Kitap Künyesi
Yazar: Serdar Özkan
Yayın Evi: Artemis Yayınları
İSBN: 9786053041481
Sayfa Sayısı: 160
Sarıl Bana Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Herkes önce ben diyor, kendi isteği olsun istiyor, ancak zorunluluktan ya da bir menfaat beklentisiyle kendi isteğinden feragat ediyordu. Peki böyle mi olmalıydı?
"O anda bir his doğdu kalbime. Bütün insanlığın ruhu tekti ve farklı bedenlerde hapsolmuş bu ruh, ne zaman farklı bir beden görse, ona, Sarıl bana! diye haykırıyordu sanki. O, karşısındaki bedenin içindekinin kendisinden başkası olmadığını biliyordu çünkü. Kendisiyle birleşmeden, kendisiyle buluşmadan huzura eremeyeceğini biliyordu. Bölünmüşlüğe, ayrılığa dayanamıyordu. İkiliğe dayanamıyordu. Bütün varlık birdi çünkü. Allah birdi. Gözler bunu göremese de, ruh, gözlerin göremediğini görüyor ve bunun için karşısındakine "Sarıl bana!" diye haykırıyordu. Kendisiyle tekrar buluşmak için."
44 dilde 100'ü aşkın ülkede okunan Türk romancı Serdar Özkan'ın kaleminden… Kalplerimizin, ruhlarımızın hiçbir dönemde olmadığı kadar ayrı düştüğü, bölündüğü, ötekileştirildiği şu günlerde, birlik, bağlılık ve sevgi üzerine bir solukta okuyacağınız yeni bir roman.
"Serdar Özkan ismi şimdiden Paulo Coelho, Richard Bach ve hatta Antoine de Saint-Exupéry ile birlikte anılıyor."
-Corriere della Sera, İtalya-
Sarıl Bana Alıntıları - Sözleri
- Bu yaşa geldim içimde bir çocuk hâlâ Sevgiler bekliyor sürekli benden. İnsanın bir yanı nedense hep eksik Ve o eksiği tamamlayayım derken Var olan aşınıyor azar azar zamanla. Anamın bıraktığı yerden sarıl bana. Anıların kar topluyor inceden Bir yorgan gibi geçmişimin üstüne. Ama yine de unutuş değil bu Sızlatıyor sensizliği tersine. Senin kim olduğunu bile bilmezken. Sevgiden caydığım yerde darıl bana.
- Öyleyse dinle Allah'ım. Zaten bildiğin şeyleri bir kez de benden dinle. Çünkü sıkıntılar anlattıkça hafifler. Hüzün paylaştıkça dağılır. Ve ben, beni senden daha iyi dinleyecek birini bulabileceğimi zannetmiyorum.
- Allah, kalbi öyle yaratmış ki, kulu kendisini ölesiye sevsin, kulu kendisine âşık olsun. Çünkü bir insan ancak özüne âşık olunca hakikati anlayabilir. Ancak özüne âşık olunca Allah'ı tanıyabilir.
- Beşeri aşkın açtığı yarayı ancak ilahi aşk siler. Hak gelir, bâtıl zail olur.
- Allah bizimle birlikte hazır ve nazırken hissettiğimiz bu duygulara kısaca HUZUR adını koymuşlar büyüklerimiz.
- Herkes içinde ümit ağacının tohumuyla doğar ve herkesin içinde bu tohum biter,filiz verir.Ama bundan sonrası meçhul...
- Hiç yaşamı bir ölü olarak yaşadığınız oldu mu? Hiçbir şeyden tat almadan, ümidiniz kurumuş, duygularınız alınmış, geçmiş düşleriniz kabusa dönmüş, insan olmadan, kalbiniz olmadan, sevgisiz, heyecansız, beklentisiz yaşadığınız oldu mu hiç? Geceleri yatmayı, sabahları kalkmayı, yıkanmayı, kahvaltı etmeyi, evden çıkmayı, eve dönmeyi ve ortasındaki her şeyi angarya, büyük bir iş, kaldıramayacağınız kadar büyük bir yük olarak gördüğünüz oldu mu hiç? Olduysa, ne kadar böyle yaşadınız?
- "Allah'ım. Zaten bildiğin şeyleri bir kezde benden dinle. Çünkü sıkıntılar anlattıkça hafifler. Hüzün paylaştıkça dağılır. Ve ben, beni senden daha iyi dinleyecek birini bulabileceğimi zannetmiyorum.
- İnsanların çoğu-ben dahil- fazla değişim istemezler.Büyük değişimler korkutur onları.Çünkü bilinmeze bir yolculuktur değişim.Oysa biz insanlar bilmek isteriz,kontrol etmek,kendi kaderimizi çizebilmek.
