Kitap Künyesi

Yazar: Ümit Yaşar Oğuzcan

Yayın Evi: Kültür Kitabevi

İSBN:

Sayfa Sayısı: 58

--reklam--

Sahibini Arayan Mektuplar Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Bu kitaba "Sahibini Arayan Mektuplar" adını verirken yanıldığımı ve sana haksızlık ettiğimi şimdi anlıyorum. Her satırı o kadar seninle dolu ki! ... Yıllar bile her kelimesine düşmüş olan gölgeni silemez artık.

Vurduğun damganın ölmezliğini anlayasın diye bu mektupları sana armağan etmiyor ve adını onlara ad yapmıyorum. Fakat göreceksin; adım söylendikçe adın da söylenecek.

Senden gelen, sana yazılan ve daima seninle anılacak olan Sahibini Arayan Mektupların her satırı için binlerce teşekkür sana.

Ümit YAŞAR

--reklam--

Sahibini Arayan Mektuplar Alıntıları - Sözleri

  • Bir kurt geyiği kovalıyordu yüreğimde.Geyik soluk soluğaydı,yorgundu,bitkindi.Karların üzerinde akıp giden bir yıldız gibiydi.Koşuyordu.Koşmak kurtuluş değildi belki,ama bir ümitti.Koşmalıydı. Oysa birer namlu ağzıydı kurdun gözleri.Avına güvenle,şehvetle yaklaşıyordu.Yeni bilenmiş,sedef saplı bıçaklara benziyordu dişleri.Bütün dileği et ve kandı.İstese geyiğe hemen yetişebilirdi,ama uzasın istiyordu bu şehvetli koşu,bu bütün damarlarına yayılan sarhoşluk bitmesin istiyordu.
  • Gözlerine baktığım zaman susmanın bir sebebi olmalı. Bana kendini anlat.  Korkularını, dileklerini söyle bana. Aşktan ne bekliyorsun? Dostluk mu? Al, istediğin kadar..Yüreğimi apaçık önüne seriyorum işte! Orada sevdiğin, istediğin ne varsa al, senin olsun. Sana arzularımın ötesinden sesleniyorum. 
  • Bilinmeyen içkilerin en zevk dolu sarhoşluğunda yaşayalım seninle. Kurtulalım bu korkulardan, bu çaresizliklerden. Beni hiç unutmayacaksan sev, usanmayacaksan sev. Birlikte yaşayacağımız her dakika ömrümüzün bir yılına bedel olmalı. O dakikaları hatıraların sonsuz mezarlığına gömeceksek hiç yaşamayalım.  Önce zamandan kurtulmalıyız öyleyse, önce zamandan kurtulmalıyız. Birbirini yenilemeli saatlerimiz. Yarın bu günü aratmamalı. Yerçekiminden kurtulurcasına aşmalıyız zamanı seninle. O zamanı, o dost zamanları. 
  • Özlemenin buruk bir tadı var, hele seni özlemenin. Bir ko­kusu var bütün çiçeklere değişmem. Bir ışığı var, bir rengi var seni özlemenin, anlatılmaz.
  • Unutulmak; ikimize de ayni kadehlerden tattiracagin bir icki olmaliydi. O ickinin sefil sarhoslugu icinde seni düsünmeli, hep seni özlemeliydik. Unutamamak sarhoslugumuzu kamcilayan bir kirbac olmaliydi. Gitgide büyüyen bir yara olmaliydi tenimizde. Unuttugunu her ikimiz de bilmeli fakat seni hic unutmamaliydik.
  • Elimi uzatsam tutabilirdim seni, öyle yakındın. Zamana kokun sinmişti. Belki de uzaktın günlerce koşsam yetişemezdim sana. Zamana kokun sinmişti.
  • Kendimizi ne sanıyoruz? Biz neyiz ki?
  • Madem ki benim olmayacaktın neden seni karşıma çıkardılar? Kim yaptı bunu? Bu kötülükler kimin eseri? Tanrının işi yok da bizi mi görsün?
  • Bana gel dediğin an; mesafeler de anlamını kaybetmeli. Yolları dakikalarla, günleri kilometrelerle ölçmemeliyiz.
  • Aldanmak... En büyük yıkıntısı iç dünyamızın.
  • Bugün bir yalnızlığa düştüm yine. Başımı ellerimin arasına aldım, sessizce ağlamaya başladım. Önümde yarıya gelmiş bir konyak şişesi "beni iç" diye fısıldıyordu, "beni iç." Sonra yalvarmaya başladı: "Ne olur" dedi "ne olur haydi iç beni." Bir bardak doldurdum, tepeme diktim. Şişe rahatladı, sustu. Hani ellerimiz birbirine değince nasıl oluyorduk? İşte öyle oldum. Hani bakışlarımız buluştuğu zaman, bir başka türlü atması vardı yüreklerimizin. Onu hatırladım.
  • Hiç gel demeyeceğim sana. Aramak neredeyse ben orada­yım. Ayaklarım ne güne duruyor?
  • Kötü, korkunç bir dünya üzerinde yaşıyoruz. Bütün çaba­mız kendi kendimizi bitirmek ve son vermek insan nesline.
  • Ayrılık diye bir şey yok. Bu bizim yalanımız. Sevmek var aslında, özlemek var, beklemek var.
  • Bugün bir yalnızlığa düştüm yine.

