Kitap Künyesi
Yazar: Karen Horney
Çevirmen: Selçuk Budak
Yayın Evi: Öteki Yayınları
İSBN: 9789757782056
Sayfa Sayısı: 192
--reklam--
Ruhsal Çatışmalarımız Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Nevrotik çatışmaların kişilik üzerinde yarattığı sonsuz yıkımı kavradıkça, bu çatışmaların gerçek anlamda yeniden çözülmesi ihtiyacı da o kadar hayati gözükür. Ama bunların ne ussal karalarla, ne kaçak dövüşlerle, ne de irade gücüyle gerçek anlamda çözülmeyeceğini anladığımıza göre bu nasıl yapılabilir? Bunun tek bir yolu vardır: Çatışmalar, ancak kişilik içinde bunları yaratan koşulların değiştirilmesiyle gerçek anlamda yeniden çözülebilir. Tedavi hedeflerinin çok daha geniş kapsamlı tanımı, yürektenlik çabasıdır: Gösterişsiz ve aldatmacasız olmak, coşkusal açıdan içten olmak, kendini bir bütün olarak kendi duygularına, kendi işine, kendi inançlarına verebilmek. Bir hedefe ancak, çatışmaların gerçek anlamda çözülmüş olması ölçüsünde yaklaşılabilinir.
--reklam--
Ruhsal Çatışmalarımız Alıntıları - Sözleri
- Kalbinin derinliklerinde, başkalarına pek fazla ilgi duymadığı, onları ikiyüzlü ve bencil olarak değerlendirmeye yatkın olduğu gerçeğine gözlerini kapar. Ama kendisini, herkesten hoşlandığına, onların "hoş" ve güvenilmeye değer insanlar olduklarına inandırır; bu, içler acısı düş kırıklıkları yaratmakla kalmayıp, bireyin genel güvensizliğini de artıran bir aldatmacadır.
- Genellikle uysallık, teslimiyetçilik ve kavgadan kaçınma tutumlarıyla birleşen zorlanımlı bir onaylanma ve sevecenlik ihtiyacı başkalarına olan bağımlılığını artırmıştı.
- Uysal tipi analiz ederken derinlemesine bastırılan çeşitli saldırganlık eğilimleri buluruz. İnsanlara yönelik görünüşte ki ilgisinin kaba bir ilgi yokluğuna, dik başlılık tutumlarına , bilinçsiz asalaklik ya da başkalarını kullanma eğilimlerine, başkalarını kontrol etme ve yönlendirmeye , başkalarından üstün olmaya ya da kinci zaferden haz duymaya yönelik dinmeyen ihtiyaçlarla karşılaşırız.
- Yalıtılmış kişi gerçek bir haz alma yetisine sahip olabilir ama bu haz şu ya da bu yolla başkalarına bağlıysa, bundan vazgeçmeyi tercih eder.
- Herhangi bir türden saldırganca , hatta kendini ortaya koyucu bir davranış bile ona bencilce gözükecektir. Bunu kendi içinde ayıplayacak ve başkalarının da ayıplayacağına inanacaktır. Ve bu tür bir ayiplanma riskini göze alamaz , çünkü öz-saygısı bütünüyle başkalarının onayına çok fazla bağlıdır.
- Nevrotik rekabet ve bağlılık girdabına girmeyen ve "aşk" ya da hırsın kolayca baştan çıkaramadığı kişiler en fazla bütünlüğe sahiptir. Ayrıca, hayata seyirci kalışları çoğu zaman yargılarında da bir hayli nesnel olmalarını sağlar. Bununla beraber, her mesefeli kişi de belirli bir tavır alamaz. Kişi bir fikre itiraz etmek ya da o fikre kendini adamaktan o kadar nefret edebilir ki kendi zihninde bile bir görüşü benimseyip savunamaz; böyle bir durumda ya meseleyi içinden çıkılmaz hale getirir ya da en iyi ihtimalle, kendi kanısı olmadan iyi ve kötüyü, doğru ve yanlışı kaydeder.
- Kusursuzluk ihtiyacı artık bireyin kendi ideal imajını gerçek kılmaya yönelik yaptığı bir girişim olarak görülmüştür; bu bağlamda beğenilme özlemi, bireyin gerçekten de kendi ideal imajı olduğunun dışarıdan onaylanmasına duyduğu bir ihtiyaç olarak ele alınabilecek bir duruma gelmiştir. Ve bu ideal imaj gerçeklikten ne kadar uzaklaşmışsa bu son ihtiyaç da mantıksal açıdan o kadar büyük , dayanılmaz olacaktı.
