şuur ve Ahlak Alıntıları - Sözleri
- “Allah gülün kulağına bir sır söyledi. Onu bir renk ve râyihâ saltanatıyla güzelleştirdi. Taşa sır söyledi, onu madenler içerisinde akîk eyledi. İnsan vücuduna da sırrını üfleyip âyetini bildirdi Ve Onu (sav) semâlara yükseltti. Güneş misal olan Güzele (sav) söylediği sırla Nûr ismiyle tecelli etti ve Onu (sav) âlemleri aydınlatıcı rahmet kandili eyledi."
- "O (sav) en muhteşem sıfatlarla övüldü. Bütün sözler Ona nasip oldu. Onun asil varlığı sayesinde tüm varoluş çadırı ayakta duruyor. O meleklerin kitabındaki sır, Dünyanın ve göklerin yaratılışındaki harflerin anlamı, Yaratılanların oluşumlarını yazanın kalemi, Dünyanın gözbebeği, varoluşun mührünü döken ustadır. Vahiy memesinden emen ebedi sırrı üzerinde taşıyan Sonsuzluk lisanının tercümanıdır. Şeref sancağını O taşır ve övgünün dizginlerini tutar. Risâlet kolyesinin incisidir ve Nebilerin İmamı... Resûller ordusunun önünde yürüyendir O. Sebebin ilki ve varoluşun sonuncusudur. Dertlerin peçesini yırtmak, zor olanı kolaylaştırmak, Kalbi ayartanları kovmak, ruhların elemine teselli vermek, Ruhun aynasını parlatmak, yüreklerdeki karanlığı aydınlatmak, Fakirlerin kalbini zenginleştirmek ve Ruhların zincirini çözmek için en üstün olarak gönderilmiştir."
- Âdemî tuğlada Esmâ-ı Hüsna talimi, Nuhî tuğla da Rabbi tesbih etme, İbrahimî tuğlada Hakk'a teslimiyet, Yusufî tuğlada Rabbin nûru ile bakabilme nimetleri vardır. Musevî tuğla Tevrat, İsevî tuğla İncil'dir. Sayıları 124 bin ola rak bildirilen tüm Elçilerin bu binada emeği vardır.
- “ Öyle tuhaf bir yolculuktur ki , sâlik kendisine şah damarından daha yakın olanı arar koca bir ömür boyu. Tâ ki , bu Rabbani yolda nasibini tamam edene değin...”
- Hz. Adem'i (as) Safiyullah olarak belirtir. Hz. Musa (as) Kelimullah'tır. Hz. Isa (as) Kelimetullah ve Ruhul lah'tır. Hz. İbrahim (as) ise Halilullah olarak anlatılır. Efen dimiz (sav) aynı silsile üzerinden kendisinin de Habibullah olduğunu bildirir.
- Nitekim fiil öznenin zâtına, amel ise öznenin ilgilendiği nesneye veya işe dönüktür. Fiilde sebeplere bağlı olarak iş yapılır. Amelde ise niyetler ve hedefler gözetilir. Fiiller bir kez veya mükerreren yapılırken, ameller hem sayısal açıdan daha çok tekrarlanan, hem de üzerinde hassasiyetle durulan eylemlerdir.
- Bilâkis arzı beklerken arşı gözleyebilmenin adıdır "Rahmân'a Kulluk"...
- Hz. İsa'nın (as) risaletinde ruhi-båtini arınışın maddí-zâhiri işareti olarak vaftiz edilme filli öne çıkarılmışken, aynı gerekçeyle Efendimizin (sav) risaletinde emredilen eylem abdest alınmasıdır. Nitekim vaftiz olmak isteyen kişi mutlak surette bir başkasına muhtaçken, abdest almak isteyen kişi arınmanın vesilesi olan su ile ara sina herhangi bir aracı katmaz. Sorumluluğu başka birine bırakmadan kendi işini kendisi görmeye başlar. Pasiflikten aktifliğe geçer.
- Tevrat "İşit!.." diyerek başlar. Algı merkezine kulağı yerleştirir. Nakli esas alır. Baskın emri "Göklerin melekûtuna şâhid olun!.. yani “izle-Gör!.." emri olan İncil'in algı merkezi gözlerdir. Dışarda gelen naklin üzerine bireyin kendi şâhidliğini inşa eder. Bu iki Kitabın ardınca gelen Kurân'ın baskın emriyse Akledin!.." şeklindedir. Üstelik akletmeyi ilk emir olan "Oku” ile başlatır.
