Kitap Künyesi
Yazar: Mustafa Armağan
Yayın Evi: Paradoks Yayınları
İSBN: 9789944491907
Sayfa Sayısı: 36
Osmanlı Sultanları Albümü Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Bugünkü nesiller atalarının neler yaptığını bilip tanıdıkça kendilerinin neden onlar gibi olamadığını sorgulayacak ve daha iyisini yapmak için bir isteğe kapılacaklardır. Geleceğimizin aşağılık kompleksinden uzak,kendine güveni yeniden gelmiş nesillerin bu sultanlardan ve onların yaptıklarından öğrenecekleri çok şey var. Bir avuç insanın dünya tarihini 600 yıl şekillendirecek bir cihan devletinin mimarları haline nasıl geldikleri ve bu düzeni dünyanın en zor coğrafyalarından birinde kurup asırlar boyu nasıl devam ettirdikleri, her zaman çözülmesi verimli sonuçlar doğuracak bir sırrı içinde barındırmaya devam edecektir.
Osmanlı Sultanları Albümü Alıntıları - Sözleri
- Osmanlı Padişahları içerisinde en büyük bestekâr olduğunu biliyor muydunuz?
- Seferlerine, özel arabalarla kitap götürdüğünü ve çadırında dahi kitap okuduğunu ve ya okuttuğunu biliyor muydunuz?
- Peygamber Efendimiz Aleyhisselâtû vesselam'ın mübârek ismi her zikredildiğinde ayağa kalkmayı alışkanlık edindiğini biliyor muydunuz?
- Bir giydiğini bir daha giymediğini, üstü başı perişan birini görür görmez sırtındakini çıkarıp hediye ettiğini biliyor muydunuz?
- Başına ulema kisvesi olan sarık sarmasının , bilimin sultanlıktan üstünlüğüne inanışını gösterdiğini biliyor muydunuz?
- Kandil gecelerini kutlama ve minarelerde kandil yakılması geleneğini başlattığını biliyor muydunuz?
- BİTİRİRKEN 623 yıl devam etmiş olan Osmanlı saltanatı Sultan Vahdettin'in tahttan indirilmesiyle bitmiş oldu. Hilafet, amcaoğlu Abdülmecid Efendi'ye geçerek 1,5 yıl kadar daha devam edecek ve 3 Mart 1924'de Hilafetin TBMM kararıyla kaldırılması ve hanedanın yurt dışına sürgüne gönderilmesiyle bir devir de sona erecektir. Tarihte görülmüş en uzun ömürlü hanedanlardan biri olan Osmanlı hanedanı, dünya tarihi ve coğrafyasını şekillendirmiş, yetiştirdiği büyük komutan, devlet adamı, sanatçı, bilim adamı niteliğini haiz padişahlarla hanedanlar tarihinde emsalsiz bir başari öyküsünün kahramanı olmuştur. Bugün İstanbul başta olmak üzere yayıldığı coğrafyanın her köşesinde ortaya konulan muhteşem mimari eserler, bu büyük medeniyet hamlesinin sadece toprak üzerindeki tezahürlerinden ibarettir. Vakif eserleri, hayratlar, şiir, musiki, hat, tezhip gibi sanatlar, bilim ve teknolojideki başarilar, Doğu ve Batı kültürlerini harmanlayarak ortaya çıkardığı özgün sentez, aynı zamanda tasavvuf yoluyla gerçekleşen manevi fetihler bu büyük medeniyetin ve onu yöneten sultanların değerini ebediyen ortaya koyacak müstesna güzellikler olarak tarihe intikal etmiş bulunmaktadır. Bugünkü nesiller atalarının neler yaptığını bilip tanıdıkça kendilerinin neden onlar gibi olamadığını sorgulayacak ve daha iyisini yapmak için karşı konulmaz bir isteğe kapılacaklardır. Aşağılık kompleksinden arınmış, kendine güveni geri gelmiş, dünyaya açık nesillerin bu sultanların hayatlarından ve yaptıklarından veya yapamadıklarından öğrenecekleri çok şey olduğuna inaniyorum. 