Kitap Künyesi
Yazar: Halil Cibran
Yayın Evi: Kafekültür Yayıncılık
İSBN:
Sayfa Sayısı: 60
Musiki Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Bu musikiydi, dostlarım. Sevdiğimin bazı kelimenin ardından her iç çekişinde, yenilerini dile getirirken gülümseyişinde duyuyordum onu. Yarıda kesilmiş, kimisi birbirine karışan, kimisi hâlâ dudaklarının arasında alıkonulmuş kelimelerle konuştuğunda duyuyordum.
Sevdiğimin duygularının güzelliğini, kulaklarımla görüyordum; duygularının, beni söylediklerinin özünden bile uzaklaştıran harikuladeliği, bir musikide vücut buluyordu, ruhun sesinin musikisinde.
Musiki Alıntıları - Sözleri
- Nihavent, aşıkların ayrılmasını ve memleket hasretini ete kemiğe büründürür adeta. Her şeyden üstün tutulurken çekip giden birinin son bakışını tasvir eder.
- Bu “ah” küçücük bir kelime, ama çok şey söylüyor.
- Çoban için, kavalı, sonsuza dek kalbinde yaşayan değerli bir dost, aynı zamanda birlikte demleneceği nazik bir arkadaş gibidir. Kaval, vadilerin korkunç sessizliğini içinde insan yaşayan bahçelere dönüştürür, ıssızlıklarını heyecan verici ezgilerle yener ve havayı incelik ve tatlı bir sihirle doldurur.
- Musiki, son nefesten olma, ruhu soluktan, aklı kalpten ibaret bir bedendir.
- Musiki tanrıların cennetinde bir huriydi, Âdem’in soyundan gelen birine bağlanıp ona kavuşmak için göklerden indi. Bunu öğrendiklerinde öfkelenen Tanrılar, korkunç bir rüzgâra onun peşine düşmesini emrettiler. Rüzgâr da havada dağıtıp şu ölümlü dünyanın dört bir bucağına serpti parçalarını. Ruhu ise hiç ölmedi, insanoğlunun kulağında hep yaşadı.
- Ezgilerin yumuşaklığı yüce bir sonsuzluğun var olduğuna dair inancımı güçlendiriyor.
- Musikisiz mutluluk, dili kesilmiş bir genç kıza benzer. Musiki dünya üzerindeki tüm milletlerin dilidir.
- İnsan hayattaki eşini seçer ve ruhları evlilik bağıyla birleşir, böylece yaradılıştan beri bilgelik tarafından kalplerine yazılı olan gerçekleşir.
- Nihavent, âşıkların ayrılmasını ve memleket hasretini ete kemiğe büründürür adeta. Her şeyden üstün tutulurken çekip giden birinin son bakışını tasvir eder. Arzuyla yanan bir göğsün, duyduğu keskin acıdan inlemesini anlatır
- Sabayı dinlediğimizde, kederli kalplerimiz, göğüs kafesimizin içinde dans etmek için uyanır. Çünkü Saba, insana acılarını unutturan neşeli bir ezgidir. O vakit şarap ister canı, tuhaf bir keyifle içer ve sanki bu neşenin şarabının, ezgiyle rekabet etmeye çalıştığını biliyormuş gibi, kadehini bir kez daha doldurur.
- Saba, gurur ve neşeden titreyen kır çiçeklerine şöyle bir dokunup geçen doğu rüzgârının esintileri gibidir.
- Öyle görünüyordu ki sen Âdem’in Hava’nın dudaklarına kondurduğu o ilk öpücüğün tekrarıydın, nesilden nesle devredip yeniden hayat bulan ama aynı zamanda her şeyi sarmalayıp canlandıran başka öpücükler yollamaktan vazgeçmeyen bir yankıydın.
- “Ezgilerin yumuşaklığı yüce bir sonsuzluğun var olduğuna dair inancımı güçlendiriyor. “
- "Musiki dünya üzerindeki tüm milletlerin dilidir."
- "Kâlp yoluyla ve duyguların ürpermesiyle arınmıştır bu dualar."
Musiki İncelemesi - Şahsi Yorumlar
İnce ama güzel bir kitap 2 günde Cibran eserleri okuma etkinliğimin sonuna yaklaşmış bulunmaktayım . Size de tavsiye ederim tüm eserlerini Okuduğunuza pişman olmayacaksınız. İyi okumalar. Var olun (Mihrimah)
Musikiyi ve onun makamlarını edebi bir dille kaleme alınmış ve onu Tanrı'nın insanlara bir armağını olarak anlatan güzel bir kitap. İncelemeyi kitabın son cümlesiyle bitirelim... Soluklarını göklere yayanların, havayı ince ruhlarla doldurup insana kulağıyla görmeyi ve kalbiyle dinlemeyi öğretenlerin büyüklüğünü ilan et ey evren! Âmin. (Recep Mercan)
Kitabın Yazarı Halil Cibran Kimdir?
