Kitap Künyesi

Yazar: Richard Sennett

Çevirmen: Kamil Durand

Orijinal Adı: Outhority

Yayın Evi: Ayrıntı Yayınları

İSBN: 9789755390277

Sayfa Sayısı: 208

--reklam--

Otorite Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

İnsanlar otoriteye neden ihtiyaç duyarlar? Otoriteden neden korkarlar? Otorite ilişkilerinin olmadığı bir toplum kurma tasarısı gerçekçi midir? Otoriteyle bağ kurmadan onu reddetmek mümkün müdür? Basit bir karşı çıkma bizi otoritenin olumsuzluklarından korumaya yetmediği gibi, onu gerektiği gibi değerlendirmemizi de engelliyorsa, ne yapabiliriz? Richard Sennett bu tür sorulara yanıt ararken insanların otoritelerle kurdukları özel ve kurumsallaşmış ilişkilerin tarihsel ve sosyopsikolojik bir panoramasını çiziyor. Anne babayla çocuk arasındaki gibi kişisel, işverenle işçi ya da devletle yurttaş arasındaki gibi toplumsal ilişkilerde otoriteyi tanımadan reddetmenin insanları ne tür çıkmazlara sürüklediğini anlatıyor. Hegel'in köle-efendi ilişkisi hakkındaki ünlü çözümlemesinden yola çıkarak, öncelikle otoriteyi bir Öteki olarak görmeyi bırakıp tanımayı, onu "görülür, anlaşılır" bir hale getirmeyi denememizi öneriyor. Hiçbir otorite ilişkisi içermeyen bir dünya kurmaya çalışmanın, insanın toplumsal bir varlık olması yüzünden, mümkün ve anlamlı bir çaba olmadığını söylerken, asıl önemli olanın otoriteyi tahakküm aracı olmaktan çıkarıp, diğer insan(lar)a karşı kayıtsızlık içermeyecek bir biçime dönüştürmek olduğunu ve bunu da ancak otoriteye maruz kalanların yapabileceğini vurguluyor. Bu dönüştürmeye hizmet edebileceğini düşündüğü birkaç somut öneri getirirken aslında daha çok şey yapılabileceğini belirtiyor ve hepimizi otoriteye karşı hayal gücümüzü ve yaratıcılığımızı kullanmaya çağırıyor.