1200'lü yılların ortalarındaki bir avuç insanın dünya tarihini 600 yıl boyunca şekillendirecek bir cihan devletinin mimarları hâline nasıl geldikleri ve bu düzeni dünyanın en çetin coğrafyalarından birinde kurup asırlar boyu nasıl devam ettirdikleri sorusu, her zaman çözülmesi verimli sonuçlar doğuracak bir sırrı içinde barındırmaya devam edecektir. Asıl soru şudur: Osmanlı Sultanları bu devasa organizasyonu, yani Cihan Devleti'ni kurmayı başaramasalardı biz bugün nerede olurduk? Veya onlar olmasaydı biz olur muyduk? Onlar olmasaydı dünya nasıl bir yer olurdu? Onlar yardımlarına yetişmeseydi "İslam âlemi" sözü edilmeye değer bir merkez hüviyeti kazanır mıydı? Bu soruların cevapları bizi daha derinlere ve ayrıntılara inmeye zorlamaktadır ama bunlar elinizdeki kitabın konusu değildir. En iyisi son sözü ilk Osmanlı tarihçilerinden Oruç Beğ'e bırakarak veda etmek: Osmanlılar gaziler ve galiplerdir, fisebilillah Hak yoluna durmuşlardır. Gaza malını toplayıp Hakka harc ediciler ve Hakktan yana gidicilerdir. Din yoluna çalışırlar. Dünya malıyla gururlanmazlar. Şeriat/ din yolunu gözetirler. Allah'a şirk koşanlardan intikam alıcılardır. 87
- Peki gerçekten de kimdi bu Osmanlılar veya Osmanoğulları? Kurdukları imparatorluk yüz yıldır yerle bir olmuş durumda; gaza meydanlarında kılıçtan keskin emirler yağdırdıkları büyülü dilleri çoktan kayıplara karıştı; nice sırlarla dolu kitapların sayfalarına hükmeden alfabeleri kanunla yasaklandı; öte yandan muhteşem tuğraları binalardan söküldü; armaları issızlığa terk edildi; mehterhanesi kapatıldı; musikisi dahi susturuldu ve devleti 600 yıl ufuktan ufuga koşturan hanedan-i Al-i Osman yurtlarından kovularak "gurbet cehennemine" atıldı. Bu da yetmedi, ders kitaplarında onu bir daha öldürmeye teşebbüs ettiler ki yeniden bir Osmanlı zuhur etmesin bu topraklarda. Lakin nefret ettirmek için onca içten ve dıştan çabaya rağmen bu mübarek halkın gönlünden ecdad sevgisini silemediler. Bu milleti Osmanlı'ya ne düşman edebildiler, ne de onu unuttura bildiler. Unutulmadı onlar, zira üzerine onlarca devletin kurulduğu engin coğrafyada kendilerini hatırlatacak nice hayır eseri inşa etmişlerdi; medreselerde aklın, tekkelerde kalbin gergefinde nice sırlar dokumuşlar, bir gönlü fethetmenin bir mekânı ele geçirmekten daha kalıcı bir yatırım olduğuna inanmışlardı. Büyük ecdadları Fatih Sultan Mehmed Han'ın Vakfiyesinde geçtiği gibi, Hüner bir şehr bünyad eylemekdür Reaya kalbin abad eylemekdür yani asıl marifet, bir şehir kurarken içinde yaşayanların kalbini de abad (imar) etmektir demişlerdi.
- Allah'ın rahmetinin üzerine yağmasını istediği için mezarının üstünün örtülmediğini biliyor muydunuz?
- Peygamber efendimiz Aleyhisselâtû vesselam'ın kabr-i şerifine konulmak üzere "Kaside-i Hücriyye" ( Hücre Kasidesi ) adlı bir şiir yazdığını biliyor muydunuz?
- Etrafında o kadar cariye varken hayatında hiç bir kadına el sürmediğini ve bekar olarak öldüğünü biliyor muydunuz?
- Baloya gittiğini bildiğimiz ilk padişah olduğunu ama kesinlikle kimseyle dans etmediğini biliyor muydunuz?