--reklam--
Muhammedi Şuur ve Ahlak İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Hz. Muhammed Şuuru: Hz. Muhammed (sav)’in şuuru ve ahlakını 40 farklı deneme ile Esma'ül Hüsna'dan, Peygamberimize verilen güzel isimlerden, ayet ve hadislerden yola çıkarak güzel bir anlatım olmuş. Zengin bir hazinesi ile anlatılmaya çalışan Muhammedi Şuur ve Ahlak aslında insan'ın nasıl olması gerektiğini, bu şuura ulaşmanın nasıl mümkün olacağı en güzel şekilde verilmiş. Her denemede Peygamberimize ait bir özelliğini keşfederken kitabın sonralarına doğru anlatılan Hırka ise sizi çok farklı bir diyara götürmektedir. Kalıplaşmış cümlelerden çıkmak ve farklı bakış açılarını merak edenler için okumalarını tavsiye ediyorum. Allah Kitaptan Ayırmasın.... (Evsiz karınca)
Muhammedi Şuur ve Ahlak: Bir Bahar Mevsiminde Gül Yaprakların Yağdığı Gül İle Bülbülün Masalı Anlatıldığı: Muhammedi Şuur ve Ahlak “O (sav) Ruhun aynasını parlatmak, Yüreklerdeki karanlığı aydınlatmak, Fakirlerin kalbini zenginleştirmek ve Ruhların zincirini çözmek için En üstün olarak gönderilmiştir.” Es-Seyyid Abdulkadir Geylani (ks) Susmak, akleden bir kalbe giden yoldur, bu yolun çilesi ise dinlemekle beraber düşünmektir. Düşünmek yani içten şuurlu olmak, dıştan ahlaklı olmaktır. Ahmet Turgut, kitabın kapağında “Akleden Kalplere” demesindeki mana aklı ile kalbi bir olan okuyucuya, bu kitabını armağan etmiştir. Ve Turgut, yazdığı bu kitabının ismi üzerinden şöyle bir açıklama yapar: “Akıl tutarlılık arar, kalp uyumluluk arar; akıl tutarlılığı aradığı için farkları görür önce, kalp ise ayniliği görür. Dünya iki küre üzerinde doğu ile batı diye ayrılmıştır. Batı, daha çok akılı öncelemiştir; doğu ise kalbi öncelemiştir. Batı akıl üzerinde tutarlılık gösterip farkları görürken, doğu ise kalp üzerinde hisseder zaman içinde şuurunu kaybedip kalpçilik illetine düşerken böylece aynileşmeyi birlik zannediyor. Örnek olarak: herkes Sünni olursa, hiçbir kopukluk olmaz, birlik oluşur. Akıl üzerinde siz farkları göreceksiniz, bunların adlarını koyacaksınız, belirleyeceksiniz her farkın ve farklarının hukukunu buna göre tayin edip içlerinde birlikteliğe giden yolu arayacaksınız. Hz. İbrahim’in, aya yıldıza güneşe bakıp “Rabbimdir.” Deyip sonra “batanları sevmem” derken tevhit meratibi kalp ile akledmenin bir sonucudur.” Kırk denemeden oluşan bu kitabı, her bir denemesi Hz. Muhammed’den açıklayıcı bir tarzla, dua ve ayetlerle tamamlamıştır. Kalemin Niyazı Ahmet Turgut, yazdığı deneme türünde ki “Akleden Kalplere: Muhammedi (sav) Şuur ve Ahlak” kitabına “Kalemin Niyazı” olan duasıyla en güzel isimlerin sahibi olan Allah’a niyazda bulunarak okuyucusuna merhaba der. Bu dua, yazar ile okuyucunun arasındaki manevi kasidenin sesindeki niyazıdır. “En güzel isimlerin sahibi olan Allah! ‘Nun’ ve ‘Kalem’ üzerine yemen ettiğin Kitaptan Ve Âlemlere Rahmet Elçinden (sav) öğrendik ki, Sensin, sevdiklerini tüm âlemlere sevdirebilen, Hem sevip hem sevilen, seveni ve sevgiyi var