Kitap Künyesi

Yazar: Alberto Manguel

Çevirmen: Füsun Elioğlu

Orijinal Adı: A History of Reading

Yayın Evi: Yapı Kredi Yayınları

İSBN: 9789753639194

Sayfa Sayısı: 420

--reklam--

Okumanın Tarihi Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

"Bir sayfanın üzerinde yazılı harfleri okumak onun girdiği kılıklardan yalnızca bir tanesi. Artık var olmayan yıldızların haritasını 'okuyan' bir gökbilimci; kazanacak kağıdı oynamadan önce ortağının hareketlerini 'okuyan' kağıt oyuncusu; bir kaplumbağa kabuğundaki eski izleri 'okuyan' Çinli falcı; gecenin içinde ve çarşafların altında, sevgilinin bedenini görmeden 'okuyan' aşık; elini suya daldırıp da okyanusun akıntılarını 'okuyan' Hawaiili balıkçı: Hepsi işaretleri çözebilme ve anlaşılır kılma eylemini kitap okuru ile paylaşıyor." 

Alberto Manguel, on altı yaşında Borges'e kitap okuyarak başladığı okurluk "kariyerini" beş dilde okuyarak, yazarak, çevirerek, derleyerek dünyanın farklı yerlerinde sürdürüyor. Okumanın Tarihi Alberto Manguel'in Borges'e kitap okuduğu yıllardan, bulunan en eski kil tabletler ve CD-ROM'lara, kitap okumak için tasarlanmış yataklardan dünyanın en etkileyici kütüphanelerine dek tutkulu bir okurun çok renkli dünyasında yolculuk.

(Arka Kapak)

--reklam--

Okumanın Tarihi Alıntıları - Sözleri

  • Her okur kitaba manevi bir ölümsüzlük getirmek için vardır ?
  • “Her kitap, kendi başına bir dünyaydı ve ben oraya sığınıyordum.”
  • "Her kitap,kendi başına bir dünyaydı.Ve ben oraya sığınıyordum.!"
  • Barcelona'daki San Pedro Manastırı'nın kütüphanesinde yazanlar: Kim ki bir kitabı sahibinden çalar; ödünç alır ve geri vermez, kitap elinde yılan olsun. Her yanına inme insin, tüm uzuvları işe yaramaz olsun. Acılar içinde kıvransın. Merhamet dilenmek için yalvarır olsun. Acıları yoklukta şarkı söyleyene değin dinmesin. Ölmeyen yılana karşın, kitap kurtları kemirsin bağırsaklarını. Son cezasına giderken, cehennemin alevleri yutsun onu.
  • “Her kitap, kendi başına bir dünyaydı ve ben oraya sığınıyordum.”
  • Küçük kitaplarını aldılar ellerine Ki korunmuş yarı saydam sayfalarla Eller güzel mektubu ıslatmasın diye
  • Söz mü Kalır, Yazı mı Uçar..? Klasikleşmiş bir deyim olan, günümüzde “yazı kalır, söz uçar” anlamına gelen “scripta manent, verba volant”, aslında yazıya değil, söze övgü düzmek için kullanılırdı. Sayfadaki sesler kanatlanıp uçabiliyorlardı. Sayfadaki sessiz sözcük ise hareketsiz ve ölüydü. Yazılı bir metin, yani scripta, ile karşılaşan okur sessiz harflere ses vermekle ve onları İncil’deki anlamı doğrultusunda konuşulan söz, yani verba yapmakla yükümlüydü. Ruh vermeliydi. Felsefe
  • Onbeşinci yüzyılda Thomasà Kempis, "Ben mutluluğu her yerde aradım" diye yazmış; "ama onu ufacık bir köşede okunan küçük kitabın dışında bulamadım.
  • “Belki yazmadan yaşayabilirim. Okumadan yaşayabileceği i sanmıyorum. Farkına vardım ki, okumak yazmadan önde geliyor. Toplumlar yazı olmadan da var olabilirler ve olanları da vardır ama, hiçbir toplum okumadan var olamaz.”
  • “Okumadan yapamıyoruz. Okumak, neredeyse nefes al­mak kadar temel bir işlevimiz.”
  • Her kitap, kendi başına bir dünyaydı ve ben oraya sığınıyordum.
  • Okumak bana kendi başıma olmak için bir gerekçe sundu ya da benim yalnız bırakılmama bir anlam kazandırdı...
  • Attikalı ozan Menander, M.Ö. dördüncü yüzyılda, “Okuyabilenler iki misli görürler.” demişti.
  • 1904 yılında dostu Oskar Pollak'a yazan Kafka, "bütünüyle" diyordu; "bizi ısıran ve bizi zehirleyen kitapları okumalıyız. Okuduğumuz kitap kafamıza balyoz indirilmiş gibi bizi uyandırmıyor ise, neden okuma zahmetine girelim ki? Senin dediğin gibi, bizi mutlu kılsın diye mi? Aman Tanrım, hiç kitap ol­masaydı da o denli mutlu olurduk. Kendimizi azıcık sıkarsak bizi mutlu edecek kitapları biz de yazabiliriz. Bize gerekli olan, en acı verecek talihsizlik gibi bize vuran kitaplar. Kendimizden çok sevdiğimiz birinin ölümü gibi vuran, insanlardan uzaklara, ormanlara sürgün edilmişiz duygusu veren, intihar gibi kitaplar. Kitap içimizdeki donmuş denize inen balta gibi olmalı. Ben buna inanıyorum."
  • Hayata, o bir seferlik araba yolculuğuna bitince yeniden başlayamazsın, ama elinde bir ki­ tap varsa, ne kadar karmaşık olursa olsun, o kitap, bittiği za­ man, anlaşılmaz olan şeyi ve hayatı yeniden anlayabilmek için istersen başa dönüp biten kitabı yeniden okuyabilirsin.