- Hacı adaylarına verilmek üzere tepesinde hilal bulunan asalar imal ettiğini ve bunları adamları vasıtasıyla dağıttırdığını biliyor muydunuz?
- Gerçekten de kimdi Osmanlılar? Kurdukları imparatorluk, neredeyse yüz yıldır paramparça olmuş durumda ; savaş meydanlarında emir yağdırdıkları dil çoktan unutuldu; nice kitapların sayfalarına hükmeden alfabeleri yasaklandı; muhteşem tuğraları kitabelerden söküldü; bu devleti 600 yıl yöneten hanedan geri dönmemecesine yurt dışına sürüldü. Üstelik bir de akrabalarını lanetlediler. Yine de unutulmadılar... ~Mustafa Armağan
- Osmanlı demek kalem ile kılıcın, akıl ile kalbin, ihtişam ve tevazunun, maddeye biçim veren ruh ile ruha yeni izler açan maddiliğin altın sentezi demektir.
Osmanlı Sultanları Albümü İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Başucu kitabı sayılan bir araştırma-inceleme kitabıydı. Açıp baştan sona durmadan okunabilecek şekilde değil. Padişahların resimleri ve kısa kısa hayatlarından bahsedilmiş ve bu bilgiler de sıkmadan keyifle okunacak şekilde. (Aylin Kurt)
Kuşe kağıt sırasıyla padişahın fotoğrafı ve bilinen bilinmeyen yönleriyle çok da uzatılmayan kısa bir anlatım. Padişahların fotoğraflarının altındaki notta 'biliyor muydunuz?' kısmı dikkat çekici olmuş.Hiç bilgisi olmayanlar için gayet doyurucu bilgiler içermekte. (senem reis)
Kitabın Yazarı Mustafa Armağan Kimdir?
Urfalı anne ve babanın çocuğu olarak Cizre'de doğdu (1961). İlk ve orta öğrenimini Bursa'da tamamladı. İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nden 1985 yılında mezun oldu. Fritjof Capra'dan yaptığı Batı Düşüncesinde Dönüm Noktası adlı çevirisi ile Türkiye Yazarlar Birliği Tercüme Ödülü'nü (1989) ve Şehir ey Şehir adlı kitabıyla Türkiye Yazarlar Birliği Deneme Ödülü'nü (1997) aldı. Bir dönem (1995-1996) İzlenim ve Diyalog Avrasya (DA) dergilerini yönetti. 1995'ten beri Zaman gazetesinde yazıyor.
Yayınlanan eserleri: Gelenek (1992); Gelenek ve Modernlik Arasında (1995); Şehir Asla Unutmaz (1996); Şehir ey Şehir(1997); Bursa Şehrengizi (1998; 2. Baskı Osmanlı'yı Kuran Şehir: Bursa'ya Şehrengiz adıyla 2006); Alev ve Beton (2000),İstanbul Mavi Kırpar Gözlerini (2003), İnsan Yüzlü Şehirler (2003), Kuğunun Son Şarkısı: St. Petersburg'da Zamanlar ve Mekanlar (2003); Osmanlı İnsanlığın Son Adası (2003); Osmanlı'nın Kayıp Atlası (2004); Kır Zincirlerinin Osmanlı (2004);Osmanlı Tarihinde Maskeler ve Yüzler (2005); Ufukların Sultanı: Fatih Sultan Mehmed (2006).
Çevirileri: Seyyid Hüseyin Nasr'dan Molla Sadra ve İlahi Hikmet (1991); Fritjof Capra'dan Batı Düşüncesinde Dönüm Noktası(1991); ve Yeni Bir Düşünce (1992); Muhammed Esed'den Sahih-i Buhari: İslam'ın İlk Yılları (2001)
Derlemeleri: İslam Bilimi Tartışmaları (1990); İstanbul Armağanı I: Fetih ve Fatih (1995); İstanbul Armağanı II: Boğaziçi Medeniyeti (1996); İstanbul Armağanı III: Gündelik Hayatın Renkleri (1997); İstanbul Armağanı IV: Lale Devri (2000);İslam'da Bilgi ve Felsefe (1997); İstanbul'da Semtler ve Hayatlar: Bir Semtini Sevmek (2001); Değişen Milliyetçilik: Tartışılan Sınırlar (2001); Cemil Meriç: Düşüncenin Gökkuşağı (2001); Osmanlı Geriledi mi? (2006).