eden... Vedüd, Rahim, Muhyi Esmandan tecellilerle, Seni (cc) ve Habibini (sav) layığınca seven Aşk ehli hürmetine Muhammedi Hakikat ile aramıza sağlam vesileler eyle! ... Efendimiz (sav) ile aramızda aracı kıldığımız kelimelere Doğruluk, iyilik, güzellik ve hayır ihsan eyle! ... Gözlerimiz, kulaklarımız, ellerimiz, dillerimiz, O biricik rahmet vesilen ile “Biz” olabilsin! Âmin.” (Sayfa-11) En Güzel İsimler O’nundur (sav) Turgut, sadece Hz. Muhammed’in (sav) cümle cümle, sayfa sayfa en güzel sıfatlarını, isimlerini zikrederek; bilinen bilinmeyen, duyulan duyulmayan isim zenginliğinden mana çeşitliliğini duru bir dille anlatır. Bu isim zenginliğiyle kitap bir sözlük özelliğini kazanır. Hz. Muhammed, Hz. Mürsel, Hz. İnsan, Âlemlere Rahmet olan Nebi, Resul, Yaşayan/Konuşan Kuran, İlmin Şehri, Afüvv (Şanı affetmek olan), Akib (Hayır ve güzellik kendisiyle tamam olan), Berr (İyilik sahibi), Kademü’s Sıdk (Doğruluk tahtının ikbali), Kayyım (Ümmetini buluşturduğu ve tüm hikmetleri bir araya getirdiği için Birlik Kubbesi), Mahbüb-i Âlem (Âlemin sevgilisi), Mahi (İnkâr karanlığını yok eden), Mufaddal (Fazliletli kılınan), Müemmil (Ümit Güneşi), Münteka (Kendi semasının biricik yıldızı), Müşeffa (Şefaati Allah indinde makbul olan), Necmü’s Sakıb (Karanlığı delen yıldız), Sahibü’s-Sultan (Hakikat Sultanı), Server-i Enbiya ( Nebilerin başı). Olmasaydın Olmazdık Yazılan okundu; Âdemden, başlangıç; İsa’dan bebek sesiyle müjde... İlklerin ve Sonların Seyyidi, Nebilerin sonuncusu, Risâlet’in Hatemi... Arş ile Arz, gece ile gündüzün birleştiği fecir vaktinin müjdeleyişi... Ya Rab! Onu (sav) gönül sofrandan, rızıklandır; Rahmet ikliminden, bereketlendir. “Levlake levlake Lema halaktü’l-eflak” (Sen olmasaydın, sen olmasaydın Ben Âlemi yaratmazdım.) bir hadisi kutsi olarak, “Sen” neden, “Âlem” sonuç velakin âlemin yaratılış nedeni senin varlığındır. Âlemler hiçbir şey yaratılmadan önce sen vardın, ilk senin nurun vardı. “Gelmeseydin âleme sen, yaratılmazdı Âdem.” Böylece kelimeler Âlemlere Rahmet olan Nebi (sav)’i dinden dile anlatıla gelmiştir. Aziz Mahmud Hudai (ks): “Nasıl ki, tohum ağacın başlangıcıyken onun kökünde, gövdesinde, dallarında, yaprak ve çiçeklerinde seyeran ederek ağacın en son mertebesinde zahir oluyor ve zuhuruyla ağaç tamamlanıp maksat hâsıl oluyorsa Âlemlere Rahmet Efendimiz (sav) de kâinatın aslı ve özüdür. Nebilerin, sonuncusu Risaletin Hatemi, İlklerin ve Sonların Seyyididir.” Güneşi Takip Eden Aya And Olsun! Kâinatın sahibi (cc) yaratıcısı Şems Süresi 2. Ayetinde güneş ile ayı muhatap alır. Bir düzen/sistem üzerine yemin eder. Güneşi takiben ay bir yörünge halinde Leyal-i Biz (Beyaz geceler) on dört on altı arasında ki günler, dolunayın olduğu vakitlerdir. Bu vakitler üzerine yemin edilir. Anlaşılacağı üzere yeminlerin vebali çok büyüktür. Öyleyse yeminler üzerine şahit tutulan her şeyde çok büyüktür. Gece ile gündüzün birbirini takip etmesi, güneş ile ayın bir sistem halindeki döngüsü, genişleyen evren gibi velhasıl