--reklam--

Okumanın Tarihi İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Alberto Manguel kendi okuma tarihine dair yaptığı paylaşımlarda, annem okuduğumu görünce “Dışarı çık ve yaşa!” diye bağırırdı, sanki benim sessiz uğraşım onun yaşama anlayışına ters düşüyordu diye anlatır. Okuma ile yaşamı karşıt olarak algılayan ve annemin beni koltuğumdan kaldırıp, açık havaya çıkmaya zorlayan paradoksal korkusu bir doğruyu da kabul ediyor diye ekleme yapar ve Orhan Pamuk’un Sessiz Ev adlı eserinden bir alıntıyı ekler cümlesinin sonuna. “Hayata, o bir seferlik araba yolculuğuna bitince yeniden başlayamazsın, ama elinde bir kitap varsa, ne kadar karmaşık olursa olsun, o kitap bittiği zaman, anlaşılmaz olan şeyi ve hayatı yeniden anlayabilmek için istersen başa dönüp biten kitabı yeniden okuyabilirsin.” Kitapların gelişimi, kitapların yasaklanması, kitapların yakılması, kadınların sadece kendilerine yarayacak işleri ilgilendiren okumalar yapmalarının yeterli görülmesi ve diğer alanlardaki okumalarının engellenmesi, zenci kölelere isyan ederler korkusu ile konulan okuma yasakları, yazarların aynı zamanda iyi bir okur ve seslendirici olmaları derken kitap sizi alıyor ve tarihin değişik zamanlarındaki kitap ve okuma merkezli yaşantıların içine çekiyor. Okuma eyleminin evvelini ve gelişimini anlatırken, okumanın sadece sayfalar üzerindeki harfleri bilmeye münhasır olmadığını da ifade ediyor, Manguel. Çocuğunun yüzündeki mimiklerden onun neye ihtiyacı olduğunu anlayan anne de bir okurdur diyor, sahnedeki dansçının hareketlerini izleyen seyirci de. Okuma eyleminin hayatın tam ortasından dal budak salarak bizleri nasıl kuşattığını anlattığı bu kitabı, nitelikli okuma yapmak isteyenler için iyi bir kaynak. (Ayşenur Yalçın)