Osmanlı: İnsanlığın Son Adası, Türkiye Yazarlar Birliği'nin 2003 yılı Fikir Ödülü'nü almıştır.
Mustafa Armağan Kitapları - Eserleri
- Abdülhamid'in Kurtlarla Dansı
- Abdülhamid'in Kurtlarla Dansı 2
- Küller Altında Yakın Tarih
- Kızıl Pençe
- Avrupa'nın 50 Büyük Yalanı
- Kazım Karabekirin Gözüyle Yakın Tarihimiz
- Satılık İmparatorluk
- Yavuz Sultan Selim Han
- Ufukların Sultanı
- Yakın Tarihin Kara Delikleri
- Geri Gel Ey Osmanlı !
- Türkçe Ezan ve Menderes
- Cumhuriyet Efsaneleri
- Asım'ın Nesli
- Efsaneler ve Gerçekler
- Paşaların Hesaplaşması
- Osmanlı'nın Mahrem Tarihi
- Osmanlı - İnsanlığın Son Adası
- Kır Zincirlerini Osmanlı
- Büyük Osmanlı Projesi
- Abdülhamid'in Kurtlarla Dansı 3
- Tek Parti Devri
- Korku Duvarını Yıkmak
- Cemil Meriç'in Dünyası
- Fatih'in Rüyası
- Osmanlı Tarihinde Maskeler ve Yüzler
- Ayasofya Entrikaları
- Gerçek Tarihin Peşinde
- Osmanlı Sultanları Albümü
- İnsan Yüzlü Şehirler
- Abdülhamid’in Kurtlarla Dansı
- Kızıl Elma Peşinde Bir Ömür
- Osmanlı'yı Kuran Şehir - Bursa'ya Şehrengiz
- Cemil Meriç Konuşuyor
- Osmanlı'nın Kayıp Atlası
- Osmanlı Tarihini Yeniden Yazmak
- Gülün Fethi - Fatih Sultan Mehmed
- Bilinmeyen Yönleriyle İsmet İnönü Gerçeği
- Osmanlı'yı İmparatorluk Yapan Şehir İstanbul
- Petersburg'da Osmanlı İzleri
- Düşüncenin Gökkuşağı: Cemil Meriç
- Yakın Tarihte Efsaneler ve Gerçekler
- Gençler için Fatih Sultan Mehmed
- Tarihimizle Hesaplaşmak
- Gelenek ve Modernlik Arasında
- Osmanlı Geriledi mi?
- Şehir Asla Unutmaz
- Cemil Meriç
- İstanbul Mavi Kırpar Gözlerini
- Haritalar Nasıl Yalan Söyler?
