Kitap Künyesi
Yazar: M. Turhan Tan
Yayın Evi: Panama Yayıncılık
İSBN: 9786055143046
Sayfa Sayısı: 456
--reklam--
Safiye Sultan Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Dillere destan güzelliği, cesareti ve zekâsıyla herkesi kendine hayran bırakan Venedikli Safo.
Manisa Sarayı'nda şehzadeye hediye edilen ve herkesi büyüleyen bir esir. Kanuni'nin torunu Üçüncü Murat'ın önce gözdesi sonra eşi. Üçüncü Mehmet'in annesi, Birinci Ahmet'in büyükannesi.
Siyasi, iktisadi ve sosyolojik olarak bu üç döneme damgasını vurmuş hırslı bir kadın.
Hünkârının ona verdiği isimle, Safiye Sultan.
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Safiye Sultan Alıntıları - Sözleri
- Galip sayılır bu yolda mağlup..
- Düşünen başa, yapan el yardım etmezse, düşünülen şey genelde hülyadan ibaret kalır...
- Kadinlar, agzin torba olmadigini ve kolay kolay buzulemiyecegini soylerler. Herhangi bir sebeple, dedikodu yapmaya baslamis kitlelerin agzini ise, ancak kilic kapar.
- Dusunen basa, yapan el yardim etmezse, dusunulen sey, genelde hulyadan ibaret kalir...
- Her aşk davası eden aşık olmaz, her muhabbetten dem vuran sadık olmaz..
- İstanbul, Türk olalı beri, Tanrı'nın beğendiği yerlerden biri olmuştur. Orada şimdi hava, Biraz cennet kokusu taşır. Şu, enikonu kevserleşir..
- Türkler, gökten yere inmiş veya denizlerin dibinden fırlayıp şuraya buraya dağılmış kimseler değildi. Her millet gibi onlar da bir babayla bir ananın ürünüydü. Lakin düşünce, duygu, cüret, ve hareket bakımından kimseye benzemiyorlardı, tabiata hükmetmek için yaratılmış görünüyorlardı..
- İlk sevgilimiz denizdi, son sevgilimiz de deniz olacaktır ve biz onun, kir tutmayan kucağında gözlerimizi kapayacağız..
- Her gönül ki, aşka hane ola, bela okuna nişane olur ve her gönül ki, muhabbete makam ola, acı onda yoldaş olur..
--reklam--
Safiye Sultan İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Eğer tarih sınavlarına çalışıyorsanız böyle tarih kitapları okumak çok işinize yarayacaktır. Safiye Sultan üç dönem içinde yer almış Kanuni’nin torunu Üçüncü Murat’ın önce gözdesi sonra eşi. Üçüncü Mehmet’in annesi, Birinci Ahmet’in büyükannesi. Bu dönemlere dair bilgi ve fikrinizin olması için okumalısınız. (Nurdan Ernur)
hem osmanlı hem de cumhuriyet tarihimizin bilinmeyen, yok sayılan kısımlarını araştırıp okumayı seven biri olarak "safiye sultan" zevkle okuduğum bir romandı. kurgusal olsa da içinde barındırdığı gerçeklerden dolayı zevkle okudum. ancak bir okuyucu olarak ceddiniz olarak osmanlı'yı gören osmanlı ile övünen ve gurur duyan biriyseniz kitap sizi rahatsız edebilir. fatih, yavuz ve kanuni gibi güçlü karakterlerden ziyade 3. murat ve 3. mehmet'in dönemlerinin anlatıldığı bu kitap aslında tek adamlığın nasıl büyük bir risk barındırdığının da anlatımıdır diyebiliriz. (Can Karakuş)
Bu romana ne kötü, ne vasat ne de mükemmel diyebilirim. Safiye Sultan romanı okuyanda o kadar derin izler bırakmıyor, okumamış olsanız da bir şey kaybetmezsiniz anlayacağınız. Safiye Sultan romanı tarihsel bir eser olmasına nazaran aslen kurgusal bir türe sahip olmakla birlikte, orta şekerli kahve tadında bir kitaptı. Tarihsel kurgu romanlarını seven okurlar pekala okuyabilir. (~Ceren♡Rıza♡~)
--reklam--
Safiye Sultan PDF indirme linki var mı?
--reklam--
M. Turhan Tan - Safiye Sultan kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Safiye Sultan PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı M. Turhan Tan Kimdir?
Sivas'ta doğdu. Asıl adı Mehmet Samih Fethi’dir. Babasının görevi nedeni ile bulundukları Diyarbekir’de dünyaya geldi. Aslen Sivaslı olup, Alaaddin Paşalar ailesine mensuptur. I. Abdülhamid'in kızı Hibetullah Sultan'la evlenen Alaaddün Paşa'nın torunlarından Sivas eşrafı Ahmet Fethi Bey'in oğludur.