Bizler nerede ve ne olduğumuzu görebilmek için sürekli kendimizi ve çevremizi okuyoruz. Anlamak ya da anlamaya başlamak için okuyoruz. Okumadan yapamıyoruz. Okumak neredeyse nefes almak kadar temel bir işlevimiz. Neslimizin tükenme tehlikesi altında olduğunu söyleyen biz günümüz okurlarının hâlâ okumanın ne olduğunu öğrenmesi gerekir. Bu kitabı okuduktan sonra bugüne kadar okuduğum kitaplara ve bundan sonraki okuyacağım kitaplara yüklediğim anlam değişti. Okumak nedir? Ne zaman başladı? Ne gibi dönemlerden geçti? Belleğin okumadaki yeri nedir? Çeviriler yazarın vermek istediğini yeterince yerine getirebilir mi? Okur olarak yazar nasıl olur? vb. birçok sorunun cevabını bulduğunuz, bulurken de kültürel anlamda bilgi birikimi kazandığınız bir kitap. Manguel kitabındaki bilgileri resimler aracılığıyla da anlamlı kılmış. Kitapta birçok ressam, heykeltıraş, yazar, şair, siyasetçi, kutsal karakterler ve çok daha fazlasıyla karşılaşmak mümkün. Kitabında Orhan Pamuk'un Sessiz Ev yapıtından bir sözüne yer vermiş: "Hayata, o bir seferlik araba yolculuğuna bitince yeniden başlayamazsın ama elinde bir kitap varsa, ne kadar karmaşık olursa olsun, o kitap, bittiği zaman anlaşılmaz olan şeyi ve hayatı yeniden anlayabilmek için istersen başa dönüp biten kitabı yeniden okuyabilirsin." Benim için kitabın ana fikri niteliğindeki cümle ise: "Okuma iki kademeli bir işlemdir: Dünyayı "görmek" ve edinilmiş bilgi ışığında "değerlendirmek" En anlamlı bulduğum bölümü ise Eksik İlk Sayfa bölümüydü, birkaç kesit: *"Okuma yaratıcı bir eylemdir." **"Dante her metnin en az iki ayrı okuması olduğunu yazar. Bir anlamı harflerden ediniriz diğer anlam harflerin neyin yerine kullanıldıklarıdır. Yani bir sözlük anlamı bir de mistik anlamı vardır." ***"Kafka okur için her metnin tamamlanmamış olması gerekliliğini vurgulamış: Bir kişi kendi deneyimini başkasının kişiliğinden yola çıkarak sağlayamaz. Dünyaya göre kitapların konumu bu. İnsan bir ötücü kuşu kafese kapatır gibi yaşamı kitapların içine tutsak etmeye çalışıyor." ****"Çalışkan adam ne kadar okursa okusun daha ilk sayfaya varamadığını aklından çıkartmamalıdır." Son olarak okunduğunda "İyi ki okumuşum." denilecek türde bir kitap. (Ayşegül Çolak)

Kitabın şu kısmını o kadar ben yazmışım gibi ki defalarca okudum dönüp dönüp; "Kim ki bir kitabı sahibinden çalar; ödünç alır ve geri vermez, kitap elinde yılan olsun. Her yanına inme insin, tüm uzuvları işe yaramaz olsun. Acılar içinde kıvransın. Merhamet dilenmek için yalvarır olsun. Acıları yoklukta şarkı söyleyene değin dinmesin. Ölmeyen yılana karşın, kitap kurtları kemirsin bağırsaklarını. Son cezasına giderken, cehennemin alevleri yutsun onu." Gerçekten hislerime tercüman olan en güzel paragraf. ^^ (Tuğba Yıldırım)

--reklam--

Okumanın Tarihi PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Alberto Manguel - Okumanın Tarihi kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Okumanın Tarihi PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Alberto Manguel Kimdir?

Alberto Manguel 1948'de Buenos Aires'te Arjantinli bir ana babanın çocuğu olarak doğdu. Çocukluğunu babasının diplomatik görevi nedeniyle İsrail'de geçirdi. Çek bakıcısından İngilizce ve Almanca öğrendi. Anadili İspanyolcayı, 1955'te Arjantin'e döndükten sonra öğrendi.

Öğrenciliğinde Jorge Luis Borges'e dört yıl süresince kitap okudu. Yaşamını Fransa, İtalya ve İngiltere gibi değişik ülkelerde sürdüren Manguel, 1988'den beri Kanada vatandaşı.