eşi benzeri olmayan büyüklüğü ölçülemeyen yaratılan büyük bir düzen/sanattır. Turgut, “Akleden Kalplere Muhammedi Şuur ve Ahlak” eserinde akıl ile kalbi birleştirenlere bir hayat tarzı olarak Hz. Muhammed (sav)’min şuuru ve ahlakını anlatmaya çalışmıştır. O (sav), nasıl bir insandı, gökte ile yerde nasıl bir derecesi vardı. O (sav)’de ki gül yüzündeki, huzur atmosferindeki, güven dolu ferahlığındaki, sığınak olan kale duruşundaki, hayranlık uyandıran örnekliğiyle/kişiliğiyle/duruşuyla; hal/hareketi, konuşmasıyla/muhabbetiyle; edep/saygı/sevgisi nasıl ve neydi sorularına bir cevap, açıklama, anlatma çabasındaki bir çalışmadır, eserdir okunması gereken bu kitap. Anlaşılması gereken bir kitap olduğu Kitap, dil konusunda kelime çokluğu olduğundandır ki bu ona zengin bir kelime haznesi, çeşidi bol olan bir anlatım kazandırmıştır. Lakin dilin bu zenginliği farklı bir boyutu var, bu boyut ise kulağımızın duyduğu ancak alışık olmadığı bir boyuttur. Velhasıl su misali akıcı bir dili yoktur. Anlamayı düşünmeyi gerektiren imgelerle açıklamalarla, zengin bol çeşitli bir dili vardır. Her yönüyle tartıp ölçmeye çalıştığım bu kitap Yaşayan/Konuşan Kuran, İlmin Şehri, Âlemlere Rahmet olan Nebi (sav)’i aklımızla bilinçlenmeyi, kalbimizle yaşamayı nasıl/ne derecede gerektiğini anlatmaya çalışan bu kitaba bir yol, bu yolda rehber olmaya çalıştık. Ahmet Turgut Akleden Kalplere Muhammedi Şuur ve Ahlak Kapı yayınları Yunus Özdemir. (Yunus Özdemir)
yazar/i2808 Ahmet Turgut’un kitaplarını okumaktan çok farklı bir keyif alıyorum. Çünkü mutlaka yeni bir bilgi öğreniyorsunuz, sorgulama yöntemini görüyorsunuz ve mutlaka kullandığı kendine özgü kavramları vardır. kitap/kitap--55722 kitabında da yine çok faydalı bilgiler edindim. 40 denemeden oluşmuş. Kalemin niyazı ile Engin denizlere açıldığımı ve farklı bakış açısı ile sorgulayarak Peygamber Efendimizi okumanın keyifli yolculuğunu yaşadım. (Sevilhan Tunaboylu Karacaoğlan)
--reklam--
Muhammedi Şuur ve Ahlak PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Ahmet Turgut - Muhammedi Şuur ve Ahlak kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Muhammedi Şuur ve Ahlak PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Ahmet Turgut Kimdir?
Ahmet Turgut (d. Kasım 1975, Malatya) Türk yazar. İlk, orta ve lise öğrenimini Malatya'da tamamlamıştır. İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümü'nden 1998 yılında mezun olmuştur. 2004 yılana kadar Rusya, Romanya, Almanya ve Türkmenistan'da uluslararası inşaat projelerinde çalışmıştır. 2005 yılından itibaren Ekmek Teknesi, Ayrılık, Eşref Saati, Kurtlar Vadisi televizyon dizilerinde ve Kurtlar Vadisi Irak, Kurtlar Vadisi Gladio sinema filmlerinde hikaye ve araştırma gruplarında yer almıştır. Türk ve dünya atçılığının konu edildiği Asaletin Dört Nalı isimli belgesel serisinin metin yazarlığını ve yönetmenliğini yapmıştır. Halen Kurtlar Vadisi Pusu televizyon dizisinin yazım grubundadır.Ahmet Turgut evli ve iki çocuk babasıdır.
