Kitap Künyesi
Yazar: Rıfat Ilgaz
Yayın Evi: Çınar Yayınları
İSBN: 9789753482790
Sayfa Sayısı: 208
Pijamalılar Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Pijamalılar, dostluğu ve yaşama tutunmayı anlatan bir roman.
Bu, hastanelerde tedavi gören insanların hem güldürüsü hem dramıdır ve yazınsal tür olarak dünyada eşine az rastlanır bir eserdir.
Kimler yok ki bu hastane odalarında…
Musluk Nuriler, Nalbant Şevketler, Kekeme Kemaller, Mercimek Fahriler, Takmakaş Şükranlar ve diğerleri...
Eleştirmenlerin toplumsal yergi türüne örnek olarak gösterdikleri bu roman, yaşamın en zor anında bile gülünecek bir yanı olduğunu göstermesi bakımından da önemlidir.
Pijamalılar Alıntıları - Sözleri
- Daha mı susalım! Biz sustukça biniyorlar dalımıza!
- «Ne partisi be! Mikropların parti marti dinlediğimi var! ölmeye gelince, sıradan ölüyoruz! »
- ' Hayır doktor' dedim.' Yanlış! Ben hiçbir şeye kızmam. Çatlak barajlarda su düzeyini bir karışık yükseltmeyenler, 'Hayat seviyemiz yükseldi!' derler, güler geçerim. Ispanağı 10 liraya yedirmek isteyen aracı politikacılar ucuzluktan dem vururlar, yine kızmam.'
- "Hastane değil, hapishane bile uslandırmaz beni!"
- “Zaten eskiden beri, yükselmekte, yükseklerde hiç gözüm yoktur.”
- “Zabah zabah ne istersiniz benden! Bakın kendi işçeğinize be!”
- “Nasıl gittiyse gitti… Gitti işte! Yolu açık olsun!”
- SANATORYUM ... Nerden de tutulduk bu derde, ne kuruntuya verdim kendimi, ne kara sevda geçti başımdan!.. Temelimiz çürükmüş, anlaşıldı, bu kadar dayanabilirdi sıkıntıya Seferberlik ekmeğiyle büyüyen... ... Ve kuvvet şurubunu, eski günleri hatırlayarak çekiyoruz şifa niyetine! Bir hırkaya bir lokmaya kaldık, hele dostlarım sabırlı olsun şöyle sırtüstü yatarak biraz da biz yaşayalım ekmek elden su gölden!
- Dairelerimizin en kolay yaptıkları işlem, 'havale' dir.
- Bu ağızlardan 'müracaat' kelimesinin nasıl çıktığına dikkat ettiniz mi hiç? Öyle güvenle söylerler ki bu müracaatı! Sanki müracaat edilecek masada, bür memur oturmuş, hemen istediğini sarıp sarmalayarak tutuşturuverecektir elinize. Sanki sırf bu iş için bütün gün yolunuzu beklemektedir.
- Bir bakışta okudu. Bir kelimelikti çünkü. İri harflerle" Hastayım! " diye yazmıştım. " Bu kadar mı? "dedi. " Bir kelime daha vardı;ama gerek görmedim! "dedim. " Peki, onu da ağızdan söyle! " " Yaşıyorum! "
- «A be kızanlar!» diye çıkıştı Hacı, «Zabah zabah ne istersiniz benden! Bakın kendi işçeğinize be!...»
- « Yanaşmayın tehlike var! »
- “Artık benim yazılan, çizilen, imzalanan şeylere güvenim kalmadı.”
