Kitap Künyesi

Yazar: Hasan İzzettin Dinamo

Yayın Evi: Tekin Yayınevi

İSBN: 9789944610063

Sayfa Sayısı: 199

--reklam--

Musa'nın Mapusanesi Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Doğa, ilkyazın en güzel günlerini yaşarken, bizim de başımızın üstünde düşüncelerimizin gençlik türküleri esiyordu. Vakitsiz gençlik türküleri söyledik diye mayısın bu çimen, müzik, çiçek desenli halısı üzerinden kaldırılıp dört arkadaş, dört yıl içeri atıldık. Mahpushane, bize seki seki derinlere doğru inen karanlık cehennem bahçeleri hazırlamış. Can, kapkara, ağılı çiçekler açan bu bahçelerde her an çelik uçlu çakırdikenleriyle dalanır durur. Burada insan, bir zavallı buğday tanesi gibidir. Her gün kaygı değirmeninin taşları arasında yeniden ufalanır durur. İyi ki biz, yüreğimizi düşüncemizin buyruğuna vermişiz. Belki bu yüzden sarsıntımız daha az olacak. Yaşamak sevincimiz daha az ağlayıp saçlarını daha az yolacak.

--reklam--

Musa'nın Mapusanesi Alıntıları - Sözleri

  • “Nasıl gelmez akla Sözleri Ziya Paşa’nın, Yok mapushanede yeri Milyonla çalanın! “
  • "Genç insanın umutsuzluğundaki kanatsızlık ne korkunç."
  • "Kalpsiz adam, sanki yüreğimi koparıp buz tutmuş sokaklara fırlatıvermişti."
  • Sevgilim, sana gönderilmeyecek mektuplar yazmak, benim için ancak bir avunma şölenidir.
  • "Şunu anladım ki bir insana en korkunç tiksinme duygusunu her zaman, en çok sevdiği kişiler öğretiyordu."
  • "Ne yazık ki felek insanı rahat bırakmıyor, durmadan dövüyor, yumrukluyor, yoğuruyor, kaçındığı savaşın ta içine atıyor."
  • "Demek ki ben, yaşamaktan çok şeyler beklemekteyim hala."
  • "Göğsümün altında çırpınan yaralı kuştan hiç kimsenin haberi olmadı."
  • "Peki yargıçlık bunun neresinde? Bunu doğrudan doğruya onlar da yapabilirdi, neden seni bir zavallı maşa gibi kullanarak adaleti kötü bir biçimde kirlettiler?"
  • "insanoğlundan tiksinicek duruma gelmiştim. İçimde insan sesinin hiç işitilmediği kuytu ormanlara, dağ başlarına kaçmak eğilimi çan çalıyordu."
  • "İnsan, ekmeksiz bile yaşayabilirse de umutsuz yaşayamazdı."
  • Onunla ilk karşılaştığımda yumurta topuk giyen kavgacı gürültücü külhanbey snopluğuna özenen bir gençti .
  • Insan mutluluğunun yarısı ekmek,ekmek,has ekmek .
  • Zaten hep öyle değil midir, bir şeyler olmayınca daha çok istenir.
  • " Mutluluğumuzla mutsuzluğumuzu gösteren ibre, o kerte titrek ki her an bir sınırdan öbürüne geçiveriyor. "

--reklam--

Musa'nın Mapusanesi İncelemesi - Şahsi Yorumlar

#okudumbitti #HasanİzzettinDinamo #MusanınMapusanesi #212Sayfa #OcakAyı11ciKitap "Vakitsiz gençlik türküleri söyledik diye mayısın bu çimen, müzik, çiçek desenli halısı üstünden kaldırılıp içeri atıldık" Serinin dördüncü kitabıyla okuma maratonuna devam. Kitabın ilk sayfasının ilk cümlesi böyle başlayınca epey bi güzel devam edecek diye ümit etmiştim kitabı. Ancak serinin ilk kitabı savaş ve açlar kadar etkiledi diyemeyeceğim devam kitapları için. Yanlış anlaşılmakta istemem elbet. Şöyle ki okuduğum için pişman değilim ve iyi ki okudum diyorum. Ancak ilk kitap fazlasıyla etkileyici olduğu için olsa gerek devamında da aynı etkiyi bekledim okurken. "Bugün pazar Beni bugün ilk defa güneşe çıkardılar" Bu eserde en sevdiğim şey Nazım Hikmet ile ilgili anılar oldu. Nazım'ın yazdığı şiirleri Nazım'ın sesinden dinlemek, üstelikte yan yana... Kalan iki kitabı şubat ayında okutacağız. Az soluklanalım değil mi. ️ (Suzan gündüz)

