Kitap Künyesi

Yazar: Emile Zola

Çevirmen: Hamdi Varoğlu

Orijinal Adı: La Conquête de Plassans

Yayın Evi: Ak Kitabevi

İSBN:

Sayfa Sayısı: 280

Plassans Papazı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

"Desiree el çırptı. Beş yaşında bir küçük kız gülüşlü, yaşına göre iri, on dördünde bir kız çocuktu.

Anne, anne! diye haykırdı, bebeğime bak!

Annesinden bir bez parçası almış, bir çeyrek saatten beri onu büküyor, bir tel parçası ile bir ucunu boğarak, bebek yapmaya uğraşıyordu. Marthe, bir işleme yapar gibi türlü itinalarla tamir ettiği çoraptan gözlerini ayırdı.Desiree'ye gülümsedi..."

Plassans Papazı Alıntıları - Sözleri

  • Kütüphanemi de beraber götürürüm, rahat rahat yaşarım.
  • İnsan, başkalarının içyüzünü araştırmadan önce, kendi kirli çamaşırını yıkasa daha iyi eder.
  • Ah!... Size bir şey söyleyeyim, öyle günler oluyor ki, gidip bir manastıra kapanacağım geliyor. Kütüphanemi de beraber götürürüm, rahat rahat yaşarım.
  • Ömrümüzün sonuna kadar hep aldanacağız...
  • Etrafını kuşatan her şeyden, her gün bir parça daha ayrılıyordu.
  • İnsan, başkalarının içyüzünü araştırmadan önce, kendi kirli çamaşırını yıkasa daha iyi eder.
  • İnsan üzüntülerini anlatarak başkalarını memnun etmemeli.
  • Ömrüm oldukça yüzünüze bakmayacağım.
  • Sizi hoş tutmak epey zor. Kimi sevdiğiniz, kimi sevmediğiniz belli değil... Benim umrumda değil ya, ben yolumdan şaşmam...
  • "Erkekler ya insanı döverler yahut orospu peşinde koşarlar... Yo! Benim bu halim daha iyi."
  • Asıl deli,deli sayılanlar değildir.Bir deli doktorunun gözünde sağlam beyin yoktur ki.
  • Bu cübbeliler, kafayı çekmekten başka bir şeyden hoşlanmazlar... ... Bu hayvan heriflere ben, öteden beri tahammül edememişimdir.
  • Doğrusu, bizde akıl namına bir şey yok.
  • Ne derseniz deyin; o Maffre olacak herif, yobazın biri. Bourdeu'nüz, budala, ötekilerin çoğu da it. Işte benim fikrim bu... Davetinize teşekkür ederim, ama gelirsem fazla rahatsız olurum.
  • Politikanın elifini bilmeyen Markiyi, o sersemi, o şeddeli eşeği kendisine tercih ettikleri için müthiş surette üzgün.

Plassans Papazı İncelemesi - Şahsi Yorumlar

"Hayat dediğin, insan boyuna ağlasın, boyuna öfkelensin diye yaratılmış." (S.383) . Merhaba. Fransız Edebiyatı'nin ustası Emile Zola'nın Rougon-Macquart serisinin dördüncü kitabı olan 'Plassans Papazı' kitabından söz etmek istiyorum. 1848 yılında 2.Cumhuriyet kurulmuş fakat asilzadeler ve kilise cumhuriyeti benimseyememişler ve Bonapart'ı desteklemişler. 1851 yılında cumhuriyeti devirerek ikinci imparatorluk dönemini başlatmışlar ta ki 1870'de üçüncü cumhuriyet ilan edilene kadar... Emile Zola'da bu süreçte yaşananları, Fransız halkının durumunu, toplumsal yapısını-olayları anlatmak için 20 kitaptan oluşan bu diziyi yazmıştır. Rougon-Macquart dizisi! Plassans Papazı kitabında da dizinin ilk kitabı olan Rougonlar'ın Yükselişi kitabında tanıttığı iki ailenin arasında yapilan evlilik üzerinde durmuş. Marthe ve Mouret Marsilya'da ticaretle uğraşarak edindikleri servetlerini üç çocuklarıyla birlikte sessiz sakin bir yaşam sürmek için Plassans kasabasına yerlermişlerdir. Bir gün evlerinin ikinci katını kasabaya yeni atanan rahip Faujas'a kiralamışlar ve olaylarda bu şekilde başlamış olur. Hikaye Mouret ailesi ile rahip arasında geçiyor gibi görülsede yazar eleştirilerini ruhban sınıfına yöneltir. Siyasetin suç ortakları olan, amaçları uğruna her şeyi kendilerine mubah gören din adamlarından bahseder. Ayrıca bunların dışında evin hanımı olan Marthe 'ın rahibe karşı engel olamadığı duygularından söz eder. Marthe'ın bastırdığı duygularını nasıl açığa çıkardığı ve kocası Mouret'nin ilgisiz bir koca ve baba gibi görünmesine rağmen iç dünyasında neler yaşadığı ve olayları nasıl karşıladığını Zola yine eşsiz betimlemeleriyle sunmuş. Zola'dan yine muhteşem bir kitap okudum. Tavsiyemdir. Kitapla kalın. . #books (Gonca)