--reklam--

Sahibini Arayan Mektuplar İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Yenisini bulamayıp sahaf arkadaşımdan rica ettiğimde buldu. İki kişiye bir dünya - sahibini arayan mektuplar ın 95 basımı. Alıntılarımdaki şiirler ilk kısımdan. Ümit yaşar ı babamdan kaynaklı severdim. Nazım hikmeti de. Kitaplığının en sık kurcaladığı kısım ikisi idi. Ara ara sordukça hayatlarından anlatır, o şiir üzerine konuşurduk. Geçen sefer hikayelerin hikayesi ile bir karar almıştım. Bir yazarı okumadan hayatı hakkında bilgiler edinecektim. Ama ümit yaşarı zaten biraz tanıyordum şimdi aktaracağım. Evvelinde mektup yazıp kendi adresine gönderip, gelen mektubu sevgilisinden gelmiş duygusu ile okuduğu söylenir. Bu derece de yalnızlık çekmiştir yani. kendisi kekeme imiş. Ama şiir okurken hiç aksamaz, çok güzel bir şekilde başlar takılmadan bitirirmiş. 24 kez intihar girişiminde bulunmuş amacına ulaşamamıştır (ölüm için de bunu demek, ne bileyim. Başarılı olamamıştır da diyemedim ki. Neyse anladınız siz.) , oğlu da henüz 17sindeyken ilk denemesinde hayata gözlerini yummuştur. Oğlu için ağıtları, yazdıkları çokca dile çevrilen eserlerinden. belki de bu yüzden acıyı, ayrılığı, hasreti, özlemi, kavuşamamayı, ölümü çok başka çok duygulu bir şekilde aktarmıştır. Çok şiiri olduğundan sevmeyeni eleştireni de çok. Bu kadar da yazılmaz ki arkadaş! diye onlarca kez eleştirilmiştir. Buna yanıtı ise yine bu kitapta 165. Sayfada: “bana çok yazıyorsun diyorlar. Bir insana sen çok yaşıyorsun artık öl denir mi? Benim yaşamam ve şiirim birbirinden ayrı şeyler değil ki. Yaşarken şairliğimi yaşıyorum ben.” Devam ediyor 166 da: “her zaman, her yerde söylemişimdir. Hayatımdan şairliğimi çıkarırsanız geriye önemli bir şey kalmaz diye. Yazmamı bana çok görmeyin.” Yazmasını ümit yaşara çok görmeyelim, onu yazdıklarının adeti ile değil, onlarca şarkıya söz olan şiirleri ile, yazdıklarının içeriği ile eleştirelim. Şiirlerinin bazısı arabesk koksa, bazısı politiklikten yok yazmasaydı keşke de dedirtse, sahibini arayan mektuplar çok güzeldi. (Halime Çakın)