- İnsan herkesle dertleşmez,seni duyan,dinleyen,anlayan,sır tutucağından emin olduğun biriyle dertleşmek ayrıcalıktır.
- Ölümü hep uzakta görür insan,hasta olsa da yaşlı olsa da bu böyledir.Ve onun için ölümden korkmadığını iddia etmek dünyanın öbür ucundaki bir aslandan korkmadığını söylemek gibidir.Aslan tam karşında olup sana gözlerini dikene kadar durum böyledir.
- Sıkıntılar anlattıkça hafifler. Hüzün paylaştıkça dağılır.
- Önemli olan, ne yaşadığın değil, yaşadığının seni nereye götürdüğüdür.
Sarıl Bana İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Yazarın kitapları beni her defasında şaşırtıyor.Çok akıcı ve güzel bir kitaptı.Bir solukta okunacak türdendi.Yazarın tarzını neden Paulo Coelho'ya benzettiklerini kitabı okuyunca daha iyi anlıyorsunuz.İçinde manevi bir yolculuk ve arayış söz konusu.Tasavvufi terimler ve davranışlar da başarıyla kurguya dahil edilmiş.Güzel bir kitaptı. (Asya)
Serdar Özkan'ın diğer kitapları gibi bu kitabı da oldukça akıcı, düşündürücü bir hikayeyi konu alıyor. Son kitaplarında özellikle tasavvuf konularına ağırlık veren yazarın son kitabı ilk kitapları kadar şaşırtıcı olmasa da kafa dağıtmak için oldukça güzel. (Dudeyin)
Ümidiniz varsa ölü değilsinizdir.. Kötü olsanız da, bencil olsanız da ölü değilsinizdir. Çünkü ümidi olan insan bir şekilde güveniyordur... Allâh'a, kainata, bir başkasına yada kendine... (Zeynep Arslan)
Kitabın Yazarı Serdar Özkan Kimdir?
Ağustos 1975'te doğan Serdar Özkan, ortaokul ve liseyi Robert Kolejde okudu. Lisans eğitimi için Amerika'ya giderek, Lehigh Üniversitesi'nde İşletme ve Psikoloji eğitimi gördü. Halen İstanbul'da yaşayan Serdar Özkan 2002 yılından beri full-time roman yazarlığıyla uğraşıyor. İlk romanı Kayıp Gül bugüne kadar 29 dile çevrildi, 40'tan fazla ülkede basıldı. Brezilya'dan Japonya'ya, Kanada'dan Endonezya'ya dünyanın dört bir yanında okurların büyük ilgi ve beğenisini kazanan Kayıp Gül, birçok ülkede haftalarca bestseller listelerinde yer aldı.
Serdar Özkan Kitapları - Eserleri
- Kayıp Gül
- Kayıp Gül 2: Ölümsüz Kalp
- Kayıp Gül - Ekim Yağmurları
- Hayatın Işıkları Yanınca
- Aşkın Resmi
- Mevlana Çağırınca
- Rumi'nin Bildiği Aşk
- Sen Ancak Sevdiğinsin
- Rumi'nin Kitabı
- Sarıl Bana
- Şimdi Hayal Et
- Sev
- Göklerin Ötesi
- Cennette Hüzün
- Aziz Sultan
- Mutlu Son
- Bir Tek Sen Varsın
- Mutluluk Yeniden
- When Life Lights Up
Serdar Özkan Alıntıları - Sözleri
- Kardeşim sen düşünceden ibaretsin Geriye kalan et ve kemiksin Gül düşünür gülistan olursun Diken düşünür dikenlik olursun. Rûmî (Rumi'nin Kitabı)
- "Havaya dalgaların fırlattığı damlalar gibiyiz bu hayatta. Damlalar olarak denizden geldik, yine denize döneceğiz. Havada olduğumuz zaman da bu dünyadaki ömrümüz kısacık... Ama onu küçümsememeliyiz. Çünkü bir damla havada olduğu anda dahi, denizdendir ve denizledir." (Mutluluk Yeniden)
- "Küçük çocuklar gibi olmadıkça, göklerdeki bilgeliğe erişemezsiniz." Sayfayı çevirdim. Bir sonraki bölümün en tepesinde şöyle yazıyordu. "Öyle masallar vardır ki, gerçek hayattan daha gerçektir..." Kitabı okumaya devam ettim, ama bir kaç dakika sonra şu cümleye gelince durdum: " Tanrı sevgidir. " " Sev, sadece sev, "demişti dostum bana. Ama hiçbir karşılık beklemeden sev. " En büyük mucize karşılıksız sevebilmektir. " (Hayatın Işıkları Yanınca)