Pijamalılar İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Pijamalılar, Rıfat Ilgaz'ın Yedikule Verem Hastanesinde yattığı yıllardaki anılarından ve gözlemlerinden oluşmuş bir eser. 1957 yılında 'Dolmuş' mizah dergisinde her hafta bir hikaye olarak yayımlanmış ve daha sonra 'Bizim Koğuş' adıyla kitap olarak basılmış. Üçüncü baskıda adı Pijamalılar olmuş. Nasıl ki 'Hababam Sınıfı' eğitim sistemimize mizahi bir eleştiri getirmiş ise, 'Pijamalılar' da sağlık sistemine aynısını yapmış bir eser.. Son yıllarda bu tür eserlerin izine pek rastlanmıyor oluşu bence büyük eksiklik. Eleştirel mizahın eksikliği demokrasimiz açısından da büyük kayıp... Rıfat Ilgaz, her daim okunası bir yazar... (Zeki Erdem)
Okuduğum bölümdeki danışman hocamın tavsiyesi üzerine edindiğim ilk Rıfat Ilgaz kitabım; Pijamalılar.. Rıfat Ilgaz’ı neden hiç okumadığımı hatta okumaktan ziyade neden hiç merak etmediğimi sorgulattı bana.. Bir hastane, veremli insanlar, yaşadıkları trajikomik olaylar.. Oldukça etkilendiğim, güldüğüm ve üzüldüğüm bende değişik duygular uyandıran gayet yalın bir dille yazılmış fakat akıcılık konusunda biraz sıkıntı yaşadığım bir kitaptı. Bitirdiğim zaman neden dedim. Neden bu dünyada, bu ülkede, hastaların, yoksulların, yaşlıların, farklıların, düşkünlerin... bu sıra uzar gider en iyisi şöyle söylemek Neden babadan zenginler ya da yalakalar ve hırsızlar dışında diğer insanların hiç değeri yok ? Neden halkların yaşamları bu kadar değersiz ? Neden biz YUKARIDAKİ İNSANLARIN sadece seçim zamanı kolalı gömlekleri ve kol düğmeleri ile yukarıdan yapmacık bir şekilde hal hatır sordukları ve verilen cevapları hiç önemsemedikleri insanlarız ? Sanırım cevap onurlu bir mücadele esnasında Havva Ninenin söylediği o cümlelerde saklı; Biz Halkız ! Böyle isyanlardan sonra iki paket makarna ve kömür için bize bu isyanı ettirenleri yine başımıza getirmeye zorlanan halk.. Velhasıl kelam güzel bir kitaptı favori karakterim Şoför Kamil’in ruhu hep içimde yaşayacak :) (Kübra)
Rıfat Ilgaz'ın akıcı diliyle geçmiş sağlık sisteminize eleştirel mizahi bir yaklaşım. Kitapta dikkat edilmesi gereken bir husus, geçmişte ya da "eski insanların" diyelim her ortamda oluşturabildikleri ortak akıl, dostluk ve paylaşımın bu gün neyazık ki bizlerin kaybettiği değerler olduğu konusudur. (Mehmet Kesdal)
Kitabın Yazarı Rıfat Ilgaz Kimdir?
1911 yılında Kastamonu’nun Cide ilçesinde doğdu.7 Temmuz 1993 tarihinde öldü.Rıfat Ilgaz 1940’ların toplumcu-gerçekçi şairlerindendir. 1911 yılında Cide’de doğdu. Şiir yazmaya ortaokul öğrencilik yıllarında başladı. İlk şiiri 27 Temmuz 1927 ‘de, günlük Nazikter gazetesinde yayınlandı. Ayrıca; Açıkgöz(Kastamonu), Güzel İnebolu ve Güzel Tosya gazetelerinde şiirleri ve yazıları yayınlanmaya başladı. Lise yıllarında babasının ölümü sebebiyle buradan ayrıldı. Yatılı olarak Kastamonu Muallim Mektebi’nde öğrenim gördü. 1930 yılında mezun oldu.
Altı yıl süreyle Gerede, Akçakoca, Hendek ile Düzce arasında Gümüşova’da ilkokul öğretmenliği yaptı. Ankara Gazi Eğitim Enstitüsünü 1938 ‘de bitirdi ve Adapazarı Ortaokulu Türkçe Öğretmenliğine atandı. 1939’da İstanbul Karagümrük Ortaokulu’nda Türkçe Öğretmenliğine başlayan Ilgaz’ın, yazı ve şiirleri dergilerde yayınlanmaya başladı. 1940 ‘da Çığır, Oluş, Ulus, Güneş, Yücel, Varlık, Hamle ve Yeni İnsanlık dergilerinde şiirleri çıktı ve aynı yıl Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’ne girdi. Ömer Faruk Toprak ile 9 Eylül 1942’de Yürüyüş Dergisi’ni çıkardılar. Bu dergide Orhan Kemal, Sait Faik, Cahit Irgat, A.Kadir, Nazım Hikmet (İbrahim Sabri) ile birlikte çalıştılar. 1943’te ilk kitabı "Yarenlik"i yayınladı. Şiirleri olağanüstü bir ilgi gördü. Ocak 1944’de "Sınıf" adlı şiir kitabı çıktı. Sıkıyönetim kararı ile toplatıldı. 1945’te Gün Dergisi çıktı. Bu dergide yazıları yayınlandı. Aziz Nesin’in Cumartesi Dergisine ortak oldu. Seçici kurulda çalıştı. 1946’da Esat Adil, Sabahattin Ali ve Aziz Nesin ile birlikte Gerçek Gazetesini çıkardılar. 1946 Ekim ayında Yığın Dergisi’ni Esat Adil ve Adil Yağcı ile birlikte çıkardılar. Öğretmenliğe yeniden döndükten sonra Boğazlayan-Yozgat’a tayini çıktı. Hastalığı nedeniyle Validebağ Sanatoryumunda yattı. Şubat 1947’de Sabahattin Ali, Aziz Nesin ve Mim Uykusuz’un çıkardığı Marko Paşa kadrosuna girdi. Sık sık kapatılan bu derginin daha sonraları sorumlu müdürlüğünü üstlendi. Malum Paşa, Merhum Paşa, Hür Marko Paşa gibi dergilerin adı sık sık değişiyordu. 1950’li yıllarda Ilgaz, gazetecilik yapmaya başladı. Sakıncalı olduğundan gazeteler ve dergiler imzalarına pek yer vermediler.
