Kitap Künyesi
Yazar: Cahit Ülkü
Yayın Evi: İnkılap Kitabevi
İSBN: 9789751016980
Sayfa Sayısı: 368
--reklam--
Pargalı İbrahim Paşa Kanuni'nin Düşü Hürrem'in Kabusu Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
"Pargalı İbrahim Paşa", Cahit Ülkü'nün Masal Olmayan Masallar adını verdiği 'üçleme'nin ilk kitabı. İkinci kitap "Rüstem Paşa", üçüncü kitap ise "2. Selim" adlarıyla yakında okurlarımızla buluşacak..."
Bu kitap, Korfu Adası'nın tam karşısındaki Parga kasabasında orta halli bir Rum balıkçının oğluyken, "köle" olarak getirildiği Manisa'da Kanuni Sultan Süleyman'ın yakın ilgi ve sevgisini, sonra da güvenini kazanarak veziriazamlığa kadar yükselen 'Makbul' İbrahim Paşa'nın romanı.
İbrahim ki, güzel Hürrem'in, Kanuni'ye cariye olarak armağan ettiğinde kendi ölüm fermanını da hazırladığını hiç düşünmemişti. Kendisi, padişahtan sonra Osmanlı'nın en güçlü adamı, Hürrem ise Sultan olduğunda, aralarındaki acımasız iktidar oyunu bir ölüm- kalım savaşına dönüşmüş, sonunda cellatlarla yüz yüze gelip 'Maktul' İbrahim Paşa olmaktan kurtulamamıştı.
Bu romanda, Pargalı İbrahim'in görkemli ama trajik yaşamının yanı sıra, Kanuni ve Hürrem Sultan'ın kişiliklerinin gizli yanlarına da tanık olacaksınız.
"Pargalı İbrahim Paşa" romanı aynı zamanda, Anadolu'daki en küçük beyliklerden birinin nasıl dünyanın en büyük imparatorluğu haline geldiğini, Celali İsyanları'nın kökeninde yatan gerçekleri, saray ve saray dışındaki yaşamın entrikalara dönük yüzünü merak edenler için belgesel nitelikte bir kitap...
İzlenme rekorları kıran, kamuoyunda yoğun olarak tartışılan "Muhteşem Yüzyıl"'la önemli bir merak nesnesine dönüşen Saray'ı ve Kanuni dönemini en iyi anlatan kitaplardan birisi olan "Pargalı İbrahim Paşa" vezir özelinde dönemin özetini sunuyor...
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Pargalı İbrahim Paşa Kanuni'nin Düşü Hürrem'in Kabusu Alıntıları - Sözleri
- “Hayal kurmayı bilmeyen insan için uykusuz geceleri tüketmek zordur.”
- Ey, sen! Özgür düşüncenin zavallı tutsağı, Kim başına buyruk; köle kim? Bugünde dün neyse, yarında bugün o. Yaşamak; ardışık zaman parçacıkları arasında üstünde sanal bir nokta!
- Hayal kurmayı bilmeyen insan için uykusuz geceleri tüketmek zordur.
- “Yobazlık, ahlaksızlığın kan kardeşidir çünkü.”
- "Bir Türk için en utanılacak şey, gâvura benzemektir. Türk'ün sefili bile kendisini dünyanın efendisi sanır."
- "Önemli olan, ölünce geride kalanlara, 'Dünyadan iyi bir insan eksildi!' dedirtmek. Gerisi boş..."
- "Bana sorarsan, iktidarı kendi benliğinde kur. Kendini yenmenin mutluluğunu başka hiçbir şeyde bulamazsın ve bu, çabalarının karşılığı olan mükemmel bir ödüldür!"
