Kitap Künyesi
Yazar: Erich Fromm
Çevirmen: Kıymet Erzincan Kına
Orijinal Adı: The Crisis Of Psychoanalysis
Yayın Evi: Say Yayınları
İSBN: 9789754685473
Sayfa Sayısı: 224
--reklam--
Psikanalizin Bunalımı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Psikanalizin Bunalımı, Erich Fromm'un farklı tarihlerde (1923-1969), Freud, Marx ve Sosyal Psikoloji üzerine yazdığı makalelerden oluşur. Freud ve Marx'ın kuramları arasındaki ilişki üzerine yapılan zihin bulandırıcı ve amatörce tartışmalar masaya yatırılır. Esas olarak psikanalitik kurama öncelik tanınıp, psikanalizdeki gelişimin toplumsal etkileri çözümlenmeye çalışılır. Çünkü Fromm'a göre psikanaliz, "o yüzce ideolojilerin maskesi ardındaki ölüm sevdalılarını fark etmemizi ve onların ne söylediklerini değil de, ne olduklarını görmemizi sağlar. "Ve yine Fromm'a göre, "İnsan adına, barış adına ya da Tanrı adına konuşmak -bu sözler "Yaşam adına!" ile başlayıp bitmediği sürece- belirsiz olarak kalacaktır."
(Arka Kapak)
--reklam--
Psikanalizin Bunalımı Alıntıları - Sözleri
- İnsanın, "kendi etrafında ve dolayısıyla kendi gerçek güneşi etrafında dönebilmesi için, aklını başına toplamış, hayal kırıklığına uğramış" kişi olabilmesi gerekir.
- Yaşamı belirleyen bilinç değildir, bilinci belirleyen yaşamdır
- İnsan akıldışılığı, bilinçdışında hüküm sürmektedir; mantık ise bilinci yönetmektedir. Fakat şu kesin ki, bilinç ve dolayısıyla da insan davranışı bilinçdışının dümenindedir.
- Bütün bu gerçek olan şeyler bilinçli olsaydı, insan gerçekten o zaman mantıklı bir varlık olurdu. Fakat iç yaşantısının kuşatıcı oranda büyük bir kısmı bilinçdışıdır, işte bu yüzden de mantığın, aklın ve iradenin denetimi altında olması söz konusu değildir. İnsan akıldışılığı, bilinçdışında hüküm sürmektedir; mantıksa bilinci yönetmektedir. Fakat şu kesin ki bilinç ve dolayısıyla da insan davranışı biliçdışının dümenindedir.
- Freud yalnızca genel olarak bilinçdışı sürecinin varlığını ifade etmemişti ( başkaları bunu daha önce yapmıştı), aynı zamanda somut ve gözlenebilir fenomenler (görüngüler) üzerindeki işleyişlerini ortaya koyarak bilinçdışı sürecin nasıl işlediğini deneysel olarak gösterdi: Nevrotik belirtiler, rüyalar ve gündelik hayatın sıradan olayları.
- "Psikanaliz bunalımı" ile söylenmek istenen işte budur. Tıpkı diğer bunalımlar gibi, bu da bir alternatif içerir: Yavaş çöküş ya da yaratıcı yenilenme. Sonucun ne olacağı tahmin edilemez, ancak umut verici göstergeler de var. İnsanlığın şu anki bunalımının anlaşılması ve bir çözümü için, insan tepkilerinin derin bilgisini gerektiren bir sorun olduğu ve psikanalizin de bu alanda önemli katkılarda bulunabileceği gittikçe netlik kazanmaktadır.
- Tarihsel açıdan bakmak gerekirse, Freud, toplumsal karakterin köktenci değişme sürecinin sınırında bir kişiydi; öyle ki on dokuzuncu yüzyıla ait olduğu oranda iyimserdi, aydınlanmacı bir düşünürdü; yirminci yüzyıla ait olduğu oranda da kötümser, hızlı ve tahmin edilemez bir değişmenin tuzağına düşmüş bir toplumun nerdeyse umarsız bir temsilcisiydi.
- İnsan akıldışılığı, bilinçdışında hüküm sürmektedir; mantık ise bilinci yönetmektedir. Fakat şu kesin ki, bilinç ve dolayısıyla da insan davranışı bilindışının dümenindedir.
