Kitap Künyesi

Yazar: Pınar Kür

Yayın Evi: Can Yayınları

İSBN: 9789750732973

Sayfa Sayısı: 168

Sadık Bey Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Sadık Bey, ellili yaşların sonlarında, büyük bir şirketin küçük hissedarı, boşanmış, bir kız çocuk ve bir torun sahibi...

Sadık Bey ertelediklerinin yerine koyduklarıyla yaşıyor ve özellikle anılması gereken bir sorunu da yok. Enikonu yolunda bir yaşam.

Ama Sadık Bey bir gün, değişirken farkına bile varmadığı şeyleri kurcalamaya kalkıyor...

Usta yazar Pınar Kür son kitabı Sadık Bey’le okurlarına sadece bir roman değil, her gün çeşitli benzerleriyle karşılaştıkları orta halli, orta sınıflı ve orta yaşlı efendi insanların karanlık dünyalarını da sunuyor.

"Merdivenleri ağır ağır çıkıyordu. Ve şiiri kendi kendine mırıldanıyordu: Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden... Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak... OLMAYACAK... Ve bir zaman bakacaksın semaya ağlayarak. Başını kaldırıp yukarı baktı. Yaşadığı apartmanın dar merdivenlerinin tepesinde sema falan yoktu – ya da işte görünmüyordu. Şiirin gerisini hatırlayamadı. Epey uzun sürdü beşinci kata varması. Daireyi gençliğinde alıyorsun, merdiven, yokuş gibi şeyleri tehditkâr bulmadığın yıllarda... Sonra günü geldiğinde... soluk soluğa kalıyorsun."

Sadık Bey Alıntıları - Sözleri

  • Yanlış anlaşılmaktan- daha doğrusu, doğru anlaşılıp aşağılanmaktan çekiniyordu.
  • Memleketin geldiği halleri düşünmek kendi geldiği halleri düşünmek kadar boğucuydu.
  • Paydos saati diye bir şey kalmamıştı- hele hele son yıllarda. İşinde ilerlemek isteyen herkes gereğinden fazla çalışması, en azından öyle görünmesi gerektiğini biliyor, gözü saatte, beklediğini çaktırmıyordu.
  • Aşk umudunun yanı sıra başka umutları da vardı.
  • Ağlasam sesimi duyar mısınız mısralarımda... Dokunabilir misiniz gözyaşlarıma ellerinizle... Gerçek şairler, "Anlatamıyorum," dediklerinde bile ne güzel anlatıyorlardı yüreklerindeki sancıyı. Kendisi yapamamıştı.
  • İnsan unutur tabii. İstemese de unutur ama isterse daha çabuk unutur.
  • Gene de toparlanıp kalktığında, mutfaktan şen bir "günaydın" eşliğinde kahve kokusu duyup duymayacağından emin değildi. Sonra, kafasını iki yana sallayıp acımtırak bir gülümsemeyle, "Nostalji işte... Nerede o günler?" diyerek ağzının içinde hayıflandı.
  • “Geçmişinden gururu , geleceğinden umudu olmayan bir adam tek başına rakı masasında otururken hangi şarkıdan medet umar?”
  • İçini çekti. Memleketin geldiği halleri düşünmek, kendi geldiği halleri düşünmek kadar boğucuydu.
  • Daireyi gençliğinde alıyorsun, merdiven, yokuş gibi şeyleri tehditkâr bulmadığın yıllarda... Sonra günü geldiğinde... soluk soluğa kalıyorsun.
  • Acı da çeksem, yara da alsam, mutlu da olsam, hep tepelerde gezineceğimi, ruhumu yere düşürmeyeceğimi düşünürdüm..
  • “Hayat yeniliklerle dolu…” “…ne yazık ki, bizim hayatımızı es geçiyorlar…”
  • İnsanlarla ilişki kurmak, herhangi bir kitabın kurmaca dünyasına girmekten daha da yorucuydu.
  • Uzak yerlere gitmeyi hayal ederdi, dünyayı gezmek, yepyeni şeyler görmek, öğrenmek isterdi. Amacı sanatını geliştirmek, insanların kulağına güzel şeyler fısıldayabilmekti. Acı da çekse, yara da alsa, mutlu da olsa, hep tepelerde gezineceğini, ruhunu yere düşürmeyeceği düşünürdü.
  • Öylece sürüklenip gidiyordu.

