Kitap Künyesi

Yazar: Ali Köse

Yayın Evi: İz Yayıncılık

İSBN: 9789753557214

Sayfa Sayısı: 288

--reklam--

Neden İslam'ı Seçiyorlar Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Bugün Batı toplumu aşırı seküler hale gelmiş ve bu durum bir “manevî alan” arayışına yol açmıştır. Yaygınlaşan yeni dinî hareketler’de bir arayış içinde olanların temel hareket noktalarından biri de dinlerinin çağdaş dünyanın isteklerine karşı çıkmamasına isyan etmeleridir. Yazarın İngiltere’de Müslüman olan İngilizler üzerine yaptığı doktora tezine dayanan kitap, konuyu geniş bir çerçeve içine oturtarak; psikolojik, sosyal ve kültürel etkenler açısından etraflı bir şekilde ele alıyor.

--reklam--

Neden İslam'ı Seçiyorlar Alıntıları - Sözleri

  • Ben Hırıstiyanlığı sadece bir din olarak görüyorum, oysa anladığım kadarıyla İslam hayatın bütünüdür, sizin yaşayış şeklinizdir.Bu, Hıristiyanlıktan çok farklı bir yaklaşımdır.Mesela hem Hristiyan olduğunuzu söyleyip hem de neredeyse istediğiniz her şeyi yapabilirsiniz ama eğer müslümansanız sınırlarınız olmak zorunda
  • Bildiğimiz kadarıyla bu dönemdeki ilk mühtedi, Bertrand Russel'ın amcası Lord Stanley'di.
  • Batı, Doğu'yu İslam'ın geliştirdiği tehlikeli bir yer,canavarımsı ırkların bulunduğu bir bölge olarak algılıyor. Müslümanların kara köpek kafalı resimleri yapılıyordu. İslam her türlü yağma yapan,öldürmeye meyilli Arapların dini olarak görünüyordu. Yani gaddar Arap imaji ve İslam imajı birbirine karışmış Bu durum ingilterede yaşayan Müslümanlar içinde Islamofobi önemli bir tehdit oluşturmaktadır.
  • İslam'ın pekala bir avrupalının da dini olabileceği, hatta İslam'ı benimsemenin " daha iyi bir Hristiyan olmak " demek olduğu mesajı verilmeye çalışıldı..
  • Bütün bunların ışığında insanlar Hıristiyanlık içinde yeni bir grup olan Moonculuğa (Moonies, Unification Church) veya Hindistan’dan gelen Hare Krishna’ya ya da İslâm’a giren kişide bir anormalliğin olması gerektiği gibi bir kanaate varmaktadırlar. Bunun sebeplerinden birisi de psikolojinin bir dönemde “conversion”un bir çeşit nevrotizmle ortaya çıktığını, kişilik gelişiminde oluşan bir krizin neticesi olduğunu söylemesi, kısacası hadiseye psikopatoloji açısından bakmasıydı.
  • Ama daha sonraki yıllarda bunun böyle olmadığını, aksine nevrotik ve depresyondan mustarip kişilerin iyileşmesinde “conversion”un yararlı olabileceğini ortaya koyan araştırmalar yapıldı.
  • Yine bazı mühtediler, “Eğer Batı’nın İslâm’a nasıl düşman olduğunu araştırsaydınız bu çalışmaya katılırdım!” diyerek mülâkat teklifini kabûl etmemişlerdir.
  • İngiltere’de yaşayan her Müslüman, yaşantısına, davranışlarına ve insanlarla ilişkilerine dikkat etmelidir. Bunu kendisinin şahsî bir karakteri olarak değil, dininin bir özelliği olarak yapmalıdır. Onun bu vasıflarını gören İngilizler, İslâm’ı araştırma gereği duyacak ve aralarından İslâm’ı kabûl edenler olacaktır. ALLÂH insanı öyle yaratmıştır ki, başarılı olmanız için inandıklarınızı uygulamanız yeterlidir.
  • O tarihle ilgili sosyolojik bir araştırma yapan Collins (1951-799) bu konuda şunları söyler: “Müslüman bir ailede İngiliz anne İslâmiyet’i seçmiş olabilirdi. Fakat İslâmiyet’i seçmeyenler de kocasının dinî yaşantısına saygı duyardı. Eve domuz eti veya domuz yağı getirmezdi.”
  • Bazı Müslümanlar yabancı bir memlekette bulunma hissi ile din ve kültürlerine belki anavatanlarında olduğundan daha fazla sahip çıkmakta, bazıları da kimliğini kaybetmekte, hatta İngiliz hayat stiline adapte olarak modernliği yakaladıklarına inanmaktadırlar.
  • 1950’lerden bu yana Müslümanlar kendi ibadet yerlerini dinî organizasyonlarını oluşturmaya başladılar. 1970’de cami adı altında 80 ibadet yeri vardı. 1980’lerde sayıları 250-300’e ulaştı. Bugün bu sayı 1.000 civarındadır. Bunların birçoğu evlerin mescide dönüştürülmesi ile ibadethâje hâline getirilmiştir. Temelden cami niyetiyle yapılmış binalar birkaç tanedir. Bunlar da kubbe hariç İslâmî mimârîyi yansıtmazlar. Zâten minâre yapımına da genelde izin verilmemektedir.
  • Bu merkez Birmingham’da 1984 yılında şu hedeflerle kuruldu: a) Gayrimüslimlere İslâm’ı en etkili yollarla sunmak. b) Müslümanlara İslâm’ı öğretmek ve diğer dinlerle mukayesesini yapmak. c) Hem Müslümanlara hem de gayrimüslimlere İslâm’ı tanıtıcı broşür, kitapçık vb. dağıtmak. d) Münazaralar, konferanslar tertip etmek. e) Teyp-video kasetleri hazırlamak ve gayrimüslimlere Kur’ân’ın İngilizce tercümesini dağıtmak.
  • Endişeleri materyalist değerlerin ve dünya hırsının İngiltere'de yaşayan Müslümanları kendi dinlerinden uzaklaştıracağıdır.
  • Diğer Batı ülkelerinde olduğu gibi İngiltere'de yaşayan Müslümanlar için de İslamofobi önemli bir tehdit oluşturmaktadır. Müslümanların bir başka dezavantajı ise, onların dini ayrımcılığa karşı koruyacak yasal bir mekanizmanın olmamasıdır. Çünkü 1976 tarihli Irk İlişkileri Yasası, bireyleri dine dayalı ayrımcılığa karşı değil, ırka dayalı ayrımcılığa karşı korumaktadır.
  • Ortaçağlar boyunca İngilizler'de veya genelde Batılılar'da oluşan İslam ya da Müslüman imajı yanlış bilgilendirmeler üzerine bina edilmişti. İslam çok tanrılı bir puta tapıcılık olarak tasvir edildi.