--reklam--

Otorite Alıntıları - Sözleri

  • Otoritenin yadsınması kapitalizmin ethosunu aşmaz : Egemen güç hala "mülkiyet"tir.
  • “Özel yaşamda olduğu gibi toplumda da istikrar ve düzen duygusunu ararız ve bunları, otorite sahibi bir rejimden bekleriz. Bu istek kamusal yaşamdaki otorite anıtlarında kendini gösterir: Devasa kiliseler, anıtkabirler, hükümet binaları; bütün bunlar, şimdi yöneten ve şimdi itaat eden kuşaklardan sonra da varlığını sürdürecek egemen iktidar düzenini simgelemektedir.”
  • "Her bunalım kişinin daha önce inandığı şeye inanmamasıyla başlar."
  • …çünkü son tahlilde insanlar özgür olmak istemezler. İnsanlar, yalnızca, özgür olmak istediklerini tasavvur etmek isterler.
  • İnsanlar iktidar hakkında düşünmezler; iktidardakilerin onlara telkin ettiği şeyi düşünürler.
  • Proust okurları, erotik otorite söz konusu olduğunda bu sürecin nasıl işlediğini gayet iyi bilir. Proust, “kayıtsızlık sevileni üstün duruma getirir” diye yazar; sevilenin karşısındakiyle arasına mesafe koyması onu erişilmez bir ideal yapmaktadır. Böylece romandaki anlatıcı, Albertine’in “kölesi” durumuna düşer. Yalvarış fark edilir, bakışlara karşılık verilirse büyü bozulacaktır. Proust’a göre, birinin özerkliğinin yıkılması “bağımlılık hastalığı”ndan iyileşmeye benzer.
  • Mutlak’a ilişkin olarak şu söylenmelidir: Mutlak, esas olarak bir sonuçtur; yalnızca sonunda, gerçekten neyse o olur. Hegel
  • Irwin Howe şöyle der: “ Modernizm, egemen üsluba karşı bir ayaklanma, resmi düzene duyulan amansız bir öfkedir…(ancak) modernizm her zaman için mücadele etmek ama tam anlamıyla zafer kazanmamak, sonra, aradan bir süre geçince, kazanmamak için mücadele etmek zorundadır. “
  • İnsanlar öylesine ürkek, alıştıkları rahatı korumaya öylesine istekli ve öylesine cahildir ki efendileri olmadan edemezler; kendilerini güvencede hissetmek için köle olmayı isterler. Gönüllü kölelerin içlerindeki efendi tembelliktir.
  • Eşlerden birinin diğerinden sürekli şikayet ettiği ancak hiçbir zaman da ayrılmayı beceremediği evlilikler çoğumuz tanık olmuşuzdur. Ortadaki mesele insanların çok zayıf olmaları yüzünden ortaya dökemedikleri bir nefret ya da tiksinti hissi değildir. Aksine, diğer kişiye yönelik itiraf edilemeyen, maskelenmesi gereken ve ret beyanlarıyla güvence altına alınan bir gereksinim söz konusudur. Diğer kişiyi reddetme ve gene bu kişiye bağlanma birbirinden ayrılamaz şeylerdir.
  • "Hiçbir çocuk, anne ve babasının otoritesine inançtan kaynaklanan güven ve bakım duygusu olmaksızın büyüyemez; buna karşılık yetişkinler dünyasında, otoriterinin bu tür duygusal yararları peşinde koşmanın, insanları genellikle uysal birer köleye çevirmesinden korkulur."
  • Patrimonyal bir otoriteden farklı olarak paternalist bir otorite, kendisine bağımlı olanlara kendi kaynaklarını bir lütuf gibi sunar. Bu lütfun koşullarıysa tümüyle kendi denetimindedir.
  • "Her bunalım kişinin daha önce inandığı şeye inanmamasıyla başlar."
  • Onlara yabancılaşıyoruz ama onlardan kurtulamıyoruz.
  • Fransız Devrimi'nin modern düşünce üzerinde bıraktığı en derin izlerden biri, iktidarlarını yıkmak istediğimiz yöneticilerin meşruluklarını yok etmemiz gerektiğine bizi ikna etmiş olmasıdır. Yöneticilere olan inancı ortadan kaldırırsanız, onların rejimlerini de ortada kaldırabilirsiniz.

--reklam--

Otorite İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Otorite gerekli bir merci midir? İnsanların birbiri üzerinde tahakkümü olmazsa yaşamlarını sürdürmeleri kolaylaşır mı yoksa zorlaşır mı ? İnsanlar otoriteye ihtiyaç duyar mı ?? Otoritesiz bir toplum kurmak mümkün müdür? Sennet bu tarz sorulara cevap aramaktadır. Kitap temel olarak otorite sahiipleri ve buna eğenler arasındaki ilişkiye endekslenmiştir. İş hayatı ve sosyal hayattaki otoritenin ortaya çıkışı incelenmiştir. Weber'e göre otorite bir toplumda her zaman var olmuştur ve insanlar yöneticilere gönüllü olarak itaat ettiği zaman vardır. İtaata zorlanma varsa yöneticilerin meşru olmama söz konusudır. İkinci otorite ise çocukluğumuzda edindiğimiz otoriteye dair kavrayışların yetişkinlik yaşantımızda da bizietkilediğini ve otoriteye dair davranışlarımızın temelde anne be babamıza dair geliştirdiğimizduygular çerçevesinde oluştuğunu ortaya atmaktadır. “ Otorite kavramını en çok sorgulayanlar anarşistler olmuştur. Proudhon?du. Devlet otoritesinin olmadığı bir toplum Ütopyasını Mülkiyet Hırsızıktır ve Anarşi Düzendir diyerek savundu. Modern edebiyatta ise Cesur yeni dünya ve 1984 kitapları toplum ıslahını otoriteden kurtulmak olarak gördü. (HOMO FABER...)

