Kitap Künyesi
Yazar: Marcel Proust
Çevirmen: Roza Hakmen
Orijinal Adı: Contre Sainte-Beuve
Yayın Evi: Doğu-Batı Yayınları
İSBN: 9789758717170
Sayfa Sayısı: 227
--reklam--
Sainte-Beuve'e Karşı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Mucizevi geçmiş zamanın, edebî ziyafetlerin ve kibar âlemlerin en parlak anlatıcısı olan Marcel Proust, edebiyat çevrelerinde mest edici bir zirve noktası sayılır. Yazı ve dile ait akla hayale sığmayan bütün oyunlar, sonu gelmeyen tasvirler, baş döndürücü hassasiyetler ve keskin zekâlar, Proust´un üslubunda toplanmıştır. Proust, uzun ve zor cümleleriyle zamanın ve eşyanın büyüleyici ilişkisini kelimelere aksettirirken, her halükârda duyular dünyasında adeta Platonik güzellikle kabaran bir heykeltıraş olduğunu anımsatıyor.
Proust, Sainte- Beuve´e Karşı´da gündelik yaşamından kesitler sunmanın ötesinde, bir insanın çevresiyle kurabileceği olağanüstü ilişkiyi de gözler önüne seriyor. Proust, Sainte-Beuve etrafında Balzac, Baudelaire, Gérard de Nerval okumaları yapıyor. Bu kitaptaki denemeler aynı zamanda onun sanata ve romana bakışını yansıtan önemli taslaklardır.
Kayıp Zamanın İzinde´yi Proust´a yaraşacak bir mükemmeliyet algısı içerisinde Türkçe´ye kazandıran Roza Hakmen, çevirinin sanatlar içerisinde nasıl bir sanata dönüşebileceğini de gösteriyor. ...
--reklam--
Sainte-Beuve'e Karşı Alıntıları - Sözleri
- "Ama aslında geçmişin şaheserlerini yorumlayabilmek, bu eseri dışarıdan, saygılı bir mesafeden, akademik bir hürmetle değil, ancak yazarın bakış açısından incelemekle mümkündür. Edebî çalışmanın dış koşullarının son yüzyıl boyunca değişmiş olması, edebiyatçılığın daha fazla zaman ve emek gerektiren, başka faaliyetleri dışlayan bir meslek haline gelmiş olması mümkündür. Ama bu çalışmanın içsel, zihinsel kuralları değişmiş olamaz."
- "... sırrını en sevdikleri insanlardan bile saklamak zorundadır; bu lanetli soy İsrailoğulları gibi ezilir, ..... kadınlar gibi kolaylıkla her konuda parlar, kadınlar gibi hiçbir konuda mükemmele ulaşamazlar;..."
- "Sainte-Beuve' ün yanlış tanıdığı çağdaşlarından biri Balzac' tır. Kaşlarını çatıyorsun. Ondan hoşlanmadığını biliyorum. Bu konuda tamamen haksız sayılmazsın. Duyguları o kadar bayağıdır ki, hayat onu yüceltememiştir..."
- "Bir eser benim gözümde hâlâ yaşayan bir bütündür; daha ilk satırda onunla tanışır, saygıyla dinler, onunla birlikte olduğum sürece seçmeden, tartışmadan ona hak veririm."
- "... Dolayısıyla o, kendini zavallı bir adam olarak görür ve bir dükün evine davet edilmeyi, Académi ödülü almayı büyük onur kabul eder. Eğer bu alçakgönüllülük samimiyetinin ve eserinin koşuluysa, o alçakgönüllüğe şükürler olsun."
- "Toplumun ve tecrübenin yüklediği anlamıyla hayata, yani aşkın geçici olduğunu, bir gençlik hatası olduğunu, hırs ve tenselliğin aşkta büyük payı bulunduğunu, günün birinde bu kadar önemsenmeyeceğini vs. herkesin kabul ettiği hayata dair bu kadar gerçek bir duyguyu uyandırabilmek için, ..., özne bakışla ideal bir âşık olan kişiyi duygusuz bir maceraperest gibi göstermek için, belki de yazarın en soylu duyguları en bayağı biçimde algılaması bir avantaj, hattâ temel koşuldu; öyle ki, bir hayatın mutluluk hayalinin gerçekleşmesini resmederken, bu evliliğin sosyal avantajlarından söz ediyordu..."