- Alev ve Beton
- Kuğunun Son Şarkısı
- Küller Altında Yakın Tarih Seti (6 kitap)
- Bursa'ya Ütopik Mektuplar
- İslâm'da Bilgi ve Felsefe
- Şehir Ey Şehir
- Ezan Şehidi Menderes
- İslam ve Bilim Tartışmaları
- Paşaların Hesaplaşması
Mustafa Armağan Alıntıları - Sözleri
- Erzurum kongresi'nden bir ay kadar önce toplanan bu ön kongreye sunulan raporda işlenenler sanki bugünden geçmişin dağlarına çarparak yargılanmış gibidir beraberce şunları okuyoruz: Türk Kürtsüz, Kürt Türksüz yaşayamaz. Geçmişte olduğu gibi gelecekte de Türk ile Kürdün aynı tarih, aynı çıkar, aynı hayat sahibi olacaklarını kabul etmemek mümkün değildir. Bu kadar derin ve esaslı bağlarla birbirine bağlı bulunan Doğu vilayetleri Türk'ü ile Kürt'ünü ayırmak her ikisinede ölüm mahkum etmek demektir.Bugün gözümüzü açarak yaralarımızı öz elimizde sarmaya çalışır, dışarıdan gelen Kürtlük-Türklük gibi ayrıştırıcı telkinlere kulak asmazsak hem memleketimizi kurtarır, hem de herkesin mutluluğunu sağlayacak esasları hazırlarız. "Tarihi bir anda bulunuyoruz" diyen bu önemli rapor şu cümlelerle sürüyor: Duygusallığa kapılarak düşmanlarımıza hizmet etmekten sakınma görevi ile mükellefiz. Son fırsat elimizde.Bunu da kaybedersek tarihimizi aşağılanma ile kapamış ve Hazreti Kur'an'ı elimizle toprağa defnetmiş oluruz. Hakkımızda çevrilen entrikaları, düşünülen felaketleri sonuçsuz bırakmak yalnız bir şeye, Doğu vilayetleri Müslümanlarının İttihat (birlik) ve ittifakına bağlıdır. 95 yıl önce Erzurum'da söylenmesi gerekenler söylenmiş aslında.Aklın yolu birdir ne de olsa! Ve ah Erzurum kongresi, seni bir doğru okuyabilseydik! (Cumhuriyet Efsaneleri)
- Eşrefoğlu, al haberi, bahçe biziz, gül bizdendir. Biz Şah-ı Merdan kuluyuz, yetmiş iki dil bizdedir. (Gülün Fethi - Fatih Sultan Mehmed)
- İslam Bilimi diğer bilgi sistemlerinden farklı olarak siyasî ve iktisadî egemenlik için yüce kelamın (logos) rakipleri tarafından şımartılan bir ideolojinin adı değildir. İslam Bilimi, İslam toplumunun değer yapısı üzerinde bilgi geliştirilmesini mümkün kılan bir matris sunar. Bilgi, bilgi içindir diye bir şey yoktur. Kavramsallaştırma, teorik formülasyon, deneysel doğrulama ve bilginin nihaî şeklini alması sosyo-kültürel bir çevre içinde meydana gelir ve onu hasır altı etmek namussuzluk ve ikiyüzlülükten başka birşey değildir. İslam Biliminin Temelini Atmak Münevver Ahmet Enis (İslam ve Bilim Tartışmaları)
- " Bir şehri sevmek , aşka sebep aramaktır ." (Bursa'ya Ütopik Mektuplar)
- Osmanlı medeniyeti kelimeler üzerine inşâ edilmemiştir. Osmanlı medeniyeti bir hamle medeniyetidir. İman, cezbe, Aşk medeniyetidir... (Cemil Meriç Konuşuyor)
- Soru işaretinin halkaları açılıp kapanıyor birbiri ardınca ve kitaplar imdadıma yetişiyor;sonunda berraklaşıyor manzara. (Petersburg'da Osmanlı İzleri)
- "Cahil bir millet, gösterilen boyunduruğa boynunu kendisi uzatır." (Kızıl Pençe)
- Istiklal marşının güftekarından biri olan şair Faruk Nafiz Çamlıbel'in 27 Mayıs 1960 darbesinin ardından diğer Dp liler gibi süngüyle alaşağı edilerek yassıada da hapse atıldığını biliyormuydunuz ? Onuncu Yıl Marşı'nı gözyaşları içinde, hızlanan kalp atışlarıyla Söyleyip dinleyenler bu marşı onlara armağan edenlerden birini niçin tevkif ettiler? Bugüne kadar bir (söz| yazarını bile kurtaramamış olan Onuncu Yıl Marşı, bugünden sonra da onu tebcil edenleri neden ve nasıl kurtaracak? (Küller Altında Yakın Tarih)
