Kitap Künyesi

Yazar: A. S. Byatt

Çevirmen: Kemal Baran Özbek

Orijinal Adı: Ragnarök: The End of the Gods

Yayın Evi: İthaki Yayınları

İSBN: 9786053752783

Sayfa Sayısı: 184

--reklam--

Ragnarök Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

TIMES’ın 1945’ten günümüze, gelmiş geçmiş En İyi 50 İngiliz yazar arasında gösterdiği A.S. Byatt’tan çarpıcı bir roman…

Dünya yeniden filizlenen bir ceset, gökyüzü ise kafatasının içindeki boşluktu. Ragnarök gelip çatmıştı…

İkinci Dünya Savaşı sırasında yaşadıklarına anlam vermeye çalışan küçük bir kız çocuğu İskandinav mitolojisi üzerine bir kitap bulur ve savaşın yarattığı dehşetin ortasında bambaşka bir kıyametle karşı karşıya kalır… Belki de insanı anlamadan önce tanrıları anlamak gerekir. 

Biz mi daha acımasızız yoksa tanrılar mı? 

Dünyayı insan mı yoksa tanrılar mı daha önce yok edecek?

“Şüphesiz Byatt’ın şimdiye dek yazdığı en güzel ve en dokunaklı eserlerden biri.”

Independent

“Baş döndürücü ve muhteşem.”

Ursula K. Le Guin

“Olağanüstü bir yeteneğe sahip bir yazardan büyüleyici bir eser.”

The Washington Post

--reklam--

Ragnarök Alıntıları - Sözleri

  • Savaş çelimsiz çocuğun dünyasını kolaylıkla mahvedebilirdi. Bu tehdit karşısında o da, kafasında kendi karşıt mitini oluşturma yoluna gitti.
  • ...aşılmaz çitlerle çevrili krallığından dışarı adım atmıyordu o.
  • Neydi yeryüzünde meydana gelen bunca değişimin sebebi? Zaman ve ölüm nihayet onları gafil avlamış olmasındı sakın? Yoksa değişen bizzat kendileri miydi?
  • Ymir'in ölü bedeninin atıklarından İnşa edildi dünya. Buz gibi soğuk bu devin Kemiklerimden dağlar Kafatasından gökyüzü Kanından ise Deniz geldi meydana. Teninden göller, kıvırcık saçlarından ise ağaçlar şekillendirilmişti.
  • Vücudunu, her yeni ölenin kanıyla dolduracak ve ilahi varlıkların bedenini yutup, gökyüzünü tükürdüğü kan ile boydan boya lekeleyecek Moongarm adlı bir diğer kudretli kurdun ortaya çıkacağına dair kehaneti endişeyle okudu.
  • "(...)yasak elmayı yemek, insanlığın atası diye tanımlanan çiftin alınyazısıydı. Zarlar onların aleyhine gelecek şekilde hileli atılmıştı belli ki."
  • "Unutmayalım ki biz, içine doğmuş olduğu dünyanın tükenişini kendi eliyle hazırlayan ve dahası, bu süreci hızlandırmak için adeta özel gayret gösteren bir hayvan türüyüz."
  • "Homo homini deus est*" 'İnsan kendi kendisinin tanrısıdır'
  • Efsanelerde ve gerçekte yaşanmış öykülerde bir savaşı kazanmanın iki yolla mümkün olduğundan bahsedilir... Rakibe oranla çok daha üstün bir kuvvete sahip olmak veya umutsuz fakat yiğitçe bir son duruş ortaya koymak.
  • Unutmayalım ki biz, içine doğmuş olduğu dünyanın tükenişini kendi eliyle hazırlayan ve dahası, bu süreci hızlandırmak için adeta özel gayret gösteren bir hayvan türüyüz.
  • Hem güneş hem de ay, enselerinden bir an olsun ayrılmaksızın boşlukta hızla koşan ve çenelerini vahşice aralayıp onların topuğunu kapmak üzere ara sıra diş atan kurtlar tarafından takip ediliyordu.
  • Karahindiba çiçeklerinin diğer bir adının aslanağzı olduğunu öğrendi annesinden. Sözcüklerle oynamayı ve çiçek ismi ezberlemeyi oldum olası severdi annesi.
  • ...gökyüzü kararıp, bulutlar siyah kümeler halinde toplanmaya başlarken(....) başları üstündeki bulut denizini yarıp geçen yıldırımların ışığında daha bir heybetli görünen Tanrı ise elini en ufak şekilde gevşetmiyordu.
  • Kurban edilmiş her insan bilinmeyenin keşfine doğru atılmış bir adım, basite indirgenmiş bir ağaçtı onun gözünde..
  • Nietzsche Efsanelerini yitirmiş her kültür, aynı zamanda tabiatından gelen yaratıcılık yetisini de yitirmiş demektir. Ancak mitoslarca sarmalanmış bir ufuk bir kültürü bütün halde tutabilir. Hayal gücünün bahşettiği ayrıcalıklı yetiler ile Apolloncu rüyayı gelişigüzel bir düzensizlikten ve başıboşluktan koruyan yegâne şey mitosun kendisidir. Efsane karakterleri, aynı zamanda her yerde bulunabilen fakat asla fark edilmeyen ve gelişim çağındaki bir çocuğun zihnini etki altına alırken yetişkin bir adamın yaşamına ve geçmişten bu yana vermiş olduğu mücadelelere yorum getiren ruhani gardiyanlar gibidir.