- "Bir eseri ilk kez okuduğumuz nüshalar, bir kadını ilk kez içinde gördüğümüz elbise gibidir, bize o sırada kitabın gözümüzdeki anlamını, bizim onun gözündeki anlamımızı ifşa ederler."
- "... manevi kişiliğimiz de, üst üste birçok benlikten oluşur. Bu belki fazladan birer gökyüzüne sahip olan şairler için daha anlamlı bir durumdur: dehalarının göğüyle akıllarının, iyiliklerinin, gündelik inceliklerinin göğü arasındaki nesir göğü."
- "Zavallı Baudelaire hayatı boyunca herkesin aşağılamasına karşı savaşmak zorunda kalmıştı ama Aydınlık zihninin müthiş şimşekleri Öfkeli halkları gözünden gizlerdi"
- "... Balzac'ın incelikli doğruları sosyete hayatının yüzeyselliğinden devşirilmiştir ve hepsi de oldukça geneldir; öyle ki, çok uzun zaman sonra, Ne kadar doğru! deriz."
- "Baudelaire' i pek fazla sevmemeni anlıyorum. Tıpkı Stendhal'in mektuplarındaki gibi onun da mektuplarında ailesine ilişkin acımasız cümleler buldun. Acımasızlık şiirlerinde de vardır, sonsuz bir duyarlılıkla yan yana; öylesine kayıtsızca sunduğu, alay ettiği acıları en hassas noktalarına varıncaya kadar yaşadığı hissedildiğinden, bu katılığı iyice şaşırtıcıdır. Hiç şüphe yok ki, Yaşlı Kadıncağızlar gibi eşsiz bir şiirde, yaşlı kadınların çektiği tek bir acı yoktur ki Baudelaire' in gözünden kaçsın..."
- "Diyebiliriz ki en iyiler, en akıllılar, bu biçimde Kötülük Çiçekleri' ni, Kırmızı ve Siyah' ı, Duygusal Eğitim' i yazdıkları -...- çerçeveden çabucak aşağı inip bir Sainte-Beuve' ün, bir Mérimée' nin, bir George Sand' ın sahte üstünlüğünü saygıyla, hesapçılıkla, zarif kişilikleri ya da dostlukları nedeniyle kabul etmişlerdir."
- "... Çünkü onun için var olmakla mutlu olmak arasında fark yok. Ve her biri onu mutlu etmeye yeten bu ideal kitap arasında daha da yüce bir bağlantı bulursa, mutluluğu daha da artıyor. Çünkü o, özelin içinde hiç vakit geçirmeden tekrar yüzmeye ve yaşamaya başlıyor. Sadece genelle yaşıyor, genel onu canlandırıp besliyor, özelde ise hemen ölüyor..."
- "... Balzac, okurun karşısına bir azize çıkarması gerektiğini bilir. Ama bir azizenin nazarında bile toplumda başarı kazanmanın en yüce hedef olmadığını hayal edemez. Sevdiği kadın gibi hayran olunacak bir yaratıkla samimiyetin sağladığı yararları kız kardeşine ve yeğenlerine methederken, onlara mükemmeliyet diye aktarabileceği şey, yaş, mevki, vs. farkının yarattığı mesafeyi belirleyip korumayı bilen bir davranış asaletinden, ayrıca elbette birkaç tiyatro bileti, "Italiens, Opéra ve Opéra-Comique biletleri" nden ibarettir."
- "Bazı bakımlardan dağınık bir üslubu korumuş olan Balzac' ın, kahramanlarının dilini nesnelleştirmeye çalışmadığını veya nesnelleştirdiğinde sık sık özelliklerini belirtmekten kendini alamadığı sanılabilir. Oysa tam tersi doğrudur..."