Doyurucu duygusal ilişkiler kurma gereksinimi insanları, yetersiz buldukları kurumlara karşı çıkmaya yöneltir. Psikoloji ve siyaset arasındaki ilişkiler bu incelemede yer alan dört kitabın konusunu oluşturmaktadır. (Epiktetos)

''''Başkalarının size olan ihtiyacı, sizin onlara olan ihtiyacından daha fazla ise egemenlik kurabilir ve siz otorite olabilirsiniz. Şayet karşımızda bize karşı kayıtsız biri varsa onun bize önem vermesini isteriz. Onun bize karşı soğuk davranmasından ve kayıtsız kalmasından korktuğumuz zaman ona bağımlı duruma düşeriz. Sevilenin karşısındakiyle arasına mesafe koyması onu erişilmez bir ideal yapmaktadır.'''' İnsan psikolojisini 'OTORİTE' olgusuyla çeşitli yönleri, bakış açılarıyla irdeleyen aslında çoğu insanın farkında olmadan sosyal ilişkilerle yaşadığı durumlarını çözümleyen, bunun bilinçini ve farkındalığını vermeye çalışan enterean bir kitap.. Fena değil.. (Umut Etiker)

--reklam--

Otorite PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Richard Sennett - Otorite kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Otorite PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Richard Sennett Kimdir?

Richard Sennett (d. 1 Ocak 1943, Chicago), Massachusetts Teknoloji Enstitüsü ve Londra Ekonomi Okulu'de sosyoloji profesörü, New York Üniversitesi'nde sosyal bilimler profesörüdür. New York Institute for the Humanities'in (New York Beşeri Bilimler Enstitüsü) kurucu direktörüdür.

Sennett'in sosyal bilimlere en önemli katkılarından biri, kentlerin modern dünya gerçekliği içerisinde bireysel yaşamları şekillendirişi ile ilgilidir. 2006 yılında Hegel ödülünü kazanmış , 2008 yılında ise 100,000 Euro değerindeki Düseldorf Gerda Henkel Vakfı tarafından verilen Gerda Henkel ödülüne layık görülmüştür.

Sennett, 1987'den beri sosyolog Saskia Sassen ile evlidir.

--reklam--

Richard Sennett Kitapları - Eserleri

  • Karakter Aşınması
  • Otorite
  • Ten ve Taş
  • Yeni Kapitalizmin Kültürü
  • Kamusal İnsanın Çöküşü
  • Yabancı
  • Saygı
  • Zanaatkar
  • Gözün Vicdanı Kentin Tasarımı ve Toplumsal Yaşam
  • Sınıfın Gizli Yaraları
  • Beraber
  • The Conscience Of the Eye: The Design and Social Life of Cities