Herkese merhaba,bu akşam Emıle Zola’nın Plassans Papazı isimli eserinden bahsetmek istiyorum.Zola’nın Rougon-Macquart serisinin dördüncü kitabı.Yazar bu kitabında Rougon ve Macquart aileleri arasında yapılmış olan tek evliliğe odaklanıyor. Fransa’da 1848 devrimlerinden sonra 1851 tarihinde yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yapıldığı bir dönemde geçiyor roman. Gerçi bu seçim hakkında doğrudan bilgiler verilmiyor ama olayların perde arkasında bu seçimlerin etkisi iyiden iyiye hissediliyor. Kitapta dönemin siyasi fraksiyonlarına bölünmüş burjuvazi içerisindeki çekişmeleri ve aynı çıkarlar çevresinde birleşebilme özellikleri anlatılır.Diğer kitapların aksine burada burjuvazinin karşısında işçi sınıfını temsil eden karakterler bulunmamaktadır.Anlatım tekniği olarak Emile Zola bu kitapta serinin ilk üç kitabından (rougon'ların yükselişi, tazı payı, paris'in karnı) daha farklı bir yöntem izler.İlk olarak bu kitapta (ve serinin ilerleyen bölümlerinde) yazar daha kısa bölümlerle hikayeyi oluşturur.Bu şüphesiz ki büyük bir okuma kolaylığı sağlar. öte yandan yazar önceki kitaplarındaki büyük ve uzun tasvirlerden biraz vazgeçerek daha olay örgüsüne ve karakterlerin iç dünyasına dayanan bir anlatım tarzı benimser.Bu nedenle Plassans papazı serinin en kolay okunabilen kitaplarından biridir. Biraz seriden bahsetmem gerekirse yirmi kitaptan oluşuyor.Seriyi sıra sıra da okuyabilirsiniz ayrı şekilde de okuyabilirsiniz o da Emıle Zola’nın ne kadar büyük bir yazar olduğunu gösteriyor.Zaten istenilse bile tüm seriyi okumak imkansız.Bazı kitapları çok eski basım şansınız yaver giderse sahaflardan bulabilirsiniz.İki kitabın Türkçe baskısı yok umarım Yordam kitap onlarıda ülkemize kazandırır.Çok fazla uzatmak istemiyorum Zola’nın tüm kitapları okumaya değer. (Dark Reader)