- Yaşam tahterevalliye binmek gibi. Bir ucunda ümit , diğer ucunda hayal kırıklığı . Ümit ne zaman en yükseğe çıksa ,aynı hızla hayal kırıklığını yukarı fırlatmaya başlıyor. Ne kadar hızlı yükselmişseniz ,o kadar hızlı düşüyorsunuz. Bir ümit, bir hayal kırıklığı, bir ümit, bir hayal kırıklığı, bir ümit , bir hayal kırıklığı ve oyun böylece sürüp gidiyor. Ama sürüp giderken , sürekli kıç üstü yere oturan siz oluyorsunuz. (Hayatın Işıkları Yanınca)
- Bil ki, sürekli ben demenin bedeli, öz benliğini unutmandır. (Kayıp Gül - Ekim Yağmurları)
- “Soru ne olursa olsun cevabı sevgidir.” (Mutlu Son)
- Sevginin elini tutan insan, o eli hiç bırakmazsa, sevginin kendisi olur. (Mutlu Son)
- -sahibine Allah'a iade edilmesi gereken bir ev olan kalbi,bir kula vermiş olman.....Allah aşkıyla dolmamışsa o kalp,bir kula aşık olabilir. (Aziz Sultan)
- "...ancak cahiller kendilerini yeterli görürler." (Mevlana Çağırınca)
- Aramakla bulunmaz; lakin bulanlar arayanlardır. (Sen Ancak Sevdiğinsin)
- Keyif, bir şezlongun üstüne uzanıp elinde bir kokteyl ile güneşlenmek değildir. Ya da bir yatın püfür püfür esen güvertesinde koy koy dolaşmak. Gerçek keyif, göğsünde genişlik, kalbinde sakinlik hissetmektir. (Rumi'nin Bildiği Aşk)
- Bu yaşa geldim içimde bir çocuk hâlâ Sevgiler bekliyor sürekli benden. İnsanın bir yanı nedense hep eksik Ve o eksiği tamamlayayım derken Var olan aşınıyor azar azar zamanla. Anamın bıraktığı yerden sarıl bana. Anıların kar topluyor inceden Bir yorgan gibi geçmişimin üstüne. Ama yine de unutuş değil bu Sızlatıyor sensizliği tersine. Senin kim olduğunu bile bilmezken. Sevgiden caydığım yerde darıl bana. (Sarıl Bana)
- ...o damla okyanusa aittir.özü okyanusun özüyle aynıdır.ve damla kendi içine bakarsa,özünü bulur. (Mevlana Çağırınca)
- Çünkü ancak yardım isteyen insanlara yardım ulaştırabilirsiniz, ama buradaki insanların hâl dilinden yardım istemedikleri anlaşılıyordu. Hâl diliyle sanki şöyle diyorlardı: "Mutsuzum, ama güçlüyüm. En azından güçlü görünmek zorundayım ve problemlerimi ben halledebilirim." Ve bunu başkalarından gizlemeye çalışıyorlardı. Bazen gülerek, bazen duygusuz görünerek, bazen de başka bir yüz ifadesiyle. Çoğu da gözlerini koyu renk camlar arkasına gizlemişti. Çünkü gözler insanı ele verir. Gözler ruhun aynasıdır, ya ışık vardır onlarda ya da loşluk. Dudaklara şekil verebilirsiniz, yanaklara, kaşlara, alna, ama gözlere asla. (Mevlana Çağırınca)
- "Allah'ım. Zaten bildiğin şeyleri bir kezde benden dinle. Çünkü sıkıntılar anlattıkça hafifler. Hüzün paylaştıkça dağılır. Ve ben, beni senden daha iyi dinleyecek birini bulabileceğimi zannetmiyorum. (Sarıl Bana)
- ....sevdiğini sadece ve sadece Allah için sevene kadar bekleyecekti. (Aziz Sultan)
- ''sen okyanusta bir damla değilsin.bir damlanın içindeki okyanussun". (Aziz Sultan)
- Mutluluk başarı ile elde edilebilecek bir şey değildi. (Şimdi Hayal Et)
- Sevgi, hayatın her alanında vardı. (Şimdi Hayal Et)
- Keyif, bir şezlongun üstüne uzanıp elinde bir kokteyl ile güneşlenmek değildir. Ya da bir yatın püfür püfür esen güvertesinde koy koy dolaşmak. Gerçek keyif, göğsünde genişlik, kalbinde sakinlik hissetmektir. (Rumi'nin Bildiği Aşk)
Yorumlar
0 yorum