--reklam--
Pargalı İbrahim Paşa Kanuni'nin Düşü Hürrem'in Kabusu İncelemesi - Şahsi Yorumlar
PARGALI İBRAHİM-CAHİT ÜLKÜ Türkler çiçekleri her zaman sevmişlerdir. 16. yüzyıl Osmanlı döneminde erkekler de birbirlerine çiçek alıp götürüyorlar. Bu bir incelik kabul ediliyor. O dönemde Avrupa insanın hayatında çiçek yok. Bugün SARDUNYA olarak bildiğimiz çiçeğe o yıllarda TURNA GAGASI deniyor. Şebboy, lale ve nergis Türkler tarafından sevilen çiçekleri. Evlerin balkonlarında ve bahçelerde her türden çiçek var. Bu durum dönemin Avrupalıları tarafından yazılmış. Ordu sefere giderken askerlerin elbiseleri rengârenk. Osmanlı ordusunda askerlerin en çok sevdikleri renkler şöyle: Üst giyimde nar çiçeği (gömlek) Açık yeşil alt giysi (pantolon) Babet biçiminde ayakkabı çoğunlukla sarı renkte. Erkekler için renk kısıtlaması yok. Kuş azatçılığı çok yaygın. Kuş azat edip sevabını bir dostuna bağışlamak bir incelik. Hayvanlara eziyet edenler hemen cezalandırılıyor. Ases başı atına ağır bir yük yükleyen kişiye ceza veriyor. O yükü hayvan sahibine yüklüyorlar. Ardından adama 20 sopa vuruluyor. Atın sahibi kendisine 10’ar sopa vuran çavuşlara ikişer akçe bahşiş verip “Ellerinize sağlık” diyerek oradan ayrılıyor. Kirli giysilerle sokakta dolaşmak da para ve sopa cezası gerektiriyor. Türkler için haftada en az bir kere hamama gitmek değişmez bir kural. Avrupalılar Türklerin çok temiz koktuklarını sıkça yazmışlar. Bu dönemde İngiltere kraliçesi bile yanına yaklaşılamayacak kadar pis kokuyor ve yıkanmayışıyla övünüyor. O yıllarda şeyhülislama MÜFTÜ deniyor. Macaristan’ın O dönemdeki adı ENGÜRÜS. Padişahların el ve ayak tırnakları, sakal ve bıyık ve saç artıkları biriktirilip Sürre Alayı ile her yıl peygamberin mezarının ayakucuna gömülüyor. Bu geleneğin ilk kiminle başladığı bilinmiyor. Pargalı İbrahim Kanuni’nin ayaklarını yıkadığı suyu çok defa içmiş. Bu dönemde kellesi vurulan kişinin kellesi önce yıkanıyor. Eğer vezir ise altın tepside; paşalardan birinin ise gümüş tepside padişaha sunuluyor. Bayezit – Timur, Timur hep sevecen bir dil kullanıyor. Bayezit ise hakaret ediyor. Bayezit belki de Niğbolu’nun kibrinden kurtulamıyor. Enderun kurumları Türklere kesin olarak yasak olmuş. Bu kurumlara yalnızca devşirmeler alınıyor. Yavuz Selim babası Bayezit’i Uğraş Deresi denilen yerde zehirletiyor. Kendisi de aynı yerde ölüyor. Zehirlenmiş olması olasılığı oldukça yüksek. Devşirmeler tarafından zehirlendiği düşünülmüş. O da Fatih gibi Türk bir vezir atadıktan sonra zehirlenmiş. Osmanlı sarayında her zaman cüceler bulunuyor. Müjdeler bu cücelere verdiriliyor. Türklerde matem rengi Fatih dönemine kadar BEYAZ iken Fatih’ten sonra Bizans etkisiyle SİYAH oluyor. Rodos’un alınmasından sonra orada bulunan RODOS ŞÖVALYELERİ Malta adasına yerleşiyorlar ve MALTA ŞÖVALYELERİ olarak anılıyor. O yıllarda Hıristiyanlar yanlarında büyükçe tavuk tüyleri bulunduruyorlar. Büyük tuvaletlerini yaptıktan sonra orada bir pislik olduğu anlaşılsın diye üzerlerine tüy dikerlermiş. Tüy dikmek deyişi. Yeniçerilerde her ortanın kendisine özel bir flaması var. Ok, yay, tüfek, çadır, ejderha gibi. 71. orta ise yalnızca padişahların av etkinlikleri için av köpeği yetiştiriyor ve av partilerinin düzeninden sorumlular. Rüstem Paşa ahır sorumlusu iken Hürrem tarafından önce Diyarbakır beylerbeyi yapılıyor ardından da vezir oluyor. (Hakan cucunel)