- Bütün uygarlıkların tek bir kudretli kaldıracı vardır, o da dindir. İnsan varlığının her bir yükseliş ve alçalışında bu ulu alandan kaynaklanan bir hareket fışkırır.
- Psikanaliz, insanın bilinçli ruhsal etkinliğinin, ruhsal yaşantısının görece olarak yalnızca küçük bir bölümü olduğunu ve ruhsal davranışlarımızın arkasında birçok belirleyici itkinin yer aldığını göstermektedir.
- "Birçok üyesini doyumsuz ve mutsuz bırakmış bir kültürün çok uzun süre var olamayacağını ve var olmak için fazla bir şey yapmadığını söylemeye çok da gerek yoktur."
- Psikanaliz, "mal hırsı dürtüsünün" büyük oranda, elde etme ya da sahip olma ihtiyacının kökenindeki neden olmayıp, daha çok kendi kendisi veya başkaları tarafından narsistik takdir edilme arzusu ve ihtiyacının bir dışavurumu olduğunu gösterdi. Zengin insana en yüksek oranda hayranlık ve takdirin sergilendiği bir toplumda, toplum üyelerinin narsistik ihtiyaçları kaçınılmaz olarak sahip olma arzusunun olağanüstü yoğunluğuna yol açar.
- "kendi kendinizin arkasında kim var?"
- Yavaş çöküş ya da yaratıcı yenilenme
- İnsan kendini geçmişin bilinmeyen oyunlarında kaybeden bir "bütünün" üyesidir...
--reklam--
Psikanalizin Bunalımı İncelemesi - Şahsi Yorumlar
--reklam--
Psikanalizin Bunalımı PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Erich Fromm - Psikanalizin Bunalımı kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Psikanalizin Bunalımı PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Erich Fromm Kimdir?
Erich Fromm (23 Mart 1900, Frankfurt - 18 Mart 1980), Musevi kökenli Almanya doğumlu Amerikalı ünlü bir psikanalist ve sosyologdur. Ruh bilimine Marksist - Sosyalist ve insancıl yaklaşımın en önemli temsilcilerindendir.
Hayatı
Heidelberg ve Münih Üniversiteleri'nde toplum bilim ve psikanaliz eğitimleri gördü. 1922 yılında Heidelberg Üniversitesi'nde doktora öğrenimini tamamladı. Münih'te ruh hekimliği ve ruh bilim üzerine ek incelemeler yaptıktan sonra, Berlin Psikanaliz Enstitüsü'nde eğitim gördü ve 1931 yılında mezun oldu.
30'lu yılların başlarında Almanya'da Nazi hareketinin güçlemesi nedeni ile İsviçre'nin Cenevre şehrine yerleşti. 1933 yılında Chicago Ruh çözümleme Enstitüsü'nden aldığı davet üzerine Amerika Birleşik Devletleri'ne gitti. 1934 yılında , 1938'e kadar kadrosunda bir uzman olarak görev aldığı Frankfurt Toplumsal Araştırma Enstitüsü ile birlikte New York'a taşındı. Özel çalışmalarını sürdürdü ve Columbia Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olarak çalıştı.
1946 yılında William Alonson White Ruh Hekimliği , Ruh Çözümleme ve Ruh Bilim Enstitüsü'nün kurucuları arasında yer aldı. Yale Üniversitesi , New York Üniversitesi Bennington Koleji , Michigan Eyalet Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olarak çalıştı.
1949 yılında Meksika Ulusal Özerk Üniversitesi'nden gelen bir profesörlük önerisini kabul etti ve tıp fakültesi lisansüstü bölümünde ruh çözümleme şubesini kurdu , 1965 yılında emekli olana kadar orada çalıştı.
Emeklilik yıllarını geçirdiği 1980 yılında İsviçre'de öldü.
Marxist ve sosyalist , insancıl dünya görüşünü benimseyen Fromm , batı kapitalizmi ve SSCB komünizmini reddetmiştir.
Biyofili hipotezine olan katkıları, evrimsel psikoloji konusundaki araştırmalara temel sağlamıştır.
Erich Fromm'un çalışmaları birçok dile çevrilmiştir.