1952-1960’da Tan Gazetesi’nde dizgici-musahhih ve röportaj yazarı olarak çalıştı. Turhan ve İlhan Selçuk’un çıkardığı Dolmuş Dergisi’ne "Stepne" takma adıyla yazılar yazdı. Hababam Sınıfı, Pijamalar(Bizim Koğuş), Don Kişot İstanbul’da bu dergide dizi olarak yayınlandı. Hababam Sınıfı’nı da isminin sakıncalı olması nedeniyle "Stepne" (Yedek Lastik) takma adıyla yazdı. Ocak 1953’te Devam adlı şiir kitabını çıkardı ve bu kitap da toplatıldı. Rıfat Ilgaz Demokrat İzmir, Akbaba, Vatan, Yeni Gün, Yeni Ulus gibi yayın organlarında ve kimi edebiyat dergilerinde yazı yazdı. Sınıf Yayınları’nı kurdu ve kendi kitaplarını yayınlayabildi. 1970’te Basın Şeref Kartı’nı aldı. 1974’te emekli oldu. Doğum yeri olan Cide’ye yerleşti. 12 Eylül 1980 döneminde gözaltına alındı. 70 yaşında gerekçesiz sorguya çekildi ve gözaltında kaldı. Tutukluluğu sona erince İstanbul’da oğlu Aydın Ilgaz ile birlikte ölümüne kadar yaşadı. Bu olaylar "Kırk Yıl Önce Kırk Yıl Sonra" adlı kitabında anlatılır. Onu hepimiz Hababam Sınıfı’nın yazarı olarak bildik. Altmış kitabı olmasına rağmen onun şairliğini, romancılığını ve öykü yazarlığını unutmamamız gerekir. Rıfat Ilgaz 7 Temmuz 1993 günü öldü.
Rıfat Ilgaz Kitapları - Eserleri
- Karartma Geceleri
- Halime Kaptan
- Hababam Sınıfı
- Sarı Yazma
- Hababam Sınıfı Uyanıyor
- Apartıman Çocukları
- Şeker Kutusu
- Nerde O Eski Usturalar
- Meşrutiyet Kıraathanesi
- Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı
- Pijamalılar
- Hababam Sınıfı İcraatın İçinde
- Garibin Horozu
- Hababam Sınıfı Baskında
- Karadeniz'in Kıyıcığında
- Don Kişot İstanbul'da
- Yıldız Karayel
- Bacaksız Okulda
- Sınıf
- Bacaksız Paralı Atlet
- Bacaksız Kamyon Sürücüsü
- Bütün Şiirleri 1927-1991
- Dördüncü Bölük
- Yokuş Yukarı
- Kırk Yıl Önce Kırk Yıl Sonra
- Bacaksız Tatil Köyünde
- Sosyal Kadınlar Partisi
- Bacaksız Sigara Kaçakçısı
- Kumdan Betona
- Yaşadıkça
- Hoca Nasrettin ve Çömezleri
- Çalış Osman Çiftlik Senin
- Radarın Anahtarı
- Öksüz Civciv
- Yarenlik
- Rüşvetin Alamancası
- Nerede Kalmıştık
- Cankurtaran Yılmaz
- Devam - Şiirler 1953
- Cart Curt
- Rıfat Ilgaz - Seçme Şiirler
- Satılmışlar
- Ocak Katırı Alagöz
- Soluk Soluğa/ Karakılçık/ Uzak Değil
- Kulağımız Kirişte
- Güvercinim Uyur mu
- Üsküdar’da Sabah Oldu
- Küçükçekmece Okyanusu
- Haydi Yolunuz Açık Olsun
- Uzak Değil
- Durmak Yok
- Bunadı Bu Adam
- Fedailer Mangası
- Krallar ve Kurallar
- Şevket Ustanın Kedisi
- Çocuk Bahçesi
- Altın Ekicisi
- Bütün Şiirleri 1937-1983
- Çok Küçüğüm Daha Ben
- Kesmeli Bunları
Rıfat Ilgaz Alıntıları - Sözleri
