Kitap Künyesi
Yazar: Jennifer L. Armentrout
Çevirmen: Serkan Göktaş
Orijinal Adı: Obsession
Yayın Evi: Dex Yayınevi
İSBN: 9786050917734
Sayfa Sayısı: 352
--reklam--
Saplantı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Luxenler ve Arumlar, Lux serisinden bağımsız da okunabilecek Saplantı'da çok daha baştan çıkarıcılar.
Ukala, zorba ve tapılası bir adam. Korunmaya muhtaç, küfürbaz ve ateşli bir kadın.
Hunter acımasız bir katil. Devlet için kötü adamları öldüren bir uzaylı. Işığın çocukları Luxenleri yok etmek için doğmuş bir Arum. Yaptığı işten de çok memnun, ta ki, bir insanı korumak zorunda bırakılana dek.
Serena, en yakın arkadaşı, senatörün oğlunun doğaüstü bir varlık olduğunu söylediğinde, ona inanmamıştı. Kim inanır ki? Ne yazık ki sonrasında korkunç bir olaya şahit oldu.
Hunter ve Serena, ateş ve barut gibi… Bir arada olmaları çok tehlikeli…
Sonunda Hunter yapmaması gerekeni yapıyor. Hem de defalarca.
--reklam--
Saplantı Alıntıları - Sözleri
- Sabır, anlam veremediğim bir erdemdi.
- Herkes dünyayı yönetmek istiyor ama sadece neyin önemli olduğuna dair kendi fikirlerine göre
- Mutlak güç hakkında ne derler bilirsin. “Mutlak bir yozlaşmayı doğurur.”
- "Hayatımda hiç bu kadar hayal kırıklığına uğramamıştım. Gel gör ki buna sebep olan bir insan bile değildi uzaylıydı. En azından artık erkek türünün hangi gezegenden gelirse gelsin "Öküz" olduğunu öğrenmiştim."
- "Sabır, anlam veremediğim bir erdemdi."
- Kabarık koyu kahverengi saçları alnına dalga dalga dökülmüştü. Neredeyse(?) Hunter kadar uzun boyluydu ve bu da onu dev gibi bir yaratığa dönüştürüyordu ama Hunter kadar yapılı değildi(!?). Yüzüne gelirsek... Vay canına, bu güzelliği anlatacak kelime bulamamıştım... ... Yabancı insanın aklını başından alacak kadar çekiciydi. ... Luxen'in gözleri irice açıldı ve ürkütücü parlaklıkları kaybolunca sıra dışı yeşillikteki gözleri ortaya çıktı; o kadar parlak ve derindiler ki bana baharda yeşeren çimenleri anımsatmışlardı. ... Burada isim vermesine gerek olmadan Daemon aşkım olduğunu anlayıp çığlık attığım ve daha büyük bir hevesle okuduğum doğrudur. Her ne kadar Hunter'ı da sevsem de kimse Daemon BLACK olamaz.
- Gerçektende mutluluk hayattaki küçük ayrıntılarda gizliydi...
--reklam--
Saplantı İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Yıllar yıllar önce Lux serisini okumuştum ve çok sevmiştim. Lux serisi ile bağlantılı olduğu için Saplantı' yı da okumalıyım demiştim. Aradan yıllar geçti ve ben şimdi okuyabildim. Saplantı, Lux serisinin yan kitabı diyebiliriz. Lux serisinde Luxenleri anlatırken, bu seride ise Arumları anlatıyor. Peki kimdir bu Arumlar? Arumlar, Luxenler avlayarak yaşayan uzaylılar. Luxen ve Arum savaşı çok eskiye dayanıyor. Birbirleri ile savaşarak dünyalarını mahvettikten sonra dünyaya gelmişler. Bazı Arumlar hükümetle anlaşıp Luxenlerle ilgili olaylarda avcılık yapıyorlar diyelim. Hunter da hükümet ile anlaşan Arumlardan biri. Yeni görevi arkadaşının trajik ölümüne şahit olmuş Serena'yı korumak. Tabiki ikisi de birbirini görür görmez çok etkileniyorlar. Aynı evde yaşamaya başlayınca aralarındaki çekim iyiden iyiye artıyor. Kitabın odak noktası onların arasındaki tutkuydu. Lux serisine göre yetişkin içerik olduğunu söylemeliyim. Arada aksiyon, heyecan vardı ama daha çok Hunter ve Serena arasındaki ilişki ön plandaydı. Yazarımızın diğer kitapları gibi akıcıydı ve sürükleyiciydi. Yazarımızı hem üretken hem başarılı buluyorum. Hangi konuda yazarsa yazsın bir şekilde beni hikayenin içine çekip bir çırpıda bitirmeli sağlıyor. Son olarak kitabın kapağı çok kötü onu da söylemeden geçemeyeceğim. Herkese iyi okumalar. (Victra)