• Bu kitabı `Sahibini Arayan Mektuplar` adını verirken yanıldığımı ve sana haksızlık ettiğimi şim­di anlıyorum. Her satırı o kadar seninle dolu ki! ... Yıllar bile her kelimesine düşmüş olan gölgeni si­lemez artık. * Diye başlıyor kitabımıza Ümit Yaşar. 25 tane mektupla bizleri aşka, sevgiye, özleme, tüm güzel duygulara doyuruyor. ° Ümit Yaşar Oğuzcan benim çok sevdiğim, okurken şiirlerinde sanki ben yazmışım, sanki beni anlatmış dediğim, satırlarında, misralarinda kendimi bulduğum bir şair. Her ne kadar bazı düşünceleri beni rahatsız etse de, genel anlamda hissettirdiklerini seviyorum. • Bu sefer de yazdığı mektuplarla devam ettim Ümit Yaşar'i okumaya. Kısacık kitapta, basit cümlelere öyle derin anlamlar katıyor ki, ta içimde hissediyorum yazdıklarını. Mektuplarını da o kadar beğendim ki, her mektupta bir sürü altını çizdiğim cümle oldu ama tabii paylaşmaya kalksam bütün kitabı baştan sona paylaşmam gerekecek diye, her mektuba bir cümle sınırlaması koydum kendimce. • Ümit Yaşar beni her seferinde derinden etkileyen, ne hissediyorsam satırlarında onları okuduğum, asla pişman olmadığım hep en sevdiğim şiirlerin sahibi olarak kalacak bir şair.. • Ve bunlarda alintilarin bazıları; ° Bugün bir yalnızlığa düştüm yine. Başımı ellerimin arasına aldım, sessizce ağlamaya başladım. Syf: 17, Altıncı mektup ° İnsan bir vapur olmalı bu şehirde, bir tramvay olmalı, bir otomobil olmalı. En iyisi bir bulut olmalı, gelip evinin üstün­de durmalı. Madem ki bulut değilim; ben bu şehirde sensiz ya­şıyamam. Syf: 19, Yedinci mektup ° Kendimizi ne sanıyoruz? Biz neyiz ki? Sus, cevap verme. Teselliye ihtiyacım yok. Syf: 24 Dokuzuncu mektup ° Bana «çok yazıyorsun» diyorlar. Bir insana sen çok ya­şıyorsun, artık öl denir mi? Benim yaşamam ve şiirim birbirin­den ayrı şeyler değil ki! Syf: 25 Onuncu mektup ° Cesaret başkalarına kötülük etme pahasına da olsa yaşamak mı? Cesaret, sürekli bir aldanmaya boyun eğmek mi? Durma­dan aldatmak mı cesaret? Syf: 27 Onbirinci mektup ° Fakat gelişin her şeyi unutturuyor. Syf:40 Onyedinci mektup ° Gittiğine inanmıyorum. Gel demiyeceğim. Syf: 47 Yirminci mektup ° Senin için zalim dediler, demek zulmünde bu kadar gü­zeli olurmuş diye düşündüm. Syf: 50 Yirmiikinci mektup ° Hep böyle kıskançlığımı besliyecek kadar güzel kal. Syf: 53 Yirmiüçüncü mektup ° Ne seni unutabiliyorum, ne senden kalanları. Başımın için­de bir kanser tümörü gibi büyüyor büyüyorsun. Syf:54 Yirmidorduncu mektup ° Seni bensizliğe ve kendimi sana mahkûm ediyorum. Syf:58 Yirmibeşinci mektup (ʙüsʀᴀ ⸙)

4 kasıma da az kaldı :((: `` Söz konusu ümit bey olunca okumaya teşvik edelim dedik :))) Kendisiyle birlikte şiir dünyasına adım atmış bulunmaktayım tanışalı henüz çok olmadı. Şiirlerinde kendimi en çok da duygularımı buldum. Yavaş yavaş gidelim sindire sindire okuyalım, öğrenelim dedik.... Eh zaman zaman mektuplarında okumak lâzımdı. Her mektubunu okurken satır satır sanki daha önce okumuşum hatta yazmış olsam belki bu kadar icin de hissederdim.... Bir kaç alıntılarındanı bırakayım... Belki birilerinin dikatimi çeker :') ``Seni bensizliğe ve kendimi sana mahkum ediyorum. ``Bir tek kalp varsa yeryüzünde beni seven yine senin kalbindir o... ``Hep böyle kıskançlığımı besliyecek kadar güzel kal. ``Unutma; seni sevdiğim için ölebilirdim, seni sevdiğim için yaşıyacağım. Güzel daha nice duygularda diyorum ümit beyciğim. Sizinle okur kalmak ve daha çok kişi ye vesile olmak dileğiyle... Hatırlatmayım dedi sanki o günü unutacağım dan korkar gibi " 4 kasım " (`Münzevi `)

--reklam--

Sahibini Arayan Mektuplar PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Ümit Yaşar Oğuzcan - Sahibini Arayan Mektuplar kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Sahibini Arayan Mektuplar PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Ümit Yaşar Oğuzcan Kimdir?