Cibran, 1883 yılında Osmanlı İmparatorluğu kontrolündeki Cebel-i Lübnan Mutasarrıflığı'nda Maruni bir ailenin çocuğu olarak doğdu. Ailesi ve kardeşleriyle 1895'de ABD'ye göç etti. Annesi terzi olarak çalışırken Boston şehrinde bir okula başladı. Cibran'ın yaratıcılığını fark eden öğretmeni Cibran'ı fotoğrafçı ve yayıncı F. Holland Day'le tanıştırdı. Gibran, Beyrut'taki Collège de la Sagesse'e kaydolmak için on beş yaşında ailesi tarafından memleketine geri gönderildi.
1904'te, Cibran'ın çizimleri ilk kez Boston'daki Day's stüdyosunda sergilendi ve Arapça ilk kitabı 1905'te New York'ta yayımlandı. Cibran, yeni tanıştığı hayırsever Mary Haskell'in mali yardımıyla 1908'den 1910'a kadar Paris'te sanat okudu. Oradayken, Jön Türk Devrimi'nden sonra Osmanlı İmparatorluğu'nda isyanı destekleyen Suriyeli siyasi düşünürlerle tanıştı; Gibran'ın aynı fikirleri ve aynı zamanda antiklerikalizmi dile getiren bazı yazıları, sonunda Osmanlı yetkilileri tarafından yasaklanacaktı.
Eserleri ve düşünceleri dünya üzerinde geniş yankı uyandırdı. Şiirleri yirmiden fazla dile çevrilmiş olan Cibran aynı zamanda başarılı bir ressam idi. Resimlerinin bazıları günümüzde dünyanın birçok şehrinde sergilenmektedir.
Yaşamının yaklaşık son yirmi yılını ABD'de geçiren yazar, ölümüne kadar kaldığı bu ülkede eserlerini İngilizce yazmıştır.
Halil Cibran'ın en ünlü eserlerinden biri olan ve ilk kez 1923 yılında basılan Nebi adlı eseri, toplam 26 adet şiirden oluşan bir karma şiir denemeleri kitabıdır. El Mustafa adındaki bir kahinin 12 sene kaldığı Orphalese şehrinden ayrılıp evine gitmek üzereyken bir grup halk tarafından durdurulması ve ana kahraman ile halk arasında insanlık ve hayatın genel durumu hakkında geçen konuşmalar kitabın kendisini oluşturmaktadır. Cibran'ın bu kitapta El Mustafa isimli şahsa verdiği bu isimle peygamber Hz. Muhammed'i işaret ettiğini iddia edenler vardır. Fakat kitaptaki metinler çoğunlukla Matta'ya göre İncil'in 5. bölümünde yer alan İsa'nın Dağdaki Vaaz'ıyla içerik ve üslup açısından benzerlik ve paralellik gösterir. Yazarın İnsanoğlu İsa adlı kitabındaki çalışmalar da dikkate alınırsa El Mustafa'nın Meryemoğlu İsa Mesih olabileceği iddiaları daha da güç kazanmaktadır. Ermişin Bahçesi Halil Cibran'ın Ermiş kitabının devamı niteliğindedir. Türkçeye çevirisi R.Tanju Sirmen tarafından yapılmıştır. Yayın yılı 1999.
Halil Cibran Kitapları - Eserleri
- Ermiş
- Fırtınalar
- Ermişin Bahçesi
- Asi Ruhlar
- Kum ve Köpük
- Aforizmalar
- Vadinin Perileri
- Rüzgar Gülü
- Gönlün Sırları
- Bilgelik Kitabı
- Bütün Eserleri - 2
- Bütün Eserleri - 1
- İnsanlık Yalnızlığında Oturur
- Umutsuz Aşık
- Bilgelik ve Erdem
- Bir Gözyaşı ve Bir Tebessüm
- Mezarlar Ne Söyler?
- Haberci
- Aşk Mektupları
- Meczup
- Bir Ozanın Ölümü Onun Yaşamıdır
- Gezgin
- Kendimle Konuşmalar
- İnsanoğlu İsa
- Lazarus ve Sevgilisi
- Dost Mektupları
- Sevgili Ermiş
- Kabuklar ve Özler
- Yeryüzü Tanrıları
- Cibran Neden Evine Gidemedi?