Yazarlığı yanında çok dilli bir çevirmen, antoloji yazarı ve yayıncı olarak uluslararası ün kazanan Manguel'in başlıca yapıtları arasında Hayali Yerler Sözlüğü (Çev. Sevin Okyay-Kutlukhan Kutlu, YKY, 2005), 1992'de McKitterick Ödülü'nü kazanan romanı News from a Foreign Country Came (Yabancı Bir Ülkeden Haberler Geldi) ve Kanada'da Kurmaca-Dışı dalında Genel Vali Edebiyat Ödülü'nü kazanan Reading Pictures: A History of Love and Hate (Resimleri Okumak: Aşk ve Nefretin Tarihi) sayılabilir.

Manguel'in Türkçeye çevrilen diğer kitapları şunlardır: Başka Ateşler: Latin Amerikalı Kadın Hikayeciler Antolojisi (Çev. Tomris Uyar, 1988); otuzdan fazla dile çevrilip uluslararası bir çoksatar olan, Times Literary Supplement tarafından Yılın En İyi Kitapları arasına seçilen ve Fransa'da Médicis Ödülü'nü kazanan Okumanın Tarihi (Çev. Füsun Elioğlu, YKY, 2001); Borges'e kitap okuduğu günlere ilişkin anılarını anlattığı Borges'in Evinde (Çev. Cem Akaş, YKY, 2002), Palmiyelerin Altında Stevenson (Çev. Cem Akaş, YKY, 2004), Okuma Günlüğü (Çev. Mehmet H. Doğan, YKY, 2007), Geceleyin Kütüphane (Çev. Dilek Şendil, YKY, 2008), Kelimeler Şehri (Çev. Esen Ezgi Taşcıoğlu, YKY, 2009).

--reklam--

Alberto Manguel Kitapları - Eserleri

  • Dönüş
  • Borges'in Evinde
  • Okumanın Tarihi
  • Ayrıntılara Aşık Adam
  • Kelimeler Şehri
  • Gezgin, Kule ve Kitapkurdu
  • Palmiyelerin Altında Stevenson
  • Bütün İnsanlar Yalancıdır
  • İlyada ve Odysseia - Homeros
  • Okuma Günlüğü
  • Kütüphanemi Toplarken
  • Tanpınar'ın İzinde Beş Şehir
  • Efsanevi Yaratıklar
  • Geceleyin Kütüphane
  • Okumalar Okuması
  • Yabancı Bir Ülkeden Haber Geldi
  • Merak
  • Hayali Yerler Sözlüğü
  • Ulises'in Dönüşü
  • Başka Ateşler
  • Resimleri Okumak