Ümit Yaşar Oğuzcan, (22 Ağustos 1926, Tarsus - 4 Kasım 1984), Türk şair.

22 Ağustos 1926 tarihinde Tarsus’ta doğdu. Eskişehir Ticaret Lisesi’ni bitirdi (1946). Türkiye İş Bankası’na girerek Adana, Ankara ve İstanbul’da çalıştı. Halkla İlişkiler Müdür Yardımcısı görevinde iken, hizmette otuz yılını doldurunca kendi isteğiyle emekliye ayrıldı (Haziran 1977). İstanbul’da kendi adını taşıyan bir sanat galerisi kurdu.

Şiire 1940’da Yedigün şairleri arasında başlayan; 1975’te 33 şiir, 4 düzyazı kitabı, 13 antoloji ve biyografik eser, toplam 50 kitap çıkarmış bulunan, şiir plakları, şarkı sözleri ve yergileriyle tanınan Oğuzcan, günümüzün en popüler şairlerinden biridir. Genellikle Faruk Nafiz Çamlıbel duyarlılığında ve aşk, ayrılık, özlem temaları ekseninde çoğalttığı şiirini, 1973’te büyük oğlu Vedat’ın ölmesi üzerine, hayatın boşluğu, ölüm ve acı gibi derinliklere, öz ve biçim yoğunlaştırmalarına yöneltti. Şairlik başarısını, daha etkili, aruzla yazdığı rubailerinde gösterdi.

Kaynak: https://tr.wikipedia.org/wiki/Ümit_Yaşar_Oğuzcan

--reklam--

Ümit Yaşar Oğuzcan Kitapları - Eserleri

  • Şiir Denizi 1
  • Şiir Denizi 2
  • Aşka Dair Nesirler
  • Anılar Düşünceler
  • Taşlamalar Hicivler 1
  • Taşlamalar Hicivler 2
  • Rubailer Dörtlükler
  • Beni Unutma
  • Acılar Denizi
  • Garip Şiirler Antolojisi
  • Bir Gün Anlarsın
  • Sevenler Ölmez
  • Çigan Gözler
  • İki Kişiye Bir Dunya Sahibini Arıyan Mektuplar
  • Yüz Yıl Yanarım Yanmayı Öğrendimse
  • Göbek Davası
  • Karanlığın Gözleri
  • Sözüm Meclisten Dışarı Yergiler
  • Şiirimizde İstanbul
  • Şairlerin Seçtikleri
  • Yeni Dünya Rekoru
  • Akıllı Maymunlar
  • Deniz Musikisi
  • Aşkmıydı O
  • Seninle Ölmek İstiyorum
  • Üstüme Varma İstanbul
  • Halktan Yana
  • Toprak Olana Kadar
  • Sahibini Arayan Mektuplar
  • Avrupa Görmüş Adam
  • En Eski Yalnızlığımdır Aşk Benim
  • Şiirimizde Ayrılık
  • Biraz Kül Biraz Duman
  • Aşık Veysel
  • Mihriban'a Şiirler, Mektuplar
  • Yalan Bitti 
  • Taşlar ve Başlar Yeni Aşk Şiirleri İle
  • Hüzün Şarkıları
  • Sen Aşk Nedir Bilmezdin
  • Aşkımızın Son Çarşambası
  • Sadrazamın Sol Kulağı
  • Önce Sen Sonra Sen
  • Ben Seni Sevdim Mi
  • Şiirle 40 Yıl
  • Şiirimizde Aşk ve Kadın
  • Ötesi Yok - Rubailer