--reklam--

Neden İslam'ı Seçiyorlar İncelemesi - Şahsi Yorumlar

--reklam--

Neden İslam'ı Seçiyorlar PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Ali Köse - Neden İslam'ı Seçiyorlar kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Neden İslam'ı Seçiyorlar PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Ali Köse Kimdir?

Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı olarak görev yapmaktadır.

1981’de Antalya İmam-Hatip Lisesi’nden, 1985’te Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden mezun oldu. Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde yüksek lisans (1988), Londra Üniversitesi King’s College’de doktora (1994) eğitimini tamamladı.1998’de doçent, 2004’de profesör oldu. Halen Din Psikolojisi Anabilim Dalı öğretim üyesidir. Din Psikolojisi ve Din Sosyolojisi alanlarında araştırmaları bulunan Köse’nin eserleri şunlardır: Conversion to Islam, Neden İslam’ı Seçiyorlar, Freud ve Din, Deprem ve Din, Milenyum Tarikatları, Sekülerizm Sorgulanıyor, Laik Ama Kutsal, Avrupa Birliği Ülkelerinde Din Devlet İlişkisi, Avrupa ve İslam, Üç Yusuf Bir İslam, Türbeler: Popüler Dindarlığın Durakları, Enteller Aleykümselam Der mi, Din Psikolojisi.

--reklam--

Ali Köse Kitapları - Eserleri

  • Enteller Aleykümselam Der Mi?
  • Din Psikolojisi
  • Freud ve Din
  • Milenyum Tarikatları
  • Neden İslam'ı Seçiyorlar
  • Türbeler
  • Laik Ama Kutsal
  • Popüler Dindarlık
  • Kutsalın Dönüşü
  • Avrupa ve İslam
  • Üç Yusuf Bir İslam
  • Avrupa Birliği Ülkelerinde Din - Devlet İlişkisi
  • Sekülerizm Sorgulanıyor
  • Sekülerizm Sorgulanıyor