--reklam--
Erich Fromm Kitapları - Eserleri
- Kendini Savunan İnsan
- Sahip Olmak ya da Olmak
- Sevme Sanatı
- Özgürlükten Kaçış
- Barışın Tekniği ve Stratejisi
- İnsandaki Yıkıcılığın Kökenleri
- İnsandaki Yıkıcılığın Kökenleri (İkinci Kitap)
- Freud Düşüncesinin Büyüklüğü ve Sınırları
- Hayatı Sevmek
- Sağlıklı Toplum
- İtaatsizlik Üzerine
- Özgürlük Korkusu
- Sevginin ve Şiddetin Kaynağı
- Umut Devrimi
- Psikanaliz ve Din
- Psikanalizin Bunalımı
- Psikanaliz ve Zen Budizm
- Rüyalar, Masallar, Mitler
- Çağımızın Özgürlük Sorunu
- Marx'ın İnsan Anlayışı
- Yaşama Sanatı
- Yanılsama Zinciri
- Yeni Bir İnsan Yeni Bir Toplum
- Erdem ve Mutluluk
- Cinsellik ve Cinsel Sapmalar
- Tanrılar Gibi Olacaksınız
- Olma Sanatı
- Sigmund Freud’un Misyonu
- İsa Dogması
- İnsan Bilgisi ve Hümanist Planlama
- Çağdaş Toplumların Geleceği
- Psikanalize Yeni Bir Bakış
- Toplumsal Bilinçaltının Araştırılması
- Dinleme Sanatı
- Anaerkil Toplum ve Kadın Hakları
- İnsan Olmak Üzerine
- Çağımızda Kişilik Sorunu
- İnsanlık Başarabilecek mi?
- Die Kunst des Liebens
- Kendini Savunan İnsan - Ahlak Felsefesinin Psikolojisine İlişkin Bir Araştırma
- Psixoanaliz ve Din
- Liebe, Sexualität und Matriarchat
--reklam--
Erich Fromm Alıntıları - Sözleri
- Ama eğer yaşamıyorsam nasıl erdemli olabilirim? Ve eğer hiçbir şeyin bilincinde değilsem nasıl iyi bir törelbilincim olabiillir? (Yeni Bir İnsan Yeni Bir Toplum)
- Peygamber hakikati vahiy eder, Lao-tse ve Buda da böyle yapmıştı. Ancak peygamber aynı zamanda siyasal bir liderdir, siyasal eylem ve sosyal adaletle çok yakından ilgilenmektedir. (Tanrılar Gibi Olacaksınız)
- "... anaerkil ilke; hayat, birlik ve huzurdur... anaerkilliğin ilkesi evrenselliktir." (Anaerkil Toplum ve Kadın Hakları)
- Cinsel sevgi iki kişilik yalnızlıktır. Oysa sevdiği kişide insan tüm insanlığı, yaşayan ne varsa hepsini sever. (Sevme Sanatı)
- Verilen şey yitirilmez, tam tersine sıkı sıkıya tutulan şeylerdir biten ve yok olanlar. (Sahip Olmak ya da Olmak)
- İnsanlar yeni tanıştıkları kişiler hakkında ilk anda çoğunlukla doğru olan görüşler elde ederler ve o esnada oluşan karmaşık bireysel işleyişlerin de hiç farkına varmazlar. (Rüyalar, Masallar, Mitler)
- Bugüne değin herhangi bir sıradan insandan bile daha az sevme yeteneğine sahipmiş gibi görünüyordun. Bu aşk nasıl olabiliyor? Madem bu kadar aşıksın, kadının fikirleriyle çelişen ilkelerinden neden vazgeçmiyor, fedakarlık yapmıyorsun? Neden daima kendinden ve kendi kaderinden söz ediyor, ama sevdiğin kadının duygularına pek aldırmıyorsun? (Yanılsama Zinciri)
- "Bütün dünyayı yargılayan adil olmalı." (Tanrılar Gibi Olacaksınız)
- Yoksa zihinsel olarak 20.yüzyılda ama duygusal olarak taş devrinde mi yaşıyoruz? (İnsan Olmak Üzerine)
- Erkek kibri neler yapabileceğini, hiçbir zaman başarısız olmayacağını gösterir. Buna karşı kadınlara özgü kibir esas olarak cezp etme ve kendi kendine cazip olduğunu kanıtlama ihtiyacından kaynaklanmaktadır. (İsa Dogması)
- Biz neden her ay yeniden âşık olmuyoruz ? Çünkü her ayrılıkta , yüreğimizden bir parça da birlikte ayrılıp gidiyor . Biz neden herkesle arkadaş olmuyoruz ? Çünkü onun kaybı ve mutsuzluğu da bizi derinden etkileyecektir . (Sigmund Freud’un Misyonu)
- “karakter insanın kaderidir”. (Çağımızın Özgürlük Sorunu)
- Özgür insan ölümü, her şeyden az düşünür; onun bilgeliği, ölüme değil yaşama yoğunlaşmasından doğar (Sevginin ve Şiddetin Kaynağı)
- Insan bir nesneye dönüştürülüp nesne gibi yönetildiğinde onun yöneticileri de nesne haline gelir; nesnelerin iradesi yoktur, vizyonu yoktur, planı yoktur. (İnsanlık Başarabilecek mi?)