Yazarın yazdığı Rougon-Macquart serisinin dört no'lu kitabı. Aynı zamanda serinin şu ana kadar okuduğum kitapları içerisinde bana göre sürükleyiciliği en yüksek olan kitabı. Zola, bu kitapta Rougon ve Macquart aileleri arasında yapılmış olan tek evliliğe odaklanıyor. Yani büyükanne Adelaide'nin iki torunu arasında yapılmış bir evliliğin bir dönemini anlatıyor bizlere. Ursula Macquart'in (Mouret ) oğlu François ile Pierre Rogon'un kızı Marthe evlenmişler, uzun bir süre Marsilya'da ticaretle uğraşarak bir servet edinmişlerdir. Çiftin üç çocuğu vardır. Yıllar sonra çocuklar büyümüş ve çift kazandıkları servetle sakin bir hayat yaşamak için Plassans'a dönmüşlerdir. Burada satın aldıkları bahçeli evlerinde, üç çocuklarıyla birlikte , şehrin kötülüklerinden ve dedikodularından uzak sakin, huzurlu bir hayat sürmektedirler. Bir gün evlerinin boş olan ikinci katını, Plassans'a yeni atanmış olan bir rahibe kiralarlar. İşte Emile Zola, kitapta rahibin Plassans'a gelişi ve çiftin evine yerleşmesinden sonra, gerek ev ve aile içinde, gerekse Plassans'ta meydana gelen olayları ve değişimleri bize anlatıyor. Bunu yaparken de bütün bu dramatik ve trajik ibretlik olayları sanki bir nakış işler gibi ilmik ilmik işleyerek bizlere aktarıyor. Tabii ki hem Fransa'nın hem de Plassans'ın o dönemdeki siyasi ve sosyal durumuyla ilgili bir çok ayrıntıyı da beraberinde bize iletiyor. Müthiş bir akıcılık ve sürükleyiciliğe sahip olan bu kitabı ancak sahaflardan temin ederek okuyabildim. Ben 1962 yılındaki baskısını bulabildim. Sanırım o tarihten sonra her hangi bir baskısı yok. Umarım yayınevleri yeni baskı yaparlar da , bir çok atasözümüzün doğruluğunu ispatlayan olaylarla dolu bu harika kitabı daha fazla insan okuma fırsatı bulur. Büyük beğeniyle ve heyecanla okuduğum bu kitabın, okunmasını kesinlikle tavsiye ederim. (mehmet temiz)

Kitabın Yazarı Emile Zola Kimdir?

Émile François Zola (2 Nisan 1840 – 29 Eylül 1902), Fransada natüralizm akımının öncüsü olan ünlü bir yazardır. Zolanın edebiyat dışındaki şöhreti ise, Dreyfus Davasında takındığı aydın tavrından kaynaklanmaktadır. 1897 yılında Fransız ordusunda Yahudi olması nedeniyle askeri yargının duyarsızlığına kurban giden yüzbaşı Dreyfus’u hükümetin bütün baskılarına rağmen savunan ve Fransa devlet başkanına hitaben “İtham Ediyorum” makalesini yayınlayan Zola, baskılardan dolayı Fransayı terkedip bir süre Londrada yaşamak zorunda kaldı. Çabaları sonucunda Dreyfus Davasının yeniden görülüp adaletin yerini bulması sonucu yurduna döndü. Émile Zola, 1902 sonbaharında,kaldığı otelin yatak odasında duman zehirlenmesinden öldü. “Nana”, “Germinal” ve “Meyhane” en tanınmış romanlarıdır.Tüm romanlarında,doğal ve gerçekçi bir tarzla,hayatın zorluklarından bahsedilir.Örneğin Nana adlı romanda yokluktan dolayı batağa sürüklenen bir genç kızın dramı,büyük bir gerçekçilik ve dramla anlatılır.

Emile Zola Kitapları - Eserleri

  • Paris Yıldızı
  • Nana
  • Meyhane
  • Yaşama Sevinci
  • Therese Raquin
  • Hulya

  • Suçluyorum
  • Bir Aşk Sayfası
  • Gerçek
  • Emek (1 Cilt)
  • Döl Bereketi - 1
  • Döl Bereketi - 2
  • Apartman

  • Germinal
  • İtiraf
  • Hayvanlaşan İnsan
  • Paris'in Karnı
  • Toprak 1
  • Rahip Mouret'nin Günahı
  • Sel

  • Bir Gecelik Aşk Uğruna
  • Doktor Paskal
  • Para
  • Plassans Papazı
  • Marsilya'nın Gizemleri
  • Medan Geceleri
  • Aşk Bitmesin

  • Toprak 2
  • Emek 2. Cilt
  • Deneysel Roman
  • Değirmene Hücum
  • Canlı Ölü
  • Başyapıt
  • Germinal

  • Nana
  • Captain Burle
  • Yıkılış
  • Döl Bereketi 3
  • Seçilmiş Əsərləri
  • Nasıl Ölünür
  • Meyhane (II. Cilt)

  • Rougon'ların Yükselişi
  • Rougon'ların Yükselişi 2.Cilt
  • Bir Aşk Sayfası 2
  • Aşkların En Güzeli
  • Bir Aşk Gecesi
  • Beşerdeki İfrit