Hasan İzzettin Dinamo’nun "Kutsal İsyan" ve "Kutsal Barış" Eserlerini hariç tutarsak bunların dışındakilerin büyük çoğunluğu özyaşam öyküleridir. Bu kitaplarda karşımıza genellikle “Musa” olarak çıkar. Tanıklıklarını, acılarını, yitirdiklerini, yitirdiklerimizi ama ille de umudu yazar. Kendi hayatını yazar çünkü gerçek anlamıyla hayatı romandır. Yaşamı boyunca, hükümetler tarafından “sakıncalı” görünen Dinamo, her zaman siyasal baskılar, sürgünler ve tutuklamalarla karşılaşmıştır. Nazım’ın hapishane arkadaşıdır. Nurullah Ataç’ın değer verdiği yazarlardandır. Ve 40’ların en önde gelen toplumcu-Gerçekci şairlerindendir. Savaş ve Açlar romanını okumadan I.Dünya Savaşı yıllarında Anadolu'da yaşanan toplumsal ve siyasal olguları sağlıklı bir şekilde anlamak imkansızdır. Savaş ve açlarla başlayan Hasan İzzettin Dinamo romanlarını okuma serüvenim "Musa'nın Mapusanesi" ile tamamlandı. Musa'nın Mapusanesi; Hasan İzzettin Dinamo‘nun kendi hayatından hareketle kaleme aldığı hapishane günlerini içeren otobiyografik romanı. Romanda Sabahattin Ali‘den, Nazım Hikmet‘e, Sadri Ertem‘e, Kemal Tahir‘e, Peyami Safa‘ya dair bilgiler, atıflar bulabilirsiniz. (mehmet şenol)

Musa’nın Mapushanesi: Musa’nın Mapushanesi serideki diğer kitaplar gibi oldukça etkileyici. Diğer kitaplara göre daha ağır, daha yavaş bir temposu var. Hapis hayatını tam olarak yansıtmış diyebilirim. Serinin diğer kitapları kadar yüksek tempolu olmaması gerekirdi bu kitabın zaten. Bizi Açlık ile içine attığı hareketli İstanbul sokaklarından alıyor, tam olarak zamanın yavaş aktığı, günlerin bir türlü geçmediği mapus hayatına sokuyor. Ancak buna rağmen akıcılığından, Dinamo’nun sürükleyici anlatımından bir şey kaybetmemiş olduğunu görüyoruz Musa’nın Mapushanesi’nin. Romanlarda olay okumayı seven birisi iseniz Musa’nın Mapushanesi düşündüğünüz kadar hızlı okuyacağınız bir kitap olmayacaktır. Ancak düşünce ve fikirleri okumayı, duyguları takip etmeyi seven bir okursanız yine bir solukta okuyacağınız bir kitap olacak. İyi okumalar… kitap/musanin-mapusanesi--63528 yazar/Hasan-izzettin-dinamo (bilge demirci)

--reklam--

Musa'nın Mapusanesi PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Hasan İzzettin Dinamo - Musa'nın Mapusanesi kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Musa'nın Mapusanesi PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Hasan İzzettin Dinamo Kimdir?

Hasan İzzettin Dinamo (d. 1909, Akçaabat, Trabzon - ö. 20 Haziran 1989), Türk yazar.

Ailesiyle önce İstanbul'a sonra Samsun'a yerleşti. Babası I. Dünya Savaşı'nda öldü. Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü'ndeki eğitimini tamamlayamadan ayrılan yazar, geçimini çeviriler yaparak ve özel ders vererek sağladı.