- ... canlı bir varlığı acıya tahammül etmeye zorlamaktan daha büyük bir güç gösterisi yoktur. (Cinsellik ve Cinsel Sapmalar)
- İnsan nesnelliğini ne ölçüde geliştirirse, gerçeklikle ne ölçüde ilişki kurabilirse, ne denli olgunlaşırsa, içinde rahat edebileceği insancıl bir dünya yaratmaya o denli yaklaşmış olur. (Sağlıklı Toplum)
- “Geçmişe yönelik tutum minnettarlık, âna yönelik tutum hizmet, geleceğe yönelik tutum sorumluluk olmalıdır. Zen’de yaşamak … yolunuza çıkan her şeyi ekonomik ve ahlaki açıdan eksiksiz kullanmak demektir. Zen’in amacı … eksiksiz bir emniyet ve korkusuzluğa erişmek, esaretten özgürlüğe ilerlemektir. Zen … akıl değil karakter meselesidir, bu da Zen’in yaşamın ilk prensibi olarak iradeden doğması demektir.” (Psikanaliz ve Zen Budizm)
- Artık yabancılaşma yalnızca el emeği ile çalışan insanlarda görülmüyor; yabancılaşma memurlar, pazarlamacılar ya da profesyonel yöneticiler arasında bile hızla yayılıyor. Hatta bunlar belki de basit bir ustabaşından daha çok yabancılaşmış insanlardır. Çünkü bir ustabaşının emeği, yine de beceri, güvenilirlik ve benzeri kişisel özelliklere bağlıdır. Yetenekli bir ustabaşı; kişiliğini, gülümseyişini ve kendi fikirlerini, demin saydığımız insanların aksine, iş sözleşmeleri nedeniyle satmak durumunda değildir. Öte yandan, insanları ve toplumsal değerleri (simgeleri) etkileyip bunları yönlendirmekle görevli kişiler, kendilerini işverenlerine yalnızca becerileri için satmaz. Ayrıca onlardan uyumlu ve "istenilen kişilik tipi"ni taşımaları, rahat yönlendirilip etkilenebilir olmaları da beklenir. İşte bunlara, "örgütlenmiş (organize edilmiş) insanlar" diyoruz. Bu insanların kendilerine özgü belirli bir idealleri yoktur; idealleri, çalıştıkları şirketlerin çıkarları ve idealleri ile aynı olmuştur. Günümüzde bir el emekçisi ile bir masa başı emekçisinin (çalışanının) tüketim kalıp ve davranışlarında bir benzerlik görülmektedir. Çünkü bu insanların hepsi tek bir arzuyla yanıp tutuşmaktadır. O da, daha yeni eşyalara ya da piyasaya çıkan en son şeylere sahip olmak ve bunları kullanıp tüketmek arzusudur. Bu insanlar; edilgen, kabul edici ve tüketicidir. Onlar, yapay olarak yaratılan ihtiyaçlarını tatmin eden eşyaların buyundurukları altına girmiş olan güçsüz insanlardır. (Marx'ın İnsan Anlayışı)
- Ve ilerleyen yaşımızla beraber, hayret etme yeteneğimiz de giderek azalır. Genelde önem verdiğimiz husus, her zaman en doğru cevabı vermektir. Ama doğru soruları sormayı bilmek, sanki daha az önemsizmiş gibi gelir bize. (Rüyalar, Masallar, Mitler)
- " Çoğa sahip olabilen değil de, çok şey olabilen insan, bütünüyle gelişmiş ve gerçekten beşeri olan insandır." (Çağımızda Kişilik Sorunu)
Yorumlar
0 yorum