Kitap Künyesi

Yazar: Gökçer Tahincioğlu

Editör: Duygu Çayırcıoğlu

Yayın Evi: İletişim Yayınları

İSBN: 9789750525551

Sayfa Sayısı: 259

--reklam--

Mühür Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

“Bendire üç kere uzun vuruldu ve müritlerin dalgalanması durdu... Şeyhin eline yüzlerini sürdükten sonra, cübbesini üç kez öpen tekrar yerine dönüyor, diz çökerek, başını önüne eğip düşünmeye koyuluyordu.”

Büyük sırrı fısıldayan bir tarikat. Ankara'dan Maraş'a ve Adana'ya uzanan esrarlı bir yolculuk. Memleketi ağ gibi saran karanlık bir yapılanma. Tüm bunların ortasında, gözü pek iki avukat: Saim ve Leyla.

MÜHÜR, zikir odalarında bendirin tok ve yankılı sesiyle açılan, akıllara kazınacak, sarsıcı bir roman.

Gökçer Tahincioğlu, değişmeyen düzenin değişen insanlarını, mühürlenmiş bir aşkı cesurca anlatıyor.

“... Her cinayette biraz Kabil'in mührü vardır, her günahın birazı kardeşini öldüren Kabil'indir...”

Mühür Alıntıları - Sözleri

  • –“Küçük değil misin Baran, faşizm nedir biliyor musun sen?” –“Bilmeyecek ne var abi, işte desen ki bir kediye niye böyle miyavlıyorsun, burada sadece kuş gibi ötülür, miyavlarsan suçtur. Kedi de korkudan kuş gibi ötmeye çalışıyorsa işte faşizmdir o abi.”
  • Tek bir hakkın olsa, unutmayı mı yoksa hatırlamayı seçerdin....
  • Bazı pişmanlıklar birkaç günde yerini bir boşluğa bırakıyor, bazıları ise hayatla bedelleniyordu.
  • “Aşk” dedikleri kavuşmayı beklemenin ve kavuşamamanın toplamıdır. Kavuşmayı beklerken heyecanla doludur kalbin, kavuşamadığında hüzün. Kavuşanın aşkının konuşulduğu pek görülmemiştir.
  • Hikâyeler nasıl devam ederdi birlikte mutlu olacaklarını söyleyen insanlar kavuştuğunda? Ya mutlu gibi gözüken hikâyeler, hep öyle mi devam ederdi?
  • Belli ki nasıl büyüyen bir çocuğun kalbinde kalıyorsa haksız yere çatılmış bir kaş, haksızlığa uğrayan bir gencin kalbinde nasıl büyüyorsa dalga dalga bir öfke ve nasıl anlayamıyorsan dışarıdan olanı biteni sadece gelip geçen günler içinde seslerini duyduğunda, yaşam akıp geçse de geçmiyordu gönül yarası da.
  • Hayat böyle bir şeydi, kimileri ölür, kimileri üzülür, kimileri unutamayacağı bir kederin etrafında hayatını bitirir, kimileri sevişir, kimileri sevişeni ayıplayarak gün geçirirdi.
  • Çocuklar unuturdu, yeni baştan başlayabilirdi hemen. Ya da yeni baştan başlayabilmelerini “unutmak” zannederdi büyükler. Üzerinden geçebilme ustası olan çocukların, yirmi yıl kadar sonraki bakışlarının anlamı, dipteki kalıntılarda gizliydi.
  • İnsan ne garip, ne edepsiz, ne uslanmaz, ne umutlu, ne karmaşık bir yaratıktı.
  • Erken büyümek zorunda kalsalar da çocuklar eninde sonunda bütün kâbuslarını annelerine anlatmak isterdi.

Mühür İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Körü körüne bir inancın nelere neden olabileceğine değinirken aynı zamanda eski bir aşkın anıları arasında bazen bir anlık kafa karsikligi ile sevdiğinden vazgeçen bir adamın ömür boyu yaşadığı pişmanlığı anlatırken galiba bizede sevdiğiniz den kolay kolay vazgeçmeyin demek istiyor (õzlem varol)