--reklam--

Ragnarök İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Genel olarak sıkıcı: Puanım 2/5 (%37/100) Genel olarak fena değildi diyebilirim. İskandinav mitolojisine ilgili birisi olduğum için bitireyim de öyle karar vereyim diye düşündüm yoksa yarıda bırakabilirdim. İskandinav mitolojisine dair önceden kitap okuduysanız yani az çok bilginiz varsa çok beğeneceğinizi sanmıyorum çünkü anlatılan şeyler çok basit ve temel bilgiler (bu her zaman kötü bir şey değil tabi ki). Kitap 2. Dünya Savaşı zamanı küçük bir kızın İskandinav mitolojisi üzerine kitap bulması ve kendi acı ve trajedi dolu gerçek hayattan uzaklaşmasını konu alıyor. Ansiklopedi gibi standart bir mitoloji kitabı yazmaktansa böyle hikaye içinde hikaye tarzı bir hikaye fikri aslında başta güzel. Fakat böyle olduğu için siz de olaylara ve karakterlere o kızın bakış açısından bakmak zorundasınız ve ben bu yüzden çok zevk almadım sevdiğim olayları bile okurken. Daha genç insanlar ve özellikle İskandinav mitolojisini yeni öğrenenler sevebilir fakat ben sıkıcı buldum. Neil Gaiman'ın İskandinav Mitolojisi kitabı çok çok daha başarılı diyebilirim. (Mert Öncel)

Küçük Prens'in üst versiyonu dersem yanılır mıyım acaba? II. Dünya savaşı ve yaşanan cehennemi az çok bildiğinizi farz ediyorum. Tam bu dönemde küçük bir kız çocuğu şu soruları soruyor: "Biz mi daha acımasızız yoksa tanrılar mı?" "Dünyayı insan mı yoksa tanrılar mı daha önce yok edecek?" Okumaya başladığınız anda, küçük bir kız çocuğunun anlatımıyla günlük okuma dilinin dışında, yabancısı olduğumuz diyarların efsanelerine konuk oluyorsunuz. Küçük kızımız, dahice yorumlar yaparak sizleri şaşırtıyor, olaylara bakış açısı ise sizi hayran bırakıyor. Mitoloji, tanrılar, insanlar derken bambaşka bir dünyada kendinizi buluyor, arada bir küçük kızın dünyasına geri dönüyor, sonra tekrar Acımasız Tanrıların diyarına konuk oluyorsunuz. Şunu belirtmek isterim ki; kesinlikle yetenek kokan, Tanrıları, Mitoloj'yi ve klasik olan bu hikayeyi bir kız çocuğu üzerinden bu kadar farklı anlatabilmesi yazarın olağanüstü hayal gücünün üst seviyede olduğunu göstermektedir. Ülkemizde çok satanlarda olmasa dahi, az bilinen ama çok farklı bir kitap olduğunu, Byatt'ın, Ragnarök'ü tasfirleyişiyle birlikte muazzam bir iş çıkardığını belirtmek isterim. ...ve bunu küçük bir kız çocuğunun saf dünyasından yapıyor olması işi daha ilginç kılıyor. Bu türlere ilgisi olanların okumasını kesinlikle tavsiye eder, ilgi duymayanların da okuduktan sonra bu tür kitapları daha çok merak edeceğini söylemek isterim. Not(!) Spoiler içerir(!!) Hikaye'nin aslı yani "Ragnarök" hakkında genel bilgidir(!!!): Rivayete göre her yerde savaş ve ölüm olacaktır. Sköll güneşi ve Hati de ayı yutacak. Gullinkambi tanrılara doğru ötecek ve ejderharları çağıracak. Jormungand ve Fenrir serbest kalacak ve Jormungand Thor tarafından öldürülecek fakat Thor'u zehirleyip onun ölümüne sebep olacak. Vidar Fenrir'i öldürecek. Garm ve Tyr birbirlerini öldürecek. Fenrir, Odin'i öldürecek. Heimdall ve Loki dövüşecek ve birbirlerini öldürecek. Sonrasında dünya ateşler içinde yanacak. Bazı tanrılar sağ kalacak diğerleri ise yeniden doğacak. Sonunda nefret ve keder kaybolacak ve kalan lif ve lifthasirler mutlu bir şekilde yaşayacak. İyi okumalar dilerim. (Murat Ç)