Liseyi Gümülcine'de ve İstanbul Vefa İdadisi'nde okumuş, babasından ve özel hocalardan Arapça ve Farsça öğrenmiştir. Babası ölünce döndüğü Sivas'tan hukuk okumak üzere 1902'de İstanbul'a gitti. Küçük çalışmalar yaptığı bu yıllarda döneminin genç kuşak şair ve yazarlarıyla arkadaşlık yapmış fakat İstibdat idaresinin katı tutumu nedeni ile yazı yazanların başına çeşitli sorunlar açıldığından 1905'te tekrar Sivas'a dönerek orada öğretmen olarak görev yapmaya başlamıştır.
Bir süre Sivas Lisesinde tarih ve edebiyat öğretmenliği yaptıktan sonra İkinci Meşrutiyet’in (1908) ilanında yeniden İstanbul’a giderek, önce belediyede çalıştı. Açılan bir sınavda başarı göstererek Üsküdar Lisesinde edebiyat öğretmenliği yaptı. Daha sonra İçişleri Bakanlığı teşkilatına geçerek çeşitli yerlerde kaymakamlık ve mutasarrıflık görevlerinde bulundu. Bir dönem milletvekili oldu.
Cumhuriyet gazetesinde fıkra yazarlığı yaptı, romanlarını tefrika etti. Tarihî konuları işleyen romanlarıyla tanındı. Turhan Tan, gençlik döneminde Servet-i Fünûn dergisi ve çeşitli gazetelerde Bedrettin Yılmaz, Halil Rüştü gibi takma adlarla şiirler ve değişik konularda yazılar yayımlamıştı. Hayat Ansiklopedisi’nde M. S. imzasıyla yazdığı birçok yazısı vardır. Şiirleri kitap olarak yayımlanmadı. Şiirlerinde Edebiyât-ı Cedîde dönemi şairlerinin etkisi görülür. Derleme, düşünce, gezi kitapları dışında otuz dört romanı vardır. Bu romanların bazısı tefrika hâlinde gazete sayfalarında kalmıştır.
Başlıca Romanları:
- Ali Maceralar (1912),
- Cehennemden Selam (1928, 2010),
- Sevinç Han (1931),
- Gönülden Gönüle (1931, 2010),
- Kadın Avcısı (1932, 2010),
- Üç Ay Yatakta (1934),
- Akından Akına (1935, 2010),
- Cem Sultan (1935, 2010),
- Timurlenk (1935, 2010),
- Viyana Dönüşü (1936),
- Osmanlı Rasputini Cinci Hoca (1938),
- Hürrem Sultan (2010),
- Safiye Sultan (1939, 2010),
- Devrilen Kazan (1939, 2010),
- Cengiz Han (1962, 2010),
- Krallar Avlayan Türk (1939, 2010),
- Hint Denizlerinde Türkler (1939, 2010),
Derleme:
- Tarihte Türkler İçin Söylenen Büyük Sözler (1936),
- Atatürk (1939),
- Tarihî Fıkralar (1962),
Düşünce:
- Tarihî Musahabe (1937, 2010).
Gezi:
- Avrupa Notları (2010).
--reklam--
M. Turhan Tan Kitapları - Eserleri
- Cengiz Han
- Timur
- Hürrem Sultan
- Safiye Sultan
- Cem Sultan
- Yeniçeriler
- Krallar Avlayan Türk
- Akıncılar
- Tarihte Türkler İçin Söylenmiş Büyük Sözler
- Kösem Sultan
- Fatih İstanbul'da
- Esir Sultan
- Lale Devri
- Son Akın
- Yavru Kartal
- Devrilen Kazan
- Viyana Dönüşü
- Viyana Kapılarında
- Topal Kasırga
- Kadın Avcısı
- Hacı Bektaş Ocağı Yeniçeriler
- Cinci Hoca
- Akdeniz'in Fatihleri
- Rumeli'nin Fethi
- Akından Akına
- Perde Perde Tarih
- Son Yeniçeri
- Harun Reşit
- Muhteşem Hükümdarın Sultanı Hürrem
- Hint Denizlerinde Türkler
- Timurlenk
- Köşe Penceresinden
--reklam--
M. Turhan Tan Alıntıları - Sözleri
- La erhame beynelmülûk ! (Padişahlar arasında hısımlık akrabalık yoktur) (Esir Sultan)
- Aşkın dili evrenseldir. (Hürrem Sultan)
- “Kimi debdebesine, kimi servetine, kimi şöhretine güvenen nice insanlar görülmüştür ki, tabiatın hükümlerine tahakküm edebileceklerine inanmışlar ve bu yüzden maskara olmuşlardır.” (Akıncılar)
- Yozlaşmış milletlerin belli başlı vasıflarından biri de felâketlerden ibret almamak, gaflet uykusundan kolay kolay uyanmamaktadır. Ne harp bozgunlukları, ne içten dıştan dağılmalar, ne zelzele, ne tufan, yurt sevgisini unutmuş kütleleri uyanıklığa sürükleyemez. (Rumeli'nin Fethi)