- Bizim memlekette zeytin o kadar boldur ki... Ama arayınca tanesini bulamazsınız! Yağını dostlarımıza satarlar, çekirdeğini de bize yuttururlar. (Sosyal Kadınlar Partisi)
- Topladığımız gönül çiçekleri Kucağımızda sararıp solar Utanır da veremeyiz Sunamayız dilimiz dolaşır Oysa neler düşlemişizdir geceden. (Ocak Katırı Alagöz)
- "Bakın şu miskinlere, Hababam Sınıfı değil, Hababam Taburu be !" (Hababam Sınıfı)
- Sait ne zaman Haluk’la ikimizi bir arada görse süzerdi onu: "İşte benim ustam!" derdi. "Bana gazeteciliği öğreten ilk adam!" (Yokuş Yukarı)
- Annem kahve! Emrini alinca, hemen sürerdi cezve yi kahve gelince bos zamanlarinda sardığı sigaralardan birini çıkarır hanım ateş.. Emrini verirdi. Ben kibriti kapıp koşarsam beni terslerdi. Annem karşısında süzüm süzüldukce keyiften bayilirdi. Zevk sahibiydi babam Sandalcı Hamit. (Nerde O Eski Usturalar)
- Ben ölmedim Beni öldürmediler de Yaşıyorum yaşıyorum işte At kıçında sinek gibi Tööbe töbe (Uzak Değil)
- Neyimize gerek bizim siyaset.! (Haydi Yolunuz Açık Olsun)
- Doğru! Dünyanın parası var İsviçre'de. Bizimkilerin paraları bile orda! (Hababam Sınıfı Baskında)
- "...Ben bugüne kadar tavuk bile kesmedim. Hep bizim büyük hanım keser tavukları." "Tavuğu kadına mı kestiriyorsun?" "Kime kestireyim ya?" "Yenmez kadının kestiği tavuk." "Pişirdiği pilav yenir de kestiği tavuk mu yenmez,haaa?" "Asla yenmez." "Ben yedim oldu Muhzır Efendi. Sana buyur edersem yeme!" (Hoca Nasrettin ve Çömezleri)
- Ben kaçıyorum anladın mı, resmen kaçıyorum insanlardan. (Şeker Kutusu)
- Poker denilen oyun da particilik gibi… Cebin dolu oldu mu, salla sallayabildiğin kadar. Bu oyunun aslı esası palavra! (Şeker Kutusu)
- Gel, değmeden birbirine ellerimiz, sen günlük işlerinden konuş, ben sana masallar anlatayım gelecek günlere dair. (Yarenlik)
- "-Sanat gösterisi yapmıyormuşuz da biz ne yapıyormuşuz? -Gövde gösterisi..." (Dördüncü Bölük)
- Açlık ,ekmeğin katığıydı … (Karadeniz'in Kıyıcığında)
- Ne demiş en büyük ozanımız Neden kulak vermiyorsunuz sesine Bir ağaç gibi hür yaşayın dememiş mi, Ve bir orman gibi kardeşçesine? (Rıfat Ilgaz - Seçme Şiirler)
- "Okuyamadığım kitaplardan kitaplıklar düzdüm." (Sosyal Kadınlar Partisi)
- ...Aynı bunalımlı günleri birlikte yaşadığımız halde adımı ancak kaşıntılı günlerinde anımsayan dostlara inat! (Yokuş Yukarı)
- ..Yağlı güreşteki dinç güreşçilere benziyordu balık.Ele,avuca sığmıyordu... (Küçükçekmece Okyanusu)
- Allah, bir kapıyı kaparsa bir kapıyı açar. (Apartıman Çocukları)
- ... değişen hiçbir şey yoktu eğitim, öğretim alanında. Her şey olduğu gibi, bütün düzensizliğiyle sürüp gidiyordu. (Hababam Sınıfı Baskında)
Yorumlar
0 yorum