Dinamo, gençliğinde bireysel şiirler yazsa da Nazım Hikmet'in şiirleriyle tanışınca kendine toplumcu bir çizgi çizdi. Nazım'ın yanında, Sabahattin Ali, Rıfat Ilgaz ve A. Kadir gibi şairlerle birlikte çalıştı. yedi ciltlik Kutsal İsyan ve Savaş ve Açlar gibi önemli romanlara imza atmıştır. 1977 yılında, "Kutsal Barış" adlı romanıyla, Orhan Kemal Roman Armağanı'nı kazanmıştır. Genellikle savaş dönemini anlatan romanlarının yanında şiir kitapları ve bir de öykü kitabı bulunmaktadır. İlk şiirlerinde Rıza Tevfik , Yusuf Ziya, Orhan Seyfi'nin etkileri görülür. Servet-i Fünûn dergisinde hece vezniyle şiirler yazmıştır. Aruz ölçüsünü kullanmış olsada yeniden heceye dönmüştür. Hapiste sayısız şiirler, romanlar, destanlar yazmıştır. Deniz Feneri, Kutsal İsyan, Savaş Ve Açlar adlı kitapları önemlidir.

--reklam--

Hasan İzzettin Dinamo Kitapları - Eserleri

  • Savaş ve Açlar
  • Öksüz Musa
  • Kutsal İsyan - 1
  • Açlık
  • Kutsal İsyan - 2
  • Kutsal İsyan - 3
  • Musa'nın Mapusanesi
  • Koyun Baba
  • Musa'nın Gecekondusu
  • Kutsal İsyan - 4
  • Kutsal İsyan - 5
  • Ateş Yılları
  • Çoban Şiirleri
  • Deniz Feneri
  • Kutsal Barış 1
  • Kutsal Barış 3
  • Kutsal Barış 2
  • Kutsal Barış 4
  • 6-7 Eylül Kasırgası
  • Kutsal İsyan - 6
  • Kutsal İsyan - 8
  • Kutsal İsyan - 7
  • Ateş Ormanları Arasından
  • Özgürlük Türküsü
  • Adalet Sıtması
  • Türk Kelebeği
  • Kavga Şiirleri
  • Anadolu'da Bir Yunan Askeri
  • Kenti Yiyen Çocuk
  • Gecekondumdan Şiirler
  • Tuyuğlar
  • Sürgün Şiirleri
  • Karacaahmet Senfonisi
  • İkinci Dünya Savaşı'ndan Edebiyat Anıları
  • Nazım'dan Meltemler
  • Savaşta Çocuklar