--reklam--

Alberto Manguel Alıntıları - Sözleri

  • Bir geri kalmışlık,bir çirkinlik.... "Geçmişin kayıpları ile malul bir kent" yani.... (Hayali Yerler Sözlüğü)
  • Her okur belli bir kitaba bir miktar ölümsüzlük getirmek için vardır. Okuma bir bakıma yeniden doğum ritüelidir. (Geceleyin Kütüphane)
  • Kimi okurlar Aineias destanının ikinci bölümünde biraz hayal kırıklığına uğramıştır; bunun nedeni Vergilius'un bu bölümü gereğince işleyecek zamanı bulamamasından çok, Peter Levi'nin ustaca altını çizdiği üzere, Vergilius'un "Homeros dünyasının birincil ilkesini, yani şiirin yeniklere ve ölülere aidiyetini," anlayamamasıdır. Vergilius'un şiirinde Aineias, bizzat Agustus'un mirasçılık ettiği hanedanın kurucusu ve haliyle muzaffer bir kahramandı. Oysa Homeros'ta gerçekten kazanan yoktu. (İlyada ve Odysseia - Homeros)
  • Yolsuzluk, açgözlülük ve şiddet tutkusunun sebep olduğu durumlar hakkında ciddi endişeler taşımak ile kimsenin sorumlu tutulmadığı, bizi bekleyen kötü talihimize yalancıktan yanmak arasında fark vardır. Gerçekten de korkunç şeyler olmuştur ve her gün ve her gece hala daha olmaktadır, ama bunun sebebi bir öğleden sonra başımıza düşüp bizi öldürecek olan bir kazma değil, daha çok, ahlak dışı hareket eden bir sürü kadın ve erkeğin eylemidir. (Efsanevi Yaratıklar)
  • Her şey bir tuzak olabilir. (Bütün İnsanlar Yalancıdır)
  • Ama yenik Troyalılara düşmanlarına karşı "ölümlerinden sonra" bir zafer kazandırarak, efsaneyi gerçek tarihe benzer bir şeye dönüştüren Vergilius'tur. (İlyada ve Odysseia - Homeros)
  • İspanyolca'da "bekleme" sözcüğü espera, "umut" anlamına gelen esperanza ile aynı kökten geliyor. Gide, Günlük'ünde şunu söylüyor: “Sala de espera. Ne güzel bir dil bu, beklemeyi umutla karıştırıyor!'' (Okuma Günlüğü)
  • "Okumak ve yazmak bana teselli vermiyor ama uzaklaştırıyor." Dünyanın gürültüsünden uzaklaşmak Düşünecek bir yer bulmak. (Geceleyin Kütüphane)
  • Çağdaş Türkiye’nin kurucusu Atatürk 1933’te yaptığı bir konuşmasında ‘’Tarih bir köprüdür.’’ demişti. ‘’Köklerimize inmeli ve olayların böldüğü tarihimizin içinde bütünleşmeliyiz. Onların bize yaklaşmasını beklememeliyiz. Bizim onlara yaklaşmamız gereklidir.’’ (Efsanevi Yaratıklar)
  • Terk edilmiş kütüphaneler orada çalışmış yazarların gölgelerini barındırır ve onların dalgınlıkla geldikleri uğrak yeridir. (Geceleyin Kütüphane)
  • Yüzümüz, ömrümüz boyunca değişir. Yaş, tecrübe, hisler, kazalar ve ışşığın değişimleri bize ait olduğunu düşündüğümüz özellikleri değiştirir, öyle ki, ayna durmadan şaşırtabilir bizi. (Resimleri Okumak)
  • Bilmem aşık olmak nedir bilir misiniz...Her şeyi kucaklayan gök kubbe altında, başka bir vaziyete bürünmek. Demek istediğim mutlak esaret,ellerin ve zihnin koşulsuz şartsız,geri döndürülemez biçimde teslimiyeti. (Bütün İnsanlar Yalancıdır)
  • Belle Epoque döneminin hoppaları, Dr.Johnson ile birlikte, suyun vücudu yumuşattığına, kirinse sağlıklı bünyeye işaret ettiğine inanıyordu. (Ayrıntılara Aşık Adam)
  • Cooper eserini yarıladığında onun sürekli gecenin geç saatlerine kadar oturmasına öfkelenen karısı gizlice çalışma odasına girmiş, bütün notlarını alıp ateşe atmış. (Kütüphanemi Toplarken)
  • Mutlu ve müşfik bir kadının elinden çıkmış gibiydi tabiat. (Resimleri Okumak)
  • MÖ yedinci yüzyılın İyonyalıları, Nil deltasının batı uçlarında ve İkinci Katarakt'ta dükkanlar açmış girişimci tacirlerdi; bunlar arasındaki en maceracıların adları Ebu Simbel'deki devasa heykellerin bacaklarında yazılıdır. Bu kişiler Mısır'dan harika bir icadı, papirüs tomarlarını getirmiş ve Herodot'a göre Yunanlar bunlara, kendi kitapları parşömenden yapıldığından diphteria, yani "deriler" demeyi sürdürmüşlerdir. (İlyada ve Odysseia - Homeros)
  • “Borges için gerçeğin çekirdeği kitaplardaydı; kitap okumakta, kitap yazmakta, kitaplar hakkında konuşmaktaydı. Binlerce yıl önce başlamış olan ve asla bitmeyeceğine inandığı bir diyalogu sürdürdüğünü, derinlerde bir yerde biliyordu. Kitaplar geçmişi yeniden kuruyordu.” (Borges'in Evinde)
  • "Tek bir satırı derinlemesine ve ayrıntısıyla okuma edimi Aziz Augustinus'a göre geçmişin, bugünün ve geleceğin butün kütüphanelerini aksettirir, her sözcük geriye doğru Babil'e ve ileriye doğru kıyamet borusuna kadar çınlardı." (Gezgin, Kule ve Kitapkurdu)
  • "Beni sevdin çünkü şeytan olduğumu düşündün," (Palmiyelerin Altında Stevenson)
  • Kelimeler bize, bir toplum olarak dünyanın ne olduğuna inandığımızı gösterir. (Okumalar Okuması)