Bu aralar elimden geldiğince tarih okumaya çalışıyorum. Bu kitabı da görür görmez okumak istedim. Pargalı İbrahim benim merakımı hep üst düzeyde tutan bi Paşaydı. Yani onun hakkında çok şey bilmek, onu yeterince öğrenmek benim ilgimi çekiyor. Koskaca Kanuni Sultan Süleyman'ın bu derece dostluğunu kazanan, yükseldikçede daha hızlı düşen bi Paşanın hayat hikayesi tarihin tozlu sayfalarında kalmamalı kanımca. Tarih kitabı olması ve Pargalı'yı anlatması direk kitaba başlamamı sağladı. Bu kitabı bence okuyun derim. Gerçekten roman tarzında olduğu için sizi sıkmaz. Bu kitabın diğer serileri de Rüstem Paşa ve 2.Selim'miş. Tabiki onları da okumak çok isteriim. Siz de bence bu seriye bi şans verin.. (•Sema Okay)
--reklam--
Pargalı İbrahim Paşa Kanuni'nin Düşü Hürrem'in Kabusu PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Cahit Ülkü - Pargalı İbrahim Paşa Kanuni'nin Düşü Hürrem'in Kabusu kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Pargalı İbrahim Paşa Kanuni'nin Düşü Hürrem'in Kabusu PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Cahit Ülkü Kimdir?
Cahit Ülkü, 1941 yılında Ankara'da doğdu. İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi'ni bitirdikten sonra Ankara'da serbest proje mimarlığı yaptı. 12 Eylül 1980 darbesi, siyasetle yakından ilgilenmesine neden oldu. 1983 yılı başlarında Bülent Ecevit ile tanıştı. 1984 yılında , kuruluş halindeki Demokratik Sol Parti'nin Yazışma Merkezi Sözcülüğü görevini Merkez Bankası eski başkanlarından İsmail Hakkı Aydınoğlu ile birlikte üstlendi. Daha sonra kendi isteğiyle sözcülük görevinden ve Demokratik Sol Hareket'in partileşme aşamasından ayrıldı. 1986 yılında İzmir'e yerleşti. 1992 yılından başlayarak, tarih konusunda bilgi birikimlerini notlar halinde toparlamaya, daha sonra da kurucusu ve yöneticisi olduğu bir yerel radyoda Saklı Tarih başlığı altında yayınlamaya başladı. Bu uğraş onu, daha kapsamlı ve bütüncül çalışmalara yönlendirdi. Cahit Ülkü'nün, Pargalı İbrahim Paşa, Rüstem Paşa ve Son Hazaryalı adlı üç romanı bulunmaktadır. Halen 065 numaralı Ege Mason Locası aktif üyesi olan Cahit Ülkü evli ve üç çocuk babasıdır.
--reklam--
Cahit Ülkü Kitapları - Eserleri
- Pargalı İbrahim Paşa Kanuni'nin Düşü Hürrem'in Kabusu
- Son Hazaryalı
- Sarı Selim
- Rüstem Paşa
- Suların Getirdiği Padişah 2. Selim
- Neden Osmanlı
--reklam--
Cahit Ülkü Alıntıları - Sözleri
- “Hayal kurmayı bilmeyen insan için uykusuz geceleri tüketmek zordur.” (Pargalı İbrahim Paşa Kanuni'nin Düşü Hürrem'in Kabusu)
- Hayal kurmayı bilmeyen insan için uykusuz geceleri tüketmek zordur. (Pargalı İbrahim Paşa Kanuni'nin Düşü Hürrem'in Kabusu)