Emile Zola Alıntıları - Sözleri

  • Bu adamlar sevmiyorlar, sevmekten âciz insanlar, bunlar! Para, iktidar, ihtiras, zevk, evet, bunlar ellerinden gelir, fakat aşk onların kârı değil! (Döl Bereketi - 1)
  • Sonra, tek bir sözcükle sürükledi Pauline'i içeri: "Gel, pis çocuk." (Paris'in Karnı)
  • Elindeki minik demeti, büyük bir hazla kokladı. Evet! İşte kardeşlik bağının getirdiği iyilik, bir başına mutluluk yaratan sevgi, evreni kurtararak, yeni baştan kuracak olan aşk! (Emek (1 Cilt))
  • ''Bu acının tesellisi yok. Yardım istemiyorum.'' (Sel)
  • "Evlendirin; eğer onlar aileleriyle böyle çekişmeye, bütün engelleri aşmaya yönelten büyük bir aşkla birbirlerini seviyorlarsa evlendirin. Mutluluğu ancak sevgi sağlar." (Emek (1 Cilt))
  • Bütün ihtilaller burjuvalar için yapılıyor. (Paris'in Karnı)

  • Gene hasta sandı kendini, sağlığının tama­men yerine gelmesi için son bir şeye gereksinimi vardı: Nerede arayacağını, nerede bulabileceğini bilmediği bir bütünlük gereksinimi, eksiksiz bir doyum gereksinimiy­di bu. (Rahip Mouret'nin Günahı)
  • Therese'nin odasındaydı ve bu içini mutlulukla doldurdu. Sonra bir anda, bir adamın cesedinin de orada olduğu, nişin oyuğundaki perdelerin tenine dediği aklına geldi. Tüyleri ürperdi, bayılacak gibiydi. Therese bu ufak tefek adamı sevmişti, Aman Tanrım! Bu mümkün müydü? Adamı öldürdüğü için kızı affedebilirdi; asıl kanını kaynatan şey , Colombel'in çıplak ayaklarının dantelli yatak örtülerinin ortasında uzanıyor oluşuydu. (Bir Gecelik Aşk Uğruna)
  • ... sonunda sahidende pis bir hal alıyor bu iş. Ben peşleri sıra bir sürü çocuk sürükleyen insanlar gördüğüm zaman sarhoş bir aile görmüş gibi tiksiniyorum. Ondan hiç farkı yok, hatta daha pis. (Döl Bereketi - 1)
  • -İstemiyorum! Kimse gelmesin! (Apartman)
  • Boşa harcanan paradan söz edildiğini ne zaman duysa acı çekiyor, bu konuda yapılan şakaları bile anlamıyordu. (Medan Geceleri)
  • Savunma artık savaşı,savaştan kirli bir şey yok bu dünyada ! (Yıkılış)
  • insan güçlü olmadığı zaman akıllı olmak zorundadır. (Germinal)

  • İnsan tehlikenin gözüne bakarsa ona meydan okur. Kahramanlık denen şey de budur, bundan daha gizemli ya da daha fazla bir şey değil. (Yıkılış)
  • Fakat insanlar gerçekleri bildikleri halde, bunu itiraf etmek istemezler. Bu nedenle suçu daima talihe yüklüyorlar, Tanrı 'nın gazabına uğradıklarını ileri sürüyorlardı. (Meyhane)
  • Kentleri ateşe verin, insanları kırıp geçirin, her şeyi kökünden kazıyın, bu çürümüş dünyadan hiçbir şey kalmadığı zaman yerine daha iyisi biter belki. (Germinal)
  • İşte böyle… Tutku denen şey kaçınılmazdı… (Bir Aşk Sayfası)
  • Ben sözcükleri sevmem... İnsan birini sevdi mi, yapabileceği en iyi şey onu göstermektir. (Apartman)
  • "Beni olduğum gibi kabul etmelisin." (Nana)
  • Evet, modern konuyu ele alıyorlar. Aydınlık renklerle boyuyorlar, fakat bayağı ve düzgün resim tarzını, herkesin yaptığı göze hoş görünür tertibi, hasılı, beri tarafta burjuvalar beğensin diye öğrenilen formülü muhafaza ediyorlar... Sonra işin kolayına bakıyorlar, tahtadan oyuncak boyar gibi çırpıştırma iş görüyorlar. Bu el çabukluğu, bu rahat iş görme tarzı başarı kazandırıyor. Halbu ki kürek cezasına layık görülmeli... Anlıyor musunuz? (Başyapıt)