--reklam--
Ahmet Turgut Kitapları - Eserleri
- Aşkın Şehidi
- Bozkırın Sırrı Türk Peygamber
- Aşkın Elçisi
- Kalbim Kudüs’te Kaldı
- Aşkın Secdesi
- Allah Aşkına
- Kelimelerin Kalbi
- Akıl Aşk ve Ötesi
- Muhammedi Şuur ve Ahlak
- Put
- Temiz Akla Çağrı
- Horasan Şehidi
--reklam--
Ahmet Turgut Alıntıları - Sözleri
- Âdemî tuğlada Esmâ-ı Hüsna talimi, Nuhî tuğla da Rabbi tesbih etme, İbrahimî tuğlada Hakk'a teslimiyet, Yusufî tuğlada Rabbin nûru ile bakabilme nimetleri vardır. Musevî tuğla Tevrat, İsevî tuğla İncil'dir. Sayıları 124 bin ola rak bildirilen tüm Elçilerin bu binada emeği vardır. (Muhammedi Şuur ve Ahlak)
- Ey Numan!.. Şunu asla unutma. Güzel soru ilmin yarısıdır... (Aşkın Secdesi)
- İlk âyet-i kerime "Oku, Yaratan Rabbinin adıyla!.." iken, ilk hadis-i Şerif, acziyetimizi ikrar ederek "Bilmiyorum" diyebilmektir. (Akıl Aşk ve Ötesi)
- Hamd ediyordu... Nebileri, sıddıkları, şehitleri ve salihleri müminlere en güzel refikler kılan Allah, diriler âleminin de Rabbiydi (Aşkın Secdesi)
- Hakikate şaşı bakmamak gerek! (Kalbim Kudüs’te Kaldı)
- Vâ Ebî!.. Vâ Hûseyna!... Ah Babacım! Neredesin?.. Sana ağlamayanlara kimler ağlasın (Aşkın Elçisi)
- Kendilerini Kur'an'ın muhatabı sayanlar orada anlatılan kıssaları geçmiştekilerin hikâyeleri olarak değil bizatihi kendileri olarak okurlar (Allah Aşkına)
- İmam Hasan'dan emanet o sözü hatırlattım. Hakk mücadeleler ancak dini dünyasının önünde olan kimselerle yapılabilirdi. Bu hususta biz ne denli yetkin kimselerdik, Allah bilir. Lakin Emevilere karşı yürütülen kıyama bakarak rahatlıkla söyle yebilirdim. Abbasilere karşı kıyama çağıracağımız kimsele rin de dünyevi beklentileri, âhirete dair arzularından daha güçlüydü. Keza zalimden teberra etmelerine rağmen âlime tevellaları sorunlu kimselerdi. Bu insanlarla bir olup pekâlå Şeytan taşlayabilirdik. Ama tavafımız yine eksik kalacaktı. “Serçe kadar yüreğimizle aslanlar gibi kükreyemeyiz" demiştim. Boyun büküp tebessüm etti. Evet, devlet yıkıp devlet kurmaktan bile çetin bir işe talip olmak zorundaydık. Neydi o? İnsan olup insan yetiştirmek... (Horasan Şehidi)
- " Edebin eziklik, tevazunun korkaklık, özeleştirinin döneklik sayıldığına da şahidiz. " (Put)
- Anneydi ya; hüznünü yaşamaya vakti yoktu. (Aşkın Elçisi)
- " Rızık denince sadece boğazlarından geçen nimetleri hatırlayanlar, ne yaratılış gayelerini fark edip kendilerine çeki düzen verebilirler ne de süflî (nefsani) hırsların esiri olmaktan kurtulabilirler." (Put)
- Sonuç itibariyle dünyaperest veya menfaat budalası kalplerin temel özelliği, Allah'ı sadece "Göklerin Rabbi" sayarak yeryüzü için vazedilen sosyal adalet, hakkaniyetli paylaşım veya infak misal ilâhî ilke ve kıstasları görmezden gelmesidir. Böylesi afetlerin tabii neticesi ise özelde hevaya, genelde kapitalizm misali "alternatif yeryüzü rablerine" tabi olarak, hakkı ve hikmeti onlardan devşirmeye kalkmaktır. Üstelik Allah'ın "Göklerin ve Yerin Rabbi" olduğunu lafzen bilmesine rağmen. . . (Put)
- "Sevgiliyle vuslatı göklerde arama! Bilirsen, alnını koyduğun yerdedir O..." (Aşkın Secdesi)
- Din mi yozlaşıyor? Dinin müntesipleri mi? Bu ikisini birbirine karıştırmamak lazım! (Kalbim Kudüs’te Kaldı)
- Mal,can ve nefes Rabbe adanmadıkça "Kur'an insanı" olabilmemiz mümkün değil (Allah Aşkına)
- Hüzün hidayet arayışının habercisidir... Hüznün kıymetini bil! Hüzündür, Yesrib misal gönüllerden Münevver Medine çıkaran. (Horasan Şehidi)
- Ya esefâ alâ Yusufe!.. Ey Yusuf'a dair kederim! Neredesin sen, nerede? (Aşkın Secdesi)
- “Zorda kalmış birine yardım etmek için Evlad-ı Resul olmak mı gerek?” (Aşkın Şehidi)
- Tüm okumalar, tek bir kitabı anlamak içindir, insan kitabını... (Temiz Akla Çağrı)
- İte itlik, yiğide yiğitlik yaraşır oğul, dert etme. (Horasan Şehidi)
Yorumlar
0 yorum