--reklam--

Ümit Yaşar Oğuzcan Alıntıları - Sözleri

  • Umman arayıp, damlayı bulmak ne acı (Rubailer Dörtlükler)
  • SU GAZELİ Köylüsü, taşralısı, eski İstanbullusu İnim inim inliyor bütün İstanbullu su Muslukların ağzını bıçak açmıyor şimdi Bir damla suya hasret çeşmelerin borusu Aylar var ki evlerde hayal oldu yıkanmak Herkesin yüreğinde murdar ölmek korkusu Su pompası bozulmuş, yedeği de yokmuş, ya Duyan diyor: - Allahım bu ne gaflet uykusu Sular İdaresi mi? Yoksa Belediye mi? Söyleyin de bilelim kim bunun sorumlusu Pislikten geçilmiyor bu güzel kentte gayrı Hastalığın her biri kurmuş bir yere pusu Çanları tehlikenin çalıyor ya, duyan yok Her evde saldırmaya hazır mikrop ordusu Yağmurlar yeterince yağmazsa; bu gidişle Olacağız cümlemiz bir ahret yolcusu Köylüsü, taşralısı, eski İstanbullusu İnim inim inliyor bütün İstanbullu su BURASI İSTANBUL ŞEHRİ Burası İstanbul şehri Koca Fatih'in yüzyıllar önce fetheyleyip Türklüğe armağan ettiği şehir O yüzden bir çağı değiştiren Avrupa'yla Asya'yı birleştiren İlk görenin başını döndüren Kanını tutuşturan Ve bağrından nice şairler yetiştiren Bi mislü baha İstanbul'u Nedim'in Fikret'in bin kocadan arta kalan bakiresi Yahya Kemal'in hayal şehri, Aziz İstanbul'u Sait Faik' in ömür boyu yazdığı O güzelim insanlar beldesi Orhan Veli'nin gözleri kapalı dinlediği şehir Şimdi bir yığın çaresiz ve fakir İnsanın doldurduğu Dinmeyen gürültülerin Başlara sürekli bir çekiç gibi vurduğu Tüm insanları sinir hastası Yaşanmaz şehir, unutulmuş şehir Her semtinde gecekonduların mantar gibi bittiği İnsanlarının birbirine savaş ilan ettiği Hor görülmüş şehir, yorulmuş şehir Hoyrat ellerce Ta canevinden vurulmuş şehir BU ŞEHRİ STAMBUL Kİ... Yüzyıllar önce "Bu şehr-i Stambul ki bi mislü bahadır Demiş Şair Nedim Efendi Üstelik "Bir sengine yekpare Acem mülkünü feda eylemiş Şimdi gel gör bakalım Neresi bi mislü bahadır Artık bu şehirde yaşamak Dayanılmaz bir ezadır Delik deşik caddeleriyle Çamur deryası sokaklarıyla Bu şehirde yürümek bile İnsanoğluna bir cezadır Kuyruklar ki uzayıp gider Dükkanların önünde Seyri dahi akıllara sezadır Arama o eski İstanbul efendisini Bulamazsın O, yüzyıllar öncesi görülmüş bir rüyadır Şimdi, şöyle bir çıkıp dolaşırsan En çok duyacağın sözcük Ya "çüştür, ya "ohadır Yanmaz elektrikler günde on saat Musluk akmaz Sorarsın: "Bu ne biçim su Bu nasıl ziyadır? Sis' i Tevfik Fikret' e göre "Bir zulmeti beyzadır Ama, sen bir de İstanbullulara sor O nasıl bir beladır (Şiirimizde İstanbul)
  • dinmeyen gürültülerin başlara sürekli bir çekiç gibi vurduğu tüm insanları sinir hastası yaşanmaz şehir (Sözüm Meclisten Dışarı Yergiler)
  • Birkaç ünüversite bitiren aç geziyor. (Taşlamalar Hicivler 1)
  • Hani o iki kişilik dünyalar bizimdi Hani sen iyiydin Halden anlardın Hani sen git demeyecektin bana Ve ben her şeye rağmen gelecektim.. (Aşka Dair Nesirler)
  • Şair, her yerde her zaman şiiri yaşayan kişidir. Bir bakıma yaşamıyla şiiri birbirine karıştırmıştır, ayrılamaz. Öyle ki yürürken, çalışırken, dinlenirken, düşünürken, soluk alırken öncelikle şiirdir yaşadığı şairin. (Anılar Düşünceler)