Sadık Bey İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Merhaba Pınar Kür’ün “Sadık Bey” kitabıyla geldim. Yazarla tanışma kitabım oldu. Üslubunu çok sevdim, sade ve akıcı. Konusu sıradan olsa da dili sayesinde sürükleyici bir şekilde okutuyor kendini. Sadık Bey, tüm hayatını aslında istemediği şeyler yaparak geçiren bir muhasebe müdürünün hikâyesini anlatan bir roman. Çocukluk arkadaşıyla kurduğu şirkette işler büyüdükçe ikinci plana itilerek muhasebe müdürlüğüne razı edilmiş, altmışlı yaşlardaki Sadık Bey, bir taraftan yaşamını sorgularken diğer taraftan şirket evlenmesi sonucunda işlerinden olacak insanlar için bir şeyler yapmaya çalışır. Bu esnada tüm hayatını vazgeçişler, yanlış tercihler ve hayallerini unutmayla geçiren bir adamın romanı. Sadık Bey içimizden biri. Günümüz dünyasının aldanışlarına uğrayan kesimin kendisi aslında. Aldanmış, inanmış, yıkılmış. Roman boyunca kahramanın psikolojik tahlillerine sıkça yer verilmiş. Hatta başından itibaren kendi iç hesaplaşmasına da farklı bir kişi üzerinden şahit oluyorsunuz. Konusu basit olsa da severek okudum. Naçizane tavsiyemle, Kitapla kalın.. (okurduha)

Zaten başımıza ne geliyorsa ya özgüven eksikliğinden ya da insanlara fazla güvenmekten gelmiyor Sadık bey tercihlerinin bedelini en ağır bir şekilde öderken bizlere de bir hayat dersi veriyor yazar. Geriye dönüp baktığımızda keşke dememek için inandıklarımız uğruna hedeflerimize ulaşmak için korkmadan mücadele etmeliyiz. Sahi biz bunu ne kadar yapıyoruz?Satır aralarında sorgulatan, öğreten bir eser olmuş. Pınar Kür'ün her daim akan o eşsiz kalemine söyleyecek çok da bir şey yok o kocaman bir iyi ki benim edebiyat dünyamda. (Artemis)

Yazarın ilk olarak “Asılacak Kadın” adlı kitabını okumuştum ve çok beğenmiştim, çok etkileyiciydi. Bu kitabını da fena bulmadım. Hep bir ters köşe yapmasını bekledim ama bunu yapmayarak bir ters köşe yapmış oldu. Yine çok gerçekçiydi bu yüzden de biraz rahatsız ediciydi. (Ayşe Akça)

Kitabın Yazarı Pınar Kür Kimdir?

Pınar Kür (d. 15 Nisan 1945, Bursa) Türk yazarı. Lisans eğitimini Queens College ve Boğaziçi Üniversitesinde tamamladıktan sonra Sorbonne Üniversitesinde Karşılaştırmalı Edebiyat üzerine doktora yaptı. "Bitmeyen Aşk" adlı romanı "müstehcenlik" gerekçesiyle toplatıldı. İstanbul Üniversitesi Yabancı Diller okulunda ingilizce okutmanı oldu. Şu anda Bilgi Üniversitesinde Medya ve İletişim Sistemleri bölümünde öğretim görevlisidir.

Pınar Kür Kitapları - Eserleri

  • Asılacak Kadın
  • Sadık Bey
  • Bir Cinayet Romanı
  • Akışı Olmayan Sular
  • Bitmeyen Aşk
  • Yarın Yarın

  • Bir Deli Ağaç
  • Cinayet Fakültesi
  • Küçük Oyuncu
  • Sonuncu Sonbahar
  • Hayalet Hikayeleri