- Ermiş - Gezgin
- Gece ile Sabah Arasında
- Usta'nın Sesi
- Derin Akıl ve Derin Yürek
- Bütün Eserleri
- Öz
- Kırık Kanatlar
- Musiki
- Sus Kalbim
- Ben Bir Sisim
- Kum ve Köpük - Avare
- Şeytan
- Seçme Eserleri
- Medcezir
- Cibran'ca 3: Şeytan - Deli
- Kafir Halil
- Reenkarnasyon Öyküleri
- Gavur Halil - Deli
- Felsefi Öyküler
- Halil Cibran Seti
- Bütün Şiirler ve Şiirsel Yazılar
- Şairin Ölümü Hayatıdır
- من به خوشبختی شما اهمیت می دهم
- Vadinin Perileri
Halil Cibran Alıntıları - Sözleri
- Binlerce ifadeye ev sahipliği yapan bir yüz de gördüm, kalıptan çıkmış gibi tek bir ifade barındıran yüz de. (Meczup)
- Biz çok ekeriz, biçtiğimiz ise hiçtir . (Vadinin Perileri)
- "Yalnızlığımın ötesinde başka bir yalnızlık var içimde ve orada oturan için benim tek başınalığım kalabalık bir pazar yeridir ve sessizliğim seslerin bir karmaşasıdır." (İnsanlık Yalnızlığında Oturur)
- Bunlar kelimelere dökülenlerdi. Fakat kalbindeki pek çok şey, söylenmemiş olarak kaldı. Çünkü en derin gizemini açıklayamazdı… (Ermiş - Gezgin)
- Fırtınalar ve karlar çiçekleri öldürebilir fakat çiçek tohumlarını öldüremezler. (Mezarlar Ne Söyler?)
- - Nereye ilkbaharım, nereye? (İnsanoğlu İsa)
- Dün, hayat dairesinde kararsızca dalgalanan bir zerreymişim gibi gelirdi bana. Oysa bugün, çok iyi biliyorum ki o dairenin kendisiyim. Ve düzenli zerreleriyle hayat, bütünüyle bende devinmektedir. (Ben Bir Sisim)
- Ve zaman da, tıpkı sevgi gibi bölünemez ve ölçülemez değil midir? (Derin Akıl ve Derin Yürek)
- “Bir kadını anlayabilecek veya bir dahiyi açıklayabilecek veya bilimin sırrını çözümleyebilecek biri işte o kişidir, güzel bir düşten uyanıp, bir kahvaltı sofrasına oturan.” (Kum ve Köpük)
- "Acılarınızın çoğu sizin tarafınızdan seçilmiştir." (Bilgelik Kitabı)
- Delillerimi dinleyin. Acımayın, fakat adaletli olun. Çünkü şefkat zayıf günahkarlar içindir. Adaletse masum insanların isteğidir. (Gavur Halil - Deli)
- Bu, ölümün pençeleri arasındayken hayata döndüğünü hisseden bir insanın, ümitsizliğe düştükten sonra ümitlenen kişinin bakışıydı. (Kafir Halil)
- Bizler bu dünyaya aşağılık birer sürgün olarak gelmedik. Aksine hayatın güzelliklerini, gizemlerini öğrenmek, ölümsüz evrensel ruha ibadet etmek ve bedenlerimizin sırlarını araştırmak için cahil birer çocuk olarak geldik. (Mezarlar Ne Söyler?)
- "Her birimizin bir yerlerde mutlaka dinlenecek bir yerleri olmalı, sevgili Mary. Benim ruhumun dinlenme yeri, içinde senin üzerine edindiğim bilginin yaşadığı güzel bir koruluk." (Sevgili Ermiş)
- Cehalet ise bir zencinin teninden daha siyahtır. Sizler,zulüm ve zorbalığa tamamen teslim olmuşsunuz. (Asi Ruhlar)
- Kimimiz mürekkep gibidir, kimimiz kâğıt. Bazımızın siyahlığı olmasa, beyazlık sağırlaşırdı. Ve bazımızın beyazlığı olmasa, siyahlık kör olurdu.. (Halil Cibran Seti)
- "Hatırlamada mesafeler yoktur; sadece farkında olmadan ne sesinin ne de gözlerinin daraltacağı bir uçurum vardır." (Bütün Eserleri - 1)
- Bilmez misin ki ruhun, hayalinde aşamayacağı hiçbir uzaklık yoktur? Ve bu uzaklığı aştığın zaman ruh bir uyuma kavuşur. (Ermişin Bahçesi)
- *İnsanın hayal gücü ile hedefledikleri arasında bir uçurum vardır. Ve bu uçurum ancak tutkuyla aşılabilir. (Bütün Eserleri - 1)
- " Ne kadar yaşam eder bu para! " (Rüzgar Gülü)
Yorumlar
0 yorum