--reklam--

Ali Köse Alıntıları - Sözleri

  • 1906’dan itibaren yavaş yavaş kendisine öğrenciler bulur. Bunlar arasında Zürih Akıl Hastanesi Başhekimi Eugen Bleuler ile onun asistanı Carl Gustave Jung, Alfred Adler ve Otto Rank gibi isimler de vardır. Ama Freud cinselliği sisteminin merkezine oturtunca bu isimlerle yolları ayrılır. (Freud ve Din)
  • Sonsuz zevk aslında sonsuz işkencedir. Don Giovanni (Laik Ama Kutsal)
  • “Kiliseler ritüelleri icra etmekten daha fazlasını yapar ve başkalarının (halkın) yerine de inanırlar. Daha da önemlisi halk kilise liderlerinden inancın gereğini eksiksizce yerine getirmelerini bekler.” (Kutsalın Dönüşü)
  • Bütün bu tecrübeler kapsamlı ve bağlayıcı bir ahlaki değerler sistemi olmadan, sadece "kozmik bilince" ve "ilahi benliğe" uyarak ahlaki bir hayatın yaşanamayacağını göstermiş oldu. Kendini gerçekleştirme veya gerçekleştirme adına yapılan birçok eylemin aslında kendi çıkarını gerçekleştirme tehlikesini de taşıyabileceği böylece ortaya çıkmış oldu. (Milenyum Tarikatları)
  • “...Ben modern bir şeyi din adına tercih edebilir ,geleneksel bir şeyi de din adına reddedebilirim . Zaten ancak o zaman Hz.İbrahim olmuşum demektir.” (Enteller Aleykümselam Der Mi?)
  • İki asır önce, Aydınlanma Çağı’nda, insan aklının her problemi çözeceği iddia ediliyordu. Oysa bugün insanlar daha çok düşündükleri halde aklın salt değeri daha az anlam ifade etmektedir. (Milenyum Tarikatları)
  • Francis Bacon dünyanın seyrini değiştiren üç keşfi barut, pusula ve matbaa olarak belirler. (Freud ve Din)
  • Freud’un tenkit edildiği, yöntemle alâkalı bir diğer önemli konu da onun sınırlı bir denek grubundan elde ettiği verileri evrenselleştirmesidir. Onun verileri elde ettiği hastaları 1900’lerin başlarında Avusturya’da üst sınıftan oluşan, katı yapıda, ahlâk ve din konusunda çok “sofu” olarak tanımlanan Puritan kesimden kişilerdi. (Freud ve Din)
  • Sahip olmak ya da olmak: Modern insanın ikilemi (Enteller Aleykümselam Der Mi?)
  • Nasr'a göre modern insan tabiata birlikte yaşayacağı bir varlık olarak değil, kendisinden mümkün olduğunca yararlanılacak bir nesne gözüyle bakmaktadır. (Milenyum Tarikatları)
  • Türbeler, insanların dine tutunduklarını hissettikleri dallardır. Soyut inançların, somut mekan üzerinden algılandığı yerlerdir. Din referanslı popüler kültürü en canlı yansıtan mekanlardır. (Türbeler)
  • 1980'lerde pop konserine katılan türbanlı görüntüsü hayal edilemezdi. Ama artık Mustafa Sandal'ın konserinde ön sırayı kapan, MP3-çalarında Tarkan'ı dinleyen türbanlı kız görüntüsü sıradan hale geldi. (Enteller Aleykümselam Der Mi?)
  • Öyle görünüyor ki; modernizmin yorgunluğu, komünizmin soğukluğu, özgürlüğün bıkkınlığı ve de tekelci politik söylemlerin anlamsızlığı bize artık bir dönemin sonuna gelindiğini gösteriyor. (Laik Ama Kutsal)
  • Eğer insan kendisini bir şey yapması gerektiğine inandırmış ise, bu şey ne olursa olsun onu yapmadığı veya yapamadığı zaman mutlaka bir iç sıkıntısı duyacaktır. (Freud ve Din)
  • Ölüme çare bulunmadıkça din yok olmaz. (Din Psikolojisi)
  • İnsanca yaşamanın ve mutlu olmanın temel ilkesi “sahip olma” değil, “insanın kendisi olması”dır. (Milenyum Tarikatları)
  • 2010 yılında yapılan bir araştırmada, Türk halkının dindarlık boyutlarıyla ilgili araştırma yapılmış; oruç ibadetini yerine getirme oranı yüksek çıkarken Kur'an'ı okuma oranı ise zayıf çıkmıştır. (Din Psikolojisi)
  • Fromm’a göre dinler, insani gelişimi destekleyerek temel görevlerini yerine getirirler. Bu açıdan insanlar için önemli olan, hangi dine inandıkları değil, sevgiyi yaşamaları ve doğru düşünmeleridir. Bir insan bu şekilde yaşıyorsa, bağlı olduğu din ve semboller sistemi ikinci derecede önemlidir. (Din Psikolojisi)
  • İnsan zihni geçmişte yaşanan travmatik tecrübeleri, bunlardan kaynaklanan duygusal, ıstırap veren veya utanılacak olan halleri bilinçaltında tutar, bunların yüzeye (bilince) çıkmasını engeller. Bu açıdan bastırma mekanizması bilinç ile bilinçaltı arasında bekleyen bir bekçi gibidir. Hal böyle olunca bilinçli ve bilinçsiz zihin arasında kişinin farkında olmadığı sürekli bir çatışma söz konusudur ve işte bu çatışma histeri, saplantı ve fobi gibi nevrotik bozukluklara sebep olur. (Freud ve Din)
  • İngiltere’de yaşayan her Müslüman, yaşantısına, davranışlarına ve insanlarla ilişkilerine dikkat etmelidir. Bunu kendisinin şahsî bir karakteri olarak değil, dininin bir özelliği olarak yapmalıdır. Onun bu vasıflarını gören İngilizler, İslâm’ı araştırma gereği duyacak ve aralarından İslâm’ı kabûl edenler olacaktır. ALLÂH insanı öyle yaratmıştır ki, başarılı olmanız için inandıklarınızı uygulamanız yeterlidir. (Neden İslam'ı Seçiyorlar)