- Aşıkların, sevgililerine yaranmaları, onlara karşı kayıtsız ve şartsız uysal görünmekle olur. (Kösem Sultan)
- Yüksek erkek, kadını yücelten erkektir. (Cengiz Han)
- İnsan, dedi, tabiatın en kuvvetli unsuru. Bak, şu ada, ateşini içinde tutamıyor, fosur fosur duman kusuyor. Halbuki yüreklerinde birer yanardağ taşıyan bizler, o dağların alevlerini gene içimizde saklıyoruz. (Cem Sultan)
- O, İstanbul'un hangi yıl alındığını bilmezdi. Yavuz'un yaptığı harplerin ve kazandığı zaferlerin tarihini merak etmiş değildi. Viyana'nın hangi Padişah zamanında muhasara edildiğini de işitmemişti. Fakat Üçüncü Murat'ın beş yüz halayık topladığını, her gece kırk kadınla işret ve saz meclisi kurduğunu, yüz on beş çocuk doğurttuğunu biliyordu. Avrat pazarını kurarken işte bu bilgiyi esas tutuyor, o dedesinden daha çok kadına sahip olmak ve yine ondan fazla çocuk doğurtmak istiyordu. (Kösem Sultan)
- “Bana öyle geliyor ki bunlar (Türk Kadınları), süslenmek için elmas zümrüt takınmıyor. Belki o taşları –üzerinde taşımakla- süslenmiş, kıymetlendirmiş oluyorlar. Çünkü her Türk kadını paha biçilmez bir pırlantadır.” Leydi MONTEGU (İngiliz) (Tarihte Türkler İçin Söylenmiş Büyük Sözler)
- “Hiç şüphesiz ki, ahlak bakımından Türk siyasetiyle medeni hayatı bütün cihana örnek olabilecek vaziyettedir.” Les Voyages Du Dicur Duloir (Tarihte Türkler İçin Söylenmiş Büyük Sözler)
- Deli İbrahim'in kanını taşıyarak yetişen padişahlar Türk yurdunu ve Türk milletini felaketten felakete sürükledi. (Kösem Sultan)
- Türk kadınlarının en büyük süsü, Türk oluşlarıdır. Bana öyle geliyor ki onlar süslenmek için elmas veya zümrüt takmıyorlar. Çünkü her Türk kadını canlı bir inci ve paha biçilemez bir pırlantadır. ~Lady Montague (Tarihte Türkler İçin Söylenmiş Büyük Sözler)
- İstanbul, Türk olalı beri, Tanrı'nın beğendiği yerlerden biri olmuştur. Orada şimdi hava, Biraz cennet kokusu taşır. Şu, enikonu kevserleşir.. (Safiye Sultan)
- İçkisiz saz, tuzsuz aşa benziyor. (Topal Kasırga)
- Sevilmeden sevmek neye yarar ki ? (Topal Kasırga)
- Kadın yüzüne inen bir sille, bülbül boğazına sarılan pençe gibi haindir. Bunu ya çocuklar, ya hayvanlar yapar. (Topal Kasırga)
- İlk ve orta zamanlarda birçok panikler, karışıklıklar yaratmış olan bu dedikodu cereyanlarının temeli yine cehaletti. Cahil kütleler, kendi hayatlarının hâkimi ve sahibi değillerdi. Duygularını başkalarının duygularıyla ayar ederlerdi. (Rumeli'nin Fethi)
- Beşeri ihtiraslar, aldatıcı renklerden tecrit olunarak layıkiyle tahlil olunsa, onların hep bir kaynaktan doğduğu neticesine varılır. Para hırsı, şöhret hırsı, ikbal hırsı, hatta bilgi hırsı güzellikten azami mikyasta istifade etmek hırsının çocuklarıdır. İnsanlar, para kazanmak için - iyi ve kötü - her vasıtaya başvururlar, birçok çukurlara girip çıkarlar. Bu zahmetin, bu didinmenin gayesi altından mezar yapmak değildir, güzelliklerden para kuvvetiyle müstefit olmaktır. (Cem Sultan)
- İki büyük Türk hükümdarın birbirlerini yok etmeye çalışması acıklı bir şeydir. Eğer onlar uzun bir münakaşa devresi geçirdikten sonra karşı karşıya gelip te çarpışmasalardı, dost geçinselerdi, dil ve din birliğinin emrettiği kardeşlik vazifelerini anlasalırdı, tarihin seyri başka olurdu. Evet. İki Türk hükümdar boğaz boğaza gelmeselerdi, İstanbul'un Türkleşmesi yarım asır evvel vaki olacaktı ve Fatih'in orduları Anadoluda değil, Macaristan'da, Almanya'da dolaşacaktı. (Topal Kasırga)
- "Sizde bunun hakkını unutmayın dedi kılıç olmasa tespihin sesini ancak çekenler duyar derviş." (Fatih İstanbul'da)
Yorumlar
0 yorum