--reklam--
Sainte-Beuve'e Karşı İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Podcast: Sainte-Beuve'e Karşı, Marcel Proust: Podcasti dinlemek için YouTube linki: https://www.youtube.com/watch?v=QgPvNRGgAOA&t=46s Selam kitapçokseverler. Bu bölümümüzde üslubuyla kalemine hayran bırakan yazar Marcel Proust'un, göstergebilimci ve eleştirmen Mehmet Rifat tarafından hazırlanan Edebiyat ve Sanat Yazıları'nı, Marcel Proust ya da Bir Roman Yaratmak yapıtını ve Proust'un Sainte-Beuve'e Karşı eserini konuşuyoruz. Edebiyat Yazıları'nda Flaubert, Baudelaire, Chateaubriand, Goethe, Dostoyevski, Tolstoy, sembolist şairler ve şiir hakkında Proust'un yorumlarını ve Sanat Yazıları'nda Chardin, Rembrandt, Watteau, Moreau, Monet gibi ressamlara, Saint-Saëns, Reynaldo Hahn gibi müzisyenlere dair Proust'un fikirlerini, onun üslubuna etkileri hakkında sohbet ediyoruz. Marcel Proust ya da Bir Roman Yaratmak yapıtı çerçevesinde roman türünde devrim yaratan Proust’un ve Kayıp Zamanın İzinde adlı başyapıtı ve romana dair görüşleri hakkında fikirlerimizi paylaşıyoruz. Son olarak Proust'un Sainte-Beuve etrafında Balzac, Baudelaire, Gérard de Nerval okumalarını, onun sanata ve romana bakışını yansıtan yazıları üzerine tartışıyoruz. Keyifli dinlemeleriniz olması dileğiyle. (Okur Sohbetleri)
Modernizmi benimseyen sanatçılarda varoluşçuluk akımının etkileri görülür. Varoluşçuluk bireyin kendi özünü bulması gerektiğini, hür olmanın son derece önemli olduğunu, kişinin geleceğini kendisinin verdiği kararların oluşturduğunu ve bu yüzden bireyin kendini sorgulaması gerektiğini, kendi değerini bulmasının ihtiyaç olduğunu savunur. Burjuva toplumuna karşı isyancı yaklaşımı benimser. (Muhammed Siyah)
Marcel proustun bu eserini okumuştum ilk okuyusumla hiç bir şey anlamıştım ama ikinci defa da okuyacam zira okumaya ilk mektuplarından başladım çok süper bir adam büyük bir edebiyatçı rolünü bu kitaplarda görebiliyoruz. (Ahmet Yalçınkaya)
--reklam--
Sainte-Beuve'e Karşı PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Marcel Proust - Sainte-Beuve'e Karşı kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Sainte-Beuve'e Karşı PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Marcel Proust Kimdir?
Fransız modern edebiyatının temsilcilerinden Marcel Proust, 10 Temmuz 1871'de, Paris yakınlarındaki Auteuil'de doğdu. Babası varlıklı bir profesör olan Adrien Proust ile annesi Jaenne Weil tarafından Paris'te büyütülen Marcel Proust, 10 yaşına geldiğinde bir astım krizi geçirdi ve bundan sonraki yaşamında hastalıkların pençesinden kurtulamadı. Hastalığına rağmen okulunu başarılı bir öğrenci olarak tamamladı ve askeri hizmetinden sonra Siyasal Bilgiler Fakültesi'ne girdi. Bir yandan üniversiteye devam eden Proust bir yandan da Sorbonne'da felsefeci Henri Bergson'un derslerine katılıyordu. Ailesinin maddi varlığı nedeniyle rahat yaşamı garanti altına alındığından, mesleki bir eğitime gerek duymayan Marcel Proust, tüm zamanını küçüklükten beri ilgi duyduğu yazarlığa ayırmaya karar verdi. Düzyazıları ve makaleleri 1892 yılından itibaren çeşitli dergi ve gazetelerde yayınlanmaya başladı.
1895'ten itibaren Eğitim Bakanlığı'nda çalışmaya başlayan Marcel Proust, Bakanlık'ta kaldığı beş yıl içinde Hazlar ve Günler adlı öykü kitabını yazdı. Gerek eleştirmenler gerekse okur tarafından pek başarılı bulunmayan bu eser bir anlamda yazarın bundan sonra ele alacağı konuların açıklanması açısından önem taşıyordu: Yabancılık çekilen bir dünyadaki yalnızlık ile kendi kimliğinin arayışı içindeyken aşk, hastalık ve zamanın etkileri.
Proust, ilk kitabının ardından sekiz yıl boyunca bir kitap üzerinde çalıştı. Kitabı tamamlamasına çok az bir zaman kala uğradığı hayal kırıklığı nedeniyle sekiz yıllık uğraşının ürünü kitabını yırttı ancak onu atamadı. 1952'de Jean Santeuil adı altında yayınlanan bu kitap yazarın başyapıtı olarak değerlendirilen Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde/Kayıp Zaman İzinde adlı romanın bir tür hazırlık çalışması olarak değerlendirildi. Jean Santeuil'in odak noktasının anlatıcının subjektif öyküsü oluşturmuştur. Yazar bu eseriyle geçmiş olaylarla ilgili duyguların içinde bulunulan anda yaşanılanlardan daha kuvvetli olduklarını kanıtlamak istiyordu. Düşüncelerini vurgulamak için her şeyin tekrarlandığı bir anlatım biçimi uyguladı. İlk anlatılanda olayların gerçekten olup bittiği zamanı diğerinde ise akılda kalanları anlatıyordu.