--reklam--

Hasan İzzettin Dinamo Alıntıları - Sözleri

  • Fırsat bulsanız da okuyun, bulmasanız da okuyun." (Öksüz Musa)
  • Düşünmek kahramanlıktır, Düşünmek, bir çiğ tanesidir. bir anlıktır. Düşünmenin ötesi, karanlıktır cancazım, karanlıktır. (Kavga Şiirleri)
  • Düşünmek, salt insanoğlunun harcı. Yine insanoğlu, en büyük düşman ne yazık, düşünceye karşı. (Kavga Şiirleri)
  • <Türk Kelebeği)
  • Yine zindan, yine çark, yine bıçak, yine kelepçe, Gece başlıyor, kardeşler, gece. (Kavga Şiirleri)
  • Tarihimizi okuyunuz, görürsünüz ki milleti mahveden, esir eden, harap eden fenalıklar, hep din kisvesi altındaki küfür ve melanetten gelmiştir. Mustafa Kemal (Kutsal İsyan - 3)
  • "Ama çok yoksullar değil mi?" "Çalışan insanlar hep yoksuldur kızım." (Savaş ve Açlar)
  • İnsan yürekleri de gittikçe taşlaşmakta. (Çoban Şiirleri)
  • "insanoğlundan tiksinicek duruma gelmiştim. İçimde insan sesinin hiç işitilmediği kuytu ormanlara, dağ başlarına kaçmak eğilimi çan çalıyordu." (Musa'nın Mapusanesi)
  • İnsan, neden her istediğini olamıyordu? Bu adaletin ya da adaletsizliğin anahtarı kimin elindeydi? Toplum, yetenekli çocuklarını neden elinden tutup yetistirmiyordu? Bir Rousseau, bir Pestalozzi gibi düşünen insanların varlığına dayanan bir toplum, bir eğitim sistemi var olmadıkça bütün yetenekler güz yaprakları gibi yağmurun, rüzgarın önünde sürüklenmek zorundaydı. Toplumlar, çocuğun anası babası olmadıkça yeteneklere kurtuluş yoktu. (Açlık)
  • Yapamadım,yol verdim gözlerimdeki yaşa. (Çoban Şiirleri)
  • İstanbul soluk alınamaya­cak, içinde kımıldanılamayacak bir arslan kafesine dön­müştü. İşgalciler, ellerinde ateşten kırbaçları bulunan arslan terbiyecileri gibi bu kafesin kızgın demir çubuk­ları çevresinde dönüp duruyorlardı. (Kutsal İsyan - 1)
  • En son türkümde seni söyleyeceğim. Bir emperyalist tankı altında şair yüreğim ezilirken. Ya da dünyanın en güzel bir sabahında Bir duvar dibinde kurşuna dizilirken... (Özgürlük Türküsü)
  • Yıkıldı üstümüze zaman bir dağ gibi. (Çoban Şiirleri)
  • Umut gerçi kahpe bir şeyse de o gülümsedikçe ortada her zaman sahip olacağımız bir şey var demektir. Sen, şu sırada büsbütün umutsuz değil, salt öfkelisin. Tabancanı, hiçbir vakit öfkelenince kullanma, aziz kardeşim. (Adalet Sıtması)
  • Ben, Aziz Nesin’i güçlü mizah sanatiyle orda tanı­dım.Eski Marko Paşa’da yazdığı çok güzel yazılarını eski dostum Sabahattin Ali’ce kaleme alındığını sanıyordum, orda bana okumam için verdiği «İt Kuyruğu» adlı hikâye kitabını okuduktan sonra bu­nun yazarı birden bire gözümde dağ gibi büyüdü. Sonra iyi ahbap olduk. İyi bir okuyucu olduğumu da anlamış olacak ki, bundan sonra bütün oracıkta yarattığı mapusane ürünlerinin sanırım ilk okuyu­cusu ben oldum. Akbaba’cı Yusuf Ziya ile bağlantı kurar kurmaz sıtmalı bir yazı işine girişti. Artık, başnı kaşıyacak zamanı yoktu. Ha bire yazıyordu. Dışarda serbest gezen okuyuculanın daha sonra okuyup kahkaha patlatacakları ,biraz daha sonra da İtalya’da dünya mizah birinciliği alacak olan Fil Hamdi hikâyesini henüz müsvedde halindeyken ilk okuyan biz oluyor, kasıklarımız çatlarcasına gülüyorduk. O kötü koşullar altında başka hiçbir şey de beni güldürememişti. Bütün emniyet örgütünü son kerte zekice hicveden bu hikâye haklı olarak sonra Altın Palmiyeyi Türkiye’ye doğru yola çıkarmıştı. Aziz Nesin dışarda gene, güzel bir de sevgili bırakarak mapusaneye gelenlerdendi. Bu yüzden de içerde para kazanmak, sonradan karısı olacak sevgiliyi çıkıncaya dek dışarda barındırmak gerekiyordu. Yusuf Ziya da Nesin’i doludizgin sömürüyordu. Bir hikâyesine yedi buçuk yada on lira veriyordu. Geçmiş gün, iyi usumda yok. (6-7 Eylül Kasırgası)
  • Kent düzeni, belli bir saatten sonra kentin deliğini deşiğini kilit altına alıyor, yarattığı kanunsuz sürülerini kutsal masallardan uzak tutmaya çalışıyordu. Sokakta işsiz, aşsız, korumasız kalmış bir insan için, toplumların yarattığı kutsallikların ne anlamı olabilirdi? Bütün kutsalliklar en sonra insan denen değerin korunması, daha büyük bir değer olması için değil miydi? İnsan, hiçbir kutsallık için bir kurban değildi. Klan çağlarıyla Ortaçağ, artık tası tarağı toplayıp karanlık mezarına göç etmemiş miydi? (Açlık)
  • Biz dünyadan geçip gittikten sonra da ay pek çok kereler doğacak, fakat bizi bulamayacaktır. -O.Henry- (Ateş Yılları)
  • En güzel hürriyet düşleri zindanda görülür. Schiller. (Kutsal İsyan - 2)
  • ...insanın evini ancak kendisi, mezarını başkaları yapar. Ben, bunu bilirim. (Musa'nın Gecekondusu)