- Doğrusunu yalnız Allah bilir. Ancak ben, tarihe bir de yenilgilerin zaviyesinden bakılmasını öneriyorum. Tarihe bu açıdan bakabilmeyi metodolojik bir ilke olarak kabul ettiğimiz takdırde, ağır basan, kaçınılmaz biçimde bizi belirleyen tarafgirliğimiz nedeniyle ele alamadığımız tarihin karanlık yüzünü gönül rahatlığıyla tahlil edebiliriz. Tarihe daha bir sakınmadan, daha geniş yüreklilikle yaklaşabiliriz. En azından, yenilgilerde olumlu bir taraf, bir ders-i ibret bulmaya çalışarak tarihin üzerimizdeki “baskısı”ndan kurtulabiliriz. Bize öğretilen ya da öğretilmek istenen tarih, hep bir zaferle dizisinden oluşmaktadır. İçinden yenilgiler, başarısızlıklar,beceriksizlikler ayıklanmış bir tarihtir aynı zamanda. Yenilgiler genellikle “ihanet" gibi kulpların takıldığını biliyoruz. Halbuki tarihi yapan şey, yalnız zaferler değildir, ayni zamanda yenilgilerdir. Hatta diyebiliriz ki, en çok yenilgilerdir.En azından bugünkü durumumuzun zaviyesinden baktığımızda böyle görünmektedir. (Gelenek ve Modernlik Arasında)
- Eskilerin dilinde "Kuran-ı Kerim Mekke'de nazil oldu, Kahire'de okundu, İstanbul'da yazıldı." diyebir kelam-ı kibar gezerdi. (Abdülhamid'in Kurtlarla Dansı 2)
- İlim sayesinde kişi Hakikat'a ulaşabilir ancak; Hakk ise Allahu Teâlâ'nın diğer bir ismidir. (İslâm'da Bilgi ve Felsefe)
- "Osmanlı'da sarık bilgiyi, kılıç işe kuvveti, başka bir deyişle sarık din ve ahireti, kılıç da dünyayı temsil ediyordu. #Fatih, hayatında olduğu gibi ölümünde de iki fetih yolunu göstermiş oluyordu böylece. Din ve dünyanın beraberce fethini.." -MustafaArmağan (Ufukların Sultanı)
- İslam âlemi, İslamiyet'te ümitsizlik yasaklandığı halde ümidi bırakıp yese iman etmiştir. Nasıl olmuş da uyuşmuştur bu insanlar? Bu din atalarımın önüne saçtığı cevherleri neden benden esirgiyor? diye düşünür. Neredeyse iradesi elinden alınmış aciz birer mahlûktur içinede yaşadığı toplumun ferdleri. Ağır bir felç geçirmiş gibidir. (Asım'ın Nesli)
- Geçmişi unutturma operasyonu, zamanın acımasız akışı Yüzünden bu operasyonu yapanları muaf tutacak değildi elbette Ve resmi tarih yazmaya kalkanların 'temel kitap' olarak aldıkları Nutuk konusundaki vurdumduymazlıkları, Türkiye'de resmi tarihin neden resmileşemediğinin en belirgin örneği değil midir? (Küller Altında Yakın Tarih)
- Bir de Mevlana' ya karşı aşırı bir sevgisi bulunuyordu I. Murat' ın. "Hünkar" ve "Hüdavendigar" unvanlarını almasında bu derin sevginin etkisini görenler vardır. (Osmanlı'nın Mahrem Tarihi)
- Kulağına cepheden silah sesleri çalınıyordu. (Kazım Karabekirin Gözüyle Yakın Tarihimiz)
- Bir giydiğini bir daha giymediğini, üstü başı perişan birini görür görmez sırtındakini çıkarıp hediye ettiğini biliyor muydunuz? (Osmanlı Sultanları Albümü)
- Keşke sizin yüzyılınızda evlere hiç balkon yapılmasa idi , ileriki yıllarda insanlar ölülerini balkonlara gömmek zorunda kalmayacaklardı ." (Bursa'ya Ütopik Mektuplar)
- Suçlamak kolaydır ama yeni bir şey söylemek ve söyletmek zordur tarihte. (Osmanlı - İnsanlığın Son Adası)
- Fatih beldeleri açan olduğu gibi, zamanı da açan, zamana bir açılım verendir. Zamanı zorlayandır. Zamanın kıvrım ve katlarını açandır. (Sezai Karakoç) (Kızıl Elma Peşinde Bir Ömür)
Yorumlar
0 yorum