Pınar Kür Alıntıları - Sözleri

  • Paydos saati diye bir şey kalmamıştı- hele hele son yıllarda. İşinde ilerlemek isteyen herkes gereğinden fazla çalışması, en azından öyle görünmesi gerektiğini biliyor, gözü saatte, beklediğini çaktırmıyordu. (Sadık Bey)
  • ... Sevinç değildi aradıkları. Sevinç nedir biliyorlar mıydı? Kendi çocukluğunu anımsadı uzaktan - özlem - siz, acısız bir anımsama. Tüm başka bir çocukluk ama hep aynı sevinçsizlik. Mutluluğu bilmediği için mutsuz olmayan, ama gene de gülemeyen bir çocukluk. (Yarın Yarın)
  • Düşünce özgürlüğünü bir kavram olarak bile ortadan kaldırmanın en iyi yolu, düşünmeyi bilmeyen kuşaklar yetiştirmektir. (Asılacak Kadın)
  • İçimde en ufak bir sevgi kıpırtısı var mı diye yokluyorum kendimi.Yok, hayır.İlginç olan nefret bile duymuyorum.O derece hissizleşmişim ona, öylesine silmiş bende kendini. (Bitmeyen Aşk)
  • Tüm bildiklerini ağaca anlattı kız . Ağaç delirdi . Yıllar var uğraşıyor güneşe tırmanacağım diye . Çevresini saran duvarları yeneceğini sanıyor. Deli bir ağaç bu . (Bir Deli Ağaç)
  • Kızı en içten, en derin iç dökmelerindr bile ancak kendi kendine bağışlattığı şeyleri açıklar. (Küçük Oyuncu)

  • Aynı evde oturan insanların birbirlerini öldürmeleri o kadar kolay ki... (Bir Cinayet Romanı)
  • Gözlerini şu maviden ayırabilse dönüp gidecekti. Ama bu kez martılara takılmıştı. Bir de çok uzaklarda, tıpkı martılar gibi su yüzünde bir yükselip bir konan ufak motora. İçindekini ya da içindekileri seçemiyordu durduğu yerden. Her an iki yanında meydana geliverip yiten sudan tepecikler gerçekten göz alıcıydı. (Yarın Yarın)
  • Bütün mesele hayatı elden geçirebilmek... (Sonuncu Sonbahar)
  • “Geçmişinden gururu , geleceğinden umudu olmayan bir adam tek başına rakı masasında otururken hangi şarkıdan medet umar?” (Sadık Bey)
  • “Korkmuyorum artık. Yani kızmıyorum. Yani kızıyorum ama o ilk günkü gibi delice degil. Akıllıca. Ne yapacağını bilenlerin sabırlı kızgınlığı var içimde.” (Asılacak Kadın)
  • İlk kez zeki bir kızla karşılaşmış olmanın kıvancı içinde ama aslında kızın zekasına değil, hatta o zekanın aynası olduğuna inandığı acayip yeşil gözlerine bile değil, minicik memelerini düşünerek gülmüştü. Ceviz gibi, derdi o zamanlar. Ceviz gibi memelerin nesi güzeldi acaba? Şimdi sorsalar bilemezdi. (Yarın Yarın)
  • Bazı şeyler öyle plansız oluyor - ya da bizim bilmediğimiz, ilerde irdemeye çalışsak da çözemeyeceğimiz başka bir plana uygun olarak gelişiyor. (Cinayet Fakültesi)

  • Bu adam, ortaokulda mazur görülebilecek bir tutkuyu nerdeyse hayat boyu sürdürerek kendi çapında üstün bir salaklık mertebesine ulaşmış, hepsi bu. (Sonuncu Sonbahar)
  • Ben hamalsam sen de mi hamalsın. Onlar aptalsa sen de mi aptalsın? (Küçük Oyuncu)
  • " Yeryüzünde benden başka canlı yoktu sanki . Çakmağımı çakmak , derin bir soluk almak bile yersiz , gereksiz , belki de sakıncalı bir gürültü çıkarmak olacaktı ." (Bir Deli Ağaç)
  • "Sevmek, her şeyi feda etmek değil. Tam tersine. Feda etmemek! İnsan kendisi olmaktan vazgeçerek sevemez ki... Kendini feda ettiğin anda neyinle seveceksin?" (Bitmeyen Aşk)
  • Nasıl mı geçiyor ömrüm? Sensiz ama seni özleyerek... (Bitmeyen Aşk)
  • “Dudaktan öpmek değil de, yanaktan öpmek, sevmektir. Biliyor muydun bunu?” (Bitmeyen Aşk)
  • Bazı erkekler vardır, bilirsiniz, size en derin aşk sözcükleri söylerken bile gidicidirler... Kalıcılıkları yalnız üstünüzde bıraktıkları izlerdir... (Cinayet Fakültesi)