Kitap, II.Dünya Savaşı nedeniyle, annesi ile birlikte, kırsala gitmek zorunda kalan küçük bir kızın bir taraftan, annesinden aldığı İskandinav Mitolojisi'nden, bu kitaba da adını veren Ragnarök hikayesini okuması ve diğer yandan da okuduklarını günlük hayatına taşıması ile ilerliyor. Yazar, okuyucuya Ragnarök ve efsanede adı geçen tüm Tanrıları heyecan uyandırıcı ve sürükleyici bir dille anlatırken (ki zaten A.S. Byatt çok başarılı bir öykücüdür), küçük kızın ise, okuduklarından yola çıkarak, dini, insanları ve hayatı kendince sorgulaması ayrı bir renk katıyor. Mitolojiyi sevenlerin hoşlanacağını düşündüğüm bir roman. Ragnarök, Dünya'nın tükenişinin ve Tanrıların buna neden olmasının ve sonra da olaya tamamen seyirci kalmasının, düzeltmek için hiçbir şey yapmamasının hikayesi... Bulunduğumuz çağda da benzer bir durum yok mu? Şimdi de insanlar neden oldukları yıkımı izlemiyor mu? (Ebru Özalp)

--reklam--

Ragnarök PDF indirme linki var mı?

--reklam--

A. S. Byatt - Ragnarök kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Ragnarök PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı A. S. Byatt Kimdir?

A. S. Byatt (Antonia Susan Drabble) 24 Ağustos 1936 doğumlu İngiliz şair, romancı ve yazar. En önemli yapıtı olan Tutku (Possession: A Romance) 1990 yılında yayınlanarak ona Man Booker Ödülünü kazandırmış, 2002 yılında ise Amerikalı yönetmen Neil LaBute tarafından beyazperdeye aktarılmıştır.

Romanlarında gerçekçi, doğalcı ve fantastik öğeleri birlikte kullanan Byatt İngiltere'nin en önemli yazarlarından birisi kabul edilmektedir.

Hikaye kitabı Matisse Öyküleri (Matisse Stories) İyi Şeyler Yayıncılık tarafından, Küçük Kara Hikayeler Kitabı (Little Black Book of Stories) veOyun (The Game) Alkım Kitabevi tarafından, Çeşm-i Bülbülün İçindeki Cin (Djinn in the Nightingale's Eye) ise Yapı Kredi Yayınları tarafından Türkçe olarak yayınlamıştır.

--reklam--

A. S. Byatt Kitapları - Eserleri

  • Ragnarök
  • Bülbülün Gözündeki Cin
  • Matisse Öyküleri
  • Sahipler
  • Çocukların Kitabı
  • Oyun
  • Küçük Kara Hikayeler Kitabı
  • The Virgin in the Garden