  • Durup durup sebepsiz yere ağladığın oluyor mu Gözyaşların bir sel misali boşanıyor mu gözlerinden (Toprak Olana Kadar)
  • Bir kez kimi sevdiyse unutmaz bu yürek Devran kiri, nisyan pası tutmaz bu yürek Birgün o muhabbetten eser kalmazsa Ancak o zaman bir daha atmaz bu yürek. (Yüz Yıl Yanarım Yanmayı Öğrendimse)
  • Deli eden insanı zaman değil, Zamanı unutmamak kahrıdır! (Beni Unutma)
  • her türlü rezalet yoktur işsizlik, sefalet yoktur bu yurtta cehalet yoktur diyenler yalan söylüyor (Sözüm Meclisten Dışarı Yergiler)
  • İŞSİZ GEMİ - Yahya Kemal'in Sessiz Gemisine benzetme - Artık demir almak günü gelmişse iktidardan Onlar ki ne serden geçerler ne de yardan Sallanır bu kalkışta tekmeler ve tokatlar Hiçbiri bilmez her seçim millete neye patlar Yoklamada kaybeden bu sonuçtan elemli Günlerce genel Merkeze gider gözleri nemli Biçare adaylar üzülmeyin ne son seçimdir bu Nice üyelikler var, ne de son geçimdir bu Zavallı seçmenler yolunuzu nafile bekler Bilmez ki dört seneden önce gelmeyecekler Seçilenler memnun ki maaşıyla işinden Birçok seneler geçse ayrılamaz peşinden (Taşlar ve Başlar Yeni Aşk Şiirleri İle)
  • Gözlerimiz kapalı doğduğumuzdan başka Ömür boyu işimiz körebelik değil mi? Şimdi fazla üzmüyor beni kekemeliğim Yaşamak da bir çeşit kekemelik değil mi? (Taşlar ve Başlar Yeni Aşk Şiirleri İle)
  • Gözlerine baktığım zaman susmanın bir sebebi olmalı. Bana kendini anlat. (İki Kişiye Bir Dunya Sahibini Arıyan Mektuplar)
  • Gözlerine baktığım zaman susmanın bir sebebi olmalı. Bana kendini anlat.  Korkularını, dileklerini söyle bana. Aşktan ne bekliyorsun? Dostluk mu? Al, istediğin kadar..Yüreğimi apaçık önüne seriyorum işte! Orada sevdiğin, istediğin ne varsa al, senin olsun. Sana arzularımın ötesinden sesleniyorum.  (Sahibini Arayan Mektuplar)
  • Korkma! Yalnız geldin, yalnız gideceksin... Hüzün şarkıları yalnızlığında başladı, yalnızlığında bitecek. (Hüzün Şarkıları)
  • ".. Bakışlarında beni dinlendiren bir şey var ! Kıyısındaymış gibi en sakin denizlerin....!"(^^).. (Şiir Denizi 2)
  • Pederin bir gafleti Ebenin marifeti Verdiler emaneti Çıka geldik dünyaya. Nerde şekermiş, balmış Acılar bize kalmış Var'ları eller almış Yoka geldik dünyaya. Bugün yarın kaygısı Yarın ölmek korkusu Galiba en doğrusu Şaka geldik dünyaya. (Taşlar ve Başlar Yeni Aşk Şiirleri İle)
  • "Bütün ışıkları kaldırıp attım bir yana Anlamıyor musun Gökyüzü güneş olsa Sensiz karanlıktayım.." (Aşka Dair Nesirler)
  • Görünüşe aldanma, meziyetler sahtedir Bugün iyi sandığın vaziyetler sahtedir Gösterişten ibaret bizde hayırseverlik Gördüğün şaşaalı hamiyetler sahtedir Güvenme bu dünyada kendinden başkasına Tedbirler kafi değil, emniyetler sahtedir Kapladı memleketi her türlü sahtekarlık Sadece fertler değil, cemiyetler sahtedir Her kalpte gizli niyet, her yüzde bir maske var Samimiyetler yalan, resmiyetler sahtedir Arama, hiç kalmadı sahte olmayan bir şey Kemiyetler sahtedir, keyfiyetler sahtedir Sen paradan haber ver, her belgeyi alırsın Diplomalar, pasolar, ehliyetler sahtedir (Taşlamalar Hicivler 1)
  • "Anlamıyor musun?!.. Gökyüzü güneş olsa, sensiz karanlıktayım." (Karanlığın Gözleri)