Böyle Kalır Sanma Devran: İranlı sosyolog Ali Şeriati’nin deyimiyle SİZİ RAHATSIZ ETMEYE GELDİM!!! Yeni bir yazarla ve tabii yeni bir romanla Eski gazeteci ve yeni bir yazar olan Gökçer Tahincioğlu, ilk romanı olan Mühür’de kayıp yakınlarının belirsizlik hali ve umutla mücadelesinin yanı sıra yaşamın içinde kaybolmuşları da konu ediniyor. Tarikatlar, çocuk istismarları, derin yapılanmalar, hukuk savaşları ve aşk kırıklıklarıyla bezeli romanda okurlar, insanların içindeki mühürle yüzleşiyorlar. Romandaki kurgu, bir takım eksenler etrafında dönen hikayelerin daha sonra bir zincirin halkaları gibi birbirine temas etmesiyle ortaya çıkıyor. Bu eksenler; Leyla ile Avukat Saimin okul döneminden kalmış yarım bir hüzünlü aşkı... Diğer eksen, Türkiye’de toplumun gelir ve eğitim bakımından alt seviyesindeki kesimlerini bir kanser gibi eline geçirmiş olan tarikat ve cemaatlerin olayları... Bir başka eksen, Türkiye’nin bir Ortadoğu ülkesi olması, kültürünün de Ortadoğu kültürü olması sebebiyle “Kadını” ikinci sınıf bir varlık konumunda kabul edilmesi ve onun üzerinde toplumsal baskının kurulması ve ezilmeleri... Diğer eksen, devlet içindeki çeşitli güç odaklarının birbiriyle mücadeleleri, derin yapılanmalarla ilgili olaylar. Hiçbir suç işlemeden öldürülen insanlar, hapse atılan , görüşe izin verilmeyen, dayak atılan, işkence edilerek öldürülen çocuklar. Gizli güçler tarafından kaçırılıp, kayıp ettirilen ve bir daha bulunamayan( kemikleri dahi) mezarı bile olmayan günahsız çocuklar, Cinsel istismarlar, kızlara değer vermeme, yok namusmuş yok töreymiş imamların, şeyhlerin sözüyle öldürülen küçük kızlar, Kızların okumasına engel olan anne, babalar ve daha 14-15 yaşında evlendirilmek istenenler ve daha neler neler... Ülkede dönen dolaplar, ezilenler,işkence edilenler, öldürülenler yani böyle devam ediyordu hayat. Tabi buna hayat denilebilirse Kötüler, kötülerin yanında olanlar, zenginler hayat sadece bunlar için vardı. Diğerleri yaşıyormuydu ki, onlarınki hayat mıydı? Yazar, romanın en sonuna yazdığı cümle de bizim tek umudumuz olan; Herkese iyi okumalar dilerim...:) (Pukeleka)

Gökçer Tahincioğlu gazeteci kimliğiyle tanınıyor.Mühür belki de tüm gazetecelik kariyeri boyunca edindiği birikimlerinden damıtılmış politik bir roman. Mühür bir tarikatlar savaşının hikâyesi aslında.Tüm ülkeye hâkim olan bir tarikatın, sıra dışı bir tarikatı boğmaya çalışması, tarikat mağdurları, mağdurların avukatlarının mücadeleleri, hak arayışları, hak ihlalleri, Mühür’ün konusunu oluşturuyor. Küçük kız Elife’nin dramı yürek yakıyor. Gökçer Tahincioğlu, bize bizi anlatmış kısacası... (Özlem Akbaş)

Mühür PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Gökçer Tahincioğlu - Mühür kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Mühür PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Gökçer Tahincioğlu Kimdir?

Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden mezun oldu. Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Radyo Televizyon Anabilim Dalı’nda, “Askeri Darbeler Öncesi ve Sonrası Medya Özgürlüğü” konulu teziyle yüksek lisans eğitimini tamamladı. 1997’de çalışmaya başladığı Milliyet gazetesinde halen Ankara Haber Müdürü olarak görev yapmaktadır. Çağdaş Gazeteciler Derneği İzzet Kezer Fotoğraf Ödülü, Musa Anter Basın Şehitleri Yılın Haberi Ödülü, Abdi İpekçi Yılın Haberi Ödülü, Metin Göktepe Gazetecilik Ödülü, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Basın Özgürlüğü Ödülü, Çağdaş Gazeteciler Derneği Rafet Genç Haber Ödülü sahibidir. İki dönemdir Çağdaş Gazeteciler Derneği yönetim kurulu üyesidir.

--reklam--

Gökçer Tahincioğlu Kitapları - Eserleri

  • Kiraz Ağacı
  • Mühür
  • Beyaz Toros
  • Devlet Dersi
  • Bu Öğrencilere Bu İşi mi Öğrettiler?
  • Kayıp Adelet