1903 yılında babasını kaybeden ve annesiyle birlikte yaşayan Marcel Proust'un yaşamındaki en önemli olaylardan biri 1905'te annesi Jaenne Weil'i kaybetmesidir. O tarihte 34 yaşına giren eşcinsel yazar için annesi hayatının en önemli kadınıydı. Geçirdiği sinir buhranlarından ve gördüğü tedavilerin ardından Proust, deneme yazılarında önemli edebiyatçıları ve felsefecileri inceledi. Bunların başında çalışmalarını Fransızca'ya çevirdiği John Ruskin ve eleştirilerinin hedefi olan Charleb Augustin Sainte-Beuve geliyordu. Aynı dönemde üzerinde çalıştığı Bergson'un bilgi kuramı, Proust'un anlatım tekniğini düzeltmesindeki en önemli etkendir. 1908'de kaleme almaya başladığı ancak 11 yıl sonra yayınlanan Taklitler ve Seçmeler adlı yapıtı başyapıtı için ön çalışma oldu.
1908'den sonra tamamen inzivaya çekilerek hiç ara vermeksizin yedi bölüme ayırdığı Geçmiş Zaman Peşinde adlı dizi romanı üzerinde çalıştı. Bu roman 1927'ye kadar 15 cilt ve yedi bölüme ayrılmış olarak yayınlandı. 1913 Swannların Semtinde çıktıktan sonra onu izleyen diğer bölümler; Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde, Guermanteslerin Semtinde, Sodom ve Gomorra, Mahpus Kadın, Kaybolan Albertine, Yeniden Kazanılan Zaman yayınlandı.
Otobiyografik bir havanın estiği bu roman dizisinde birbirine paralel iki düzlem bulunmaktadır. Proust'un yaşantısından alınan tek tek epizotlar, burjuvazinin tam bir tablosu ve en ince ayrıntılara kadar araştırıp anlattığı aristokrasinin çöküşü olarak yoğunlaşır. Proust bunu yaparken şimdiki zamana ve geçmişe ait bilinç içindekileri çağrışımlı olarak birleştirmek amacıyla olayları kronolojik bir sıraya koymadı. Geçmiş zaman anımsama yoluyla ve birinci şahıs olarak öyküyü anlatan kişinin içsel birliğine uyan kayboluşu zaman yeniden kazanılmaktadır. Sürekli geriye bakışlarla yaşam daimi bir dolaşım halindedir. Roman dizisinin sonunda şair yani Proust, kendi yaşantısını anlatan romanı yeniden yazmaya karar verir. Yazar anlattığı düşünceleri doğrudan doğruya yansıtabilmek için edebi teknik olarak iç monoloğu kullanmıştır. Benliğin zaman içindeki psikolojik değişimi ile güncel ve eski olayları bir bütün haline getirerek insanın ruhsal yaşantısını işleyen Marcel Proust, 18 Kasım 1922'de, Paris'te yaşamanı yitirdi.