Lux serisini zamanında çok beğenerek okurdum, hala da ara ara döner özlemimi gideririm. Kitap okumamın en büyük sebeplerinden biridir. Bu kitapta lux serisinde "kötü" olarak tasfir edilen Arumları okuyoruz çoğunlukla. Aslında kötülerin saf kötü, iyilerin saf iyi olmadığı güzelce gösterilmiş; bu durumu sevdiğimi belirtmeliyim. Çok kısa olsa da Deamon a da merhaba diyoruz. Kitabın en büyük sorunu şu ki, bu kitap lux serisinin yan kitabı ve lux serisi genç yetişkin yani genelde yaş grubu küçük kişilerin okuduğu bir seri. Bu kitapsa tamamen bir yetişkin kitabı, kesinlikle o yaş grubuna uymadığını belirtmem gerekiyor. Gerçi şunu da belirtmeliyim ki içerik, olay bakımından da eksik tutulduğu için herhangi yetişkin ve belirli bir okuma düzeyi olan okuru da doyurucu kalite de detay barındıran bir kitap değil. Lux serisini zamanında okuduysanız, bir tık büyüdüğünüzde eskiyi yâd etme namına okunabilir diye düşünüyorum. Aslında içeriği üzerine biraz daha düşünülüp detaylandırılsaymış güzel bir kitap. Karakterler de insanı çeken, okutan bir hava var. Özellikle Serena' nın erkeğin her dediğini yapmama olayını baya sevdim, zaten niye kitaplarda erkeğin her dediği doğrudur algısı var anlamış değilim. Tamam sevdiğini korumaya çalışıyor olabilir ama yine de mantıksız. Bunları okuyan zihinler, bu olayı normal karşılayıp ilerde ezilen karakterler olabileceği yazarlar tarafından düşünülemiyor mu acaba? Güçlü kadınlar için öncelikle güçlü kadın karakterler istiyoruz, yazarlar duyun sesimizi!! Neyse çok uzattım güzel çerezlik bir kitaptı, ayrıca lux serisini bilmiyorsanız da çok bir şey kaybetmezsiniz çünkü seriden bağımsız da okunabilecek bir kitap. Sevgiler.. (Elzy)
--reklam--
Saplantı PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Jennifer L. Armentrout - Saplantı kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Saplantı PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Jennifer L. Armentrout Kimdir?
Jennifer Batı Virgina’da, Martindburg şehrinde yaşıyor. Onun hakkında duyduğunuz her söylenti doğru değildir. Yazım işiyle yoğun olarak ilgilenmediği zamanlarda kitap okuyarak, egzersiz yaparak, berbat zombi filmleri izleyerek, yazıyormuş gibi yaparak, kocası ve Jack Russel köpeği Loki ile vakit geçiriyor.
Yazar olma hayali, vaktinin büyük bir kısmını kısa hikâyeler yazarak geçirdiği matematik derslerinde başladı. Bu, matematikten kötü notlar almasının da en büyük sebebidir. Jennifer genç okurlar için paranormal, bilim-kurgu, fantezi ve modern aşk hikâyeleri yazıyor. Ayrıca J. Lynn takma adıyla yetişkinler için aşk romanları da yazıyor.
--reklam--
Jennifer L. Armentrout Kitapları - Eserleri
- Obsidiyen
- Oniks
- Opal
- Köken
- Direniş
- Melez
- Safkan
- Tanrı
- Apollyon
- Avcı
- Kimi Öptüğüne Dikkat Et!
- Hep Seni Bekledim
- Sağdıç
- Saplantı
- Kime Dokunduğuna Dikkat Et!
- Kış Güneşi
- Kan ve Külden
- Kimi Seçtiğine Dikkat Et
- Bodyguard
- Oyuncu
- Unutuluş
- Lanetli
- Geri Dönüş
- Hep Seni İstedim
- Güç
- Paramparça
- Mücadele
- Sonsuzluğun Sonuna Dek
- Ölene Dek Beraberiz
- En Karanlık Yıldız
- Cesur
- A Kingdom of Flesh and Fire
- Kehanet
- The Crown of Gilded Bones
- Ya Yarın Yoksa
- En Aydınlık Gölge
- The War of Two Queens
- Elixir
- A Shadow in the Ember
- Hold Om Mig
- Trust İn Me
- Scorched -
- The Dead List
- Forever with You
- Fall With Me
- Fire In You
- Stay with Me: A Novel
- The Queen: A Wicked Novella
- The Prince: A Wicked Novella
- The King: A Wicked Novella
--reklam--
Jennifer L. Armentrout Alıntıları - Sözleri
- "Orada dikilip duracak mısın yoksa gerçekten bir işe yarayacak mısın?” diye söylendi Tink, Ren’e. “Benim için kutuları yerden alır mısın?” “Tink,” diye çemkirdim. “Kutuları ben alırsam, onları bahçeye fırlatıveririm,” dedi Ren. Tink ellerini yanaklarına vurarak aniden geriye sıçradı. “Buna cesaret edemezsin.” “Hem de öyle bir ederim ki.” “Ah, Tanrım,” diye homurdandım, Ren’in etrafından dolaşarak. Kutuları yerden alıp içeri taşıdım, sonra da kanepeye fırlattım. “Dikkat et!” diye ciyakladı Tink. “İçlerinde paha biçilemez, kırılacak şeyler olabilir.” Ren arkasından kapıyı kapatırken, havada süzüldü. “Ve sen! Sen kutuları bir hanıma taşıttın.” Gözlerimi devirdim. Ren gürültülü bir nefes verdi. “Tanrım; çok sinir bozucusun.” “Ne olmuş?” Tink kanatları hararetle havayı döverek, kanepeye doğru uçtu. “Ben lastiğim, sen yapışkan!” Ren ufaklığa doğru döndü. “Ne?” “Ne söylersen söyle benden sekip gelir sana yapışır!” (Paramparça)