--reklam--

A. S. Byatt Alıntıları - Sözleri

  • Efsanelerde ve gerçekte yaşanmış öykülerde bir savaşı kazanmanın iki yolla mümkün olduğundan bahsedilir... Rakibe oranla çok daha üstün bir kuvvete sahip olmak veya umutsuz fakat yiğitçe bir son duruş ortaya koymak. (Ragnarök)
  • Sözcüklere dökülmeyen şeyler insanın damarlarında, beyin hücrelerinde, sinir uçlarında güçlü bir yaşam sürdürürler... (Bülbülün Gözündeki Cin)
  • “Akarsu ve şimşeği çağrıştırdıkları için yılanlara tapılıyor. Bize can veren bir yaşam simgesi olarak.” (Oyun)
  • Ama Buddha’dan biraz çekiniyor çünkü neyin nesi olduğunu bilmiyor çünkü besbelli buna gerçekten tapınılıyor, yalnızca bir süs değil. (Matisse Öyküleri)
  • “Sözcüklere dökülemeyen şeyler insanın damarlarında, beyin hücrelerinde, sinir uçlarında güçlü bir yaşam sürdürürler.” (Bülbülün Gözündeki Cin)
  • . Beni yakmana izin veremem, sana direnemem. "Hiçbir insan ateşte duramaz ve tüketilemez." ... (Sahipler)
  • Her seferinde söz konusu kaderi büyüler,sihirler aracılığıyla değiştirmeye uğraşırlar ve her seferinde araya karıştırılan bu büyüler yalnızca kaderin değişmezliğini ortaya çıkarır (Bülbülün Gözündeki Cin)
  • Hayat çoğunlukla böyledir zaten. Çok gecikerek, yetersiz sebeplerden ve belki de yanlış yönde istikrarlı ve düzenli olmayı öğreniriz. (Sahipler)
  • “Yalnızca akılsızların dilekleri ters döner. Yani kendini bilmeyenlerin ve düşünmeyenlerin.” (Bülbülün Gözündeki Cin)
  • “Her şeyi herkese anlatırdı hep; insan ne çok şey anlatırsa anlatsın, yine de söylenemeyen derin bir gizemin mutlaka kalacağı, böylece sırların tümüyle ele verilmiş olmayacağı ilkesine dayanarak hiçbir şeyi saklamazdı.” (Oyun)
  • . Mor karanlıkta, gümüşi öpücükte dünyayı unut, mutluluğunu yakala. ... (Sahipler)
  • “Çocuklukta almayı öğrenenlerin, yetişkin olarak da almak için hazırlıklı olduklarını düşünmeye başladım” (Oyun)
  • İnsan kendisine sunulandan fazlasını istememeli — daha erdemli bir davranış olduğundan değil, çünkü böyle yaparsa elindekinden de olur. (Oyun)
  • Uzak ülkedeki o tohum da Yere kadar eğilen kocaman bir ağaç olmuş, Tomurcuklanmayan, o kuru badem dalı Sonsuzluğa değmiş. (Oyun)
  • Kendi ayakları üstünde duran kişiler, sevgi ve nefreti bir arada duyumsayabiliyor. (Matisse Öyküleri)
  • Kaybolursun (Küçük Kara Hikayeler Kitabı)
  • Unutmayalım ki biz, içine doğmuş olduğu dünyanın tükenişini kendi eliyle hazırlayan ve dahası, bu süreci hızlandırmak için adeta özel gayret gösteren bir hayvan türüyüz. (Ragnarök)
  • Nietzsche Efsanelerini yitirmiş her kültür, aynı zamanda tabiatından gelen yaratıcılık yetisini de yitirmiş demektir. Ancak mitoslarca sarmalanmış bir ufuk bir kültürü bütün halde tutabilir. Hayal gücünün bahşettiği ayrıcalıklı yetiler ile Apolloncu rüyayı gelişigüzel bir düzensizlikten ve başıboşluktan koruyan yegâne şey mitosun kendisidir. Efsane karakterleri, aynı zamanda her yerde bulunabilen fakat asla fark edilmeyen ve gelişim çağındaki bir çocuğun zihnini etki altına alırken yetişkin bir adamın yaşamına ve geçmişten bu yana vermiş olduğu mücadelelere yorum getiren ruhani gardiyanlar gibidir. (Ragnarök)
  • “Eskisi kadar sağlam değil dünyamız, Gerçekleri konuşmak gerekirse.” (Bülbülün Gözündeki Cin)
  • “Mezhebi geniş yetiştirilenlerin bunu dengelemek için bağnazlaştığını, hizaya sokulan ve cezalandırılanların ise bohem olup çıktıklarını düşünesi geliyor insanın.” (Oyun)