- Türk'e göre devlet, kendisine zarar verdiğinde, kirli gömlek gibi çıkarılıverecek șeydir. Osmanlı bunu gördüğünden devleti her şeyin üstünde tuttu. Anadolu Türk'ü de buna başkaldırıyor. Onlar için özgürlük devletten öncelikli. Oysa Osmanlı, her ne olursa olsun devleti sürekli kılmaya kararlı. Türkler'in bu karakteri yüzünden, Osmanlı, Türk olmayanlara dayandı ve Abdullahoğulları'yla kaderini birleştirdi. (Rüstem Paşa)
- Yatakta kadınla erkek, aynı elmanın iki yarısı gibi olmalı, kadın sessiz ve hareketsiz kalmamalıydı. Aksi hâlde erkek egemen, kadın mal olur ve o kadın günün birinde suyu sıkılmış limon gibi çöpe atılırdı. (Son Hazaryalı)
- Her kadın görüşümde, Tanrı'yı daha çok seviyorum. (Son Hazaryalı)
- Benim bir arkadaşım var. Adı Yusuf Has Hâcip. O der ki: "İnsan gönlü, dipsiz denizdir. Bilgi de, onun dibinde yatan incidir. İnciyi denizden çıkarmadıkça, o, ister inci olsun, ister çakıl taşı, fark etmez" (Rüstem Paşa)
- Bunun atalarından Musa Çelebi boğdurtmak için kovaladığı ağabeyi İsa Çelebi'yi öldüren adamları, bu adamların oturdukları köyle birlikte orada yaşayanların tamamını, soyundan birinin kanını akıttıkları için diri diri yakmamış mıydı? (Suların Getirdiği Padişah 2. Selim)
- Unutmayalım ki düşünce alanımız kullandığımız sözcük adediyle sınırlıdır. (Suların Getirdiği Padişah 2. Selim)
- Bil ki elinde olan, arayıp bulduğundur, kendi seçimindir. (Rüstem Paşa)
- ...karanlık günün canhıraş çığlıklarını yutmuştu. Geçmişin ağıtlarıyla kasvetlenen odasında yapayalnızdı.. (Sarı Selim)
- Kadının gücü, her şeye yeter. Yasak meyveyi kim yedirdi erkeğe, kim tattırdı ona günah işlemenin hazzını? (Rüstem Paşa)
- Zulüm görenler,zamanla zalim olurlar ! (Suların Getirdiği Padişah 2. Selim)
- Osmanlılar, dünyanın neresinde yaşarlarsa yaşasınlar, kendi tebaalarının yakınlarını da tebaa bilip onları kolluyorlar. Soydaşlarımız, en kolay, Osmanlı İmparatorluğu’nda barınabiliyorlar. Orada din ayrımcılığı yok. Engizisyon yok. Önemli olan insan olmak... (Son Hazaryalı)
- "Bana sorarsan, iktidarı kendi benliğinde kur. Kendini yenmenin mutluluğunu başka hiçbir şeyde bulamazsın ve bu, çabalarının karşılığı olan mükemmel bir ödüldür!" (Pargalı İbrahim Paşa Kanuni'nin Düşü Hürrem'in Kabusu)
- Kendini tanrının parçası olarak gören insanın tapınmaya ihtiyacı yoktur; o yalnızca kutsar. (Suların Getirdiği Padişah 2. Selim)
- İnsan zaaflarını bekçisidir.Ama o bekçilik hep kusursuz yapılırsa insan insanlığını yitirir.. Gunahlarimizdan ve utanclarimizdan arındığımızda geride değerli olarak ne kalır? (Sarı Selim)
- Aklımızın gıdası doğrulardır. Ancak doğruyla beslenen akıl bize yol gösterebilir. (Son Hazaryalı)
- ... tarih, tartışılması yasaklanmış sözüm ona doğruların utanca bürünmüş yanlışlara dönüştüğü muazzam bir çöplük değil mi? (Suların Getirdiği Padişah 2. Selim)
- Paylaşılmayan bilgi iyi bilgi değildir (Neden Osmanlı)
- Katolikler kadar değilse bile Ortodokslar da Yahudiler’i sevmezlermiş. Diyor ki ‘Kasabamızda bir Yahudi’nin yaşamasına kimse izin vermez.’ Bu yüzden, geleceğimizi plânlayana dek kimliğimizi saklamamız gerekiyormuş. Irmağın döküldüğü denizin öteki yakasında bir ülke varmış. Orada kimse kimsenin inancına karışmıyormuş. Rogatino’ya göre, dinimizi saklamadan yaşayabileceğimiz tek ülke orasıymış. (Son Hazaryalı)
Yorumlar
0 yorum