- Yalıtkan tip, ne kadar az şey verdiğinin çoğunlukla farkında değildir ve kendisi için çok önemli olan, ancak dile getirilmeyen ve yaşanmayan duygularını eşine adadığına inanır. Coşkusal uzaklık yeterince güvence altına alındığı sürece, kalıcı bir bağlılığı korumaya sahip olabilir. Yoğun ama kısa süreli ilişkiler kurabilir, o, bu ilişkilerde birdenbire ortaya çıktığı gibi birdenbire de gözden kaybolur. Bu ilişkiler çabuk yıkılabilecek yapıdadır, birkaç etken yalıtkan tipin geri çekilmesini hızlandırabilir.
- Başkalarının kendisinden yararlanmalarına göz yumduğu zaman bu, uysallığın ve "iyiliğin" dışavurumudur, ama başkalarını kullanmaya yönelik kendi arzusundan uzaklaşma çabası da olabilir.
- Coşkusal yalıtım içindeki insanı başkalarına bağımlı yapabilecek her arzu, ilgi, haz, içeriden gelen bi r ha inlik olarak görülür ve bu bağlamda denetim altında tutulabilir. Sanki bir duygunun tam yoğunluğuyla sahneye çıkmaya izin vermeden önce her durumun, olası bir özgürlük kaybı açısından özenle sınanması, incelenmesi gerekiyor.
- Nevrotik birey, bir yandan parçalanma korkusu, öte yandan bir bütün olarak işlevlerini sürdürme zorunluluğu yüzünden çatışmalarını çözmek için sonu gelmeyen umutsuz çabalar ortaya koyar. Bu yolla bir tür yapay bir denge yaratmayı başarabilse de, düzenli olarak yeni yeni çatışmalar baş gösterir ve bunları ortadan kaldırmak için de sürekli olarak yeni yeni ve daha ileri çarelere ihtiyaç duyulur. Bu birlik sağlama mücadelesindeki her adım, nevrotik kişiyi daha düşmanca, daha çaresiz, daha çok korkulu, kendinden ve başkalarından daha çok yabancılaşmış bir duruma sokar ve sonuçta çatışmalardan sorumlu olan güçler giderek daha da şiddetlenir ve bu çatışmaların gerçek anlamda yeniden çözülme olasılığı daha çok azalır. Nevrotik, sonunda umutsuzluğa kapılır ve sadistçe arayışlarla bir tür avuntu bulmaya çalışabilir, bu da sonuçta bireyin umutsuzluğunu artıracak ve yeni çatışmalar yaratacak bir etkiye sahiptir.
- Anlık ve yoğun bir ruh çöküntüsü sadece, bir insanın bir ikilemin pençesinde olduğunu ortaya çıkarır..
- İmrendiğimiz insanların birçoğu duygusuzluk, uydumculuk(conformity) ya da fırsatçılık yüzünden, bir çatışmayla gerçek anlamda yüzyüze gelme ya da bunu kendi inançları temelinde çözmeye çalışma yetisinden yoksundur ve sonuçta sadece anlık çıkar peşinde sürüklenmektedir.
- Bireyin "egosu," içgüdesel itkilerle ancak belli ölçülerde değiştierilebilecek olan "süperego" arasında çaresizce sıkışıp kalır. Süperego, temelde yasaklayıcı ve yıkıcıdır. Gerçek idealler diye birşey yoktur. Kişinin kendi beceri ve potansiyellerini gerçekleştirmesi "narsistliktir." İnsan doğası gereği yıkıcıdır ve bir "ölüm içgüdüsü" onu ya başkalarını yok etmeye ya da kendi kendine acı çektirmeye zorlar..
- Bu karamsar bakış,her ne kadar zeki bir biçimde rasyonalize edilse de, kişinin kendiyle ilgili derin bir umutsuzluk duymasına neden olur. Ve son belirti de kronik bir depresyon halidir; bu o kadar gizli ve sinsi olabilir ki kişiye öyleymiş gibi gelmez. Bu durumdan fazlasıyla muzdarip olan kişiler oldukça işlevsel olabilir. Hoş ve keyifli vakit geçirebilirler ama sabahlan kendilerine gelmeleri ve bir kere daha aynı hayatı yaşama gücünü bulabilmeleri için saatlerin geçmesi gerekebilir. Hayat onlar için öyle daimi bir yüktür ki bunu nadiren hissederler ve bundan yakınmazlar.