--reklam--

Richard Sennett Alıntıları - Sözleri

  • Sınıf otoritesi ve yargı sistemi, insanları birbirine düşman yaparken kendisini gizler; sistemin gücünün esrarı ile büyülenmiş insanlar saygı için birbirleri ile savaşırken, sistemin kendisine meydan okunmaz. (Sınıfın Gizli Yaraları)
  • Günümüzde orta sınıf standardında bir yaşam sürmek için bir ailede iki yetişkinin çalışması şarttır. Ancak kadınlar daha esnek çalışma saatlerine ihtiyaç duyuyordu; hangi sınıftan olursa olsun, kadınların pek çoğu yarı zamanlı çalışan, tam zamanlı annedir. (Karakter Aşınması)
  • Şehir farklı cinslerde insanlar­dan oluşturulur, birbirine benzeyen insanlar bir şehri var edemez. (Beraber)
  • Çoğu açlıklar gibi saygı kıtlığı da insan yapımıdır.Yiyeceğin aksine saygının hiçbir maliyeti de yoktur. O zaman saygı niçin bu kadar kıt olsun ki? (Saygı)
  • Bizim kim olduğumuzun cevabı, doğrudan şekilde bedenlerimizin ne yapabildiğinde yatıyor. Insan elinin işleyişinde olduğu gibi, sosyal sonuçlar da insan bedeninin yapısında ve işlevinde saklıdır. Maddi şeyleri şekillendirme durumunda olan bedensel kapasitelerimiz, sosyal ilişkilerde kullandıklarımızla benzerlik taşır. (Zanaatkar)
  • Bir kişi ne kadar çok emre maruz kalıyorsa diyor bu işçi, öz saygısını devam ettirebilmek için gerçekten de işyerinde değil de başka bir yerde olduğunu daha çok düşünür. Ancak işyerinde "başarılı olmanız" beklendiğine göre ve gerçekten de aslında orada değilseniz, nasıl başarılı olabilirsiniz ki? (Sınıfın Gizli Yaraları)
  • İnsan sürekli baştan başlamak, her gün kendini tekrar kanıtlamak zorunda kalır. Bu şekilde sürekli riske maruz kalmak, karakter duygumuzu iyice aşındırır. İnsan her defasında “baştan başlar.” (Karakter Aşınması)
  • Kitap okuyan ya da sessizce pencereden dışarı bakan sıkış tıkış bedenlerle dolu tren vagonu, on dokuzuncu yüzyılda ortaya çıkmış büyük bir toplumsal değişikliğe işaret ediyordu: Sessizlik bireysel mahremiyeti korumak amacıyla kullanılıyordu. (Ten ve Taş)
  • milliyetçilik ülkelerini terk edenleri adeta ameliyatla bir uzuvları kesilmiş hastalar gibi göstermiştir. Yunanlardan beri bir millete ait olmanın tam bir insan olmak için gerekli olduğunun düşünüldüğü doğrudur şüphesiz (Yabancı)
  • En iyi şarkı söyleyen ya da dans eden, en yakışıklı, en güçlü ve en zeki olan ya da en güzel konuşan kişi en fazla sayılan kişi olur; ve bu, eşitsizliğe aynı zamanda da kötü huya doğru atılan ilk adımdır. (Saygı)
  • "Bu insanlar özgür: Ama, yaşadıkları ahlakdışı bir özgürlüktür." (Karakter Aşınması)
  • Bu sosyoloji zanaatı, günümüzde yeniliğin ne anlama geldiğini ortaya çıkarmaya hem fazlasıyla uygundur hem de değildir. Uygundur, çünkü toplumun akıcılık ve akış üzerindeki vurgusu, kişinin zihninden geçen bir yorumun çözümlenmesi süreciyle kesişir. Uygun değildir, çünkü çoğu insanın bu geniş kapsamlı görüşmelere katılmaktaki amacı, sonuçlar çıkarmak, dünyada nasıl konumlandırıldıklarının bir açıklamasını bulmaktır. Ak (Yeni Kapitalizmin Kültürü)
  • Bizler tecrit etmeyi bir iktidarın dayatılması olarak görme eğilimindeyizdir ki bu da tecrit edilen halkı pasif kurbanlar haline getirir. Ama Rönesans Venediki'nde Yahudi gettosunun oluşumu daha karmaşık bir hikaye anlatır bize. Gerçekten de istekleri hilafına tecrit edilmiş olan, ama daha sonra bu şekilde ayrı tutulmalarından yeni topluluk biçimleri yaratan ve toplumsal aktörler sıfatıyla tecrit edilmiş olmaktan bir menfaat elde eden sürgünlerin hikayesidir bu. (Yabancı)
  • Yine de, gördük ki sadece fedakarlığın bir kişiyi sevdiği insanlar için "değerli" yaptığı var sayılmaktadır. (Sınıfın Gizli Yaraları)
  • Risk alma isteği, sadece girişimci kapitalistlere ya da olağanüstü maceracı bireylere özgü bir özellik olarak görülmüyor. Risk kitleler tarafından her gün omuzlanması gereken bir zorunluluk (Karakter Aşınması)
  • Her şeyi bilemezsiniz ama bildiğiniz bir şey bile sizi okkalı bir zengin yapabilir (Beraber)
  • Yani en çok, kendinin en az farkında olduğun zaman kendinsindir. (Yabancı)
  • Almanca Bildung sözcüğü, bir genci ömür boyu süren bir yaşam biçimine hazırlayan kişisel oluşum sürecine verilen isimdir. (Yeni Kapitalizmin Kültürü)
  • Refah sistemi içinde olan kişilerin aklına katı eşitlik fıkri, problemlerinin ya da muhtaç olma durumlannın temelinde kendi haklarında kararlan başkalarının vermesinin olduğunu hissettikleri zaman gelir. Saygı kazanmak için bu insanlar zayıf ve muhtaç olmamak zorundadırlar. (Saygı)
  • Eğer bir insa­na kendimizin bir yansımasıymış gibi davranırsak, onun kendi va­roluşunun gerçekliğini inkar etmiş oluruz; kişi karşısındakinin baş­ka biri olduğuna dair temel gerçeğe saygı duymalıdır. Buradan çı­kacak ders şudur: Karşımızdakilere saygı duyuyorsak kendimizin onlarda projeksiyonunu yapmayalım. (Saygı)