--reklam--

Gökçer Tahincioğlu Alıntıları - Sözleri

  • Herkes eksik parçasını arıyor, öyle değil mi? Yaralandığı yerden yaşamını yeniden kuruyor. (Kiraz Ağacı)
  • –“Küçük değil misin Baran, faşizm nedir biliyor musun sen?” –“Bilmeyecek ne var abi, işte desen ki bir kediye niye böyle miyavlıyorsun, burada sadece kuş gibi ötülür, miyavlarsan suçtur. Kedi de korkudan kuş gibi ötmeye çalışıyorsa işte faşizmdir o abi.” (Mühür)
  • "Geçti artık, göğsümde kuş barınmaz, anladım... " (Kiraz Ağacı)
  • “Unutursak kalbimiz kurusun. Kalptir Roboski. Ölümü kuru bir haber gibi karşılayanlarla, bir çocuğun kantine tost borcunu ödemek için gittiği kaçakta parçalanmasıyla parçalananların hazin mücadelesi. Roboski, cezasızlık denilen kültürün tam ortasındadır. Devletin bekası söylemleri ile ezilenlerin, ötekilerin, bir başka yaşama şansı verilmeyenlerin yer aldığı bir terazi. Tartıya konulduğu buzlaşmış bir beyinle kalbin, zulümle merhametin, ayaz ile serin ikindilerin. Tarafınızı doğru seçmelisiniz. Kalp ki gerçekten kırılabilir. Bir gün kalbinizin kırılabileceğini bilmelisiniz. Dedim ya Roboski kalptir, bu öyküyü kalbinizle dinlemelisiniz.” (Devlet Dersi)
  • Tek bir hakkın olsa, unutmayı mı yoksa hatırlamayı seçerdin.... (Mühür)
  • Ve insan, yaşamı boyunca ne yaparsa yapsın, en çok unutmak istediğini anımsıyordu. (Kiraz Ağacı)
  • Birileri bir yerde şiddeti öğrenmesin diye çocuğuna oyuncak silah bile almazken kurşunla,roketatarla,keskin nişancı muhimmatiyla,bombayla olmuslerdi (Devlet Dersi)
  • Zira, ''hesap sorulamama'' üzerine kurgulanmış büyük bir toplumu günahlardan sadece ''unutmadan'' değişmek kurtarabilir. (Devlet Dersi)
  • "Bir hakkın olsa, tam şu yaşında tek bir hakkın, unutmayı mı yoksa hatırlamayı seçerdin? " (Kiraz Ağacı)
  • Belli ki nasıl büyüyen bir çocuğun kalbinde kalıyorsa haksız yere çatılmış bir kaş, haksızlığa uğrayan bir gencin kalbinde nasıl büyüyorsa dalga dalga bir öfke ve nasıl anlayamıyorsan dışarıdan olanı biteni sadece gelip geçen günler içinde seslerini duyduğunda, yaşam akıp geçse de geçmiyordu gönül yarası da. (Mühür)
  • “Çocuklar bir ülkede, küçük elleri ters kelepçede, küçük kolları havada, küçük ayakları tekmelerle boğuşuyorsa ve hesabı sorulamıyorsa, o ülkenin üzerini kırmızıyla işaretleyin.” (Devlet Dersi)
  • “Aşk” dedikleri kavuşmayı beklemenin ve kavuşamamanın toplamıdır. Kavuşmayı beklerken heyecanla doludur kalbin, kavuşamadığında hüzün. Kavuşanın aşkının konuşulduğu pek görülmemiştir. (Mühür)
  • Uzak yollardan geçerken bazen, birilerinin neden unutulmuş o toprak parçasında yaşamayı tercih ettiğine şaşarsın. Ceylan'ın ailesi, birilerinin geçerken bile görmediği bir uzaklıkta yaşıyordu. Diyarbakır-Bingöl sınırında, Lice'ye bağlı Şenlik Köyü'nün Hambaz mezrası. Haber bültenlerinde sadece ölümlerle duyulabilecek bir coğrafyanın kanlı uzantısı. ''Teröre müzahir'' bir alanın ''potansiyel terörist'' insanları. (Devlet Dersi)
  • Erken büyümek zorunda kalsalar da çocuklar eninde sonunda bütün kâbuslarını annelerine anlatmak isterdi. (Mühür)
  • Özlemi gelip vurdu kalbine. (Kiraz Ağacı)
  • “Onlar çalışmak zorunda kalan, oynayamayan, okuyamayan, güvenceleri olmayan, bir küçük ışıkla sevinen, büyük bir karanlığa mahkum edilen çocuklardı. Daha dün şanssız doğmuş bebeklerdi. Daha bebek bebeklerdi. Pres makinaları kaderleriydi. Ve “kader”, bazı ülkelerde, başa gelen her şeyi açıklamaya yeterdi. Ahmet öldü. 13 yaşındaydı. Değişmedi hiçbir çocuğun kaderi.” #AhmetYıldız (Devlet Dersi)
  • Acılar dinmez. Sadece unutulabilir. (Devlet Dersi)
  • "Şimdi anlıyordu ki çocukluk, kendini kandırarak hayata devam edebilme ustalığıydı." (Kiraz Ağacı)
  • “Diyarbakır’da 2006’da yaşananlar, bütün failleri cezasız bırakılsa da bir gün bütün hikayeleri yazılacak ve bir ülkenin karanlık tarihinde ilk sıraları alacak büyük bir cezadır. Kafatasından çıkan gaz fişeği bile çalınan Mahsum Mızrak’ın hikayesi de o toplumun çekmesi gereken cezaların en başındadır.” (Devlet Dersi)
  • "... Mesele hapishane koşullarının iyileştirmek ya da yargıya yönelik birtakım düzenlemeler yapmakla sona ermeyecek. Bu faşist zihniyet ve düzen varlığını devam ettirdiği sürece bunlar yaşanmaya devam edecek. Ta ki 'doğayı ve hayatı sarsacak' o vakit, sıyrılıp gelene kadar... " (Bu Öğrencilere Bu İşi mi Öğrettiler?)