--reklam--
Ruhsal Çatışmalarımız İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Her zaman ki gibi muazzam detaya ve bilgiye dayanan bir Karen Horney kitabıdır. Ruhsal çatışmalarımızı çalışmalar üzerine sunduğu için de bitirmeyi denemeye çalışmak bu kitap için yapılabilecek en büyük hata olur. Zamana yaymaktan başka bir çare maalesef yok. :) (Oğuz)
--reklam--
Ruhsal Çatışmalarımız PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Karen Horney - Ruhsal Çatışmalarımız kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Ruhsal Çatışmalarımız PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Karen Horney Kimdir?
Alman asıllı ABD’li tıp doktoru. Yeni-Freudcu akımın öncülerindendir. 16 Eylül 1885’de Hamburg’da doğdu, 14 Aralık 1952’de New York’ta öldü. 1912’de Berlin Üniversitesinde tıp öğrenimini tamamladı. S.Freud’un izleyicilerinden psikanalist Kari Abraham’ın yanında eğitim gördü. 1915’i izleyen yıllarda çeşitli Berlin hastanelerinde çalıştıktan sonra özel muayenehane açtı, bir yandan da Berlin Psikanaliz Enstitüsü’nde ders verdi. 1932’de ABD’ye gitti. İki yıl Chicago Psikanaliz Enstitüsü’nde yönetmen yardımcısı olarak çalıştıktan sonra 1934’de New York’a yerleşti. Freud’un psikanaliz kuramının yeterli olmadığını görerek kendi gibi düşünenlerle birlikte Psikanalizi Geliştirme Derneği ve Amerikan Psikanaliz Enstitüsü’nü kurdu ve ölene değin bu enstitünün başkanlığını yürüttü. Horney’nin ileri sürdüğü kişilik kuramı Freud’un görüşlerinden kaynaklanır. Ne var ki hem psikanalitik kuramı toplumsal açıdan yetersiz bulmuş, hem de bir kadın olarak Freud’un görüşüne yenilikler getirmeyi amaçlamıştır.
--reklam--
Karen Horney Kitapları - Eserleri
- Çağımızın Nevrotik Kişiliği
- İçsel Çatışmalarımız
- Kendi Kendine Psikanaliz
- Nevrozlar ve İnsan Gelişimi
- Kadın Psikolojisi
- Ruhsal Çatışmalarımız
- Psikanalizde Yeni Yollar
- Kadının Ruhsal Yapısı
- Gerçek İki Kişiyle Başlar
- Son Dersler
--reklam--
Karen Horney Alıntıları - Sözleri
- Cinsel sorunlar nevrotik kişilik yapısının nedeni değil sonucudur. (Psikanalizde Yeni Yollar)
- Bütün bilimler ve değerlendirmeler gibi, kadınların ruhsal yapısı da şimdiye kadar hep erkeklerin bakış açısından ele alınmıştır. (Kadının Ruhsal Yapısı)
- Nevrotik bir birey insanları “güçlü” ya da “zayıf olarak sınıflandırır; ilkine hayranlık besler, ikincisini hor görür. (Çağımızın Nevrotik Kişiliği)
- Çok açıkça görülmese de görkem arayışı en güçlü dürtüdür. (Nevrozlar ve İnsan Gelişimi)
- Freud'a göre bilinçaltının zamansızlığı kavramı, çocuklukta bastırılan korkuların ve arzuların ya da bütün deneyimlerin, bastırma nedeniyle bugünün sürekliliğinden koparıldığı, bireyin gelişimine katılmadığı ve sonraki deneyimlerden veya gelişmeden etkilenmediği anlamına gelir. (Psikanalizde Yeni Yollar)
- "İster totaliter bir ülkede yaşayın, ister özel nevrozunuzla yaşayın pek fark etmez. Her ikisinde de bütün meselenin benliğin mümkün olduğu kadar acı verici bir biçimde yok edilmesi olduğu toplama kampında bulursunuz kendinizi." (Nevrozlar ve İnsan Gelişimi)
- Bütün kültürümüz, bir erkek kültürüdür. Devlet, yasalar,ahlak, din ve bilim hep erkeklerin yaratısı olmuştur. (Kadının Ruhsal Yapısı)
- Tüm mutluluk olasılıklarının dışında bırakılmış bir kişi, ait olmadığı bir dünyaya karşı nefret hissetmiyorsa ancak gerçek bir melek olabilir. (Çağımızın Nevrotik Kişiliği)