Eserleri
Roman: Swannların Semtinde (Du cote de chez Swann, 1913), Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde/Geçmiş Zaman İzinde (A la recherche du temps perdu,1918), Guermanteslerin Semtinde (Le cote du Guermantes, 1920), Sodom ve Gomorra (Sodome et Gomorrhe, 1921), Mahpus Kadın (La prisonniere, 1923), Kaybolan Albertine (Albertine disparue, 1925), Yeniden Kazanılan Zaman (Le temps retrouve, 1927), Taklitler ve Seçmeler (Pastiches et melanges, 1919)
Öykü: Hazlar ve Günler (Les plaisirs et les jours, 1896)
--reklam--
Marcel Proust Kitapları - Eserleri
- Hazlar ve Günler
- Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde
- Okuma Üzerine
- Kayıp Zamanın İzinde
- Swann'ların Tarafı
- Guermantes Tarafı
- Sodom ve Gomorra
- Mahpus
- Albertine Kayıp
- Yakalanan Zaman
- Sainte-Beuve'e Karşı
- Swann'ın Bir Aşkı - I
- Edebiyat ve Sanat Yazıları
- Swann'ın Bir Aşkı
- Üst Kat Komşusuna Mektuplar
- Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde - I
- Swann'ın Bir Aşkı - II
- Aşk Karşılıklı İşkencedir
- Kayıp Zamanın Etrafında
- Kibarlar Âlemi - Kayıp Zamanın İzinde
- Lemoine Vakası
- Prenses'e Mektuplar
- Swann'ların Tarafı - Combray
- Kalan Son Güzel Kağıdım
- Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde - II
- Swann'ların Tarafı - Memleket İsimleri: İsim
- Kıskançlık
- Swann'ların Semtinden 2. Cilt
- Vikont’un Ölümü
--reklam--
Marcel Proust Alıntıları - Sözleri
- ".. hangi aşkın yarası Öldürdü sizi terk edildiğiniz o sahillerde!” ______ (Hazlar ve Günler)
- Hayatta önemli olan, neyin sevildiği değil, sevmektir. (Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde - I)
- Kuşlar gelene dek ağaç, panjurları kapalı, boş, ölü bir ev gibidir. (Kayıp Zamanın Etrafında)
- "Ya acı çekmekten ya da sevmekten vazgeçmeliydim." (Kıskançlık)
- “Saçma sapan izler peşinde değerli zamanlar yitirirken hiç farkına varmadan gerçeği ıskalarız.” (Kıskançlık)
- Bizler, başkaları için konuşup kendimiz için susarız. Ayrıca sessizlik, konuşmanın aksine kusurlarımızın ve yapmacıklığımızın izlerini taşımaz. (Okuma Üzerine)
- Kıskançlık, bir türlü kovulamayan, türlü türlü biçimlerde hortlayan bir iblistir. (Kıskançlık)
- Ne yazık ki onları kendi içimde aramak zorundaydım, çünkü insanları değiştiren zaman, onların içimizde sakladığımız suretlerini değiştirmez. _____ (Yakalanan Zaman)
- İnsanın birini kendine âşık edebilmek için ne içtenlik göstermesine hatta ne de yalanı iyi kıvırabilmesine ihtiyaç var. Burada aşk derken karşılıklı bir işkenceden bahsediyorum. (Kıskançlık)
- Başkalarının ne düşündüğünden bana ne? Duygulara ilişkin konularda başkalarıyla ilgilenmek bence çok abes. İnsan kendisi için hisseder, elâlem için değil. (Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde)
- .. Araba beni, tek gerçek olduğuna inandığım, beni gerçekten mutlu edebilecek şeyden uzağa sürüklüyordu; hayatım gibi. _____ (Kibarlar Âlemi - Kayıp Zamanın İzinde)
- (...) çünkü aşkla ölüm birbirine benzer; her ikisi de bizi gerçekliğini kavrayamamaktan korktuğumuz kişiliğin sırrını daha derinlemesine sorgulamaya iter. (Swann'ın Bir Aşkı - II)
- Bütün iyi kitapları okumak, bu kitapların yazarı olmuş geçmiş yüzyılların en değerli insanlarıyla konuşmak gibidir. (Okuma Üzerine)
- Hor görülseler bile fikirlerin,sokuldukları zihinlerde hemen ölmediklerini,etkilerini orada sürdürdüklerini biliyorum… (Prenses'e Mektuplar)
- "Mutluluğumuz sadece kaygımızın bitişine bağlıdır." (Albertine Kayıp)
- "Allah hikmeti dilediğine verir." Bakara 269 (Üst Kat Komşusuna Mektuplar)
- Kitaplarımızda genel olarak bahsettiğimiz şeyler bizde ilhamı neyin tetiklediğini gösterir, çok geçmeden zihnimize bütün gücüyle hakim olan şeyi görürüz. (Edebiyat ve Sanat Yazıları)
- Tıpkı bazı mutluluklar gibi bazı felaketler de fazlasıyla gecikirler ve bir süre önce gelseler içimizde ulaşacakları boyuta ulaşamazlar. (Albertine Kayıp)
- "Soluk aynalar ve sönmüş alevler" en değerli lütuf; ve kuşkusuz hâlâ o aleve boyun eğerek (bu defa Baudelaire'den değil Hugo'dan bir alıntı: "O (kadın) yarı canlıydı, ben yarı ölü") (Prenses'e Mektuplar)
- “Çoğunlukla nefret ederiz kendimize benzeyenden, kendi kusurlarımızı dışarıdan görmek bizi çileden çıkarır.” (Kıskançlık)
Yorumlar
0 yorum