- “Beni kalbimden bıçaklayacak mısın? Tekrar?" "Neden bileğimi bırakıp öğrenmiyorsun?" "Bu kulağa evet gibi geliyor.” (A Kingdom of Flesh and Fire)
- "Alexandria'nın Apollyon olması beklense de sizin kaderinizde hep çok daha fazlası olmak vardı." Karina bana baktı. "Kabullenmesi güç olabilir fakat bunu kabullenmeniz gerekiyor." "Yoda gibi konuşuyorsun," diye mırıldandım. "Anlamadım?" "Önemli değil." (Mücadele)
- Kendimi nasıl hissetiğimle ilgili konuşmak konusunda hiç iyi değildim. Kahretsin, kendimi nasıl hissettiğim hakkında düşünmekte bile iyi değildim. (Melez)
- “Nasıl cadaloz bir şeysin sen böyle,” (Hep Seni Bekledim)
- “Öyle güzelsin ki, Layla. Sonsuzluğun geri kalanında bakabileceğim bir şey seçme imkanım olsaydı seni seçerdim.” (Kimi Seçtiğine Dikkat Et)
- "Aptal aptallık yapandır..." (Hep Seni İstedim)
- “I’m not afraid of her,” I whispered to my reflection. “I’m a Queen. I’m a god. I’m not afraid of her.” (The War of Two Queens)
- “Aşktı bu; aşk değiştirebilirdi insanları.” (Kimi Seçtiğine Dikkat Et)
- Kitaplar. Kitaplar her yerdeydi. Beş adet kitap düzgünce kanepenin köşesine dizilmişti. iki tane de sehpanın üstünde duruyordu. Bir tanesinin içinde parlak bir ayraç vardı. Diğer sehpada üç kitap daha. Bir tane de televizyon sehpasının üstünde. O kitaba da bir ayraç konmuştu. İki kitap birden mi okuyordu acaba? Yoksa daha da mı fazla? Ben bir taneyi zar zor okurken... (Unutuluş)
- Yıldızlar... ne kadar güzel olsalar da, çok uzaktaydılar (Hep Seni Bekledim)
- “Seninleyken kendimi bir canavar gibi hissetmiyorum. Öyle olduğumu unutuyorum. Bana bunu hak ettirmeyen şeyleri yaptığımı unutuyorum.” (Geri Dönüş)
- Bazen… bazen sanki bir tuzak kurulmuş da hepimiz dörtnala koşup tuzakla düşmüşüz gibi geliyordu. (Opal)
- She was hugging me, and I didn’t know how to respond to that for several seconds. My senses were overloaded as I lifted my arms and wrapped them around her, returning the gesture stiffly. The hug felt awkward and strange…but then it felt like something wonderful. Ezra embraced me—squeezed me tightly—and then let go. “I love you, Sera.” Overwhelmed, I watched her step back and smile shakily. I stood there as she turned and made her way back to the carriage. I didn’t breathe until she was inside. I swallowed thickly, briefly closing my eyes. “I love you, too,” I whispered. (A Shadow in the Ember)
- I loved him. I was in love with him, even though that love had been built on a foundation of lies. I loved him even though there was so much I didn’t know about him. I loved him even though I knew I was a willing pawn to him. (A Kingdom of Flesh and Fire)
- Korku zayıflık değildir. Sadece üstesinden gelmen gereken bir durumun işaretidir. (Tanrı)
- Herkes rahat olabilir. Buraya kargaşa çıkarmaya ya da çatıyı başınıza yıkmaya gelmedim." "Nasıl?" diye mırıldandı Deacon. "Sen nasıl..." "Uzun hikâye ve içimden açıklama yapmak gelmiyor hiç." (Mücadele)
- "Biliyor musun?" Aiden'a meydan okuyan bir bakış fırlattım. "Gidelim. Hadi, Seth. Âşık kavgamıza devam edelim biz." Duvardan ayrılan Seth tek kaşını kaldırdı. "Evet, aşkım, bu kulağa çok hoş geliyor. Hançeri unutma da gözümü oyabilesin" (Safkan)
- Aiden boğuk bir kahkaha atıp Alex'e baktı. Alex ona güven telkin eden bir gülümsemeyle karşılık verdi. İkisinin hemfikir oldukları belliydi. Zihinleri ve ruhları birbirine bağlıymış gibi. (Güç)
- “I need you,” he groaned against my lips. “I need you, Poppy.”“You have me,” I told him, echoing the words I’d said to him once before. Now, they felt like an unbreakable vow. “Always.” “Always,” he repeated. (The Crown of Gilded Bones)
Yorumlar
0 yorum