- "Akıl ve mantığın fazlasıyla egemen olduğu bir sistemde, kişi duygularını kendisine içeriden ihanet eden ve bu yüzden kontrol altına alması gereken düşmanlar olarak görür. Bu şekilde huzura kavuşulabilse de, ancak bir mezarın huzurudur bu." (İçsel Çatışmalarımız)
- Herhangi bir türden saldırganca , hatta kendini ortaya koyucu bir davranış bile ona bencilce gözükecektir. Bunu kendi içinde ayıplayacak ve başkalarının da ayıplayacağına inanacaktır. Ve bu tür bir ayiplanma riskini göze alamaz , çünkü öz-saygısı bütünüyle başkalarının onayına çok fazla bağlıdır. (Ruhsal Çatışmalarımız)
- Yalıtkan tip, ne kadar az şey verdiğinin çoğunlukla farkında değildir ve kendisi için çok önemli olan, ancak dile getirilmeyen ve yaşanmayan duygularını eşine adadığına inanır. Coşkusal uzaklık yeterince güvence altına alındığı sürece, kalıcı bir bağlılığı korumaya sahip olabilir. Yoğun ama kısa süreli ilişkiler kurabilir, o, bu ilişkilerde birdenbire ortaya çıktığı gibi birdenbire de gözden kaybolur. Bu ilişkiler çabuk yıkılabilecek yapıdadır, birkaç etken yalıtkan tipin geri çekilmesini hızlandırabilir. (Ruhsal Çatışmalarımız)
- Saldırılardan kaçmak, tavşanın tehlike karşısında uyguladığı stradejidir ve bu onun sahip olduğu tek stratejidir; belki de bunun yerine kavga etmeye karar veremezdi çünkü kısaca bunu yapabilmesini sağlayacak araçlardan yoksundur. (Kendi Kendine Psikanaliz)
- Hem çocuk yaşta hem de yetişkin birçok kadın, sahip olduğu cinsiyet olgusu yüzünden, geçici ya da sürekli olarak acı çeker. Kadınların ruhsal yaşamlarındaki kadın oluşlarına karşı çıkmalarından kaynaklanan belirimlerin kökü, küçük bir kızdan erkeklik örgenine imrenmelerine kadar uzanır. Bu açıdan temelden eksik oluşun doğurduğu tatsız düşünce edilgin iğdiş edilme düşlemlerine yol açarken, etken düşlemler kayrılan erkeğe karşı kinci bir tutum sergiler. (Kadının Ruhsal Yapısı)
- ... bütün insanlık için geçerli olan, normal psikoloji diye bir şeyin olmadığı. (Çağımızın Nevrotik Kişiliği)
- Nasıl vücut ısısının yükselmesi fiziksel bir rahatsızlığın işaretiyse tutarsızlıklar da çatışmanın kesin bir göstergesidir. (İçsel Çatışmalarımız)
- Cennetin krallığı dışarıdan gelen işaretlerle gerçekleşmez. (Nevrozlar ve İnsan Gelişimi)
- İnsanın haklı olduğuna duyduğu inanç, kendini sınamazını bastırır. (Nevrozlar ve İnsan Gelişimi)
- Aşkın en büyük katili kıskançlıktır. (Gerçek İki Kişiyle Başlar)
- Nevrotik eğilimler kişiyi kendine daha çok yabancılaştırır. Yapısının katılığıyla birlikte bu olgu özünde üretkenliğini zayıflatır. Çalışabilir, ama canlı yaratıcılık kaynağı olan gerçek kendiliğinden özü zorunlu olarak boğulur. Ayrıca yaşamından hoşnut olamaz, çünkü doyum fırsatları kısıtlıdır ve bu doyumlar da genellikle sadece geçici ve kısmidir. (Psikanalizde Yeni Yollar)
- "... iyi evlilikler neden böylesine ender rastlanır birşeydir? Acaba evlilik kurumunun, insan varlığının bazı gerçekleriyle uzlaşamayacağı doğru olabilir mi? Yoksa evlilik, ortadan kalkmak üzere olan bir yanılsama mıdır? Ya da özellikle çağdaş insan onu ayakta tutabilme gücünden yoksun mudur? Kabul edemediğimiz başarısızlık, evlilik kurumunun kendisine mi aittir ya da bu, yürümeyeceğine inandığımız zamanki kendi başarısızlığımız mıdır? Neden evlilik genellikle sevginin ölümü olmaktadır? Kaçınılmaz bir yasaymış gibi bu duruma boyun eğmemiz mi gerekiyor; ..." (Kadın Psikolojisi)
Yorumlar
0 yorum